Böbrek üstü bezi kitlesinin tansiyonu hangi hormonlar aracılığıyla etkilediğini, genç yaştaki tansiyon yüksekliğinde neden araştırıldığını ve idrar örneğinin nasıl toplandığını anlatıyorum.
Böbrek üstü bezi kitlesi tansiyonu etkileyebilir ve bu etki kitlenin hormon salgılayıp salgılamamasına göre değişir. Hormon salgılamayan kitleler tansiyon üzerinde bir değişiklik oluşturmaz. Aldosteron, kortizol ya da adrenalin üreten kitleler ise tansiyonu belirgin biçimde yükseltir. Bu yükselme bazı kişilerde sürekli, bazılarında ise nöbetler hâlinde ortaya çıkar. Tansiyon yüksekliği olan kişilerin büyük çoğunluğunda altta yatan böyle bir neden bulunmaz. Buna karşın genç yaşta başlayan, ilaçlara yanıt vermeyen ya da kanda potasyum düşüklüğüyle birlikte seyreden tansiyonda bu olasılık araştırılır. Tansiyon yüksekliğinin düzeltilebilir nedenleri arasında bu kitleler ayrı bir yer tutar. Doğru tanı konduğunda kitlenin çıkarılmasıyla tansiyon birçok kişide belirgin biçimde geriler.
Tansiyon ilacı kullanan kişilerin çoğu, böbreklerin üzerindeki küçük bezlerin tansiyonla ilişkisini hiç duymamış olarak gelir. Bir kısmı tomografide rastlantısal olarak görülen bir kitlenin raporunu elinde taşır ve bu bulgunun ne anlama geldiğini sorar. Bu iki grubun soruları farklı olsa da yanıt aynı yerden başlar. Bu yazıda bezin hangi hormonları fazla salgılayabileceğini, genç yaştaki tansiyon yüksekliğinde bu bezin neden araştırıldığını, tansiyonun ataklar hâlinde yükselip yükselmediğini, ilaç direnciyle ilişkisini ve idrar örneğinin nasıl toplandığını anlatıyorum. Kitlelerin türleri, belirtileri ve tedavi seçenekleri konusunda ayrıntı gerektiğinde bezde gelişen ve hormon salgılayabilen kitleler konusundaki sayfa yol gösterir. Burada ise tansiyonla olan bağa odaklanıyorum.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Hangi Hormonları Fazla Salgılayabilir?
Böbrek üstü bezi kitlesi aldosteron, kortizol, adrenalin ve az sayıda kişide cinsiyet hormonlarının öncüllerini fazla salgılayabilir. Bezin dış kabuk tabakası aldosteron ve kortizol üretiminden sorumludur. Aldosteron, böbreklerin tuzu tutmasını ve potasyumu atmasını sağlayarak kan hacmini düzenler. Bu hormonun fazla salgılanması vücutta tuz ve su tutulmasına, kan hacminin artmasına ve tansiyonun yükselmesine yol açar. Aynı süreçte kanda potasyum düşer ve kas güçsüzlüğü, kramp, çarpıntı, sık idrara çıkma ve aşırı susama görülebilir. Kortizol, stres yanıtını, kan şekerini ve metabolizmayı düzenleyen yaşamsal bir hormondur. Kortizolün fazla salgılanması yüzde yuvarlaklaşma, gövdede yağlanma, kol ve bacaklarda incelme ve karında mor renkli çatlaklar oluşturur. Bu kişilerde deri incelir, kolay morarma görülür, kan şekeri ve tansiyon yükselir ve kemik yoğunluğu azalır. Bezin iç öz tabakası ise adrenalin ve noradrenalin üretir. Bu hormonları salgılayan tümörler damarları daraltarak tansiyonu yükseltir ve kalp atışını hızlandırır. Cinsiyet hormonlarının öncüllerini salgılayan kitleler seyrek görülür ve kadınlarda kıllanma, ses kalınlaşması ve adet düzensizliği yapabilir. Kitlelerin büyük çoğunluğu ise hiçbir hormonu fazla üretmez ve tansiyon üzerinde etki göstermez.
Hangi hormonun fazla salgılandığı, şikâyetlerin biçimini doğrudan belirler. Aldosteron fazlalığında tansiyon sürekli yüksek seyreder ve ilaçlara yeterli yanıt alınamaz. Kortizol fazlalığında tansiyon yüksekliği yavaş gelişir ve kilo alımı, kan şekeri yüksekliği ve kas güçsüzlüğü tabloya eşlik eder. Adrenalin fazlalığında ise tansiyon nöbetler hâlinde yükselir ve nöbet sırasında baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme birlikte görülür. Bu üç tablonun ayrımı hormon testleriyle yapılır ve görüntüleme tek başına yeterli bilgi vermez. Kandaki aldosteron ve bu hormonu düzenleyen renin düzeyleri birlikte ölçülür ve aralarındaki oran değerlendirilir. Kortizol fazlalığı için gece verilen düşük dozlu bir ilacın ardından sabah kortizol ölçümü yapılır. Gece yarısı tükürükte ve yirmi dört saatlik idrarda kortizol ölçümü de bu araştırmanın parçasıdır. Adrenalin salgılayan tümörler için bu hormonların vücutta dönüştüğü maddeler kanda ya da idrarda ölçülür. Test öncesinde bazı ilaçların düzenlenmesi ve kandaki potasyumun normale getirilmesi gerekebilir. Kahve, yoğun stres ve bazı ilaçlar sonuçları etkilediği için hazırlık önerilerine uyulması zorunludur. Hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde bile hormon taraması yapılır, çünkü bazı kitleler belirti vermeyen düzeyde hormon üretir. Bu tarama, ameliyat kararını belirleyen temel bilgiyi oluşturur. Testlerin sırası ve zamanlaması sonucun güvenilirliğini doğrudan etkiler. Tarama testinde sınırda çıkan değerler doğrulama testleriyle netleştirilir. Doğrulama basamağı atlandığında gereksiz ameliyat kararları ortaya çıkabilir. Bu nedenle sonuçları endokrinoloji uzmanıyla birlikte değerlendiririm.
Genç Yaşta Başlayan Tansiyon Yüksekliğinde Böbrek Üstü Bezi Neden Araştırılır?
Genç yaşta başlayan tansiyon yüksekliğinde böbrek üstü bezi araştırılır, çünkü bu yaş grubunda hormonal bir nedenin bulunma olasılığı belirgin biçimde artar. Tansiyon yüksekliği çoğunlukla orta yaştan sonra ve belirli bir neden bulunmadan ortaya çıkar. Gençlik döneminde başlayan yükseklik ise altta yatan bir hastalığı düşündürür. Bu hastalıkların başında böbrek damarlarındaki darlıklar, böbrek hastalıkları ve hormon salgılayan bez kitleleri gelir. Aldosteron fazlalığı, bu nedenler arasında en sık görülenidir. Erken tanı konduğunda tansiyon çoğu kişide kalıcı olarak düzelir ve ilaç yükü azalır. Geç kalınan durumlarda ise uzun süren yüksek tansiyon damar duvarında kalıcı değişiklikler oluşturur. Bu değişiklikler geliştikten sonra kitle çıkarılsa bile ilaç gereksinimi tümüyle ortadan kalkmayabilir. Bu nedenle araştırmanın erken dönemde yapılması büyük önem taşır. Genç yaşta tansiyon saptanan kişilerde kanda potasyum düzeyi mutlaka ölçülür. Potasyumun düşük bulunması aldosteron fazlalığı açısından güçlü bir ipucu oluşturur. Ailede genç yaşta tansiyon ya da bez tümörü öyküsü bulunması da araştırmayı gerektirir. Bu kişilerde ilk basamak testleri gecikmeden istenir. Sonuçların çıkması beklenirken tansiyon tedavisi olağan biçimde sürdürülür.
Araştırmanın hangi kişilerde yapılacağı belirli ölçütlere göre kararlaştırılır. Otuz beş yaşından önce başlayan tansiyon yüksekliği bu ölçütlerin başında gelir. Üç ya da daha fazla ilaca karşın tansiyonun hedef değerlere inmemesi ikinci ölçüttür. Kanda potasyum düşüklüğüyle birlikte seyreden tansiyon üçüncü ölçütü oluşturur. Böbrek üstü bezinde rastlantısal olarak saptanmış bir kitle bulunması da araştırmayı başlatır. Uyku sırasında solunum duraklaması yaşayan kişilerde bu olasılık ayrıca değerlendirilir. Nöbetler hâlinde gelen baş ağrısı, çarpıntı ve terleme tarifleyen kişilerde inceleme hiç geciktirilmez. Ailesinde belirli kalıtsal hastalıklar bulunan kişilerde tarama daha erken yaşta başlatılır. Araştırma, kan ve idrar testleriyle başlar ve görüntüleme ikinci basamakta yer alır. Testlerde hormon fazlalığı gösterilmeden çekilen tomografi yanıltıcı olabilir, çünkü hormon salgılamayan kitleler toplumda sık görülür. Bu nedenle sıralamanın hormon testinden görüntülemeye doğru kurulması gerekir. Tanı konan kişilerde tedavi kararı üroloji ve endokrinoloji uzmanlarının ortak değerlendirmesiyle verilir. Bu ortak çalışma, gereksiz ameliyatların önlenmesini de sağlar. Araştırma sonunda hormon fazlalığı bulunmayan kişilerde tansiyon tedavisi olağan düzeninde sürdürülür. Bu kişilerde kitle yalnız görüntüleme özellikleriyle izlenir. Tansiyonun ilaçla denetim altına alınması bu izlemden bağımsız olarak sürer. Yeni bir şikâyet ortaya çıktığında hormon testleri yeniden istenir.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesinde Tansiyon Ataklar Hâlinde mi Yükselir?
Böbrek üstü bezi kitlesinde tansiyon her zaman ataklar hâlinde yükselmez ve yükselmenin biçimi salgılanan hormona göre değişir. Adrenalin ve noradrenalin salgılayan tümörlerde tansiyon genellikle nöbetler hâlinde yükselir. Bu nöbetler dakikalar ya da saatler sürer ve kendiliğinden geriler. Nöbet sırasında zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme birlikte görülür. Kişi solukluk, titreme, göğüste sıkışma ve yoğun bir kaygı hissi yaşayabilir. Nöbetler arasında tansiyon normal ölçülebilir ve bu durum tanıyı güçleştirir. Bazı kişilerde ise tansiyon sürekli yüksek seyreder ve üzerine nöbetler eklenir. Ağır kaldırma, ıkınma, karın muayenesi ve bazı ilaçlar nöbeti tetikleyebilir. Ameliyat ve doğum gibi durumlar da tetikleyici olabilir ve bu nedenle tanının önceden konulması önem taşır. Aldosteron fazlalığında tansiyon ataklar hâlinde değil, sürekli ve dirençli biçimde yüksek seyreder. Kortizol fazlalığında yükselme yavaş gelişir ve kişi çoğu zaman bu değişimi fark etmez. Bu ayrımlar, hangi hormon testinin öncelikli isteneceğini belirler. Şikâyetlerin ayrıntılı olarak anlatılması bu sıralamayı belirgin biçimde kolaylaştırır. Bu nedenle görüşmeye şikâyetlerin yazılı bir özetiyle gelinmesini isterim.
Tansiyonun nasıl ölçüldüğü de tablonun anlaşılmasında belirleyici olur. Nöbet tarifleyen kişilerden evde düzenli ölçüm yapmalarını ve değerleri bir çizelgeye yazmalarını isterim. Ölçümün oturur durumda, kolun kalp hizasında ve beş dakikalık dinlenmenin ardından yapılması gerekir. Nöbet sırasında yapılan ölçüm en değerli bilgiyi verir. Yirmi dört saat boyunca tansiyonu kaydeden cihazlar, gece ve gündüz farklarını da gösterir. Gece saatlerinde tansiyonun düşmemesi, hormonal bir nedeni düşündüren bulgular arasında yer alır. Nöbet tarifleyen kişilerde karın bölgesine yapılan sert muayeneden kaçınılır. Tanı konmadan önce kitleden iğneyle örnek alınması da uygun değildir, çünkü bu işlem tehlikeli bir tansiyon yükselmesini tetikleyebilir. Böbrek üstü bezi kitlelerinde doku örneği alınması zaten seyrek gereken bir yoldur. Buna karşın böbreğin kendi dokusunda saptanan kitlelerde böbrek kitlelerinden iğneyle doku alınması belirli durumlarda tanıya katkı sağlar. İki bölgenin yaklaşımı bu noktada birbirinden ayrılır. Bezdeki kitlenin niteliği görüntüleme özellikleri ve hormon testleriyle belirlenir. Bu yol izlendiğinde gereksiz girişimlerden kaçınılır. Nöbetlerin sıklığı ve süresi de tanıda yol gösterir. Haftada birkaç kez yinelenen nöbetler, ayda bir görülen nöbetlerden daha kolay belgelenir. Nöbet günlüğünün tutulması bu belgelemeyi kolaylaştırır. Günlükte nöbetin başlama saati, süresi ve eşlik eden şikâyetler yer alır.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Tansiyon İlaçlarına Direnç Yaratır mı?
Böbrek üstü bezi kitlesi, hormon salgıladığında tansiyon ilaçlarına yanıtın azalmasına yol açar ve bu tablo dirençli tansiyon olarak adlandırılır. Direnç tanımı, farklı gruplardan üç ilacın uygun dozlarda kullanılmasına karşın tansiyonun hedef değerlere inmemesini anlatır. Aldosteron fazlalığı bu tablonun en sık hormonal nedenidir. Vücutta sürekli tuz ve su tutulduğu için standart ilaçların etkisi sınırlı kalır. Bu kişilerde aldosteronun etkisini engelleyen ilaç grubu eklendiğinde tansiyon belirgin biçimde geriler. Bu yanıt, aynı zamanda tanıyı destekleyen bir bulgu oluşturur. Adrenalin salgılayan tümörlerde ise damar genişletici ilaçlarla hazırlık yapılmadan diğer ilaçların kullanılması tansiyonu daha da yükseltebilir. Bu nedenle ilaç seçimi tanı konduktan sonra yeniden düzenlenir. Kortizol fazlalığında tansiyonun yanı sıra kan şekeri ve kemik yoğunluğu da izlenir. Dirençli tansiyonu olan kişilerde ilaçların düzenli kullanılıp kullanılmadığı önce sorgulanır. İlaçların atlanması, tuz tüketiminin yüksek olması ve ağrı kesicilerin sık kullanılması da yanıtı azaltır. Bu nedenlerin dışlanmasından sonra hormonal araştırma başlatılır. Uyku sırasında solunum duraklaması da dirençli tansiyonun sık görülen nedenleri arasında yer alır. Bu olasılık uyku testiyle ayrıca değerlendirilir.
Hormon salgılayan kitlenin çıkarılmasından sonra ilaç düzeni yeniden kurulur. Tek bezden kaynaklanan aldosteron fazlalığında ameliyat sonrasında tansiyon birçok kişide belirgin biçimde düşer. Kullanılan ilaç sayısı azalır ve bazı kişilerde ilaç tümüyle bırakılabilir. Bu girişim günümüzde çoğunlukla küçük kesilerden kamera yardımıyla yapılır ve bezin küçük kesilerden çıkarıldığı ameliyat daha az ağrı ve daha kısa hastanede kalış sağlar. Ameliyattan sonra tansiyonun düşmesi nedeniyle ilaç dozlarının hızla azaltılması gerekir. Bu ayarlama yapılmazsa tansiyon aşırı düşebilir ve baş dönmesi görülebilir. Ameliyat sonrasında kanda potasyum düzeyi de yakından izlenir. Kortizol salgılayan kitlelerin çıkarılmasından sonra karşı taraftaki bez bir süre yeterli hormon üretemeyebilir. Bu kişilerde geçici olarak dışarıdan hormon desteği verilir ve doz kademeli olarak azaltılır. Her iki bezden kaynaklanan aldosteron fazlalığında ameliyat yerine ilaç tedavisi sürdürülür. Uzun yıllar süren tansiyon yüksekliği bulunan kişilerde ameliyattan sonra da ilaç gerekebilir. Bu olasılık ameliyat öncesinde açıkça konuşulur ve beklenti doğru kurulur. Ameliyat sonrasındaki ilk aylarda tansiyon takibinin evde sürdürülmesi gerekir. Sabah ve akşam yapılan ölçümlerin kaydedilmesi doz ayarını kolaylaştırır. Kontrol randevusuna bu kayıtlarla gelinmesi değerlendirmeyi hızlandırır. Tansiyonun beklenenden yüksek seyretmesi, ek bir nedenin araştırılmasını gerektirir.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Araştırılırken İdrar Örneği Nasıl Toplanır?
Böbrek üstü bezi kitlesi araştırılırken idrar örneği, yirmi dört saat boyunca yapılan bütün idrarların tek bir kapta biriktirilmesiyle toplanır. Toplama işlemi sabah belirli bir saatte başlar ve ertesi gün aynı saatte biter. Başlangıç saatindeki ilk idrar tuvalete yapılır ve kaba alınmaz. Bu saatten sonra yapılan bütün idrarlar eksiksiz olarak kaba boşaltılır. Ertesi sabah aynı saatte yapılan son idrar da kaba eklenir ve toplama tamamlanır. Kabın gün boyunca serin bir yerde ya da buzdolabında saklanması gerekir. Laboratuvarın verdiği kaplarda çoğu zaman koruyucu bir madde bulunur ve bu madde dökülmemelidir. Tek bir idrarın atlanması bile sonucu olduğundan düşük gösterir. Bu nedenle toplama günü evde ya da idrarın kaba yapılabileceği bir ortamda geçirilmelidir. Toplama sırasında ağır egzersizden ve yoğun stresten kaçınılması istenir. Kahve, çay, çikolata, vanilya içeren gıdalar ve bazı meyveler ölçümleri etkileyebileceği için kısıtlanır. Kullanılan ilaçların listesi laboratuvara bildirilir ve bir bölümünün geçici olarak kesilmesi gerekebilir.
İdrarda ölçülen değerler hangi hormonun araştırıldığına göre değişir. Adrenalin salgılayan tümör araştırmasında bu hormonların yıkım ürünleri ölçülür. Kortizol fazlalığı araştırmasında yirmi dört saatlik idrarda serbest kortizol miktarı değerlendirilir. Aynı örnekte kreatinin de ölçülür ve bu değer toplamanın eksiksiz yapılıp yapılmadığını gösterir. Kreatinin miktarının beklenenden düşük çıkması, bir kısım idrarın kaba alınmadığını düşündürür. Böyle bir durumda toplama işlemi yeniden yapılır. İdrar örneği bu araştırmada hormon ölçümü için kullanılır ve hücre incelemesi amacı taşımaz. İdrarda kan saptanan kişilerde ise ayrı bir örnekle idrarla atılan hücrelerin mikroskobik incelenmesi gündeme gelir. Bu inceleme için sabahın ilk idrarı değil, günün ilerleyen saatlerinde verilen taze örnek tercih edilir. İki incelemenin örnek alma kuralları birbirinden tümüyle farklıdır. Birinde gün boyu biriktirme, diğerinde tek ve taze örnek gerekir. Kuralların karıştırılması, tahlilin tekrarlanmasına yol açar. Bu nedenle toplama talimatını yazılı olarak veririm. Talimatta başlama saati, kabın saklanma koşulları ve kısıtlanacak gıdalar açıkça yer alır. Toplama günü seçilirken iş ve yolculuk programı göz önünde bulundurulur. Hafta sonuna denk getirilen bir toplama çoğu kişide daha kolay tamamlanır.
Böbrek üstü bezi kitlesi ile tansiyon arasındaki bağ, kitlenin hormon üretip üretmediğine göre kurulur. Hormon salgılamayan kitleler tansiyonu etkilemez, hormon salgılayanlar ise sürekli ya da nöbetler hâlinde yükselmeye yol açar. Genç yaşta başlayan, üç ilaca karşın düşmeyen ya da potasyum düşüklüğüyle seyreden tansiyonda bu olasılık araştırılır. Araştırma hormon testleriyle başlar ve görüntüleme ikinci basamakta yer alır. Tanı konan kişilerde kitlenin çıkarılması tansiyonu birçok kişide belirgin biçimde geriletir. Erken dönemde konan tanı, ilaç yükünün de kalıcı biçimde azalmasını sağlar.
1 Rastlantısal Bulunan Bir Kitlede Hormon Taraması Şart mıdır?
2 Tansiyon İlaçları Hormon Testlerini Etkiler mi?
3 Kanda Potasyum Düşüklüğü Her Kişide Görülür mü?
4 Bezdeki Kitle Zamanla Büyür mü?
5 İki Bezde Birden Kitle Bulunması Ne Anlama Gelir?
6 Nöbetler Sırasında Ne Yapılmalıdır?
7 Kitlenin Kötü Huylu Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?
8 Kortizol Fazlalığı Kemikleri Etkiler mi?
9 Gebelikte Bu Kitleler Sorun Yaratır mı?
10 Tuz Kısıtlaması Bu Kişilerde İşe Yarar mı?
11 Bu Kitleler Kalıtsal mıdır?
12 Kitle Saptanan Kişilerde Spor Yasak mıdır?
13 Ameliyattan Sonra Hormon Testleri Tekrarlanır mı?
14 Takip Görüntülemesi Hangi Sıklıkla Yapılır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov