Başka bir nedenle çekilen filmde böbrek üstü bezinde kitle görüldüğünde hangi testleri istediğimi, hormon araştırmasının nasıl yürüdüğünü ve izlem aralığını nasıl belirlediğimi anlatıyorum.
Böbrek üstü bezi kitlesi tesadüfen bulunduğunda yapılması gereken ilk iş, kitlenin hormon salgılayıp salgılamadığının araştırılması ve görüntüleme özelliklerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesidir. Bu iki soru yanıtlanmadan ne izlem ne de ameliyat kararı verilebilir. Rastlantı sonucu saptanan kitlelerin büyük bölümü hormon salgılamayan ve hiçbir sorun oluşturmayan iyi huylu yapılardır. Buna karşın belirti vermeyen bazı kitleler sessiz biçimde hormon üretir ve tansiyon, kan şekeri ile kemik yapısı üzerinde yıllar içinde etki bırakır. Bu nedenle şikâyet bulunmasa bile hormon taraması yapılmasını isterim. Tarama ile görüntüleme birlikte değerlendirildiğinde kitlelerin çok büyük bölümünde ameliyatın gerekmediği ortaya çıkar.
Bu kitlelerin bulunma biçimi hastalar için çoğu zaman şaşırtıcı olur. Karın ağrısı, akciğer incelemesi ya da taş araştırması için çekilen bir filmde beklenmedik bir yapı görülür ve rapor elde kalır. Raporda geçen kitle sözcüğü çoğu kişide kanser kaygısı yaratır. Oysa bu bölgede saptanan yapıların büyük bölümü iyi huylu çıkar. Bu yazıda kitlenin hangi tetkiklerde rastlantı olarak görüldüğünü, ilk istenen testleri, hormon salgısının nasıl araştırıldığını, boyutun neden kaydedildiğini ve izlem kararı verildiğinde kontrol aralığının nasıl belirlendiğini anlatıyorum. Bezin görevleri, kitle türleri ve tedavi seçenekleri konusunda ayrıntı gerektiğinde böbreğin üzerindeki bezde gelişen yapılar sayfası yol gösterir.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Hangi Tetkiklerde Tesadüfen Görülür?
Böbrek üstü bezi kitlesi en sık, karın bölgesine yönelik olarak çekilen bilgisayarlı tomografi incelemelerinde tesadüfen görülür. Bu incelemeler çoğu zaman karın ağrısı, taş araştırması ya da bağırsak şikâyetleri nedeniyle istenir. Böbrek üstü bezleri böbreklerin hemen üzerinde yer aldığı için üriner sisteme yönelik her tomografide görüntü alanına girer. Taş protokolüyle çekilen filmlerde bezler kontrast madde verilmeden değerlendirilir ve bu durum kitlenin yağ içeriği hakkında değerli bilgi verir. Akciğer nedeniyle çekilen göğüs tomografilerinin alt kesitlerinde de bezler görüntülenir. Travma sonrası çekilen tüm vücut incelemelerinde de bu bölge rutin olarak taranır. Başka bir kanser nedeniyle evreleme amacıyla çekilen filmler de kitlelerin saptandığı incelemeler arasında yer alır. Manyetik rezonans incelemelerinde de bezler ayrıntılı biçimde görülür. Karın ultrasonunda ise bezler her zaman net biçimde değerlendirilemez. Bu nedenle ultrasonda kuşkulu bir görünüm bildirildiğinde tomografi ya da manyetik rezonans istenir.
Aynı incelemelerde böbrek üstü bezi dışında başka bulgular da ortaya çıkabilir. Böbrekte kist, taş ya da idrar akışının engellenmesine bağlı genişleme sık rastlanan yan bulgulardır. İdrar borusundaki bir engelin yol açtığı böbrekte gelişen genişleme tablosu, kitleden bağımsız olarak kendi değerlendirmesini gerektirir. Karaciğer ve dalakta saptanan iyi huylu yapılar da benzer biçimde rapora girer. Bu bulguların hepsinin aynı anda ele alınması hastayı gereksiz biçimde kaygılandırır. Bu nedenle bulguları önem sırasına koyarak değerlendiririm. Hormon salgısı olasılığı bulunan kitle her zaman ilk sıraya alınır. İdrar akışını engelleyen bir tablo varsa o da aynı öncelikte ele alınır. Kalan bulgular ise kendi doğal takvimleri içinde değerlendirilir. Bu sıralama yapıldığında süreç hem hasta hem de hekim için çok daha anlaşılır hâle gelir.
Raporun kendisi kadar görüntülerin de getirilmesi büyük önem taşır. Rapor metni çoğu zaman kitlenin boyutunu ve yerini bildirir, ancak ayrıntılı değerlendirme için yeterli olmaz. Görüntülerin dijital kopyası elde bulunduğunda kitlenin yağ içeriği ve kontrast maddeyi atma özelliği yeniden incelenebilir. Eski tarihli filmlerin bulunması ise ayrı bir değer taşır. Yıllar önce çekilmiş bir filmde aynı kitlenin aynı boyutta görülmesi, izlem kararını tek başına destekler. Bu nedenle hastalardan geçmiş görüntülerini araştırmalarını isterim. Arşiv kayıtları çoğu merkezde uzun süre saklanır ve yazılı başvuruyla elde edilebilir. Geçmiş film bulunamadığında ise değerlendirme sıfırdan başlar. Bu durumda ilk kontrol filmine kadar geçen süre bir miktar uzun gelebilir. Yine de gereksiz bir ameliyattan kaçınmak için bu bekleme çoğu zaman doğru bir tercihtir.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Bulunduğunda İlk Hangi Testler İstenir?
Böbrek üstü bezi kitlesi bulunduğunda ilk istediğim testler, hormon fazlalığını tarayan kan ve idrar incelemeleridir. Bu taramanın yanında kanda potasyum, sodyum, şeker ve böbrek işlevleri de değerlendirilir. Potasyum düşüklüğü, tuz tutan hormonun fazla salgılandığını düşündüren en pratik ipucunu oluşturur. Kan şekerinde yükselme ise ayrı bir hormon fazlalığına işaret edebilir. Tansiyonun farklı günlerde ve uygun koşullarda ölçülmesini de ilk basamağa eklerim. Tek bir ölçüme dayanan değerlendirmeler çoğu zaman yanıltıcı olur. Evde tutulan tansiyon kayıtları bu nedenle çok işime yarar. Kemik yoğunluğu ölçümü, uzun süreli hormon fazlalığından kuşkulanıldığında istenir. Kadınlarda adet düzeni ve tüylenme değişiklikleri de sorgulanır. Bu ilk basamak tamamlandığında kitlenin sessiz mi yoksa etkin mi olduğu büyük ölçüde anlaşılır.
İkinci basamak, kitlenin görüntüleme özelliklerinin ayrıntılı olarak çıkarılmasıdır. Kontrast madde verilmeden çekilen kesitler kitlenin yağ içeriğini gösterir. Kontrastlı ve gecikmeli çekimler ise kontrast maddenin ne hızda atıldığını ortaya koyar. Yağdan zengin, düzgün sınırlı ve kontrastı hızla atan kitleler iyi huylu yapılarla uyumludur. Sınırları düzensiz, iç yapısı karışık ve kontrastı geç atan kitleler ise daha ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Manyetik rezonans, ışın kullanmadan yağ içeriğini göstermesi nedeniyle bazı kişilerde tercih edilir. Böbrek üstü bezindeki kitlelerde iğneyle örnek alınması ise istisnai bir yaklaşımdır ve rutin uygulanmaz; kitleden iğneyle örnek alınması yalnız başka organ kanseri öyküsü bulunan seçilmiş kişilerde gündeme gelir. Bu örnekleme öncesinde ani tansiyon yükselmesine yol açabilen hormon salgısının dışlanması zorunludur. Dışlama yapılmadan alınan örnek ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle sıralamanın hiçbir aşamasında kısa yol denenmez.
Üçüncü basamak, ayrıntılı bir öykü alınmasından oluşur. Daha önce geçirilmiş herhangi bir kanser olup olmadığı ilk sorduğum konudur. Akciğer, böbrek ve meme kaynaklı hastalıklar bu bölgeye yayılım gösterebilir. Ailede benzer bez tümörü ya da kalıtsal hastalık bulunup bulunmadığı da öğrenilir. Kullanılan ilaçların tam listesi ayrıca istenir, çünkü bazı ilaçlar hormon testlerini doğrudan etkiler. Tansiyon ilaçlarının bir bölümü tarama sonuçlarını değiştirebilir ve test öncesinde düzenlenmesi gerekir. Bitkisel destek ürünleri de aynı nedenle sorgulanır. Kahve tüketimi ve son günlerdeki yoğun stres bazı ölçümleri etkiler. Sigara kullanımı ve kilo değişimi de kayda geçirilir. Bu öykü tamamlandığında testlerin hangi koşullarda yapılacağı netleşir.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesinde Hormon Salgısı Nasıl Araştırılır?
Böbrek üstü bezi kitlesinde hormon salgısı, üç ayrı hormon grubunun ayrı ayrı taranmasıyla araştırılır. Birinci grup, vücudun stres ve metabolizma düzenini yöneten hormonun fazlalığıdır. Bu fazlalığın taranmasında gece yatmadan önce düşük dozda ilaç verilir ve ertesi sabah kan örneği alınır. Ölçüm beklenen düzeye inmediğinde fazlalıktan kuşkulanılır. Gece yarısı toplanan tükürük örneği de aynı amaçla kullanılır. Yirmi dört saatlik idrarda yapılan ölçüm ise günün tamamını kapsayan bir tablo verir. Bu üç yöntemden hangisinin kullanılacağı kişinin gündelik düzenine göre belirlenir. Vardiyalı çalışanlarda gece ölçümleri yanıltıcı sonuç verebilir. Bu kişilerde ölçüm zamanı uyku düzenine göre yeniden ayarlanır. Testin hazırlık kurallarına uyulması, sonucun güvenilirliğini doğrudan belirler.
İkinci grup, tuz ve su dengesini yöneten hormonun fazlalığıdır. Bu fazlalığın taranmasında kanda iki ayrı değer ölçülür ve aralarındaki oran hesaplanır. Ölçüm öncesinde kandaki potasyumun normal düzeye getirilmesi gerekir. Bazı tansiyon ilaçlarının test öncesinde düzenlenmesi de zorunludur ve bu düzenleme hekim gözetiminde yapılır. İlaçların kendi başına kesilmesi tansiyon açısından sakınca doğurur. Tarama sonucunda kuşku sürdüğünde doğrulama testleri uygulanır. Doğrulama aşamasında tuz yüklemesi gibi yöntemler kullanılır. İki bezde birden değişiklik bulunan kişilerde hormonun hangi taraftan salgılandığı ayrıca araştırılır. Bu araştırmada her iki bezin toplardamarından ayrı ayrı örnek alınır. Örnekleme, deneyim gerektiren ve sınırlı merkezde uygulanan bir işlemdir.
Üçüncü grup, ani tansiyon yükselmelerine yol açabilen hormonların fazlalığıdır. Bu hormonların kendisi yerine vücutta dönüştükleri maddeler ölçülür. Ölçüm kanda ya da yirmi dört saatlik idrarda yapılır. Test öncesinde kahve, çay ve bazı ilaçların bırakılması gerekir. Yoğun stres altındaki günlerde yapılan ölçümler de yanıltıcı çıkabilir. Bu nedenle örnek verilecek günün sakin bir güne denk getirilmesini isterim. Sonuç sınırda çıktığında ölçüm uygun koşullarda yinelenir. Fazlalık doğrulandığında kitlenin çıkarılması gündeme gelir ve çoğu kişide bu işlem küçük kesilerden kamerayla yapılan bez ameliyatı yöntemiyle gerçekleştirilir. Bu tümörlerde ameliyat öncesinde birkaç hafta süren ilaç hazırlığı zorunludur. Hazırlık yapılmadan ameliyata alınması tehlikeli tansiyon dalgalanmalarına yol açar.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesinde Boyut Neden Ölçülüp Kaydedilir?
Böbrek üstü bezi kitlesinde boyut, kötü huylu olma olasılığını gösteren en pratik ölçütlerden biri olduğu için ölçülüp kaydedilir. Küçük kitlelerin büyük bölümü iyi huylu yapılardır ve hiçbir sorun oluşturmaz. Boyut büyüdükçe kötü huylu olma olasılığı kademeli olarak artar. Bu nedenle boyut, ameliyat kararında tek başına da belirleyici olabilir. Ölçümün her filmde aynı yöntemle yapılması büyük önem taşır. Farklı kesitlerden yapılan ölçümler arasında küçük ayrılıklar doğal olarak ortaya çıkar. Bu ayrılıkların büyüme olarak yorumlanması gereksiz ameliyatlara yol açabilir. Bu nedenle karşılaştırmayı aynı yöntemle çekilmiş filmler arasında yaparım. Ölçüm değerinin raporda üç boyutuyla birlikte yazılmasını isterim. Yalnız tek bir uzunluk verildiğinde izlemde karşılaştırma güçleşir.
Boyutun yanında kitlenin şekli ve sınırları da kaydedilir. Düzgün sınırlı ve homojen görünen kitleler iyi huylu yapılarla uyumludur. Sınırları düzensiz, içinde farklı yoğunlukta alanlar bulunan kitleler ise ayrı bir dikkat gerektirir. Kitlenin komşu damarlarla ve böbrekle ilişkisi de aynı kayda girer. Bu ilişki, ameliyat kararı verildiğinde planlamayı doğrudan etkiler. İki bezde birden kitle bulunması da kayda geçirilir. İki taraflı tablolarda kalıtsal hastalıklar ve yayılım olasılığı ayrıca düşünülür. Kitlenin içinde kanama ya da sıvı alanları bulunması da not edilir. Bu ayrıntıların hepsi tek bir tabloda toplandığında değerlendirme çok daha hızlı ilerler. Hastanın bu tabloyu kendi dosyasında saklaması ise sonraki kontrollerde işe yarar.
Boyut ölçümünün zaman içindeki seyri ayrı bir bilgi verir. Yıllar boyunca değişmeyen bir kitle, iyi huylu olma olasılığını belirgin biçimde artırır. Kısa sürede belirgin biçimde büyüyen bir kitle ise ameliyat kararını öne alır. Büyümenin ne kadarının gerçek, ne kadarının ölçüm farkı olduğu dikkatle ayrılır. Bu ayrım için aynı merkezde çekilmiş filmlerin karşılaştırılması en güvenilir yolu oluşturur. Farklı merkezlerde çekilen filmlerde kesit kalınlığı değişebilir ve ölçüm etkilenebilir. Bu nedenle izlem filmlerinin mümkün olduğunca aynı yerde çekilmesini öneririm. Büyüme saptandığında hormon taraması da yinelenir. Daha önce sessiz olan bir kitle zamanla hormon salgılamaya başlayabilir. Bu iki değerlendirmenin birlikte yapılması, kararın sağlam bir zemine oturmasını sağlar.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi İzlenecekse Kontrol Aralığı Ne Olur?
Böbrek üstü bezi kitlesi izlenecekse kontrol aralığı, kitlenin görüntüleme özelliklerine ve hormon tarama sonucuna göre belirlenir. Görüntüleme bulguları açık biçimde iyi huylu bir yapıyı gösteren küçük kitlelerde sık kontrol gerekmez. Bu kitlelerde bazı kişilerde görüntülemenin yinelenmesine bile gerek kalmaz. Görünümü belirsiz kalan kitlelerde ise ilk kontrol filmi birkaç ay sonraya verilir. Bu filmde boyutun değişmediği görüldüğünde aralık kademeli olarak açılır. Hormon taraması ise ilk yıllarda daha sık yinelenir. Sessiz görünen bir kitlenin zamanla hormon salgılamaya başlaması seyrek de olsa görülür. Yeni ortaya çıkan tansiyon yüksekliği, kilo artışı ya da çarpıntı atakları taramanın beklenmeden yinelenmesini gerektirir. İzlem planını her kişi için ayrı ayrı yazarım. Hazır bir takvimi herkese uygulamak doğru bir yaklaşım oluşturmaz.
İzlem süresinin ne kadar süreceği de sık sorulan bir konudur. Görüntülemesi ve hormon taraması birkaç yıl boyunca değişmeyen kitlelerde izlem sonlandırılabilir. Bu karar, kitlenin özellikleri ve kişinin yaşı birlikte değerlendirilerek verilir. Genç yaşta saptanan kitlelerde izlem daha uzun sürdürülür. İleri yaşta ve eşlik eden hastalığı bulunan kişilerde ise gereksiz tetkikten kaçınılır. İzlem sırasında çekilen her filmin ışın yükü de hesaba katılır. Bu nedenle ışın kullanmayan yöntemler uygun kişilerde tercih edilir. İzlemin amacı hastayı sürekli tetkik altında tutmak değildir. Amaç, değişen bir bulguyu zamanında yakalamaktır. Bu ayrım hastaya baştan anlatıldığında kaygı düzeyi belirgin biçimde azalır.
İzlem kararı verilen kişilere birkaç somut öneri veririm. Tansiyonun evde düzenli olarak ölçülmesi ve kaydedilmesi ilk öneridir. Kan şekeri ve potasyum değerlerinin yıllık kontrollerde izlenmesi ikinci öneridir. Kilo değişiminin not edilmesi de basit ama işe yarayan bir izlem aracıdır. Yeni başlayan kas güçsüzlüğü, kramp ve aşırı susama bildirilmesi gereken bulgulardır. Baş ağrısı, çarpıntı ve terleme nöbetlerinin birlikte gelmesi ise beklenmeden değerlendirme gerektirir. Kontrol filmlerinin tarihlerinin önceden belirlenmesi, randevuların atlanmasını önler. Kullanılan ilaçlarda değişiklik yapıldığında bunun kayda geçirilmesi gerekir. Başka bir hekime başvurulduğunda kitlenin varlığının bildirilmesi de önemlidir. Bu bilgi paylaşıldığında gereksiz tetkik tekrarının önüne geçilir.
İzlem dönemindeki kaygının yönetilmesi de sürecin bir parçasını oluşturur. Hastaların önemli bir bölümü kontrol tarihleri yaklaştıkça huzursuzlanır. Bu duyguyu azaltan yol, izlemin gerekçesinin açık biçimde ve yazılı olarak anlatılmasından geçer. Hangi bulgunun arandığını ve hangi sonucun ne anlama geleceğini önceden bilen kişiler çok daha rahat eder. Kontrol sonuçlarının kısa bir yazıyla paylaşılması da aynı işlevi görür. İnternette okunan genel bilgilerin kişinin kendi tablosuna uymadığını da ayrıca anlatırım. Aynı boyuttaki iki kitle, görüntüleme özellikleri farklıysa tamamen ayrı biçimde ele alınır. Bu nedenle karşılaştırmanın yalnız kendi filmleri arasında yapılması gerekir. Yakınların aktardığı örnekler de çoğu zaman yanıltıcı olur. Sürecin kendi verileri üzerinden yürütülmesi, gereksiz girişimlerin de önüne geçer.
Böbrek üstü bezinde tesadüfen bulunan bir kitle, çoğu kişide ameliyat gerektirmeyen ve sorun oluşturmayan bir yapıdır. Yapılması gereken, hormon salgısının taranması ve görüntüleme özelliklerinin ayrıntılı biçimde çıkarılmasıdır. Bu iki basamak tamamlandığında kitlelerin büyük bölümünde izlem yeterli olur. Hormon fazlalığı saptanan ve görünümü kuşkulu kalan kitlelerde ise ameliyat gündeme gelir. Kontrol aralığının kişiye göre belirlenmesi ve evde tutulan basit kayıtların sürdürülmesi, sürecin hem güvenli hem de kaygısız ilerlemesini sağlar. Eldeki filmlerin ve rapor metinlerinin bir arada saklanması, sonraki değerlendirmelerde gereksiz tekrarın önüne geçer. Kontrol tarihlerinin dönem başında belirlenmesi de izlemin aksamadan sürdürülmesini sağlar.
1 Böbrek Üstü Bezinde Kitle Bulunması Kanser Anlamına Gelir mi?
2 Hormon Testleri İçin Aç Gelmek Gerekli midir?
3 Yirmi Dört Saatlik İdrar Nasıl Doğru Toplanır?
4 Tansiyon İlaçları Test Öncesinde Kesilmeli midir?
5 Kitle Küçükse Görüntüleme Yeniden Yapılır mı?
6 İki Bezde Birden Kitle Bulunması Ne Anlatır?
7 Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Kendiliğinden Küçülür mü?
8 Bu Kitleler Kalıtsal Olarak Geçer mi?
9 Ameliyat Kararı Hangi Durumlarda Verilir?
10 Bez Çıkarıldığında Vücutta Hormon Eksikliği Olur mu?
11 İzlem Sırasında Hangi Şikâyetler Hemen Bildirilmelidir?
12 Görüntüleme Sırasında Verilen Kontrast Madde Zararlı mıdır?
13 Beslenme Düzeni Bu Kitleleri Etkiler mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov