Tümör belirteçlerini hastalarıma Beta-hCG, AFP ve LDH'nin anlamı, ameliyat öncesi ve sonrası ölçümün önemi, yanıltıcı durumlar ve takip sıklığıyla anlattım.
Tümör belirteçleri, bazı tümör hücrelerinin ürettiği ya da tümör varlığında kanda artan maddelerin ölçüldüğü kan testleridir ve testis kanserinde tanı, risk değerlendirmesi, tedaviye yanıtın izlenmesi ve takip süreçlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Testis kanserinde en sık kullanılan belirteçler Beta-hCG, AFP ve LDH olarak bilinir. Bu belirteçler, testiste saptanan bir kitlenin değerlendirilmesinde görüntüleme bulgularını tamamlar ve testis alma ameliyatından sonra hastalığın vücutta kalıp kalmadığını anlamaya yardımcı olur. Bununla birlikte belirteçlerin normal ya da yüksek bulunması tek başına kesin bir sonuç anlamına gelmez.
Bu yazıda tümör belirtecinin ne olduğunu, Beta-hCG, AFP ve LDH'nin ne anlattığını, bu testlerin hangi hastalıklarda istendiğini, nasıl yapıldığını, ameliyat öncesi ve sonrası neden ölçüldüğünü, sonuçları hangi durumların değiştirdiğini, sonucun ne anlattığını ve takipte hangi sıklıkla tekrarlandığını ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Tümör Belirteci Nedir?
Tümör belirteci, bazı tümör hücreleri tarafından üretilen ya da vücutta bir tümör bulunduğunda kanda, idrarda veya dokularda miktarı artan ve laboratuvar testleriyle ölçülebilen protein, hormon ya da enzim yapısındaki maddelerdir. Vücuttaki bazı hücreler, normal koşullarda da bu maddeleri az miktarda üretebilir. Bir tümör geliştiğinde tümör hücreleri bu maddeleri çok daha fazla üretebilir ve kandaki düzeyleri yükselir. Her kanser türünün belirli belirteçleri vardır ve bu belirteçlerin önemi kanser türüne göre değişir. Testis kanseri, tümör belirteçlerinin tanı ve takipte en değerli olduğu kanser türlerinden biridir.
Testis kanserlerinin büyük çoğunluğu, sperm üretecek öncül hücrelerden gelişen tümörlerdir. Bu tümörlerin bazı bileşenleri, normalde yalnızca anne karnındaki gelişim döneminde ya da gebelikte üretilen maddeleri salgılayabilir. Testis tümörlerinde kullanılan başlıca belirteçler, gebelik hormonu olarak bilinen Beta-hCG, anne karnındaki bebeğin ürettiği bir protein olan AFP ve doku yıkımını gösteren bir enzim olan LDH'dir. Bu üç belirteç çoğunlukla aynı kan örneğinden birlikte ölçülür.
Belirteçlerin düzeyi, tümörün türü, yaygınlığı ve tedaviye verdiği yanıt hakkında önemli bilgiler sağlar. Testis kanseri tanısı alan her kişide belirteçler yükselmez ve özellikle bazı tümör türlerinde belirteçler tamamen normal olabilir. Bu nedenle tümör belirteçleri tek başına tanı koydurmaz ve mutlaka muayene, testis ultrasonu ve diğer görüntüleme yöntemleriyle birlikte değerlendirilir.
Beta-hCG Nedir?
Beta-hCG, normalde gebelik sırasında plasenta tarafından üretilen bir hormonun ölçülen alt birimidir ve erkeklerde kanda yükselmesi, testis tümörünün plasenta benzeri doku içeren bileşenlerini ya da bazı diğer testis tümörü türlerini düşündürür. Erkeklerde sağlıklı koşullarda kanda Beta-hCG çok düşük düzeylerde bulunur. Testis tümörlerinin plasenta dokusuna benzeyen hücreler içeren türlerinde Beta-hCG belirgin şekilde yükselir. Bazı karma yapılı testis tümörlerinde de Beta-hCG yüksek bulunabilir. Daha yavaş büyüyen tümör türünde ise Beta-hCG çoğu zaman normaldir ya da yalnızca hafif yükselir.
Beta-hCG, yapısal olarak testislerin testosteron üretimini uyaran hormona benzediği için yüksek düzeyleri hormon dengesini etkileyebilir. Bu etki bazı erkeklerde meme dokusunda büyüme ve hassasiyete yol açabilir. Genç bir erkekte açıklanamayan meme büyümesi, testis tümörü açısından değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Beta-hCG, kanda nispeten kısa sürede yarıya inen bir hormondur. Bu özelliği sayesinde tümör çıkarıldıktan ya da kemoterapi başladıktan sonra düzeyinin hızla düşüp düşmediği kolayca izlenebilir.
Beta-hCG'nin beklenen hızda düşmemesi, vücutta hâlâ tümör hücresi bulunabileceğini düşündürür. Testosteron düşüklüğü ve bazı laboratuvar yöntemlerine bağlı etkiler Beta-hCG düzeyini yanıltıcı şekilde yükseltebilir. Bu nedenle beklenmeyen yükseklikler, tekrar ölçüm ve farklı yöntemlerle doğrulanır.
AFP Nedir?
AFP, anne karnındaki bebeğin karaciğeri ve sarı kesesi tarafından üretilen bir proteindir ve erişkin erkeklerde kanda yükselmesi, testis tümörünün sarı kese benzeri doku içeren bileşenlerini ya da bazı karma testis tümörlerini düşündürür. AFP, gebelikte ve yeni doğmuş bebeklerde doğal olarak yüksek bulunur ve bebeklik döneminde giderek azalır. Sağlıklı erişkinlerde kandaki AFP düzeyi çok düşüktür. Testis tümörlerinin sarı kese benzeri hücreler içeren türlerinde AFP belirgin şekilde yükselir. Bazı karma yapılı testis tümörlerinde de AFP yüksek bulunabilir.
Daha yavaş büyüyen ve ışın tedavisine duyarlı olan saf tümör türünde ise AFP yükselmez. Bu özellik, AFP'yi tümörün türünü belirlemede önemli bir ipucu hâline getirir. Patoloji incelemesinde yavaş büyüyen saf tür olarak tanımlanan bir tümörde AFP yüksek bulunursa, tümörde başka bileşenlerin de bulunduğu kabul edilir ve tedavi buna göre planlanır. AFP, Beta-hCG'ye göre kanda daha uzun sürede yarıya iner.
Bu nedenle tümör çıkarıldıktan sonra AFP'nin normale inmesi daha uzun zaman alabilir. AFP düzeyi karaciğer hastalıklarında, karaciğer iltihabında ve karaciğer kanserinde de yükselebilir. Bu nedenle AFP yüksekliği saptanan kişilerde karaciğer sağlığı da değerlendirilir. Nadiren bazı kişilerde kalıtsal olarak AFP düzeyi yüksek seyredebilir ve bu durum takipte göz önünde bulundurulur.
LDH Nedir?
LDH, vücuttaki hemen tüm hücrelerde bulunan ve hücreler hasar gördüğünde ya da yıkıldığında kana geçerek düzeyi yükselen bir enzimdir ve testis kanserinde tümörün vücuttaki toplam yükü hakkında bilgi veren bir belirteç olarak kullanılır. LDH, hücrelerin enerji üretiminde görev alan bir enzimdir. Kas, karaciğer, kalp, kan hücreleri ve pek çok başka doku LDH içerir. Bu nedenle LDH yüksekliği testis kanserine özgü değildir ve pek çok farklı durumda görülebilir. Testis kanserinde LDH, özellikle tümörün yaygın olduğu ve büyük kitleler oluşturduğu durumlarda yükselir.
Beta-hCG ve AFP'nin yükselmediği yavaş büyüyen tümör türünde, ileri evrelerde LDH yükselebilen tek belirteç olabilir. LDH düzeyi, hastalığın yaygınlığıyla ilişkili olduğu için risk grubunun belirlenmesinde diğer belirteçlerle birlikte kullanılır. Kas yaralanmaları, yoğun egzersiz, kalp krizi, karaciğer hastalıkları ve bazı kansızlık türleri LDH düzeyini yükseltebilir. Kan örneğinin alınması ya da taşınması sırasında kan hücrelerinin parçalanması da LDH düzeyinin yanlışlıkla yüksek çıkmasına neden olabilir.
Bu nedenle LDH yüksekliği, diğer belirteçler ve görüntüleme bulgularıyla birlikte dikkatle yorumlanır. Beklenmeyen bir LDH yüksekliği saptandığında test çoğu zaman tekrarlanır. LDH, testis kanseri takibinde Beta-hCG ve AFP'ye göre daha az özgül olsa da hastalığın genel seyri hakkında yararlı bilgiler sunar.
Tümör Belirteçleri Hangi Hastalıklarda İstenir?
Tümör belirteçleri, başta testiste katı bir kitle saptanan ve testis kanserinden şüphelenilen kişiler olmak üzere testis kanseri tanısı almış kişilerin evrelemesinde, kemoterapi öncesi ve sırasında, tedavi sonrası takipte ve genç erkeklerde karın arkasında ya da göğüs boşluğunda nedeni açıklanamayan kitleler bulunduğunda istenir. Testis kanseri şüphesi olan kişilerde tümör belirteçleri, muayene ve testis ultrasonunun ardından ameliyat öncesinde mutlaka ölçülür. Testiste ele gelen sertlik ya da ultrasonda testis içinde katı bir kitle saptanması, belirteçlerin istenmesinin en sık nedenidir.
Testis kanseri tanısı konulan kişilerde belirteçlerin düzeyi, hastalığın evresinin ve risk grubunun belirlenmesinde kullanılır. Kemoterapi planlanan kişilerde tedavi öncesi belirteç düzeyleri, tedaviye yanıtı değerlendirmek için başlangıç değeri olarak kaydedilir. Kemoterapi sırasında belirteçler düzenli aralıklarla ölçülerek tedavinin etkisi izlenir. Tedavisi tamamlanan kişilerde belirteçler, hastalığın tekrarlayıp tekrarlamadığını erken fark etmek için takip programının bir parçası olarak ölçülür. Genç bir erkekte karın arkasındaki lenf bezlerinde ya da göğüs boşluğunda nedeni açıklanamayan kitle saptandığında, testis dışında gelişen benzer tümörleri araştırmak için belirteçler istenebilir.
Genç erkeklerde açıklanamayan meme büyümesi fark edildiğinde de Beta-hCG başta olmak üzere belirteçler değerlendirilir. Çocukluk çağındaki testis tümörlerinde de belirteçler kullanılır, ancak küçük bebeklerde AFP düzeyinin doğal olarak yüksek olduğu göz önünde bulundurulur. Testis kanseri öyküsü olan ve diğer testisinde yeni bir kitle fark edilen kişilerde de belirteçler yeniden ölçülür. Belirteçlerin istenmesine ve takip programına, kişinin hastalık durumu göz önünde bulundurularak ürolog ve tıbbi onkolog tarafından birlikte karar verilir.
Tümör Belirteçleri Testi Nasıl Yapılır?
Tümör belirteçleri testi, koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğinde Beta-hCG, AFP ve LDH düzeylerinin laboratuvarda otomatik cihazlarla ölçülmesiyle yapılır ve bu test için genellikle aç kalmak ya da özel bir hazırlık yapmak gerekmez. Kan alınacak bölge antiseptik bir solüsyonla temizlenir ve kolun üst kısmına lastik bir bant bağlanır. Toplardamara ince bir iğne yerleştirilerek kan örneği tüpe alınır. İşlem birkaç dakika sürer ve çoğu kişi yalnızca iğne batarken kısa süreli bir acı hisseder. İğne çıkarıldıktan sonra kan alınan yere bir süre bastırılarak morarma önlenir.
Kan örneğinin alınması ve taşınması sırasında örneğin sarsılmaması, kan hücrelerinin parçalanarak LDH düzeyinin yanlış yükselmesini önler. Laboratuvara ulaşan örnek işlenerek serum kısmı ayrılır. Beta-hCG, AFP ve LDH düzeyleri bu serum örneğinde otomatik cihazlarla ölçülür. Sonuçlar çoğu laboratuvarda aynı gün ya da birkaç gün içinde çıkar. Testis kanseri şüphesiyle yapılan ölçümlerde sonuçlar, ameliyat planlamasını geciktirmeyecek şekilde hızla değerlendirilir. Farklı laboratuvarlar farklı ölçüm yöntemleri kullanabileceği için takip ölçümlerinin mümkünse aynı laboratuvarda yapılması önerilir. Bu yaklaşım, belirteç düzeylerindeki küçük değişikliklerin güvenilir şekilde karşılaştırılmasını sağlar.
Kişinin karaciğer hastalığı, kullandığı ilaçlar ve testosteron düşüklüğü gibi sonucu etkileyebilecek durumları hekime bildirmesi, sonuçların doğru yorumlanmasına yardımcı olur. Belirteç sonuçları, raporda laboratuvarın referans aralıklarıyla birlikte belirtilir ve ürolog tarafından değerlendirilir.
Tümör Belirteçleri Ameliyat Öncesi ve Sonrası Neden Ölçülür?
Tümör belirteçleri ameliyat öncesinde tümörün türü ve yaygınlığı hakkında bilgi edinmek ve başlangıç değerini belirlemek için, ameliyat sonrasında ise tümör çıkarıldıktan sonra belirteçlerin beklenen hızda normale inip inmediğini görerek vücutta başka bir yerde hastalık kalıp kalmadığını anlamak için ölçülür. Ameliyat öncesinde ölçülen belirteç düzeyleri, tümörün hangi bileşenleri içerebileceği konusunda ipucu verir. Belirgin AFP yüksekliği, tümörde yavaş büyüyen saf türün dışında bileşenler bulunduğunu düşündürür. Ameliyat öncesi değerler, ameliyat sonrasında yapılacak ölçümlerle karşılaştırma yapılabilmesi için başlangıç noktası oluşturur.
Testis tümörü, kasık bölgesinden yapılan bir kesiyle testis ve sperm kordonu birlikte çıkarılarak tedavi edilir. Tümör çıkarıldıktan sonra belirteçleri üreten hücreler ortadan kalktığı için belirteç düzeylerinin düşmesi beklenir. Her belirtecin kanda yarıya inme süresi farklı olduğu için düşüşün hangi hızda olması gerektiği bilinir. Beta-hCG daha kısa sürede, AFP ise daha uzun sürede yarıya iner. Belirteçlerin beklenen hızda düşerek normale inmesi, hastalığın testisle sınırlı olabileceğini düşündürür.
Belirteçlerin yüksek kalması ya da beklenenden yavaş düşmesi ise vücudun başka bir yerinde, çoğunlukla lenf bezlerinde ya da akciğerlerde tümör hücreleri bulunabileceğini gösterir.
Ameliyat sonrasındaki belirteç düzeyleri, görüntüleme bulgularıyla birlikte hastalığın evresinin belirlenmesinde kullanılır. Bu değerler ayrıca kemoterapi gerekip gerekmediğine ve kaç kür kemoterapi uygulanacağına karar verilmesinde önemli rol oynar. Bu nedenle ameliyat öncesi ve sonrası belirteç ölçümlerinin aksatılmadan yapılması büyük önem taşır.
Hangi Durumlar Tümör Belirteçlerini Değiştirir?
Hangi durumların tümör belirteçlerini değiştirdiği incelendiğinde, Beta-hCG için testosteron düşüklüğü, esrar kullanımı ve bazı laboratuvar yöntemlerine bağlı yanıltıcı sonuçlar, AFP için karaciğer hastalıkları, karaciğer iltihabı ve nadir kalıtsal durumlar, LDH için ise kan örneğinin bozulması, kas yaralanması, yoğun egzersiz, kalp ve karaciğer hastalıkları öne çıkan etkenlerdir. Testosteron düzeyi düşük olan erkeklerde, testisleri uyaran hipofiz hormonunun artması bazı ölçüm yöntemlerinde Beta-hCG'nin hafif yüksek görünmesine yol açabilir. Testis alınan ve diğer testisi yeterli testosteron üretemeyen erkeklerde bu durum özellikle önem taşır.
Esrar kullanımı da bazı erkeklerde Beta-hCG düzeyinde hafif yükselmelere neden olabilir. Kanda bazı özel antikorların bulunması, belirli ölçüm yöntemlerinde gerçekte olmayan bir Beta-hCG yüksekliği gösterebilir. Karaciğer iltihabı, karaciğer yağlanması, siroz ve karaciğer kanseri gibi karaciğer hastalıkları AFP düzeyini yükseltebilir. Aşırı alkol tüketimi ve bazı ilaçlar da karaciğeri etkileyerek AFP düzeyinde değişikliğe yol açabilir. Nadir görülen kalıtsal bir durumda bazı kişilerde AFP ömür boyu hafif yüksek seyredebilir.
Kan örneğinin zor alınması, uzun süre bekletilmesi ya da sarsılması, kan hücrelerinin parçalanmasına ve LDH düzeyinin yanlış yükselmesine neden olur.
Yoğun egzersiz, kas yaralanmaları, kalp krizi ve bazı kansızlık türleri de LDH düzeyini yükseltebilir. Kemoterapinin ilk günlerinde tümör hücrelerinin hızla yıkılmasına bağlı olarak belirteçlerde geçici bir artış görülebilir ve bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Farklı laboratuvarların farklı yöntemler kullanması da sonuçlarda küçük farklılıklara yol açabilir. Bu etkenlerin göz önünde bulundurulması, gereksiz kaygıların ve yanlış tedavi kararlarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Tümör Belirteçleri Sonucu Ne Anlatır?
Tümör belirteçleri sonucu, testiste kitle bulunan bir kişide belirteçlerin yüksek olmasının testis kanseri olasılığını güçlü şekilde desteklediğini, tümörün türü ve yaygınlığı hakkında ipucu verdiğini, tedavi sonrasında ise belirteçlerin seyrinin hastalığın kontrol altında olup olmadığını gösterdiğini anlatır. Testis ultrasonunda katı bir kitle bulunan bir erkekte Beta-hCG ya da AFP yüksekliği, kitlenin testis kanseri olma olasılığını belirgin şekilde artırır. Ancak belirteçlerin normal bulunması testis kanserini dışlamaz. Testis kanserlerinin önemli bir bölümünde, özellikle yavaş büyüyen saf türde, belirteçler tamamen normal olabilir.
AFP yüksekliği, tümörde yavaş büyüyen saf türün dışında bileşenler bulunduğunu gösterir. Beta-hCG'nin çok yüksek düzeylerde bulunması, plasenta benzeri doku içeren ve hızlı yayılma eğilimi gösteren bileşenleri düşündürebilir. LDH yüksekliği ise hastalığın vücuttaki yaygınlığı hakkında bilgi verir. Ameliyat sonrasında belirteçlerin düzeyi, görüntüleme bulgularıyla birlikte hastalığın risk grubunu belirler. Belirteç düzeylerinin yüksekliği arttıkça risk grubu da yükselebilir ve bu durum uygulanacak kemoterapinin yoğunluğunu etkiler.
Kemoterapi sırasında belirteçlerin düzenli olarak düşmesi, tedaviye iyi yanıt alındığını gösterir. Tedavi sonrası takipte normal seyreden belirteçlerin yeniden yükselmesi, hastalığın tekrarladığını düşündürebilir ve ileri inceleme gerektirir.
Tek bir ölçümde görülen hafif yükseklik ise yanıltıcı etkenler açısından değerlendirilir ve test tekrarlanır. Tümör belirteçleri sonucu, muayene, testis ultrasonu, tomografi ve patoloji bulgularıyla birlikte ürolog ve tıbbi onkolog tarafından yorumlanır.
Tümör Belirteçleri Takipte Hangi Sıklıkla Tekrarlanır?
Tümör belirteçleri takipte, tümörün türüne, hastalığın evresine ve uygulanan tedaviye göre belirlenen bir programla, tedavinin ilk yıllarında daha sık, örneğin birkaç ayda bir, sonraki yıllarda ise giderek daha seyrek aralıklarla tekrarlanır. Testis kanserinin tekrarlama olasılığı en çok tedaviden sonraki ilk yıllarda olduğu için takip bu dönemde daha yoğun tutulur. Testis alma ameliyatı sonrasında ek tedavi uygulanmadan izlem kararı verilen kişilerde, hastalığın tekrarını erken fark etmek için belirteçler daha sık ölçülür.
Kemoterapi ya da ışın tedavisi alan kişilerde takip programı, alınan tedavinin türüne ve hastalığın risk grubuna göre düzenlenir.
Başlangıçta belirteçleri yüksek olan kişilerde belirteç takibi, hastalığın tekrarını göstermede özellikle değerlidir. Başlangıçta belirteçleri normal olan kişilerde ise takipte görüntüleme yöntemlerinin önemi daha fazladır. Takip ziyaretlerinde belirteçlerin yanı sıra fizik muayene yapılır ve belirli aralıklarla karın ve göğüs görüntülemesi planlanır. Kalan testisin sağlığını izlemek ve bu testiste yeni bir tümör gelişip gelişmediğini değerlendirmek için gerekli durumlarda testis ultrasonu yapılır. Kişilere, kalan testislerini düzenli olarak kendi elleriyle muayene etmeleri öğretilir. Takip sırasında belirteçlerde yükselme saptanırsa, yanıltıcı etkenler gözden geçirilir ve test kısa süre içinde tekrarlanır.
Tekrarlanan ölçümde yükselmenin devam etmesi durumunda hastalığın tekrarını araştırmak için görüntüleme yöntemleri planlanır. Takip programının yıllar boyunca aksatılmadan sürdürülmesi, olası bir tekrarın erken dönemde yakalanması ve başarılı şekilde tedavi edilmesi açısından büyük önem taşır. Takip sıklığı, kişinin hastalık özellikleri ve tedavi öyküsü göz önünde bulundurularak ürolog ve tıbbi onkolog tarafından belirlenir.
1 Tümör Belirteçleri Tek Başına Tanı Koydurur mu?
2 Tümör Belirteçleri Normal Olsa da Testis Kanseri Olabilir mi?
3 Tümör Belirteçleri Sonucu Tedavi Kararını Nasıl Değiştirir?
4 Tümör Belirteçleri Sonucunda Beta-hCG Yüksekliği Meme Büyümesine Yol Açar mı?
5 Tümör Belirteçleri Kemoterapi Sırasında Neden Ölçülür?
6 Tümör Belirteçleri Çocuklarda Uygulanabilir mi?
7 Tümör Belirteçleri Sonucu Testosteron Düşüklüğünde Yanıltıcı Olabilir mi?
8 Tümör Belirteçleri Tedavi Sonrası Yükselirse Ne Yapılır?
9 Tümör Belirteçleri Sonucu Kaç Günde Çıkar?
10 Tümör Belirteçleri Karşı Testiste Tümör Gelişimini Gösterir mi?
11 Tümör Belirteçleri Karın Arkası Lenf Bezi Ameliyatı Öncesinde Neden Önemlidir?
12 Tümör Belirteçleri Yüksekliği Hastalığın Risk Grubunu Etkiler mi?
13 Tümör Belirteçleri Sonucu Hangi Uzman Tarafından Değerlendirilir?
14 Tümör Belirteçleri Yerine Kullanılabilecek Testler Var mı?
15 Tümör Belirteçleri Öncesi Hangi Bilgiler Hekime Verilmelidir?
16 Tümör Belirteçleri Sonucu Yavaş Düşerse Ne Anlama Gelir?
17 Tümör Belirteçleri Hangi Laboratuvarda Takip Edilmelidir?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Testicular Cancer www.cancer.gov
- Treatment for Testicular Cancer www.cancer.gov
- Testicular Cancer medlineplus.gov
- Male Infertility medlineplus.gov
- Literatür taraması: “testicular germ cell tumour management” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “retroperitoneal lymph node dissection testicular cancer” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov