Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara Pzt.-Cuma 09.00 – 17.00 · Cmt. 09.00 – 16.00
Prof. Dr. Hasan Biri • Üroloji Uzmanı · Üroonkoloji ve Robotik Cerrahi
Hastalıklar

Üreter Taşı (Üreterolitiyazis)

Üreter taşı olan hastalarıma taşın belirtilerini, kendiliğinden düşme olasılığını, tanı testlerini ve taş kırma seçeneklerini bu yazıda anlattım.

Üreter taşı, böbrekte oluşan bir taşın böbrekten mesaneye idrar taşıyan ince kanala düşmesi ve bu kanalın içinde ilerlemesi ya da bir noktada takılı kalmasıdır. Halk arasında idrar kanalı taşı olarak da bilinen bu durum, idrarın akışını engellediğinde şiddetli yan ağrısına, bulantıya ve idrarda kana yol açabilir. Küçük taşların önemli bir kısmı kendiliğinden düşebilirken bazı taşlar ilaç, şok dalgası ya da kapalı yöntemlerle yapılan taş kırma işlemleri gerektirir.

Bu yazıda üreter taşının ne olduğunu, belirtilerini, böbrek taşından farkını, ağrının neden kasığa vurduğunu, bulantı, idrarda kan ve böbrekte şişme ile ilişkisini, tanı sürecini ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.

Üreter Taşı Nedir?

Üreter taşı, böbrekte oluşan bir taşın idrarla birlikte hareket ederek böbreği mesaneye bağlayan üreter adlı kanala geçmesiyle ortaya çıkan taş hastalığıdır. Her insanda sağ ve sol böbrekten çıkan iki üreter bulunur ve bu kanallar idrarı dalgalar hâlinde kasılarak mesaneye taşır. Üreterin iç çapı oldukça dardır ve böbrekten kopan bir taş bu kanaldan geçerken kolayca takılabilir. Üreter taşlarının neredeyse tamamı böbrekte oluşur ve sonradan üretere düşer, kanalın kendi içinde taş oluşması ise çok nadirdir. Üreterin boyunca taşların takılmaya özellikle eğilimli olduğu üç doğal dar bölge vardır.

Bunlardan ilki böbrek havuzunun üretere dönüştüğü çıkış noktası, ikincisi üreterin leğen kemiği hizasında büyük damarları çaprazladığı bölge, üçüncüsü ise üreterin mesane duvarından geçerek mesaneye açıldığı en dar noktadır. Taşın hangi bölgede takıldığı, belirtilerin yerini, taşın kendiliğinden düşme şansını ve seçilecek tedaviyi doğrudan etkiler. Üreter taşı erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür ve çoğunlukla çalışma çağındaki erişkinlerde ortaya çıkar. Ailesinde taş hastalığı olanlar, yetersiz sıvı alanlar, sıcak ortamlarda çalışıp çok terleyenler ve tuzdan ve hayvansal proteinden zengin beslenenler daha fazla risk altındadır.

Kilo fazlalığı, gut hastalığı, bazı hormon bozuklukları, bağırsak hastalıkları ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları da taş oluşumunu kolaylaştıran durumlar arasında yer alır. Daha önce taş düşürmüş kişilerde ilerleyen yıllarda yeni bir taş oluşma olasılığı da bulunmaktadır.

Üreter Taşı Belirtileri Nelerdir?

Üreter taşı belirtileri, taşın üreterdeki yerine, büyüklüğüne ve idrar akışını ne ölçüde engellediğine göre değişir ve en sık görülen belirti yan ve bel bölgesinde başlayan dalgalı ağrıdır. Taş idrar akışını aniden engellediğinde ortaya çıkan bu şiddetli ağrı atağı böbrek krizi olarak adlandırılır. Ağrı, taş üreter boyunca aşağı indikçe karnın yan tarafına, kasığa ve genital bölgeye doğru kayabilir. Ağrıya bulantı, kusma, terleme ve huzursuzluk sıklıkla eşlik eder. Taşın üreterin iç yüzeyini tahriş etmesi nedeniyle idrarda gözle görülen ya da yalnızca tahlilde saptanan kan bulunabilir.

Taş mesaneye yaklaştığında mesaneyi uyararak sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar yaparken yanma ve idrar yaptıktan sonra bile mesanenin boşalmadığı hissine yol açabilir. Erkeklerde bu dönemde penis ucunda batma şeklinde bir ağrı tarif edilebilir. Tıkanıklığın gerisindeki idrarda enfeksiyon gelişirse ateş, titreme ve genel durumda bozulma ortaya çıkar. Bazı üreter taşları ise belirgin bir ağrı yapmadan yavaş gelişen bir tıkanıklığa yol açar ve yalnızca hafif bir yan ağrısı ya da hiç şikâyet olmadan böbrekte şişmeye neden olur.

Belirtisiz seyreden bu taşlar başka bir nedenle yapılan ultrason ya da tomografide rastlantısal olarak saptanabilir. Şikâyetlerin hafif olması taşın zararsız olduğu anlamına gelmez ve üreterde taş saptanan her kişide böbreğin durumu ayrıca değerlendirilir.

Üreter Taşı ile Böbrek Taşı Farkı Nedir?

Üreter taşı ile böbrek taşı arasındaki temel fark, böbrek taşının böbreğin içindeki toplayıcı kanallarda ya da böbrek havuzunda bulunması, üreter taşının ise böbrekten çıkıp mesaneye giden kanala düşmüş olmasıdır. Aslında iki taş da aynı yerde, yani böbrekte oluşur ve üreter taşı böbrek taşının yer değiştirmiş hâlidir. Böbreğin içindeki taşlar çoğu zaman idrarın akışını tamamen engellemez ve bu nedenle uzun süre hiçbir belirti vermeden kalabilir. Böbrek taşları bazen künt bir yan ağrısına, idrarda kana ya da tekrarlayan enfeksiyonlara yol açabilir.

Üreter taşı ise dar bir kanalın içinde bulunduğu için idrar akışını kısmen ya da tamamen engelleyerek şiddetli ağrıya neden olma eğilimindedir. Bu fark nedeniyle üreter taşları çoğunlukla acil servise başvurulan ve kısa sürede değerlendirilmesi gereken bir tablo oluşturur. Böbrekteki taşların kendiliğinden düşmesi genellikle beklenmezken, küçük üreter taşlarının önemli bir kısmı zaman içinde mesaneye inerek idrarla atılabilir. Tedavi yaklaşımı da farklılık gösterir ve böbrek taşlarında taşın büyüklüğüne göre izlem, şok dalgası, bükülebilir aletlerle kapalı taş kırma ya da ciltten girişle yapılan ameliyatlar gündeme gelir.

Üreter taşlarında ise ilaçla düşürme denemesi, şok dalgası ve idrar kanalından girilerek yapılan taş kırma işlemi ön plandadır. Üreter taşının uzun süre aynı noktada takılı kalması üreter duvarında iltihap ve darlığa yol açabileceği için izlem süresi sınırlı tutulur. Her iki taş türünde de taşın içeriğinin belirlenmesi ve yeni taş oluşumunu önleyecek önlemlerin alınması ortak bir hedeftir.

Üreter Taşı Ağrısı Neden Kasığa Vurur?

Üreter taşı ağrısı kasığa vurur, çünkü üreterin alt bölümünden gelen sinirler kasık derisi, testis ya da yumurtalık ve dış genital bölgeden gelen sinirlerle omurilikte aynı seviyelere ulaşır. Beyin, iç organlardan gelen ağrının yerini deri ve kaslardan gelen ağrı kadar kesin olarak ayırt edemez. Bu nedenle üreterden kaynaklanan ağrı, aynı sinir seviyesini paylaşan vücut bölgesinde hissediliyormuş gibi algılanır ve buna yansıyan ağrı denir. Taş üreterin böbreğe yakın üst bölümündeyken ağrı daha çok bel ve böğür bölgesinde hissedilir.

Taş aşağıya indikçe uyarılan sinir seviyesi değişir ve ağrı karnın alt yan kısmına ve kasığa doğru kayar. Erkeklerde testisi ve üreteri besleyen sinirlerin ortak yolları nedeniyle ağrı aynı taraftaki testiste hissedilebilir. Kadınlarda ise ağrı dış dudaklara ve kasık bölgesine yayılabilir. Bazı kişilerde ağrı iç bacağın üst kısmına kadar uzanabilir. Taş mesaneye girmek üzereyken ağrıya penis ucunda batma, sık idrara çıkma ve sıkışma hissi eklenebilir.

Ağrının zamanla belden kasığa doğru yer değiştirmesi, taşın üreter içinde aşağı doğru ilerlediğini gösteren bir işaret olarak değerlendirilir. Testise vuran ağrı bazen testis burulması ile karışabileceği için özellikle genç erkeklerde testisin muayene edilmesi önemlidir.

Üreter Taşı Bulantı ve Kusma Yapar mı?

Üreter taşı, özellikle idrar akışını aniden engelleyip şiddetli ağrıya neden olduğunda bulantı ve kusma yapar. Böbrek ve üreterden gelen sinir lifleri, mide ve bağırsakları yöneten sinirlerle karın içindeki sinir ağlarında ve omurilikte bağlantılıdır. Üreterdeki gerilme ve kasılmalar bu ortak sinir yollarını uyararak sindirim sisteminde refleks tepkilere yol açar. Bu refleks tepkiler sonucunda mide boşalması yavaşlar, bulantı ortaya çıkar ve kusma gelişebilir. Şiddetli ağrının kendisi de vücutta stres tepkisini artırarak bulantıyı şiddetlendirir. Bazı kişilerde bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına bağlı olarak karında şişkinlik ve gaz çıkaramama da görülür.

Bu belirtiler nedeniyle üreter taşı bazen mide ya da bağırsak hastalıklarıyla karıştırılabilir. Kusma uzun sürdüğünde vücut sıvı kaybeder ve ağızdan alınan ağrı kesicilerin etkisi azalır. Bu durumda sıvı ve ilaçların damar yoluyla verilmesi gerekebilir. Ağrı kontrol altına alındığında bulantı ve kusma çoğunlukla hızla geriler. Ağrı hafif olduğu hâlde kusmanın sürmesi ya da ateşin eşlik etmesi ise başka bir sorunun ya da enfeksiyonun araştırılmasını gerektirir.

Üreter Taşı İdrarda Kan Yapar mı?

Üreter taşı, üreterin iç yüzeyini tahriş ederek idrarda kan yapar ve bu durum üreter taşı olan kişilerin önemli bir kısmında görülür. Taşların yüzeyi çoğu zaman pürüzlü ya da sivri kristallerden oluşur. Üreter, taşı ilerletmek için kasıldıkça bu pürüzlü yüzey kanalın ince iç zarını sıyırır ve küçük kanamalara neden olur. Bu kanama bazen idrarı pembe, kırmızı ya da kola renginde gösterecek kadar belirgin olabilir. Çoğu zaman ise kan gözle fark edilmez ve yalnızca tam idrar tahlilinde mikroskop altında saptanır.

İdrar tahlilinde kan görülmesi, yan ağrısıyla başvuran bir kişide taş tanısını destekleyen önemli bir bulgudur. Buna karşın idrarda kan bulunmaması üreter taşını dışlamaz, çünkü tamamen tıkayan bir taşın olduğu taraftan mesaneye idrar gelmeyebilir. Taş düştükten ya da kırıldıktan sonraki birkaç gün içinde de idrarda hafif kan görülmeye devam edebilir. Taş kırma işlemleri ve üretere yerleştirilen stent de geçici olarak idrarda kana yol açabilir.

İdrarda kan görülen her kişide taş saptansa bile, özellikle ileri yaşta ve sigara içenlerde idrar yollarının başka hastalıkları da göz önünde bulundurulur. Kanın taş tedavisinden sonra da sürmesi durumunda idrar yollarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Üreter Taşı Böbrekte Şişme Yapar mı?

Üreter taşı, idrarın böbrekten mesaneye akışını engellediğinde böbrekte şişme yapar ve bu duruma tıp dilinde hidronefroz adı verilir. Taşın takıldığı noktanın üstünde idrar birikmeye başlar ve böbrek havuzu ile toplayıcı kanallar genişler. Şişmenin derecesi, tıkanıklığın ne kadar tam olduğuna ve ne kadar süredir devam ettiğine bağlıdır. Kısa süreli ve hafif şişme, taş düştükten ya da kırıldıktan sonra genellikle tamamen düzelir. Tıkanıklık uzun süre sürerse böbrek içindeki basınç yüksek kalır ve böbrek dokusu zamanla zarar görebilir.

Bu nedenle ağrısı geçmiş olsa bile üreter taşı olan kişilerde böbrekteki şişmenin takip edilmesi büyük önem taşır. Bazı kişilerde tıkanıklık yavaş geliştiği için hiç ağrı olmadan böbrekte ciddi bir şişme oluşabilir. Şişmiş ve tıkalı böbrekte biriken idrar, bakterilerin çoğalması için de uygun bir ortam hazırlar. Ateş ile birlikte böbrekte şişme saptandığında tıkanıklığın vakit kaybetmeden stent ya da ciltten takılan bir tüple açılması gerekir.

Tek böbrekli kişilerde ya da her iki üreterinde taş bulunanlarda şişme kısa sürede böbrek işlevlerinin bozulmasına yol açabilir. Böbrekteki şişme ultrasonla kolayca gösterilebildiği için taş takibinde bu yöntem sıkça kullanılır.

Üreter Taşı Nasıl Teşhis Edilir?

Üreter taşı, şikâyetlerin ayrıntılı dinlenmesi, fizik muayene, idrar ve kan tahlilleri ile taşın yerini ve boyutunu gösteren görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesiyle teşhis edilir. Hekim önce ağrının ne zaman başladığını, dalgalı olup olmadığını, hangi bölgeye yayıldığını ve bulantı, idrarda kan ya da ateş gibi belirtilerin eşlik edip etmediğini sorar. Daha önce taş düşürme öyküsü, ailede taş hastalığı, sıvı tüketim alışkanlıkları ve kullanılan ilaçlar da değerlendirmeye dahil edilir. Tek böbrekli olmak, gebelik olasılığı ve böbrek hastalığı gibi tedavi planını değiştirecek durumlar özellikle sorgulanır.

Fizik muayenede ağrılı taraftaki böğür bölgesinin hassasiyeti ve karın muayenesi değerlendirilir. Karın muayenesi, apandisit ve safra kesesi iltihabı gibi benzer ağrı yapan hastalıkların ayrımına yardımcı olur. Erkeklerde testise vuran ağrı varsa testisler de muayene edilir. İdrar tahlili ve kan tahlilleri, taşın varlığını destekleyen bulguları, enfeksiyon olup olmadığını ve böbrek işlevlerini ortaya koyar. Görüntüleme yöntemleri ise taşın üreterdeki yerini, büyüklüğünü, sertliğini ve böbrekte şişmeye yol açıp açmadığını gösterir.

Bu bilgilerin tümü bir araya getirildiğinde taşın kendiliğinden düşme olasılığı değerlendirilir. Tanı sürecinin sonunda hastaya izlem, ilaç tedavisi ya da girişimsel bir yöntemden hangisinin uygun olduğu anlatılır.

Üreter Taşı Tanısında Hangi Testler İstenir?

Üreter taşı tanısında tam idrar tahlili, kan tahlilleri ve ultrason, düz grafi ile tomografi gibi görüntüleme yöntemleri istenir. Tam idrar tahlili, idrarda kan, kristal ve iltihap hücresi bulunup bulunmadığını ve idrarın asitlik derecesini gösterir. Ateşi olan ya da idrar tahlilinde enfeksiyon bulgusu saptanan hastalarda idrar kültürü alınarak bakterinin türü ve etkili antibiyotik belirlenir. Kan sayımı ve enfeksiyon göstergeleri, tıkalı böbrekte enfeksiyon gelişip gelişmediği hakkında bilgi verir. Kanda böbrek işlevlerini gösteren testler, tıkanıklığın böbreği ne ölçüde etkilediğini ortaya koyar ve ilaç seçiminde yol gösterir.

Doğurganlık çağındaki kadınlarda gebelik testi, görüntüleme ve ilaç seçiminden önce yapılır. Ultrason, böbrekteki şişmeyi ve üreterin böbreğe ya da mesaneye yakın bölümlerindeki taşları gösterebilir, ancak üreterin orta bölümündeki taşları görmekte zorlanabilir. Düz karın grafisi kalsiyum içeren taşları gösterebildiği için özellikle taşın düşüp düşmediğinin takibinde yararlıdır. Kontrastsız üriner tomografi, taşın üreterdeki yerini, büyüklüğünü ve sertliğini net olarak göstererek tanıyı doğrular ve tedavi seçimine yön verir.

Taşın dışında üreterde darlık ya da başka bir sorun düşünülen seçilmiş hastalarda kontrastlı inceleme de gerekebilir. Taş düşürüldüğünde ya da çıkarıldığında taşın içerik analizi yapılır ve tekrarlayan taşı olan kişilerde metabolik inceleme planlanır.

Üreter Taşı Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Üreter taşı tedavi seçenekleri, taşın büyüklüğüne, üreterdeki yerine, sertliğine, böbrekte şişme ve enfeksiyon olup olmamasına göre belirlenir. Uygulanan işlemler şunlardır:

  • izlem ve ilaç tedavisi,
  • vücut dışından şok dalgasıyla taş kırma,
  • idrar kanalından girilerek yapılan kapalı taş kırma.

Küçük ve mesaneye yakın taşlarda ağrı kontrol altındaysa, enfeksiyon yoksa ve böbrek işlevleri korunuyorsa taşın kendiliğinden düşmesi için bir süre beklenebilir.

Bu bekleme döneminde iltihap giderici ağrı kesiciler ve üreterin alt bölümündeki kasları gevşeterek taşın düşmesini kolaylaştıran ilaçlar kullanılabilir. İzlem sırasında taşın ilerleyip ilerlemediği ve böbrekteki şişmenin durumu görüntüleme yöntemleriyle kontrol edilir.

Belirli bir süre içinde düşmeyen, ağrısı geçmeyen ya da büyük olduğu için düşme şansı düşük görülen taşlarda girişimsel tedavi planlanır. Vücut dışından şok dalgasıyla taş kırma yönteminde taş, ciltten odaklanan ses dalgalarıyla kırılır ve parçalar idrarla atılır. Bu yöntem kesi ve anestezi gerektirmez, ancak çok sert taşlarda ve kilolu hastalarda etkisi sınırlı kalabilir. Üreter taşlarında sık uygulanan yöntem, idrar kanalından mesaneye ve oradan üretere ilerletilen ince kameralı bir aletle taşa ulaşılarak lazerle kırıldığı ve parçaların alındığı URS işlemidir.

Üreterin üst bölümündeki taşlar işlem sırasında böbreğin içine kaçabilir ve bu durumda böbreğin içine ulaşabilen bükülebilir aletlerle yapılan RIRS yöntemiyle taş temizlenebilir. Taş kırma işleminden sonra üreterdeki şişlik nedeniyle idrarın rahat akması için üretere geçici olarak ince bir stent yerleştirilebilir ve bu stent birkaç hafta içinde çıkarılır. Ateş ve tıkanıklık birlikte bulunuyorsa taşın kırılması ertelenir ve önce stent ya da böbreğe ciltten takılan bir tüple idrar boşaltılarak enfeksiyon kontrol altına alınır.

Çok büyük, uzun süre aynı yerde sıkışmış ya da diğer yöntemlerle çıkarılamayan taşlarda nadiren kapalı ya da açık cerrahi yöntemler gerekebilir. Hangi yöntemin seçileceği, tüm seçenekler hastayla konuşularak ve kişinin genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak belirlenir.

Merak Edilenler
1 Üreter Taşı Sıvı Alımının Artırılmasıyla Azalır mı?
Üreter taşı oluşma riski, gün içine yayılmış yeterli sıvı alımıyla idrarın sulanması sayesinde azaltılabilir. Üreterde bulunan küçük bir taşın düşmesi için ağrı kontrol altındayken normal ve düzenli sıvı alımı önerilir. Ağrı atağı sırasında çok fazla su içmek ise tıkalı böbrekteki basıncı artırarak ağrıyı şiddetlendirebilir. Sıvı alımı büyük ya da sıkışmış bir taşı tek başına düşürmez. Taş düştükten sonra yeterli sıvı alımını alışkanlık hâline getirmek, yeni taş oluşumunu önlemenin temel adımlarından biridir.
2 Üreter Taşı Kendiliğinden Düşer mi?
Üreter taşı, küçükse ve üreterin mesaneye yakın alt bölümünde bulunuyorsa çoğu zaman kendiliğinden düşebilir. Taş büyüdükçe ve böbreğe yakın üst bölümde yer aldıkça kendiliğinden düşme olasılığı azalır. Aynı büyüklükteki taşlar bile kişiden kişiye farklı davranabilir ve üreterin genişliği bu süreçte belirleyici olabilir. Taşın düşmesi beklenirken ağrı kesiciler ve üreteri gevşeten ilaçlar kullanılabilir ve taşın durumu görüntülemeyle takip edilir. Ateş, dinmeyen ağrı, böbrek işlevlerinde bozulma ya da tek böbrek gibi durumlarda beklemek yerine taş aktif olarak tedavi edilir.
3 Üreter Taşı Başka Bir Hastalığın Belirtisi Olabilir mi?
Üreter taşı bazen vücuttaki başka bir hastalığın ilk işareti olabilir. Boyundaki paratiroid bezlerinin aşırı çalışması kanda ve idrarda kalsiyumun artmasına ve tekrarlayan taşlara yol açabilir. Gut hastalığı ve ürik asit yüksekliği ürik asit taşlarının oluşumunu kolaylaştırır. Kronik bağırsak hastalıkları ve bazı bağırsak ameliyatları idrarda taş yapıcı maddelerin artmasına neden olabilir. Özellikle genç yaşta başlayan, sık tekrarlayan ya da iki taraflı taşlarda bu hastalıklar metabolik incelemeyle araştırılır.
4 Üreter Taşı Risk Grubunda Kimler Vardır?
Üreter taşı açısından ailesinde taş hastalığı bulunanlar ve daha önce taş düşürmüş kişiler risk grubunda yer alır. Yeterli sıvı almayanlar, sıcak ortamlarda çalışanlar ve çok terleyenler de daha fazla risk taşır. Tuzdan, hayvansal proteinden ve bazı oksalattan zengin gıdalardan yoğun beslenmek taş oluşumunu kolaylaştırır. Kilo fazlalığı, şeker hastalığı, gut ve bazı bağırsak hastalıkları olan kişilerde de taş daha sık görülür. Uzun süre hareketsiz kalanlar ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçirenler de risk grubunda değerlendirilir.
5 Üreter Taşı Hamilelikte Nasıl Yönetilir?
Üreter taşı hamilelikte hem anne hem de bebeğin güvenliği gözetilerek yönetilir. Tanıda radyasyondan kaçınmak için öncelikle ultrason kullanılır ve gerekirse radyasyon içermeyen manyetik rezonans incelemesi yapılabilir. Ağrı kontrolünde gebelik dönemine uygun ilaçlar seçilir ve taşın kendiliğinden düşmesi için bir süre beklenebilir. Ağrı kontrol altına alınamazsa ya da enfeksiyon gelişirse üretere stent ya da böbreğe ciltten tüp takılarak idrar boşaltılabilir. Seçilmiş gebelerde üreteroskopiyle taşın kırılması da uygun koşullarda değerlendirilebilir.
6 Üreter Taşı İçin Stent Takıldıktan Sonra Ne Olur?
Üreter taşı için stent takıldıktan sonra stent, böbrekten mesaneye uzanarak idrarın rahat akmasını sağlar. Stent bulunan kişilerde yan ağrısı, özellikle idrar yaparken böbreğe vuran ağrı, sık idrara çıkma ve sıkışma hissi görülebilir. İdrarda hafif kan ve idrar yaparken yanma da stentin sık görülen yan etkileri arasındadır. Bu şikâyetler çoğunlukla stent çıkarıldığında geçer ve gerekirse ilaçlarla hafifletilebilir. Stentin unutulması kabuklanma ve tıkanmaya yol açabileceği için çıkarılma tarihine mutlaka uyulmalıdır.
7 Üreter Taşı Ağrısız Olabilir mi?
Üreter taşı bazı kişilerde hiç ağrı yapmadan ya da yalnızca hafif ve belirsiz bir yan ağrısıyla seyredebilir. Tıkanıklık yavaş geliştiğinde üreter ve böbrek bu duruma uyum sağlar ve şiddetli kriz ağrısı oluşmayabilir. Ağrısız seyreden bir taş, fark edilmeden böbrekte şişmeye ve zamanla böbrek işlevlerinde kayba yol açabilir. Bu tür taşlar çoğu zaman başka bir nedenle yapılan görüntülemede rastlantısal olarak saptanır. Ağrının geçmesi de taşın düştüğü anlamına gelmediği için kontrol görüntülemesi yapılması önemlidir.
8 Üreter Taşı Tedavisinde Hangi İlaç Grupları Kullanılır?
Üreter taşı tedavisinde en sık iltihap giderici ağrı kesiciler, üreteri gevşeten ilaçlar ve gerektiğinde antibiyotikler kullanılır. İltihap giderici ağrı kesiciler, tıkanıklık sırasında salgılanan ve ağrıyı artıran maddelerin yapımını azaltır. Üreteri gevşeten ilaçlar, üreterin alt bölümündeki kasları gevşeterek küçük taşların mesaneye geçişini kolaylaştırabilir. Bulantı ve kusma varsa bulantı giderici ilaçlar da tedaviye eklenir. Ürik asit taşlarında idrarın asitliğini azaltan ilaçlar taşın küçülmesine yardımcı olabilir.
9 Üreter Taşı Hangi Taş Türlerinden Oluşur?
Üreter taşları en sık kalsiyum oksalat içeren taşlardan oluşur. Kalsiyum fosfat taşları da sık görülür ve bazı metabolik bozukluklarla ilişkili olabilir. Ürik asit taşları, idrarın asidik olduğu durumlarda oluşur ve düz grafide görünmeyebilir. Enfeksiyona bağlı taşlar ve kalıtsal bir bozukluğa bağlı sistin taşları daha seyrek görülür. Taşın türü, düşürülen ya da çıkarılan taşın laboratuvarda analiz edilmesiyle kesin olarak belirlenir.
10 Üreter Taşı Ne Kadar Sürede Düşer?
Üreter taşının düşme süresi, taşın büyüklüğüne, üreterdeki yerine ve kişinin üreter yapısına göre değişir. Küçük ve mesaneye yakın taşlar birkaç gün içinde düşebilirken daha büyük taşların düşmesi haftalar sürebilir. Bu süreçte ağrılı ataklar aralıklarla tekrarlayabilir. Taş uzun süre aynı noktada takılı kalırsa üreter duvarında iltihap ve darlık gelişme olasılığı arttığı için bekleme süresi sınırlı tutulur. Belirlenen süre içinde düşmeyen taşlarda şok dalgası ya da kapalı taş kırma yöntemleri gündeme gelir.
11 Üreter Taşı Ateş Yaparsa Ne Yapılır?
Üreter taşı ateş yaparsa tıkalı böbrekte enfeksiyon geliştiği düşünülür ve bu durum acil müdahale gerektirir. Tıkanıklık sürdükçe antibiyotik böbreğe yeterince ulaşamadığı için yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmaz. Böbreğin idrarı vakit kaybetmeden üretere stent yerleştirilerek ya da böbreğe ciltten tüp takılarak boşaltılır. Bu işlemle birlikte damardan antibiyotik ve sıvı tedavisi başlanır. Taşın kırılması, enfeksiyon tamamen geçtikten sonra ayrı bir işlemle planlanır.
12 Üreter Taşı Kullanılan İlaçlardan Kaynaklanabilir mi?
Üreter taşı nadiren de olsa kullanılan bazı ilaçlarla ilişkili olabilir. İdrarda iyi çözünmeyen bazı ilaçlar kristalleşerek doğrudan taş oluşturabilir. Bazı ilaçlar da idrardaki kalsiyum, ürik asit ya da asitlik düzeyini değiştirerek taş oluşumunu kolaylaştırabilir. Yüksek dozda ve hekim önerisi olmadan kullanılan bazı vitamin ve mineral takviyeleri de risk oluşturabilir. Düzenli ilaç kullanan kişilerin tüm ilaçlarını hekimleriyle paylaşması, taşın nedeninin doğru belirlenmesine yardımcı olur.
13 Üreter Taşı Görüntüleme ile Kesin Olarak Anlaşılır mı?
Üreter taşı, kontrastsız tomografi ile çoğu hastada kesin olarak gösterilebilir. Tomografi taşın yerini, büyüklüğünü, sertliğini ve böbrekteki şişmeyi aynı incelemede ortaya koyar. Ultrason böbrekteki şişmeyi kolayca gösterse de üreterin orta bölümündeki taşları her zaman göremez. Düz grafide ise kalsiyum içermeyen taşlar ve kemiklerin üzerine denk gelen taşlar seçilemeyebilir. Taş inceleme öncesinde düşmüşse görüntülemede yalnızca böbrekteki şişme gibi dolaylı bulgular kalabilir.
14 Üreter Taşı Tekrarlar mı?
Üreter taşı düşüren ya da tedavi edilen kişilerde ilerleyen yıllarda yeni bir taş oluşma olasılığı bulunmaktadır. Taş hastalığı, altta yatan risk etkenleri değişmediği sürece tekrarlama eğilimi gösterir. Yeterli sıvı alımı, tuz tüketiminin azaltılması ve dengeli beslenme tekrar riskini önemli ölçüde azaltır. Taşın içerik analizi ve gerektiğinde yapılan metabolik inceleme, kişiye özel önlemlerin belirlenmesini sağlar. Böbrekte başka taşlar varsa bunların da takip edilmesi yeni bir üreter taşı atağını önlemeye yardımcı olur.
15 Üreter Taşı Böbreğe Kalıcı Zarar Verir mi?
Üreter taşı, zamanında tedavi edildiğinde çoğu zaman böbreğe kalıcı bir zarar vermez. Tıkanıklığın uzun süre devam etmesi ise böbrek içindeki basıncı yüksek tutarak böbrek dokusunda kalıcı hasara yol açabilir. Ağrısız seyreden ve fark edilmeyen tıkanıklıklar bu açıdan daha büyük risk taşır. Tıkalı böbrekte gelişen ve geç tedavi edilen enfeksiyonlar da böbrek dokusunda yara izi bırakabilir. Bu nedenle üreter taşı olan kişilerde taş düşene ya da çıkarılana kadar böbreğin durumu düzenli olarak izlenir.

Kaynakça

Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.

  1. Kidney Stones National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  2. Eating, Diet, & Nutrition for Kidney Stones National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  3. Kidney Stones MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  4. Urinary Tract Imaging National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  5. Cystoscopy & Ureteroscopy National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  6. Ureteral Disorders MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  7. Literatür taraması: “ureteroscopy versus shock wave lithotripsy outcomes” PubMed — U.S. National Library of Medicine pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
Tıbbi inceleme: Yayımlanma tarihi: 13 Ocak 2026 · Son güncelleme: 16 Mart 2026
Tıbbi İkinci Görüş

Elinizdeki raporlar için ikinci bir değerlendirme

Daha önce yapılmış tetkik ve raporlarınızla ilgili ikinci görüş almak isterseniz, muayene randevusu oluşturabilirsiniz. Randevu günü ve saati sekreterlik tarafından telefonla belirlenir.

Hemen Ara WhatsApp Randevu Al