Prostat kanserinde hormon tedavisine bağlı sıcak basmasının neden ortaya çıktığını, ne kadar sürdüğünü ve günlük yaşamda nasıl azaltılabileceğini anlatıyorum.
Prostat kanserinde hormon tedavisi sıcak basmasına sıklıkla yol açar ve bu yakınma, tedaviyi alan erkeklerin en çok bildirdiği yan etkilerin başında gelir. Sıcak basması genellikle tedavinin ilk haftalarında başlar ve göğüs, boyun ile yüz bölgesinde aniden yükselen bir sıcaklık hissi biçiminde ortaya çıkar. Bu his çoğu zaman terlemeyle birlikte seyreder ve birkaç dakika içinde kendiliğinden geçer. Gün içinde birkaç kez ya da geceleri uykudan uyandıracak sıklıkta tekrarlayabilir. Yakınmanın şiddeti kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Bazı erkekler durumu yalnızca hafif bir rahatsızlık olarak tarif ederken, bazıları günlük yaşamını etkileyecek düzeyde yoğun yaşar.
Bu yan etkinin nedeni, tedavinin erkeklik hormonu düzeyini belirgin biçimde düşürmesidir. Beyinde vücut ısısını düzenleyen merkez, hormon düzeyindeki hızlı düşüşe uyum sağlayana kadar yanlış sinyaller üretir ve bu sinyaller cilt damarlarının aniden genişlemesine yol açar. Tabloyu hastalığın ilerlemesiyle karıştıran erkeklerle sık karşılaşırım ve bu kaygının giderilmesi önemlidir. Sıcak basması, hastalığın kötüleştiğini değil, tedavinin beklenen biçimde etki ettiğini gösteren bir bulgudur. Bu yazıda hormon tedavisinin vücutta yarattığı değişiklikleri, sıcak basmasının ne kadar sürdüğünü, yakınmayı azaltmak için yapılabilecekleri, tedaviye ara verilmesinin etkisini ve kas kaybını önlemede egzersizin yerini anlatıyorum. Hastalığın tanımı, belirtileri ve evrelendirilmesi konusunda ayrıntı gerektiğinde prostat bezinde gelişen kötü huylu tümör konusundaki sayfa yol gösterir.
Prostat Kanserinde Hormon Tedavisi Vücutta Hangi Değişikliklere Yol Açar?
Prostat kanserinde hormon tedavisi vücutta erkeklik hormonunun azalmasına bağlı geniş bir değişiklik dizisine yol açar ve sıcak basması bu dizinin yalnızca bir parçasını oluşturur. Tedavinin amacı, tümör hücrelerinin büyümesini destekleyen hormonun etkisini ortadan kaldırmaktır. Hormon düzeyi düştüğünde tümör üzerindeki etki azalır, ancak aynı hormonun vücuttaki diğer görevleri de etkilenir. Cinsel istekte belirgin bir azalma bu değişikliklerin başında gelir. Sertleşme işlevinde zayıflama da tedavinin ilk aylarında ortaya çıkar. Meme dokusunda hassasiyet ve büyüme bazı erkeklerde görülür. Kas kütlesinde azalma ve bel çevresinde yağlanma zamanla belirginleşir. Kemik yoğunluğunda düşme, uzun süre tedavi alan erkeklerde ayrı bir başlık oluşturur. Halsizlik ve gün içinde artan yorgunluk hissi sık bildirilen yakınmalar arasındadır. Duygu durumunda dalgalanma, sinirlilik ve unutkanlık da tabloya eklenebilir. Kan şekeri ve kolesterol değerlerinde değişiklik görülebildiği için bu değerler düzenli izlenir. Saç ve vücut kıllarında incelme de zamanla fark edilir. Bu değişikliklerin tamamı aynı erkekte görülmez ve şiddetleri kişiden kişiye değişir.
Değişikliklerin ortaya çıkma zamanı da birbirinden farklıdır. Sıcak basması ve cinsel istekteki azalma ilk haftalarda başlar. Kas ve kemikle ilgili değişiklikler ise aylar içinde yavaş yavaş gelişir. Bu nedenle tedavinin başında kemik yoğunluğunun ölçülmesini ve düzenli aralıklarla tekrarlanmasını isterim. Kalsiyum ve D vitamini düzeylerinin gözden geçirilmesi de bu başlığın bir parçasını oluşturur. Kan basıncının ve kilo değişiminin izlenmesi ayrıca önemlidir. Kalp hastalığı bulunan erkeklerde tedavi planı bu durum göz önünde tutularak kurulur. Şeker hastalığı olanlarda kan şekeri ölçümlerinin sıklaştırılması gerekir. Hormon tedavisi, iyi huylu prostat büyümesinde idrar yakınmalarını azaltmak amacıyla kullanılan ve tamamen farklı bir amaç taşıyan ilaçla yürütülen prostat tedavisi ile karıştırılmamalıdır. İki tedavinin etki düzeneği, süresi ve yan etkileri birbirinden tamamen ayrıdır. Tedavi ağızdan alınan ilaçlarla, belirli aralıklarla uygulanan iğnelerle ya da bu iki yolun birlikte kullanılmasıyla yürütülür. Uygulama aralığı bir ay ile altı ay arasında değişebilir. Hangi yolun seçileceği, hastalığın evresine ve kişinin genel durumuna göre belirlenir. Tedavinin başında yan etkilerin tamamının yazılı olarak anlatılmasını gerekli görürüm. Yan etkiyi önceden bilen erkekler, ortaya çıktığında çok daha az kaygı yaşar. Bu bilgilendirme aynı zamanda tedavinin yarıda bırakılmasını da önler. Yan etkilerin eşe de anlatılması, evdeki uyumu belirgin biçimde kolaylaştırır. Duygu durumundaki dalgalanmaların nedeni bilindiğinde aile içindeki gerginlik azalır. Bu nedenle ilk görüşmeye eşin de katılmasını isterim. Görüşmede konuşulanların kısa bir yazıyla verilmesi, evde yeniden okunmasını sağlar.
Prostat Kanserinde Hormon Tedavisine Bağlı Sıcak Basması Ne Kadar Sürer?
Prostat kanserinde hormon tedavisine bağlı sıcak basması çoğu erkekte tedavi sürdüğü sürece devam eder, ancak şiddeti ilk aylardan sonra belirgin biçimde azalır. Yakınma genellikle tedavinin ilk birkaç haftasında başlar ve ilk üç ay içinde en yoğun dönemini yaşar. Vücudun ısı düzenleme merkezi yeni hormon düzeyine uyum sağladıkça atakların sıklığı düşer. Kişilerin önemli bir bölümünde altıncı aydan sonra tablo katlanılabilir bir düzeye iner. Buna karşılık bazı erkeklerde yakınma tedavi boyunca aynı yoğunlukta sürer. Tedavi tamamlandıktan sonra ise hormon düzeyi kademeli olarak eski değerlerine döner. Bu dönüş bazı erkeklerde birkaç ay, bazılarında bir yıldan uzun sürer. Yaşı ileri olan ve uzun süre tedavi alan erkeklerde dönüş daha yavaş gerçekleşir. Hormon düzeyi yükseldikçe sıcak basması da kendiliğinden geriler. Tedavi süresi ise hastalığın durumuna göre belirlenir. Işın tedavisiyle birlikte verilen hormon tedavileri aylarla ölçülen bir süre kapsar. İleri evre hastalıkta ise tedavi çok daha uzun sürer. Tedavinin ne kadar süreceği, hastalığın evresine ve prostattan doku örneği alınması ile belirlenen derece grubuna göre değişir.
Atakların günlük seyri de sorulması gereken bir konudur. Sıcak basması çoğu erkekte gece saatlerinde daha sık ortaya çıkar. Gece terlemesi nedeniyle uykudan uyanmak, gündüz yaşanan yorgunluğu belirgin biçimde artırır. Uyku bölünmesi zamanla dikkat dağınıklığına ve sinirliliğe yol açar. Bu nedenle gece ataklarını ayrı bir başlık olarak ele alırım. Yatak odasının serin tutulması ve ince katmanlı örtü kullanılması gece ataklarını hafifletir. Pamuklu ve nefes alan gecelik tercih edilmesi de terlemenin etkisini azaltır. Yatağın yanında yedek bir tişört bulundurulması pratik bir çözüm sağlar. Atakların sıklığını ve saatini yazmak, gidişin değerlendirilmesini kolaylaştırır. Bu kayıt, yakınmanın gerçekten azalıp azalmadığını nesnel biçimde gösterir. Kişilerin bir bölümü azalmayı fark etmez ve genel bir kötülük duygusuyla gelir. Yazılı kayıt böyle durumlarda tabloyu netleştirir. Sıcak basması aniden kesilip yerini titreme ve yüksek ateşe bırakıyorsa tablo farklıdır. Ateş ve titreme enfeksiyonu düşündürdüğü için ayrı olarak değerlendirilir. Yakınmanın tedavi kesildikten aylar sonra yeniden başlaması da kontrol gerektirir. Bu durumda hormon düzeylerinin ölçülmesi gerekir. Tedavi sürerken yakınmanın tamamen kaybolması ise hormon baskılanmasının yeterli olup olmadığının gözden geçirilmesini gerektirir.
Hormon Tedavisi Sırasında Sıcak Basmasını Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?
Hormon tedavisi sırasında sıcak basmasını azaltmak için ilk yapılacak şey, atağı tetikleyen etkenlerin belirlenmesi ve günlük düzenden çıkarılmasıdır. Sıcak ve kalabalık ortamlar en sık karşılaşılan tetikleyicilerin başında gelir. Baharatlı yiyecekler, sıcak içecekler, alkol ve kafein de atakları belirgin biçimde artırır. Sigara kullanımı yakınmanın şiddetini yükselten bağımsız bir etkendir. Ani stres ve öfke anları da atağı başlatabilir. Bu tetikleyicilerin tamamının aynı anda bırakılması gerekmez ve kişiye özgü olanların bulunması yeterli olur. Bir hafta boyunca tutulan basit bir kayıt, hangi etkenin atak başlattığını ortaya koyar. İkinci adım, giyim düzeninin değiştirilmesidir. Kalın tek bir kat yerine ince katmanlar hâlinde giyinmek, atak sırasında hızla serinlemeyi sağlar. Pamuklu ve keten kumaşlar sentetik kumaşlara göre daha rahat bir kullanım sunar. Üçüncü adım, ortam sıcaklığının düşürülmesidir. Çalışma ve uyku ortamının serin tutulması atak sıklığını azaltır. Dördüncü adım, düzenli fiziksel etkinliktir ve haftanın çoğu günü yapılan tempolu yürüyüş belirgin katkı sağlar.
Bu basit önlemler yeterli olmadığında farklı seçenekler gündeme gelir. Atakların günlük yaşamı belirgin biçimde bozduğu erkeklerde ilaç desteği değerlendirilir. Bu amaçla kullanılan ilaçların bir bölümü ruh hâli üzerinde de olumlu etki gösterir. İlaç seçimi, kişinin kullandığı diğer ilaçlarla etkileşim göz önünde tutularak yapılır. Kan sulandırıcı ya da kalp ilacı kullanan erkeklerde bu değerlendirme özellikle önemlidir. Bitkisel destek ürünlerinin hekime söylenmeden kullanılması doğru değildir. Bu ürünlerin bir bölümü hormon benzeri etki göstererek tedavinin amacıyla çelişebilir. Nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri bazı erkeklerde atak şiddetini azaltır. Yavaş ve derin nefes alma, atak başladığı anda uygulandığında süreyi kısaltabilir. Akupunktur gibi yöntemleri deneyen erkekler de bulunur ve bu yöntemlerin katkısı kişiden kişiye değişir. Gün içinde soğuk su tüketimi ve yüze uygulanan serin bez de anlık rahatlama sağlar. Küçük bir el yelpazesi ya da taşınabilir fan, toplu ortamlarda pratik bir çözüm oluşturur. Kilo fazlasının azaltılması atak sıklığını düşüren kalıcı bir adımdır. Uyku düzeninin korunması da yakınmanın algılanan şiddetini azaltır. Bu önlemlerin hiçbiri tedavinin kesilmesini gerektirmez. Tedaviyi kendi kararıyla bırakan erkeklerde hastalığın kontrolü tehlikeye girer. Bu nedenle yan etkinin konuşulması, tedaviyi sürdürmenin en önemli aracını oluşturur. Yakınmasını dile getirmekten çekinen erkeklerle sık karşılaşırım. Sıcak basması uzun süre kadınlara özgü bir yakınma olarak bilindiği için bu çekingenlik anlaşılabilir. Oysa hormon tedavisi alan erkeklerin büyük bölümü aynı tabloyu yaşar. Yakınmanın açıkça konuşulması, çözümün ilk adımını oluşturur.
Prostat Kanserinde Hormon Tedavisine Ara Verilmesi Sıcak Basmasını Azaltır mı?
Prostat kanserinde hormon tedavisine ara verilmesi sıcak basmasını çoğu erkekte azaltır, ancak bu karar yalnızca yan etki nedeniyle verilmez. Aralı uygulama, seçilmiş kişilerde hastalığın gidişi izlenerek planlanan bir yaklaşımdır. Belirli bir süre tedavi verildikten ve kan belirteci düzeyi belirgin biçimde düştükten sonra tedaviye ara verilir. Ara dönemde hormon düzeyi kademeli olarak yükselir ve sıcak basması birkaç ay içinde geriler. Aynı dönemde cinsel istek, kas gücü ve genel enerji düzeyinde de düzelme görülebilir. Ara dönemin uzunluğu kişiden kişiye değişir ve kan belirteci düzeyiyle belirlenir. Belirteç yeniden yükseldiğinde tedavi kaldığı yerden sürdürülür. Bu yaklaşım her erkeğe uygun değildir ve hastalığın yaygın olduğu durumlarda tercih edilmez. Ara verme kararı yalnızca hekimle birlikte alınır. Tedaviyi kendi kararıyla bırakmak ciddi sonuçlar doğurur. İlaç ya da iğne uygulamasının atlanması, hastalığın kontrolünün kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle yan etki yaşayan erkeklerden ilacı bırakmadan önce mutlaka görüşme istemelerini beklerim. Yakınma konuşulduğunda çoğu zaman tedaviyi kesmeden çözüm bulunur.
Tedavi planı, hastalığın evresine göre tamamen farklı kurulur. Prostat içinde sınırlı kalan ve düşük risk taşıyan hastalıkta hormon tedavisi çoğu zaman gerekmez. Bu kişilerde cerrahi, ışın tedavisi ya da prostatın tamamı çıkarılmadan uygulanan odaklı tedavi gibi yollar gündeme gelir. Işın tedavisiyle birlikte verilen hormon tedavilerinde süre önceden belirlenir ve bu süre tamamlandığında tedavi sonlandırılır. İleri evre hastalıkta ise tedavi uzun süre kesintisiz sürdürülür. Bu ayrımın kişiye açıkça anlatılması, ara verme beklentisinin gerçekçi kalmasını sağlar. Ara dönemde de kontroller aksatılmadan sürdürülür. Kan belirteci ölçümleri belirli aralıklarla tekrarlanır ve muayene ihmal edilmez. Ara dönemde ortaya çıkan yeni kemik ağrıları vakit kaybedilmeden değerlendirilir. Kilo, kan basıncı ve kan şekeri takibi bu dönemde de sürer. Tedaviye yeniden başlandığında sıcak basmasının geri dönmesi beklenen bir durumdur. Bu bilginin önceden verilmesi, ikinci dönemin daha rahat geçmesini sağlar. İkinci dönemde yakınmanın genellikle ilk dönemdeki kadar şiddetli olmadığı da görülür. Vücut daha önce bu değişikliğe bir kez uyum sağladığı için süreç daha kolay ilerler. Ara dönemde kazanılan kas gücü de ikinci dönemi kolaylaştırır. Bu nedenle ara dönemde egzersiz programının sürdürülmesini isterim. Hareketsiz geçen bir ara dönem, kazanımların hızla kaybedilmesine yol açar.
Hormon Tedavisi Sırasında Kas Kaybını Önlemek İçin Egzersiz Gerekir mi?
Hormon tedavisi sırasında kas kaybını önlemek için egzersiz kesinlikle gerekir ve düzenli hareket, bu tedavinin yan etkilerini azaltan en somut araçtır. Erkeklik hormonunun azalması kas dokusunun korunmasını zorlaştırır ve aylar içinde kas kütlesinde belirgin bir azalma ortaya çıkar. Aynı dönemde bel çevresinde yağlanma artar ve vücut bileşimi değişir. Kas kaybı yalnızca görünümü değil, denge ve yürüyüş güvenliğini de etkiler. Kemik yoğunluğundaki azalmayla birleştiğinde düşme ve kırık riski yükselir. Direnç egzersizleri bu tabloyu yavaşlatan başlıca yöntemi oluşturur. Haftada iki ya da üç gün yapılan kısa direnç çalışmaları belirgin katkı sağlar. Ağırlık kullanmak zorunlu değildir ve vücut ağırlığıyla yapılan hareketler de işe yarar. Duvara yaslanarak yapılan itme hareketleri, sandalyeden kalkıp oturma ve lastik bantla yapılan çalışmalar başlangıç için uygundur. Bu çalışmalara tempolu yürüyüş eklendiğinde kalp ve damar sağlığı da desteklenir. Denge çalışmaları düşmelerin önlenmesine doğrudan katkıda bulunur. Egzersize başlarken yük düşük tutulur ve haftalar içinde kademeli olarak artırılır. Ağrı ortaya çıktığında program bir basamak geri alınır.
Egzersiz programının kişiye göre düzenlenmesi gerekir. Kemiklerine yayılım saptanan erkeklerde yüklenme gerektiren hareketler sınırlandırılır ve program uzman görüşüyle kurulur. Kalp hastalığı bulunanlarda tempo düşük tutulur ve zorlanma belirtileri izlenir. Yakın zamanda ameliyat geçiren erkeklerde başlangıç birkaç hafta ertelenir. Beslenme düzeni de egzersiz kadar önemlidir. Yeterli protein alımı kas dokusunun korunmasına doğrudan katkı sağlar. Kalsiyumdan zengin besinler ve gerektiğinde D vitamini desteği kemik sağlığını destekler. Aşırı kalori alımından kaçınılması, bel çevresindeki artışı sınırlar. Sigaranın bırakılması hem kemik hem de damar sağlığı açısından belirleyici bir adımdır. Alkol tüketiminin azaltılması da aynı ölçüde yararlıdır. Düzenli hareket aynı zamanda uyku kalitesini yükseltir ve sıcak basmasının algılanan şiddetini azaltır. Yorgunluk yakınması bulunan erkeklerde bile hafif tempolu yürüyüş enerji düzeyini artırır. Bu nedenle halsizlik nedeniyle hareketsiz kalan erkeklerde döngünün kırılması gerekir. Programın gerçekçi ve kısa tutulması, sürdürülebilirliğini artırır. Günde on beş dakikayla başlayan bir düzen, haftalar içinde kolaylıkla genişletilir. Egzersizin günün aynı saatine yerleştirilmesi alışkanlığın yerleşmesini kolaylaştırır. Eşle ya da bir arkadaşla birlikte yürümek de sürekliliği artırır. Yapılan hareketin bir takvime işaretlenmesi, kişinin kendi gidişini görmesini sağlar. Prostat kanserinde hormon tedavisi sıcak basmasına yol açar ve bu yakınma tedavinin beklenen bir sonucunu oluşturur. Şiddeti ilk aylarda en yüksek düzeydedir ve zamanla azalarak katlanılabilir bir düzeye iner. Tetikleyicilerin belirlenmesi, katmanlı giyinme, ortamın serin tutulması ve düzenli hareket yakınmayı azaltan somut adımlardır. Bu önlemler yetersiz kaldığında hekim değerlendirmesiyle ilaç desteği gündeme gelir. Tedavinin kendi kararıyla bırakılması ise hastalığın kontrolünü doğrudan tehlikeye atar.
1 Sıcak Basması Hormon Tedavisinin Etki Ettiğini Gösterir mi?
2 Sıcak Basması Gece Neden Daha Sık Ortaya Çıkar?
3 Hormon Tedavisi Alırken Cinsel Yaşam Nasıl Etkilenir?
4 Tedavi Sırasında Kemik Yoğunluğu Ölçülmeli midir?
5 Meme Bölgesinde Hassasiyet Gelişmesi Beklenir mi?
6 Hormon Tedavisi Sırasında Kilo Alınması Önlenebilir mi?
7 Tedavi Sırasında Yorgunluk Neden Artar?
8 Bitkisel Destek Ürünleri Sıcak Basmasına İyi Gelir mi?
9 Sıcak Basması Ataklarının Sayısı Kaydedilmeli midir?
10 Tedaviye Başladıktan Sonra Kontroller Hangi Aralıkla Yapılır?
11 Sıcak Basması Tedavi Bittikten Sonra Tamamen Geçer mi?
12 Hormon Tedavisi Sırasında Seyahat Etmek Sakıncalı mıdır?
13 Egzersize Hangi Hareketlerle Başlamak Uygundur?
14 Tedavi Sırasında Unutkanlık Gelişmesi Beklenen Bir Durum mudur?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Prostate Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Prostate Cancer Treatment www.cancer.gov
- Prostate Cancer Screening www.cancer.gov
- Prostate-Specific Antigen (PSA) Test www.cancer.gov
- Prostate Cancer medlineplus.gov
- Prostate Tests www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “prostate cancer radical prostatectomy oncologic outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov