Mesane kanserinde evrenin neye göre belirlendiğini, evre ile derece arasındaki farkı ve tomografi ile kemik taramasının yerini anlatıyorum. Ameliyattan sonra evrenin neden değişebileceğini de açıklıyorum.
Mesane kanserinde evreleme, tümörün mesane duvarında hangi derinliğe ulaştığına, çevre dokulara ve lenf bezlerine geçip geçmediğine ve uzak organlarda yayılım bulunup bulunmadığına göre yapılır. Bu üç başlık bir araya geldiğinde hastalığın evresi ortaya çıkar. Evre, tedavi planını belirleyen temel bilgidir ve takip programının çerçevesini çizer. Mesane duvarı katmanlardan oluşur ve tümörün hangi katmanda durduğu evrenin omurgasını kurar. Bu nedenle evreleme yalnız görüntülemeyle tamamlanmaz. Kapalı ameliyatla alınan dokunun patolojik incelemesi, derinlik bilgisini veren asıl kaynaktır. Görüntüleme ise tümörün mesane dışına çıkıp çıkmadığını ve uzak yayılımı ortaya koyar. Bu iki kaynaktan gelen bilgiler tek bir raporda buluşur ve tedavi kararı o rapor üzerinden verilir. Evreleme basamaklarının sırası da sonucu etkiler, çünkü bazı incelemelerin ameliyattan önce yapılması gerekir. Sıranın karışması, gereksiz tekrarlara ve zaman kaybına yol açar.
Muayenehanede evreleme sürecini katman katman anlatırım. Rapordaki harf ve rakamların anlamını bilmeyen bir kişi, kendi hastalığını yanlış bir yere yerleştirir. Bazıları yüzeysel bir tümörü ileri evre sanarak gereksiz kaygı taşır. Bazıları ise kas tabakasına ulaşmış bir tümörü küçük bir sorun olarak görür ve tedaviyi erteler. İki tutum da süreci zorlaştırır ve tedavinin başlamasını geciktirir. Evreleme aşamasında sorulan sorular çoğu zaman aynı başlıklarda toplanır ve bu başlıkları sırayla ele almak işi kolaylaştırır. Bu yazıda evre ile derece arasındaki farkı, yüzeysel ve kasa ilerlemiş ayrımının nasıl yapıldığını, tomografinin ve kemik taramasının yerini ve ameliyattan sonra evrenin değişip değişemeyeceğini anlatıyorum. Hastalığın genel seyri, belirtileri ve tedavi seçenekleri konusunda ayrıntı gerektiğinde mesane iç yüzeyinden köken alan kanser sayfası yol gösterir.
Mesane Kanserinde Evre ile Derece Arasındaki Fark Nedir?
Mesane kanserinde evre tümörün ne kadar yayıldığını, derece ise tümör hücrelerinin mikroskop altında ne kadar saldırgan göründüğünü anlatır. Evre bir harita gibi çalışır ve tümörün mesane duvarında hangi katmana ulaştığını gösterir. Derece ise hücrelerin karakterini tarif eder. Düşük dereceli hücreler sağlıklı doku hücrelerine benzer ve yavaş çoğalır. Yüksek dereceli hücreler normal görünümden uzaklaşır ve daha hızlı ilerler. Aynı evredeki iki tümör farklı derecelerde bulunabilir. Bu iki kişi aynı ameliyatı geçirse bile farklı tedavi programına girer. Derece bilgisi patoloji raporunda ayrı bir satır olarak yer alır. Rapor okunurken önce derinlik, sonra derece değerlendirilir. İki bilginin birlikte okunması, hastalığın tekrarlama eğilimi konusunda gerçekçi bir tablo çizer.
Derece, yüzeysel tümörlerde tedavinin yoğunluğunu belirleyen ana etkendir. Düşük dereceli ve yüzeysel bir tümörde kapalı ameliyatın ardından çoğu zaman izlem yeterli olur. Yüksek dereceli yüzeysel tümörlerde ise mesane içine uygulanan tedaviler devreye girer. Mesane iç yüzeyinde kabarıklık yapmadan düz biçimde yayılan tümörler de yüksek dereceli kabul edilir. Bu düz tümörler kameralı incelemede gözden kaçabilir. İdrarla dökülen hücrelerin mikroskop altında incelenmesi, bu tümörlerin yakalanmasına katkı sağlar. Evre ve derece bilgisi ancak kapalı ameliyatla alınan dokunun incelenmesinden sonra netleşir. Patoloji raporunda kas dokusunun örnekte bulunup bulunmadığı ayrıca belirtilir. Kas dokusu örnekte yoksa evreleme eksik kalır ve ameliyatın tekrarlanması gündeme gelir. Bu ayrıntıyı raporda arayan bir kişi, kendi sürecini çok daha iyi izler.
Rapordaki bilgilerin gündelik hayata yansıması da bu iki başlık üzerinden kurulur. Düşük dereceli ve yüzeysel bir tümörle yaşayan kişi, ilk yıl içinde belirli aralıklarla kameralı incelemeye girer ve aradaki zamanı olağan düzeninde geçirir. Yüksek dereceli bir tümörde ise kontrol aralıkları sıklaşır ve mesane içine uygulanan tedaviler aylara yayılan bir program hâline gelir. Bu programın süresini ve yoğunluğunu baştan anlatmak, kişinin iş ve seyahat planını gerçekçi biçimde yapmasını sağlar. Evre ile derecenin birbirine karıştırılması ise çoğu zaman gereksiz bir kaygı ya da yersiz bir rahatlık doğurur. İleri bir rakam gören bazı kişiler, aslında mesane duvarının en üst katmanında duran bir tümörü ağır bir hastalık sanır. Bazı kişiler de düşük dereceli ifadesini okuyunca kontrolleri aksatır ve yeniden ortaya çıkan tümörü geç fark eder. Bu iki uçtan da uzak durmak için raporu hastayla birlikte okumayı ve her satırın karşılığını kenara yazmayı tercih ederim.
Mesane Kanserinde Yüzeysel ve Kasa İlerlemiş Ayrımı Nasıl Yapılır?
Mesane kanserinde yüzeysel ve kasa ilerlemiş ayrımı, kapalı ameliyatla çıkarılan dokunun içinde mesane kas tabakasının bulunup bulunmadığına ve bu kasta tümör hücresi olup olmadığına bakılarak yapılır. Mesane duvarı içten dışa doğru iç yüzey hücreleri, ince bağ dokusu, kalın kas tabakası ve yağ dokusundan oluşur. Tümör ilk iki katmanda kaldığında yüzeysel olarak adlandırılır. Kas tabakasına ulaştığında ise hastalık bambaşka bir gruba girer. Bu ayrım yalnız tedaviyi değil, kontrol aralıklarını ve takip süresini de belirler. Ayrımın doğru yapılabilmesi için kapalı ameliyat sırasında tümörün tabanından ayrı bir örnek alınır. Taban örneğinde kas lifleri görülmezse patolog derinlik konusunda kesin bir yorum yapamaz. Böyle bir raporla tedaviye başlamak, yanlış bir yolda ilerlemeye yol açar. Bu nedenle rapordaki kas dokusu ifadesini her zaman kontrol ederim. Tümörün büyüklüğü ve sayısı da aynı raporda yer alır.
Görüntüleme yöntemleri bu ayrımda yardımcı olur, ancak tek başına yeterli kalmaz. Manyetik rezonans, tümörün duvardaki derinliği konusunda ek bilgi verir. Yine de kesin söz patoloji raporuna aittir. İlk ameliyatta kas dokusu alınamayan ya da tümörü yüksek dereceli bulunan kişilerde birkaç hafta sonra ikinci bir kapalı ameliyat planlanır. Bu ikinci girişim gözden kaçan bir derinliği ortaya çıkarabilir ve evreyi değiştirebilir. Kas tabakasına ilerlemiş tümörlerde tedavi planı genişler. Bu kişilerde mesanenin çevre lenf bezleriyle birlikte alınması gündeme gelir. Ameliyat açık yöntemle yapılabildiği gibi uygun kişilerde robot kollarıyla yürütülen mesane çıkarma girişimi olarak da planlanabilir. Yüzeysel tümörlerde ise mesane yerinde kalır ve tedavi kapalı ameliyatla mesane içi uygulamalar üzerinden yürütülür. İki grubun takip programı da birbirinden ayrılır.
Ayrımın kişinin günlük yaşamındaki karşılığı da oldukça belirgindir. Yüzeysel tümörü olan bir kişi mesanesiyle yaşamayı sürdürür ve tedavi süreci büyük ölçüde ayaktan yürütülür. Kas tabakasına ilerlemiş tümörde ise ameliyat öncesi ilaç tedavisi, ardından geniş bir cerrahi girişim ve sonrasında idrarın dışarı alınacağı yeni bir yolun oluşturulması gündeme gelir. Bu iki yolun ayrıldığı nokta, patoloji raporundaki tek bir cümledir. Raporun gecikmesi ya da eksik çıkması tedavinin başlangıcını haftalarca erteleyebilir. Bu nedenle kapalı ameliyat sırasında örnek alma tekniğine ayrı bir özen gösteririm. Tümörün tabanı ile yüzeyi ayrı kaplara konur ve patoloji bölümüne ayrı ayrı gönderilir. Bu küçük ayrıntı, raporun çok daha net bir derinlik bilgisi taşımasını sağlar.
Mesane Kanseri Evrelemesinde Tomografi Neden İstenir?
Mesane kanseri evrelemesinde tomografi, tümörün mesane dışına taşıp taşmadığını, lenf bezlerinde büyüme olup olmadığını ve üst idrar yollarında ikinci bir tümör bulunup bulunmadığını göstermek için istenir. Mesanenin iç yüzeyi kameralı incelemeyle görülür, ancak duvarın dışı bu yöntemle değerlendirilemez. Tomografi karın ve leğen bölgesini ince kesitler hâlinde gösterir. İnceleme sırasında damardan verilen kontrast madde, damarları ve idrar yollarını belirgin hâle getirir. Çekimin geç aşamasında idrar yolları boyanır. Bu aşamada böbrek havuzundaki ya da idrar borusundaki bir tümör fark edilir. Mesane iç yüzeyini döşeyen hücre tabakası bu bölgeleri de kapladığı için ikinci bir tümör olasılığı her zaman araştırılır. Üst idrar yolunda saptanan bir tümör, tedavi planını kökten değiştirir. Tomografi ayrıca böbreklerde şişme olup olmadığını gösterir. Böbrek şişmesi, tümörün idrar borusunun mesaneye açıldığı bölgeyi tıkadığına işaret eder.
Tomografinin zamanlaması sonucu doğrudan etkiler. Kapalı ameliyattan hemen sonra çekilen görüntülerde ameliyata bağlı ödem tümör gibi görünebilir. Bu nedenle evreleme amaçlı çekimi çoğu zaman ameliyattan önce planlarım. Böbrek işlevleri düşük olan ya da kontrast maddeye tepki veren kişilerde çekim yöntemi değiştirilir. Taş ve kalıntı araştırmasında boya maddesi verilmeden yapılan idrar yolu çekimi yeterli bilgi sağlar. Evreleme için ise kontrastlı çekim gerekir, çünkü damar ve lenf bezi değerlendirmesi boya maddesi olmadan yapılamaz. Akciğerlerin değerlendirilmesi de kas tabakasına ilerlemiş tümörlerde aynı oturuma eklenir. Tomografi raporundaki lenf bezi ölçümleri, ilerleyen aylarda karşılaştırma yapmak için saklanır. Rapordaki ölçümlerin tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırılması, yanıtın değerlendirilmesini kolaylaştırır. Bu nedenle görüntülerin dijital kopyasını saklamayı öneririm.
Tomografi çekimine hazırlık da sonucun kalitesini doğrudan belirler. İnceleme öncesinde böbrek işlevlerini gösteren kan değerleri istenir ve kontrast maddenin güvenle verilip verilemeyeceği bu değerlere göre kararlaştırılır. Şeker hastalığı nedeniyle ilaç kullanan kişilerde bazı ilaçlara çekim çevresinde ara verilmesi gerekir. Daha önce kontrast maddeye tepki gelişen kişilerde koruyucu bir hazırlık yapılır. Çekim sırasında mesanenin aşırı dolu olmaması, mesane duvarının doğru değerlendirilmesini kolaylaştırır. İnceleme çoğu zaman yarım saat içinde tamamlanır ve kişi aynı gün olağan düzenine döner. Çekimden sonra bol su içilmesi, kontrast maddenin böbreklerden atılmasını hızlandırır. Görüntülerin kapalı ameliyatı yapacak hekim tarafından da ekran üzerinde incelenmesi, tedavi planını daha güvenli kılar.
Mesane Kanseri Evrelemesinde Kemik Taraması Ne Zaman Gerekir?
Mesane kanseri evrelemesinde kemik taraması, tümör kas tabakasına ilerlemişse ve kemik ağrısı ya da kan tahlilinde kemik yıkımını düşündüren bir bulgu varsa gerekir. Yüzeysel tümörlerde bu inceleme rutin olarak istenmez. Yüzeysel bir tümörün kemiğe ulaşma olasılığı düşüktür. Gereksiz tarama hem kaygıyı hem de yanlış yorumlanan bulguların sayısını artırır. Kas tabakasına ilerlemiş tümörlerde ise tablo değişir. Bu tümörler damar ve lenf yollarına ulaşabildiği için uzak organlara yayılabilir. Kemikler, bu yayılımın sık görüldüğü bölgeler arasında yer alır. Bel, kalça ya da kaburgalarda gece artan ve dinlenmekle geçmeyen ağrı, taramayı isteme nedenlerimin başında gelir. Kan tahlilinde kemik yıkımını gösteren enzim düzeyinin yükselmesi de aynı yönde bir işarettir. Kemikte beklenmedik biçimde gelişen bir kırık da incelemeyi gerektirir.
Kemiğe yönelik tarama, damardan verilen işaretli bir maddenin iskelette tutulduğu bölgeleri gösterir. Bu amaçla yapılan iskeletin işaretli madde ile bütün olarak taranması tek oturumda tüm vücudu değerlendirir. İnceleme öncesinde bol sıvı alınması ve işlemden sonra sık idrara çıkılması önerilir. Tarama kemikteki her tutulumun kanser olduğunu göstermez. Eski kırıklar, kireçlenme ve iltihabi durumlar da aynı bölgelerde tutulum yaratır. Bu nedenle şüpheli alanlar düz film ya da manyetik rezonansla ayrıca değerlendirilir. Taramanın sonucu tedavi sırasını doğrudan etkiler. Kemik yayılımı saptanan kişilerde ameliyat yerine önce vücut geneline yönelik tedaviler gündeme gelir. Sonuç temiz çıktığında ise ameliyat planı beklemeden yürütülür. Taramanın sonucunu hastayla birlikte ekranda değerlendiririm.
Tarama sonrasında karşılaşılan bulguların yorumlanması ayrı bir dikkat gerektirir. Omurgada saptanan tutulumlar, ileri yaştaki kişilerde çoğu zaman kireçlenmeye bağlı çıkar. Kaburgalardaki tutulumlar ise eski ve fark edilmemiş kırıkları işaret eder. Bu nedenle tarama raporunu tek başına okumak yerine, kişinin geçmişteki yaralanmalarını ve eklem şikâyetlerini de ayrıntılı biçimde dinlerim. Şüphe süren bölgelerde manyetik rezonans, kemik iliğindeki değişikliği çok daha net gösterir. Gereken durumlarda bu bölgeden iğneyle örnek alınması da gündeme gelir. Tarama temiz çıkan kişilerde inceleme rutin olarak tekrarlanmaz. Yeni bir kemik ağrısı ortaya çıktığında ise değerlendirme beklemeden yenilenir.
Mesane Kanserinde Evre Ameliyattan Sonra Değişebilir mi?
Mesane kanserinde evre ameliyattan sonra değişebilir ve bu değişim hem yukarı hem aşağı yönde olabilir. Ameliyat öncesi evre, görüntüleme bulgularına ve kapalı ameliyatın patoloji sonucuna dayanır. Mesane çıkarıldığında ise tüm organ ve çevresindeki lenf bezleri bütün olarak incelenir. Bu ayrıntılı inceleme, görüntülemede seçilemeyen bir yayılımı ortaya çıkarır. Kas tabakasında sınırlı görünen bir tümörün mesane çevresindeki yağ dokusuna ulaştığı anlaşılabilir. Lenf bezlerinde görüntülemede büyüme olmadığı hâlde tümör hücresi bulunabilir. Bu durumlarda evre yukarı çekilir. Ameliyat sonrası tedavi planı da yeni evreye göre yeniden kurulur. Evrenin yukarı çıkması, ameliyatın yanlış yapıldığı anlamına gelmez. Görüntüleme yöntemlerinin ayırt etme sınırı bu tabloyu açıklar.
Evrenin aşağı inmesi de sık karşılaştığım bir durumdur. Ameliyat öncesinde uygulanan ilaç tedavisi tümörü belirgin biçimde küçültebilir. Çıkarılan mesanede hiç tümör hücresi bulunmayan kişiler de vardır. Kapalı ameliyatın tümörü tamamen temizlemesi de benzer bir sonuç yaratır. Evrenin değişmesi, hastanın gidişini tek başına belirlemez. Karar artık ameliyat bulgusuna ve patoloji raporuna göre verilir. Ameliyat sonrasında çıkan evreyi hastaya ayrı bir görüşmede anlatırım. Rapordaki ifadelerin tek tek açıklanması, kişinin takip programına uyumunu artırır. Takip aralıkları da bu son evreye göre belirlenir. Bu nedenle ameliyat sonrası raporun bir kopyasını her kontrolde yanında getirmesini isterim.
Evrenin ameliyattan sonra değişmesi, takip programının kurgusunu da yeniden şekillendirir. Yukarı çekilen bir evrede kontrol aralıkları kısalır ve görüntüleme sıklığı artar. Aşağı inen bir evrede ise aralıklar açılır, ancak kontroller yine uzun yıllar sürdürülür. Mesane kanserinin tekrarlama eğilimi, evre ne olursa olsun takibi zorunlu kılar. Ameliyattan sonra çıkan raporda çıkarılan lenf bezi sayısı ve bunların kaçında tümör bulunduğu ayrıca yazılır. Bu sayı, ameliyat sonrası ilaç tedavisinin gerekip gerekmediğini belirleyen bilgilerden biridir. Cerrahi sınırların temiz olup olmadığı da aynı raporda yer alır. Bu üç başlığı hastayla tek tek konuşur ve sonraki adımı birlikte planlarız. Ameliyat sonrası ilk görüşmeyi patoloji raporu elime ulaştıktan sonra yapmayı tercih ederim. Raporsuz yapılan bir görüşme, yanıtı olmayan sorularla dolar ve kaygıyı büyütür. Raporla yapılan görüşmede ise takvim netleşir ve kişi ne bekleyeceğini bilir.
Mesane kanserinde evreleme, tümörün duvardaki derinliği, lenf bezi durumu ve uzak yayılım bilgisinin bir araya getirilmesiyle tamamlanır. Evre tümörün nerede olduğunu, derece ise hücrelerin nasıl davrandığını anlatır. Yüzeysel ve kasa ilerlemiş ayrımı patoloji raporuna dayanır, bu nedenle örnekte kas dokusunun bulunması şarttır. Tomografi mesane dışını ve üst idrar yollarını gösterirken kemik taraması yalnız gereken durumlarda istenir. Ameliyattan sonra evrenin değişebileceğini önceden bilmek, kişinin süreci daha sakin karşılamasını sağlar.
1 Mesane Kanseri Raporundaki T Harfi Ne Anlama Gelir?
2 İkinci Kapalı Ameliyat Her Hastada Yapılır mı?
3 İdrar Sitolojisi Evreyi Gösterir mi?
4 Mesane Kanserinde Manyetik Rezonans Tomografi Yerine Geçer mi?
5 Evreleme Süreci Ne Kadar Zaman Alır?
6 Evreleme Tamamlanmadan Tedaviye Başlanır mı?
7 Akciğer Filmi Evrelemede Yeterli midir?
8 Lenf Bezi Büyümesi Her Zaman Yayılım mıdır?
9 Evre Takip Sırasında Yeniden Belirlenir mi?
10 Patoloji Raporunda Kas Dokusu Yoksa Ne Yapılır?
11 İki Merkezde Çıkan Patoloji Sonuçları Farklı Olursa Ne Yapılır?
12 Evreleme Sırasında Böbrek Şişmesi Saptanırsa Ne Anlama Gelir?
13 Evre Bilgisi Hastaya Nasıl Anlatılmalıdır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- What Is Bladder Cancer? www.cancer.gov
- Bladder Cancer Treatment www.cancer.gov
- Bladder Cancer medlineplus.gov
- Hematuria (Blood in the Urine) www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Urinary Diversion www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “non muscle invasive bladder cancer intravesical BCG” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov