Tedavi edilmeyen böbrek şişmesinde kalıcı hasarın ne kadar sürede başladığını, kaybedilen işlevin ne kadarının geri geldiğini ve tıkanıklığa eklenen enfeksiyonun yarattığı tabloyu anlatıyorum.
Tedavi edilmeyen böbrek şişmesi zamanla böbreğin süzme işlevini azaltır, tekrarlayan enfeksiyonlara zemin hazırlar ve iki böbreğin birden etkilendiği durumlarda böbrek yetmezliğine kadar ilerler. Tıkanıklığın gerisinde biriken idrar, böbrek havuzundaki basıncı yükseltir ve bu basınç böbrek dokusunu içeriden sıkıştırır. Basınç uzun süre devam ettiğinde süzme birimleri zarar görür ve böbrek dokusu giderek incelir. Sürecin hızı, tıkanıklığın ne kadar tam olduğuna ve ne kadar sürdüğüne göre değişir. Kısmi ve yavaş gelişen tıkanıklıklarda böbrek uzun süre sessiz kalır, ancak bu sessizlik böbreğin güvende olduğu anlamına gelmez. Ağrısız ilerleyen şişmeler bu yüzden en sinsi grubu oluşturur.
Muayenede sık duyduğum cümlelerden biri, ağrının geçmesinden sonra sorunun kendiliğinden çözüldüğü düşüncesidir. Ağrının kesilmesi bazen taşın düşmesine bağlıdır, bazen ise böbreğin yüksek basınca uyum sağlamasına bağlıdır. İkinci durumda tıkanıklık yerinde durur ve böbrek sessizce işlev kaybeder. Bu yazıda tedavisiz kalan bir tıkanıklıkta zamanın nasıl işlediğini, kaybedilen işlevin ne kadarının geri geldiğini, işlevini yitiren bir böbreğin vücutta ne yaptığını, tıkanıklık açıldıktan sonra görülen bol idrar çıkışını ve ihmal edilen tabloya eklenen enfeksiyonu anlatıyorum. Hastalığın tanımı, nedenleri ve tanı basamakları için böbrekte idrarın birikerek genişleme yapması konusundaki sayfa ayrıntılı bilgi verir.
Böbrek Şişmesi Ne Kadar Sürede Kalıcı Hasar Bırakır?
Böbrek şişmesi tam bir tıkanıklığa bağlı geliştiğinde kalıcı hasar birkaç hafta içinde başlar, kısmi tıkanıklıklarda ise bu süre aylara ve yıllara yayılır. Süreyi belirleyen ilk etken, tıkanıklığın idrar akışını tümüyle mi yoksa kısmen mi kestiğidir. İdrar borusu tümüyle kapandığında böbrek havuzundaki basınç saatler içinde yükselir ve süzme işlevi ilk günlerde belirgin biçimde düşer. İlk bir iki hafta içinde açılan tıkanıklıklarda böbrek çoğunlukla eski düzeyine yaklaşır. Üçüncü haftadan sonra süzme birimlerinde küçük ve kalıcı kayıplar birikmeye başlar. Altı haftayı aşan tam tıkanıklıklarda kaybın büyük bölümü geri dönüşsüz hâle gelir. Kısmi tıkanıklıklarda idrarın bir bölümü geçmeye devam eder ve basınç daha ılımlı seyreder. Bu tabloda hasar yavaş ilerler, ancak yıllar içinde benzer bir noktaya ulaşır. Yavaş ilerleyen tıkanıklıkların sinsi yanı, kişinin hiçbir şikâyet duymamasıdır. Böbrek dokusundaki incelme bu kişilerde çoğu zaman başka bir nedenle yapılan ultrasonda fark edilir.
Süreyi etkileyen ikinci etken, böbreğin tıkanıklıktan önceki sağlık durumudur. Şeker hastalığı, uzun süreli tansiyon yüksekliği ve ileri yaş, böbreğin basınca dayanma gücünü azaltır. Daha önce enfeksiyon geçirmiş ya da yara izi taşıyan böbreklerde kayıp daha hızlı gelişir. Üçüncü etken, tıkanıklığa enfeksiyonun eklenip eklenmediğidir. Tıkalı ve enfekte bir böbrekte doku kaybı günler içinde ilerler ve bu tablo beklemeye izin vermez. Tek böbreği bulunan kişilerde de süre kısalır, çünkü yükü paylaşacak ikinci bir organ yoktur. Karşı böbreği sağlam olan kişilerde kan tahlilleri uzun süre normal çıkar. Bu normal sonuç çoğu zaman yanıltıcı bir güven duygusu yaratır. Tek taraflı şişmelerde kararı bu nedenle kan değerlerine değil, böbreğin ayrı ayrı ölçülen işlevine dayandırırım. Zaman kaybının en sık kaynağı, ağrı geçtikten sonra kontrolün ertelenmesidir. Taş düştükten sonra bile şişmenin sürüp sürmediği görüntülemeyle doğrulanmalıdır.
Süreyi somut bir zemine oturtmak için hastalarıma takvim üzerinden anlatım yaparım. Ani başlayan şiddetli yan ağrısıyla gelen bir kişide tıkanıklığın başlangıç tarihi çoğu zaman bellidir. Böyle bir durumda karar penceresi dar tutulur ve görüntüleme günler içinde tekrarlanır. Tesadüfen saptanan ve ne zaman başladığı bilinmeyen şişmelerde ise başlangıç tarihi bilinemez. Bu kişilerde doku kalınlığı ve işlev ölçümü, geçen sürenin dolaylı göstergeleri olarak kullanılır. İnce bir böbrek kabuğu, tıkanıklığın uzun süredir devam ettiğini düşündürür. Kalınlığı korunmuş bir kabuk ise tablonun yeni olduğuna işaret eder. Geçmiş görüntülemelerin bulunup karşılaştırılması, bu noktada en değerli bilgiyi sağlar. Eski bir ultrason raporu bile şişmenin ne zamandır var olduğunu kabaca gösterebilir. Bu nedenle kişilerden önceki tetkiklerini kontrol randevusuna getirmelerini isterim.
Böbrek Şişmesi Nedeniyle Kaybedilen Böbrek İşlevi Geri Kazanılır mı?
Böbrek şişmesi nedeniyle kaybedilen böbrek işlevinin bir bölümü tıkanıklık açıldıktan sonra geri kazanılır, ancak geri dönüşün miktarı tıkanıklığın süresine ve kalan doku kalınlığına bağlıdır. Kısa süreli tıkanıklıklarda böbrek birkaç hafta içinde eski düzeyine yaklaşır. Aylarca süren tıkanıklıklarda geri dönüş kısmi kalır. Böbrek dokusu ileri derecede incelmişse kazanç sınırlı olur. Geri dönüşün büyük bölümü ilk üç ay içinde gerçekleşir. Bu nedenle işlev ölçümünü tıkanıklık açıldıktan hemen sonra değil, birkaç ay sonra tekrarlarım. Erken yapılan ölçüm böbreğin toparlanma payını göstermez ve gereksiz kararlara yol açar. Ultrasonda genişlemenin azalması da tek başına yeterli bir ölçüt oluşturmaz. Uzun süre gerilmiş bir toplayıcı sistem, tıkanıklık açıldıktan sonra bile eski biçimine dönmeyebilir. Görüntüdeki genişlemenin sürmesi bu durumda işlev kaybı anlamına gelmez. Bu ayrımı yapabilmek için böbreğin boşalma hızını ölçen incelemelerden yararlanırım.
Toparlanma kapasitesini önceden kestirmek için birkaç ipucuna bakarım. Böbrek dokusunun kalınlığı, ultrasonda ölçülen en pratik göstergedir. Dokusu korunmuş bir böbrek, ileri derecede genişlemiş görünse bile iyi bir toparlanma gösterebilir. Sintigrafide her iki böbreğin toplam işleve katkısı ayrı ayrı ölçülür ve karar bu ölçüme dayandırılır. Kalıcı çözümden önce böbreğe geçici bir boşaltma sağlanması, toparlanma kapasitesini doğrudan sınamamı sağlar. Bu amaçla idrar borusuna ince bir stent yerleştirilir ya da böbreğe ciltten ince bir boşaltma tüpü takılır. Boşaltmadan birkaç hafta sonra tekrarlanan ölçüm, böbreğin gerçek potansiyelini ortaya koyar. Ölçüm düşük kalırsa kalıcı onarımın böbreğe katkısı sınırlı olur. Ölçüm yükselirse onarım kararı güçlenir ve girişim planlanır. İki böbreği birden etkileyen tıkanıklıklarda sorun çoğu zaman mesane çıkışında ya da idrar kanalında bulunur. Darlığın yeri ve uzunluğu belirlenirken idrar kanalının ilaçlı filmle görüntülenmesi yol gösterir.
Geri kazanımın beklentiyle örtüşmediği durumlar da vardır. Bazı kişilerde işlev ölçümü yükselir, ancak kişinin şikâyetleri aynı düzeyde sürer. Yan bölgedeki künt ağrı, tıkanıklık açıldıktan sonra bile aylarca devam edebilir. Bu ağrının kaynağı çoğu zaman uzun süre gerilmiş dokuların yavaş toparlanmasıdır. Bazı kişilerde ise şikâyetler düzelir, buna karşılık işlev ölçümü düşük kalır. Böyle bir tabloda karşı böbreğin yükü artmış olur ve o böbreğin korunması öncelik kazanır. Tuz tüketiminin azaltılması, tansiyonun düzenli izlenmesi ve ağrı kesici kullanımının sınırlanması bu kişilerde daha da önemli hâle gelir. Şeker hastalığı bulunanlarda kan şekeri kontrolü aynı çerçevede değerlendirilir. Böbrek işlevi azalmış kişilerde ilaçlı görüntüleme kararı da ayrıca gözden geçirilir. Tüm bu adımlar, kalan işlevin uzun yıllar korunmasını amaçlar.
Böbrek Şişmesi Nedeniyle İşlevini Yitiren Böbrek Vücutta Sorun Yaratır mı?
Böbrek şişmesi nedeniyle işlevini yitiren bir böbrek çoğu kişide sessiz kalır, ancak bir bölümünde tansiyon yüksekliği, tekrarlayan enfeksiyon ve inatçı yan ağrısı gibi sorunlara yol açar. İşlevini kaybetmiş böbrek, içi idrarla dolu ince duvarlı bir keseye benzer. Bu kesedeki durgun idrar, bakterilerin yerleşmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bakteri bir kez yerleştiğinde antibiyotikler bu bölgeye yeterince ulaşamaz ve enfeksiyon tekrar tekrar alevlenir. İkinci sorun, böbreğin tansiyonu düzenleyen hormonu uygunsuz biçimde salgılamasıdır. Bu durum karşıma ilaçla kontrol edilemeyen tansiyon yüksekliği olarak çıkar. Üçüncü sorun, yan bölgedeki dolgunluk hissi ve sırta vuran künt ağrıdır. Dördüncü sorun ise durgun idrarın zamanla taş oluşturmasıdır. Oluşan taşlar enfeksiyonu besler ve enfeksiyon yeni taşların gelişmesini kolaylaştırır. Bu kısır döngü, yıllar içinde böbreğin çevresindeki dokuları da etkiler.
İşlevsiz bir böbreğin alınıp alınmayacağına yalnızca görüntüye bakarak karar vermem. Şikâyet yapmayan, enfeksiyon oluşturmayan ve tansiyonu etkilemeyen böbrekler yerinde bırakılır ve belirli aralıklarla izlenir. İzlemde ultrason ile idrar tahlilinin düzenli tekrarlanması çoğu kişide yeterli olur. Tekrarlayan ateşli enfeksiyon, kontrol altına alınamayan tansiyon ya da sürekli ağrı varsa böbreğin alınması gündeme gelir. Karar öncesinde karşı böbreğin işlevinin yeterli olduğu mutlaka doğrulanır. Sintigrafide çok düşük katkı veren böbreklerde onarım girişimi çoğunlukla yarar sağlamaz. Çocuklarda ise karar daha temkinli verilir, çünkü büyümekte olan böbrek uzun sürede bir miktar toparlanabilir. Bebeklikten beri süren ve böbrek çıkışındaki darlığa bağlı gelişen genişlemelerde bu toparlanma payı daha belirgindir. Böyle bir tablo böbrek ile idrar borusunun birleştiği noktadaki darlık başlığı altında ayrı bir hastalık olarak ele alınır. Erişkinlerde ise uzun yıllar sessiz kalmış bir böbreğin toparlanma payı çok daha düşüktür. Bu nedenle karar yaşa, şikâyetlere ve karşı böbreğin durumuna göre kişiye özel olarak verilir.
İşlevsiz bir böbrekle yaşayan kişilerin günlük düzeninde birkaç başlık öne çıkar. Ateşli bir enfeksiyonun erken fark edilmesi, bu kişilerde en somut koruyucu adımdır. Titremeyle yükselen ateş, yan ağrısı ve idrar renginde koyulaşma vakit kaybedilmeden değerlendirilmelidir. Sağlam böbreğin korunması için tansiyonun düzenli ölçülmesi ve kaydedilmesi istenir. Ağrı kesicilerin gelişigüzel kullanımından uzak durulması da aynı amaca hizmet eder. Yeterli sıvı alımı, sağlam böbrekteki taş oluşumunu güçleştirir. Temaslı sporlarda karın ve yan bölgeye gelecek darbeler karşı böbreği tehdit ettiği için bu dallarda koruyucu önlemler alınır. Kontrol randevularının aksatılmaması, sessiz ilerleyen değişikliklerin zamanında yakalanmasını sağlar. Takip sırasında istenen tetkikler çoğu kişide ultrason ve basit kan tahlilleriyle sınırlı kalır.
Böbrek Şişmesi Boşaltıldıktan Sonra Bol İdrar Çıkışı Neden Olur?
Böbrek şişmesi boşaltıldıktan sonra görülen bol idrar çıkışı, tıkanıklık sırasında biriken su ile atık maddelerin hızla atılmasından ve böbreğin idrarı yoğunlaştırma yeteneğini geçici olarak yitirmesinden kaynaklanır. Tıkanıklık sürerken vücutta fazla sıvı ve tuz birikir. Tıkanıklık açıldığı anda böbrek bu fazlalığı boşaltmaya başlar ve idrar miktarı hızla artar. Bu ilk bölüm, vücudun kendini dengeye getirme çabasıdır ve beklenen bir tepkidir. İkinci mekanizma, uzun süre yüksek basınç altında kalan idrar kanalcıklarının suyu geri emme yeteneğini kaybetmesidir. Bu kanalcıklar basınç kalktıktan sonra bir süre seyreltik idrar üretmeye devam eder. Sonuçta kişi gerçekten ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla idrar çıkarır. Bol idrar çıkışı çoğu kişide bir iki gün sürer ve kendiliğinden azalır. İki böbreği birden etkileyen tıkanıklıkların açılmasından sonra ise bu tablo daha belirgin ve daha uzun seyreder. Böyle durumlarda kişiyi hastanede izler ve sıvı dengesini yakından takip ederim.
Takip sırasında birkaç ölçüme birlikte bakarım. Günlük idrar miktarı, alınan sıvı miktarıyla birlikte kaydedilir. Kilo takibi, vücuttan çıkan sıvının fazla olup olmadığını en pratik biçimde gösterir. Kanda sodyum, potasyum ve böbrek işlev değerleri belirli aralıklarla ölçülür. Ağızdan yeterli sıvı alamayan kişilerde kayıp damar yoluyla karşılanır. Ağız kuruluğu, baş dönmesi ve ayağa kalkarken tansiyon düşmesi, kaybın karşılanamadığını gösteren uyarıcı bulgulardır. Kayıp karşılanırken aşırıya kaçılması da doğru değildir, çünkü fazla verilen sıvı bol idrar çıkışını uzatır. Bu nedenle sıvı desteğini kademeli olarak azaltırım. Mesane çıkışındaki tıkanıklığın ameliyatla açıldığı erkeklerde aynı dönemde boşalmayla ilgili değişiklikler de görülebilir. Menin mesaneye geri kaçtığından şüphelenildiğinde boşalma sonrasında alınan idrar örneğinin incelenmesi tanıyı netleştirir. Bol idrar çıkışı geçtikten sonra böbreğin işlevi birkaç ay içinde yeniden ölçülür.
Bu dönemde kişilerin en çok merak ettiği konu, bol idrar çıkışının böbreğin iyileştiğini gösterip göstermediğidir. Çıkan idrarın fazla olması tek başına iyi bir haber değildir. Uzun süre tıkalı kalmış bir böbrek, seyreltik ve işe yaramaz idrar üretebilir. İdrarın miktarı değil, kandaki atık maddelerin temizlenme hızı asıl göstergeyi oluşturur. Bu nedenle kreatinin değerinin düşüş hızını günlük olarak izlerim. Değer düşmeye başladığında tablonun olumlu ilerlediği anlaşılır. Değer yerinde sayarsa ya da yükselmeye devam ederse boşaltmanın yeterli olup olmadığı yeniden değerlendirilir. Stentin ya da tüpün yer değiştirmesi, bu tür durumlarda ilk akla gelen nedendir. Kontrol görüntülemesiyle boşaltmanın çalışıp çalışmadığı doğrulanır. Evine gönderilen kişilere günlük idrar miktarını yazmalarını ve kilolarını ölçmelerini öneririm.
Böbrek Şişmesi İhmal Edilirse Enfeksiyon Nasıl Bir Tablo Yaratır?
Böbrek şişmesi ihmal edildiğinde eklenen enfeksiyon, sıradan bir idrar yolu enfeksiyonundan çok daha ağır seyreden ve saatler içinde kötüleşebilen bir tablo yaratır. Tıkalı bir böbrekte idrar akmadığı için bakteriler dışarı süpürülemez. Kapalı boşlukta çoğalan bakteriler, iltihabın basınç altında kalmasına yol açar. Basınçlı iltihap böbrek dokusundaki küçük damarlara geçer ve mikroplar kan dolaşımına karışır. Bu nedenle tıkanıklıkla birlikte görülen ateş, üroloji pratiğinde acil bir durum olarak kabul edilir. Tabloyu titremeyle yükselen ateş, yan ağrısı, bulantı ve belirgin halsizlik başlatır. Kısa sürede tansiyon düşmesi, nabzın hızlanması, hızlı nefes alıp verme ve bilinç bulanıklığı eklenebilir. İdrar miktarının azalması da kötüleşmenin işaretlerinden biridir. Bazı kişilerde idrar tahlili beklenenden temiz çıkar, çünkü enfekte idrar tıkanıklığın gerisinde kalır ve mesaneye ulaşamaz. Temiz görünen bir idrar tahlili bu yüzden tıkanıklıkla birlikte görülen ateşi açıklamaz. Böyle bir durumda kararı tahlile değil, ateşe ve görüntülemeye dayandırırım.
Tedavinin ilk adımı, antibiyotik başlanması değil, tıkanıklığın gerisindeki basıncın düşürülmesidir. Antibiyotik tek başına verildiğinde ilaç kapalı boşluğa yeterince ulaşamaz ve tablo ilerler. Basıncın düşürülmesi için idrar borusuna stent yerleştirilir ya da böbreğe ciltten ince bir boşaltma tüpü takılır. Hangi yöntemin seçileceği, tıkanıklığın yerine ve kişinin genel durumuna göre belirlenir. Boşaltma sağlandıktan sonra antibiyotik tedavisi damar yolundan sürdürülür. Ateşin düşmesi çoğu kişide bir iki gün içinde başlar. Ateş düşmüyorsa böbrekte ya da çevresinde apse gelişimi araştırılır. Şeker hastalarında ve bağışıklığı zayıf kişilerde tablo daha hızlı ağırlaşır. Uzun süre ihmal edilen tıkanıklıklarda böbrek dokusu iltihapla dolarak tümüyle işlevsiz hâle gelebilir. Böyle bir böbrek, enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra çıkarılabilir. Tekrarlayan ateşli ataklar, böbrekte kalıcı yara izlerinin birikmesine yol açar. Bu nedenle ateşli bir atak geçiren herkeste tıkanıklığın nedeni sonrasında mutlaka araştırılır.
Böbrek şişmesi kendi başına bir hastalık değil, idrar akışını engelleyen bir sorunun işaretidir ve bu işaretin karşılıksız bırakılması böbreğe zaman kaybettirir. Tam tıkanıklıklarda kalıcı hasar haftalar içinde başlar, kısmi tıkanıklıklarda ise aynı sonuca yıllar içinde ulaşılır. Kaybedilen işlevin bir bölümü tıkanıklık açıldıktan sonra geri gelir ve bu payın gerçek büyüklüğü birkaç ay beklenerek ölçülür. İşlevini yitiren bir böbrek çoğu kişide sessiz kalsa da enfeksiyon, tansiyon yüksekliği ve ağrı yaparak kendini gösterebilir. Tıkanıklığa eklenen ateş ise beklemeye izin vermeyen bir tablodur ve böbreğin boşaltılmasıyla başlayan bir tedavi gerektirir. Ağrının geçmesine bakarak kontrolü ertelemek yerine görüntülemeyle doğrulama yapılması, böbreği korumanın en somut yoludur.
1 Tedavi Edilmeyen Böbrek Şişmesinde Hasar Hangi Aşamada Kalıcılaşır?
2 Tek Taraflı Böbrek Şişmesinde Kan Tahlilleri Neden Normal Çıkar?
3 Böbrek Şişmesinde Stent ile Ciltten Takılan Boşaltma Tüpü Arasındaki Fark Nedir?
4 Böbrek Şişmesi Olan Kişi Su Tüketimini Artırmalı mıdır?
5 Böbrek Şişmesinde Ağrının Geçmesi Tıkanıklığın Açıldığını Gösterir mi?
6 Gebelikte Görülen Böbrek Şişmesi Tedavi Gerektirir mi?
7 Uzun Süren Böbrek Şişmesi Tansiyonu Nasıl Etkiler?
8 Böbrek Şişmesinde Sintigrafi Sonucu Ameliyat Kararını Nasıl Değiştirir?
9 Böbrek Şişmesi Olan Kişi Ağrı Kesici Kullanabilir mi?
10 Böbrek Şişmesi İki Böbrekte Birden Görülürse Ne Değişir?
11 Böbrek Şişmesinde Kontroller Hangi Aralıklarla Yapılır?
12 Böbrek Şişmesi Olan Kişide Ateş Neden Acil Kabul Edilir?
13 İşlevini Yitiren Böbrek Mutlaka Alınır mı?
14 İleri Böbrek Şişmesi Olan Kişide Fiziksel Etkinlik Nasıl Planlanır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Vesicoureteral Reflux (VUR) www.niddk.nih.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “ureteropelvic junction obstruction pyeloplasty outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “upper tract urothelial carcinoma management” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov