İdrar kaçırmada tedaviye hangi basamaktan başlanacağını belirleyen ölçütleri anlatıyorum. Şikâyetin türü, şiddeti, kişinin beklentisi ve eşlik eden sarkmanın plana etkisini sırayla ele alıyorum.
İdrar kaçırma tedavisinde hangi basamaktan başlanacağına, kaçırmanın türü, şikâyetin şiddeti, kişinin günlük yaşamındaki kısıtlanma düzeyi ve beklentisi birlikte değerlendirilerek karar verilir. Aynı tanıyı taşıyan iki kişide tedavi yolu birbirinden tamamen farklı ilerleyebilir. Bir kişide haftada birkaç damla kaçırma söz konusuyken bir başkasında gün boyunca ped değiştirme gereği bulunur. Bu iki tabloda aynı planı uygulamak doğru bir yaklaşım oluşturmaz. Değerlendirmenin ilk adımında kaçırmanın öksürme ve ıkınma gibi hareketlerle mi yoksa ani sıkışma hissiyle mi olduğunu belirlerim. İkinci adımda ise şikâyetin kişinin işini, uykusunu ve sosyal yaşamını ne ölçüde etkilediğini ölçerim.
Tedavi sıralamasında acele edilmesi, çoğu zaman gereksiz girişimlerle sonuçlanır. Davranış düzenlemeleriyle rahatlayabilecek bir kişinin doğrudan ameliyata yönlendirilmesi doğru değildir. Buna karşılık ileri düzeyde kaçırması olan bir kişiyi aylarca egzersizle oyalamak da zaman kaybına yol açar. Bu dengeyi kurabilmek için ilk görüşmede ayrıntılı bir öykü alır ve birkaç günlük işeme günlüğü isterim. Bu yazıda davranış tedavisinin neden ilk basamakta yer aldığını, ilaç tedavisinin hangi türde öne çıktığını, şikâyetin şiddetinin seçime etkisini, kişinin beklentisinin ağırlığını ve eşlik eden sarkmanın planı nasıl değiştirdiğini anlatıyorum. Şikâyetin türleri, kadın ve erkekteki nedenleri ile tanı basamakları konusunda ayrıntı arayan kişilere idrar kaçırmanın türleri ve nedenleri sayfasını öneririm.
İdrar Kaçırmada Davranış Tedavisi Neden İlk Basamaktır?
İdrar kaçırmada davranış tedavisi ilk basamakta yer alır, çünkü bu yöntem hiçbir yan etki taşımaz ve her kaçırma türünde katkı sağlar. Davranış tedavisi, günlük alışkanlıkların düzenlenmesi ve leğen tabanı kaslarının güçlendirilmesi üzerine kurulur. Sıvı alımının güne yayılması, akşam saatlerinde kahve ve çayın azaltılması ve kabızlığın giderilmesi ilk önerilerimdir. Fazla kilolu kişilerde verilen her birkaç kilogram, leğen tabanı üzerindeki yükü doğrudan azaltır. Sigaranın bırakılması, öksürüğe bağlı basınç artışlarını ortadan kaldırdığı için ayrıca önerilir. Leğen tabanı egzersizleri, hem stres tipi hem de sıkışma tipi kaçırmada etkili olur. Bu egzersizlerin doğru kas grubuyla yapılması, elde edilecek katkının belirleyicisidir. Yanlış kas gruplarının kasılması, kişinin aylarca uğraşmasına karşın sonuç alamamasına yol açar. Bu nedenle egzersizleri ilk dönemde uzman eşliğinde öğrenmeyi öneririm. Sıkışma tipi kaçırmada ise işeme aralıklarının kademeli olarak uzatılması gündeme gelir. Bu yöntemde kişi, sıkışma hissi geldiğinde tuvalete hemen koşmak yerine kısa bir süre beklemeyi öğrenir.
Davranış tedavisine başlamadan önce mutlaka dışlanması gereken durumlar bulunur. Bunların başında idrar yolu enfeksiyonu gelir, çünkü enfeksiyon tek başına geçici kaçırma yapabilir. Enfeksiyon şüphesi taşıyan kişilerde idrar örneğinde bakteri araştırması ile etken belirlenir ve tedavi önce bu yönde planlanır. Kan şekeri yüksekliği de idrar miktarını artırarak tabloyu ağırlaştırır. Kişinin kullandığı tedaviler, özellikle idrar söktürücüler, şikâyetin şiddetini doğrudan etkiler. Mesanenin tam boşalıp boşalmadığı ultrasonla ölçülür, çünkü taşma biçiminde gelişen kaçırmada davranış tedavisi tek başına yetersiz kalır. Bu ölçüm basit, ağrısız ve kısa sürede tamamlanan bir incelemedir. İdrarda kan saptanan kişilerde ise tedaviye başlamadan önce ileri inceleme yapılır. Bu adımların atlanması, altta yatan bir sorunun aylarca gözden kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle davranış tedavisini bir başlangıç noktası olarak görür, ancak değerlendirmeyi eksik bırakmam.
Davranış tedavisinin sonucu birkaç gün içinde değerlendirilemez. Leğen tabanı kaslarının güçlenmesi için düzenli çalışmayla birlikte birkaç ay geçmesi gerekir. Kişilerin büyük bölümü ilk haftalarda değişiklik hissetmediği için programı bırakır. Bu nedenle beklenen sürenin en baştan açıkça konuşulmasını önemserim. Egzersizlerin günün belirli saatlerine bağlanması, sürekliliği belirgin biçimde artırır. Diş fırçalama ya da trafik ışığında bekleme gibi günlük anlara bağlanan programlar daha kolay sürdürülür. İkinci ayın sonunda yapılan kontrolde ped sayısı ve işeme günlüğü yeniden değerlendirilir. Değişiklik saptanan kişilerde programa aynı biçimde devam edilir. Hiçbir değişiklik görülmeyen kişilerde ise bir sonraki basamağa geçilir. Bu ölçülebilir yaklaşım, hem kişinin hem de benim gereksiz beklentiyle zaman kaybetmemizi önler.
İdrar Kaçırmada İlaç Tedavisi Hangi Türde Öne Çıkar?
İdrar kaçırmada ilaç tedavisi, ani sıkışma hissiyle gelişen kaçırma türünde öne çıkar ve stres tipi kaçırmada sınırlı bir yer tutar. Sıkışma tipi kaçırmada sorun, mesane kasının depolama sırasında istemsiz olarak kasılmasıdır. Kullanılan ilaç grupları bu istemsiz kasılmaları azaltarak mesanenin daha fazla idrar biriktirmesini sağlar. Bu tedaviyle sıkışma sayısı, gece idrara kalkma ve kaçırma atakları belirgin biçimde azalabilir. Etkinin ortaya çıkması için genellikle birkaç haftalık bir kullanım gerekir. İlk haftalarda değişiklik görülmemesi, tedavinin sonuçsuz kaldığı anlamına gelmez. Ağız kuruluğu ve kabızlık, bu ilaç gruplarının en sık görülen yan etkileridir. Yan etki nedeniyle ilacı bırakan kişilerde farklı bir gruba geçilmesi çoğu zaman çözüm sağlar. İleri yaştaki kişilerde ilaç seçimi, zihinsel işlevler üzerindeki olası etkiler göz önünde tutularak yapılır. Prostat büyümesi bulunan erkeklerde ise mesanenin boşalma durumu önceden kontrol edilir. Bu kontrol yapılmadan başlanan tedavi, idrar yapamama tablosuna yol açabilir.
Stres tipi kaçırmada ilaç tedavisinin yeri çok daha dardır. Bu türde sorun mesane kasında değil, idrar kanalını destekleyen yapılarda bulunur. Destek dokularının zayıflığını ilaçla düzeltmek mümkün değildir. Menopoz sonrası dönemde yerel hormon uygulamaları, doku beslenmesini iyileştirerek şikâyetlere katkı sağlayabilir. Bu uygulama, stres tipi kaçırmanın tek tedavisi olarak değil destekleyici bir adım olarak görülür. Karma tipte ise sıkışma bileşeni ilaçla ele alınır, stres bileşeni için ayrı bir plan yapılır. Hangi bileşenin daha rahatsız edici olduğunu kişinin kendi ifadesine göre belirlerim. Sıkışma yakınmasının altında bazen mesane içinde bir tümör yatar ve tablo tamamen değişir. Böyle bir durumda öncelik kaçırmaya değil, mesane tümörlerinde mesane içine ilaç verilmesi gibi hastalığa yönelik tedaviye verilir. Bu ayrımın yapılabilmesi için idrarda kan ve tedaviye yanıtsız sıkışma gibi bulgular dikkatle sorgulanır.
İlaç tedavisinin süresi kişiden kişiye değişir. Şikâyetleri belirgin biçimde azalan kişilerde tedavi birkaç ay sonra kademeli olarak azaltılır. Azaltma sırasında şikâyetler geri döndüğünde doz yeniden yükseltilir. Bazı kişilerde tedavinin yıllarca sürdürülmesi gerekir ve bu durum bir sorun oluşturmaz. Davranış düzenlemeleri sürdürüldüğünde ilaç gereksinimi çoğu zaman azalır. İlaç tedavisine yeterli yanıt alınamayan sıkışma tipi kaçırmada mesane botoksu gündeme gelir. Bu uygulamada mesane kasına küçük dozlar hâlinde ilaç verilir ve istemsiz kasılmalar azaltılır. Etkinin belirli bir süre sonra azalması nedeniyle uygulamanın tekrarlanması gerekir. Uygulama sonrasında mesanenin boşalma durumu ayrıca izlenir. Bu basamağa geçmeden önce kişinin daha önceki tedavileri düzenli kullanıp kullanmadığını mutlaka sorgularım.
İdrar Kaçırmada Şikâyetin Şiddeti Tedavi Seçimini Nasıl Etkiler?
İdrar kaçırmada şikâyetin şiddeti, tedavinin hangi basamaktan başlayacağını ve ne kadar hızlı ilerleneceğini doğrudan etkiler. Şiddeti ölçerken kullanılan ped sayısı, pedlerin ne kadar ıslandığı ve kaçırmanın hangi hareketlerle ortaya çıktığı birlikte değerlendirilir. Yalnız ağır bir yük kaldırırken birkaç damla kaçıran bir kişi hafif grupta yer alır. Yürürken, ayağa kalkarken ya da yatakta dönerken kaçıran bir kişi ise ileri grupta değerlendirilir. Gün boyunca birkaç ped değiştiren ve dışarı çıkmaktan kaçınan kişilerde tabloyu ağır kabul ederim. Hafif şikâyetlerde davranış tedavisiyle başlanması ve birkaç ay beklenmesi uygun olur. Orta düzeydeki şikâyetlerde davranış tedavisi ve ilaç tedavisi çoğu zaman birlikte planlanır. İleri düzeydeki şikâyetlerde ise girişimsel seçenekler daha erken gündeme getirilir. Bu kişilerde aylarca süren denemeler, yaşam kalitesindeki kaybı uzatmaktan başka işe yaramaz. Şiddet değerlendirmesinde kişinin yaşı ve hareket kabiliyeti de göz önünde tutulur. Tuvalete zamanında ulaşamayan kişilerde çevre düzenlemeleri tedavinin bir parçası hâline gelir.
Şiddetin ölçülmesinde işeme günlüğü en yararlı araçtır. Kişi birkaç gün boyunca içtiği sıvıları, tuvalete gitme saatlerini ve kaçırma anlarını kaydeder. Bu kayıt, şikâyetin gerçek sıklığını ortaya koyar ve kişinin ifadesindeki abartı ya da küçümseme payını ortadan kaldırır. Ped testi ise kaçırılan idrar miktarını tartıyla ölçen nesnel bir yöntemdir. Bu iki ölçüm, tedaviye verilen yanıtın izlenmesinde de kullanılır. Şiddetli şikâyeti olan kişilerde ayrıntılı bir inceleme yapılması gerekir. İdrarda kan saptanan ve sıkışma yakınması tedaviye yanıt vermeyen kişilerde idrarda anormal hücre araştırması istenir. Sürekli ve gece gündüz ayrımı olmadan süren sızıntıda ise farklı bir mekanizma araştırılır. Daha önce leğen bölgesinden ameliyat geçirmiş kişilerde bu olasılık ayrıca değerlendirilir. Bu bulgular, tedavi basamağını değil doğrudan tanı yolunu değiştirir.
Şikâyetin şiddeti zaman içinde değişebilir ve plan buna göre güncellenir. Bazı kişilerde kaçırma mevsimsel enfeksiyonlar ya da öksürük dönemlerinde geçici olarak artar. Bu geçici artışlarda tedavi basamağını yükseltmek yerine nedeni ortadan kaldırmayı tercih ederim. Kilo alımı, yeni başlanan tedaviler ve kabızlık da şiddeti artıran düzeltilebilir etkenlerdir. Bu etkenler giderildiğinde şikâyetler eski düzeyine geriler. Buna karşılık ilerleyici biçimde artan kaçırmada bekleme doğru olmaz. İlerleyici tabloda sinir sistemiyle ilgili nedenler ayrıca araştırılır. Bacaklarda güçsüzlük, uyuşma ya da yürüme güçlüğü eşlik ettiğinde değerlendirme hızlandırılır. Bu bulgular, idrar kaçırmanın tek başına bir mesane sorunu olmayabileceğini gösterir. Tedavi planını bu nedenle sabit bir liste olarak değil, değişen bir süreç olarak ele alırım.
İdrar Kaçırmada Kişinin Beklentisi Tedavi Kararını Nasıl Etkiler?
İdrar kaçırmada kişinin beklentisi, tedavi kararının en belirleyici ögelerinden biridir ve tıbbi bulgular kadar ağırlık taşır. Aynı şiddette kaçırması olan iki kişiden biri ped kullanarak yaşamını sürdürmeyi yeterli bulur. Diğeri ise ped kullanmadan spor yapabilmeyi hedefler. Bu iki kişiye aynı tedaviyi önermek, birinde gereksiz bir girişime diğerinde ise eksik bir çözüme yol açar. Bu nedenle ilk görüşmede kişinin günlük yaşamında neyi geri kazanmak istediğini açıkça sorarım. Yanıtlar çoğu zaman uzun bir yolculuğa çıkabilmek ya da torununu kucağa alabilmek gibi somut hedefler olur. Bu somut hedefler, tedavinin sonucunu ölçmek için de kullanılır. Kişinin ameliyata bakışı da kararın bir parçasıdır. Ameliyat düşüncesinden kaçınan kişilerde davranış ve ilaç tedavileri daha uzun süre sürdürülür. Hızlı sonuç isteyen ve uzun süreli tedaviyi sürdüremeyeceğini söyleyen kişilerde ise girişimsel seçenekler daha erken konuşulur. Bu konuşmanın açık biçimde yapılması, sonradan ortaya çıkan hayal kırıklıklarını önler.
Beklentinin gerçekçi olup olmadığı da değerlendirilir. Bazı kişiler tek bir girişimle tüm yakınmaların ortadan kalkacağını düşünür. Karma tipte yapılan bir askı ameliyatı stres bileşenini düzeltir, ancak sıkışma yakınmalarını her zaman ortadan kaldırmaz. Bu ayrımın ameliyattan önce anlatılması gerekir. Anlatılmadığında kişi, düzelen bileşeni değil süren yakınmayı görür. Beklentiyi netleştirmek için ameliyat sonrasında hangi şikâyetin süreceğini önceden konuşurum. Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan gece idrara kalkma gibi yakınmaların ayrı bir konu olduğunu da belirtirim. Kişinin mesleği ve fiziksel yükü de beklentiye etki eder. Ağır kaldırma gerektiren işlerde çalışan kişilerde iyileşme süresi ve dönüş zamanı önceden planlanır. Sporcularda ise dönüş takvimi ayrıca konuşulur. Bu ayrıntıların konuşulması, seçilen yöntemin kişiye gerçekten uymasını sağlar.
Kararın ortaklaşa verilmesi, tedaviye uyumu doğrudan artırır. Kendisine birden fazla seçeneğin anlatıldığı kişiler, seçtikleri yöntemi daha kararlı biçimde sürdürür. Bu nedenle her basamakta yararları ve olası güçlükleri birlikte anlatırım. Egzersiz programının gerektirdiği süreyi, ilaç tedavisinin yan etkilerini ve girişimsel yöntemlerin iyileşme dönemini ayrı ayrı aktarırım. Kişinin bu bilgiyi düşünmek için zaman istemesi son derece doğaldır. Acil bir durum bulunmadığında karar için süre tanınması yerinde olur. İkinci bir görüşmede sorular çoğu zaman netleşir ve seçim kolaylaşır. Yakınların görüşü de karara katkı sağlayabilir, ancak son sözü kişinin kendisi söyler. Bu yaklaşım, tedavi sonrasında ortaya çıkan memnuniyetsizlikleri belirgin biçimde azaltır. Kişinin kendi hedefini bilmek, hangi basamakta duracağımı da netleştirir.
İdrar Kaçırmaya Eşlik Eden Sarkma Tedavi Planını Değiştirir mi?
İdrar kaçırmaya eşlik eden sarkma tedavi planını belirgin biçimde değiştirir ve iki sorunun birlikte ele alınmasını gerektirir. Leğen tabanındaki destek dokularının zayıflaması, hem mesanenin aşağı doğru yer değiştirmesine hem de idrar kanalının desteğini yitirmesine yol açar. Bu nedenle sarkma ve kaçırma çoğu zaman aynı kişide birlikte bulunur. Sarkmanın derecesi muayenede değerlendirilir ve şikâyetlerle karşılaştırılır. Hafif dereceli sarkmalarda kaçırmaya yönelik tedavi tek başına yeterli olabilir. İleri dereceli sarkmalarda ise yalnız kaçırmanın düzeltilmesi kalıcı bir rahatlama sağlamaz. Bazı kişilerde ileri sarkma, idrar kanalına bası yaparak kaçırmayı gizler. Bu kişilerde sarkma düzeltildiğinde daha önce görülmeyen kaçırma ortaya çıkar. Bu olasılığı ameliyat öncesinde muayene sırasında sarkma geriye itilerek değerlendiririm. Gizli kaçırma saptanan kişilerde iki girişim aynı seansta planlanabilir. Bu planlama, ikinci bir ameliyat gereğini büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Sarkmanın eşlik ettiği durumlarda mesanenin boşalma durumu ayrıca önem kazanır. İleri sarkmada mesane tam boşalamaz ve geride kalan idrar miktarı artar. Bu kişilerde tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları sık görülür. Boşalmanın yetersiz olduğu tabloda sıkışma yakınmasına yönelik ilaç tedavisi dikkatle planlanır. Ultrasonla yapılan ölçüm, bu kararı vermemi kolaylaştırır. Sarkması olan kişilerde leğen tabanı egzersizleri yine de ilk basamakta yer alır. Egzersizler hafif sarkmalarda şikâyetleri azaltır ve ameliyat kararını erteleyebilir. İleri sarkmalarda ise egzersizlerden beklenen katkı sınırlı kalır. Pesar adı verilen destekleyici halkalar, ameliyatı istemeyen ya da uygun olmayan kişilerde kullanılabilir. Bu destek, sarkmayı yerinde tutarak hem baskı hissini hem de boşalma sorununu azaltır. Kullanım sırasında düzenli kontrol gerekir.
Sarkma ve kaçırmanın birlikte ele alınması, ameliyat planının ayrıntılı yapılmasını gerektirir. Hangi girişimin önce yapılacağı, şikâyetlerin ağırlığına göre belirlenir. Baskı ve dolgunluk hissi ön plandaysa öncelik sarkmanın onarımına verilir. Kaçırma günlük yaşamı daha fazla kısıtlıyorsa öncelik bu yönde değişir. Menopoz sonrası dönemde yerel hormon desteği, doku kalitesini iyileştirmek amacıyla ameliyat öncesinde önerilebilir. Kabızlığın giderilmesi ve ağır kaldırmanın sınırlanması, onarımın kalıcılığı açısından önemlidir. Sigaranın bırakılması da öksürüğe bağlı basıncı azalttığı için plana eklenir. Ameliyat sonrasında leğen tabanı egzersizlerinin sürdürülmesi gerekir. Bu egzersizler bırakıldığında şikâyetler yıllar içinde yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle sarkma ve kaçırma tedavisini tek seferlik bir girişim değil, süreklilik gerektiren bir süreç olarak anlatırım.
İdrar kaçırmada tedavi sıralaması, kişiye göre kurulan bir düzen içinde ilerler. Davranış düzenlemeleri ve leğen tabanı egzersizleri hemen her kişide ilk basamağı oluşturur. Sıkışma bileşeni bulunan kişilerde ilaç tedavisi bu basamağa eklenir. Şikâyetin şiddeti ve kişinin beklentisi, bir üst basamağa ne zaman geçileceğini belirler. Eşlik eden sarkma saptandığında ise plan baştan iki sorunu birlikte kapsayacak biçimde kurulur. Bu sıralamaya uyulduğunda hem gereksiz girişimler önlenir hem de kişinin beklediği rahatlama makul bir sürede sağlanır.
1 İdrar Kaçırmada Leğen Tabanı Egzersizleri Ne Kadar Sürede Etki Gösterir?
2 Ped Kullanımı Tedavi Yerine Geçer mi?
3 İdrar Kaçıran Kişi Su Tüketimini Azaltmalı mıdır?
4 Kabızlık İdrar Kaçırmayı Etkiler mi?
5 Kilo Vermek İdrar Kaçırmayı Azaltır mı?
6 İdrar Kaçırmada İşeme Günlüğüne Neler Yazılır?
7 Ürodinami Testi Her Hastada Gerekli midir?
8 Prostat Ameliyatından Sonra Gelişen Kaçırmada Nasıl Bir Yol İzlenir?
9 Mesane Botoksu Kimlere Uygulanır?
10 İdrar Kaçırma Tedavisinde İlaçlar Ne Kadar Süre Kullanılır?
11 Askı Ameliyatından Sonra Şikâyetler Tamamen Geçer mi?
12 Kahve ve Çayın İdrar Kaçırmaya Etkisi Var mıdır?
13 Gece İdrara Kalkma ile İdrar Kaçırma Arasında Bağ Var mıdır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Bladder Control Problems (Urinary Incontinence) www.niddk.nih.gov
- Urinary Incontinence medlineplus.gov
- Kegel Exercises www.niddk.nih.gov
- Cystocele www.niddk.nih.gov
- Urodynamic Testing www.niddk.nih.gov
- Bladder Diseases medlineplus.gov
- Literatür taraması: “midurethral sling stress urinary incontinence outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov