İdrar kaçırmada pelvik taban egzersizlerinin hangi durumlarda işe yaradığını, doğru kasın nasıl bulunduğunu ve günlük programın nasıl kurulduğunu anlatıyorum. Yanlış uygulamanın sonuçlarını ve etkinin ne zaman görüldüğünü de ele alıyorum.
İdrar kaçırmada pelvik taban egzersizleri işe yarar ve düzenli uygulandığında hastaların önemli bir bölümünde kaçırma miktarında belirgin azalma sağlar. Bu egzersizler özellikle öksürme, hapşırma, gülme ve ağır kaldırma sırasında oluşan stres tipi kaçırmada etkilidir. Sıkışma tipi kaçırmada da mesane üzerindeki baskıyı azaltarak destekleyici bir katkı verir. Buna karşılık egzersizden yarar görmenin tek koşulu vardır ve bu koşul, doğru kasın doğru biçimde çalıştırılmasıdır. Pelvik taban egzersizi, tarif edildiği kadar kolay bir uygulama değildir ve hastaların önemli bir bölümü ilk denemede yanlış kasları kasar. Bu nedenle egzersizi yalnızca bir broşürle anlatmak yerine muayenede birlikte denemeyi tercih ederim.
Bu egzersizlerin en büyük üstünlüğü, hiçbir yan etki taşımaması ve her yerde uygulanabilmesidir. Ameliyat ya da ilaç gerektirmeden, yalnızca düzenli tekrarla sonuç alınabilir. En büyük zorluğu ise sabır gerektirmesidir, çünkü ilk günlerde hiçbir değişiklik hissedilmez. Hastaların bir bölümü bu nedenle birkaç hafta içinde programı bırakır. Oysa kas gücü kazanımı diğer kaslarda olduğu gibi burada da zamana yayılır. Bu süreci hastalara baştan anlatmak, programın yarıda bırakılmasını önler. Bu yazıda doğru kasın nasıl bulunduğunu, günde kaç kez egzersiz yapılması gerektiğini, yanlış uygulamada hangi kasların devreye girdiğini, etkinin kaç haftada görüldüğünü ve prostat ameliyatı sonrasında bu egzersizlerin nasıl uygulandığını anlatıyorum. Kaçırmanın türleri, nedenleri ve diğer tedavi seçenekleri konusunda istem dışı idrar kaçırma sorunu sayfası ayrıntılı bilgi verir.
Pelvik Taban Egzersizinde Doğru Kas Nasıl Bulunur?
Pelvik taban egzersizinde doğru kas, idrar akışını durduran ve gaz çıkışını tutan kasların birlikte hissedilmesiyle bulunur. Bu kaslar leğen kemiklerinin arasında bir hamak gibi uzanır ve mesaneyi, bağırsağı ve kadınlarda rahmi alttan destekler. Doğru kası bulmanın en pratik yolu, gaz tutuyormuş gibi makat çevresini içeri doğru çekmektir. Aynı anda idrar kanalını yukarı doğru kaldırma duygusu da hissedilmelidir. Kasılma sırasında karın, kalça ve uyluk kasları gevşek kalmalıdır. Bu ayrımı yapabilmek için ilk denemeleri elini karnına koyarak yapmayı öneririm. Karın kaslarının sertleştiğini hisseden kişi, kasılmanın yanlış yapıldığını anlar. Kadınlarda bir parmağın vajinaya yerleştirilmesi ve kasılma sırasında sıkışma duygusunun hissedilmesi de doğru yöntemi gösterir. Erkeklerde ise ayna karşısında penis kökünün hafifçe yukarı hareket etmesi doğru kasılmanın işaretidir. Kasılmanın birkaç saniye tutulması ve ardından tamamen gevşetilmesi gerekir. Gevşeme aşaması, kasılma kadar önemlidir ve çoğu zaman atlanır. Tam gevşemeyen bir kas, sonraki kasılmada gücünü ortaya koyamaz.
Doğru kası bulmakta zorlanan kişiler için başka yöntemler de bulunur. Muayene sırasında yapılan değerlendirmede kasılmanın gücü ve doğru olup olmadığı elle anlaşılabilir. Fizyoterapi desteği alınması, doğru kasın öğretilmesinde belirleyici bir katkı sağlar. Kasların kasıldığında ekranda görüntülendiği geri bildirim cihazları da öğrenmeyi belirgin biçimde hızlandırır. Bu cihazlar sayesinde kişi, hangi kasılmanın doğru olduğunu gözüyle görür. Hafif elektriksel uyarı veren cihazlar ise kası dışarıdan kasarak doğru duygunun öğrenilmesini sağlar. Bu destekler özellikle kasları çok zayıf olan ve hiç kasılma hissedemeyen kişilerde gereklidir. İdrarı tutarak yapılan deneme, doğru kası bulmak için yalnızca bir kez uygulanabilir. Bu yöntemin düzenli egzersiz olarak kullanılması ise doğru değildir. İdrar akışının tekrar tekrar kesilmesi, mesanenin tam boşalmamasına ve enfeksiyona zemin hazırlar. Bu nedenle bu denemeyi yalnızca kasın yerini öğrenmek amacıyla öneririm. Doğru kas bulunduktan sonra egzersizin her yerde yapılabilmesi de bu uygulamanın en pratik yanıdır. Hiç kimse dışarıdan fark etmeden, oturur hâlde ya da ayakta çalışılabilir. Bu özellik, egzersizin günlük yaşama kolayca yerleşmesini sağlar. Hastalarıma ilk hafta yalnızca doğru kasın bulunmasına odaklanmalarını söylerim. Tekrar sayısını artırmak bu aşamada gerekmez. Doğru duygunun yerleşmesi, programın geri kalanının temelini oluşturur. Yanlış öğrenilen bir kasılmanın sonradan düzeltilmesi çok daha güç olur.
Pelvik Taban Egzersizi Günde Kaç Kez Yapılmalıdır?
Pelvik taban egzersizi günde üç ayrı seans hâlinde yapılmalı ve her seansta yaklaşık on tekrar tamamlanmalıdır. Bu düzen, kasın hem gücünü hem de dayanıklılığını geliştirmeyi hedefler. Her tekrarda kasılmanın birkaç saniye tutulması ve ardından aynı süre kadar gevşetilmesi gerekir. Başlangıçta kasılmayı birkaç saniyeden uzun tutmak çoğu kişide mümkün olmaz. Süre haftalar içinde kademeli olarak uzatılır ve zamanla on saniyeye yaklaştırılır. Uzun süreli kasılmaların yanında kısa ve hızlı kasılmalar da programa eklenmelidir. Hızlı kasılmalar, öksürme ve hapşırma gibi ani basınç artışlarında kasın devreye girme hızını geliştirir. Bu iki tür kasılmanın birlikte çalışılması, günlük yaşamdaki kaçırmayı azaltmakta daha etkili olur. Seansların güne yayılması, kasın yorulmasını önler. Tüm tekrarların tek seferde yapılması ise kasın erken yorulmasına ve yanlış kasların devreye girmesine yol açar. Bu nedenle programı sabah, öğlen ve akşam olarak bölmeyi öneririm. Bu bölünmüş düzen, egzersizin günlük akışa yerleşmesini de kolaylaştırır.
Programın sürdürülebilir olması, sayıdan daha önemlidir. Hastaların bir bölümü ilk günlerde çok yüksek sayılarla başlar ve kısa sürede bırakır. Az sayıda ancak doğru yapılan tekrar, çok sayıda yanlış tekrardan belirgin biçimde daha yararlıdır. Egzersizin günlük yaşamdaki sabit anlara bağlanması, unutulmasını önler. Diş fırçalama, trafik ışığında bekleme ve televizyon izleme gibi anlar bu amaçla kullanılabilir. Telefona kurulan bir hatırlatıcı da düzenliliği artırır. Egzersizin yalnız program saatlerinde değil, basınç artışı beklenen anlarda da kullanılması gerekir. Öksürmeden, hapşırmadan ve ağır bir şey kaldırmadan hemen önce kasların kasılması, kaçırmayı doğrudan önleyen pratik bir alışkanlıktır. Bu alışkanlığın kazanılması çoğu kişide birkaç hafta sürer. Kasların aşırı çalıştırılması ise yarar yerine zarar verir ve leğen bölgesinde ağrıya yol açabilir. Egzersiz sırasında ağrı hissedilmesi durumunda programın gözden geçirilmesi gerekir. Nefesin tutulmaması da önemli bir kuraldır. Kasılma sırasında nefesin rahatça alınıp verilmesi, karın içi basıncının artmasını önler. Program başladıktan sonra ilk kontrolü birkaç hafta sonraya veririm. Bu kontrolde kasılmanın doğru yapılıp yapılmadığını yeniden değerlendiririm. Hastanın tuttuğu egzersiz kaydını da birlikte gözden geçiririm. Aksayan günlerin nedenini konuşmak, programın sürdürülmesine yardımcı olur. Tekrar sayısını bu görüşmede kişiye göre yeniden ayarlarım.
Pelvik Taban Egzersizi Yanlış Yapıldığında Hangi Kaslar Çalışır?
Pelvik taban egzersizi yanlış yapıldığında en sık karın kasları, kalça kasları ve uyluk iç kısmındaki kaslar çalışır. Bu üç kas grubu, pelvik taban kaslarına komşu olduğu için farkında olmadan kolayca devreye girer. Karın kaslarının kasılması en sık yapılan hatadır ve sonucu doğrudan olumsuz etkiler. Karın kaslarının sertleşmesi karın içi basıncını artırır ve bu basınç mesaneyi aşağı doğru iter. Bu durumda kişi, kaçırmayı önlemek yerine kaçırmayı kolaylaştıran bir hareket yapmış olur. Kalça kaslarının sıkılması ise gözle görülebilir bir harekete yol açar ve kolayca fark edilir. Uyluk iç kısmındaki kasların kasılması da bacakların birbirine yaklaşmasıyla anlaşılır. Bu üç hatanın hiçbirinde pelvik taban kasları yeterince çalışmaz. Nefesin tutulması da yanlış uygulamanın sık görülen bir parçasıdır. Nefes tutulduğunda göğüs boşluğundaki basınç artar ve bu artış karın boşluğuna yansır. Bu nedenle egzersiz sırasında sayı sayarak ya da konuşarak nefesin açık tutulmasını isterim. Sesli sayılan tekrarlarda hatanın fark edilmesi de kolaylaşır.
Yanlış uygulamanın ikinci grubu, gevşemenin ihmal edilmesidir. Kasların sürekli kasılı tutulması, zamanla gerginliğe ve ağrıya yol açar. Aşırı gergin pelvik taban kasları, idrar yapmayı güçleştirir ve leğen bölgesinde ağrı yaratır. Bu tablo, kas zayıflığı kadar sık görülen ancak çok daha az bilinen bir sorundur. Bu kişilerde egzersiz programına doğrudan başlanması durumu ağırlaştırır ve önce gevşeme çalışmaları yapılır. Bu nedenle programa başlamadan önce kasların gerçekten zayıf olup olmadığını değerlendiririm. Gergin kaslarda önce nefes çalışmaları ve gevşeme teknikleri uygulanır. Yanlış uygulamanın üçüncü grubu, kaçırmanın türünün doğru belirlenmemesidir. Mesanesini tam boşaltamayan ve taşma şeklinde kaçıran bir kişide bu egzersizler tek başına yarar sağlamaz. Bu kişilerde öncelikle boşaltma sorununun nedeni araştırılır. Aynı şekilde yalnızca sıkışma tipi kaçırması olan kişilerde egzersiz destekleyici bir rol üstlenir. Bu nedenle egzersiz önermeden önce ayrıntılı bir değerlendirme yaparım. Değerlendirmede öksürük testi, idrar tahlili ve mesanede kalan idrar ölçümü yer alır. Birkaç gün tutulan bir işeme günlüğü de kaçırmanın türünü netleştirir. Doğru tanı konmadan başlanan bir program, hem zaman kaybına hem de hayal kırıklığına yol açar. Hastaların bir bölümü daha önce denedikleri egzersizlerden yarar görmediklerini söyleyerek gelir. Bu kişilerde çoğu zaman sorun egzersizin kendisinde değil, uygulanış biçimindedir. Uygulamayı muayenede birlikte denediğimizde hatanın nerede olduğu kısa sürede ortaya çıkar.
Pelvik Taban Egzersizi İdrar Kaçırmada Kaç Haftada Etki Gösterir?
Pelvik taban egzersizi idrar kaçırmada genellikle altı ile on iki hafta arasında belirgin etki gösterir ve ilk değişiklikler birkaç hafta içinde hissedilmeye başlar. Kas gücü kazanımı, vücudun diğer kaslarında olduğu gibi zaman ve düzenli tekrar gerektirir. İlk haftalarda kişinin fark ettiği değişiklik, kasları daha kolay bulabilmesidir. Kaçırma miktarındaki azalma ise çoğu kişide bir ayı geçtikten sonra belirginleşir. Bu nedenle programın en az üç ay boyunca kesintisiz sürdürülmesini isterim. Erken bırakılan programlarda kazanım elde edilmeden süreç sonlanır. Yarar görülen kişilerde bile egzersizlerin tamamen bırakılması, kazanımın zamanla kaybolmasına yol açar. Bu nedenle program süresi dolduktan sonra daha seyrek bir sürdürme düzeni öneririm. Haftada birkaç gün yapılan tekrarlar, elde edilen gücün korunmasını sağlar. Kilo kontrolü, kabızlığın önlenmesi ve kronik öksürüğün tedavisi de bu dönemde önemsenir. Bu üç etkenin düzeltilmesi, egzersizin etkisini belirgin biçimde artırır. Bu nedenle programı yalnızca egzersizden ibaret bir plan olarak düşünmem.
Üç ayın sonunda yeterli yarar görülmeyen kişilerde plan yeniden değerlendirilir. İlk sorgulanması gereken konu, egzersizin doğru yapılıp yapılmadığıdır. Fizyoterapi desteği ya da geri bildirim cihazlarıyla yapılan bir dönem, bu kişilerin bir bölümünde sonucu değiştirir. Kasların çok zayıf olduğu ve sinir hasarı bulunan kişilerde ise egzersizden beklenen yanıt alınamaz. Kaçırması günlük yaşamını belirgin biçimde etkileyen ve ped kullanmak zorunda kalan kadınlarda cerrahi seçenekler gündeme gelir. İdrar kanalının altına ince bir destek şeridinin yerleştirildiği ve idrar kanalına destek sağlayan askı ameliyatı bu seçeneklerin başında gelir. Ameliyat kararı verilen kişilerde bile egzersizlerin sürdürülmesi önerilir. Ameliyattan önce güçlendirilmiş kaslar, ameliyat sonrası sonucu olumlu etkiler. Ameliyattan sonra egzersizlerin sürdürülmesi ise elde edilen sonucun uzun süre korunmasını sağlar. Bu nedenle egzersizi ameliyata alternatif değil, tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alırım. Menopoz sonrası dönemde dokulardaki incelme de yanıtı etkileyen bir etkendir. Bu dönemde ek tedavilerin değerlendirilmesi, egzersizin etkisini artırabilir. Yanıtın izlenmesi için ped sayısının ve işeme günlüğünün kayıt altına alınmasını isterim. Bu kayıtlar, kişinin kendi ilerlemesini görmesini de sağlar. Günlük yaşamda fark edilmeyen küçük iyileşmeler bu kayıtlarda açıkça görülür. Somut bir ilerlemenin görülmesi, programın sürdürülmesini kolaylaştırır.
Pelvik Taban Egzersizi Prostat Ameliyatı Sonrasında da Uygulanır mı?
Pelvik taban egzersizi prostat ameliyatı sonrasında da uygulanır ve bu dönemde idrar kontrolünün geri kazanılmasında önemli bir rol üstlenir. Prostat kanseri nedeniyle bezin tamamen çıkarıldığı ameliyatlardan sonra idrar tutma mekanizmasının bir bölümü kaybolur. Kalan mekanizmanın güçlendirilmesi, kontrolün daha hızlı geri dönmesini sağlar. Bu nedenle egzersizlere ameliyattan önce başlanmasını öneririm. Ameliyat öncesinde doğru kasın öğrenilmiş olması, sonda çıkarıldıktan sonra vakit kaybedilmemesini sağlar. Sonda yerindeyken egzersiz yapılması ise uygun değildir ve rahatsızlık yaratır. Sonda çıkarıldıktan sonra egzersizlere düşük tekrarla başlanır ve tekrar sayısı haftalar içinde artırılır. İlk günlerde kasılmanın hiç hissedilmemesi beklenen bir durumdur ve zamanla düzelir. İyi huylu büyüme nedeniyle yapılan ve idrar kanalı yoluyla gerçekleştirilen kapalı yöntemle prostat dokusunun alınması sonrasında da kısa süreli kaçırma görülebilir. Bu grupta kaçırma çoğu zaman birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelir. Egzersizlerin uygulanması bu düzelmeyi hızlandırır. Kaçırmanın birkaç haftadan uzun sürmesi durumunda ise ayrıntılı değerlendirme yaparım.
Prostat ameliyatı sonrasındaki kaçırma, kadınlardaki kaçırmadan farklı bir seyir izler. İlk haftalarda kaçırma miktarı belirgin olabilir ve günde birden fazla ped kullanımı gerekebilir. Bu miktar aylar içinde kademeli olarak azalır ve erkeklerin büyük bölümünde birinci yılın sonunda kontrol büyük ölçüde geri döner. Bu süreçte sabır ve düzenli egzersiz en önemli iki unsurdur. Kaçırmanın gidişini izlemek için ped sayısının günlük olarak kaydedilmesini isterim. Ameliyat sonrası dönemde kabızlıktan kaçınılması ve ağır yük kaldırılmaması da gerekir. Bu iki durum karın içi basıncını artırarak kaçırmayı belirginleştirir. Kafein ve alkol tüketiminin sınırlandırılması, mesane üzerindeki uyarıyı azaltır. Ameliyattan sonra boşalma sırasında meninin dışarı çıkmaması da sık görülen bir değişikliktir. Bu durumda meninin mesaneye doğru geri gittiği düşünülür ve tanı için boşalmanın ardından alınan idrar örneğinin incelenmesi yöntemi kullanılır. Bu değişikliğin idrar kaçırmayla bir ilgisi bulunmaz ve ayrı bir konu olarak ele alınır. Bir yılın sonunda kaçırması süren erkeklerde cerrahi seçenekler değerlendirilir. Bu değerlendirme öncesinde egzersizlerin doğru yapılıp yapılmadığı yeniden gözden geçirilir. Fizyoterapi desteğinin bu grupta belirgin katkı sağladığını görürüm. Kaçırmanın günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği de karara girer. Az miktarda kaçırması olan ve buna uyum sağlamış erkeklerde ek girişim gerekmeyebilir. Karar, hastanın beklentileri ve muayene bulguları birlikte değerlendirilerek verilir.
Pelvik taban egzersizleri, idrar kaçırma tedavisinde ilk basamağı oluşturan ve yan etkisi bulunmayan bir yöntemdir. Egzersizden yarar görmenin tek koşulu, doğru kasın doğru biçimde çalıştırılmasıdır. Karın, kalça ve uyluk kaslarının devreye girmesi en sık yapılan hatadır ve sonucu doğrudan olumsuz etkiler. Programın güne yayılması, hem uzun hem de kısa kasılmaların çalışılması ve nefesin açık tutulması temel kurallardır. Etki çoğu kişide birkaç ay içinde belirginleşir ve kazanımın korunması için seyrek de olsa sürdürülmesi gerekir. Kilo kontrolü, kabızlığın önlenmesi ve öksürüğün tedavisi bu kazanımı destekleyen üç ek başlıktır. Prostat ameliyatı geçiren erkeklerde ise egzersizlere ameliyattan önce başlanması, kontrolün daha hızlı geri kazanılmasını sağlar. Doğru kasın öğrenilmesi için muayenede ayrılan birkaç dakika, aylarca sürecek bir sürecin yönünü değiştirir.
1 Pelvik Taban Egzersizi Kadınlarda mı Erkeklerde mi Daha Etkilidir?
2 Egzersiz Sırasında Nefes Nasıl Alınmalıdır?
3 İdrarı Tutarak Egzersiz Yapmak Doğru mudur?
4 Pelvik Taban Egzersizi Gebelikte Yapılabilir mi?
5 Vajinal Ağırlık ve Uyarı Cihazları İşe Yarar mı?
6 Egzersiz Bırakıldığında Kazanım Kaybolur mu?
7 Pelvik Taban Egzersizi Kilo Verilmesiyle Birlikte Daha Etkili Olur mu?
8 Kabızlık Pelvik Tabanı Etkiler mi?
9 Ağır Egzersiz Kaçırmayı Artırır mı?
10 Sıkışma Tipi Kaçırmada da Pelvik Taban Egzersizi Yararlı mıdır?
11 Pelvik Taban Kasları Aşırı Gergin Olabilir mi?
12 Egzersizi Hangi Pozisyonda Yapmak Gerekir?
13 Kafein ve Sigara İdrar Kaçırmayı Etkiler mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Bladder Control Problems (Urinary Incontinence) www.niddk.nih.gov
- Urinary Incontinence medlineplus.gov
- Kegel Exercises www.niddk.nih.gov
- Cystocele www.niddk.nih.gov
- Urodynamic Testing www.niddk.nih.gov
- Bladder Diseases medlineplus.gov
- Literatür taraması: “midurethral sling stress urinary incontinence outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov