Testosteron düşüklüğü, erkeklik hormonu olan testosteronun vücutta olması gerekenden daha düşük düzeyde bulunması ve buna cinsel istekte azalma, yorgunluk, kas kaybı ve ruh hali değişiklikleri gibi yakınmaların eşlik etmesidir. Testosteron düşüklüğü testislerdeki bir sorundan ya da testisleri yöneten beyin bölgelerindeki bir sorundan kaynaklanabilir ve yaşla birlikte daha sık görülür. Kilo fazlalığı, şeker hastalığı ve uyku apnesi gibi günümüzde yaygın olan durumlar da testosteron üretimini olumsuz etkiler.
Bu yazıda testosteron düşüklüğünün ne olduğunu, belirtilerini, andropoz kavramını, kas ve kemik sağlığına etkisini, kilo ve yaşla ilişkisini, teşhis sürecini, ölçümlerin nasıl değerlendirildiğini, istenen testleri ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Testosteron Düşüklüğü Nedir?
Testosteron düşüklüğü, testislerin yeterli miktarda testosteron üretememesi ya da testisleri uyaran beyin sinyallerinin zayıflaması sonucu kandaki testosteron düzeyinin azalması ve buna bağlı yakınmaların ortaya çıkmasıdır. Testosteron, erkeklerde büyük bölümü testislerde üretilen ve erkek bedeninin gelişiminde ve işleyişinde temel rol oynayan bir hormondur. Bu hormon cinsel isteğin, sertleşmenin ve sperm üretiminin düzenlenmesinde görev alır. Testosteron ayrıca kas kütlesinin ve gücünün korunmasını, kemik yoğunluğunun sürdürülmesini ve kan yapımını destekler. Enerji düzeyi, ruh hali, dikkat ve motivasyon da testosteron düzeyinden etkilenir.
Testosteron üretimi, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan hormonların testisleri uyarmasıyla düzenlenir. Sorun doğrudan testislerden kaynaklanıyorsa birincil, beyin ve hipofiz bezinden kaynaklanıyorsa ikincil testosteron düşüklüğünden söz edilir. İnmemiş testis, testis yaralanmaları, testislerin alınması ve kanser tedavileri birincil testosteron düşüklüğüne yol açabilir. Hipofiz bezi hastalıkları, kilo fazlalığı, uyku apnesi ve bazı ilaçlar ise ikincil testosteron düşüklüğünün nedenleri arasındadır.
Tanı için yalnızca kan testinde düşük bir değer görülmesi yeterli değildir ve bu değere uygun yakınmaların da bulunması gerekir. Belirti vermeyen hafif düşüklükler çoğu zaman hormon tedavisi gerektirmez. Testosteron düşüklüğünün nedeninin doğru belirlenmesi, uygun tedavinin seçilmesi açısından büyük önem taşır.
Testosteron Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir?
Testosteron düşüklüğü belirtileri, cinsel istekte azalma, sertleşme sorunu, sabah sertleşmelerinin azalması, yorgunluk, kas kaybı, karın bölgesinde yağlanma, depresif ruh hali, dikkat eksikliği ve uyku bozukluklarıdır. Cinsel istekte azalma, testosteron düşüklüğünün en sık ve en belirgin belirtilerinden biridir. Sertleşmenin zayıflaması ve sabahları kendiliğinden oluşan sertleşmelerin seyrekleşmesi de sık görülen şikâyetler arasındadır. Belirgin bir neden olmadan sürekli yorgun ve halsiz hissetme, günlük işlerde isteksizlik bu yakınmalara eşlik edebilir. Kas kütlesinde ve kas gücünde azalma, egzersize rağmen kas kazanmakta güçlük çekme dikkat çekebilir.
Özellikle karın bölgesinde yağlanmanın artması testosteron düşüklüğünde sık görülen bir bulgudur. Sinirlilik, çökkün ruh hali, motivasyon kaybı ve odaklanma güçlüğü de önemli belirtiler arasında yer alır. Bazı erkeklerde uyku bozuklukları, sıcak basması ve terleme atakları görülebilir. Uzun süren testosteron düşüklüğünde vücut kıllarında azalma, meme dokusunda büyüme ve testislerde küçülme gelişebilir. Kansızlık ve buna bağlı halsizlik de testosteron düşüklüğünün daha az bilinen sonuçlarından biridir.
Bu belirtilerin birçoğu depresyon, tiroid hastalıkları ve uyku bozuklukları gibi başka durumlarda da görülebilir. Bu nedenle belirtiler tek başına tanı koydurmaz ve kan testleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Andropoz Gerçek Bir Durum mudur?
Andropoz, yaşla birlikte testosteron düzeyinin azalmasına bağlı yakınmaların ortaya çıktığı gerçek bir durumdur, ancak kadınlardaki menopozdan farklı olarak her erkekte görülmez ve ani bir hormon kaybı şeklinde gelişmez. Halk arasında erkek menopozu olarak da bilinen andropoz, tıp dilinde yaşa bağlı ya da geç başlangıçlı testosteron eksikliği olarak adlandırılır. Kadınlarda menopoz döneminde yumurtalık işlevi kısa sürede sona erer ve doğurganlık tamamen biter. Erkeklerde ise testosteron üretimi yıllar içinde yavaş yavaş azalır ve sperm üretimi ileri yaşlarda da devam edebilir.
Bu yavaş düşüş birçok erkekte herhangi bir yakınmaya yol açmaz. Bazı erkeklerde ise testosteron düzeyi belirgin şekilde azalır ve cinsel, bedensel ve ruhsal belirtiler ortaya çıkar. Andropozdan söz edebilmek için hem uygun belirtilerin bulunması hem de tekrarlanan ölçümlerde testosteron düzeyinin düşük saptanması gerekir. Kilo fazlalığı, şeker hastalığı, kronik hastalıklar ve hareketsiz yaşam, yaşla birlikte gelişen testosteron düşüşünü hızlandırabilir.
Bu nedenle andropoz yalnızca yaşlanmanın değil, genel sağlık durumunun da bir yansıması olarak kabul edilir. İleri yaştaki her yorgunluk ya da cinsel istek azalması andropoza bağlanmamalıdır. Belirtilere yol açabilecek diğer hastalıklar araştırılmadan andropoz tanısı konulmamalı ve hormon tedavisine başlanmamalıdır.
Testosteron Düşüklüğü Kas ve Kemik Sağlığını Nasıl Etkiler?
Testosteron düşüklüğü, kas kütlesinin ve kas gücünün azalmasına, vücut yağ oranının artmasına ve kemik yoğunluğunun azalarak kemik erimesi gelişmesine yol açabilir. Testosteron, kas hücrelerinde protein yapımını artırarak kas dokusunun oluşmasını ve korunmasını sağlar. Hormon düzeyi düştüğünde kas kütlesi azalır ve kişi daha önce rahatça yaptığı fiziksel işleri yapmakta zorlanabilir. Kas kaybıyla birlikte vücutta yağ oranı artar ve bu değişim özellikle karın bölgesinde belirginleşir. Kas gücündeki azalma, ileri yaştaki erkeklerde denge sorunlarına ve düşme riskinin artmasına katkıda bulunabilir.
Testosteron aynı zamanda kemik yapımını destekler ve kemik yıkımını sınırlar. Uzun süren testosteron düşüklüğünde kemik yoğunluğu azalır ve kemik erimesi gelişebilir. Kemik erimesi çoğu zaman belirti vermez ve ilk bulgu küçük bir travmayla oluşan kırık olabilir. Omurga, kalça ve el bileği kırıkları, kemik erimesi olan erkeklerde daha sık görülür. Bu nedenle uzun süredir testosteron düşüklüğü olan erkeklerde kemik yoğunluğu ölçümü yapılması önerilebilir.
Kemik sağlığının korunması için yeterli kalsiyum alımı, güneş ışığından uygun şekilde yararlanılması ve sigaradan uzak durulması da önemlidir. Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımı, kas ve kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Testosteron tedavisi de uygun erkeklerde kemik yoğunluğunun ve kas kütlesinin desteklenmesine katkı sağlayabilir.
Kilo Fazlalığı Testosteron Düşüklüğü Yapar mı?
Kilo fazlalığı, özellikle karın bölgesinde biriken yağ dokusu aracılığıyla testosteronun kadınlık hormonuna dönüşmesini artırarak ve beyinden testislere giden uyarıyı azaltarak testosteron düşüklüğüne yol açar. Yağ dokusu, testosteronu kadınlık hormonuna dönüştüren bir enzim içerir ve yağ dokusu arttıkça bu dönüşüm de artar. Artan kadınlık hormonu, beyindeki hipofiz bezine geri bildirim göndererek testisleri uyaran hormonların salgılanmasını azaltır. Bu durum testosteron üretiminin daha da azalmasına neden olur. Düşük testosteron ise yağ yakımını azaltıp yağ birikimini kolaylaştırarak kilo alımını artırır.
Böylece kilo fazlalığı ile testosteron düşüklüğü arasında birbirini besleyen bir kısır döngü oluşur. Kilo fazlalığına sıkça eşlik eden insülin direnci ve şeker hastalığı da testosteron düzeyini olumsuz etkiler. Kilolu erkeklerde sık görülen uyku apnesi, gece boyunca oksijen düzeyinin düşmesine ve uyku kalitesinin bozulmasına yol açarak testosteron üretimini azaltır. Bu nedenle kilo fazlalığına bağlı testosteron düşüklüğünde ilk hedef kilo vermek ve uyku apnesini tedavi etmektir.
Kilo verilmesiyle birlikte birçok erkekte testosteron düzeyi kendiliğinden yükselebilir. Düzenli egzersiz ve dengeli beslenme, bu kısır döngünün kırılmasında temel adımlardır. Kilo vermeye rağmen belirtiler ve hormon düşüklüğü devam ediyorsa diğer tedavi seçenekleri değerlendirilir.
Yaşla Testosteronun Azalması Normal midir?
Yaşla testosteronun azalması normaldir, çünkü testosteron üretimi erkeklerde genç erişkinlik döneminden sonra yıllar içinde yavaş ve kademeli olarak azalır. Bu azalma çoğu erkekte otuzlu yaşlardan sonra başlar ve hayat boyu yavaş bir şekilde sürer. Yaşla birlikte testislerdeki hormon üreten hücrelerin sayısı ve işlevi azalır. Beyinden testislere giden uyarı sinyallerinin düzenlenmesinde de yaşa bağlı değişiklikler oluşur. Ayrıca yaşla birlikte kanda testosteronu bağlayan protein artar ve dokuların kullanabileceği serbest testosteron miktarı azalır. Bu doğal düşüş birçok erkekte yakınmaya yol açmaz ve tedavi gerektirmez.
Aynı yaştaki erkekler arasında testosteron düzeyleri geniş bir aralıkta değişkenlik gösterir. Kilo fazlalığı, şeker hastalığı, kronik hastalıklar, sigara, aşırı alkol ve hareketsiz yaşam yaşla birlikte gelişen düşüşü hızlandırır. Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kilo ve yeterli uyku ise testosteron düzeyinin daha iyi korunmasına yardımcı olur. Yaşa bağlı düşüşün belirgin yakınmalara yol açtığı erkeklerde değerlendirme ve gerekirse tedavi gündeme gelir.
Yaşa bağlı düşüşün hızı, kişinin genetik yapısına ve yıllar içinde edindiği yaşam alışkanlıklarına göre de farklılık gösterebilir. Bu nedenle ileri yaştaki bir erkekte testosteron düzeyinin düşük bulunması tek başına hastalık olarak değil, belirtilerle birlikte yorumlanır.
Testosteron Düşüklüğü Nasıl Teşhis Edilir?
Testosteron düşüklüğü, belirtilerin ayrıntılı olarak sorgulanması, fizik muayene ve sabah saatlerinde aç karnına alınan kan örneğinde testosteron düzeyinin farklı günlerde tekrarlanan ölçümlerle düşük bulunmasıyla teşhis edilir. Teşhisin ilk adımı, cinsel istek, sertleşme, enerji düzeyi, ruh hali ve uyku gibi konuları kapsayan ayrıntılı bir görüşmedir. Belirtilerin şiddetini değerlendirmek için kısa sorgu formlarından yararlanılabilir. Hekim geçirilmiş testis hastalıklarını, inmemiş testis öyküsünü, testis yaralanmalarını ve kabakulağa bağlı testis iltihabını sorgular. Kullanılan ilaçlar, dışarıdan alınan hormon ya da kas geliştirici ürünler ve alkol kullanımı da değerlendirilir.
Kilo fazlalığı, şeker hastalığı, horlama ve uyku apnesi gibi testosteron üretimini etkileyen durumlar araştırılır. Fizik muayenede testislerin büyüklüğü ve kıvamı, vücut kıllanması, meme dokusu ve bel çevresi değerlendirilir. İleri yaştaki erkeklerde prostat muayenesi de değerlendirmenin bir parçasıdır. Testosteron düzeyi gün içinde değiştiği ve sabah saatlerinde en yüksek düzeyde olduğu için kan örneği sabah alınır. Ölçüm akut bir hastalık döneminde değil, kişinin genel durumunun iyi olduğu bir zamanda yapılmalıdır.
Düşük bulunan sonuç, tanının kesinleşmesi için farklı bir günde tekrar edilir. Depresyon, tiroid hastalıkları, kansızlık ve uyku bozuklukları gibi benzer belirtilere yol açan durumlar da teşhis sürecinde ayırt edilir.
Testosteron Ölçümünde Tek Sonuç Yeterli midir?
Testosteron ölçümünde tek sonuç yeterli değildir, çünkü testosteron düzeyi gün içinde, günden güne ve kişinin o andaki sağlık durumuna göre değişebilir ve düşük bulunan bir değerin farklı bir günde tekrar ölçülerek doğrulanması gerekir. Testosteron düzeyi sabah saatlerinde en yüksek düzeydedir ve gün ilerledikçe azalır. Öğleden sonra ya da akşam alınan bir kan örneği, testosteron düzeyinin olduğundan düşük görünmesine yol açabilir.
Yoğun yemek sonrasında alınan örneklerde de testosteron düzeyi geçici olarak düşük ölçülebilir. Ateşli bir hastalık, yakın zamanda geçirilmiş bir ameliyat ya da ciddi bir stres dönemi hormon düzeylerini geçici olarak etkileyebilir.
Uykusuz geçirilen bir gece ve aşırı yorucu egzersizler de ölçüm sonucunu değiştirebilir. Bu nedenle ilk ölçümde düşük bulunan testosteron, benzer koşullarda ve farklı bir günde tekrar ölçülür. İki ölçümün de düşük olması ve belirtilerin bulunması, tanının kesinleşmesini sağlar. Ölçümün aynı laboratuvarda yapılması, sonuçların karşılaştırılmasını kolaylaştırır. Testosteronu bağlayan protein düzeyinin değiştiği kilo fazlalığı, ileri yaş ve bazı karaciğer hastalıklarında toplam testosteron düzeyi yanıltıcı olabilir ve bu durumda serbest testosteron da hesaplanır.
Tekrarlanan ölçümde düzeyin uygun bulunması durumunda yakınmaların başka nedenleri araştırılır. Tek bir düşük sonuca dayanarak hormon tedavisine başlanması, gereksiz tedaviye ve olası yan etkilere yol açabilir. Tekrarlanan ölçümler, hem doğru tanı hem de uygun tedavi kararının verilmesi için temel adımdır.
Testosteron Düşüklüğünde Hangi Testler İstenir?
Testosteron düşüklüğünde toplam testosteron ölçümü, gerektiğinde serbest testosteron, hipofiz hormonları, prolaktin, kan sayımı, PSA, kan şekeri, kolesterol ve tiroid testleri istenir. Temel test, sabah aç karnına alınan kan örneğinde yapılan testosteron testi ile toplam testosteron düzeyinin ölçülmesidir. Kanda testosteronu bağlayan proteinin düzeyinin değiştiği durumlarda dokuların kullanabildiği serbest testosteron da değerlendirilebilir. Testosteron düşük bulunduğunda sorunun testislerden mi yoksa beyinden mi kaynaklandığını anlamak için FSH ve LH düzeyleri ölçülür.
Bu hormonların yüksek olması testis kaynaklı, düşük ya da uygun olmayan düzeyde olması beyin ve hipofiz kaynaklı bir sorunu düşündürür.
Prolaktin düzeyi, hipofiz bezinden kaynaklanan sorunları araştırmak için değerlendirilir. Prolaktin belirgin şekilde yüksek bulunursa ya da hipofiz hastalığından şüphelenilirse hipofiz bezine yönelik görüntüleme yapılabilir. Tam kan sayımı, testosteron düşüklüğüne bağlı kansızlığı saptamak ve tedavi öncesindeki kan değerlerini kaydetmek için istenir. İleri yaştaki erkeklerde prostat sağlığını değerlendirmek için PSA ölçülür. Kan şekeri, kolesterol ve tiroid hormonları, testosteron düşüklüğüne eşlik eden ya da benzer belirtilere yol açan hastalıkları araştırmak için değerlendirilir.
Uzun süredir testosteron düşüklüğü olan erkeklerde kemik yoğunluğu ölçümü de istenebilir. Çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde sperm üretimini değerlendirmek için sperm testi yapılır. İstenecek testler, kişinin yaşına, belirtilerine ve muayene bulgularına göre hekim tarafından belirlenir.
Testosteron Düşüklüğü Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Testosteron düşüklüğü tedavi seçenekleri, düşüklüğe yol açan nedenlerin düzeltilmesi, kilo verme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri, dışarıdan testosteron verilmesi ve çocuk isteği olan erkeklerde vücudun kendi hormon üretimini uyaran ilaçlardan oluşur. Tedavinin ilk adımı, kilo fazlalığı, uyku apnesi, kontrolsüz şeker hastalığı, aşırı alkol kullanımı ve hormon düzeyini etkileyen ilaçlar gibi düzeltilebilir nedenlerin ele alınmasıdır.
Kilo verme, düzenli egzersiz, özellikle direnç egzersizleri, yeterli ve düzenli uyku ile stresin azaltılması testosteron düzeyinin yükselmesine yardımcı olabilir. Belirgin yakınmaları olan ve tekrarlanan ölçümlerde testosteron düzeyi düşük bulunan erkeklerde testosteron tedavisi değerlendirilir.
Testosteron, deriye sürülen jeller, kas içine yapılan iğneler ve uzun süre etkili iğne formları gibi farklı şekillerde verilebilir. Uygun erkeklerde tedaviyle cinsel istek, enerji düzeyi, ruh hali, kas kütlesi ve kemik yoğunluğunda düzelme sağlanabilir. Dışarıdan verilen testosteron, testislerin sperm üretimini baskılayabileceği için çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde bu tedavi uygun değildir. Bu erkeklerde testislerin kendi testosteron ve sperm üretimini uyaran ilaçlar tercih edilir. Prostat kanseri ya da meme kanseri olan, kontrol altına alınmamış uyku apnesi ya da ağır kalp yetmezliği bulunan erkeklerde testosteron tedavisi uygulanmaz.
Tedavi sırasında kan koyulaşması, akne, testislerde küçülme, meme hassasiyeti ve vücutta su tutulması gibi yan etkiler görülebilir. Bu nedenle tedavi boyunca testosteron düzeyi, kan sayımı ve PSA düzenli olarak kontrol edilir ve prostat muayenesi yapılır. Hipofiz bezi tümörü gibi özel bir nedene bağlı testosteron düşüklüğünde ise altta yatan hastalık ilgili uzmanlık alanlarıyla birlikte tedavi edilir. Denetimsiz bitkisel ürünlerin ve reçetesiz hormon takviyelerinin kullanılması, yan etki riskleri nedeniyle önerilmez.
1 Testosteron Düşüklüğü Takibinde Hangi Aralıklarla Kontrol Yapılır?
2 Testosteron Düşüklüğü Kullanılan İlaçlardan Kaynaklanabilir mi?
3 Testosteron Düşüklüğü İlerlerse Hangi Sorunlara Yol Açar?
4 Testosteron Düşüklüğü İlaçla Tedavi Edilebilir mi?
5 Testosteron Düşüklüğü Risk Grubunda Kimler Vardır?
6 Testosteron Düşüklüğü Tedavisi Kişiden Kişiye Neden Değişir?
7 Testosteron Düşüklüğü Hangi Şikâyetler Eklendiğinde Hekime Başvurulmalı?
8 Testosteron Düşüklüğü Kronikleşir mi?
9 Testosteron Düşüklüğünde Egzersiz Faydalı mıdır?
10 Testosteron Düşüklüğü Kısırlığa Yol Açar mı?
11 Testosteron Düşüklüğü Başka Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir mi?
12 Testosteron Düşüklüğü Uyku Apnesiyle İlişkili midir?
13 Testosteron Düşüklüğü Şeker Hastalığıyla İlişkili midir?
14 Testosteron Düşüklüğünde Bitkisel Takviyeler İşe Yarar mı?
15 Testosteron Düşüklüğü Depresyonla Karıştırılır mı?
16 Testosteron Düşüklüğü Gençlerde Görülür mü?
17 Testosteron Düşüklüğü Erken Dönemde Yakalanırsa Süreç Nasıl Değişir?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Male Infertility medlineplus.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov
- Sexual Problems in Men medlineplus.gov
- Literatür taraması: “varicocele repair semen parameters meta analysis” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “non obstructive azoospermia microdissection testicular sperm extraction” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “male hypogonadism testosterone therapy guideline” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “semen analysis reference values” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov