Böbrek kanseri, böbrek dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen ve çoğu zaman uzun süre hiçbir belirti vermeden büyüyebilen bir kanser türüdür. Günümüzde böbrek kanserlerinin önemli bir kısmı, başka bir şikâyet nedeniyle yapılan ultrason ya da tomografi incelemelerinde henüz küçükken rastlantısal olarak saptanmaktadır. Erken dönemde yakalanan tümörlerde çoğu zaman yalnızca tümörlü bölüm çıkarılarak böbreğin geri kalanı korunabilir. Bu yazıda böbrek kanserinin ne olduğunu, belirtilerini, neden geç fark edildiğini, risk faktörlerini, böbrek kistinden nasıl ayrıldığını, tanı sürecini, evrelerini, tümör boyutunun önemini ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Böbrek Kanseri Nedir?
Böbrek kanseri, böbrekte kanı süzerek idrar oluşturan küçük kanalcıkların hücrelerinden köken alan ve bu hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla kitle oluşturan kötü huylu bir tümördür. Böbrekler, belin iki yanında kaburgaların altında, karın boşluğunun arka bölümünde yer alan ve vücudun atık maddelerini süzerek idrar üreten organlardır. Erişkinlerde görülen böbrek kanserlerinin büyük çoğunluğu, böbrek dokusunun süzme işlevini yürüten kanalcık hücrelerinden gelişir. Bu tümörler mikroskop altındaki görünümlerine göre berrak hücreli, papiller ve kromofob gibi farklı türlere ayrılır ve en sık görülen tür berrak hücreli tümördür.
Tümör türü, hastalığın seyri, yayılma eğilimi ve ilaç tedavilerine verilecek yanıt hakkında önemli bilgi verir. Böbreğin idrar toplayan havuz bölümünden gelişen tümörler ise mesane kanserine benzeyen farklı bir hastalık grubudur ve tedavileri de farklıdır. Böbrekte saptanan her kitle kanser değildir ve bazı katı kitleler yağ, damar ve kas dokusundan oluşan ya da başka yapıdaki iyi huylu tümörler olabilir.
Böbrek kanseri çoğunlukla ileri yaşta görülür ve erkeklerde kadınlara göre daha sık ortaya çıkar. Hastalık genellikle tek böbrekte ve tek bir kitle şeklinde gelişir, ancak kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde her iki böbrekte ve birden fazla odakta görülebilir.
Böbrek tümörleri büyüdükçe böbrek toplardamarı içine doğru uzanabilir ve lenf bezleri, akciğer, kemik ve karaciğer gibi organlara yayılabilir. Tanı, tedavi ve takip sürecinde üroloji uzmanı, gerektiğinde tıbbi onkoloji ve radyoloji uzmanlarıyla birlikte çalışır.
Böbrek Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Böbrek kanseri belirtileri çoğu zaman hastalık ilerleyene kadar ortaya çıkmaz ve tümörlerin önemli bir kısmı hiçbir şikâyet yokken başka bir nedenle yapılan görüntülemelerde saptanır. Belirti veren böbrek kanserlerinde idrarda gözle görülen ya da tahlilde saptanan kan en sık görülen bulgulardan biridir. Yan ya da bel bölgesinde geçmeyen, künt ve sürekli bir ağrı da tümörün büyüdüğünü ve çevre dokulara bası yaptığını gösterebilir. İnce yapılı kişilerde büyük tümörler karında elle hissedilebilen bir kitle şeklinde fark edilebilir.
İdrarda kan, yan ağrısı ve karında kitlenin bir arada görülmesi klasik belirti olarak bilinse de bu üçlü nadiren birlikte bulunur ve genellikle ileri evre hastalığa işaret eder. Böbrek kanseri, tümörün salgıladığı bazı maddeler nedeniyle böbrekle ilgisiz görünen genel belirtilere de yol açabilir. Açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, uzun süren ateş ve gece terlemesi bu belirtiler arasında yer alır.
Kansızlık, kanda kalsiyum yüksekliği, tansiyon yüksekliği ve bazı karaciğer testlerinde bozulma da tümörle ilişkili olabilir. Erkeklerde sol testis torbasında aniden gelişen ve yatınca kaybolmayan damar genişlemesi, tümörün böbrek toplardamarına bası yaptığının işareti olabilir.
Tümör ana toplardamara uzandığında bacaklarda şişlik görülebilir. Hastalığın yayıldığı durumlarda kemik ağrısı, geçmeyen öksürük, nefes darlığı ya da baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Böbrek Kanseri Neden Geç Fark Edilir?
Böbrek kanseri geç fark edilir, çünkü böbrekler karın boşluğunun arka bölümünde derinde ve geniş bir yağ dokusu içinde yer aldığı için tümör uzun süre çevre organlara bası yapmadan ve şikâyete yol açmadan büyüyebilir. Böbreğin çevresindeki yağ dokusu ve karın boşluğunun genişliği, tümörün büyümesi için geniş bir alan sağlar. Tümör böbreğin içinde büyürken böbrek zarını gerip çevre dokulara bası yapacak boyuta ulaşana kadar genellikle ağrı oluşmaz. Tümörlü böbreğin işlevi bir ölçüde azalsa bile diğer böbrek vücudun ihtiyacını karşılamaya devam ettiği için böbrek yetmezliği belirtileri görülmez.
Tümör, idrar toplayan sisteme ilerlemediği sürece idrarda kan da ortaya çıkmayabilir. Böbrek kanserini erken dönemde gösterebilecek özgül bir kan ya da idrar testi bulunmamaktadır. Halsizlik, iştahsızlık ve hafif kilo kaybı gibi genel belirtiler çoğu zaman yaşlanmaya, yoğun yaşama ya da başka hastalıklara bağlanır. Bu nedenle belirti vererek fark edilen böbrek kanserleri çoğunlukla büyümüş ya da yayılmış tümörlerdir. Son yıllarda karın şikâyetleri, check-up ya da başka hastalıklar nedeniyle ultrason ve tomografinin yaygın kullanılması, böbrek tümörlerinin daha küçükken rastlantısal olarak saptanmasını sağlamıştır.
Rastlantısal olarak saptanan küçük tümörler çoğu zaman böbrek içinde sınırlıdır ve böbrek koruyucu yöntemlerle tedavi edilebilir. Risk faktörü taşıyan kişilerin karın bölgesiyle ilgili görüntülemelerinde böbreklerin dikkatle değerlendirilmesi, erken tanı şansını artırır.
Böbrek Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?
Böbrek kanseri risk faktörleri arasında sigara kullanımı, kilo fazlalığı ve tansiyon yüksekliği en önemli ve kanıtlanmış olanlardır. Sigara dumanındaki kanser yapıcı maddeler kan yoluyla böbreklere ulaşır ve böbrek hücrelerinde genetik hasara yol açabilir. Sigara içme süresi ve miktarı arttıkça böbrek kanseri riski yükselir ve sigaranın bırakılması riski zamanla azaltır. Kilo fazlalığı, vücuttaki hormon dengesini ve iltihabi süreçleri etkileyerek böbrek kanseri gelişimini kolaylaştırır.
Uzun süredir tansiyon yüksekliği olan kişilerde de böbrek kanseri daha sık görülür. Hastalık erkeklerde kadınlara göre daha sık ortaya çıkar ve görülme sıklığı ileri yaşla birlikte artar.
Uzun süre diyalize giren kişilerin böbreklerinde gelişen çok sayıda kist, zamanla kansere dönüşme eğilimi gösterebilir. Ailesinde böbrek kanseri bulunan kişilerde risk artmıştır. Bazı kalıtsal sendromlar, genç yaşta, her iki böbrekte ve birden fazla odakta böbrek tümörlerinin gelişmesine yol açar. Kadmiyum, bazı çözücüler ve asbest gibi endüstriyel kimyasallarla uzun süre temas eden meslek gruplarında risk yükselebilir.
Bazı ağrı kesicilerin uzun yıllar ve yüksek dozda kullanımı ile şeker hastalığı da risk faktörleri arasında sayılır. Risk faktörlerinin bulunması kişinin mutlaka böbrek kanseri olacağı anlamına gelmez, ancak sigaranın bırakılması, kilo kontrolü ve tansiyonun düzenlenmesi riski azaltmaya yardımcı olur.
Böbrek Kisti ile Böbrek Kanseri Nasıl Ayrılır?
Böbrek kisti ile böbrek kanseri, kontrastlı tomografi ya da manyetik rezonans incelemesinde kitlenin duvar yapısı, iç yapısı ve kontrast madde tutup tutmaması değerlendirilerek birbirinden ayrılır. Böbrekte görülen kitlelerin büyük çoğunluğu, içi sıvıyla dolu iyi huylu basit kistlerdir. Basit kistlerin duvarı ince ve düzgündür, içi saf sıvıdır ve kontrast madde verildiğinde herhangi bir bölümü boyanmaz. Bu tür kistler kanser riski taşımaz ve şikâyet yapmadıkları sürece genellikle tedavi ya da düzenli takip gerektirmez.
Bazı kistler ise kalın ya da düzensiz bir duvara, içinde bölmelere, kireçlenmelere ya da katı görünümlü alanlara sahip olabilir.
Bu tür karmaşık kistlerde, özellikle kontrast madde tutan duvar ya da katı bölümler bulunduğunda kanser olasılığı artar. Radyoloji ve üroloji uzmanları karmaşık kistleri bu özelliklere göre risk sınıflarına ayırır. Düşük riskli kistler belirli aralıklarla görüntülemeyle izlenirken, yüksek riskli kistler böbrek kanseri gibi değerlendirilerek çoğunlukla ameliyatla çıkarılır. Katı bir kitlenin kontrast madde tutması ise kitlenin damarlanmış bir tümör olduğunu gösterir ve kanser açısından ciddi şüphe oluşturur.
Ultrason, kistleri ve katı kitleleri ayırt etmede ilk basamak olarak yararlıdır, ancak karmaşık bir yapı saptandığında ileri görüntüleme gerekir. Kontrast madde alamayan kişilerde manyetik rezonans ya da kontrastlı ultrason gibi yöntemler bu ayrıma yardımcı olabilir.
Böbrek Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?
Böbrek kanseri, görüntüleme yöntemleriyle böbrekte kitle saptanması, kitlenin kontrastlı tomografi ya da manyetik rezonansla ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve hastalığın yayılımının araştırılmasıyla teşhis edilir. Tanı sürecinin çoğu zaman ilk adımı, başka bir nedenle yapılan ultrasonda böbrekte bir kitlenin fark edilmesidir. Hekim ardından idrarda kan, yan ağrısı, kilo kaybı ve ateş gibi şikâyetleri, sigara öyküsünü ve ailede böbrek kanseri olup olmadığını sorgular. Fizik muayenede karında kitle, bacaklarda şişlik ve erkeklerde testis torbasında damar genişlemesi olup olmadığı değerlendirilir.
Kan tahlillerinde böbrek işlevleri, kan sayımı, kalsiyum ve karaciğer testleri incelenir. Böbrek kanserini doğrudan gösteren bir kan ya da idrar testi olmadığı için tanıda görüntüleme yöntemleri belirleyicidir. Kontrastlı tomografi, kitlenin büyüklüğünü, yapısını, kontrast madde tutup tutmadığını ve böbrek damarlarıyla ilişkisini gösterir. Aynı inceleme, lenf bezleri, böbrek toplardamarı, karşı böbrek ve karın içindeki diğer organlar hakkında da bilgi verir.
Akciğerlere yayılım olup olmadığı göğüs tomografisiyle araştırılır. Kemik ağrısı ya da nörolojik şikâyeti olan hastalarda kemik ve beyin görüntülemesi eklenir. Böbrek kanserinde tanı çoğu zaman görüntüleme bulgularıyla konur ve kesin patolojik tanı ameliyatla çıkarılan dokunun incelenmesiyle doğrulanır.
Böbrek Kanseri Evreleri Nelerdir?
Böbrek kanseri evreleri, tümörün büyüklüğüne, böbrek içinde sınırlı kalıp kalmadığına, böbrek damarlarına ve çevre dokulara uzanıp uzanmadığına, lenf bezlerine ve uzak organlara yayılıp yayılmadığına göre dört temel aşamada değerlendirilir. İlk evrede tümör küçüktür ve böbreğin içinde sınırlı kalmıştır. İkinci evrede tümör daha büyüktür, ancak yine böbreğin sınırları içinde kalmaya devam eder. Üçüncü evrede tümör böbrek toplardamarına ya da vücudun ana toplardamarına uzanmış, böbreği çevreleyen yağ dokusuna ilerlemiş ya da yakındaki lenf bezlerine yayılmış olabilir.
Dördüncü evrede tümör böbreği çevreleyen zarı aşarak böbrek üstü bezine ya da komşu organlara ilerlemiş veya akciğer, kemik, karaciğer ve beyin gibi uzak organlara yayılmıştır.
Evreleme, ameliyat öncesinde görüntüleme yöntemleriyle yapılır ve ameliyattan sonra patolojik incelemeyle kesinleştirilir. Evreye ek olarak tümörün mikroskop altındaki derecesi ve türü de hastalığın seyri hakkında bilgi verir. Yüksek dereceli tümörler daha hızlı büyüme ve yayılma eğilimi gösterir. Böbrek içinde sınırlı erken evre tümörler, uygun tedaviyle çoğunlukla kontrol altına alınabilir. İleri evre tümörlerde ise ameliyata ek olarak ilaç tedavileri ve daha yakın takip gerekebilir. Evre, derece, tür ve kişinin genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek hastanın risk grubu belirlenir ve tedavi ile takip planı buna göre yapılır.
Böbrek Kanserinde Tümör Boyutu Neden Önemlidir?
Böbrek kanserinde tümör boyutu önemlidir, çünkü tümörün kötü huylu olma olasılığını, yayılma riskini, evresini ve böbreğin korunarak tedavi edilip edilemeyeceğini doğrudan etkiler. Böbrekte rastlantısal olarak saptanan küçük katı kitlelerin bir kısmı iyi huylu tümörlerdir ve kitle küçüldükçe iyi huylu olma olasılığı artar. Küçük böbrek kanserleri çoğunlukla yavaş büyür ve lenf bezlerine ya da uzak organlara yayılma riskleri düşüktür. Tümör büyüdükçe böbrek damarlarına, çevre yağ dokusuna ve lenf bezlerine uzanma olasılığı artar. Küçük tümörler çoğu zaman böbreğin yalnızca tümörlü bölümünün çıkarıldığı böbrek koruyucu ameliyatla tedavi edilebilir.
Büyük tümörlerde ve böbreğin merkezine, damarların girdiği bölgeye yakın yerleşen tümörlerde böbreğin tamamının alınması gerekebilir. Tümörün boyutunun yanı sıra böbrekteki yeri, böbrek dışına doğru mu içe doğru mu büyüdüğü ve toplayıcı sisteme yakınlığı da ameliyat yönteminin seçiminde belirleyicidir. Çok küçük tümörü olan, ileri yaşta ya da ameliyat riskini artıran ek hastalıkları bulunan kişilerde tümör hemen tedavi edilmeden düzenli görüntülemeyle izlenebilir.
Bu izlem sürecinde tümörün büyüme hızı değerlendirilir ve hızlı büyüme saptanırsa tedavi planlanır. Küçük tümörlerde ciltten iğneyle tümörün dondurulması ya da ısıyla yakılması gibi yöntemler de seçilmiş hastalarda uygulanabilir. Tümör boyutunun doğru ölçülmesi ve takipte aynı yöntemle karşılaştırılması, tedavi kararlarının sağlıklı verilmesini sağlar.
Böbrek Kanseri Tanısında Hangi Testler İstenir?
Böbrek kanseri tanısında ultrason, kontrastlı tomografi, manyetik rezonans, göğüs tomografisi, kan ve idrar tahlilleri ile seçilmiş hastalarda böbrek kitlesi biyopsisi istenir. Ultrason, böbrekteki kitleyi ilk saptayan ve kitlenin kist mi yoksa katı mı olduğu hakkında ilk bilgiyi veren radyasyonsuz bir yöntemdir. Kontrastlı tomografi, böbrek kanseri tanısında ve evrelemesinde en sık kullanılan temel incelemedir. Bu inceleme tümörün yapısını, kontrast madde tutup tutmadığını, böbrek damarlarıyla ilişkisini ve lenf bezlerini ayrıntılı olarak gösterir.
Manyetik rezonans, kontrast madde alamayan, böbrek işlevleri bozuk olan ya da tümörün toplardamar içine uzanımının ayrıntılı değerlendirilmesi gereken hastalarda tercih edilir.
Göğüs tomografisi akciğerlere yayılım olup olmadığını araştırır. Kan tahlillerinde böbrek işlevleri, kan sayımı, kalsiyum ve karaciğer testleri değerlendirilir ve bu değerler hem hastalığın etkileri hem de ameliyat planı hakkında bilgi verir. İdrar tahlili idrarda kan bulunup bulunmadığını gösterir. Görüntülemede kesin karar verilemeyen, takip ya da ablasyon planlanan küçük kitlelerde ve ilaç tedavisi öncesinde tümör türünün bilinmesi gereken yayılmış hastalıkta böbrek kitlesi biyopsisi yapılabilir.
Kemik ağrısı olan hastalarda kemik taraması, nörolojik şikâyeti olanlarda beyin görüntülemesi eklenir. Böbreklerin ayrı ayrı işlevinin bilinmesi gereken seçilmiş hastalarda böbrek sintigrafisi de tedavi planına katkı sağlar.
Böbrek Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Böbrek kanseri tedavisi, tümörün boyutuna, böbrekteki yerine, evresine, kişinin yaşına, böbrek işlevlerine ve genel sağlık durumuna göre planlanır. Başlıca seçenekler şunlardır:
- aktif izlem,
- ablasyon,
- böbrek koruyucu ameliyat,
- böbreğin tamamının alınması,
- ilaç tedavileri.
Böbrek içinde sınırlı tümörlerde temel tedavi ameliyatla tümörün çıkarılmasıdır. Uygun büyüklükte ve yerleşimdeki tümörlerde yalnızca tümörün çevresindeki bir miktar sağlam dokuyla birlikte çıkarıldığı ve böbreğin geri kalanının korunduğu böbrek koruyucu ameliyat tercih edilir. Böbrek koruyucu ameliyat, tek böbrekli kişilerde, her iki böbreğinde tümör bulunanlarda ve böbrek işlevleri azalmış hastalarda özellikle önem taşır.
Bu ameliyat günümüzde sıklıkla robotik böbrek koruyucu ameliyat olarak küçük kesilerle yapılabilmektedir. Büyük, böbreğin merkezine yerleşmiş ya da böbrek damarlarına uzanmış tümörlerde böbreğin çevresindeki yağ dokusuyla birlikte tamamen çıkarılması gerekir. Bu ameliyat da uygun hastalarda robotik böbrek alma ameliyatı şeklinde kapalı yöntemle gerçekleştirilebilir. Tümörün ana toplardamara uzandığı ileri durumlarda açık ameliyat ve damar cerrahisi desteği gerekebilir. Küçük tümörü olan ve ameliyat riski yüksek kişilerde ciltten yerleştirilen bir iğneyle tümörün dondurulması ya da ısıyla yakılması seçenek olabilir.
Çok küçük tümörü olan ileri yaştaki ya da ciddi ek hastalıkları bulunan kişilerde düzenli görüntülemeyle aktif izlem yapılabilir. Yayılmış böbrek kanserinde tümörün damarlanmasını ve büyüme sinyallerini engelleyen hedefe yönelik ilaçlar ile bağışıklık sisteminin tümöre karşı etkinliğini artıran tedaviler temel yaklaşımdır. Seçilmiş yayılmış hastalıkta böbreğin alınması, akciğer ya da kemikteki tek yayılım odaklarının ameliyatla çıkarılması ya da ışınla tedavi edilmesi de tedavi planına eklenebilir.
Klasik kemoterapi ve ışın tedavisi böbrek kanserinin kendisinde sınırlı etkiye sahiptir ve daha çok belirli durumlarda kullanılır. Tedavi sonrasında hastalığın risk grubuna göre planlanan görüntüleme ve kan testleriyle düzenli takip yapılır ve tedavi yöntemi tüm seçenekler hastayla konuşularak birlikte belirlenir.
1 Böbrek Kanseri Kalıtsal mıdır?
2 Böbrek Kanseri Nedeniyle Tek Böbrekle Yaşanabilir mi?
3 Böbrek Kanseri Tanısı İçin Biyopsi Gerekir mi?
4 Böbrek Kanseri Tedavisinde Ameliyat Ne Zaman Gerekir?
5 Böbrek Kanseri Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?
6 Böbrek Kanseri Küçük Kitlelerde Takiple İzlenebilir mi?
7 Böbrek Kanseri Ameliyatsız Tedavi Edilebilir mi?
8 Böbrek Kanseri Ameliyatından Sonra Diyaliz Gerekir mi?
9 Böbrek Kanseri Tekrarlarsa Nasıl Anlaşılır?
10 Böbrek Kanseri İdrar Tahlilinde Fark Edilir mi?
11 Böbrek Kanseri Tansiyon Yüksekliğiyle İlişkili midir?
12 Böbrek Kanseri Takibi Kaç Yıl Sürer?
13 Böbrek Kanseri Kilo Fazlalığından Etkilenir mi?
14 Böbrek Kanseri Ameliyatından Sonra Ne Zaman Normal Yaşama Dönülür?
15 Böbrek Kanseri Hangi Organlara Yayılır?
16 Böbrek Kanseri Hedefe Yönelik İlaçlarla Tedavi Edilir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov