Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara Pzt.-Cuma 09.00 – 17.00 · Cmt. 09.00 – 16.00
Prof. Dr. Hasan Biri • Üroloji Uzmanı · Üroonkoloji ve Robotik Cerrahi
Tedaviler

Kapalı Prostat Ameliyatı (Transüretral Prostat Rezeksiyonu)

Kapalı prostat ameliyatını hastalarıma TUR-P yönteminin uygulanışı, iyileşme ve riskleriyle anlattım. Kapalı prostat ameliyatı Ankara.

Kapalı prostat ameliyatı, iyi huylu prostat büyümesinde idrar yolunu daraltan prostat dokusunun, karında kesi açılmadan idrar kanalından girilerek çıkarıldığı bir ameliyattır. Tıbbi literatürde transüretral prostat rezeksiyonu olarak adlandırılan ve kısaca TUR-P diye bilinen bu yöntem, prostat büyümesinin cerrahi tedavisinde uzun yıllardır en sık uygulanan yöntemlerden biridir. İlaçlarla yeterli rahatlama sağlanamayan ya da prostat büyümesine bağlı sorunlar gelişen pek çok erkekte idrar akımını kalıcı olarak rahatlatmayı amaçlar. Bu yazıda TUR-P'nin ne olduğunu, kimlere yapıldığını, nasıl uygulandığını, sonrasındaki iyileşme sürecini ve olası risklerini sırasıyla ele alıyoruz.

TUR-P Nedir?

TUR-P, idrar kanalından yerleştirilen ince bir kamera sistemi aracılığıyla, idrar yolunu tıkayan prostat dokusunun elektrik enerjisiyle küçük parçalar halinde kesilerek çıkarıldığı endoskopik bir ameliyattır. Bu ameliyatta kullanılan alete rezektoskop adı verilir. Rezektoskobun içinde ışık kaynağı, kamera ve ucunda elektrik akımı taşıyan ince bir tel halka bulunur. Cerrah bu halkayı kullanarak prostatın idrar kanalına baskı yapan bölümünü, idrar kanalının içinden dışa doğru katman katman kazır.

Aynı elektrik enerjisi, kesme sırasında kanayan küçük damarların yakılarak kanamanın durdurulmasını da sağlar. Kesilen doku parçaları mesaneye düşer ve ameliyatın sonunda yıkama yoluyla dışarı alınır.

TUR-P'nin en belirgin özelliği, karında ya da kasıkta hiçbir kesi açılmadan tamamen idrar kanalı yoluyla uygulanmasıdır. Bu nedenle kapalı prostat ameliyatı olarak da adlandırılır. Ameliyatta prostatın tamamı değil, idrar kanalını çevreleyen ve tıkanıklığa yol açan iç bölümü çıkarılır. Prostatın dış kabuğu olarak düşünülebilecek kapsül ve buna yakın doku yerinde bırakılır. Bu yönüyle TUR-P, prostat kanseri nedeniyle prostatın tamamının çıkarıldığı ameliyatlardan tamamen farklıdır.

Yöntem, orta büyüklükteki prostatlarda uzun yıllardır başarıyla uygulanan ve pek çok üroloji uzmanının deneyim sahibi olduğu yerleşik bir ameliyattır. Çıkarılan dokunun patoloji incelemesine gönderilebilmesi de bu yöntemin önemli özelliklerinden biridir.

TUR-P Ameliyatı Kimlere Yapılır?

TUR-P ameliyatı, iyi huylu prostat büyümesi nedeniyle yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyen idrar yapma şikâyetleri olan ve bu şikâyetleri ilaçla yeterince kontrol altına alınamayan erkeklere yapılır. Zayıf idrar akımı, idrar yapmaya başlamakta güçlük, mesanenin tam boşalmadığı hissi ve gece sık idrara kalkma bu şikâyetlerin başında gelir. İlaç tedavisinden fayda görmeyen, ilaçların yan etkilerini tolere edemeyen ya da uzun süre ilaç kullanmak istemeyen erkekler bu ameliyatın başlıca adaylarıdır.

Prostat büyümesine bağlı olarak hiç idrar yapamama atakları geçiren ve sondaya bağımlı hale gelen erkeklerde de TUR-P sondadan kurtulma olanağı sağlayabilir.

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, prostat büyümesine bağlı mesane taşı ve prostat kaynaklı tekrarlayan kanamalar da ameliyat gerekliliğini gösteren durumlardır. Mesanede belirgin miktarda idrar kalması ve buna bağlı olarak böbrek işlevlerinin etkilenmesi ise ameliyatın ertelenmemesi gereken durumlar arasındadır.

TUR-P, özellikle orta büyüklükteki prostatlarda yaygın olarak tercih edilir. Çok büyük prostatlarda ise ameliyat süresinin uzaması ve kanama riskinin artması nedeniyle lazerle enükleasyon ya da açık veya robotik ameliyat gibi seçenekler öne çıkabilir. Ameliyat öncesinde şikâyet skoru, parmakla rektal muayene, PSA testi, idrar tahlili, idrar akım testi, mesanede kalan idrar ölçümü ve prostat ultrasonu ile ayrıntılı değerlendirme yapılır.

PSA değeri yüksek olan erkeklerde ameliyattan önce prostat kanseri olasılığı ayrıca araştırılır. Şikâyetlerin prostat tıkanıklığından mı yoksa mesane kasının zayıflığından mı kaynaklandığı netleştirilemediğinde ürodinami testi istenebilir. Mesane kası ciddi şekilde zayıflamış erkeklerde ameliyattan beklenen faydanın sınırlı kalabileceği önceden konuşulmalıdır. Anestezi riskini artıran kalp ve akciğer hastalıkları da ameliyat kararında dikkate alınır.

TUR-P Ameliyatı Nasıl Yapılır?

TUR-P ameliyatı, idrar kanalından ilerletilen rezektoskop aracılığıyla tıkanıklığa yol açan prostat dokusunun tel halkayla parça parça kesilip dışarı alınmasıyla yapılır. Kapalı prostat ameliyatı nasıl yapılır sorusunu yanıtlarken ameliyatın hazırlık, kesme, kanama kontrolü ve sonda yerleştirme aşamalarını ayrı ayrı ele almak gerekir. Ameliyat çoğunlukla belden aşağısını uyuşturan spinal anestezi ya da genel anestezi altında yapılır. Hasta sırtüstü yatırılır ve bacakları destekler üzerine yerleştirilir.

Rezektoskop idrar kanalından ilerletilerek önce idrar kanalı, prostat ve mesane ayrıntılı olarak incelenir. Bu incelemede mesanede taş, tümör ya da başka bir sorun olup olmadığı da değerlendirilir. Ameliyat boyunca görüş alanını açık tutmak için sürekli olarak yıkama sıvısı verilir.

Cerrah, tel halkayı elektrik akımıyla ısıtarak prostatın idrar kanalına baskı yapan bölümlerini sistemli bir şekilde keser. Kesme işlemi idrar kanalının içinden prostat kapsülüne doğru ilerler ve idrar yolunu açacak yeterli doku çıkarılana kadar sürdürülür. Kesme sırasında kanayan damarlar aynı alet kullanılarak elektrikle yakılır ve kanama kontrol altına alınır. Mesaneye düşen doku parçaları özel bir yıkama aletiyle dışarı alınır. Son olarak kanama kontrolü tekrar yapılır ve mesaneye, gerektiğinde sürekli yıkama yapılmasına olanak tanıyan bir idrar sondası yerleştirilir.

Çıkarılan doku parçaları patoloji laboratuvarına gönderilir. Ameliyat bittikten sonra hasta takip odasına alınır ve anestezinin etkisi geçene kadar tansiyon, nabız ve idrar rengi yakından izlenir. Belden aşağısı uyuşturulan hastalarda bacaklardaki uyuşukluk birkaç saat içinde kaybolur ve hasta yeniden hareket edebilir hale gelir.

Monopolar ve Bipolar TUR-P Farkı Nedir?

Monopolar ve bipolar TUR-P arasındaki temel fark, elektrik akımının vücutta izlediği yol ve buna bağlı olarak kullanılan yıkama sıvısının türüdür. Monopolar TUR-P, bu ameliyatın uzun yıllardır uygulanan klasik biçimidir. Bu yöntemde elektrik akımı tel halkadan çıkıp hastanın vücudundan geçerek bacağa ya da kalçaya yapıştırılan bir plakaya ulaşır. Akımın doğru çalışabilmesi için elektriği iletmeyen özel bir yıkama sıvısı kullanılması gerekir.

Uzun süren ameliyatlarda bu sıvının bir kısmı açık damarlardan kana karışabilir ve kandaki tuz dengesini bozabilir. TUR sendromu adı verilen bu durum bulantı, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı ve tansiyon değişiklikleriyle kendini gösterebilir.

Bipolar TUR-P'de ise elektrik akımı hastanın vücudundan geçmez ve aletin ucundaki iki kutup arasında döner. Bu yöntemde vücut sıvılarıyla uyumlu serum fizyolojik yıkama sıvısı olarak kullanılabilir. Bu nedenle bipolar yöntemde TUR sendromu riski çok düşüktür ve ameliyat süresinin sıvı emilimi açısından sınırlandırılması gerekmez. Bu özellik, bipolar yöntemin daha büyük prostatlarda da uygulanabilmesine olanak tanır. Elektrik akımı vücuttan geçmediği için kalp pili taşıyan hastalarda da daha güvenli bir seçenek oluşturur.

Bipolar sistemlerde doku tel halkaya daha az yapışır ve kanama kontrolü daha düzenli sağlanabilir. Günümüzde pek çok merkezde bipolar TUR-P tercih edilmekle birlikte, deneyimli ellerde her iki yöntemin idrar akımında sağladığı düzelme benzerdir.

TUR-P Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

TUR-P ameliyatı çoğu hastada yaklaşık kırk beş dakika ile bir buçuk saat arasında sürer. Ameliyat süresini belirleyen en önemli etken, çıkarılması gereken prostat dokusunun miktarıdır. Orta büyüklükteki bir prostatta ameliyat genellikle bir saat civarında tamamlanır. Prostatın daha büyük olduğu durumlarda süre uzayabilir. Bu süreye anestezinin verilmesi, hastanın pozisyonunun ayarlanması ve ameliyat sonrası takip odasında geçen süre de eklenir. Bu nedenle hasta yakınlarının ameliyathane önünde bekleme süresi ameliyatın kendi süresinden daha uzun olur.

Ameliyat süresini etkileyen başka durumlar da vardır. Mesanede taş bulunan hastalarda taşın aynı seansta kırılarak alınması ameliyatı uzatır. İdrar kanalında darlık bulunan erkeklerde rezektoskobun ilerletilebilmesi için önce darlığın genişletilmesi gerekebilir. Kan sulandırıcı kullanan ya da prostatı çok damarlı olan hastalarda kanama kontrolü daha fazla zaman alabilir. Monopolar yöntemde sıvı emilimi riski nedeniyle ameliyatın belirli bir süreyi aşmaması gözetilir. Bipolar yöntemde ise bu açıdan daha esnek bir çalışma olanağı bulunur. Ameliyatın kısa sürmesinden çok, tıkanıklığa yol açan dokunun yeterli ve güvenli biçimde çıkarılması esas alınır.

TUR-P Sonrası Sonda Kaç Gün Kalır?

TUR-P sonrası idrar sondası çoğu hastada yaklaşık bir ile üç gün yerinde kalır. Sonda, ameliyat bölgesindeki kanamanın idrarla birlikte dışarı atılmasını sağlar ve pıhtıların mesanede birikmesini önler. İlk saatlerde sonda aracılığıyla mesane sürekli olarak yıkanabilir. Sondanın balonu, prostatın bulunduğu bölgeye hafif baskı uygulayarak kanamanın durmasına da yardımcı olur. İdrarın rengi berraklaştığında yıkama durdurulur ve bir süre sonra sonda çıkarılır. Sonda çıkarıldıktan sonra hastanın rahat idrar yapabildiği ve mesanenin yeterince boşaldığı gözlenir.

Sonda süresi bazı hastalarda daha uzun olabilir. Prostatı büyük olan ve çok miktarda doku çıkarılan hastalarda kanamanın durulması daha fazla zaman alabilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da idrarın berraklaşması gecikebilir. Ameliyattan önce uzun süre sondalı yaşamış ya da mesane kası zayıflamış hastalarda mesanenin yeniden etkili biçimde kasılabilmesi için sondanın bir süre daha kalması gerekebilir.

Bu durumda hasta sondayla taburcu edilebilir ve sonda kontrol gününde çıkarılır. Sonda varken hafif pembe renkli idrar, sonda çevresinde rahatsızlık ve mesane kasılmasına bağlı ani sıkışma hissi sık görülen durumlardır. Sonda çıkarıldıktan sonra hiç idrar yapılamaması ise beklenen bir durum değildir ve hemen hekime bildirilmelidir.

TUR-P Sonrası Hastanede Kaç Gün Kalınır?

TUR-P sonrasında hastalar çoğunlukla bir ile üç gün hastanede kalır. Hastanede kalış süresi büyük ölçüde sondanın ne zaman çıkarılabildiğine bağlıdır. Ameliyattan birkaç saat sonra, anestezinin etkisi geçtiğinde hasta ağızdan sıvı almaya ve ardından hafif yiyecekler yemeye başlayabilir. Aynı gün ya da ertesi sabah yardımla ayağa kalkılır ve kısa yürüyüşler yapılır. Erken hareket etmek, bacak damarlarında pıhtı oluşma riskini azaltır ve bağırsakların çalışmasını kolaylaştırır. Bu dönemde idrarın rengi, sondanın çalışması, ateş ve tansiyon düzenli olarak izlenir.

Taburculuk için idrarın yeterince berraklaşmış, sondanın çıkarılmış ve hastanın rahat idrar yapabiliyor olması beklenir. Bazı merkezlerde idrar yaptıktan sonra mesanede kalan idrar miktarı ultrasonla ölçülerek mesanenin boşalma durumu kontrol edilir. Taburculuk öncesinde hastaya bol su içmesi, kabızlıktan kaçınması ve ağır fiziksel eforden uzak durması gerektiği anlatılır. Kullanması gereken ilaçlar ve kontrol günü de bu aşamada belirlenir.

Kanamanın uzadığı, eşlik eden hastalıkları nedeniyle yakın izlem gereken ya da sondayla taburcu edilmesi planlanan hastalarda hastanede kalış süresi uzayabilir. Evde ateş, pıhtılı idrar ya da idrar yapamama gibi durumlarda hemen başvurulması gerektiği de taburculuk sırasında vurgulanır. Hastaların büyük bölümü ise kısa bir hastane döneminin ardından evine dönerek iyileşmesini evde sürdürür.

TUR-P Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürer?

TUR-P sonrası genel iyileşme çoğu hastada üç ile altı hafta içinde tamamlanır. İlk bir iki hafta hafif yorgunluk hissedilmesi olağandır. Sonda çıkarıldıktan sonraki haftalarda idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve ani sıkışma hissi görülebilir. İdrar akımı ise çoğu hastada sonda çıkar çıkmaz belirgin şekilde güçlenir. Ameliyat bölgesinde iyileşme sırasında oluşan kabukların dökülmesiyle ikinci ya da üçüncü haftada idrarda geçici kanama artışı görülebilir. Bu durum çoğunlukla bol su içilmesiyle kendiliğinden geçer.

İyileşme döneminde bazı önerilere uyulması, kanama ve diğer sorunların önlenmesine yardımcı olur. Gün boyunca bol su içilmesi, idrarın berrak kalmasını ve pıhtı oluşumunun önlenmesini sağlar. Kabızlıktan kaçınmak ve ıkınmamak için lifli beslenmeye özen gösterilir. Ağır kaldırma, yoğun egzersiz, bisiklet ve ata binme gibi etkinliklerden birkaç hafta boyunca kaçınılması önerilir. Masa başı çalışanlar çoğunlukla bir iki hafta içinde işlerine dönebilirken, fiziksel güç gerektiren işlerde daha uzun bir dinlenme süresi gerekebilir.

Cinsel ilişkiye genellikle iki üç hafta sonra dönülebilir. Uzun süre tıkanıklıkla çalışmış mesaneye ait sıkışma ve sık idrara çıkma şikâyetlerinin tamamen düzelmesi ise birkaç ayı bulabilir.

TUR-P Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

TUR-P ameliyatının riskleri, erken dönemde görülebilen sorunlar ile uzun dönemde ortaya çıkabilen değişiklikler olarak iki grupta ele alınabilir. Erken dönemde en sık karşılaşılan sorun kanamadır ve çoğu zaman sonda ile yapılan yıkama sayesinde kendiliğinden durur. Nadiren pıhtıların temizlenmesi için yeniden müdahale ya da kan nakli gerekebilir. İdrar yolu enfeksiyonu ve buna bağlı ateş de görülebilecek erken dönem sorunlar arasındadır.

Monopolar yöntemde uzun süren ameliyatlarda yıkama sıvısının emilimine bağlı TUR sendromu gelişebilir. Sonda çıkarıldıktan sonra bazı hastalarda geçici idrar kaçırma görülebilir ve bu durum çoğunlukla haftalar içinde düzelir.

Uzun dönemde en sık görülen değişiklik, boşalma sırasında meninin dışarı yerine mesaneye kaçmasıdır. Geri kaçışlı boşalma adı verilen bu durumda orgazm hissi genellikle korunur, ancak meni miktarı azalır ya da hiç görülmez. İdrar kanalında ya da mesane boynunda zamanla darlık gelişebilir ve idrar akımında yeniden zayıflamaya yol açabilir. Kalıcı idrar kaçırma ve sertleşmenin olumsuz etkilenmesi nadir görülen risklerdir.

Ameliyat sırasında prostat kapsülünün ya da mesane duvarının zedelenmesi de nadir görülen bir komplikasyondur. Çıkarılan dokunun patoloji incelemesinde beklenmeyen şekilde prostat kanseri saptanabilir ve bu durumda takip buna göre planlanır. Tüm bu risklerin ameliyat öncesinde hastayla ayrıntılı olarak konuşulması, bilinçli bir karar verilmesini sağlar.

TUR-P Sonrası Prostat Yeniden Büyür mü?

TUR-P sonrası prostat yıllar içinde yeniden büyüyebilir ve bazı hastalarda idrar yapma şikâyetleri tekrar ortaya çıkabilir. Bunun nedeni, ameliyatta prostatın tamamının değil, idrar kanalını çevreleyen ve tıkanıklığa yol açan iç bölümünün çıkarılmasıdır. Prostat kapsülüne yakın bölgede kalan doku, erkeklik hormonlarının etkisiyle yaş ilerledikçe yeniden büyüme eğilimi gösterebilir. Bu yeniden büyüme çoğunlukla yavaş gelişir ve pek çok hastada uzun yıllar boyunca şikâyete yol açacak düzeye ulaşmaz.

Ameliyattan uzun süre sonra şikâyetleri tekrarlayan bazı hastalarda ise yeniden bir girişim gerekebilir. Yeniden büyüme olasılığı, ameliyatta çıkarılan doku miktarı ve hastanın ameliyat sırasındaki yaşıyla da ilişkilidir.

Ameliyattan sonra idrar akımında yeniden zayıflama görülmesi her zaman prostatın tekrar büyüdüğü anlamına gelmez. İdrar kanalı ya da mesane boynu darlığı ve yaşla birlikte mesane kasının zayıflaması da benzer şikâyetlere yol açabilir. Bu nedenle şikâyetleri tekrarlayan hastalarda nedenin ayrıntılı olarak araştırılması gerekir. Değerlendirmede idrar akım testi, mesanede kalan idrar ölçümü, prostat ultrasonu ve gerektiğinde idrar kanalının kamera ile incelenmesi kullanılır.

PSA değeri de ameliyattan sonraki yeni başlangıç değeriyle karşılaştırılarak düzenli olarak izlenir. Prostatın yeniden büyüdüğü saptanan hastalarda ilaç tedavisi, tekrar TUR-P ya da lazerle prostat ameliyatı gibi seçenekler değerlendirilir. Ameliyat sonrasında düzenli kontrollerin sürdürülmesi, olası bir yeniden büyümenin ya da darlığın erken fark edilmesini sağlar.

Merak Edilenler
1 Kapalı Prostat Ameliyatı Öncesinde Hangi Tetkikler Tamamlanmalıdır?
Kapalı prostat ameliyatı öncesinde, hem ameliyat kararını doğrulayan hem de hastanın ameliyata hazır olduğunu gösteren tetkikler tamamlanır. Şikâyet skoru, parmakla rektal muayene, PSA testi, idrar akım testi ve mesanede kalan idrar ölçümü ameliyat kararının temelini oluşturur. Prostat hacmi ultrasonla ölçülerek yöntemin uygunluğu değerlendirilir. İdrar tahlili ve idrar kültürü ile enfeksiyon olmadığından emin olunur, varsa ameliyat öncesinde tedavi edilir. Kan sayımı, pıhtılaşma testleri, böbrek fonksiyonları, kalp değerlendirmesi ve anestezi muayenesi de ameliyat öncesinde yapılır.
2 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Cinsel İşlev Nasıl Etkilenir?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında cinsel işlevdeki en sık değişiklik, boşalma sırasında meninin mesaneye kaçmasıdır. Sertleşmeyi sağlayan sinirler prostat kapsülünün dışından geçtiği için bu ameliyatta sertleşme işlevinin etkilenmesi nadirdir. Ameliyat öncesinde sertleşme sorunu olmayan erkeklerin büyük bölümünde sertleşme işlevi korunur. Ameliyat öncesinde var olan sertleşme sorunu ise ameliyatla düzelmez ve ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Cinsel ilişkiye genellikle ameliyattan iki üç hafta sonra, ameliyat bölgesi iyileştiğinde dönülebilir.
3 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası İdrarda Kan Ne Kadar Sürer?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında idrarın ilk günlerde pembe renkte olması beklenen bir durumdur. Sonda çıkarılmadan önce idrar çoğunlukla belirgin şekilde berraklaşır. Ameliyattan sonraki ikinci ya da üçüncü haftada, ameliyat bölgesindeki kabukların dökülmesine bağlı olarak idrarda yeniden hafif kanlanma görülebilir. Bu kanlanma genellikle birkaç gün içinde azalır ve bol su içmek iyileşmeyi destekler. İdrarın koyu kırmızı olması, pıhtı görülmesi ya da pıhtı nedeniyle idrar yapılamaması ise hemen hekime başvurmayı gerektirir.
4 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Yaşam Kalitesi Nasıl Değerlendirilir?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında yaşam kalitesi, ameliyat öncesinde doldurulan standart şikâyet skoru ve yaşam kalitesi sorusu tekrarlanarak değerlendirilir. Bu değerlendirmede idrar akımının gücü, gece idrara kalkma sayısı, sık idrara çıkma ve idrar yapma şikâyetlerinin günlük yaşama etkisi ölçülür. Elde edilen puanlar ameliyat öncesiyle karşılaştırılarak hastanın ne ölçüde rahatladığı ortaya konur. Boşalma değişiklikleri, idrar kaçırma ve cinsel işlev de kontrollerde ayrıca sorgulanır. Şikâyetleri beklenenden az düzelen hastalarda mesane işlevi ya da darlık gibi nedenler araştırılır.
5 Kapalı Prostat Ameliyatı Başarısı Hangi Ölçütlerle Değerlendirilir?
Kapalı prostat ameliyatının başarısı, şikâyetlerdeki düzelme ile nesnel ölçümlerdeki değişikliklerin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Şikâyet skorundaki azalma ve hastanın günlük yaşamındaki rahatlama en önemli göstergelerdir. İdrar akım testinde akış hızının artması ve mesanede kalan idrar miktarının azalması, tıkanıklığın giderildiğini nesnel olarak gösterir. Ameliyat öncesinde sondalı yaşayan hastalarda sondadan kurtulma, tekrarlayan enfeksiyon ya da taşı olan hastalarda bu sorunların tekrarlamaması da başarı ölçütleri arasındadır. Uzun dönemde yeniden girişim gerektirecek darlık ya da yeniden büyüme olmaması da değerlendirmenin bir parçasıdır.
6 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Hangi İlaçlar Kullanılır?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında kullanılan ilaçlar çoğunlukla kısa süreli ve iyileşme dönemindeki şikâyetlere yöneliktir. Yanma ve hafif ağrı için basit ağrı kesiciler genellikle yeterli olur. Koruyucu amaçla bir süre antibiyotik verilebilir ve kabızlığı önlemek için bağırsak hareketlerini kolaylaştıran ilaçlar önerilebilir. Belirgin sıkışma ve sık idrara çıkma şikâyeti olan hastalarda mesaneyi gevşeten ilaçlar bir süre kullanılabilir. Ameliyat öncesinde kullanılan prostat ilaçları ise çoğunlukla ameliyattan sonra hekimin önerisiyle bırakılır.
7 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Boşalma Nasıl Değişir?
Kapalı prostat ameliyatında mesane boynuna yakın prostat dokusu çıkarıldığı için boşalma sırasında meni çoğu erkekte mesaneye doğru kaçar. Bu duruma geri kaçışlı boşalma adı verilir ve ameliyattan sonra sık görülen bir değişikliktir. Orgazm hissi çoğunlukla korunur, ancak dışarı gelen meni miktarı azalır ya da hiç meni gelmez. Mesaneye kaçan meni bir sonraki idrarla dışarı atılır ve sağlığa zarar vermez. Bu değişiklik doğal yoldan çocuk sahibi olmayı etkileyebileceği için ameliyat öncesinde hastayla mutlaka konuşulmalıdır.
8 Kapalı Prostat Ameliyatı İleri Yaştaki Hastalara Uygulanabilir mi?
Kapalı prostat ameliyatı ileri yaştaki hastalarda da sık uygulanan bir ameliyattır ve yaş tek başına engel oluşturmaz. Karında kesi açılmaması ve çoğunlukla belden aşağısını uyuşturan anesteziyle yapılabilmesi, ileri yaştaki hastalar açısından önemli özelliklerdir. Karar verilirken hastanın genel sağlık durumu, kalp ve akciğer işlevleri ve kullandığı ilaçlar dikkatle değerlendirilir. Uzun süredir sondalı yaşayan ileri yaştaki hastalarda ameliyat, sondadan kurtulma olanağı sağlayabilir. Ancak mesane kası ciddi şekilde zayıflamışsa ameliyattan sonra da mesane tam boşalamayabileceği önceden hastayla ve yakınlarıyla paylaşılır.
9 Kapalı Prostat Ameliyatı Uygulanamadığında Hangi Seçenekler Kalır?
Kapalı prostat ameliyatının uygun olmadığı durumlarda başka cerrahi ve cerrahi dışı seçenekler bulunmaktadır. Çok büyük prostatlarda lazerle enükleasyon ya da açık veya robotik ameliyat daha uygun seçenekler olabilir. Kan sulandırıcıyı bırakamayan hastalarda lazerle yapılan yöntemler kanama kontrolü açısından tercih edilebilir. Seçilmiş hastalarda su buharının kullanıldığı minimal invaziv yöntemler daha sınırlı bir girişimle rahatlama sağlayabilir. Anestezi riski çok yüksek olan hastalarda ise ilaç tedavisinin sürdürülmesi, kalıcı sonda ya da kendi kendine aralıklı sonda uygulaması gibi seçenekler değerlendirilir.
10 Kapalı Prostat Ameliyatı Diğer Yöntemlerden Hangi Yönüyle Ayrılır?
Kapalı prostat ameliyatında prostat dokusu elektrik akımı taşıyan bir tel halkayla idrar kanalının içinden küçük parçalar halinde kazınarak çıkarılır. Lazerle enükleasyon yöntemlerinde ise büyümüş doku kapsülden bütün halinde ayrılarak çıkarılır. Su buharı gibi minimal invaziv yöntemlerde doku çıkarılmaz, yerinde küçültülür ve bu nedenle patoloji incelemesi için doku elde edilmez. Kapalı prostat ameliyatı pek çok merkezde uygulanabilen, özel lazer cihazı gerektirmeyen ve uzun süredir kullanılan yerleşik bir yöntemdir. Yöntemler arasındaki seçim prostat hacmi, kan sulandırıcı kullanımı, boşalmanın korunması beklentisi ve merkezin olanaklarına göre yapılır.
11 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Doğurganlık Nasıl Etkilenir?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında doğurganlık, çoğunlukla boşalma sırasında meninin mesaneye kaçması nedeniyle etkilenir. Sperm üretimi testislerde gerçekleştiği için ameliyat sperm üretimini doğrudan bozmaz. Ancak meni dışarı atılamadığında doğal yoldan çocuk sahibi olma olasılığı belirgin şekilde azalır. Çocuk planı olan erkeklerin bu konuyu ameliyattan önce hekimleriyle konuşması ve sperm dondurma seçeneğini değerlendirmesi önerilir. Gerekli durumlarda boşalma sonrası idrardan sperm elde edilerek yardımcı üreme yöntemlerinden yararlanılabilir.
12 Kapalı Prostat Ameliyatı Anestezi Türü Nasıl Belirlenir?
Kapalı prostat ameliyatı çoğunlukla belden aşağısını uyuşturan spinal anestezi ya da genel anestezi altında yapılır. Spinal anestezi, özellikle akciğer hastalığı olan ya da genel anesteziyle ilgili riski yüksek olan hastalarda sık tercih edilir. Spinal anestezinin bir avantajı da hastanın uyanık olması sayesinde yıkama sıvısı emilimine bağlı olası bilinç değişikliklerinin erken fark edilebilmesidir. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda spinal anestezi öncesinde bu ilaçların bırakılma zamanı ayrıca planlanmalıdır. Anestezi türü, hastanın genel sağlık durumu ve tercihi göz önünde bulundurularak anestezi uzmanıyla birlikte belirlenir.
13 Kapalı Prostat Ameliyatında TUR Sendromu Nedir?
TUR sendromu, klasik monopolar yöntemle yapılan kapalı prostat ameliyatlarında kullanılan özel yıkama sıvısının ameliyat sırasında açık damarlardan kana karışmasıyla gelişen bir tablodur. Kana geçen bu sıvı, kandaki tuz dengesini bozarak özellikle sodyum düzeyinin düşmesine yol açar. Bulantı, kusma, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, görme bozukluğu ve tansiyon değişiklikleri bu durumun belirtileri arasındadır. Risk, ameliyatın uzun sürmesi ve çok büyük prostatlarda artar ve bu nedenle monopolar yöntemde ameliyat süresi sınırlandırılır. Serum fizyolojik kullanılan bipolar yöntemde ise TUR sendromu riski çok düşüktür.
14 Kapalı Prostat Ameliyatı Kan Sulandırıcı Kullananlarda Nasıl Planlanır?
Kan sulandırıcı kullanan hastalarda kapalı prostat ameliyatı, kanama ile pıhtı oluşma riskinin dengelenmesi gözetilerek planlanır. İlacın hangi nedenle kullanıldığı, örneğin kalp ritim bozukluğu, kalp kapağı ya da damar stenti ilgili uzmanla birlikte değerlendirilir. Çoğu hastada ilacın ameliyattan belirli bir süre önce bırakılması ve gerekirse geçici olarak kısa etkili bir iğne tedavisine geçilmesi gerekir. Bu hastalarda ameliyat sonrasında idrarın berraklaşması ve sonda süresi daha uzun olabilir. İlacı bırakması çok riskli olan hastalarda ise kanama kontrolü sağlayan lazer yöntemleri alternatif olarak değerlendirilebilir.
15 Kapalı Prostat Ameliyatı Şeker Hastalarında Nasıl Planlanır?
Şeker hastalarında kapalı prostat ameliyatı öncesinde kan şekerinin mümkün olduğunca dengeli olması hedeflenir. Ameliyat günü açlık döneminde ağızdan alınan şeker ilaçları genellikle kesilir ve insülin dozları hekimin önerisiyle ayarlanır. Kan şekeri yüksek seyreden hastalarda enfeksiyon riski arttığı için ameliyat öncesi idrar kültürü ve antibiyotik planlaması özellikle önemlidir. Uzun süreli şeker hastalığı mesane sinirlerini etkileyerek mesanenin kasılma gücünü azaltabileceği için bazı hastalarda ameliyat öncesinde ürodinami testi yapılır. Mesane kası zayıf olan şeker hastalarında ameliyattan sonra idrar akımındaki düzelmenin sınırlı kalabileceği önceden konuşulur.
16 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Patoloji İncelemesi Yapılır mı?
Evet, kapalı prostat ameliyatında çıkarılan doku parçaları patoloji incelemesine gönderilir. Bu inceleme çoğunlukla iyi huylu prostat büyümesini doğrular ve bazı hastalarda eşlik eden prostat iltihabını da gösterir. Bazı hastalarda ameliyat öncesinde bilinmeyen küçük bir prostat kanseri odağı saptanabilir. Kapalı prostat ameliyatında prostatın dış bölgesi yerinde kaldığı için bu bölgeden kaynaklanan kanserler incelemede görülmeyebilir. Bu nedenle patoloji sonucu kontrol görüşmesinde hastayla paylaşılır ve ameliyat sonrasında PSA takibi sürdürülür.
17 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası İdrar Kontrolü Etkilenir mi?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında bazı hastalarda ilk haftalarda idrar kontrolüyle ilgili geçici sorunlar görülebilir. Bu sorunlar çoğunlukla ani sıkışma hissiyle birlikte tuvalete yetişememe ya da öksürme sırasında az miktarda idrar kaçırma şeklindedir. Uzun süre tıkanıklıkla çalışmış mesanenin aşırı duyarlılığı ve ameliyat bölgesinin iyileşme süreci bu şikâyetlerin başlıca nedenleridir. Şikâyetler çoğu hastada haftalar ya da aylar içinde azalır ve pelvik taban egzersizleri bu süreci destekler. Kalıcı idrar kaçırma nadir görülen bir durumdur ve geliştiğinde ayrıntılı değerlendirme yapılır.
18 Kapalı Prostat Ameliyatı Eşlik Eden Hastalıklar Kararı Nasıl Etkiler?
Eşlik eden hastalıklar, kapalı prostat ameliyatının zamanlamasını, anestezi türünü ve yöntem seçimini etkiler. Kalp hastalığı olan erkeklerde ameliyat öncesinde kardiyoloji değerlendirmesi yapılır ve kalp pili taşıyanlarda bipolar yöntem tercih edilebilir. Kalp yetmezliği ya da böbrek yetmezliği olan hastalarda sıvı dengesi daha dikkatle izlenir ve yıkama sıvısı emilimi riskine karşı önlem alınır. Kan sulandırıcı kullanımı, ameliyat planlamasında özel dikkat gerektiren başlıca durumlardan biridir. Sinir sistemi hastalıkları ve uzun süreli şeker hastalığı ise mesane işlevini etkileyebileceği için ameliyattan beklenen faydanın önceden değerlendirilmesini gerektirir.
19 Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Enfeksiyon Riski Nasıl Azaltılır?
Kapalı prostat ameliyatı sonrasında enfeksiyon riskini azaltmaya yönelik önlemler ameliyattan önce başlar. Ameliyat öncesinde idrar kültürü yapılır ve enfeksiyon saptanırsa önce uygun antibiyotikle tedavi edilir. Uzun süredir sondalı yaşayan hastalarda idrarda bakteri bulunması sık olduğu için antibiyotik tedavisi kültür sonucuna göre özel olarak planlanır. Ameliyat sırasında koruyucu antibiyotik verilir ve sondanın gereğinden uzun süre bırakılmaması da enfeksiyon riskini azaltır. Taburculuk sonrasında bol su içmek ve ateş, titreme ya da kötü kokulu idrar gibi belirtilerde gecikmeden hekime başvurmak önemlidir.

Kaynakça

Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.

  1. Enlarged Prostate (Benign Prostatic Hyperplasia) National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  2. Prostate Problems National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  3. Enlarged Prostate MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  4. Prostate Diseases MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  5. Urinary Retention National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  6. Urodynamic Testing National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  7. Literatür taraması: “benign prostatic hyperplasia surgical treatment outcomes” PubMed — U.S. National Library of Medicine pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
Tıbbi inceleme: Yayımlanma tarihi: 21 Kasım 2025 · Son güncelleme: 17 Eylül 2026
Tıbbi İkinci Görüş

Elinizdeki raporlar için ikinci bir değerlendirme

Daha önce yapılmış tetkik ve raporlarınızla ilgili ikinci görüş almak isterseniz, muayene randevusu oluşturabilirsiniz. Randevu günü ve saati sekreterlik tarafından telefonla belirlenir.

Hemen Ara WhatsApp Randevu Al