Testosteron tedavisi sırasında hangi kan değerlerinin hangi aralıklarla izlendiğini ve sonuçlara göre dozun nasıl ayarlandığını anlatıyorum.
Testosteron tedavisi sırasında kandaki hormon düzeyi, tam kan sayımı, PSA ölçümü, karaciğer değerleri, kan yağları ve gerektiğinde östradiol düzeyi takip edilir. Bu değerlerin her biri farklı bir soruya yanıt verir. Hormon düzeyi tedavinin yeterli olup olmadığını, kan sayımı güvenliği, PSA ölçümü prostat sağlığını gösterir. Karaciğer değerleri ve kan yağları ise uygulanan biçimin vücuda getirdiği yükü ortaya koyar. Takip yalnız tek bir değerin okunmasından oluşmaz ve sonuçlar her zaman yakınmalarla birlikte yorumlanır. Düzenli kontrol, bu tedavinin etkili ve güvenli biçimde sürdürülmesinin temel koşuludur.
Muayenehanede en sık karşılaştığım yanlış, tedaviye başlandıktan sonra kontrollerin aksatılmasıdır. Yakınmaları düzelen erkeklerin bir bölümü, kendini iyi hissettiği için ölçümleri erteler. Oysa bu tedavinin güvenliği, yakınmalardan çok kan değerlerinin gidişine bağlıdır. Kan koyulaşması ve prostatla ilgili değişiklikler uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Bu yazıda ilk kontrolün ne zaman yapıldığını, kan sayımının neden istendiğini, karaciğer değerlerinin izlenip izlenmediğini, östradiol yüksekliğinin nasıl yönetildiğini ve sonuçlara göre dozun nasıl ayarlandığını anlatıyorum. Tedavinin kimlere uygulandığı ve uygulama biçimleri konusunda ayrıntı gerektiğinde eksilen erkeklik hormonunun dışarıdan verilmesi hakkındaki sayfa yol gösterir.
Testosteron Tedavisinde İlk Kontrol Ne Zaman Yapılır?
Testosteron tedavisinde ilk kontrol genellikle tedaviye başlandıktan üç ile altı ay sonra yapılır ve bu kontrolde hem yakınmalar hem de kan değerleri birlikte değerlendirilir. Bu süre, hormon düzeyinin dengeye oturması için gereken zamanı kapsar. Daha erken yapılan bir ölçüm, henüz oturmamış bir düzeyi gösterir ve yanıltıcı olur. İlk kontrolde öncelikle cinsel istek, enerji düzeyi, uyku ve ruh hâlindeki değişimi sorgularım. Bu yakınmaların bir bölümü ilk haftalarda düzelir, bir bölümü aylar alır. Kandaki hormon düzeyi ölçülerek hedef aralığa ulaşılıp ulaşılmadığı değerlendirilir. Ölçümün zamanlaması uygulama biçimine göre değişir ve bu ayrıntı çoğu zaman atlanır. Jel kullanan erkeklerde kan, uygulamadan birkaç saat sonra alınır. Kısa etkili iğne kullananlarda ölçüm, bir sonraki iğneden hemen önce yapılır. Uzun etkili iğne kullananlarda da aynı kural geçerlidir ve en düşük düzeyin görülmesi amaçlanır. Aynı kontrolde tam kan sayımı istenir ve başlangıç değeriyle karşılaştırılır. PSA ölçümü ve prostat muayenesi de ilk kontrolün değişmez parçasıdır. Kolesterol, karaciğer değerleri ve tansiyon da aynı görüşmede gözden geçirilir. Horlama, gündüz uykululuğu ve gece nefes durması gibi uyku apnesi belirtileri ayrıca sorgulanır. Meme hassasiyeti, bacaklarda şişlik ve idrar yapmada zorlanma da ilk kontrolde ele alınan başlıklar arasında yer alır. Bu başlıkların tümünün tek bir görüşmede toplanması, sonraki kontrollerin daha kısa sürmesini sağlar.
İlk kontrolün içeriği kadar hazırlığı da sonucu etkiler. Kan örneğinin aç karnına ve sabah saatlerinde alınması ölçümlerin karşılaştırılabilir olmasını sağlar. Kontrolden önceki gün ağır egzersiz yapılmaması önerilir. Bisiklet kullanımı ve boşalma, PSA ölçümünü geçici olarak etkileyebilir. Bu nedenle kontrol gününe ilişkin yönergeleri yazılı olarak veririm. Erkeklerin bir bölümü ilk kontrole gelirken uygulamayı aksatmış olur. Jel uygulamasının atlandığı günler ölçümü doğrudan düşürür ve yetersiz doz izlenimi yaratır. Bu nedenle uygulamanın düzenli sürdürülüp sürdürülmediğini ayrıntılı olarak sorarım. Tedavi öncesinde yapılmış ölçümlerin elimde bulunması da karşılaştırmayı kolaylaştırır. Tanının tekrarlanan ölçümlerle konmuş olması, tedavinin doğru kişide uygulandığını gösterir. Bu nedenle tedaviye başlamadan önce farklı günlerde yapılan sabah saatinde yapılan hormon ölçümü sonuçlarını dosyada saklarım. İlk kontrolden sonra ikinci kontrolü çoğu erkekte altı ay sonraya veririm. Değerler dengede seyrederse aralık kademeli olarak yılda bire çıkar. Sorun saptanan erkeklerde ise aralık kısaltılır ve ölçümler daha sık yinelenir. Kontrollerin takvimini yazılı olarak veririm ve bir kopyasını dosyada saklarım. Kontrolü aksatan erkeklere hatırlatma yapılması, tedavinin güvenle sürmesini kolaylaştırır.
Testosteron Tedavisinde Kan Sayımı Neden İstenir?
Testosteron tedavisinde kan sayımı, hormonun kemik iliğinde kırmızı kan hücresi yapımını artırması ve kanın koyulaşmasına yol açabilmesi nedeniyle istenir. Testosteron, kan yapımını uyaran doğal bir etkiye sahiptir. Bu etki, kansızlığı olan erkeklerde olumlu bir sonuç yaratır. Kırmızı kan hücreleri gereğinden fazla arttığında ise kan akışkanlığını yitirir. Koyulaşan kan damar içinde daha yavaş ilerler ve pıhtı oluşma eğilimi artar. Bu nedenle kan sayımı tedavinin güvenlik açısından en önemli göstergesi sayılır. Ölçümde hemoglobin ve hematokrit değerleri ayrı ayrı izlenir. Başlangıç değerinin kayıt altına alınması, sonraki artışların doğru yorumlanmasını sağlar. Kan koyulaşması çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerler. Bazı erkeklerde baş ağrısı, yüzde kızarıklık ve halsizlik ortaya çıkabilir. Bu belirtiler beklenmeden ölçümün düzenli yapılması gerekir. Sigara kullanan ve uyku apnesi bulunan erkeklerde koyulaşma daha sık görülür. İğne biçimindeki uygulamalarda risk, jel biçimine göre daha belirgindir. İleri yaşta ve ağır kilo fazlalığı bulunan erkeklerde de değerler daha hızlı yükselir. Yüksekte yaşayan ve uzun süre yüksek irtifada bulunan erkeklerde başlangıç değerleri zaten yüksek seyreder. Bu nedenle değerlendirmeyi kişinin kendi başlangıç düzeyine göre yaparım.
Kan koyulaşması saptandığında izlenecek yol basamaklıdır. İlk adımda uygulama biçimi ve doz gözden geçirilir. Kısa etkili iğne kullanan erkeklerde aralığın kısaltılması ve dozun düşürülmesi dalgalanmayı azaltır. Jel biçimine geçiş de birçok erkekte değerleri geriletir. İkinci adımda sigara ve uyku apnesi gibi katkıda bulunan etkenler ele alınır. Üçüncü adımda değerler belirgin biçimde yüksekse tedaviye geçici olarak ara verilir. Bazı erkeklerde belirli aralıklarla kan alınması da gündeme gelir. Bu uygulama kanın akışkanlığını hızla düzeltir. Kan sayımı ayrıca tedavinin beklenen yararını da gösterir. Hormon düşüklüğüne bağlı kansızlığı olan erkeklerde değerler birkaç ay içinde normale yaklaşır. Bu düzelme, hormon düzeyinin normalin altına inmesi nedeniyle gelişen yorgunluğun da azalmasını sağlar. Kan sayımının ilk yıl içinde birkaç kez yinelenmesi bu nedenle önemlidir. Değerler dengede seyreden erkeklerde ölçüm yılda bir kez yeterli olur. Kan alınması gereken erkeklerde işlemin sıklığı ölçümlere göre belirlenir. Kendi kararıyla ve sık aralıklarla kan veren erkeklerde demir eksikliği gelişebilir. Bu nedenle uygulamayı her zaman kontrol sonuçlarına bağlı olarak planlarım. Kan sayımının yanında izlenen bir başka başlık ise karaciğer değerleridir.
Testosteron Tedavisinde Karaciğer Değerleri İzlenir mi?
Testosteron tedavisinde karaciğer değerleri izlenir, ancak izlemin önemi uygulanan biçime göre belirgin biçimde değişir. Deriye sürülen jeller ve kas içine yapılan iğneler, hormonu doğrudan kana verir. Bu biçimlerde hormon karaciğerden ilk geçişte yoğun biçimde işlenmez ve karaciğer üzerindeki yük sınırlı kalır. Ağızdan alınan bazı biçimlerde ise durum farklıdır ve karaciğer değerlerinin daha yakından izlenmesi gerekir. Geçmişte kullanılan bazı ağızdan alınan türler karaciğer üzerinde belirgin yük yaratmıştır. Günümüzde kullanılan biçimler bu açıdan daha uygundur, buna karşın izlem yine de sürdürülür. Değerlendirmede karaciğer enzimleri ve gerektiğinde safra ile ilgili değerler ölçülür. Başlangıçta alınan ölçüm, sonraki değişikliklerin yorumlanmasını sağlar. Karaciğer değerlerinde hafif ve geçici yükselmeler çoğu zaman anlam taşımaz. Belirgin ve süren yükselmelerde ise tedavi gözden geçirilir. Alkol tüketimi, kilo fazlalığına bağlı yağlanma ve kullanılan diğer ilaçlar da bu değerleri yükseltir. Bu nedenle yükselmenin nedenini yalnız hormon tedavisine bağlamam. Gerekli durumlarda karaciğer ultrasonu istenerek yağlanma ve başka sorunlar araştırılır. Karaciğer hastalığı bulunan erkeklerde uygulama biçimi bu duruma göre seçilir. Deri yoluyla uygulanan biçimler bu erkeklerde daha uygun bir seçenek oluşturur.
Karaciğer değerlerinin yanında kan yağları da aynı kontrollerde izlenir. Testosteron tedavisi bazı erkeklerde koruyucu kolesterol düzeyini bir miktar düşürebilir. Bu etki genellikle sınırlı kalır ve yaşam düzeni değişiklikleriyle dengelenir. Kalp ve damar hastalığı riski taşıyan erkeklerde bu değerler daha yakından izlenir. Tansiyon ölçümü de her kontrolün parçasıdır ve vücutta su tutulmasına bağlı yükselmeler saptanabilir. Bacaklarda şişlik yakınması bu açıdan ayrıca sorgulanır. Kalp yetmezliği bulunan erkeklerde su tutulması tabloyu ağırlaştırabilir. Böbrek işlevleri de dolaylı olarak değerlendirilir. Kas geliştirmek amacıyla denetimsiz hormon kullanan erkeklerde karaciğer değerleri çok daha belirgin biçimde bozulur. Bu erkeklerde kullanılan ürünlerin içeriği çoğu zaman bilinmez ve dozlar hekim önerisinin çok üzerindedir. Böyle bir öykü saptandığında değerlendirmeyi baştan kurarım. Kontrollerde istenen tetkiklerin listesini sabit tutmak, karşılaştırmayı kolaylaştırır. Her kontrolde aynı tetkiklerin yinelenmesi eğilimin görülmesini sağlar. Tek bir sonuca bakarak karar vermek yerine değerlerin yıllar içindeki gidişini izlerim. Sonuçların bir tabloda toplanması, hem benim hem de erkeğin süreci görmesini kolaylaştırır. Takipte izlenen bir başka değer ise hormonun vücutta dönüştüğü ürünlerden biridir.
Testosteron Tedavisinde Östradiol Yüksekliği Nasıl Yönetilir?
Testosteron tedavisinde östradiol yüksekliği, doz ve uygulama aralığının düzenlenmesi, kilo denetimi ve gerektiğinde ilaç desteğiyle yönetilir. Vücutta testosteronun bir bölümü doğal olarak kadınlık hormonuna dönüşür. Bu dönüşüm yağ dokusunda gerçekleşir ve kilo fazlalığı bulunan erkeklerde belirgin biçimde artar. Dönüşümün belirli bir düzeyde sürmesi normaldir ve kemik sağlığı için gereklidir. Aşırı yükselme ise meme dokusunda hassasiyet ve büyümeye yol açar. Bacaklarda şişlik, duygudurumda dalgalanma ve cinsel istekte beklenmeyen azalma da tabloya eşlik edebilir. Bu yakınmalar ortaya çıktığında kandaki östradiol düzeyini ölçerim. Ölçümü her erkekte rutin olarak istemem ve yalnız yakınma bulunduğunda yaparım. Yüksek bulunan erkeklerde ilk adım dozun gözden geçirilmesidir. Yüksek dozlar dönüşümü artırdığı için doz azaltıldığında değer çoğu zaman geriler. İkinci adım uygulama aralığının düzenlenmesidir. Kısa etkili iğnelerde iğne sonrası görülen ani yükselme, dönüşümü de tetikler. Aralığın kısaltılması ve dozun bölünmesi bu tepeyi yumuşatır. Jel biçiminde uygulanan tedavide dönüşüm genellikle daha dengeli seyreder. Bu nedenle yakınması süren erkeklerde biçim değişikliğini de seçenekler arasına koyarım.
Üçüncü adım kilo denetimidir ve uzun vadede en kalıcı çözümü sağlar. Karın bölgesindeki yağ dokusunun azalması dönüşümü doğrudan düşürür. Düzenli yürüyüş ve direnç çalışmaları bu süreci destekler. Alkol tüketiminin azaltılması da dönüşüm üzerinde olumlu etki yaratır. Dördüncü adımda, yakınmaları süren seçilmiş erkeklerde dönüşümü azaltan ilaç desteği değerlendirilir. Bu desteği her erkekte kullanmam ve gereksiz kullanımdan kaçınırım. Östradiol düzeyinin gereğinden fazla düşürülmesi kendi başına sorun yaratır. Aşırı düşük düzeylerde kemik yoğunluğu azalır, eklem ağrıları ortaya çıkar ve cinsel istek düşer. Bu nedenle hedefi düzeyi sıfıra indirmek değil, dengeli bir aralıkta tutmak olarak belirlerim. Ölçüm sonucunu tek başına değil, yakınmaların varlığıyla birlikte yorumlarım. Yüksek bir değer yakınma yaratmıyorsa çoğu zaman ek bir işlem gerekmez. Meme dokusundaki büyüme uzun süre devam ettiğinde geri dönüşü güçleşir. Bu nedenle yakınmanın erken bildirilmesini özellikle isterim. Meme dokusunda tek taraflı, sert ve düzensiz bir kitle saptandığında ise tablo ayrıca değerlendirilir. Östradiol dışındaki hormonlar da gerektiğinde ölçülür. Süt hormonu düzeyi, tedaviye yanıt alınamayan erkeklerde ayrıca istenir. Tiroid hormonları da yorgunluğu süren erkeklerde değerlendirilir. Bu ölçümler, yakınmaların başka bir hormon sorunundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını gösterir. Bu ölçümleri de yalnız gerektiğinde ister, listeyi gereksiz yere uzatmam. Her ek tetkik, hem maliyet hem de kaygı yükü yaratır. Bütün bu ölçümlerin sonunda varılan nokta, dozun yeniden düzenlenmesidir.
Testosteron Tedavisinde Takip Sonuçlarına Göre Doz Nasıl Ayarlanır?
Testosteron tedavisinde takip sonuçlarına göre doz, hormon düzeyi, kan sayımı ve yakınmalardaki değişim birlikte değerlendirilerek ayarlanır. Doz ayarlamasında tek bir ölçüme bakarak karar vermem. Hormon düzeyi hedef aralığın altında kalan ve yakınmaları süren erkeklerde doz kademeli olarak artırılır. Artış bir defada değil, küçük basamaklarla yapılır. Her değişiklikten sonra dengenin oturması için birkaç ay beklenir. Hormon düzeyi hedefin üzerine çıkan erkeklerde ise doz düşürülür. Yüksek düzeyler yarar sağlamaz ve yan etki olasılığını artırır. Kan sayımında koyulaşma saptanan erkeklerde doz, hormon düzeyi hedefte olsa bile azaltılır. Bu durumda güvenlik, yakınmalardaki düzelmenin önüne geçer. Uygulama biçiminin değiştirilmesi de bir ayarlama yöntemidir. Dalgalanmadan yakınan erkeklerde jel biçimine geçiş dengeli bir düzey sağlar. Her gün uygulama yapmak istemeyen erkeklerde ise uzun etkili iğneler uygun olur. Seçimi her zaman erkeğin günlük düzeniyle birlikte yaparım. Sık seyahat eden erkeklerde uygulama kolaylığı belirleyici olur. Jelin taşınması ve uygulanması pratik olsa da temas yoluyla geçiş riski göz önünde bulundurulur. Evde küçük çocuk bulunan erkeklerde bu ayrıntı seçimi doğrudan etkiler.
Doz ayarlamasında en sık karşılaştığım güçlük, yakınmaların hormon düzeyiyle her zaman örtüşmemesidir. Hormon düzeyi hedefe ulaştığı hâlde yorgunluğu süren erkeklerde başka nedenleri araştırırım. Uyku apnesi, tiroid hastalığı, kansızlık, çökkünlük ve şeker hastalığı bu araştırmanın başlıklarıdır. Yakınmaların tümünü hormona bağlamak, gerçek nedenin gözden kaçmasına yol açar. Sertleşme yakınması süren erkeklerde ise damarsal nedenler gündeme gelir. Bu erkeklerde damar yapısı değerlendirilir ve uygun görülenlerde penise uygulanan düşük yoğunluklu dalga tedavisi seçenekler arasında konuşulur. Birkaç ay boyunca hormon düzeyi yeterli olduğu hâlde hiçbir düzelme görülmeyen erkeklerde tedavinin sürdürülmesi yeniden değerlendirilir. Bu değerlendirmeyi erkekle birlikte ve açık biçimde yaparım. Tedaviden beklenenin en baştan gerçekçi biçimde konuşulması, sonraki hayal kırıklığını önler. Hormon tedavisinin her yakınmayı çözmediğini açıkça anlatırım. PSA değerinde belirgin yükselme saptanan erkeklerde tedaviye ara verilir ve prostat ayrıca incelenir. Uyku apnesi ağırlaşan erkeklerde de doz azaltılır ve uyku sorunu önce ele alınır. Gece nefes durmalarının artması, kan koyulaşmasını da hızlandıran bir etken olarak karşımıza çıkar. Çocuk isteği ortaya çıkan erkeklerde tedavi kesilir ve kendi üretimi uyaran seçeneklere geçilir. Doz ayarlaması bir kerelik bir işlem değildir ve her kontrolde yinelenir. Yaş ilerledikçe ve kilo değiştikçe gereksinim de değişir. Kilo veren erkeklerde hormonun dönüşümü azalır ve gereksinim düşebilir. Kilo alan erkeklerde ise tersi bir durum ortaya çıkar. Bu nedenle takibi tedavi süresince aksatmadan sürdürmeyi öneririm.
Testosteron tedavisinin güvenli biçimde sürdürülmesi, düzenli kan takibine bağlıdır. İlk kontrol tedaviye başlandıktan birkaç ay sonra yapılır ve hormon düzeyi, kan sayımı ile PSA ölçümü birlikte değerlendirilir. Kan sayımı bu takibin güvenlik açısından en belirleyici parçasını oluşturur. Karaciğer değerleri, kan yağları ve gerektiğinde östradiol düzeyi tabloyu tamamlar. Sonuçlar yakınmalarla birlikte yorumlandığında doz doğru biçimde ayarlanır ve tedavi uzun yıllar sorunsuz sürdürülür.
1 Testosteron Ölçümü Neden Sabah Saatinde Yapılır?
2 Testosteron Tedavisi Sırasında Sperm Sayısı Düşer mi?
3 Jel Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
4 Kan Koyulaşması Saptandığında Tedavi Kesilir mi?
5 Kalp Yetmezliği Olan Erkekte Testosteron Tedavisi Uygulanır mı?
6 Tedavi Sırasında Testislerde Küçülme Beklenir mi?
7 Uyku Apnesi Olan Erkeklerde Tedavi Uygulanır mı?
8 Tedaviye Başladıktan Sonra Egzersiz Gerekli midir?
9 PSA Değerinde Artış Görülürse Ne Yapılır?
10 Tedavinin Bırakılması Gerektiğinde Nasıl İlerlenir?
11 İğne Uygulamasında Hormon Düzeyi Neden Dalgalanır?
12 Kan Bağışı Tedavi Sırasında Yararlı Olur mu?
13 Tedavi Sırasında Meme Hassasiyeti Neden Ortaya Çıkar?
14 Denetimsiz Hormon Kullanımı Hangi Sorunlara Yol Açar?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Male Infertility medlineplus.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov
- Sexual Problems in Men medlineplus.gov
- Literatür taraması: “varicocele repair semen parameters meta analysis” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “non obstructive azoospermia microdissection testicular sperm extraction” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “male hypogonadism testosterone therapy guideline” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “semen analysis reference values” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov