Sertleşme ilaçlarının bedensel bağımlılık yapmadığını, ilaçsız ilişkiye girememe duygusunun nereden kaynaklandığını ve bu bağlılığın nasıl aşıldığını anlatıyorum.
Ağızdan alınan sertleşme ilaçları bedende bağımlılık oluşturmaz, çünkü bu ilaçlar beyindeki ödül düzeneğine etki eden maddelerden tümüyle farklı bir yolla çalışır. Bağımlılık kavramı, maddenin kesilmesiyle ortaya çıkan bedensel yoksunluk belirtilerini ve maddeyi arama davranışını tanımlar. Bu ilaç grubunda ne yoksunluk belirtisi görülür ne de doz artırma zorunluluğu doğar. Uzun süre kullanıldıktan sonra bırakıldığında bedende herhangi bir çekilme tablosu gelişmez. Buna karşılık pek çok erkek ilaçsız ilişkiye girmekte zorlandığını anlatır. Bu zorlanma bedensel bir bağımlılıktan değil, güven duygusunun ilaca bağlanmasından kaynaklanır. Ruhsal bağlılık adı verilen bu durum gerçek bir sorundur ve ele alınması gerekir. Ancak çözümü, ilacı suçlamaktan değil, sorunun kaynağını doğru belirlemekten geçer.
Muayenehanede bu soruyu en çok, ilacı bir süredir kullanan ve artık onsuz deneme cesareti bulamayan erkekler sorar. Bir bölümü ilacı kullanmayı sürdürmenin zarar vereceğini düşünür. Bir bölümü ise dozun sürekli yükseleceği kaygısını taşır. İki kaygı da çoğu zaman yanlış bilgiden beslenir. İlacın etkisi zamanla azalıyorsa aranması gereken şey ilaç alışkanlığı değil, altta ilerleyen bir damar ya da hormon sorunudur. Bu yazıda ilaçların vücutta nasıl etki gösterdiğini, ilaçsız ilişkiye girememenin nereden kaynaklandığını, dozun zamanla artırılmak zorunda kalınıp kalınmadığını, ilaç bırakıldığında şikâyetlerin artıp artmadığını ve ruhsal bağlılığın nasıl aşıldığını anlatıyorum. Sorunun nedenleri, değerlendirme basamakları ve diğer tedavi seçenekleri konusunda ayrıntı gerektiğinde sertliğin sağlanmasında ve korunmasında yaşanan güçlük konusundaki sayfa yol gösterir. Burada ise yalnızca ilaç kullanımıyla ilgili kaygıları ele alırım.
Sertleşme İlaçları Vücutta Nasıl Etki Gösterir?
Sertleşme ilaçları vücutta, penis damarlarındaki gevşemeyi sağlayan bir habercinin yıkımını yavaşlatarak etki gösterir. Sağlıklı bir sertleşmede cinsel uyarı önce sinir uçlarından bir haberci maddenin salınmasını başlatır. Bu madde damar duvarındaki kasların gevşemesini sağlar. Gevşeyen atardamarlar genişler ve süngerimsi dokuya hızla kan dolar. Dolan doku, kanı geri götüren toplardamarları sıkıştırarak sertliği korur. Vücut bu habercinin etkisini belirli bir enzimle sürekli olarak sonlandırır. Ağızdan alınan ilaçlar işte bu enzimin çalışmasını yavaşlatır. Haberci daha uzun süre görevde kaldığı için damarlar daha iyi gevşer. Bu nedenle ilaç, sertleşmeyi yoktan var eden bir madde sayılmaz. Cinsel uyarı olmadan alındığında hiçbir etki oluşturmaz. Bu ayrıntı, ilacın nasıl çalıştığını anlamanın anahtarıdır. İlaç beyindeki cinsel istek merkezlerine etki etmez. Haz duygusunu ve boşalma düzenini de değiştirmez. Kan dolaşımına karışan madde belirli bir süre sonra vücuttan atılır. Kullanılan ilaca göre bu süre birkaç saatten birkaç güne kadar değişir. Etki süresi bittiğinde damarlardaki durum eski hâline döner. Geride hücrelerde kalıcı bir değişiklik bırakmaz. Bağımlılık yapan maddelerden ayrıldığı en önemli nokta budur. Vücut bu ilaçları karaciğerde parçalayarak dışarı atar. Düzenli kullanımda bile dokularda birikim oluşmaz. Bu nedenle uzun süreli kullanım ayrı bir risk yaratmaz. Kullanım süresi, altta yatan soruna göre belirlenir.
Bağımlılık yapan maddeler beyindeki ödül düzeneğini doğrudan uyarır. Bu uyarı, maddeyi yeniden arayan bir davranış zinciri başlatır. Zamanla aynı etkiyi almak için daha yüksek doz gerekir. Madde kesildiğinde bedende huzursuzluk, terleme ve uykusuzluk gibi belirtiler ortaya çıkar. Sertleştirici ilaçlarda bu tablonun hiçbir parçası görülmez. İlaç bırakıldığında kişi bedensel bir sıkıntı yaşamaz. Hücrelerde ilaca karşı bir alışma süreci de gelişmez. Bu nedenle uzun süreli kullanım tek başına sakınca oluşturmaz. Yine de ilaçların hekim önerisi olmadan kullanılması doğru değildir. Kalp hastalığı nedeniyle damar genişletici kullanan erkeklerde ciddi tansiyon düşmesi görülebilir. Bu birliktelik kesinlikle önlenmelidir. Göz ve işitme sinirini ilgilendiren seyrek yan etkiler de bildirilmiştir. Baş ağrısı, yüzde kızarma ve burun tıkanıklığı ise sık görülen ve geçici etkilerdir. Yan etkiler çoğu erkekte doz düzenlemesiyle hafifler. Değerlendirme yapılmadan başlanan ilaç, altta yatan asıl sorunu da gizler. Sertleşme sorunu bazı erkeklerde kalp ve damar hastalığının ilk işaretidir. Bu nedenle ilaç yazmadan önce mutlaka inceleme yaparım. İncelemenin bir parçası da kan örneğinde erkeklik hormonunun ölçülmesi işlemidir. Bu ölçüm sabah saatlerinde yapıldığında güvenilir sonuç verir. Değer düşük bulunursa tahlil belirli bir süre sonra yinelenir. Hormon eksikliği saptanan erkeklerde tedavi planı baştan kurulur.
Sertleşme İlacı Kullanmadan İlişkiye Girememe Neden Kaynaklanır?
Sertleşme ilacı kullanmadan ilişkiye girememe duygusu, çoğunlukla bedensel bir zorunluluktan değil, başarısızlık korkusunun ilaca yüklenmesinden kaynaklanır. Bu tabloyu yaşayan erkeklerin önemli bir kısmında ilaçsız sertleşme aslında mümkündür. Sabah sertleşmelerinin sürmesi bu olasılığı destekleyen en somut bulgudur. Kendi kendine uyarıyla yeterli sertlik sağlanabiliyorsa tablo daha da netleşir. Bu erkeklerde sorun damarlarda değil, ilişki anındaki kaygıdadır. Kaygı, vücutta damarları daraltan hormonların salınmasına yol açar. Daralan damarlar sertleşmeyi güçleştirir ve korku doğrulanmış gibi görünür. Böylece kendi kendini besleyen bir döngü kurulur. İlaç bu döngüyü geçici olarak kırar ve güven duygusunu geri getirir. Ancak güven ilaca bağlandığında, ilaçsız deneme yapma cesareti giderek azalır. Erkek zamanla ilacı bir güvence olarak yanında taşır. Bu taşıma davranışı bağımlılığın değil, kaygının işaretidir. Yeni bir ilişkiye başlayan erkeklerde bu tablo daha sık görülür. Eşiyle arasında iletişim sorunu bulunan erkeklerde de aynı döngü kurulur. Geçmişte yaşanan tek bir başarısız deneyim bile bu korkuyu başlatabilir. Korkunun kaynağı konuşulmadığında ilaç ihtiyacı sürer. Bu nedenle değerlendirmede ruhsal etkenleri ayrıntılı olarak sorgularım. Sorgulama olmadan yazılan ilaç, sorunu çözmek yerine örter. Sorgulamada ilişkinin hangi ortamlarda güçleştiği ayrıntılı biçimde öğrenilir. Belirli bir eşle yaşanan güçlük, ruhsal kaynağa işaret eder. Her ortamda süren güçlük ise bedensel nedenleri öne çıkarır. Bu ayrım, tedavi planının yönünü belirler.
Bu duygunun bedensel bir temeli bulunup bulunmadığı da mutlaka araştırılır. Damar kaynaklı bir sorun varsa ilaçsız sertleşme gerçekten güçleşir. Bu erkeklerde sabah sertleşmeleri de azalmış olur. Sorun yavaş yavaş aylar içinde gelişir ve her ortamda kendini gösterir. Böyle bir tabloda ilaç ihtiyacı kaygıdan değil, damar yapısından kaynaklanır. Şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği ve sigara kullanımı bu gruba zemin hazırlar. Hormon eksikliği de benzer bir tabloya yol açabilir. Ayrımı yapmak için öykü, muayene ve kan tahlilleri birlikte değerlendirilir. Gerekli görülen erkeklerde damar akımı ölçümü de yapılır. Bedensel neden saptandığında ilacın sürdürülmesi doğru bir yaklaşımdır. Bu durumda ilaç bir koltuk değneği değil, tedavinin kendisidir. Kişinin kendini suçlaması ise gereksiz bir yüktür. Bedensel neden bulunmadığında plan değişir. Ruhsal kaynaklı tablolarda ilaç geçici bir destek olarak kullanılır. Eş zamanlı olarak kaygıya yönelik çalışma başlatılır. Cinsel terapi ve çift görüşmeleri bu çalışmanın temelini oluşturur. İki yaklaşımın birlikte yürütülmesi çoğu erkekte iyi sonuç verir. Zamanla ilaç ihtiyacı kendiliğinden azalır. Bu azalmanın fark edilmesi kişiye güven verir. Güven duygusu yerleştikçe denemeler kolaylaşır. Süreç boyunca kişinin kendi gidişini not etmesini isterim. Notlar, kontrol görüşmelerinde somut bir dayanak oluşturur.
Sertleşme İlacının Dozu Zamanla Artırılmak Zorunda Kalınır mı?
Sertleşme ilacının dozu, ilaca karşı gelişen bir alışma nedeniyle artırılmak zorunda kalınmaz, ancak altta yatan sorun ilerlerse aynı dozdan alınan yanıt azalabilir. Bu ayrım çok önemlidir ve hastalara ayrıntılı olarak anlatılır. Bedende ilaca karşı bir direnç gelişmesi beklenen bir durum değildir. Doz ihtiyacının artması çoğu zaman damar yapısındaki bozulmanın ilerlediğini gösterir. Kan şekeri denetim altında değilse damar hasarı sessizce derinleşir. Tansiyonun yüksek seyretmesi de aynı sonucu doğurur. Sigara kullanımı bu süreci belirgin biçimde hızlandırır. Kilo alımı ve hareketsiz yaşam etkiyi azaltan diğer etkenlerdir. Hormon düzeyinin düşmesi de yanıtı zayıflatır. Bu nedenle doz artışı isteyen erkeklerde önce yeni bir değerlendirme yaparım. Kan şekeri, kan yağları ve hormon düzeyi yeniden ölçülür. Kullanılan diğer ilaçlar gözden geçirilir. Bazı tansiyon ilaçları sertleşmeyi olumsuz etkiler. Yeni başlanan bir çökkünlük ilacı da aynı etkiyi gösterebilir. Bu durumda çözüm doz artırmak değil, ilacı değiştirmektir. Değerlendirme yapılmadan yükseltilen doz yan etkileri artırır. Beklenen yararı ise çoğu zaman sağlamaz. Bu nedenle doz kararını mutlaka inceleme sonrasında veririm.
İlaçtan alınan yanıtın düşük kalmasının bir başka nedeni yanlış kullanımdır. İlacın ne zaman alınacağı çoğu erkeğe yeterince anlatılmaz. Bazı ilaçların yağlı bir yemekten sonra etkisi gecikir. Alkol tüketimi de yanıtı belirgin biçimde azaltır. İlacın cinsel uyarı olmadan çalışmadığı bilinmediğinde beklenti boşa çıkar. Yeterli ön sevişme olmadan yapılan denemeler başarısızlıkla sonuçlanır. İlacın etkisinin başlaması için gereken süre beklenmeyebilir. Bu ayrıntılar düzeltildiğinde aynı dozdan alınan yanıt artar. Bu nedenle doz değişikliğinden önce kullanım biçimini sorgularım. Birkaç denemenin başarısız olması ilacın işe yaramadığı anlamına gelmez. Değerlendirme için en az birkaç uygun deneme yapılması gerekir. Hormon eksikliği saptanan erkeklerde tablo farklı ilerler. Bu erkeklerde ilaçlara alınan yanıt düşük kalır. Eksiklik erkeklik hormonu düzeyinin düşmesi giderildiğinde aynı ilaç çok daha iyi çalışır. Bu nedenle yanıtsız kabul edilen erkeklerde hormon değerlendirmesini yinelerim. Hormon dengesi kurulduktan sonra tedavi yeniden planlanır. Bu sıralama, gereksiz doz artışlarının önüne geçer. Doğru sıralama uygulandığında çoğu erkekte düşük doz yeterli olur. Düşük dozla sürdürülen tedavide yan etkiler de azalır. Kişinin ilacı sürdürme isteği bu sayede artar. Doz değişiklikleri kontrol görüşmelerinde kayda geçirilir. Böylece uzun dönemde gidiş net biçimde izlenir.
Sertleşme İlacı Bırakıldığında Şikâyetler Artar mı?
Sertleşme ilacı bırakıldığında şikâyetler ilaç nedeniyle artmaz, ancak kişi tedaviden önceki durumuna geri döner. Bu geri dönüş çoğu erkek tarafından kötüleşme olarak algılanır. Oysa ilaç, altta yatan damar ya da hormon sorununu ortadan kaldıran bir tedavi değildir. Etkisi yalnızca alındığı süre boyunca sürer. İlaç kesildiğinde damarların gevşeme kapasitesi eski düzeyine iner. Arada geçen sürede damar hasarı ilerlediyse tablo daha ağır görünebilir. Bu ağırlaşmanın nedeni ilacın kendisi değil, hastalığın seyridir. Bedensel bir yoksunluk belirtisi ise hiçbir erkekte görülmez. Titreme, terleme ve huzursuzluk gibi belirtiler beklenmez. Uyku düzeninde ya da ruh hâlinde ilaca bağlı bir değişiklik olmaz. Kişi ilacı istediği gün bırakabilir ve kademeli azaltma gerekmez. Yine de bırakma kararının hekimle birlikte alınması yerinde olur. Bırakma sonrasında yaşanan ilk deneyim çoğu zaman belirleyicidir. Başarısız bir deneme kaygıyı hızla yükseltir. Bu nedenle bırakma zamanını hazırlıklı bir döneme planlarım. Yorgun ve stresli bir haftada yapılan denemeler yanıltıcı olur. Eşin sürece dâhil edilmesi de sonucu olumlu etkiler. Planlı bir bırakma, gereksiz hayal kırıklığını önler.
Bırakma sürecinin nasıl yürütüleceği kişiye göre belirlenir. Ruhsal kaynaklı tablolarda kademeli bir yol izlerim. Önce ilacın dozu düşürülür ve kişi bu dozla denemeler yapar. Alınan yanıt korunuyorsa bir sonraki basamağa geçilir. Sonraki aşamada ilaç yalnızca bazı ilişkilerde kullanılır. Böylece ilaçsız deneyim yeniden kazanılır. Son aşamada ilaç tümüyle bırakılır. Bu basamaklı yol, güven duygusunun yeniden kurulmasını sağlar. Bedensel nedeni bulunan erkeklerde ise farklı bir yaklaşım izlenir. Bu erkeklerde ilacın bırakılması çoğu zaman gerekmez. Uzun süreli kullanımın bilinen bir sakıncası bulunmaz. Düzenli kontrol yapılması yeterli olur. Kontrollerde tansiyon, kan şekeri ve kalp sağlığı izlenir. Risk etkenleri düzeltildiğinde bazı erkeklerde ilaç ihtiyacı kendiliğinden azalır. Sigarayı bırakan ve kilo veren erkeklerde bu değişiklik daha sık görülür. Düzenli egzersiz de aynı yönde katkı sağlar. Bu nedenle ilacı bırakma hedefini yaşam düzeni değişiklikleriyle birlikte kurarım. Tek başına ilacın kesilmesi ise kalıcı bir çözüm getirmez. Bu nedenle bırakma planını yaşam düzeniyle birlikte yazarım. Planda egzersiz, uyku ve beslenme başlıkları da yer alır. Hedefler küçük ve ulaşılabilir biçimde belirlenir.
Sertleşme İlacına Psikolojik Bağlılık Nasıl Aşılır?
Sertleşme ilacına gelişen psikolojik bağlılık, kaygının kaynağının konuşulması, kademeli denemeler ve gerektiğinde uzman desteğiyle aşılır. İlk adım, sorunun adının doğru konmasıdır. Kişiye bedensel bir bağımlılık yaşamadığını açıkça anlatırım. Bu bilgi tek başına birçok erkekte rahatlama sağlar. İkinci adım, beklentinin gerçekçi biçimde kurulmasıdır. Her ilişkide aynı düzeyde sertlik sağlanması beklenmez. Yorgunluk, stres ve alkol o geceyi olumsuz etkiler. Bu doğal dalgalanmanın bilinmesi kaygıyı azaltır. Üçüncü adım, dikkatin sertlikten uzaklaştırılmasıdır. İlişkinin yalnızca sertlik üzerinden değerlendirilmesi baskıyı artırır. Ön sevişmeye ayrılan sürenin uzatılması bu baskıyı hafifletir. Dördüncü adım, eşin sürece katılmasıdır. Eşin konudan haberdar olması çoğu erkekte rahatlama yaratır. Suçlayıcı olmayan bir iletişim kurulması gerekir. Beşinci adım, kademeli ilaçsız denemelerdir. Denemelerin baskısız bir ortamda yapılması önemlidir. Başarısız bir deneme sonrasında ilaca dönülmesi yenilgi sayılmaz. Bu esneklik, sürecin sürdürülebilir kalmasını sağlar.
Bu adımlarla sonuç alınamayan erkeklerde uzman desteği gündeme gelir. Cinsel terapi, kaygı döngüsünü doğrudan hedefleyen bir yöntemdir. Terapide kişinin cinsellikle ilgili beklentileri ve inançları ele alınır. Çift terapisi ise iletişim sorunlarının çözülmesine odaklanır. Bu yaklaşımlar ilaç tedavisiyle birlikte de yürütülebilir. İkisinin birleştirilmesi çoğu erkekte daha hızlı sonuç verir. Çökkünlük ya da yaygın kaygı bozukluğu saptanan erkeklerde ruh sağlığı desteği gerekir. Bu tablolar tedavi edilmeden cinsel işlev düzelmez. Bazı erkeklerde uyku düzeninin bozulması sorunun ana kaynağıdır. Uyku apnesi araştırılması gereken durumlardan biridir. Aşırı iş yükü ve tükenmişlik de benzer etki gösterir. Bu etkenler düzeltildiğinde ilaç ihtiyacı belirgin biçimde azalır. Süreç boyunca kişinin kendini suçlamaması gerekir. Sertleşme sorunu yaygın bir durumdur ve konuşulduğunda çözülebilir. Hekime başvurmaktan çekinilmesi ise sorunu uzatan en önemli etkendir. Erken başvuru, kaygı döngüsünün yerleşmesini önler. Bu nedenle şikâyetin birkaç haftadan uzun sürmesi durumunda değerlendirme öneririm. Erken değerlendirme, hem nedenin bulunmasını hem de bağlılığın önlenmesini sağlar.
Sertleşme ilaçları bedende bağımlılık oluşturmaz ve bırakıldıklarında yoksunluk belirtisi ortaya çıkarmaz. Bu ilaçlar cinsel uyarı sırasında damarların gevşemesini kolaylaştırır ve etkileri yalnızca alındıkları süre boyunca sürer. İlaçsız ilişkiye girememe duygusu çoğu erkekte bedensel bir zorunluluktan değil, başarısızlık korkusundan kaynaklanır. Dozun zamanla yükselmesi ise ilaca alışmayı değil, altta yatan sorunun ilerlediğini gösterir. Bu nedenle doz artışı istendiğinde önce damar ve hormon değerlendirmesi yenilenir. Ruhsal bağlılık, kaygının konuşulması ve kademeli denemelerle çoğu erkekte aşılır.
1 Sertleşme İlaçları Kalp Hastalarında Kullanılabilir mi?
2 İlacı Her İlişkiden Önce Almak Zorunlu mudur?
3 İlaç Aldıktan Sonra Etkisi Ne Zaman Başlar?
4 Genç Erkeklerde İlaç Kullanımı Sakıncalı mıdır?
5 İlacın Yan Etkileri Zamanla Azalır mı?
6 İnternetten Alınan Ürünler Güvenli midir?
7 Bitkisel Destek Ürünleri İlacın Yerini Tutar mı?
8 Sertleşme Sorunu Kendiliğinden Düzelebilir mi?
9 Eşle Bu Konuyu Konuşmak Gerekli midir?
10 Sigara Bırakmak Sertleşmeyi Ne Kadar Sürede Etkiler?
11 İlaç Kullanırken Alkol Alınabilir mi?
12 İlaca Yanıt Alınamazsa Sıradaki Seçenek Nedir?
13 Uzun Süreli Kullanım Kısırlığa Yol Açar mı?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Erectile Dysfunction (ED) www.niddk.nih.gov
- Erectile Dysfunction medlineplus.gov
- Sexual Problems in Men medlineplus.gov
- Penile Curvature (Peyronie's Disease) www.niddk.nih.gov
- Penis Disorders medlineplus.gov
- Literatür taraması: “erectile dysfunction phosphodiesterase 5 inhibitor treatment” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “premature ejaculation management” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov