Böbrek taşının böbreği kaybettirip kaybettirmediğini, tıkanıklık süresini, sessiz taşların etkisini ve böbrek işlevinin nasıl ölçüldüğünü anlatıyorum.
Böbrek taşı çoğu kişide böbreği kaybettirmez, ancak uzun süre açılmayan bir tıkanıklık ya da yıllarca fark edilmeyen sessiz bir taş böbreğin işlevini kalıcı olarak azaltabilir. Taşın tehlikesi boyutundan çok, idrar akışını ne kadar süreyle engellediğine bağlıdır. Tam tıkanıklıkta böbrek içindeki basınç hızla yükselir ve süzme işlevi durma noktasına gelir. Bu basınç günler içinde dokuda geri dönüşü olan bir zedelenme, haftalar içinde ise kalıcı doku kaybı yaratır. Tıkanıklığa ateş eklendiğinde süreç çok daha hızlı ilerler ve saatler içinde ağırlaşır. Buna karşın zamanında açılan bir tıkanıklıktan sonra böbrek çoğu kişide işlevini büyük ölçüde geri kazanır.
Muayenehanede bu soruyu en çok, ağrısı geçtiği için kontrole gelmeyi erteleyen kişilerden duyarım. Ağrının geçmesi taşın düştüğü anlamına gelmez ve bu yanılgı böbrek kaybının en sık nedenidir. Tıkanıklık sürerken böbrek ağrı üretmeyi bırakabilir ve kişi kendini iyi hisseder. Sessiz ilerleyen bu süreçte böbrek aylar içinde incelir ve işlevini yitirir. Bu yazıda tıkanıklığın kaç günde hasar bıraktığını, sessiz taşların böbreği neden erittiğini, böbrek işlevinin nasıl ölçüldüğünü, hasarın geri dönüp dönmediğini ve kontrol sıklığını anlatıyorum. Taşın oluşum nedenleri, türleri ve tedavi seçenekleri konusunda ayrıntı gerektiğinde böbreğin içinde oluşan sert birikintiler hakkındaki sayfa yol gösterir.
Üreter Tıkanıklığı Kaç Günde Hasar Bırakır?
Üreter tıkanıklığı, tam olduğunda birkaç gün içinde böbrekte ölçülebilir bir zedelenme bırakır ve iki haftayı aşan tıkanıklıklarda kalıcı doku kaybı başlar. Üreter, böbreği mesaneye bağlayan ve idrarı aşağı taşıyan ince kanaldır. Bu kanal bir taşla tıkandığında idrar yukarıda birikir ve böbrek havuzu genişler. İlk saatlerde basınç hızla yükselir ve şiddetli yan ağrısı ortaya çıkar. Birkaç gün içinde böbrek kendini korumak için süzme hızını düşürür. Bu dönemde ağrı azalır ve kişi yanlış biçimde iyileştiğini düşünür. Basınç sürdükçe böbrek dokusundaki ince kanallar incelmeye başlar. İki haftadan sonra bu incelme kalıcı hâle gelmeye başlar. Altı haftayı aşan tam tıkanıklıklarda işlev kaybı çoğu zaman geri dönmez. Tıkanıklığın tam mı yoksa kısmi mi olduğu bu sürelerin tümünü değiştirir. Kısmi tıkanıklıkta idrarın bir bölümü geçtiği için basınç daha düşük kalır ve süre uzar. Tam tıkanıklıkta ise geri sayım çok daha hızlı işler. Böbreğin tıkanıklık öncesindeki durumu da süreyi belirleyen bir etkendir. Şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliği bulunan kişilerde doku, basınç karşısında daha kısa sürede zarar görür. Daha önce aynı böbrekte tıkanıklık yaşanmışsa dayanıklılık iyice azalır. Bu nedenle tam tıkanıklıkta bekleme süresini olabildiğince kısa tutarım.
Tıkanıklığın yanında iki durum süreci belirgin biçimde hızlandırır. Birincisi enfeksiyondur ve tıkalı böbrekte biriken idrar bakteriler için uygun ortam oluşturur. Ateş, titreme ve genel durumda bozulma ortaya çıktığında beklemek söz konusu olmaz. Bu tabloda tıkanıklığın saatler içinde açılması gerekir. Açma işlemi, kanala yerleştirilen bir stentle ya da böbreğe ciltten takılan ince bir tüple yapılır. İkinci hızlandırıcı durum, kişinin tek böbrekle yaşamasıdır. Tek böbrekli kişilerde tıkanıklık idrar çıkışını bütünüyle durdurabilir ve kan değerleri hızla bozulur. Her iki kanalda birden taş bulunan kişilerde de aynı tablo görülür. Bu durumlarda girişim hemen planlanır. Üreterde saptanan bir taş küçük ve mesaneye yakınsa düşme olasılığı yüksektir ve kısa bir izlem uygulanabilir. İzlem sırasında taşın ilerleyip ilerlemediği ve böbrekteki şişmenin durumu görüntülemeyle kontrol edilir. Belirli bir süre içinde düşmeyen taşlarda girişim ertelenmez. Bu değerlendirmelerin tümü böbrekle mesane arasındaki kanala inen taş başlığı altında ayrıntılı olarak ele alınır. İzlem sırasında ağrı kesici gereksiniminin sürmesi de girişim kararını öne alır. Bulantı ve kusmanın devam etmesi, ağızdan alınan ilaçların yeterli olmadığını gösterir. İzlem süresini uzatmak, ağrının geçmiş olmasına aldanarak sık düşülen bir hatadır.
Sessiz Taş Böbreği Neden Eritir?
Sessiz taş böbreği eritir, çünkü ağrı yaratmadan gelişen yavaş bir tıkanıklık böbrek dokusunu yıllar içinde inceltir. Ağrı, tıkanıklığın aniden oluşması ve basıncın hızla yükselmesiyle ortaya çıkar. Tıkanıklık aylar içinde yavaş yavaş yerleştiğinde basınç kademeli olarak artar ve sinir uçları bu artışa uyum sağlar. Uyum sağlanınca ağrı hiç hissedilmez. Bu sırada böbrek havuzu genişler ve dış kabuk tabakası incelir. Böbreğin süzme gücü azalır, ancak diğer böbrek devreye girerek kan değerlerini normal tutar. Kan tahlilleri normal çıktığı için kişi hiçbir sorunu olmadığını düşünür. Böbrek dokusu incelmeye devam ederken tablo sessizce ilerler. Yıllar sonra yapılan bir ultrasonda böbreğin küçüldüğü ve işlevini yitirdiği görülebilir. Bu noktada taşın alınması artık işlevi geri getirmez. Sessiz taşların bir bölümü böbreğin içinde durur ve toplayıcı sistemin çıkışını yavaşça kapatır. Bir bölümü ise üreterde takılı kalır ve kanalın duvarında iltihap ile darlık oluşturur. Darlık geliştiğinde taş alınsa bile tıkanıklık sürer. Bu durumda kanalın darlığına yönelik ayrı bir girişim gerekir. Darlığın erken saptanması, ikinci bir işlemin gereksiz yere gecikmesini önler.
Sessiz taşların ikinci zarar yolu enfeksiyondur. Durgun idrar bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırır ve tekrarlayan böbrek enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Her enfeksiyon atağı böbrek dokusunda küçük yara izleri bırakır. Bu izler zamanla birikir ve işlev kaybını hızlandırır. Bazı bakteriler idrarı alkali hâle getirerek taşın daha da büyümesini sağlar. Büyüyen taş toplayıcı sistemi dallanarak doldurur ve böbreğin büyük bölümünü işlevsiz bırakır. Bu tür taşlar çoğu zaman yalnız tekrarlayan enfeksiyonla kendini gösterir. Her atakta alınan kültürde aynı bakterinin üremesi, taşın içinde bir odak bulunduğunu düşündürür. Bu odak temizlenmeden enfeksiyonun tümüyle geçmesi beklenmez. Üçüncü zarar yolu, taşın böbrek dokusuna yaptığı doğrudan basıncıdır. Uzun süre aynı yerde duran büyük taşlar komşu dokuda incelme yaratır. Bütün bu nedenlerle sessiz saptanan bir taşı hiçbir zaman göz ardı etmem. Şikâyet yaratmayan küçük taşlarda düzenli görüntülemeyle izlem uygulanır. Taşın büyümesi, böbrekte şişme oluşması ya da enfeksiyon eklenmesi durumunda girişim planlanır. İzlem kararı, taşı unutmak anlamına gelmez ve belirli aralıklarla kontrol gerektirir. Sessiz ilerleyen bu sürecin en somut göstergesi ise böbrek işlevinin ölçülmesidir.
Böbrek Fonksiyonu Nasıl Ölçülür?
Böbrek fonksiyonu, kanda ölçülen değerler, idrar incelemesi ve gerektiğinde her böbreği ayrı ayrı değerlendiren sintigrafi ile ölçülür. İlk basamakta kanda kreatinin düzeyine bakılır. Bu madde kaslarda üretilir ve böbreklerden süzülerek atılır. Süzme gücü azaldığında kanda birikir ve düzeyi yükselir. Kreatinin düzeyinden yola çıkılarak böbreğin süzme hızı hesaplanır. Bu hesaplamada yaş, cinsiyet ve vücut yapısı da göz önünde bulundurulur. Hesaplanan değer, iki böbreğin toplam gücünü gösterir. Burada önemli bir sınırlılık bulunur ve bu sınırlılık sık gözden kaçar. Bir böbrek işlevini yitirse bile diğeri devreye girerek toplam değeri normal tutabilir. Bu nedenle kan değerlerinin normal olması, her iki böbreğin sağlam olduğu anlamına gelmez. Kanda ayrıca üre, sodyum, potasyum ve kalsiyum düzeyleri de değerlendirilir. İdrar tahlilinde protein kaçağı, kan ve iltihap hücreleri incelenir. Bu değerlerin ayrıntısı ve nasıl yorumlandığı için kandan bakılan böbrek işlev değerleri hakkındaki sayfa açıklayıcı olur.
Her böbreğin kendi işlevini ölçmek gerektiğinde sintigrafiden yararlanırım. Bu incelemede damardan verilen düşük dozlu bir işaretleyici madde böbrekler tarafından süzülür. Kameralar, her böbreğin bu maddeyi ne hızda tuttuğunu ve ne hızda boşalttığını kaydeder. Sonuçta iki böbreğin toplam işleve katkısı ayrı ayrı yüzde olarak bildirilir. İnceleme aynı zamanda tıkanıklığın gerçek olup olmadığını da gösterir. Genişlemiş bir böbrek her zaman tıkalı değildir ve bu ayrım yalnız sintigrafiyle yapılır. Ultrason ise ışın kullanmadan böbreğin büyüklüğünü, dış kabuk kalınlığını ve genişlemenin derecesini gösterir. Dış kabuk tabakasının incelmesi, kalıcı hasarın en somut işaretidir. Kontrastsız tomografi taşın yerini, boyutunu ve sertliğini en net biçimde ortaya koyar. Tekrarlayan taşı olan kişilerde yirmi dört saatlik idrarda kalsiyum, oksalat, ürik asit ve sitrat ölçülür. Bu inceleme taş oluşumunun altında yatan nedeni gösterir. Böbreğin işlevini izlerken aynı ölçüm yöntemini sürdürmeyi yeğlerim. Farklı yöntemlerle elde edilen sonuçların karşılaştırılması yanıltıcı olur. İdrar miktarının günlük olarak kaydedilmesi de basit ama değerli bir izlem aracıdır. Günlük idrar miktarının belirgin biçimde azalması, her iki böbreği birden ilgilendiren bir sorunu düşündürür. Ölçümlerin yıllar içindeki gidişi, tek bir sonuçtan çok daha fazla bilgi verir.
Taşa Bağlı Böbrek Hasarı Geri Döner mi?
Taşa bağlı böbrek hasarı, tıkanıklık kısa sürede açıldığında büyük ölçüde geri döner, uzun süren tıkanıklıklarda ise kalıcı hâle gelir. Geri dönüşü belirleyen ilk etken süredir. Birkaç gün süren bir tıkanıklıktan sonra böbrek işlevini çoğu kişide bütünüyle geri kazanır. İki haftayı aşan tıkanıklıklarda geri kazanım kısmi olur. Aylarca süren tıkanıklıklarda ise böbrek genellikle eski gücüne dönmez. İkinci etken tıkanıklığın derecesidir ve kısmi tıkanıklıklarda geri dönüş her zaman daha iyidir. Üçüncü etken enfeksiyonun varlığıdır. Tıkalı böbreğe eklenen enfeksiyon, dokuda kalıcı yara izleri bırakarak geri dönüşü belirgin biçimde azaltır. Dördüncü etken böbreğin tıkanıklık öncesindeki durumudur. Şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği ve önceden var olan böbrek hastalığı toparlanmayı güçleştirir. Beşinci etken kişinin yaşıdır ve genç böbrekler daha iyi toparlanır. Bu etkenlerin tümü birlikte değerlendirildiğinde beklenen düzelme kabaca öngörülebilir. Altıncı etken, karşı böbreğin durumudur ve sağlam bir karşı böbrek toplam işlevi koruyarak zaman kazandırır. Karşı böbreği de zayıf olan kişilerde ise her gün önem kazanır. Kesin sonuç ise ancak tıkanıklık açıldıktan sonra yapılan ölçümlerle görülür.
Tıkanıklığın açılma biçimi de geri dönüşü etkiler. Ateş ve genel durum bozukluğu varsa önce idrarın boşaltılması sağlanır ve taşa yönelik işlem sonraya bırakılır. Genel durumu iyi olan kişilerde ise taş doğrudan temizlenebilir. Üreterdeki taşlarda sık uygulanan yöntem, idrar yolundan ilerletilen ince bir kameralı aletle taşa ulaşılmasıdır. Bu yöntemde taş lazerle kırılır ve parçalar alınır. Uygulamanın ayrıntıları ve sonrasındaki süreç için ince kameralı aletle kanaldaki taşa ulaşılması hakkındaki sayfa yol gösterir. İşlemden sonra kanaldaki şişlik nedeniyle idrarın rahat akması için geçici bir stent yerleştirilebilir. Tıkanıklık açıldıktan sonra böbreğin toparlanması haftalar alır. Bu dönemde ultrasonla genişlemenin gerileyip gerilemediği izlenir. Üç ay sonra yapılan sintigrafi, o böbreğin ne kadar işlev kazandığını gösterir. Bu ölçümü girişimden hemen sonra istemem, çünkü erken dönemde elde edilen sonuç gerçek işlevi yansıtmaz. Ödem ve iltihabi tepki geriledikten sonra yapılan ölçüm çok daha güvenilir olur. İşlevi çok düşük kalan böbreklerde ek girişimlerin yarar sağlayıp sağlamayacağı ayrıca değerlendirilir. İşlevini bütünüyle yitirmiş ve enfeksiyon kaynağı hâline gelmiş böbreklerde alınması gündeme gelebilir. Böbreğin alınması kararı, enfeksiyonun denetlenememesi ve tansiyon yüksekliğinin sürmesi gibi somut gerekçelere dayandırılır. Karşı böbreğin işlevi de bu değerlendirmenin ayrılmaz parçasıdır. Bu karar hiçbir zaman tek bir ölçüme dayanarak verilmez. Düzelmenin izlenmesi, kontrol düzeninin kurulmasını gerektirir.
Böbrek Taşı Hastasında Yılda Kaç Kez Kontrol Gerekir?
Böbrek taşı saptanan kişilerde kontrol sıklığı, taşın büyüklüğüne, yerine, yeniden oluşma eğilimine ve böbrek işlevine göre yılda bir ile birkaç kez arasında değişir. İlk taşını düşüren ve böbreğinde başka taş bulunmayan kişilerde yılda bir kontrol çoğu zaman yeterli olur. Bu kontrolde ultrason, idrar tahlili ve kan değerleri istenir. Böbreğinde sessiz taşı bulunan kişilerde aralık altı aya kadar kısaltılabilir. Taş büyüdükçe ya da böbrekte şişme başladıkça kontroller sıklaşır. Kısa aralıklarla yeni taş oluşturan kişilerde izlem çok daha yakın tutulur. Bu kişilerde taşın içerik analizi ve yirmi dört saatlik idrar incelemesi yapılır. Sonuçlara göre beslenme düzeni ve gerekirse ilaç desteği planlanır. Bu planın etkili olup olmadığı, birkaç ay sonra yinelenen idrar incelemesiyle değerlendirilir. Tek böbrekli kişilerde kontrol aralığı her zaman daha kısadır. Şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliği bulunan kişilerde de izlem sıklaştırılır. Gebelik planlayan kadınlarda taş varlığı önceden değerlendirilir ve gerekirse gebelikten önce temizlenir. Gebelik sırasında hem görüntüleme hem de girişim seçenekleri sınırlı kalır. İşlem geçiren kişilerde ilk kontrol genellikle birkaç hafta sonra yapılır. Bu kontrolde parçaların atılıp atılmadığı ve stentin çıkarılma zamanı değerlendirilir. Stent takılan kişilerde çıkarma tarihinin unutulmaması özellikle önemlidir. Uzun süre yerinde kalan stentler üzerinde taş birikebilir ve çıkarılmaları güçleşir. Bu nedenle stentin takıldığı tarihi ve planlanan çıkarma gününü yazılı olarak veririm.
Kontrollerde hangi görüntülemenin isteneceği de ayrı bir karar konusudur. Ultrason ışın içermediği için izlemde ilk sırada yer alır. Bu yöntem böbrekteki şişmeyi ve böbrek içindeki taşları iyi gösterir. Üreterin orta bölümündeki taşları göstermekte ise yetersiz kalır. Düz karın grafisi, kalsiyum içeren taşların yerini izlemek için kullanılır. Kontrastsız tomografi en ayrıntılı bilgiyi verir, ancak ışın yükü nedeniyle her kontrolde istenmez. Bu nedenle izlemi ağırlıklı olarak ultrasonla yürütürüm. Kontrol sırasında yalnız görüntülemeye bakmam ve kişinin yakınmalarını da ayrıntılı olarak sorgularım. Yan ağrısı, idrarda kan, idrar yaparken yanma ve ateş öyküsü kaydedilir. Günlük sıvı tüketimi ve beslenme alışkanlıkları da her kontrolde gözden geçirilir. Günlük idrar miktarının yeterli olması, yeni taş oluşumunu önleyen en somut önlemdir. Tuz ve hayvansal protein tüketiminin azaltılması da aynı amaca hizmet eder. Sıcak ortamda çalışan ve yoğun terleyen kişilerde sıvı gereksinimi daha da artar. Kontrollerin aksatılması, sessiz ilerleyen tıkanıklıkların fark edilmemesine yol açar. Bu nedenle kontrol takvimini yazılı olarak veririm ve gerekçesini ayrıntılı biçimde anlatırım. Kontrol tarihlerinin telefona hatırlatma olarak kaydedilmesi de uyumu artıran pratik bir yöntemdir. Aile üyelerinde taş hastalığı bulunanlarda kontrollerin düzenli sürdürülmesi ayrıca önem kazanır. Düzenli izlenen kişilerde böbrek kaybı neredeyse hiç görülmez.
Böbrek taşı, zamanında fark edildiğinde ve düzenli izlendiğinde böbreği kaybettirmez. Asıl tehlike taşın kendisinden değil, açılmayan tıkanıklıktan ve sessiz ilerleyen süreçten kaynaklanır. Ağrının geçmesi tıkanıklığın açıldığı anlamına gelmediği için görüntülemeyle doğrulama gerekir. Kan değerlerinin normal olması da tek bir böbreğin işlevini yitirmediğini göstermez. Kontrollerin aksatılmaması ve tıkanıklığın erken açılması, böbreğin korunmasında en belirleyici adımı oluşturur.
1 Tek Böbreği Olan Kişide Taş Daha mı Risklidir?
2 Ağrının Geçmesi Taşın Düştüğü Anlamına Gelir mi?
3 Böbrekte Şişme Saptanması Her Zaman Ameliyat Gerektirir mi?
4 Ateşle Birlikte Yan Ağrısı Neden Acildir?
5 Taş Düştükten Sonra Böbrek Kendini Toparlar mı?
6 Bol Su İçmek Taşın Düşmesini Kolaylaştırır mı?
7 Böbrek Taşı Tansiyon Yüksekliğine Yol Açar mı?
8 Sessiz Taşlar Nasıl Fark Edilir?
9 Kreatinin Normalse Böbrek Sağlam Demek midir?
10 Stent Takılması Böbreği Korur mu?
11 Çıkarılan Taşın İçerik İncelemesi Neyi Değiştirir?
12 Böbrek Taşı Böbrek Yetmezliğine Kadar İlerler mi?
13 Ultrason mu Tomografi mi Takipte Tercih Edilir?
14 Ağrı Kesici Kullanımı Böbreğe Zarar Verir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Eating, Diet, & Nutrition for Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Kidney Stones medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Literatür taraması: “ureteroscopy versus shock wave lithotripsy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov