Ameliyatsız taş kırmanın böbrek dokusu üzerindeki etkilerini, dokuyu korumak için alınan önlemleri, kanama ve tansiyon konusundaki soruları ve kontrol yöntemlerini anlatıyorum.
Ameliyatsız taş kırma, uygun seçilmiş kişilerde böbrek dokusunda kalıcı bir hasar bırakmaz ve dalgaların yumuşak dokudaki etkisi çoğu zaman geçici kalır. Ses dalgaları büyük oranda sudan oluşan dokulardan enerji kaybetmeden geçer ve taşın bulunduğu noktada toplanır. Enerjinin yoğunlaştığı yer taşın kendisi olduğu için böbrek dokusu bu yoğunluğa doğrudan maruz kalmaz. Buna karşılık dalgaların geçtiği yol boyunca çok küçük damarlarda geçici sızıntılar oluşabilir. Bu nedenle işlemden sonraki ilk günlerde idrarda kan görülmesi olağan kabul edilir. Dokudaki geçici şişlik ve küçük kanama alanları çoğu kişide kendiliğinden düzelir. Zararın kalıcı hâle gelmesi ise ancak yanlış hasta seçimi, gereğinden yüksek enerji ve art arda yapılan çok sayıda seans gibi durumlarda gündeme gelir.
Muayenehanede bu soruyu hemen her taş hastasından duyarım ve yanıtı iki ayrı başlık üzerinden veririm. Birinci başlık, işlemin kendisinin dokuda ne yaptığıdır. İkinci başlık ise taşın böbrekte kalmaya devam etmesinin dokuya ne yaptığıdır. Tıkanıklık oluşturan bir taş, basınç altında kalan böbrekte ilerleyici işlev kaybına yol açar. Enfeksiyonla birlikte seyreden taşlarda bu kayıp çok daha hızlı gelişir. Dolayısıyla karar verirken işlemin olası etkisi ile taşın bırakılmasının kesin zararı yan yana konur. Bu yazıda böbrek dokusunun işlem sırasında nasıl korunduğunu, tansiyon ve kanama konusundaki soruları, tekrarlayan seansların etkisini ve böbrek işlevinin nasıl izlendiğini anlatıyorum. Yöntemin genel çerçevesi, uygulama basamakları ve kimlere uygun olduğu konusunda ayrıntı gerektiğinde vücut dışından uygulanan taş kırma yöntemi sayfası yol gösterir.
Ameliyatsız Taş Kırma Sırasında Böbrek Dokusu Nasıl Korunur?
Ameliyatsız taş kırma sırasında böbrek dokusu, enerjinin düşük düzeyden başlatılması, dalgaların yavaş ritimle gönderilmesi ve odağın yalnız taşın üzerine kilitlenmesiyle korunur. İşlemin başında düşük enerji kullanılması, böbreğin küçük damarlarında koruyucu bir daralma oluşturur. Bu daralma, sonraki yüksek enerjili dalgaların damarlarda yapacağı etkiyi azaltır. Enerjinin kademeli artırılması aynı zamanda kişinin işleme uyum sağlamasını kolaylaştırır. Dalgaların dakikada gönderilme hızının yavaş tutulması hem taşın daha iyi kırılmasını hem de dokunun daha az zorlanmasını sağlar. Hızlı gönderilen dalgalar idrar içinde oluşan kabarcıkları çoğaltır ve bu kabarcıklar hem enerjiyi soğurur hem de doku üzerindeki yükü artırır. Odak noktasının taş üzerinde tutulması için işlem boyunca belirli aralıklarla görüntüleme yinelenir. Taşın solunumla yer değiştirmesi nedeniyle odak kaydığında dalgalar sağlam dokuya boşa gider ve bu durum hem etkinliği düşürür hem de dokuyu yorar.
Doku korumasının ikinci ayağı, işlemden önce yapılan hazırlıktır. Kan sulandırıcı kullanan kişilerde ilacın kesilip kesilemeyeceği ilgili hekimle birlikte değerlendirilir. Kesilemeyen durumlarda bu yöntem yerine başka seçenekler öne çıkar. Kanama bozukluğu bulunan kişilerde işlem uygulanmaz, çünkü dalgaların oluşturduğu küçük sızıntılar kontrol edilemeyen kanamaya dönüşebilir. İdrar kültüründe üreme saptanan kişilerde önce enfeksiyon tedavi edilir. Enfeksiyonlu bir taşın kırılması bakterilerin kana karışmasına yol açar ve böbrek dokusunu ağır biçimde etkiler. Tansiyonu kontrol altında olmayan kişilerde işlem, tansiyon dengelendikten sonra planlanır. Böbrek damarında ya da karın atardamarında balonlaşma bulunan kişilerde dalgaların bu bölgeye ulaşmaması için işlem tümüyle ertelenir. Gebelikte ise dalgaların ve görüntüleme için kullanılan ışının etkisi nedeniyle bu yöntem hiç uygulanmaz.
Üçüncü ayak, taşın ve kişinin özelliklerine göre yapılan seçimdir. Cilt ile taş arasındaki mesafe fazla olduğunda dalgalar taşa yeterli güçle ulaşamaz ve enerjinin büyük bölümü dokuda tüketilir. Böyle kişilerde bu yöntemde ısrar edilmesi hem sonuç vermez hem de dokuyu gereksiz yere zorlar. Çok sert yapıdaki taşlarda da durum benzerdir ve tomografide taşın yoğunluğunun ölçülmesi bu kararı kolaylaştırır. Tek böbreği bulunan kişilerde enerji ve seans sayısı daha ihtiyatlı belirlenir. Böbrek işlevi zaten azalmış kişilerde dokunun ek yük kaldıramayacağı göz önünde bulundurulur. İleri yaşta ve damar hastalığı bulunanlarda dokunun toparlanma yeteneği azaldığı için enerji sınırlı tutulur. Bütün bu başlıklar bir arada değerlendirildiğinde işlem, böbrek için güvenli bir aralıkta yürütülür.
Ameliyatsız Taş Kırma Tansiyon Yüksekliğine Yol Açar mı?
Ameliyatsız taş kırma, çoğu kişide kalıcı tansiyon yüksekliğine yol açmaz ve bu konu yıllardır tartışılmasına karşın nedensel bir bağ gösterilememiştir. Bu tartışma, işlem sırasında böbrek dokusunda oluşan küçük kanama alanlarının zamanla yara dokusuna dönüşebileceği düşüncesinden doğmuştur. Böbrek dokusunda yaygın yara dokusu gelişmesi kuramsal olarak tansiyonu etkileyebilir. Buna karşılık taş hastalığı olan kişilerde tansiyon yüksekliği zaten toplumun genelinden daha sık görülür. Fazla kilo, tuzlu beslenme, az sıvı tüketimi ve ileri yaş hem taş oluşumunu hem de tansiyon yüksekliğini birlikte hazırlar. Bu nedenle işlemden yıllar sonra tansiyon yükseldiğinde bunun tek nedeni olarak taş kırma gösterilemez. Yine de işlem sonrasında tansiyonun belirli aralıklarla ölçülmesini öneririm. Bu ölçüm, hem erken fark etme hem de gereksiz kaygıyı giderme açısından yararlı olur.
Tansiyon takibini nasıl yaptığımı hastalarıma ayrıntılı anlatırım. Ölçümün evde, dinlenme durumunda ve aynı saatlerde yapılması güvenilirliği artırır. Tek bir yüksek ölçümle karar verilmez ve değerlendirme birkaç günlük kayda dayandırılır. Ölçüm sırasında kolun kalp hizasında tutulması ve uygun genişlikte manşon kullanılması sonucu doğrudan etkiler. İşlemden hemen sonraki günlerde ağrı ve gerginlik nedeniyle tansiyon geçici olarak yükselebilir. Bu geçici yükselme, ağrı denetim altına alındığında kendiliğinden geriler. Kalıcı bir yükselme saptandığında ise bunun nedeni ayrıntılı olarak araştırılır. Araştırma yalnız böbrekle sınırlı kalmaz ve tansiyonu yükselten başka nedenler de gözden geçirilir.
Genç yaşta başlayan ve ilaçlara yanıt vermeyen tansiyon yüksekliğinde farklı bir yol izlenir. Bu tabloda hormon salgılayan bir kitle olasılığı akla getirilir ve kan tahlilleriyle araştırılır. Böbreğin hemen üzerinde yer alan küçük salgı bezi, tansiyonu düzenleyen hormonları üretir. Bu bezde gelişen bir kitle, fazla hormon salgılayarak dirençli tansiyon yüksekliğine yol açabilir. Tanı doğrulandığında tedavi, böbrek üstündeki salgı bezinin kapalı yöntemle çıkarılması yoluyla planlanır. Bu tablonun taş kırma işlemiyle bir ilgisi bulunmaz, ancak zamanlama rastlantısal olarak çakışabilir. Böyle bir çakışmada nedenin doğru saptanması, kişinin yıllarca yanlış yorumla yaşamasını önler. Bu nedenle tansiyon yüksekliğini işlemin kaçınılmaz sonucu gibi görmek yerine ayrı bir başlık olarak ele alırım.
Taş hastalığı ile tansiyon arasındaki ilişkiyi hastalarıma tersinden de anlatırım. Yüksek tansiyon için kullanılan bazı ilaçlar idrardaki kalsiyum miktarını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Tuz tüketiminin yüksek olması hem tansiyonu yükseltir hem de idrarla atılan kalsiyumu çoğaltır. Az sıvı tüketen kişilerde idrar koyulaşır ve taş oluşumu için uygun ortam doğar. Fazla kilo ise her iki sorunu birlikte hazırlayan en belirgin ortak zemini oluşturur. Bu nedenle taş kırma işleminden sonra verilen önerilerin bir bölümü doğrudan tansiyonu da olumlu etkiler. Tuzun azaltılması, sıvı tüketiminin artırılması ve düzenli yürüyüş bu önerilerin başında gelir. Aynı düzenlemelerin iki sorunu birden hedeflemesi, kişinin öneriye uyumunu da kolaylaştırır.
Ameliyatsız Taş Kırma Sonrası Böbrekte Kanama Olur mu?
Ameliyatsız taş kırma sonrası böbrekte çok küçük ölçekte kanama olur ve bu kanama çoğu kişide yalnız idrarın pembeleşmesi şeklinde kendini gösterir. Dalgaların geçtiği yol boyunca ince damar duvarlarında geçici sızıntılar oluşur. Bu sızıntılardan çıkan kan idrara karışır ve ilk gün belirgin, sonraki günlerde giderek azalan bir renk değişikliği yaratır. Bol su içilmesi hem idrarı açar hem de pıhtı oluşumunu engeller. Kanamanın birkaç gün içinde kesilmesi beklenir ve bu süre çoğu kişide aşılmaz. Pıhtı düşürecek kadar yoğun kanama ise sık görülmez ve değerlendirme gerektirir. Kan sulandırıcı kullanan ya da kanama bozukluğu bulunan kişilerde bu risk belirgin biçimde artar. İşlem öncesinde bu ilaçların düzenlenmesi, kanamanın önlenmesinde başta gelen adımı oluşturur.
Böbrek dokusunun içinde ya da çevresinde toplanan kan ise çok daha seyrek görülür. Bu tablo çoğu zaman şiddetli ve geçmeyen yan ağrısıyla kendini belli eder. Ağrıya bulantı, halsizlik ve nabız artışı eşlik edebilir. Kan basıncında düşme ve ciltte solukluk gelişmesi ise vakit kaybedilmemesi gereken bir durumu gösterir. Tanı ultrason ya da tomografi ile kolayca konur. Küçük birikimler yatak istirahati, sıvı desteği ve yakın izlemle kendiliğinden erir. Büyük birikimlerde kan sayımı belirli aralıklarla yinelenir ve gerektiğinde kan verilir. Çok seyrek durumlarda kanayan damarın kapatılması için girişim yapılır. Bu tablonun ortaya çıkmasında yüksek enerji kullanımı, çok sayıda dalga gönderilmesi ve önceden bilinmeyen kanama eğilimi başlıca etkenlerdir.
İşlemden sonra evde nelere dikkat edileceğini ayrıntılı olarak anlatırım. İlk günlerde ağır kaldırmaktan, zorlayıcı egzersizden ve sarsıntılı yolculuklardan kaçınılması gerekir. Sıcak duş ve uzun süreli sıcak uygulama, kanamayı artırabileceği için ilk günlerde önerilmez. Kan sulandırıcıya yeniden ne zaman başlanacağı yazılı olarak verilir. İdrar renginin koyu kırmızıya dönmesi, pıhtı gelmesi ve idrar yapmanın güçleşmesi gecikmeden başvuru gerektirir. Ateş ve titremenin eklenmesi ise enfeksiyon açısından ayrıca değerlendirilir. Yan ağrısının ağrı kesiciye yanıt vermemesi de aynı şekilde ele alınır. Bu uyarılar kısa ve maddeler hâlinde verildiğinde çok daha iyi akılda kalır.
Ameliyatsız Taş Kırma Çok Kez Uygulanırsa Böbrek Etkilenir mi?
Ameliyatsız taş kırma çok kez uygulanırsa böbrek etkilenebilir ve bu nedenle seans sayısı ile toplam enerji miktarı sınırlı tutulur. Her seans, dokuda küçük de olsa bir yük bırakır ve bu yükün toparlanması için zamana ihtiyaç duyulur. Seanslar arasında birkaç gün ile birkaç hafta beklenmesinin nedeni de budur. Art arda ve kısa aralıklarla yapılan uygulamalar, dokunun kendini onarmasına fırsat bırakmaz. Belirli sayıda seansa karşın taş yeterince kırılmamışsa ısrar etmek doğru bir yaklaşım değildir. Bu noktada taşın dirençli olduğu kabul edilir ve idrar kanalından ya da başka bir yoldan yapılan kapalı yöntemlere geçilir. Yöntem değiştirme kararının zamanında verilmesi, böbreği gereksiz seanslardan korur. Aynı böbreğe yıllar içinde yapılan çok sayıda uygulamada ise kümülatif etki ayrıca göz önünde bulundurulur.
Tekrarlayan taş hastalığı olan kişilerde durum daha dikkatli ele alınır. Bu kişilerde taş yeniden oluşacağı için ömür boyu birden çok işlem gündeme gelir. Dolayısıyla her yeni taşta aynı yöntemin seçilmesi uzun dönemde doğru olmayabilir. Taşın yapısının analiz edilmesi ve yeni taş oluşumunu azaltan önlemlerin alınması bu döngüyü kırar. Sıvı tüketiminin artırılması, tuzun azaltılması ve idrar tahlilleriyle metabolik değerlendirme yapılması bu önlemlerin başında gelir. Böylece toplam işlem sayısı azalır ve böbrek üzerindeki yük düşer. Tek böbreği bulunan kişilerde ise her seans ayrıca tartılarak planlanır. Bu kişilerde seans sayısını olabildiğince az tutmayı ve gerektiğinde kapalı yöntemi tercih etmeyi uygun bulurum.
Her seanstan sonra sonucun görüntülemeyle değerlendirilmesi, gereksiz uygulamaları önler. İlk seansın ardından taşın çatlayıp çatlamadığı ve parçaların düşüp düşmediği kontrol edilir. Bu kontrol çoğu zaman ultrason ve düz filmle yapılır. Sonucun net görülemediği durumlarda kontrast madde verilmeden çekilen idrar yolları tomografisi ile kalan parçalar ayrıntılı olarak ortaya konur. Bu inceleme aynı zamanda böbrek çevresinde kan birikimi olup olmadığını da gösterir. Parçaların idrar kanalında sıralanarak tıkanıklık oluşturduğu durumlar da bu yolla saptanır. Kontrol görüntülemesi yapılmadan yeni seans planlanması, hem gereksiz enerji verilmesine hem de gözden kaçan sorunlara yol açar. Bu nedenle her seansı ayrı bir karar noktası olarak görürüm.
Ameliyatsız Taş Kırma Sonrası Böbrek Fonksiyonu Nasıl Kontrol Edilir?
Ameliyatsız taş kırma sonrası böbrek fonksiyonu, kan tahlilleri, idrar incelemesi ve görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılarak kontrol edilir. Kan tahlilinde bakılan temel değer kreatinin ve bu değerden hesaplanan süzme hızıdır. Kreatinin kaslarda oluşan ve böbrekten atılan bir atık maddedir. Böbrek yeterince süzemediğinde bu madde kanda birikir ve düzeyi yükselir. İki böbreği sağlam olan kişilerde tek taraflı bir sorun uzun süre bu değere yansımaz. Bu nedenle kan tahlilinin tek başına değerlendirilmesi yanıltıcı olur. Tek böbreği bulunan ya da iki taraflı taşı olan kişilerde ise aynı değerler erken uyarı sağlar. Bu ölçümlerin anlamı ve nasıl yorumlandığı konusunda ayrıntı gerektiğinde kanda böbrek süzme işlevinin ölçülmesi sayfası açıklayıcı bilgi verir.
İdrar incelemesi, kan tahlilinin göremediği ayrıntıları ortaya koyar. Tam idrar tahlilinde kan hücrelerinin ne kadar sürdüğü izlenir ve uzayan kanama ayrıca araştırılır. İdrarda protein çıkması, böbrek süzgecinin zorlandığını gösteren bir bulgu olarak değerlendirilir. İdrar kültürü ile enfeksiyon varlığı araştırılır ve üreme saptandığında tedavi planlanır. Yirmi dört saatlik idrarda kalsiyum, ürik asit ve sitrat gibi değerlerin ölçülmesi, yeni taş oluşumunun önlenmesine yöneliktir. Bu inceleme işlemden birkaç hafta sonra, kişi olağan beslenme düzenine döndüğünde yapılır. Düşen taş parçalarının analiz edilmesi de aynı amaca hizmet eder. Bu analiz, taşın türünü göstererek beslenme ve sıvı önerilerinin kişiye özel hazırlanmasını sağlar.
Görüntüleme ise böbreğin yapısını ve boşalmasını gösterir. İşlemden birkaç hafta sonra çekilen ultrasonda böbrekte genişleme kalıp kalmadığına bakılır. Genişlemenin sürmesi, düşen parçaların idrar kanalında tıkanıklık oluşturduğunu düşündürür. Böyle bir durumda parçaların temizlenmesi için kapalı yöntem gündeme gelir. Böbrek dokusunun kalınlığı da bu incelemede ölçülerek kaydedilir. Tek böbreği bulunan ya da işlev kaybı düşünülen kişilerde sintigrafi ile böbreğin işlev payı ayrıca ölçülür. Bu inceleme, iki böbreğin yükü nasıl paylaştığını sayısal olarak gösterir. Bütün bu sonuçlar bir arada değerlendirildiğinde işlemin dokuya etkisi açık biçimde ortaya çıkar. Kontrol takviminin kişiye yazılı olarak verilmesi, randevuların aksamasını önler. İlk kontrolün işlemden birkaç hafta sonra, ikincisinin ise birkaç ay sonra yapılması çoğu kişide uygun bir düzen oluşturur. Tekrarlayan taş hastalığı bulunanlarda bu takvim yıllık kontrollerle sürdürülür.
Ameliyatsız taş kırmanın böbrek dokusuna etkisi, doğru kişide ve doğru ayarlarla uygulandığında geçici düzeyde kalır. Enerjinin kademeli artırılması, dalgaların yavaş gönderilmesi ve odağın taş üzerinde tutulması dokuyu koruyan en somut adımlardır. Kanama çoğu kişide idrarın pembeleşmesiyle sınırlı kalır ve birkaç gün içinde kesilir. Tansiyon yüksekliğinin bu işleme bağlanması ise çoğu zaman doğru bir yorum değildir. Seans sayısının sınırlanması, kontrol görüntülemesinin ihmal edilmemesi ve böbrek değerlerinin izlenmesi uzun dönemde böbreği korur.
1 Taş Kırma İşleminden Sonra İdrarda Kan Kaç Gün Sürer?
2 İşlemden Önce Kan Sulandırıcı İlaç Kesilir mi?
3 Tek Böbreği Olan Kişiye Bu İşlem Uygulanır mı?
4 İşlem Sırasında Anestezi Verilir mi?
5 Kırılan Parçalar Düşerken Ağrı Neden Olur?
6 İşlemden Sonra Süzgeçle İdrar Toplamak Gerekir mi?
7 Ateş Çıkması Ne Anlama Gelir?
8 Taş Kırma Sonrası Böbrek Dinlenirken Günlük Düzen Nasıl Kurulur?
9 Bu Yöntem Böbrek Üstü Bezine Zarar Verir mi?
10 Şeker Hastalığı Olanlarda İşlem Daha mı Riskli?
11 Kalıntı Parçalar Böbrekte Kalırsa Ne Olur?
12 İşlem Sırasında Ne Kadar Işına Maruz Kalınır?
13 Böbrek Dokusundaki Etki Yıllar Sonra Ortaya Çıkar mı?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Eating, Diet, & Nutrition for Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Kidney Stones medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Literatür taraması: “ureteroscopy versus shock wave lithotripsy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov