Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara Pzt.-Cuma 09.00 – 17.00 · Cmt. 09.00 – 16.00
Prof. Dr. Hasan Biri • Üroloji Uzmanı · Üroonkoloji ve Robotik Cerrahi
Hastalıklar

Penis Kanseri (Penis Skuamöz Hücreli Karsinomu)

Penis kanseri şüphesiyle başvuran hastalarıma geçmeyen yaranın önemini, HPV ve hijyenle ilişkisini, kasık lenf bezlerini ve tedaviyi anlattım.

Penis kanseri, penis derisini ve penis başını kaplayan hücrelerden gelişen, seyrek görülen ancak erken fark edildiğinde çoğu zaman organ korunarak tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Hastalık genellikle penis başında ya da sünnet derisinin iç yüzünde iyileşmeyen bir yara, renk değişikliği ya da kabarıklık şeklinde başlar. Genital bölgeyle ilgili şikâyetlerin utanç nedeniyle ertelenmesi, penis kanserinde tanının gecikmesinin en önemli nedenlerinden biridir.

Bu yazıda penis kanserinin ne olduğunu, belirtilerini, geçmeyen yaranın önemini, HPV ve hijyenle ilişkisini, tanı sürecini, kasık lenf bezlerinin neden değerlendirildiğini, evrelerini ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.

Penis Kanseri Nedir?

Penis kanseri, penisin derisini, penis başını ve sünnet derisinin iç yüzünü kaplayan hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalarak kötü huylu bir tümör oluşturmasıdır. Penis kanserlerinin büyük çoğunluğu, deri ve mukoza yüzeyini oluşturan yassı hücrelerden köken alır. Tümör en sık penis başında, sünnet derisinin iç yüzünde ve penis başı ile gövdesinin birleştiği boyun bölgesinde başlar. Penis gövdesinin derisinde başlayan tümörler daha seyrek görülür. Penis kanseri tüm kanserler içinde oldukça nadirdir ve sünnetin yaygın olarak çocukluk döneminde yapıldığı toplumlarda çok daha az rastlanır.

Hastalık çoğunlukla ileri yaştaki erkeklerde görülür, ancak daha genç yaşlarda da ortaya çıkabilir. Kansere dönüşmeden önce yüzeyde sınırlı kalan bazı öncül lezyonlar gelişebilir ve bu lezyonlar kırmızı kadifemsi ya da beyazımsı kabarık lekeler şeklinde görülebilir. Öncül lezyonlar ve yerinde kanser olarak adlandırılan yüzeyel tümörler, derin dokulara ilerlemeden önce yakalandığında basit yöntemlerle tedavi edilebilir. Tümör ilerledikçe penisin içindeki süngerimsi dokulara, sertleşmeyi sağlayan cisimlere ve idrar kanalına uzanabilir.

Penis kanseri lenf yolları aracılığıyla önce kasıktaki lenf bezlerine, daha sonra leğen bölgesindeki lenf bezlerine ve uzak organlara yayılabilir. Tanı, tedavi ve takip sürecini üroloji uzmanı yönetir ve ileri evrelerde tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarıyla birlikte çalışır.

Penis Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Penis kanseri belirtileri çoğunlukla penis derisinde gözle görülebilen ve elle hissedilebilen değişikliklerle başlar. En sık görülen belirti, penis başında ya da sünnet derisinin iç yüzünde birkaç haftadır iyileşmeyen bir yara ya da kabuklanmadır. Deride kırmızı, beyaz ya da kahverengi renkte yeni ortaya çıkan ve geçmeyen lekeler de dikkat edilmesi gereken değişiklikler arasındadır. Bazı hastalarda deride kalınlaşma, pürüzlenme ya da küçük bir kabarıklık fark edilir. İlerleyen dönemde siğile ya da karnıbahara benzeyen, zamanla büyüyen bir kitle gelişebilir.

Sünnet olmamış erkeklerde tümör sünnet derisinin altında gizli kalabilir ve yalnızca kötü kokulu akıntı, kanama ya da sünnet derisinin yeni gelişen darlık nedeniyle geriye açılamaması şeklinde kendini gösterebilir. Tümör erken dönemde çoğunlukla ağrı yapmaz ve bu durum kişinin şikâyeti önemsememesine yol açabilir. Deri altında elle hissedilen sertlik, tümörün derin dokulara ilerlediğini düşündürebilir. Kasıkta ele gelen şişlik ya da sertlik, kasık lenf bezlerinin büyüdüğünü gösterebilir.

İleri evrelerde kasıkta açık yara, bacaklarda şişlik, kilo kaybı ve halsizlik ortaya çıkabilir. Genital bölgedeki değişiklikler için doktora başvurmanın utanç verici bulunması tanıyı geciktirebileceği için bu belirtilerin çekinmeden bir üroloji uzmanına gösterilmesi büyük önem taşır.

Peniste Geçmeyen Yara Kanser Belirtisi midir?

Peniste geçmeyen yara, penis kanserinin en önemli belirtilerinden biri olabilir, ancak peniste görülen yaraların çoğu kansere bağlı değildir ve kesin ayrım ancak muayene ve gerektiğinde biyopsiyle yapılabilir. Penis derisinde yara ya da kızarıklık oluşturan birçok iyi huylu hastalık bulunmaktadır. Mantar enfeksiyonları, penis başının bakteriyel iltihabı, egzama, sedef hastalığı ve alerjik reaksiyonlar sık görülen nedenler arasındadır.

Cinsel yolla bulaşan bazı enfeksiyonlar da peniste ağrılı ya da ağrısız yaralara yol açabilir. Beyazımsı, parlak ve incelmiş deri alanlarıyla seyreden liken skleroz adlı kronik deri hastalığı da hem yara benzeri görünüm oluşturabilir hem de kanser riskini artırabilir.

Bu hastalıkların çoğu uygun krem ya da ilaç tedavisiyle birkaç hafta içinde belirgin biçimde düzelir. Uygun tedaviye rağmen birkaç haftadan uzun süre iyileşmeyen, büyüyen, sertleşen ya da kanayan yaralar kanser açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Bu durumda yaranın bir bölümünden ya da küçükse tamamından örnek alınarak mikroskop altında incelenir. Biyopsi, yaranın kanser olup olmadığını, kanserse türünü ve derecesini ortaya koyar.

Kendi kendine farklı kremler sürerek uzun süre beklemek, olası bir kanserin ilerlemesine ve organ koruyucu tedavi şansının azalmasına yol açabilir. Bu nedenle peniste birkaç hafta içinde iyileşmeyen her yara ya da leke için bir üroloji uzmanına başvurulması önerilir.

Penis Kanseri ile HPV Arasında İlişki Var mıdır?

Penis kanseri ile HPV arasında önemli bir ilişki vardır ve penis kanserlerinin önemli bir kısmında yüksek riskli HPV türleri saptanır. HPV, cinsel temas yoluyla ve deriden deriye temasla bulaşan ve çok yaygın görülen bir virüs grubudur. Bu virüsün yüzden fazla türü bulunur ve bunların bir kısmı genital siğillere, bir kısmı ise hücrelerde kansere yol açabilecek değişikliklere neden olur.

Genital siğillere yol açan türler genellikle düşük riskli türlerdir ve kanser gelişimiyle doğrudan ilişkili değildir. Yüksek riskli türler ise hücrelerin içine yerleşerek hücre çoğalmasını kontrol eden mekanizmaları bozabilir.

Bu bozulma uzun yıllar içinde öncül lezyonlara ve ardından kansere dönüşebilir. HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu bağışıklık sistemi tarafından birkaç yıl içinde kendiliğinden temizlenir ve HPV taşıyor olmak kanser olunacağı anlamına gelmez. Bağışıklık sistemi zayıf olan ve sigara içen kişilerde virüsün vücutta kalıcı olma ve kansere yol açma olasılığı artar. Birden fazla cinsel partner ve erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak HPV ile karşılaşma olasılığını artırır. Prezervatif kullanımı HPV bulaşma riskini azaltır, ancak kondomun örtmediği deri alanlarından bulaşma olabileceği için tam koruma sağlamaz.

HPV aşısı, yüksek riskli türlere karşı koruma sağlar ve erkeklerde de genital siğillerin ve HPV ile ilişkili kanserlerin önlenmesine katkıda bulunur. Penis kanseri tanısı alan erkeklerin partnerlerinin de HPV ile ilişkili rahim ağzı kanseri açısından düzenli jinekolojik kontrollerini yaptırması önerilir.

Penis Kanserinde Hijyenin Rolü Nedir?

Penis kanserinde hijyen önemli bir rol oynar, çünkü sünnet derisinin altında biriken salgılar ve ölü hücreler penis başında kronik tahrişe ve iltihaba yol açarak kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Sünnet olmamış erkeklerde penis başı ile sünnet derisi arasında doğal olarak beyazımsı bir salgı birikir. Bu salgı düzenli olarak temizlenmediğinde bakteriler çoğalır, kötü koku oluşur ve penis başında tekrarlayan iltihaplar gelişir. Uzun yıllar süren kronik tahriş ve iltihap, penis başındaki hücrelerde değişikliklere ve zamanla kansere yol açabilir.

Sünnet derisinin daralması nedeniyle geriye doğru açılamaması durumu olan fimozis, bu bölgenin temizlenmesini imkânsız hâle getirdiği için penis kanserinin en önemli risk faktörlerinden biridir. Fimozis, sünnet derisi altında gelişen bir tümörün gizlenmesine ve geç fark edilmesine de neden olur. Çocukluk döneminde yapılan sünnetin penis kanserine karşı koruyucu olduğu bilinmektedir. Erişkin yaşta yapılan sünnetin koruyucu etkisi daha sınırlıdır, ancak fimozisi olan erişkinlerde temizliği kolaylaştırdığı ve olası lezyonların görülmesini sağladığı için önerilir.

Sünnet olmamış erkeklerin günlük banyo sırasında sünnet derisini nazikçe geriye çekerek penis başını ılık suyla temizlemesi ve ardından kurulaması önerilir.

Temizlik sonrasında sünnet derisinin yeniden öne getirilmesi, derinin geride sıkışarak şişmesini önler. Düzenli hijyen, sigaranın bırakılması ve HPV'ye karşı korunma, penis kanseri riskini azaltmak için kişinin alabileceği temel önlemlerdir.

Penis Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

Penis kanseri, penisteki şüpheli lezyonun muayene edilmesi, lezyondan alınan doku örneğinin patolojik incelemesi ve kasık lenf bezleri ile derin dokuların görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesiyle teşhis edilir. Hekim önce lezyonun ne zamandan beri var olduğunu, büyüyüp büyümediğini, kanama ya da akıntı yapıp yapmadığını ve daha önce hangi tedavilerin denendiğini sorar. Sünnet durumu, fimozis öyküsü, sigara kullanımı, cinsel geçmiş ve bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar da sorgulanır. Fizik muayenede lezyonun penisteki yeri, büyüklüğü, rengi, sınırları ve deri altındaki dokulara yapışık olup olmadığı değerlendirilir.

Tümörün penis gövdesinin derinlerine, sertleşmeyi sağlayan cisimlere ya da idrar kanalına ilerleyip ilerlemediği elle muayeneyle araştırılır. Her iki kasıkta lenf bezlerinin büyüklüğü, sertliği ve hareketliliği dikkatle muayene edilir. Kesin tanı, lezyondan alınan doku örneğinin mikroskop altında incelenmesiyle konur. Küçük lezyonlarda örnek almak yerine lezyonun tamamı çıkarılarak hem tanı hem de tedavi sağlanabilir. Patoloji raporu, tümörün türünü, derecesini, derinliğini ve damar ya da sinir kılıflarına ilerleme olup olmadığını gösterir.

Tümörün derinliğini değerlendirmek için manyetik rezonans ya da ultrason, yayılımını değerlendirmek için ise kasık ultrasonu, tomografi ya da diğer görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tüm bu bilgiler bir araya getirilerek hastalığın evresi belirlenir ve penis ile kasık lenf bezlerine yönelik tedavi planı oluşturulur.

Penis Kanserinde Kasık Lenf Bezleri Neden Değerlendirilir?

Penis kanserinde kasık lenf bezleri değerlendirilir, çünkü penisin lenf akımı öncelikle kasıktaki lenf bezlerine ulaşır ve kanserin ilk yayıldığı yer çoğunlukla bu bezlerdir. Kasık lenf bezlerinde yayılım olup olmaması, penis kanserinin seyrini ve iyileşme olasılığını belirleyen en önemli etkendir. Penisin her iki yanından gelen lenf yolları birbirleriyle bağlantılı olduğu için tümör tek taraflı olsa bile her iki kasık da değerlendirilir. Muayenede kasıkta büyümüş ve sert bir lenf bezi ele geliyorsa bu bezden ultrason eşliğinde ince bir iğneyle örnek alınarak kanser hücresi olup olmadığı araştırılır.

Tümör yüzeyindeki yaranın enfekte olması nedeniyle kasık bezleri iltihaba bağlı olarak da büyüyebilir ve ince iğne incelemesi bu ayrımın yapılmasına yardımcı olur. Muayenede lenf bezleri ele gelmese bile mikroskobik düzeyde yayılım bulunabilir. Bu nedenle tümörün derinliği, derecesi ve damar ilerlemesine göre yayılım riski yüksek görülen hastalarda kasık bezleri ayrıca araştırılır. Bu araştırmada, tümörün çevresine verilen işaretleyici bir madde yardımıyla lenf akımının ilk ulaştığı bekçi lenf bezinin bulunup çıkarıldığı yöntem ya da kasıktaki yüzeyel lenf bezlerinin çıkarılması kullanılabilir.

Kasık lenf bezlerinde yayılım saptandığında bu bölgedeki tüm lenf bezlerinin çıkarılması ve leğen bölgesindeki bezlerin de değerlendirilmesi gerekir. Lenf bezi yayılımının erken dönemde saptanıp tedavi edilmesi, belirtiler ortaya çıkana kadar beklenmesine göre çok daha iyi sonuçlar sağlar. Kasık bezleri ameliyatla çıkarıldıktan sonra yara iyileşme sorunları ve bacaklarda lenf sıvısı birikimine bağlı şişlik gibi yan etkiler görülebildiği için bu karar dikkatle verilir. Tedavi tamamlandıktan sonra da kasıkların düzenli muayenesi takip programının vazgeçilmez bir parçasıdır.

Penis Kanseri Evreleri Nelerdir?

Penis kanseri evreleri, tümörün penis dokularında ne kadar derine ilerlediğine, kasık ve leğen bölgesindeki lenf bezlerine ve uzak organlara yayılıp yayılmadığına göre belirlenir. En erken evrede kanser yalnızca deri ya da mukoza yüzeyindeki hücre tabakasında sınırlıdır ve yerinde kanser olarak adlandırılır. Bir sonraki aşamada tümör yüzeyin hemen altındaki bağ dokusuna ilerlemiştir. Tümörün derecesi yüksekse ya da damar ve sinir kılıflarına ilerleme varsa bu erken evre içinde daha yüksek riskli bir grup olarak değerlendirilir.

Daha ileri evrede tümör penis başının altındaki süngerimsi dokuya ya da sertleşmeyi sağlayan cisimlere ulaşmıştır.

Tümörün idrar kanalına ilerlemesi de ileri yerel hastalığın bir göstergesidir. En ileri yerel evrede tümör, penise komşu yapılara uzanmıştır. Lenf bezi yayılımı, tek bir kasık bezinden birden fazla ya da her iki kasıktaki bezlere ve leğen bölgesindeki bezlere kadar farklı aşamalarda değerlendirilir. Akciğer, karaciğer, kemik gibi uzak organlara ya da leğen dışındaki lenf bezlerine yayılım hastalığın en ileri evresini oluşturur.

Erken evrede, yani penis dokusunda sınırlı ve lenf bezlerine yayılmamış hastalıkta iyileşme olasılığı yüksektir. Lenf bezi yayılımının sayısı ve yaygınlığı arttıkça tedavi daha kapsamlı hâle gelir ve kemoterapi gibi ek tedaviler gerekebilir. Evre, penise ve kasık bezlerine yönelik ameliyatların kapsamını ve ek tedavi gerekip gerekmediğini belirleyen temel bilgidir.

Penis Kanseri Tanısında Hangi Testler İstenir?

Penis kanseri tanısında lezyondan biyopsi, penisin manyetik rezonans ya da ultrason incelemesi, kasık ultrasonu ve ince iğne biyopsisi, bekçi lenf bezi incelemesi ve yayılımı araştırmak için tomografi ile göğüs görüntülemesi istenir. Biyopsi, penisteki şüpheli lezyondan doku örneği alınarak kanser tanısının kesinleştirildiği ve tümörün türü ile derecesinin belirlendiği temel testtir. Penisin manyetik rezonans incelemesi, tümörün penis başının altındaki dokulara, sertleşmeyi sağlayan cisimlere ve idrar kanalına ilerleyip ilerlemediğini gösterir. Bu inceleme, penis koruyucu bir ameliyatın uygun olup olmadığına karar verilmesinde yardımcı olur.

Penis ultrasonu da tümörün derinliği hakkında bilgi verebilir. Kasık ultrasonu, muayenede ele gelmeyen büyümüş lenf bezlerini gösterebilir ve şüpheli bezlerden ince iğneyle örnek alınmasına rehberlik eder. Muayenede lenf bezi ele gelmeyen ancak yayılım riski yüksek olan hastalarda bekçi lenf bezinin bulunup çıkarılması mikroskobik yayılımı ortaya koyar. Kasık lenf bezlerinde yayılım saptanan ya da ele gelen büyük bezleri olan hastalarda leğen bölgesindeki lenf bezleri ve uzak organlar görüntülenir. Bu amaçla kontrastlı üriner tomografi gibi karın ve leğen bölgesini kapsayan kontrastlı tomografi incelemeleri kullanılır.

Göğüs tomografisi akciğerlere yayılımı araştırır ve seçilmiş hastalarda tüm vücudu değerlendiren gelişmiş görüntüleme yöntemleri tercih edilebilir. Kan tahlillerinde kan sayımı, böbrek ve karaciğer işlevleri değerlendirilir ve ileri evrede kandaki kalsiyum düzeyine de bakılır.

Penis Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Penis kanseri tedavisi, tümörün derinliğine, büyüklüğüne, yerine, derecesine ve lenf bezi yayılımına göre organ koruyucu yöntemler, penisin kısmen ya da tamamen alınması, kasık lenf bezlerinin çıkarılması, kemoterapi ve ışın tedavisinden oluşur. Tedavide temel hedef, kanserin tamamen temizlenmesini sağlarken mümkün olduğunca penisin görünümünü, idrar yapma ve cinsel işlevleri korumaktır. Öncül lezyonlarda ve yalnızca yüzeyde sınırlı yerinde kanserde kanser kremleri, lazerle yakma ya da penis başı derisinin çıkarılıp yenilenmesi gibi yöntemler uygulanabilir. Sünnet derisinde sınırlı küçük tümörlerde yalnızca sünnet yapılması yeterli olabilir.

Penis başında sınırlı küçük tümörlerde tümörün çevresindeki sağlam dokuyla birlikte çıkarıldığı penis koruyucu ameliyat ya da penis başının alınıp yeniden yapılandırıldığı yöntemler tercih edilir. Daha derin dokulara ilerlemiş tümörlerde penisin tümörlü ucunun sağlam doku sınırıyla birlikte alındığı kısmi ameliyat uygulanır ve çoğu hastada ayakta idrar yapma ve cinsel ilişki sürdürülebilir. Penisin büyük bölümünü tutan ileri tümörlerde penisin tamamının alınması gerekebilir ve bu durumda idrar kanalı torba ile makat arasındaki bölgeye ağızlaştırılarak kişinin oturarak idrar yapması sağlanır.

Tümör idrar kanalına ilerlemişse, idrar kanalının iç yüzeyinden gelişen ve farklı bir hastalık olan idrar kanalı kanseri ile ayrımı yapılır ve ameliyatın kapsamı buna göre planlanır. Ameliyattan sonra yeni oluşturulan idrar kanalı ağzında daralma gelişebilir ve idrar akışının bozulmasına bağlı olarak bazı hastalarda idrar yolu enfeksiyonu görülebilir. Kasık lenf bezlerinde yayılım saptanan ya da yayılım riski yüksek görülen hastalarda kasıktaki lenf bezleri ameliyatla çıkarılır. Lenf bezlerinde yaygın yayılım olan hastalarda ameliyat öncesinde ya da sonrasında kemoterapi uygulanabilir.

Işın tedavisi, ameliyata uygun olmayan ya da penisini korumak isteyen seçilmiş hastalarda ve lenf bezi yayılımı olan bölgelerde ek tedavi olarak kullanılabilir. Uzak organlara yayılmış hastalıkta kemoterapi ve yeni ilaç tedavileri şikâyetleri hafifletmek ve hastalığı kontrol altına almak amacıyla uygulanır. Tedavi sonrasında penis ve kasıkların düzenli muayenesi ve gerektiğinde görüntülemeyle takip yapılır ve tedavi yöntemi tüm seçenekler hastayla ayrıntılı olarak konuşularak birlikte belirlenir.

Merak Edilenler
1 Penis Kanseri Sünnetli Erkeklerde Görülür mü?
Penis kanseri sünnetli erkeklerde de görülebilir, ancak çocukluk döneminde sünnet olmuş erkeklerde çok daha seyrektir. Çocuklukta yapılan sünnet, sünnet derisi altında salgı birikmesini ve fimozisi önleyerek kronik tahrişi ortadan kaldırır. Erişkin yaşta yapılan sünnetin koruyucu etkisi daha sınırlıdır. Sünnetli erkeklerde de HPV enfeksiyonu, sigara ve bağışıklık zayıflığı gibi risk etkenleri kanser gelişimine yol açabilir. Bu nedenle sünnetli olmak peniste geçmeyen bir yaranın göz ardı edilmesi için bir neden değildir.
2 Penis Kanseri Risk Grubunda Kimler Vardır?
Penis kanseri açısından sünnet olmamış ve fimozisi bulunan erkekler en önemli risk grubunu oluşturur. Yüksek riskli HPV türleriyle enfekte olan ve genital siğil öyküsü bulunan kişilerde de risk artmıştır. Sigara içenlerde, organ nakli ya da diğer nedenlerle bağışıklık sistemi zayıflamış olanlarda hastalık daha sık görülür. Penis başında liken skleroz gibi kronik iltihaplı deri hastalığı olan erkekler de risk altındadır. Hastalığın görülme sıklığı ileri yaşla birlikte artar.
3 Penis Kanseri Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?
Penis kanseri tedavisinin yan etkileri uygulanan yönteme ve alınan dokunun büyüklüğüne göre değişir. Penis koruyucu ameliyatlarda yara iyileşmesi sorunları, penis başında his değişiklikleri ve görünüm farklılıkları olabilir. Penisin kısmen ya da tamamen alınması cinsel işlevleri, idrar yapma şeklini ve beden algısını etkileyebilir. Kasık lenf bezlerinin çıkarılmasından sonra yara enfeksiyonu, yara açılması, kasıkta sıvı birikimi ve bacaklarda lenf ödemi görülebilir. Kemoterapi ve ışın tedavisi ise halsizlik, kan değerlerinde düşme ve ciltte tahriş gibi yan etkilere yol açabilir.
4 Penis Kanseri HPV Aşısıyla Önlenebilir mi?
Penis kanserinin HPV ile ilişkili olan kısmı, HPV aşısıyla önlenmeye yardımcı olunabilecek bir hastalıktır. Aşı, kansere yol açabilen yüksek riskli HPV türlerine karşı vücutta koruyucu bağışıklık oluşturur. Aşının en etkili olduğu dönem, kişinin HPV ile karşılaşmadan önce yani cinsel yaşamın başlamasından önceki yaşlardır. Aşı erkeklerde genital siğilleri ve HPV ile ilişkili bazı kanserleri de önlemeye katkıda bulunur. HPV ile ilişkili olmayan penis kanserleri aşıyla önlenemediği için hijyen, sünnet ve sigaradan uzak durma gibi önlemler de önemini korur.
5 Penis Kanseri Hangi Yaşlarda Görülür?
Penis kanseri çoğunlukla ileri yaştaki erkeklerde görülür. Hastalığın görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. HPV ile ilişkili penis kanserleri ise daha genç yaşlarda da ortaya çıkabilir. Genç erkeklerde görülen penis lezyonları çoğunlukla iyi huylu olsa da geçmeyen yaralar yaş fark etmeksizin değerlendirilmelidir. İleri yaştaki erkeklerde utanma ve ertelemeye bağlı geç başvuru, tanının ileri evrede konmasının sık nedenlerinden biridir.
6 Penis Kanseri Ameliyatından Sonra Cinsel Yaşam Sürdürülebilir mi?
Penis kanseri ameliyatından sonra cinsel yaşamın sürdürülebilmesi, yapılan ameliyatın kapsamına bağlıdır. Penis koruyucu ameliyatlardan sonra çoğu erkek sertleşme ve cinsel ilişki yeteneğini korur. Penisin ucunun kısmen alındığı ameliyatlardan sonra da kalan penis uzunluğu yeterliyse birçok erkek cinsel ilişkiye girebilir ve boşalma ile orgazm yaşayabilir. Penisin tamamen alındığı durumlarda cinsel ilişki şekli değişir, ancak dokunsal uyarıyla orgazm ve boşalma mümkün olabilir. Bu süreçte eşle birlikte yapılan görüşmeler ve psikolojik destek, cinsel uyumun yeniden sağlanmasına yardımcı olur.
7 Penis Kanseri Evrelemesinde Hangi Görüntüleme Kullanılır?
Penis kanseri evrelemesinde tümörün derinliğini değerlendirmek için penisin manyetik rezonans incelemesi ya da ultrasonu kullanılır. Kasık lenf bezlerinin değerlendirilmesinde kasık ultrasonu temel görüntüleme yöntemidir ve şüpheli bezlerden örnek alınmasına rehberlik eder. Kasık bezlerinde yayılım saptanan hastalarda leğen bölgesi ve karın kontrastlı tomografiyle incelenir. Akciğerlere yayılımı araştırmak için göğüs tomografisi yapılır. Seçilmiş ileri evre hastalarda tüm vücudu tarayan gelişmiş görüntüleme yöntemleri tercih edilebilir.
8 Penis Kanseri Ameliyatsız Tedavi Edilebilir mi?
Penis kanseri, öncül lezyonlarda ve yüzeyde sınırlı yerinde kanserde ameliyat yapılmadan tedavi edilebilir. Bu lezyonlarda deriye sürülen kanser kremleri ya da lazerle yakma yöntemleri uygulanabilir. Ameliyatsız yöntemlerden sonra lezyonun tamamen kaybolduğu yakın takip ve gerektiğinde biyopsiyle doğrulanmalıdır. Derin dokulara ilerlemiş tümörlerde ise ameliyat tedavinin temelini oluşturur. Ameliyata uygun olmayan ya da penisini korumak isteyen seçilmiş hastalarda ışın tedavisi de bir seçenek olabilir.
9 Penis Kanseri Ameliyatından Sonra İdrar Nasıl Yapılır?
Penis kanseri ameliyatından sonra idrar yapma şekli, penisin ne kadarının alındığına bağlıdır. Penis koruyucu ameliyatlardan sonra idrar yapma genellikle değişmez. Penisin ucunun kısmen alındığı ameliyatlarda idrar kanalı kalan penisin ucuna ağızlaştırılır ve çoğu erkek ayakta idrar yapabilir. Penisin tamamen alındığı durumlarda idrar kanalı torba ile makat arasındaki bölgeye ağızlaştırılır ve kişi idrarını oturarak yapar. Yeni idrar kanalı ağzında zamanla daralma gelişebileceği için idrar akımında zayıflama fark edildiğinde hekime bildirilmelidir.
10 Penis Kanseri Sigarayla İlişkili midir?
Penis kanseri, sigarayla ilişkili kanserler arasında yer alır. Sigara dumanındaki kanser yapıcı maddeler kan yoluyla genital bölge dokularına da ulaşır. Sigara, bağışıklık sistemini zayıflatarak HPV enfeksiyonunun vücuttan temizlenmesini zorlaştırır. Bu nedenle sigara içen ve HPV ile enfekte olan erkeklerde kanser gelişme olasılığı artar. Sigaranın bırakılması penis kanseri riskini azaltmanın yanı sıra tedavi sonrası yara iyileşmesini de olumlu yönde etkiler.
11 Penis Kanseri Tanısı İçin Biyopsi Gerekir mi?
Penis kanseri tanısının kesinleşmesi için şüpheli lezyondan biyopsi alınması gerekir. Biyopsi, lezyonun kanser olup olmadığını ve kanserse türünü ve derecesini gösterir. Küçük lezyonlarda lezyonun tamamı çıkarılarak hem tanı hem de tedavi sağlanabilir. Büyük lezyonlarda lezyonun bir bölümünden örnek alınır ve kesin tedavi patoloji sonucuna göre planlanır. Biyopsi genellikle lokal uyuşturmayla kısa sürede yapılabilen bir işlemdir.
12 Penis Kanseri Partnere Bulaşır mı?
Penis kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir ve kanser hücreleri cinsel ilişkiyle partnere geçmez. Bununla birlikte penis kanserinin bir kısmıyla ilişkili olan HPV cinsel temasla bulaşabilir. HPV taşıyan erkeklerin partnerlerinde rahim ağzında HPV ile ilişkili hücre değişiklikleri gelişebilir. Bu nedenle penis kanseri tanısı alan erkeklerin partnerlerinin düzenli jinekolojik kontrollerini yaptırması önerilir. Prezervatif kullanımı HPV bulaşma riskini azaltır.
13 Penis Kanseri Patoloji Raporunda Neye Bakılır?
Penis kanseri patoloji raporunda önce tümörün türü ve HPV ile ilişkili bir alt tür olup olmadığı belirtilir. Tümörün mikroskop altındaki derecesi, hücrelerin ne kadar farklılaştığını ve hastalığın yayılma eğilimini gösterir. Tümörün penis dokularında ne kadar derine ilerlediği ve süngerimsi doku ya da sertleşme cisimlerine ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilir. Damar ve sinir kılıflarına ilerleme olup olmadığı, kasık lenf bezlerine yayılım riskini tahmin etmede önemlidir. Çıkarılan dokunun kenarlarında tümör kalıp kalmadığı da raporda yer alır ve ek ameliyat gerekip gerekmediğini belirler.
14 Penis Kanseri Mantar Enfeksiyonuyla Karışır mı?
Penis kanseri, özellikle erken dönemde kırmızı leke ve kızarıklık şeklinde görüldüğünde mantar enfeksiyonuyla karışabilir. Penis başında mantar enfeksiyonu kaşıntı, kızarıklık ve beyazımsı birikintiyle seyreder ve uygun kremlerle kısa sürede düzelir. Kanser ya da öncül lezyonlar ise kremlere rağmen geçmez, zamanla büyüyebilir ve sertleşebilir. Kalıcı kırmızı kadifemsi lekeler yerinde kanserin belirtisi olabilir. Bu nedenle uygun tedaviye rağmen birkaç hafta içinde düzelmeyen lekeler biyopsiyle değerlendirilmelidir.
15 Penis Kanseri Öncesinde Hangi Lezyonlar Görülür?
Penis kanseri öncesinde penis başında ve sünnet derisinde kansere dönüşme potansiyeli taşıyan öncül lezyonlar görülebilir. Penis başında kırmızı, parlak ve kadifemsi görünümlü lekeler yerinde kanserin belirtisi olabilir. Penis gövdesinde pul pul, kabarık ya da beyazımsı lekeler de öncül lezyonlar arasında yer alır. Çok büyüyen ve çevre dokulara baskı yapan dev siğiller de kansere dönüşme eğilimi gösterebilir. Bu lezyonların erken dönemde saptanıp tedavi edilmesi, invaziv kanser gelişimini önlemeye yardımcı olur.
16 Penis Kanseri Tekrarlarsa Nasıl Anlaşılır?
Penis kanserinin tekrarladığı çoğunlukla takip muayenelerinde penisteki ameliyat bölgesinde yeni bir yara ya da kitle görülmesiyle anlaşılır. Penis koruyucu tedavilerden sonra aynı bölgede tümör tekrarı daha sık görülür, ancak erken fark edildiğinde yeniden ameliyatla tedavi edilebilir. Kasıkta yeni ele gelen şişlik ya da sertlik lenf bezlerinde tekrarın işareti olabilir. Takiplerde kasık ultrasonu ve gerektiğinde tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tekrarların önemli bir kısmı ilk yıllarda görüldüğü için bu dönemde kontrollere düzenli olarak gidilmesi ve kişinin kendi muayenesini yapması önemlidir.
17 Penis Kanseri Liken Sklerozla İlişkili midir?
Penis kanseri, penis başında ve sünnet derisinde görülen liken skleroz adlı kronik deri hastalığıyla ilişkilidir. Liken skleroz, derinin beyazlaşması, incelmesi, sertleşmesi ve sünnet derisinin daralmasıyla seyreder. Bu hastalığın uzun yıllar süren kronik iltihabı, HPV ile ilişkisiz penis kanseri gelişimine zemin hazırlayabilir. Liken sklerozun neden olduğu sünnet derisi darlığı ve idrar kanalı ağzında daralma da ayrıca sorun yaratır. Bu nedenle liken skleroz tanısı alan erkeklerin uygun tedavi alması ve düzenli olarak takip edilmesi önerilir.
18 Penis Kanseri Işın Tedavisiyle Tedavi Edilebilir mi?
Penis kanseri, seçilmiş hastalarda ışın tedavisiyle tedavi edilebilir. Penis başında sınırlı küçük tümörlerde penisi korumak amacıyla dışarıdan ya da tümöre yakın yerleştirilen kaynaklarla ışın tedavisi uygulanabilir. Kasık lenf bezlerinde yaygın yayılım olan hastalarda ameliyattan sonra ek tedavi olarak ışın verilebilir. Ameliyata uygun olmayan ileri evre hastalarda ışın tedavisi kemoterapiyle birlikte kullanılabilir. Işın tedavisinden sonra idrar kanalı ağzında daralma, deride değişiklikler ve penis dokusunda sertleşme gibi yan etkiler görülebilir.

Kaynakça

Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.

  1. Penile Cancer National Cancer Institute (NCI) www.cancer.gov
  2. Penis Disorders MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  3. Urethral Disorders MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  4. Perineal Injury in Males National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  5. Literatür taraması: “penile cancer organ sparing treatment” PubMed — U.S. National Library of Medicine pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
  6. Literatür taraması: “penile cancer inguinal lymph node management” PubMed — U.S. National Library of Medicine pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
  7. The Urinary Tract & How It Works National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
Tıbbi inceleme: Yayımlanma tarihi: 22 Ocak 2026 · Son güncelleme: 7 Mayıs 2026
Tıbbi İkinci Görüş

Elinizdeki raporlar için ikinci bir değerlendirme

Daha önce yapılmış tetkik ve raporlarınızla ilgili ikinci görüş almak isterseniz, muayene randevusu oluşturabilirsiniz. Randevu günü ve saati sekreterlik tarafından telefonla belirlenir.

Hemen Ara WhatsApp Randevu Al