Böbrek kistinde çekilen ilaçlı tomografinin böbreğe etkisini, kontrast maddenin vücuttan atılma süresini, böbrek değeri düşük kişilerde seçilecek yöntemi ve takip sıklığını anlatıyorum.
Böbrek kistinde ilaçlı tomografi, böbrek işlevleri normal olan kişilerin büyük bölümünde kalıcı bir zarar bırakmaz. Damardan verilen kontrast madde böbreklerden süzülerek atılır ve bu süzme işlemi sağlıklı bir böbrek için olağan bir yük oluşturur. Buna karşılık böbrek değerleri bozuk olan kişilerde aynı madde işlevlerde geçici bir gerilemeye yol açabilir. Bu nedenle inceleme öncesinde kan tahlilleriyle böbrek işlevleri ölçülür. Şeker hastalığı, kalp yetmezliği, ileri yaş ve sıvı kaybı riski artıran başlıklar arasında yer alır. Riskli görülen kişilerde inceleme ya ertelenir ya da kontrast madde gerektirmeyen bir yöntemle değiştirilir. Yeterli sıvı alımı ise riski azaltan en pratik önlemi oluşturur.
Bu soruyu böbreğinde kist saptanan kişilerin büyük bölümü ilk görüşmede sorar. Kist sözcüğü çoğu kişide gereğinden büyük bir kaygı yaratır ve tomografi önerisi bu kaygıyı artırır. Oysa böbrek kistlerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur ve hiçbir ek inceleme gerektirmez. İlaçlı tomografi yalnız ultrasonda basit kist özelliklerinin tamamı görülemediğinde gündeme gelir. Bu ayrımın anlatılması, gereksiz incelemelerin de gereksiz korkuların da önüne geçer. İncelemenin neden istendiğinin bilinmesi kişinin sürece uyumunu da artırır. Bu yazıda ilaçlı tomografinin neden gerektiğini, kontrast maddenin vücuttan ne kadar sürede atıldığını, böbrek değeri düşük kişilerde hangi yöntemin seçildiğini, inceleme sonrası böbreğin nasıl korunduğunu ve takipte incelemenin hangi sıklıkla tekrarlandığını anlatıyorum. Kistin türleri, belirtileri ve hangi durumlarda girişim gerektirdiği konusunda ayrıntı gerektiğinde böbrekte içi sıvı dolu kese konusundaki sayfa yol gösterir.
Böbrek Kisti Araştırmasında İlaçlı Tomografi Neden Gerekir?
Böbrek kisti araştırmasında ilaçlı tomografi, kistin iç yapısını ve duvarının damarlanmasını göstermek için gerekir. Ultrason kistin boyutunu, sayısını ve genel görünümünü ortaya koyar. Bu yöntem ışın içermez ve ilk basamakta her zaman kullanılır. Buna karşılık ultrason, kistin içindeki ince bölmeleri ve duvardaki küçük kalınlaşmaları her zaman ayırt edemez. Asıl ayrım ise kistin herhangi bir bölümünün damarlanıp damarlanmadığında yatar. Damardan verilen kontrast madde, kan akımı bulunan dokularda birikir ve o bölgeyi parlak gösterir. Basit bir kistin içinde damar bulunmadığı için hiçbir bölümü boyanmaz. Kistin duvarında ya da içindeki bir alanda boyanma görülmesi ise o bölgenin canlı doku olduğunu gösterir. Bu bulgu değerlendirmenin yönünü tamamen değiştirir. İncelemenin doğru sonuç vermesi için kontrast madde verilmeden önce ve verildikten sonra ayrı ayrı görüntü alınır. İki görüntünün karşılaştırılması boyanmanın olup olmadığını ortaya koyar. Tek bir görüntüyle bu karşılaştırma yapılamaz. Bu nedenle ilaçsız çekilen bir tomografi kist değerlendirmesinde yetersiz kalır. Kistin risk sınıfının belirlenmesi bu karşılaştırmaya dayanır ve damardan ilaç verilerek çekilen üriner tomografi bu amaçla istenen incelemenin adını oluşturur.
İncelemenin sonucu doğrudan bir karara dönüşür. Duvarı ince, içi berrak ve hiçbir bölümü boyanmayan kistlerde ek işlem gerekmez. Bu kistlerde takip bile çoğu zaman gereksizdir. İçinde az sayıda ince bölme ya da ince kireçlenme bulunan kistler de iyi huylu kabul edilir. Bölme sayısı arttıkça ve duvar kalınlaştıkça kist takip grubuna alınır. Duvarı ya da bölmeleri kalın, düzensiz ve boyanan kistlerde ise kanser olasılığı belirgin biçimde artar. Bu kistler cerrahi olarak değerlendirilir. İçinde boyanan katı alan bulunan kistler doğrudan kistik böbrek tümörü gibi ele alınır. Bu ayrımın yapılmadığı durumlarda iki yanlıştan biri kaçınılmaz olur. Birinci yanlış, iyi huylu bir kist için gereksiz ameliyat yapılmasıdır. İkinci yanlış, tümör niteliğindeki bir kistin yıllarca izlenmesidir. İlaçlı tomografi bu iki yanlışı birden önleyen bilgiyi verir. İncelemenin bir kez doğru yapılması, sonraki yılların tamamını planlanabilir hâle getirir. Bu nedenle riskin doğru değerlendirildiği kişilerde incelemeyi ertelemem. Kaygı nedeniyle incelemeyi reddeden kişilerde ise kararı tartışır ve nedenlerini ayrıntılı olarak anlatırım. İncelemenin ne kadar süreceği ve nasıl yapılacağı da bu görüşmede anlatılır. Çekim birkaç dakika sürer ve kişi masada hareketsiz yatar. Nefes tutma komutlarının önceden denenmesi görüntü kalitesini artırır.
Böbrek Kisti İçin Çekilen İlaçlı Tomografideki Madde Vücuttan Ne Kadar Sürede Atılır?
Böbrek kisti için çekilen ilaçlı tomografide kullanılan madde, böbrek işlevleri normal olan kişilerde çoğunlukla bir gün içinde vücuttan atılır. Madde damardan verildikten sonra kan dolaşımına karışır ve doku aralıklarına dağılır. Böbrekler bu maddeyi süzerek idrara geçirir. Atılımın büyük bölümü ilk saatlerde tamamlanır. Kalan bölüm ise sonraki saatlerde idrarla dışarı çıkar. Bu nedenle inceleme sonrası bol su içilmesi atılımı hızlandırır. Böbrek işlevleri azalmış kişilerde süre uzar ve madde dolaşımda daha uzun kalır. Diyaliz tedavisi gören kişilerde atılım böbrekler yerine diyalizle sağlanır. Bu kişilerde inceleme zamanlaması diyaliz programıyla birlikte planlanır. Sıvı kaybı bulunan kişilerde de atılım yavaşlar. Kusma, ishal ve yüksek ateş bu tabloyu yaratan sık nedenler arasında yer alır. İdrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde sıvı dengesinin önceden değerlendirilmesi gerekir. Kalp yetmezliği bulunanlarda ise sıvı yüklemesi ayrı bir dikkat gerektirir. Bu kişilerde alınacak sıvı miktarı kalp durumu gözetilerek belirlenir. Atılım süresinin uzaması tek başına zarar anlamına gelmez, ancak izlemi gerektirir.
İnceleme sonrasında hissedilen bazı belirtiler de sık sorulur. Kontrast madde verilirken vücutta yayılan bir sıcaklık hissi olağan bir durumdur. Ağızda metalik bir tat duyulması da beklenen bulgular arasında yer alır. Bu hisler saniyeler içinde geçer ve zarar göstergesi değildir. İdrar renginin geçici olarak koyulaşması da görülebilir. Bulantı ve kaşıntı gibi hafif belirtiler daha seyrek ortaya çıkar. Nefes darlığı, yaygın döküntü ve yüzde şişlik ise beklenmeyen bulgular arasında yer alır ve hemen bildirilmelidir. İnceleme yapılan birimde bu durumlara karşı hazırlık her zaman bulunur. Daha önce kontrast maddeyle sorun yaşamış kişilerde inceleme öncesinde ek hazırlık yapılır. Böbrek üzerindeki etki ise erken değil, birkaç gün içinde ortaya çıkar. Bu nedenle riskli kişilerde inceleme sonrası kan tahlilleri tekrarlanır. Değerlerde bir gerileme saptanırsa nedeni araştırılır ve destekleyici tedavi planlanır. Bu gerilemenin büyük bölümü geçicidir ve kendiliğinden düzelir. Kalıcı bozulma, böbrek işlevleri zaten ileri derecede azalmış kişilerde görülür. Bu nedenle risk değerlendirmesi incelemeden önce yapılır. Değerlendirmede yaş, eşlik eden hastalıklar ve kullanılan ilaçlar birlikte ele alınır. Kişinin daha önce kontrast madde almış olması da sorulur.
Böbrek Değeri Düşük Kişide Böbrek Kisti İçin Hangi Görüntüleme Seçilir?
Böbrek değeri düşük kişide böbrek kisti için öncelikle kontrast madde gerektirmeyen görüntüleme yöntemleri seçilir. İlk basamak her zaman ultrasondur ve bu yöntem ışın da kontrast madde de içermez. Ultrason kistin boyutunu ve genel yapısını gösterir. Basit kist özelliklerinin tamamı görüldüğünde ek inceleme gerekmez. Ayrıntı gerektiğinde ikinci seçenek manyetik rezonans incelemesidir. Bu incelemede kullanılan madde tomografidekinden farklı bir yapıya sahiptir. Böbrek işlevleri belirli bir düzeyin altına inmemiş kişilerde bu madde güvenle kullanılır. Manyetik rezonans, kistin içindeki bölmeleri ve duvar yapısını ayrıntılı biçimde gösterir. İşlemin uzun sürmesi ve dar alanda yatmayı gerektirmesi bazı kişilerde güçlük yaratır. Kalp pili ve benzeri cihazı bulunanlarda da uygunluk ayrıca değerlendirilir. Üçüncü seçenek kontrastlı ultrason incelemesidir. Bu incelemede kullanılan maddeler böbreklerden atılmaz ve akciğerler yoluyla vücuttan uzaklaşır. Yöntem, kistin içindeki alanların damarlanmasını gösterebilir. Her merkezde bulunmaması ise kullanımını sınırlar. Seçim, böbrek değerlerinin düzeyine ve merkezin olanaklarına göre yapılır.
Bazı durumlarda ilaçsız tomografi de değerli bilgi verir. Bu inceleme kistin içindeki kireçlenmeleri ve yoğun içeriği gösterir ve ilaç verilmeden çekilen üriner tomografi özellikle taş araştırmasında kullanılır. Kist değerlendirmesinde ise tek başına yetersiz kalır, çünkü damarlanma bilgisini vermez. Buna karşılık daha önce çekilmiş bir ilaçlı incelemeyle karşılaştırıldığında yararlı olur. Eski görüntülerin saklanması bu nedenle önem taşır. Karşılaştırma yapılabilmesi için takiplerde aynı yöntemin kullanılması yerinde olur. Böbrek değerleri düşük kişilerde kararın tek başına verilmemesi gerekir. Böbrek hastalıkları uzmanıyla birlikte değerlendirme yapılması en doğru yolu oluşturur. Kistin risk sınıfı yüksekse ve inceleme kaçınılmazsa koruyucu önlemlerle işlem planlanır. Bu önlemler arasında damardan sıvı verilmesi ilk sırada yer alır. Kullanılan kontrast madde miktarının en düşük düzeyde tutulması da gözetilir. Böbreğe yük bindiren ilaçların inceleme öncesinde geçici olarak bırakılması da planın parçasını oluşturur. İncelemeden sonra böbrek değerleri birkaç gün içinde yeniden ölçülür. Bu ölçüm, geçici bir gerilemenin erken fark edilmesini sağlar. Planlı yürütülen bir inceleme, riskli kişilerde bile güvenli biçimde tamamlanır. İncelemenin yapılacağı merkezin böbrek değerlerini önceden istemesi bu planın parçasını oluşturur. Tahlil sonucunun çekim gününde elde bulunması gecikmeleri önler.
Böbrek Kisti İçin İlaçlı Tomografi Çekildikten Sonra Böbrek Nasıl Korunur?
Böbrek kisti için ilaçlı tomografi çekildikten sonra böbrek, öncelikle yeterli sıvı alımıyla korunur. İnceleme sonrasında bol su içilmesi idrar akışını artırır ve maddenin atılımını hızlandırır. Sıvı alımının incelemeden önce de başlatılması ayrıca yarar sağlar. Riskli kişilerde bu destek damardan verilen sıvıyla sağlanır. İkinci adım, böbreğe yük bindiren ilaçların geçici olarak bırakılmasıdır. Ağrı kesicilerin bir bölümü bu grupta yer alır ve inceleme çevresindeki günlerde kullanılmaz. Şeker hastalığında kullanılan bazı ilaçlar için de kısa bir ara verilir. Bu aranın süresi hekim tarafından belirlenir ve kişinin kendi başına karar vermesi doğru değildir. Üçüncü adım, kan tahlillerinin tekrarlanmasıdır. Böbrek değerleri incelemeden birkaç gün sonra yeniden ölçülür. Ölçümün zamanlaması önemlidir, çünkü etki hemen değil gecikmeli olarak ortaya çıkar. Dördüncü adım, idrar miktarının izlenmesidir. İdrar miktarının belirgin biçimde azalması uyarıcı bir bulgu oluşturur. Beşinci adım, tansiyonun izlenmesidir ve tansiyon dalgalanmaları böbrek kanlanmasını doğrudan etkiler. Bu beş adım birlikte uygulandığında sorun çoğu kişide ortaya çıkmadan önlenir.
İnceleme sonrası dönemde beslenme düzeni de gözden geçirilir. Tuz tüketiminin azaltılması tansiyon denetimine katkı sağlar. Protein alımının aşırıya kaçmaması böbrek yükünü hafifletir. Bitkisel adla satılan takviyelerin bu dönemde kullanılmaması gerekir, çünkü içerikleri çoğu zaman belirsizdir. Kafeinli içeceklerin ölçülü tüketilmesi de uygun olur. Sigara kullanımı böbrek damarlarını daraltarak kanlanmayı azaltır. Bu alışkanlığın bırakılması uzun dönemde en kalıcı korumayı sağlar. Şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliği bulunanlarda bu hastalıkların denetimi doğrudan böbrek koruması anlamına gelir. Kilo denetimi de aynı başlığın parçasını oluşturur. Bu önerilerin tamamı yalnız inceleme sonrası için değil, sürekli için geçerlidir. Böbrek değerlerinde kalıcı bir gerileme saptanan kişilerde izlem programı sıklaştırılır. Bu kişilerde sonraki görüntülemelerde kontrast madde gerektirmeyen yöntemler öne çıkar. İnceleme kayıtlarının kişide bulunması, sonraki değerlendirmeleri kolaylaştırır. Hangi tarihte hangi incelemenin yapıldığının yazılı tutulması yararlı bir alışkanlık oluşturur. Bu kayıt, gereksiz tekrarların da önüne geçer. Farklı merkezlere başvuran kişilerde aynı inceleme kısa aralıklarla tekrarlanabilir. Görüntülerin dijital ortamda saklanması bu tekrarı büyük ölçüde engeller.
Böbrek Kisti Takibinde İlaçlı Tomografi Kaç Yılda Bir Tekrarlanır?
Böbrek kisti takibinde ilaçlı tomografinin tekrarlanma sıklığı, kistin risk sınıfına göre belirlenir ve çoğu kistte tekrar gerekmez. Basit kistlerde takip çoğu zaman hiç yapılmaz. Az sayıda ince bölme içeren ve iyi huylu kabul edilen kistlerde de düzenli görüntüleme gerekmez. Takip grubuna giren kistlerde ise ilk yıllarda belirli aralıklarla inceleme planlanır. Bu aralık çoğu kişide altı ay ile bir yıl arasında başlar. İlk yılların sonunda değişiklik saptanmazsa aralık uzatılır. Birkaç yıl boyunca sabit kalan kistlerde takip sonlandırılabilir. Kanser olasılığı yüksek kistlerde ise takip değil, cerrahi değerlendirme gündeme gelir. İleri yaş ya da ek hastalıklar nedeniyle ameliyat yapılmayan kişilerde takip daha sık sürdürülür. Takip sırasında duvarın kalınlaşması ya da yeni bir boyanan alanın ortaya çıkması kararı değiştirir. Bu değişimin görülebilmesi için aynı yöntemin kullanılması gerekir. Farklı yöntemlerle çekilen görüntülerin karşılaştırılması yanıltıcı sonuç verebilir. Eski görüntülerin arşivde bulunması da bu nedenle önem taşır. Takip planının kişiye yazılı olarak verilmesi randevuların aksamasını önler.
Tekrarlayan incelemelerde ışın yükü de ayrıca değerlendirilir. Genç kişilerde bu yük daha dikkatli hesaplanır. Yıllar boyunca sık görüntüleme gereken kişilerde ışın içermeyen yöntemler öne çıkarılır. Böbrek taşı nedeniyle sık görüntüleme yapılan kişilerde toplam yük daha da artar ve taşın yinelediği böbrek hastalığı izlenirken bu durum ayrıca gözetilir. Bu kişilerde ultrason ilk seçenek olarak kullanılır ve tomografi yalnız gerektiğinde istenir. Düşük doz çekim seçeneklerinin kullanılması da yükü azaltır. Takip sırasında yeni bir yakınma ortaya çıkarsa program beklenmeden güncellenir. Yan ağrısı, idrarda kan ve ateş bu yakınmaların başında gelir. Kilo kaybı ve iştahsızlık da ayrı bir değerlendirme gerektirir. Takip aralıklarının kişinin kaygı düzeyine göre belirlenmesi doğru bir yaklaşım oluşturmaz. Gereğinden sık yapılan incelemeler hem ışın yükünü hem kaygıyı artırır. Bu nedenle takip planının gerekçesini kişiye ayrıntılı olarak anlatırım. Planın anlaşılması, aradaki sürede yaşanan belirsizliği büyük ölçüde azaltır. Kist saptanan kişilerin büyük bölümünde sürecin birkaç yıl içinde kapandığını da baştan söylerim. Bu bilgi, uzun bir takibin beklendiği yanılgısını ortadan kaldırır. Takibin sonlandırıldığı da kişiye açıkça söylenmelidir. Belirsiz bırakılan bir takip, yıllarca süren gereksiz kontrollere yol açar. Kapanış görüşmesinde hangi yakınmalarda yeniden başvurulacağı da yazılı olarak verilir. Bu liste, kişinin aradan yıllar geçtikten sonra bile doğru zamanda başvurmasını sağlar. Böylece hem gereksiz inceleme hem gecikmiş tanı önlenir. Listenin ilk sırasında yan ağrısı, ateş ve idrarda kan yer alır. Bu üç bulgu, kistle ilgili sorunların büyük bölümünü haber verir.
Böbrek kistinde ilaçlı tomografi, böbrek işlevleri normal olan kişilerin büyük bölümünde kalıcı bir zarar bırakmaz ve çoğu zaman tek bir kez yeterli olur. İnceleme, kistin duvarının ve içindeki alanların damarlanıp damarlanmadığını gösterdiği için gereksiz ameliyatların da gözden kaçan tümörlerin de önüne geçer. Kullanılan madde sağlıklı böbreklerde bir gün içinde atılır ve bol sıvı alımı bu atılımı hızlandırır. Böbrek değerleri düşük kişilerde ultrason, manyetik rezonans ve kontrastlı ultrason gibi seçenekler öne çıkar. Takipte incelemenin sıklığı kistin risk sınıfına göre belirlenir ve kistlerin büyük bölümünde tekrar hiç gerekmez.
1 Kontrast Madde Alerji Yapar mı?
2 Tomografiden Önce Aç Kalmak Gerekir mi?
3 Şeker Hastalığı İlacı Kullananlarda Ne Yapılır?
4 Emzirme Döneminde Kontrast Madde Sakınca Yaratır mı?
5 Manyetik Rezonansta Kullanılan Madde Daha mı Güvenlidir?
6 İnceleme Sırasında Hissedilen Sıcaklık Olağan mıdır?
7 Böbrek Değerleri İncelemeden Önce Neden Ölçülür?
8 Kontrastlı Ultrason Hangi Durumda Tercih Edilir?
9 İncelemeden Sonra İdrar Renginin Değişmesi Beklenir mi?
10 Tiroit Hastalığı Olanlarda Kontrast Madde Sakıncalı mıdır?
11 Aynı Hafta İçinde İki Kez Kontrast Madde Verilebilir mi?
12 Kistin Boyutu Büyürse Görüntüleme Sıklığı Artar mı?
13 Kist Takibinde Ultrason Tek Başına Yeterli Olur mu?
14 Çocuklarda Böbrek Kisti İçin İlaçlı Tomografi Çekilir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov