Testosteron tedavisi, vücutta yeterli miktarda üretilmeyen erkeklik hormonu testosteronun dışarıdan verilerek kandaki düzeyinin normal aralığa getirildiği ve buna bağlı yakınmaların giderilmesinin amaçlandığı bir tedavidir. Tıp dilinde hormon replasmanı olarak da adlandırılan bu tedavi, tekrarlanan ölçümlerle doğrulanmış testosteron düşüklüğü ve buna uygun belirtileri olan erkeklerde uygulanır. Testosteron tedavisi cinsel istek, sertleşme, enerji düzeyi, ruh hali, kas ve kemik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlayabilir, ancak doğru hasta seçimi ve düzenli takip gerektirir.
Bu yazıda testosteron tedavisinin ne olduğunu, kimlere uygulandığını, nasıl uygulandığını, uygulama biçimlerini, etkisinin ne zaman görüldüğünü, kontrollerin hangi aralıklarla yapıldığını, doğurganlığa etkisini, kimlere uygun olmadığını, risklerini ve tedavinin ne kadar süre devam ettiğini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Testosteron Tedavisi Nedir?
Testosteron tedavisi, testislerin yeterli testosteron üretemediği ya da testisleri uyaran beyin sinyallerinin zayıfladığı erkeklerde eksik olan hormonun jel, iğne veya diğer biçimlerde dışarıdan verilerek yerine konması işlemidir. Testosteron, erkeklerde cinsel isteğin, sertleşmenin, sperm üretiminin, kas kütlesinin, kemik yoğunluğunun ve kan yapımının düzenlenmesinde temel rol oynayan bir hormondur. Bu hormonun eksikliği yorgunluk, isteksizlik, cinsel istekte azalma, sertleşme sorunu, kas kaybı ve ruh hali değişiklikleri gibi yakınmalara yol açabilir. Testosteron tedavisinin amacı, kandaki hormon düzeyini sağlıklı bir erkekteki normal aralığa getirerek bu yakınmaları azaltmaktır.
Tedavi kararı yalnızca kan testinde düşük bir değer görülmesine dayanarak verilmez. Tanı için sabah saatlerinde farklı günlerde yapılan ölçümlerde testosteronun düşük bulunması ve buna uygun belirtilerin bulunması birlikte değerlendirilir. Tedaviye başlamadan önce kilo fazlalığı, uyku apnesi ve bazı ilaçlar gibi testosteron düşüklüğüne yol açan düzeltilebilir nedenler ele alınır. Testosteron tedavisi, uygun erkeklerde yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirebilen bir tedavidir. Bununla birlikte dışarıdan verilen hormon, testislerin kendi üretimini ve sperm yapımını baskılayabileceği için her erkeğe uygun değildir.
Tedavi süresince prostat sağlığı, kan değerleri ve belirtilerdeki değişim düzenli olarak izlenmelidir. Kas geliştirmek ya da performans artırmak amacıyla denetimsiz hormon kullanımı ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle testosteron tedavisi yalnızca hekim önerisiyle ve düzenli takip altında uygulanmalıdır.
Testosteron Tedavisi Kimlere Uygulanır?
Testosteron tedavisi, sabah saatlerinde farklı günlerde yapılan ölçümlerde testosteron düzeyi düşük bulunan ve cinsel istekte azalma, sertleşme sorunu, yorgunluk ya da kas kaybı gibi buna uygun belirtileri olan erkeklere uygulanır. Testosteron düşüklüğü saptanan erkeklerde önce düşüklüğün nedeni araştırılır ve testislerden mi yoksa beyinden mi kaynaklandığı belirlenir. Testis alınması, testis hasarı, kemoterapi ya da ışın tedavisi sonrası testosteron üretimi azalan erkekler bu tedavinin uygulandığı başlıca gruplardandır. Doğuştan fazladan X kromozomu taşıyan erkeklerde de testosteron tedavisi sıklıkla gerekir.
Hipofiz bezi hastalıklarına bağlı testosteron düşüklüğünde, altta yatan hastalık ilgili uzmanlarla birlikte ele alınırken hormon tedavisi de planlanabilir. Yaşa bağlı testosteron düşüşü nedeniyle belirgin yakınmaları olan ileri yaştaki erkeklerde de tedavi değerlendirilebilir. Kilo fazlalığı ve uyku apnesi gibi nedenlere bağlı düşüklüklerde önce bu nedenlerin düzeltilmesi hedeflenir ve hormon düzeyi kendiliğinden yükselebilir. Belirtisi olmayan ve yalnızca kan testinde hafif düşüklük saptanan erkeklerde tedavi genellikle önerilmez.
Çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde dışarıdan testosteron yerine testislerin kendi üretimini uyaran tedaviler tercih edilir. Tedaviye başlamadan önce prostat muayenesi, PSA ve kan sayımı ile tedaviye engel bir durum olup olmadığı değerlendirilir. Tedavi kararı, beklenen yararlar ve olası riskler hastayla ayrıntılı olarak konuşulduktan sonra birlikte verilir.
Testosteron Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Testosteron tedavisi, tanının doğrulanması ve tedavi öncesi testlerin tamamlanmasının ardından hastanın yaşam düzenine uygun bir uygulama biçiminin seçilmesi, kişiye uygun dozla başlanması ve belirli aralıklarla yapılan kan testleriyle dozun ayarlanması şeklinde uygulanır. Testosteron tedavisi nasıl yapılır sorusunun cevabı, tedavinin tek seferlik bir işlem değil, düzenli kullanım ve takip gerektiren bir süreç olmasıdır. Tedaviye başlamadan önce testosteron düzeyi sabah saatlerinde en az iki kez ölçülerek düşüklük doğrulanır. Hipofiz hormonları ve prolaktin düzeyleri ölçülerek düşüklüğün nedeni araştırılır.
Prostat muayenesi ve PSA ile prostatta tedaviye engel bir durum olup olmadığı değerlendirilir. Tam kan sayımı ile tedavi öncesi kan değerleri kayıt altına alınır. Hastanın çocuk sahibi olma planı mutlaka sorgulanır ve varsa farklı tedavi seçenekleri konuşulur. Uygulama biçimi, hastanın tercihine, yaşam düzenine, hormon düzeyinin dengede tutulma ihtiyacına ve olası risklere göre seçilir. Jel biçiminde tedavide ilaç her gün belirli bir saatte temiz ve kuru deriye sürülür. İğne biçiminde tedavide ilaç, kullanılan türe göre birkaç haftada ya da birkaç ayda bir kas içine yapılır.
Tedaviye başlandıktan birkaç ay sonra testosteron düzeyi ölçülerek hedef aralığa ulaşılıp ulaşılmadığı değerlendirilir. Hormon düzeyi, yakınmalardaki değişim ve kan değerlerine göre doz ya da uygulama aralığı gerekirse yeniden düzenlenir. Tedavi süresince hastanın yaşam tarzı değişikliklerini sürdürmesi de tedaviden elde edilen faydayı artırır.
Testosteron Tedavisinin Uygulama Biçimleri Nelerdir?
Testosteron tedavisinin uygulama biçimleri, deriye sürülen jeller, kas içine yapılan kısa ve uzun etkili iğneler, deri bantları, deri altına yerleştirilen küçük hormon çubukları ve ağızdan alınan bazı tabletlerdir. Deriye sürülen jeller, her gün uygulanan ve kandaki hormon düzeyini gün boyunca daha dengeli tutan bir seçenektir. Jel genellikle omuz, üst kol ya da karın derisine sürülür ve bölgenin kuruması beklendikten sonra giysiyle örtülür. Jel kullanan erkeklerin, hormonun temas yoluyla eşe ya da çocuklara geçmesini önlemek için uygulama sonrası ellerini yıkaması gerekir.
Kas içine yapılan kısa etkili iğneler birkaç haftada bir uygulanır ve iğneden sonra hormon düzeyi önce yükselip zamanla azaldığı için bazı erkeklerde dönemsel dalgalanmalar hissedilebilir. Uzun etkili iğneler ise birkaç ayda bir yapılır ve daha dengeli bir hormon düzeyi sağlar. İğne biçimleri, her gün uygulama yapmak istemeyen erkekler için pratik bir seçenektir. Deri bantları her gün değiştirilir, ancak deride tahriş yapabildiği için daha az tercih edilir. Deri altına yerleştirilen küçük hormon çubukları, hormonu birkaç ay boyunca yavaş yavaş kana bırakır.
Ağızdan alınan bazı testosteron tabletleri de belirli durumlarda kullanılabilir. Her uygulama biçiminin kendine özgü avantajları ve olası yan etkileri bulunur. Uygun biçim, hastanın tercihi, günlük yaşam düzeni ve takip sonuçları göz önünde bulundurularak hekimle birlikte seçilir.
Testosteron Tedavisinin Etkisi Ne Zaman Görülür?
Testosteron tedavisinin etkisi, yakınmanın türüne göre farklı zamanlarda görülür ve cinsel istek ile enerji düzeyindeki iyileşme çoğu zaman birkaç hafta içinde, kas gücü ve kemik yoğunluğundaki değişiklikler ise aylar ile yıllar içinde ortaya çıkar. Cinsel istekteki artış, tedavinin en erken fark edilen etkilerinden biridir ve genellikle ilk birkaç hafta içinde hissedilmeye başlar. Yorgunluk, isteksizlik ve enerji düzeyindeki iyileşme de çoğu erkekte ilk haftalardan itibaren fark edilir. Ruh halindeki düzelme ve çökkünlük hissinin azalması birkaç hafta ile birkaç ay içinde görülebilir.
Sertleşme kalitesindeki iyileşme daha uzun sürebilir ve birkaç ay içinde belirginleşir. Testosteron düşüklüğüne bağlı sertleşme sorunu olan bazı erkeklerde tedavi, sertleştirici ilaçların etkisini de artırabilir. Kas gücündeki artış ve vücut yağ oranındaki azalma çoğu zaman birkaç ay içinde fark edilir ve düzenli egzersizle desteklendiğinde daha belirgin olur. Testosteron düşüklüğüne bağlı kansızlık, kan yapımının artmasıyla birkaç ay içinde düzelebilir. Kemik yoğunluğundaki iyileşme ise en yavaş gelişen etkidir ve genellikle bir yıl ve üzerinde bir sürede ortaya çıkar.
Etkinin ortaya çıkma hızı, başlangıçtaki hormon düzeyine, uygulama biçimine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişir. Birkaç ay boyunca hormon düzeyi yeterli olduğu hâlde yakınmalarda düzelme olmayan erkeklerde, yakınmaların başka bir nedeni olup olmadığı araştırılır. Tedavinin etkisi, kontrollerde yakınmaların düzenli olarak sorgulanmasıyla izlenir.
Testosteron Tedavisinde Hangi Aralıklarla Kontrol Gerekir?
Testosteron tedavisinde ilk kontrol genellikle tedaviye başlandıktan üç ile altı ay sonra yapılır ve ilk yıl içinde birkaç kez tekrarlanan kontrollerin ardından sonuçlar dengede ise yılda bir kontrol yeterli olur. Kontrollerde öncelikle yakınmalardaki değişim, cinsel istek, enerji düzeyi ve ruh hali sorgulanır. Kandaki testosteron düzeyi ölçülerek hormonun hedef aralıkta olup olmadığı değerlendirilir. Ölçümün zamanlaması uygulama biçimine göre ayarlanır ve iğne kullanan erkeklerde ölçüm çoğu zaman bir sonraki iğneden hemen önce yapılır.
Tam kan sayımı ile kırmızı kan hücrelerinin artışına bağlı kan koyulaşması olup olmadığı kontrol edilir.
PSA ölçümü ve prostat muayenesi ile prostat sağlığı düzenli olarak izlenir. Tedavi sırasında PSA değerinde belirgin bir yükselme saptanırsa ek incelemeler planlanır. Kolesterol, karaciğer değerleri ve tansiyon da kontroller sırasında değerlendirilir. Horlama, gündüz uykululuğu ve nefes durması gibi uyku apnesi belirtileri sorgulanır. Meme hassasiyeti, bacaklarda şişlik ve idrar yapmada güçlük gibi olası yan etkiler de kontrollerde ele alınır.
Kan koyulaşması ya da başka bir sorun saptanan erkeklerde kontrol aralıkları kısaltılabilir ve doz yeniden düzenlenir. Düzenli kontroller, tedavinin hem etkili hem de güvenli bir şekilde sürdürülmesinin temel koşuludur.
Testosteron Tedavisi Doğurganlığı Etkiler mi?
Testosteron tedavisi doğurganlığı olumsuz etkiler, çünkü dışarıdan verilen testosteron beyinden testislere giden uyarıcı hormonları baskılayarak testislerdeki sperm üretimini belirgin şekilde azaltabilir ve bazı erkeklerde menide hiç sperm kalmamasına yol açabilir. Testislerin sperm üretebilmesi için beyindeki hipofiz bezinden salgılanan hormonların testisleri sürekli uyarması gerekir. Kanda dışarıdan verilen testosteron düzeyi yükseldiğinde beyin, testislerin yeterince hormon ürettiğini algılar ve uyarıcı hormonların salgılanmasını azaltır. Uyarının azalmasıyla testislerin içindeki testosteron düzeyi düşer ve sperm üretimi yavaşlar. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde dışarıdan testosteron tedavisi önerilmez.
Bu erkeklerde testislerin kendi testosteron ve sperm üretimini uyaran hormon iğneleri ya da ağızdan alınan ilaçlar tercih edilir. Testosteron tedavisi bırakıldıktan sonra çoğu erkekte sperm üretimi aylar içinde yeniden başlar, ancak bu süre kişiden kişiye değişir. Uzun süre ve yüksek dozda hormon kullanan bazı erkeklerde sperm üretiminin geri dönmesi daha uzun sürebilir ya da tam olarak düzelmeyebilir.
Bu nedenle ileride çocuk sahibi olmayı düşünen genç erkeklerde tedavi öncesinde bu konu mutlaka konuşulur. Gerekli görülen erkeklerde tedaviye başlamadan önce sperm dondurulması önerilebilir. Tedavi sırasında çocuk planı değişen erkeklerin bunu hekimine bildirmesi ve tedavinin yeniden düzenlenmesi gerekir. Doğurganlık, testosteron tedavisi planlanırken göz önünde bulundurulması gereken en önemli konulardan biridir.
Testosteron Tedavisi Kimlere Uygun Değildir?
Testosteron tedavisi, prostat kanseri ya da erkek meme kanseri olanlara, çocuk sahibi olmak isteyenlere, kan koyulaşması belirgin olanlara, tedavi edilmemiş ağır uyku apnesi bulunanlara ve kontrol altına alınmamış ağır kalp yetmezliği olan erkeklere uygun değildir. Testosteron, prostat kanseri hücrelerinin büyümesini destekleyebileceği için aktif ve tedavi edilmemiş prostat kanseri olan erkeklerde bu tedavi uygulanmaz. Erkek meme kanseri de testosteron tedavisinin uygulanmadığı durumlar arasındadır. Tedavi öncesinde PSA değeri yüksek bulunan ya da muayenede prostatta şüpheli bulgu saptanan erkeklerde önce prostat kanseri araştırılır.
Çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde sperm üretimini baskılayacağı için dışarıdan testosteron verilmez. Kan sayımında kırmızı kan hücreleri belirgin şekilde artmış erkeklerde tedavi kan koyulaşmasını ve pıhtı riskini artırabilir. Tedavi edilmemiş ağır uyku apnesi, testosteron tedavisiyle kötüleşebileceği için önce uyku apnesinin tedavi edilmesi gerekir. Kontrol altına alınmamış ağır kalp yetmezliği olan erkeklerde tedavi, vücutta su tutulmasını artırarak kalp yetmezliğini kötüleştirebilir.
Prostat büyümesine bağlı ağır idrar şikâyetleri olan erkeklerde tedavi öncesinde bu şikâyetler değerlendirilir. Yakın zamanda kalp krizi ya da inme geçirmiş erkeklerde tedavi kararı ilgili uzmanlarla birlikte dikkatle verilir.
Belirtisi olmayan ve yalnızca hafif hormon düşüklüğü bulunan erkeklerde de tedavi önerilmez. Kas geliştirmek ya da sportif performansı artırmak amacıyla testosteron kullanılması ise hiçbir koşulda uygun değildir.
Testosteron Tedavisinin Riskleri Nelerdir?
Testosteron tedavisinin riskleri arasında kan koyulaşması, akne ve ciltte yağlanma, meme hassasiyeti ve büyümesi, testislerde küçülme, sperm üretiminde azalma, vücutta su tutulması, uyku apnesinin kötüleşmesi, PSA yükselmesi ve prostat büyümesine bağlı idrar şikâyetleri yer alır. Testosteron, kemik iliğinde kırmızı kan hücresi yapımını artırır ve bazı erkeklerde kanın koyulaşmasına yol açabilir. Kan koyulaşması pıhtı oluşma riskini artırabileceği için düzenli kan sayımıyla izlenir ve gerekirse doz azaltılır, tedaviye ara verilir ya da kan alınır. Ciltte yağlanma ve akne, özellikle tedavinin ilk dönemlerinde görülebilir.
Testosteronun bir kısmının vücutta kadınlık hormonuna dönüşmesi, meme dokusunda hassasiyete ve büyümeye neden olabilir. Dışarıdan verilen hormon testislerin kendi üretimini baskıladığı için testislerde küçülme ve sperm üretiminde azalma görülür. Bazı erkeklerde vücutta su tutulmasına bağlı bacaklarda şişlik oluşabilir. Uyku apnesi olan erkeklerde tedavi horlamayı ve gece nefes durmalarını artırabilir. Tedavi sırasında PSA değerinde hafif bir yükselme görülebilir ve belirgin yükselmelerde prostat ayrıca değerlendirilir. Testosteronun prostat kanserini başlattığı düşünülmez, ancak fark edilmemiş bir kanserin büyümesini hızlandırabileceği için prostat takibi önemlidir.
Jel kullanan erkeklerde uygulama bölgesinde deride tahriş olabilir ve hormonun temasla eşe ya da çocuğa geçme riski bulunur. İğne biçimlerinde iğne yerinde ağrı ve kısa süreli hassasiyet görülebilir. Bu risklerin önemli bir bölümü, doğru hasta seçimi, uygun doz ve düzenli kontrollerle önlenebilir ya da erken fark edilebilir.
Testosteron Tedavisi Ne Kadar Süre Devam Eder?
Testosteron tedavisi, testosteron düşüklüğünün nedenine bağlı olarak düzeltilebilir nedenlerde kısa ya da orta süreli olabilir, testis hasarı gibi kalıcı nedenlerde ise çoğu zaman uzun süreli ya da ömür boyu devam eder. Testislerin alınması, kalıcı testis hasarı ya da doğuştan kromozom farklılıkları gibi durumlarda testislerin kendi üretimi geri gelmeyeceği için tedavi genellikle uzun süre sürdürülür. Kilo fazlalığı, uyku apnesi, kontrolsüz şeker hastalığı ya da bazı ilaçlara bağlı testosteron düşüklüğünde bu nedenler düzeltildiğinde tedavinin bırakılması değerlendirilebilir.
Tedavi bırakıldığında testislerin kendi üretimine yeniden başlaması zaman alabilir ve bu dönemde yakınmalar geçici olarak geri dönebilir.
Tedaviyi bırakmadan önce ve bıraktıktan sonra hormon düzeyi testosteron testi ile yeniden değerlendirilir. Testislerin kendi üretimine dönüp dönmediğini anlamak için beyinden testislere giden uyarıcı hormonlardan FSH ve LH düzeyleri de ölçülebilir. Tedaviden fayda görmeyen ya da yan etkileri belirgin olan erkeklerde tedavinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği yeniden konuşulur. Tedavinin ne kadar süreceği her kontrolde yakınmalar, kan değerleri ve hastanın beklentileri göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilir.
Çocuk planı ortaya çıkan erkeklerde tedavi kesilerek kendi üretimi uyaran tedavilere geçilebilir. Uzun süreli tedavi alan erkeklerde düzenli kontrollerin aksatılmaması, tedavinin güvenle sürdürülmesi için büyük önem taşır. Tedavinin hekim önerisi olmadan birden bırakılması yerine planlı şekilde sonlandırılması önerilir.
1 Testosteron Tedavisi Hangi Durumda Ertelenir?
2 Testosteron Tedavisi Öncesinde Sperm Dondurulmalı mı?
3 Testosteron Tedavisi Kas Geliştirme Amacıyla Kullanılabilir mi?
4 Testosteron Tedavisi Böbrek Fonksiyonu Düşük Hastalarda Uygulanır mı?
5 Testosteron Tedavisi Prostat Kanseri Riskini Artırır mı?
6 Testosteron Tedavisi Nasıl Etki Gösterir?
7 Testosteron Tedavisi İleri Yaştaki Hastalara Uygulanabilir mi?
8 Testosteron Tedavisi Kalp Sağlığını Etkiler mi?
9 Testosteron Tedavisi Başka İlaçlarla Etkileşir mi?
10 Testosteron Tedavisi Tekrarlanabilir mi?
11 Testosteron Tedavisi Yerine Kendi Üretimi Artıran İlaçlar Kullanılabilir mi?
12 Testosteron Tedavisi Öncesinde Hangi Tetkikler Tamamlanmalıdır?
13 Testosteron Tedavisi Uzun Süre Uygulandığında Güvenli midir?
14 Testosteron Tedavisi Uyku Apnesini Etkiler mi?
15 Testosteron Tedavisi Sırasında Kan Koyulaşması Olursa Ne Yapılır?
16 Testosteron Tedavisi Şeker Hastalarında Uygulanabilir mi?
17 Testosteron Tedavisi Sonrası Şikâyetler Geri Döner mi?
18 Testosteron Tedavisi Kemik Sağlığını Nasıl Etkiler?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Male Infertility medlineplus.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov
- Sexual Problems in Men medlineplus.gov
- Literatür taraması: “varicocele repair semen parameters meta analysis” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “non obstructive azoospermia microdissection testicular sperm extraction” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “male hypogonadism testosterone therapy guideline” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “semen analysis reference values” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov