İdrar kanalı kanseri, idrarı mesaneden vücut dışına taşıyan kanalın iç yüzeyinden gelişen ve ürolojik kanserler arasında en nadir görülenlerden biri olan bir tümördür. Tıp dilinde üretra kanseri olarak adlandırılan bu hastalık, belirtilerinin idrar kanalı darlığı ve idrar yolu enfeksiyonu gibi yaygın sorunlara benzemesi nedeniyle çoğu zaman geç fark edilir. Kadın ve erkekte idrar kanalının yapısı farklı olduğu için hastalığın seyri, belirtileri ve tedavi yaklaşımı da iki cinsiyette farklılık gösterir.
Bu yazıda idrar kanalı kanserinin ne olduğunu, belirtilerini, ne sıklıkla görüldüğünü, idrar yapma güçlüğü ve darlıkla ilişkisini, tanı sürecini, evrelerini, hangi hastalıklarla karıştığını ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Üretra Kanseri Nedir?
Üretra kanseri, mesanede biriken idrarı dışarı taşıyan idrar kanalının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalarak kötü huylu bir tümör oluşturmasıdır. İdrar kanalı erkeklerde ve kadınlarda yapı ve uzunluk bakımından belirgin farklılıklar gösterir. Erkeklerde idrar kanalı uzundur, prostat bezinin içinden başlayıp torba ile makat arasındaki bölgeden geçer ve penis boyunca uzanarak penis ucunda dışarı açılır.
Kadınlarda ise idrar kanalı kısadır ve vajen ön duvarının hemen önünde uzanarak vajen girişinin üst kısmında dışarı açılır. İdrar kanalının farklı bölümleri farklı hücre tipleriyle döşeli olduğu için bu bölümlerden gelişen tümörlerin türleri de farklıdır.
Dış ağza yakın bölümlerde en sık, deriye benzeyen yassı hücrelerden gelişen tümörler görülür. Mesaneye ve prostata yakın derin bölümlerde ise mesane kanserine benzeyen ve idrar yolunun özel iç yüzey hücrelerinden gelişen tümörler ortaya çıkar. Kadınlarda idrar kanalındaki bezlerden ya da idrar kanalı çevresindeki keselerden gelişen bez hücreli tümörler de görülebilir. Tümörün idrar kanalının dış ağza yakın bölümünde ya da derin bölümünde yer alması, hastalığın seyrini belirleyen önemli bir etkendir.
Dış bölümlerdeki tümörler daha erken fark edilebilir ve genellikle daha iyi seyrederken, derin bölümlerdeki tümörler daha geç tanı alır ve çevre dokulara daha kolay ilerler.
İdrar kanalı kanseri lenf yolları aracılığıyla dış bölümlerden kasık lenf bezlerine, derin bölümlerden ise leğen bölgesindeki lenf bezlerine yayılabilir.
Üretra Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Üretra kanserinde görülen idrar kanalı kanseri belirtileri çoğunlukla idrar akışının bozulması, idrarda ya da idrar kanalından kanama ve idrar kanalı boyunca ele gelen bir sertlik şeklinde ortaya çıkar. Hastalık erken dönemde hiçbir şikâyet yapmadan ilerleyebilir. İdrarda kan görülmesi ya da idrar yapmadan bağımsız olarak idrar kanalının ağzından kanama, iç çamaşırında kan lekesi şeklinde fark edilebilir. Tümör idrar kanalını daralttıkça idrar akımı zayıflar, kesik kesik hâle gelir ve idrar yaparken ıkınma ihtiyacı doğar. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi de görülebilir.
İdrar kanalından kötü kokulu ya da kanlı akıntı gelmesi dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Erkeklerde penisin alt yüzünde ya da torba ile makat arasındaki bölgede elle hissedilen sert bir kitle fark edilebilir. Kadınlarda ise idrar kanalının ağzında kanayan bir kabarıklık, vajen ön duvarında sertlik ve cinsel ilişki sırasında ağrı ya da kanama ortaya çıkabilir. Kasıkta ele gelen şişlik, tümörün kasık lenf bezlerine yayıldığını düşündürebilir.
İleri evrelerde idrar yapamama, idrar kaçırma, idrar kanalı çevresinde apse ve deriye açılan akıntılı delikler gelişebilir. Bu belirtilerin çoğu idrar kanalı darlığı ve idrar yolu enfeksiyonu gibi yaygın hastalıklarda da görüldüğü için tedaviye rağmen geçmeyen şikâyetlerin ayrıntılı olarak araştırılması gerekir.
Üretra Kanseri Ne Sıklıkla Görülür?
Üretra kanseri çok nadir görülür ve ürolojik kanserler arasında en seyrek rastlanan türlerden biridir. Böbrek, mesane, prostat ve testis kanserleriyle karşılaştırıldığında idrar kanalı kanseri ile karşılaşılma olasılığı son derece düşüktür. Hastalık çoğunlukla ileri yaştaki kişilerde ortaya çıkar. Bazı kaynaklarda idrar kanalı kanserinin kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğü bildirilmektedir. Kadınlarda hastalık çoğu zaman menopoz sonrası dönemde, erkeklerde ise genellikle uzun süreli idrar kanalı darlığı ya da kronik iltihap öyküsü olanlarda ortaya çıkar.
Nadir görülmesi, hem hastaların hem de hekimlerin bu hastalığı ilk olasılık olarak düşünmemesine yol açabilir.
Bu durum, şikâyetlerin uzun süre darlık, enfeksiyon ya da kadınlarda idrar kanalı ağzındaki iyi huylu kabarıklıklar olarak değerlendirilmesine ve tanının gecikmesine neden olabilir. Tanı konduğunda tümörlerin önemli bir kısmının çevre dokulara ilerlemiş olması, bu gecikmeyle yakından ilişkilidir. Hastalığın nadir olması nedeniyle tedavi deneyimi sınırlı sayıda merkezde birikmiştir. Bu nedenle idrar kanalı kanseri tanısı alan hastaların üroonkoloji ve rekonstrüktif üroloji konusunda deneyimli ekiplerce değerlendirilmesi önerilir. Nadir görülse de uzun süreli darlık, tekrarlayan enfeksiyonlar ve açıklanamayan kanama gibi durumlarda bu olasılığın akılda tutulması erken tanı için önemlidir.
İdrar Yapma Güçlüğü Üretra Kanseri Belirtisi Olabilir mi?
İdrar yapma güçlüğü, tümörün idrar kanalını daraltması nedeniyle üretra kanserinin belirtisi olabilir, ancak bu şikâyet çok daha sık olarak prostat büyümesi ve idrar kanalı darlığı gibi iyi huylu nedenlere bağlıdır. Erkeklerde idrar yapma güçlüğünün en sık nedeni ileri yaşta prostat büyümesidir. Daha önce idrar kanalı yaralanması, enfeksiyon ya da sonda öyküsü olan erkeklerde ise yara dokusuna bağlı darlık sık görülür. Kadınlarda idrar yapma güçlüğü daha seyrektir ve mesane kası zayıflığı, organ sarkması ya da idrar kanalı ağzındaki daralma gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.
İdrar kanalı kanserinde tümör kanalın içinde büyüyerek ya da kanalın duvarını dışarıdan sıkıştırarak idrar akışını engeller. Bu nedenle tümör, ilk başta sıradan bir darlık gibi değerlendirilerek genişletme ya da iç kesi gibi yöntemlerle tedavi edilebilir. Genişletme işlemlerine rağmen darlığın kısa sürede tekrarlaması, işlem sırasında beklenmeyen kanama olması ya da darlığın sert ve düzensiz hissedilmesi kanser olasılığını düşündürür. İdrar yapma güçlüğüne idrar kanalından kanama, kötü kokulu akıntı ya da ele gelen bir sertlik eşlik ediyorsa daha dikkatli bir değerlendirme gerekir.
Kadınlarda idrar yapma güçlüğüyle birlikte vajen ön duvarında sertlik saptanması da ek inceleme gerektirir. Bu durumlarda idrar kanalının içi kameralı aletle incelenir ve şüpheli alanlardan biyopsi alınır. İdrar yapma güçlüğü yaşayan kişilerin kendi kendine sonda ya da genişletme yapmaya devam etmek yerine şikâyetin nedenini üroloji uzmanına araştırtması önemlidir.
Üretra Darlığı Kanser Riskini Artırır mı?
Üretra darlığı, özellikle uzun yıllar süren ve kronik iltihapla seyreden durumlarda idrar kanalı kanseri riskini artırabilir. İdrar kanalında darlık oluşturan yara dokusu, idrarın akışını bozarak kanalın iç yüzeyinde sürekli bir tahriş ortamı yaratır. Darlığın gerisinde idrarın göllenmesi, tekrarlayan enfeksiyonlara ve kronik iltihaba yol açar. Uzun süreli kronik iltihap ve tahriş, idrar kanalının iç yüzeyindeki hücrelerin deriye benzeyen yassı hücrelere dönüşmesine ve zamanla bu hücrelerden kanser gelişmesine zemin hazırlayabilir.
Yıllar boyunca tekrar tekrar yapılan genişletme işlemleri ve kendi kendine sonda uygulaması da kanal iç yüzeyinde tekrarlayan küçük yaralanmalara neden olur.
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve özellikle HPV, idrar kanalı kanserinin gelişiminde rol oynayan etkenler arasında yer alır. Penis ucunda ve idrar kanalı ağzında darlığa yol açan liken skleroz adlı kronik deri hastalığı da kanser riskini artırabilir. Uzun süreli kalıcı sonda kullanımı, leğen bölgesine uygulanmış ışın tedavisi ve daha önce geçirilmiş mesane kanseri de risk etkenleri arasında sayılır.
Kadınlarda idrar kanalı çevresinde oluşan ve idrarın biriktiği keseler kronik iltihap nedeniyle kansere zemin hazırlayabilir. Buna karşın idrar kanalı darlığı olan kişilerin çok büyük çoğunluğunda kanser gelişmez ve darlık tek başına kanser anlamına gelmez.
Uzun süredir darlığı olan kişilerde darlığın kalıcı olarak onarılması, hem şikâyetleri gidermek hem de kronik tahrişi ortadan kaldırmak açısından önemlidir.
Üretra Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?
Üretra kanseri, şikâyetlerin ve risk etkenlerinin değerlendirilmesi, fizik muayene, idrar kanalının kameralı aletle incelenmesi, şüpheli alandan alınan biyopsi ve hastalığın yayılımını gösteren görüntüleme yöntemleriyle teşhis edilir. Hekim önce idrar yapma şikâyetlerini, kanamanın ve akıntının özelliklerini, daha önce geçirilen darlık tedavilerini, sonda kullanımını ve mesane kanseri öyküsünü sorgular. Erkeklerde penis, idrar kanalının seyri boyunca penisin alt yüzü ve torba ile makat arasındaki bölge elle dikkatle muayene edilir. Parmakla yapılan rektal muayene, prostat ve idrar kanalının derin bölümlerine yönelik bilgi sağlar.
Kadınlarda idrar kanalı ağzı ve vajen ön duvarı jinekolojik muayene pozisyonunda değerlendirilir. Her iki kasıktaki lenf bezleri de büyüme ve sertlik açısından muayene edilir. İdrar tahlili ve idrar kültürü, kanamanın ve şikâyetlerin enfeksiyonla ilişkisini değerlendirmeye yardımcı olur. İdrar kanalının yıkanmasıyla elde edilen sıvıda hücrelerin incelenmesi, kanser hücrelerinin saptanmasına katkı sağlayabilir. Kesin tanı, idrar kanalının ve mesanenin kameralı aletle incelenmesi sırasında şüpheli alanlardan alınan biyopsiyle konur.
Tümörün derinliğini ve çevre dokularla ilişkisini daha iyi değerlendirmek için anestezi altında elle muayene yapılabilir. Görüntüleme yöntemleriyle tümörün yerel yayılımı, lenf bezleri ve uzak organlar değerlendirilerek hastalığın evresi belirlenir ve tedavi planı oluşturulur.
Üretra Kanseri Evreleri Nelerdir?
Üretra kanseri evreleri, tümörün idrar kanalı duvarında ve çevre dokularda ne kadar derine ilerlediğine, lenf bezlerine ve uzak organlara yayılıp yayılmadığına göre belirlenir. En erken evrede tümör yalnızca iç yüzey hücre tabakasında sınırlıdır ya da yüzeyde kabarık bir yapı oluşturmuştur. Bir sonraki aşamada tümör iç yüzeyin hemen altındaki bağ dokusuna ilerlemiştir. Daha ileri evrede tümör erkeklerde idrar kanalını çevreleyen süngerimsi dokuya ya da prostata, kadınlarda ise idrar kanalı çevresindeki kas dokusuna ulaşmıştır.
Tümörün erkeklerde sertleşmeyi sağlayan cisimlere ya da mesane boynuna, kadınlarda vajen ön duvarına ya da mesane boynuna uzanması ileri yerel hastalığı gösterir.
En ileri yerel evrede tümör komşu organlara yayılmıştır. Lenf bezi yayılımı, idrar kanalının dış bölümlerindeki tümörlerde kasık lenf bezlerinde, derin bölümlerdeki tümörlerde ise leğen bölgesindeki lenf bezlerinde görülür. Tek bir lenf bezinde yayılım ile birden fazla lenf bezinde yayılım farklı evreler olarak değerlendirilir. Akciğer, karaciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılım hastalığın en ileri evresidir.
Evreye ek olarak tümörün türü, derecesi ve idrar kanalının hangi bölümünde yer aldığı da hastalığın seyrini etkiler. Dış bölümlerdeki erken evre tümörler çoğu zaman yerel ameliyatla kontrol altına alınabilirken, derin bölümlerdeki ve ileri evre tümörler birden fazla tedavi yönteminin birlikte kullanılmasını gerektirir.
Üretra Kanseri Hangi Hastalıklarla Karışır?
Üretra kanseri, idrar kanalı darlığı, idrar kanalı iltihabı, kadınlarda idrar kanalı ağzındaki iyi huylu kabarıklıklar, idrar kanalı cebi ve genital siğiller gibi birçok hastalıkla karışabilir. Erkeklerde en sık karıştığı hastalık, yara dokusuna bağlı iyi huylu idrar kanalı darlığıdır. Darlık tedavilerine rağmen hızla tekrarlayan ve kanama yapan darlıklar bu nedenle dikkatle değerlendirilir. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara bağlı idrar kanalı iltihabı akıntı ve yanma yaparak benzer şikâyetlere yol açabilir.
Kadınlarda menopoz sonrası dönemde idrar kanalı ağzında sık görülen kırmızı, yumuşak ve kolay kanayan iyi huylu kabarıklık, idrar kanalı kanseriyle karışabilecek en önemli durumlardan biridir.
İdrar kanalı iç yüzeyinin dışarıya doğru sarkması da benzer bir görünüm oluşturabilir. Kadınlarda idrar kanalı çevresinde oluşan ve idrarın biriktiği cepler, vajen ön duvarında şişlik, damla damla idrar kaçırma ve tekrarlayan enfeksiyonlarla seyreder ve kanserle karışabilir. İdrar kanalı ağzında ya da içinde görülen genital siğiller de tümörle karıştırılabilir. Mesane kanseri, prostat kanseri, penis kanseri ve vajen kanserinin idrar kanalına ilerlemesi de idrar kanalı kanserine benzer bir tablo oluşturabilir.
İdrar kanalı çevresinde gelişen apseler akıntılı delik ve şişlikle seyrederek ileri evre tümörü taklit edebilir. Bu hastalıkların birbirinden ayrılmasında kameralı inceleme ve şüpheli alanlardan alınan biyopsi belirleyicidir.
Üretra Kanseri Tanısında Hangi Testler İstenir?
Üretra kanseri tanısında idrar tahlili, idrar kültürü, idrar kanalı yıkama sitolojisi, sistoüretroskopi ve biyopsi, idrar kanalı filmi, manyetik rezonans, kasık ultrasonu ve tomografi istenir. İdrar tahlili ve idrar kültürü, kanamanın ve şikâyetlerin enfeksiyonla ilişkili olup olmadığını değerlendirir. İdrar kanalının serum fizyolojikle yıkanarak elde edilen sıvının mikroskop altında incelenmesi, tümör hücrelerinin saptanmasına yardımcı olabilir. Sistoskopi sırasında idrar kanalının tüm boyu ve mesane ince bir kameralı aletle incelenir ve tümörün yeri, büyüklüğü ve yayılımı değerlendirilir. Aynı inceleme sırasında şüpheli alanlardan biyopsi alınarak kesin tanı konur.
İdrar kanalı filmi, kanala kontrast madde verilerek çekilen röntgen incelemesidir ve darlığın ya da tümörün kanaldaki yerini ve uzunluğunu gösterir. Bu film, kameralı aletin geçemediği ileri darlıklarda darlığın ötesindeki bölümün değerlendirilmesinde de yararlıdır. Manyetik rezonans, tümörün idrar kanalı çevresindeki dokulara, penisin cisimlerine, prostata ya da vajen ön duvarına ilerlemesini göstermede en değerli görüntüleme yöntemidir. Kasık ultrasonu, büyümüş lenf bezlerini gösterir ve şüpheli bezlerden ince iğneyle örnek alınmasına rehberlik eder.
Karın, leğen ve göğüs tomografisi ise leğen bölgesindeki lenf bezlerine ve uzak organlara yayılımı araştırır. Kan tahlillerinde böbrek işlevleri ve kan sayımı değerlendirilir ve bu değerler tedavi planlamasına katkı sağlar.
Üretra Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Üretra kanseri tedavi seçenekleri, tümörün idrar kanalındaki yerine, derinliğine, türüne, evresine ve hastanın cinsiyetine göre yerel çıkarma, idrar kanalının bir bölümünün alınması, daha geniş ameliyatlar, kemoterapi ve ışın tedavisinin tek başına ya da birlikte kullanılmasından oluşur. Yüzeyde sınırlı küçük tümörlerde tümör kameralı aletle kazınarak ya da lazerle yakılarak çıkarılabilir. Erkeklerde idrar kanalının penis içindeki dış bölümünde yer alan küçük tümörlerde, idrar kanalının tümörlü bölümü sağlam doku sınırıyla birlikte çıkarılır.
Bu durumda kalan idrar kanalının uçları birleştirilebilir ya da idrar kanalı yeni bir noktaya ağızlaştırılabilir ve idrar yolunun yeniden yapılandırılmasında üretra onarım ameliyatı tekniklerinden yararlanılır.
Penis ucuna yakın ve daha derin tümörlerde penisin ucunun kısmen alınması gerekebilir. İdrar kanalının derin bölümüne yerleşmiş ya da çevre dokulara ilerlemiş tümörlerde idrar kanalıyla birlikte penisin, prostatın ve mesanenin alınması ve idrarın bağırsaktan oluşturulan bir yolla dışarı yönlendirilmesi gerekebilir. Kadınlarda idrar kanalının dış bölümündeki küçük tümörler, idrar kontrolü korunarak kanalın kısmen çıkarılmasıyla ya da ışın tedavisiyle tedavi edilebilir. Kadınlarda derin bölümdeki ya da ileri tümörlerde idrar kanalı, mesane ve vajen ön duvarı birlikte çıkarılabilir.
İleri yerel hastalıkta ameliyattan önce kemoterapi ve ışın tedavisinin birlikte uygulanması tümörü küçülterek ameliyatın başarısını artırabilir ve bazı hastalarda organ koruyucu yaklaşıma olanak tanıyabilir. Kasık ya da leğen lenf bezlerinde yayılım saptanan hastalarda bu bölgedeki lenf bezleri ameliyatla çıkarılır ya da ışın tedavisi uygulanır. Uzak organlara yayılmış hastalıkta kemoterapi temel tedavi yöntemidir. Mesane kanseri nedeniyle mesanesi alınıp idrar kanalı korunan hastalarda kalan idrar kanalında gelişebilecek tümörler için düzenli yıkama sitolojisi ve kontroller yapılır.
Hastalığın nadir olması nedeniyle tedavi planı, üroloji, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle ve tüm seçenekler hastayla ayrıntılı olarak konuşularak belirlenir.
1 İdrar Kanalı Kanseri Takibi Kaç Yıl Sürer?
2 İdrar Kanalı Kanseri Kadınlarda Nasıl Fark Edilir?
3 İdrar Kanalı Kanseri Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?
4 İdrar Kanalı Kanseri HPV ile İlişkili midir?
5 İdrar Kanalı Kanseri Mesane Alındıktan Sonra Gelişir mi?
6 İdrar Kanalı Kanseri Penisi Etkiler mi?
7 İdrar Kanalı Kanseri Tanısı İçin Biyopsi Gerekir mi?
8 İdrar Kanalı Kanseri Kemoterapi ve Işın Tedavisiyle Tedavi Edilebilir mi?
9 İdrar Kanalı Kanseri İdrarda Kana Neden Olur mu?
10 İdrar Kanalı Kanseri Tedavisinde Ameliyat Ne Zaman Gerekir?
11 İdrar Kanalı Kanseri İdrar Kanalı Cebiyle İlişkili midir?
12 İdrar Kanalı Kanseri Ameliyatından Sonra İdrar Nasıl Yapılır?
13 İdrar Kanalı Kanseri Risk Grubunda Kimler Vardır?
14 İdrar Kanalı Kanseri Tekrarlarsa Nasıl Anlaşılır?
15 İdrar Kanalı Kanseri Uzun Süreli Sonda Kullanımıyla İlişkili midir?
16 İdrar Kanalı Kanseri Hangi Yaşlarda Görülür?
17 İdrar Kanalı Kanseri Cinsel Yaşamı Etkiler mi?
18 İdrar Kanalı Kanseri Kasık Lenf Bezlerine Yayılır mı?
19 İdrar Kanalı Kanseri İçin Tarama Önerilir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Urethral Disorders medlineplus.gov
- Urinary Retention www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Perineal Injury in Males www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “urethral stricture urethroplasty outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “urethral stricture internal urethrotomy recurrence” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov