Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatının nasıl planlandığını, kapalı yöntemin uygulanabilirliğini, bezin ne kadarının alındığını ve hastanede kalış süresini anlatıyorum.
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatı, kitlenin hormon salgılayıp salgılamadığı, boyutu ve görüntüleme özellikleri birlikte değerlendirilerek planlanır. Planlama ameliyat masasında başlamaz ve çoğu hastada haftalar öncesinden yürütülür. Hormon testleri, ameliyatın gerekli olup olmadığını ve hazırlığın nasıl yapılacağını doğrudan belirler. Görüntüleme ise kitlenin komşu organlarla ve büyük damarlarla ilişkisini ortaya koyar. Bu iki bilgi bir araya geldiğinde yöntem, kesi yeri ve bezin ne kadarının alınacağı netleşir. Ameliyat öncesi hazırlığa endokrinoloji ve anestezi ekipleri de katılır.
Bu ameliyatı, üroloji pratiğinde yoğun ekip çalışması gerektiren girişimler arasında sayarım. Böbrek üstü bezi küçük bir organdır, ancak ürettiği hormonlar tansiyonu, kan şekerini ve tuz dengesini doğrudan etkiler. Kitle çıkarılırken bu hormonların dolaşıma ani biçimde karışması, tansiyonda hızlı değişimlere yol açar. Bu nedenle planlama, cerrahi tekniğin yanında ilaç hazırlığını ve ameliyat sırasındaki izlemi de kapsar. Bu yazıda kapalı yöntemin uygulanabilirliğini, bezin ne kadarının alındığını, anestezi ekibiyle ayrı çalışmanın nedenini, ameliyat sırasındaki tansiyon dalgalanmasını ve hastanede kalış süresini anlatıyorum. Kitlenin tanımı, belirtileri, hormon testleri ve takip ölçütleri konusunda ayrıntı gerektiğinde böbreğin üst ucundaki bezde saptanan oluşumlar konusundaki sayfa yol gösterir.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Ameliyatında Kapalı Yöntem Uygulanabilir mi?
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatlarının büyük bölümü kapalı yöntemle yapılır ve hastaların çoğu bu yönteme uygun bulunur. Kapalı yöntemde karın duvarına birkaç küçük kesi açılır. Bu kesilerden kamera ve ince aletler içeri yerleştirilir. Cerrah, ekrana yansıyan büyütülmüş görüntüyle çalışır. Bez, çevresindeki yağ dokusundan ayrıldıktan sonra damar bağlantıları kontrollü biçimde kapatılır. Çıkarılan doku, küçük bir torba içine alınarak kesilerden biri genişletilip dışarı çıkarılır. Kapalı yöntem karın ön duvarından ya da sırt tarafından uygulanabilir. Sırt tarafından yapılan girişimde karın içi organlarla neredeyse hiç temas edilmez. Daha önce karın ameliyatı geçirmiş hastalarda bu yol öne çıkar. Karın ön duvarından yapılan girişimde ise çalışma alanı daha geniş kalır. Uygun hastalarda aynı ameliyat robotik sistemle de yürütülür. Robotik sistemde aletlerin ucu bilek gibi döner ve dar alanda dikiş atmak kolaylaşır. Üç boyutlu görüntü, bezin çevresindeki ince damarların daha net ayırt edilmesini sağlar. Kanamanın az olması, ameliyat alanının görüş açısından temiz kalmasına ve işlemin daha kontrollü ilerlemesine katkı verir.
Kapalı yöntemin uygulanamadığı durumlar da bulunur. Kitlenin belirgin biçimde büyük olması çalışma alanını daraltır. Çevre dokulara ilerlediği düşünülen kötü huylu kitlelerde tümörün eksiksiz çıkarılması öncelik taşır. Böyle durumlarda açık ameliyat tercih edilir. Bezin büyük damarlarla iç içe geçtiği görüntülerde de açık yöntem gündeme gelir. Ameliyat kapalı başlatıldıktan sonra kanama ya da yapışıklık nedeniyle açığa geçilmesi de mümkündür. Bu olasılığı ameliyattan önce hastayla açıkça konuşurum. Kapalı yöntemle çıkarılan bezin patoloji incelemesi aynı ayrıntıda yapılır. Ameliyat yöntemi, patoloji sonucunun güvenilirliğini değiştirmez. Kitlenin böbrekle sınırının belirsiz kaldığı seçilmiş olgularda böbreğe yönelik girişim de aynı seansta gündeme gelir ve gerektiğinde böbreğin robot yardımıyla çıkarıldığı ameliyat planlanır. Bu karar ameliyattan önce görüntülemeyle netleştirilir. Ameliyat planı, hastanın kilosu ve karın yapısına göre de değişir. Karın içi yağ dokusunun fazla olduğu hastalarda bez yüzeye daha geç ulaşılır. Bu hastalarda ameliyat süresi bir miktar uzar. Kapalı yöntemin somut karşılığı, hastanın ameliyattan sonraki günlerde çok daha erken ayağa kalkabilmesidir. Karın duvarındaki kas tabakalarının büyük ölçüde korunması, ağrı kesici gereksinimini belirgin biçimde azaltır. Solunum fonksiyonlarının daha az etkilenmesi, ameliyat sonrası akciğer sorunlarının seyrek görülmesini sağlar. Yara yerinde enfeksiyon gelişme olasılığının düşük kalması da kapalı girişimin sağladığı kazanımlar arasında yer alır. Buna karşılık kapalı yöntem her hastaya uygulanabilecek bir seçenek oluşturmaz. Yöntem seçiminde cerrahi ekibin deneyimi ve merkezin donanımı da belirleyici olur. Bu nedenle yöntem kararını görüntüleme, hormon testleri ve hastanın genel durumunu birlikte okuyarak veririm.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Ameliyatında Bezin Tamamı mı Alınır?
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatında çoğu hastada bezin tamamı alınır, seçilmiş hastalarda ise yalnız kitle çıkarılır. Bezin bütünüyle alınması, tek taraflı kitlelerde olağan tercihtir. Karşı taraftaki bez sağlıklı çalıştığında vücudun hormon gereksinimi tek bezle karşılanır. Bu nedenle tek bezin alınması çoğu hastada kalıcı bir eksiklik yaratmaz. Yalnız kitlenin çıkarılıp bez dokusunun korunması ise belirli durumlarda düşünülür. Her iki bezde birden kitle bulunan hastalarda doku koruma öne çıkar. Tek bezi bulunan ya da kalıtsal bir hastalık zemininde kitle gelişen kişilerde de aynı yaklaşım benimsenir. Doku koruyucu girişimde kitlenin bez içindeki yerleşimi belirleyici olur. Bezin kenarına yerleşmiş küçük kitleler bu yöntem için uygun kalır. Bezin ortasına yerleşmiş kitlelerde ise sağlam doku bırakmak güçleşir. Kötü huylu olma olasılığı taşıyan kitlelerde doku koruma tercih edilmez. Bu kitlelerde bezin bütünüyle çıkarılması ve kapsülün zedelenmemesi esas alınır.
Bezin tamamının alınacağı hastalarda ameliyat sonrası hormon dengesi ayrıca planlanır. Kortizol salgılayan bir kitle çıkarıldığında karşı bez bir süre yeterli hormon üretemez. Bunun nedeni, uzun süre yüksek kortizol altında kalan bezin baskılanmış olmasıdır. Bu hastalarda ameliyattan sonra geçici hormon desteği verilir. Destek dozu, aylar içinde kademeli olarak azaltılır. Desteğin ne zaman kesileceğine sabah kortizol ölçümleriyle karar verilir. Her iki bezin birden alınması gereken nadir durumlarda ise destek ömür boyu sürdürülür. Bu nedenle iki taraflı kitlelerde doku koruyucu girişim, hormon desteğinden kaçınmayı sağlayacak bir seçenek olarak ayrıca değerlendirilir. Doku koruma kararı verilirken kitlenin boyutu, bez içindeki konumu ve görüntülemedeki sınır özellikleri birlikte tartılır. Aldosteron fazlalığının hangi bezden kaynaklandığı belirsiz kaldığında hangi bezin alınacağı da netleşmez. Böyle hastalarda her iki bezin toplardamarından ayrı ayrı örnek alınarak kaynak belirlenir. Böbrek üstü bezinde iğneyle örnek alınması ise çok sınırlı durumlarda gündeme gelir ve böbrek dokusundan kaynaklanan kitlelerde uygulanan böbrekteki kitleden iğne yardımıyla parça alınması ile karıştırılmamalıdır. Adrenalin salgılayan tümörlerde iğne girişimi tansiyon krizine yol açabileceği için uygulanmaz. Bu nedenle kararın görüntüleme ve hormon testleriyle verilmesi esas alınır. Bezin tamamının alındığı hastalarda ameliyattan sonraki ilk aylarda ateşli hastalık ve ishal dönemleri ayrı bir dikkat gerektirir. Bu dönemlerde vücudun hormon gereksinimi arttığı için destek dozunun geçici olarak yükseltilmesi gerekir. Hastaya ve yakınına bu durumu adım adım anlatan yazılı bir plan veririm. Yazılı plan, başka bir merkeze başvurulduğunda da yol gösterir. Doku koruyucu girişim uygulanan hastalarda kalan bez dokusunun hormon üretimi ameliyattan birkaç hafta sonra ölçülür. Üretimin yeterli bulunması durumunda hormon desteğine hiç gerek kalmaz. Bezin ne kadarının alınacağını ameliyat öncesinde hastayla ayrıntılı biçimde konuşurum.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Ameliyatında Anestezi Ekibiyle Neden Ayrıca Çalışılır?
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatında anestezi ekibiyle ayrıca çalışılır, çünkü bu bezden salgılanan hormonlar tansiyonu ve kalp ritmini ameliyat boyunca doğrudan etkiler. Anestezi ekibi, ameliyattan günler önce hastayı değerlendirir. Değerlendirmede tansiyon takibi, potasyum düzeyi ve kalp incelemesi birlikte ele alınır. Adrenalin salgılayan tümörlerde hazırlık birkaç hafta sürer. Bu hazırlıkta damar genişletici tedavi kullanılır ve sıvı alımı artırılır. Hazırlık tamamlanmadan ameliyata başlanması ciddi tansiyon krizlerine yol açar. Bu nedenle ameliyat tarihini hazırlığın gidişine göre belirlerim. Kortizol fazlalığı olan hastalarda kan şekeri ve enfeksiyon açısından ek önlemler alınır. Aldosteron fazlalığında ameliyattan önce potasyum düzeyinin düzeltilmesi gerekir. Düşük potasyum, anestezi sırasında ritim bozukluğu olasılığını yükseltir. Bu düzenlemelerin tümü endokrinoloji ekibiyle birlikte yürütülür. Hazırlığın hangi aşamada olduğunu gösteren ortak bir izlem çizelgesi tutulması, ekipler arasındaki bilgi aktarımını kolaylaştırır. Ameliyattan bir gün önce yapılan son değerlendirmede tansiyon, nabız ve kan değerleri yeniden gözden geçirilir.
Ameliyat sırasında anestezi ekibi hastayı olağan bir girişimdekinden daha yoğun biçimde izler. Tansiyon çoğu zaman atardamar içine yerleştirilen ince bir kanülle anlık olarak ölçülür. Bu ölçüm, kol manşonuyla yapılan ölçümdeki gecikmeyi ortadan kaldırır. Büyük bir toplardamara yerleştirilen kateter, gerektiğinde hızlı ilaç ve sıvı verilmesini sağlar. Cerrahi ekiple anestezi ekibi arasındaki iletişim ameliyat boyunca kesintisiz sürdürülür. Kitleye dokunulacağı an anestezi ekibine önceden bildirilir. Damar bağlantısının kapatılacağı an da aynı biçimde haber verilir. Bu bildirimler, ilaç dozlarının önceden hazırlanmasını sağlar. Ameliyat bittikten sonra hasta bir süre yoğun bakım koşullarında izlenir. Bu izlem, tansiyonun düşme eğilimini erken yakalamayı amaçlar. Kapalı yöntemle yapılan girişimlerde bile bu izlem atlanmaz. Ekip çalışmasının bu ayrıntıda kurulması, ameliyatı öngörülebilir hâle getirir. Ameliyat basamakları ve kesi yerleşimi konusunda ayrıntı gerektiğinde bezin kamerayla ve küçük kesilerle alındığı girişim konusundaki sayfa yol gösterir. Ameliyathanede hastanın masadaki pozisyonu da anestezi ekibiyle birlikte kararlaştırılır. Yan yatış pozisyonunda göğüs kafesinin hareketi kısıtlandığı için solunum ayarları buna göre düzenlenir. Karın içine verilen gazın basıncı, hem görüş alanını hem de dolaşımı etkilediği için sürekli izlenir. Gaz basıncının gereğinden yüksek tutulması, kalbe dönen kan miktarını azaltır. Bu nedenle basınç, çalışma alanını açık tutacak en düşük düzeyde bırakılır. Ameliyat süresi uzadığında vücut ısısının korunması ayrı bir başlık hâline gelir. Isıtıcı örtüler ve ısıtılmış sıvılar bu amaçla kullanılır. Hazırlık görüşmelerinin tümünü hasta dosyasına yazılı olarak kaydederim.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Ameliyatı Sırasında Tansiyon Neden Dalgalanır?
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatı sırasında tansiyon, kitleye dokunulmasıyla dolaşıma karışan hormonlar nedeniyle dalgalanır. Adrenalin ve noradrenalin salgılayan tümörlerde bu dalgalanma belirgin biçimde yaşanır. Tümöre uygulanan hafif bir baskı bile hormon salınımını tetikler. Salınan hormon damarları daraltır ve tansiyon saniyeler içinde yükselir. Kalp hızı da aynı anda artar. Cerrahın bu dönemde kitleye olabildiğince az dokunması önem taşır. Bu nedenle bez, önce çevresindeki yağ dokusundan serbestleştirilir. Toplardamar bağlantısı erken dönemde kapatılır. Damar kapatıldıktan sonra hormon akışı durur. Bu kez tansiyon hızla düşme eğilimi gösterir. Uzun süre yüksek hormon altında kalan damarlar gevşediği için düşüş belirgin olabilir.
Tansiyondaki bu iki yönlü değişim, anestezi ekibinin önceden hazırlık yapmasını gerektirir. Yükselme döneminde damar genişletici destek hazır bulundurulur. Düşme döneminde ise sıvı ve tansiyon yükseltici destek devreye girer. Ameliyat öncesinde birkaç hafta süren hazırlık, bu düşüşün şiddetini azaltır. Hazırlık döneminde bol sıvı alınması damar yatağının dolmasını sağlar. Kortizol salgılayan kitlelerde tansiyon değişimi daha yavaş seyreder. Aldosteron fazlalığında ise ameliyattan sonra tansiyon günler içinde düşer. Bu hastalarda kullanılan tansiyon ilaçlarının dozu erken dönemde yeniden düzenlenir. Bazı hastalarda ilaçların tümüyle kesilmesi mümkün olur. Uzun yıllar tansiyon yüksekliği yaşamış hastalarda ise ilaç gereksinimi sürebilir. Damar duvarındaki kalıcı değişiklikler bu durumu açıklar. Ameliyattan sonraki ilk günlerde tansiyonun evde de düzenli ölçülmesini isterim. Ölçüm değerlerinin bir çizelgeye yazılması, doz düzenlemesini kolaylaştırır. Tansiyon dalgalanmasının şiddeti, tümörün boyutu ve salgıladığı hormon miktarıyla yakından ilişkilidir. Küçük ve hormon salgılamayan kitlelerde ameliyat çoğu zaman sakin bir seyir izler. Buna karşılık ameliyat öncesinde fark edilmemiş bir hormon salgısı, masada beklenmedik yükselmelere yol açar. Bu nedenle hormon taramasının eksiksiz yapılması, ameliyat güvenliğinin temel basamağını oluşturur. Tarama atlandığında sorun çoğu zaman kitleye ilk dokunuş anında ortaya çıkar. Ameliyat sonrasında kan şekerinin düşme eğilimi göstermesi de bu hastalarda beklenen bir durumdur. Şeker ölçümleri ilk saatlerde sık aralıklarla yinelenir. Tansiyonun ameliyattan sonraki ilk gün içinde beklenenden düşük seyretmesi, sıvı desteğinin artırılmasını gerektirebilir. Bu dönemde idrar çıkışının saat başı ölçülmesi, dolaşımın yeterli olup olmadığını gösteren pratik bir ölçüt oluşturur.
Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Ameliyatından Sonra Hastanede Ne Kadar Kalınır?
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatından sonra hastanede kalış süresi çoğu hastada iki ile dört gün arasında değişir. Kapalı yöntemle yapılan girişimlerde bu süre kısa kalır. Açık ameliyat uygulanan hastalarda ise süre bir hafta düzeyine uzayabilir. İlk gece çoğu hastada yoğun bakım koşullarında geçer. Bu izlemde tansiyon, nabız, idrar çıkışı ve kan şekeri yakından takip edilir. Ertesi sabah hastalar genellikle servise alınır. Aynı gün ağızdan sıvı almaya ve kısa yürüyüşlere başlanır. Erken hareket, bacak damarlarında pıhtı oluşma olasılığını azaltır. Bağırsakların çalışmaya başlaması da bu sayede hızlanır. Ağrı kesici gereksinimi kapalı yöntemde çoğu zaman sınırlı kalır. Karın içine yerleştirilen dren varsa akıntısı azaldığında çıkarılır.
Taburculuk kararında birkaç ölçüt birlikte değerlendirilir. Tansiyonun ilaçsız ya da yeniden düzenlenmiş dozla kararlı seyretmesi ilk ölçüt olur. Kan değerlerinde sodyum ve potasyumun normal düzeye gelmesi ikinci ölçüt sayılır. Kortizol desteği başlanan hastalarda doz düzeninin öğrenilmesi de beklenir. Hasta ve yakını, desteğin atlanmaması gerektiğini taburculuktan önce öğrenir. Ateş, enfeksiyon ya da ishal dönemlerinde doz artışı gerektiği de anlatılır. Evde ölçülecek tansiyon değerleri bir çizelgeye kaydedilir. Kontrol randevusu çoğu hastada iki hafta içinde verilir. Kesi yerlerindeki dikişler bu kontrolde değerlendirilir. Hormon testleri ise ameliyattan birkaç hafta sonra yenilenir. Masa başı işlerde çalışanlar genellikle iki hafta içinde işlerine döner. Ağır fiziksel iş yapanlarda bu süre birkaç hafta daha uzar. Ameliyattan sonraki ilk ayda ağır kaldırmaktan kaçınılması istenir. Hastanede kalış süresini uzatan durumların başında ameliyat sonrası tansiyon kararsızlığı gelir. Kanama, ateş ve uzun süren bulantı da taburculuğu geciktiren nedenler arasında yer alır. Bağırsakların geç çalışması, açık ameliyat uygulanan hastalarda daha sık görülür. Bu hastalarda ağızdan beslenmeye geçiş bir iki gün gecikebilir. Taburculuktan sonra yaşanan ateş, karın ağrısı ya da kesi yerinde akıntı vakit kaybedilmeden değerlendirilir. Hormon desteği kullanan hastalarda halsizlik, bulantı ve tansiyon düşüklüğü aynı biçimde acil değerlendirme gerektirir. Bu uyarıların taburculuk yazısında yer alması, evde yaşanan tereddütleri belirgin biçimde azaltır.
Böbrek üstü bezi kitlesi ameliyatının planı, hormon testleri ve görüntüleme bulgularının birlikte okunmasıyla kurulur. Hastaların büyük bölümünde kapalı yöntem uygulanır ve bezin tamamı çıkarılır. Seçilmiş hastalarda ise bez dokusunun bir bölümü korunur. Anestezi ve endokrinoloji ekipleriyle ortak yürütülen hazırlık, ameliyat sırasındaki tansiyon dalgalanmalarını öngörülebilir kılar. Hastanede geçen birkaç günün ardından izlem, hormon ölçümleri ve tansiyon takibiyle sürdürülür. Taburculuk yazısında yer alan uyarıların hasta ve yakını tarafından bilinmesi, evdeki ilk haftaların sorunsuz geçmesini sağlar.
1 Böbrek Üstü Bezi Ameliyatı Öncesinde Hazırlık Kaç Hafta Sürer?
2 Böbrek Üstü Bezi Alındıktan Sonra Hormon Desteği Ömür Boyu Sürer mi?
3 Ameliyat Sırasında Böbreğe Zarar Gelme Olasılığı Var mıdır?
4 Böbrek Üstü Bezi Kitlesi Ameliyattan Sonra Yeniden Gelişir mi?
5 Kapalı Yöntemle Yapılan Bez Ameliyatında İz Kalır mı?
6 Her İki Bezde Kitle Varsa İki Ayrı Ameliyat mı Yapılır?
7 Ameliyat Öncesinde Kullanılan İlaçlar Nasıl Düzenlenir?
8 Hormon Salgılayan Kitle Alındıktan Sonra Kilo Verilir mi?
9 Böbrek Üstü Bezi Ameliyatından Sonra Yorgunluk Neden Sürer?
10 Böbrek Üstü Bezi Ameliyatı Doğurganlığı Etkiler mi?
11 Ameliyattan Sonra Tuz Tüketimi Düzenlenmeli midir?
12 Bez Ameliyatından Sonra Araç Kullanımına Ne Zaman Dönülür?
13 Çıkarılan Kitlenin Patoloji Değerlendirmesi Ne Zaman Sonuçlanır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov