Ameliyatsız taş kırma ile kapalı taş ameliyatı arasındaki seçimi, taş boyutunu, yöntem değişikliğinin zamanını ve hastanede kalış farkını anlatıyorum. İş yaşamına göre planlamayı da ele alıyorum.
Ameliyatsız taş kırma yerine kapalı ameliyat, taş belirli bir boyutu aştığında, yapısı çok sert olduğunda, böbreğin alt boşluğuna yerleştiğinde ya da ses dalgalarıyla yapılan denemelerden sonuç alınamadığında önerilir. Bu iki yöntem birbirinin rakibi değildir ve ikisini de aynı hastada sırayla kullandığım durumlar sıkça olur. Seçim, taşın özellikleri ile kişinin yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesiyle yapılır. Ses dalgalarıyla taş kırma, kesi yapılmadan ve çoğu kişide uyutulmadan uygulandığı için ilk akla gelen seçenek olur. Buna karşılık her taş bu yöntemle kırılmaz ve kırılan her taşın parçaları da kolayca düşmez. Kapalı ameliyat ise taşa doğrudan ulaşarak tek seansta sonuç alma olanağı sunar. İki yöntemin de kendine özgü üstün ve zayıf yönleri bulunur.
Hastalar bu kararı çoğu zaman tek bir soruya indirger ve hangisinin daha kolay olduğunu sorar. Oysa doğru soru, o taş için hangi yöntemin gerçekçi bir sonuç vereceğidir. Yanlış seçilen bir yöntem, aylarca süren tekrarlayan seanslara ve sonunda yine ameliyata yol açabilir. Bu nedenle kararı taşın boyutu, yoğunluğu, yerleşimi ve böbreğin yapısı üzerinden kurarım. Bu yazıda taş boyutunun sınırını, ses dalgalarından sonuç alınamadığında izlenen yolu, kapalı ameliyattan sonra bu yöntemin yeniden kullanılıp kullanılamayacağını, işine ara veremeyen kişiler için uygunluğunu ve hastanede kalış süresindeki farkı sırasıyla anlatıyorum. Yöntemin tanımı, uygulanış biçimi ve genel çerçevesi için ameliyatsız taş kırma sayfası ayrıntılı bilgi verir.
Ameliyatsız Taş Kırma Hangi Taş Boyutuna Kadar Tercih Edilir?
Ameliyatsız taş kırma, çoğunlukla iki santimetreden küçük böbrek taşlarında tercih edilir ve sonuçlar bir buçuk santimetrenin altındaki taşlarda belirgin biçimde daha iyi olur. Taş büyüdükçe kırılması gereken kütle artar ve ortaya çıkan parça sayısı da yükselir. Çok sayıda parçanın aynı dönemde düşmeye çalışması kanalda tıkanma oluşturabilir. Bu nedenle büyük taşlarda yöntem, parçaların yol açacağı sorunlar hesaba katılarak seçilir. Boyut tek ölçüt değildir ve taşın yoğunluğu da kararı belirler. Tomografide ölçülen yoğunluk yüksek çıktığında taşın ses dalgalarına direnç göstereceğini öngörürüm. Sert yapılı taşlarda seans sayısı artar ve sonuç yine yetersiz kalabilir. Taşın böbrek içindeki yerleşimi de en az boyut kadar önemlidir. Böbrek havuzunda ve üst boşluklarda bulunan taşların parçaları yerçekimiyle aşağı doğru ilerler. Alt boşluktaki taşlarda ise parçalar, boşluğun açısı nedeniyle yerinde kalabilir. Cilt ile taş arasındaki mesafenin fazla olduğu kişilerde dalgalar taşa yeterli enerjiyle ulaşamaz.
Bu ölçütleri hastayla birlikte tek tek gözden geçiririm. Kararı verirken tomografi görüntülerini hastaya açarak taşın yerini ve yapısını gösteririm. Böbreğin toplayıcı boşluklarının yapısı da değerlendirmeye katılır, çünkü dar boyunlu bir boşlukta parçaların çıkması güçleşir. İdrar yolunda taşın aşağısında darlık bulunması, ses dalgalarıyla kırmayı baştan seçenek olmaktan çıkarır. Böbreğe idrarın göllenmesine yol açan yapısal bir sorun varsa parçalar atılamaz ve yeni taşlara çekirdek oluşturur. Kanama bozukluğu bulunan ve kan sulandırıcı ilacını kesemeyen kişilerde bu yöntem uygulanmaz. Gebelikte de dalgalar ve görüntüleme nedeniyle yöntem gündeme gelmez. Etkin bir idrar yolu enfeksiyonu bulunduğunda işlem ertelenir ve önce enfeksiyon tedavi edilir. Kontrol altına alınmamış yüksek tansiyonu olan kişilerde tansiyon dengelendikten sonra planlama yapılır. Taşın yakınında damar balonlaşması saptanan kişilerde ise yöntem tamamen dışlanır. Bütün bu başlıklar temiz geçtiğinde ses dalgalarıyla kırma güvenli bir ilk basamak oluşturur.
Boyut sınırını konuşurken hastalarıma taşın hacminin nasıl arttığını da anlatırım. Taşın uzunluğu iki katına çıktığında kütlesi çok daha fazla artar ve kırılması gereken madde miktarı katlanır. Bu nedenle bir santimetrelik bir taş ile iki santimetrelik bir taş arasındaki fark, sayıların gösterdiğinden çok daha büyüktür. Raporlarda çoğu zaman taşın yalnız en uzun kenarı yazıldığı için bu ayrıntı gözden kaçabilir. Taşın üç boyutta ölçülmesi, gerçek yükü çok daha doğru gösterir. Böbreğin toplayıcı sistemini dolduran dallı taşlarda ise ses dalgalarıyla kırma baştan yetersiz kalır. Bu taşlarda doğrudan ulaşan yöntemlerle tedavi planlanır. Böbrekte birden fazla boşlukta taş bulunması da toplam kütleyi yükseltir. Toplam kütle arttıkça tek seansta sonuç alma olasılığı düşer. Bu nedenle kararı taş sayısı ve toplam hacim üzerinden kurarım. Hesabı hastaya görüntüler üzerinden göstermek, beklentiyi baştan gerçekçi hâle getirir.
Ameliyatsız Taş Kırma Sonuç Vermezse Sıradaki Seçenek Nedir?
Ameliyatsız taş kırma sonuç vermediğinde sıradaki seçenek, idrar yolundan girilerek yapılan kapalı taş ameliyatıdır ve bu geçişin gereksiz yere geciktirilmemesi gerekir. Belirli sayıda seansa rağmen taşın yeterince kırılmaması, taşın bu yönteme dirençli olduğunu gösterir. Aynı taşa yeni seanslar uygulamak çoğu zaman zaman kaybına yol açar. Kırılma olmadığında böbrek dokusu her seansta bir miktar daha zorlanır. Bu nedenle sonuç alınamayan taşlarda yöntemi değiştirmeyi tercih ederim. Kapalı taş ameliyatında ince ve bükülebilir bir aletle böbreğin içine ulaşılır ve taş lazerle toz hâline getirilir. Parçalar aynı seansta toplanabildiği için düşme sürecine bağlı belirsizlik ortadan kalkar. İşlem genel anestezi altında yapılır ve çoğu kişide bir gece yatış yeterli olur. Taş idrar kanalına inmiş ve orada takılı kalmışsa idrar kanalından girilerek yapılan taş işlemi ile doğrudan temizlenir. İşlem sonrasında kanala geçici bir ince tüp yerleştirilebilir. Bu tüp birkaç hafta içinde çıkarılır ve o döneme ait şikâyetler hastaya önceden anlatılır.
Yöntem değişikliği kararını hangi bulgulara göre verdiğimi de açıkça anlatırım. İlk seanstan sonra çekilen görüntülemede taşta hiç çatlak oluşmaması güçlü bir işarettir. Taşın kısmen kırılmasına rağmen parçaların yerinde kalması da aynı yönde değerlendirilir. Ağrı ataklarının sıklaşması ve böbrekteki şişmenin artması geçişi hızlandırır. Ateşli bir enfeksiyon geliştiğinde ise önce idrarın önü açılır ve taş tedavisi sonraya bırakılır. Uzun süre tıkalı kalmış ve işlevini büyük ölçüde yitirmiş bir böbrekte taş tedavisi anlamını kaybedebilir. Böyle seçilmiş durumlarda böbreğin kapalı yöntemle çıkarılması gündeme gelir ve karar böbreğin çalışma payı ölçülerek verilir. Bu tablo seyrek görülür, ancak yıllarca ihmal edilmiş taşlarda karşıma çıkar. Kalan böbreğin sağlıklı çalıştığının gösterilmesi bu kararın ön koşuludur. Bütün seçenekleri hastayla görüşür, hangi bulgunun hangi yöne işaret ettiğini anlatırım. Karar, tek bir görüntüye değil, izlem boyunca toplanan bulgulara dayandırılır.
Yöntem değiştirilirken hazırlık basamakları yeniden gözden geçirilir. İdrar tahlili ve kültür yenilenir, kan sulandırıcı kullanımı düzenlenir. Anestezi açısından değerlendirme yapılır ve eşlik eden hastalıklar gözden geçirilir. Önceki seanslarda çekilen görüntüler yeni planın temelini oluşturur. Taşın ses dalgalarına verdiği yanıt, sertliği hakkında da bilgi verir. Ses dalgalarıyla kırılmayan bir taşın lazerle kırılması ise çoğu zaman güçlük çıkarmaz. Bu nedenle sonuç alınamayan taşlarda kapalı yöntemin sonucu genellikle daha öngörülebilir olur. İşlem süresi taşın sertliğine ve yerleşimine göre uzayabilir. Böbrek içinde birden fazla boşluğa girilmesi gereken kişilerde süre belirgin biçimde artar. Bütün bu ayrıntıları ameliyattan önceki görüşmede anlatır, olası ikinci seans ihtimalini de baştan konuşurum. Beklentinin doğru kurulması, sürecin sonunda yaşanan sıkıntıyı büyük ölçüde azaltır.
Ameliyatsız Taş Kırma Kapalı Ameliyattan Sonra da Uygulanabilir mi?
Ameliyatsız taş kırma, kapalı ameliyattan sonra da uygulanabilir ve böbrekte kalan küçük parçaların temizlenmesinde bu yöntem sıkça kullanılır. Kapalı taş ameliyatlarının bir bölümünde böbreğin dar bir boşluğunda küçük parçalar geride kalabilir. Bu parçalar zamanla büyüyerek yeni taşların çekirdeğini oluşturabilir. Ses dalgalarıyla kırma, bu parçaları daha küçük hâle getirerek düşmelerini kolaylaştırır. İşlem için ameliyatın üzerinden birkaç hafta geçmesi ve böbrekteki ödemin gerilemesi beklenir. Kanala yerleştirilen ince tüp yerindeyken uygulanmasında sakınca bulunmaz, ancak çoğu kişide tüp çıktıktan sonrası tercih edilir. Ameliyat sırasında böbrekte oluşan küçük kanamaların tamamen düzelmiş olması da beklenir. İşlem öncesinde idrar kültürü alınması ve enfeksiyon bulgusu bulunmaması gerekir. Sıralamanın tersi de geçerlidir ve ses dalgalarıyla kırılan taşın inatçı parçaları kapalı yöntemle temizlenebilir. İki yöntemin planlı biçimde art arda kullanılması, tek başına birinin yetersiz kaldığı büyük taşlarda iyi sonuç verir. Bu planı en baştan hastaya anlatmak, sürecin ortasında oluşan hayal kırıklığını önler.
Böbrek taşı nedeniyle çekilen tomografiler bazen taşla ilgisi bulunmayan bulgular da ortaya koyar. Böbrek üstü bezinde rastlantı sonucu saptanan kitleler bu bulguların başında gelir. Bu kitlelerin büyük bölümü iyi huyludur ve yalnız izlem gerektirir. Hormon salgılayan ya da görüntülemede şüpheli özellik taşıyan kitlelerde ise böbrek üstü bezinin kapalı yöntemle alınması planlanır. Böyle bir bulgu saptandığında taş tedavisinin sırası yeniden düzenlenir. Kitlenin hormon salgılayıp salgılamadığı belirlenmeden başka bir girişim yapılması doğru olmaz. Bu nedenle taş için planlanan işlemi erteleyip önce hormon testlerini tamamlarım. Değerlendirme sonrasında iki sorunun hangi sırayla ele alınacağına karar verilir. Taş küçük ve sessizse önce bez, taş tıkanıklık yapıyorsa önce taş tedavi edilir. Hastaya bu sıralamanın gerekçesini ayrıntılı olarak anlatırım.
Ameliyat sonrası dönemde uygulanan kırma işleminin kendine özgü kuralları bulunur. Böbrekte ameliyata bağlı ödem sürerken yapılan uygulamalar kanama olasılığını artırır. Bu nedenle ameliyatın üzerinden yeterli sürenin geçmesini beklerim. Kişinin ağrısının tamamen geçmiş ve idrarının berraklaşmış olması da aranan koşullar arasında yer alır. Kan sulandırıcı kullanımı bulunan kişilerde ilaç düzeni yeniden planlanır. İşlem öncesinde çekilen görüntülemede kalan parçaların yeri ve boyutu netleştirilir. Yalnız düşmesi mümkün görünen parçalara yönelik uygulama yapılır. Boşluk içinde sıkışmış ve çıkma olasılığı düşük parçalarda ise yeniden kapalı yöntem düşünülür. İşlemden sonra bol sıvı alımı ve hafif yürüyüşler parçaların atılmasına katkı sağlar. Süzgeç kullanımı bu dönemde de sürdürülür. Toplanan parçaların incelenmesi, yeni taşların önlenmesine yönelik planı belirler.
Ameliyatsız Taş Kırma İşine Ara Veremeyen Kişiler İçin Uygun mudur?
Ameliyatsız taş kırma, işine ara veremeyen kişiler için ilk bakışta uygun görünür, çünkü işlem ayaktan yapılır ve kişi aynı gün evine döner. Kesi bulunmadığı ve çoğu kişide uyutma gerekmediği için ertesi gün masa başı işe dönmek mümkün olur. Buna karşılık asıl belirsizlik işlemin kendisinde değil, sonraki günlerde yaşanır. Kırılan parçalar kanaldan geçerken ani ve şiddetli yan ağrısı ortaya çıkabilir. Bu ağrı ataklarının ne zaman geleceği önceden kestirilemez. Toplantı, yolculuk ya da vardiya düzeni içinde beklenmedik bir atak yaşanması ciddi sıkıntı yaratır. Parçaların düşmesi birkaç hafta sürebildiği için bu belirsizlik uzun bir döneme yayılır. Birden fazla seans gerektiğinde ise kişi belirli aralıklarla yeniden merkeze gelir. Bu nedenle programı çok sıkı olan kişilerde yöntem seçimini yalnız işlem gününe bakarak yapmam. Kapalı ameliyat bir ya da iki günlük planlı bir kesinti gerektirir, ancak sonrası çok daha öngörülebilir ilerler. Kişinin iş düzenini görüşmede ayrıntılı olarak sorar ve planı buna göre kurarım.
Meslek koşulları bazı kişilerde kararı doğrudan belirler. Uzun yol sürücülerinde, vardiyalı çalışanlarda ve sahada görev yapan kişilerde ani ağrı atakları güvenlik sorunu da oluşturur. Yurt dışında görev alacak ya da uzun süre sağlık kuruluşundan uzak kalacak kişilerde taşın tamamen temizlenmesi tercih edilir. Sporcularda ve fiziksel yükü ağır işlerde çalışanlarda dönüş takvimi baştan planlanır. Sınav dönemine ya da yoğun bir iş takvimine denk gelen tedavilerde işlemi mümkün olduğunca uygun bir tarihe alırım. Tek seansta sonuç alınması gereken durumlarda kapalı yöntem öne çıkar. Ses dalgalarıyla kırma seçildiğinde ise kişiye ağrı kesici ilaçları yanında bulundurması söylenir. Süzgeç kullanımı ve bol sıvı alımı da bu dönemde ayrıca anlatılır. Ateş ya da şiddetli ağrı geliştiğinde nereye başvuracağı yazılı olarak verilir. Bu hazırlık, iş yaşamının aksamasını belirgin biçimde azaltır.
Bazı kişiler tedavi sürecini çevresine duyurmak istemez ve bu isteği de planlamaya katarım. Ses dalgalarıyla kırmada kişi aynı gün evine döndüğü için iş arkadaşlarına bilgi vermek zorunda kalmaz. Buna karşılık sonraki haftalarda yaşanan ağrı atakları işyerinde fark edilebilir. Kapalı ameliyatta ise bir ya da iki günlük planlı bir izin gerekir. Bu izin önceden ayarlandığında süreç çok daha düzenli ilerler. Uzun tatil dönemleri ve resmî tatiller bu planlama için uygun aralıklar oluşturur. Sınav, yolculuk ya da yoğun bir iş takvimi bulunan kişilerde tedaviyi bu tarihlerin dışına alırım. Acil bir durum bulunmadığında birkaç haftalık erteleme sakınca taşımaz. Tıkanıklık, ateş ya da böbrek işlevlerinde bozulma saptandığında ise erteleme yapılmaz. Bu ayrımı hastaya açıkça anlatır, hangi durumun beklemeye izin verdiğini söylerim.
Ameliyatsız Taş Kırma ile Kapalı Ameliyatın Hastanede Kalış Süresi Nasıl Farklılaşır?
Ameliyatsız taş kırma ile kapalı ameliyatın hastanede kalış süresi belirgin biçimde farklılaşır; ses dalgalarıyla kırmada kişi işlemden birkaç saat sonra evine dönerken, kapalı ameliyatta çoğu zaman bir gece yatış gerekir. Ses dalgalarıyla yapılan işlem özel olarak düzenlenmiş bir ünitede uygulanır ve ameliyathane gerektirmez. İşlem yarım saat ile bir saat arasında sürer ve sonrasında kısa bir izlem yeterli olur. Kişi bu süre içinde idrarını yapar, ağrısı değerlendirilir ve bilgilendirme yapılarak gönderilir. Kapalı taş ameliyatı ise genel anestezi altında yapıldığı için ameliyathane koşulları gerektirir. İşlemin süresi taşın boyutuna ve yerleşimine göre değişir. Ameliyattan sonra kişi uyandırma odasında izlenir ve ardından servise alınır. İlk saatlerde damardan sıvı verilir ve ağrı kesici desteği sürdürülür. Ertesi sabah idrar rengi, ağrı durumu ve genel durum değerlendirilerek taburculuk kararı verilir. Sorunsuz seyreden kişilerde toplam yatış bir gün ile iki gün arasında kalır. Ateş, belirgin kanama ya da ağrının kontrol altına alınamaması durumunda yatış uzayabilir.
Kalış süresinin kısalığı tek başına bir üstünlük oluşturmaz ve bu noktayı hastalarıma özellikle anlatırım. Ses dalgalarıyla kırmada hastanede geçen süre kısadır, ancak evde geçen izlem dönemi uzundur. Parçaların düşmesi haftalara yayılır ve bu sürede kontrol görüntülemeleri gerekir. Ek seans gerektiğinde toplam zaman belirgin biçimde uzar. Kapalı ameliyatta ise hastanede geçen süre daha uzun, sonrasındaki belirsizlik ise daha kısadır. Ameliyattan sonra kanala tüp yerleştirilmişse çıkarma işlemi için ikinci bir randevu planlanır. Bu randevu kısa sürer ve çoğu kişide ayaktan yapılır. İki yöntemin toplam zaman yükünü hastayla birlikte hesaplarım. Karar verirken kişinin ağrı eşiği, anestezi açısından durumu ve beklentileri de tabloya katılır. Anestezi riski yüksek olan kişilerde ses dalgalarıyla kırma öne çıkar. İşini uzun süre aksatamayan ve tek seansta sonuç isteyen kişilerde ise kapalı yöntem daha uygun olur. Seçenekleri karşılaştırmalı olarak anlatır, kararı hastayla birlikte veririm.
Ses dalgalarıyla taş kırma ile kapalı taş ameliyatı arasındaki seçim, tek bir kurala değil taşın ve kişinin özelliklerine dayanır. Küçük, yumuşak ve yerçekimiyle düşebilecek konumdaki taşlarda kesi gerektirmeyen yöntem öne çıkar. Büyük, sert ya da alt boşlukta sıkışmış taşlarda ise kapalı ameliyat çok daha gerçekçi bir sonuç verir. Denemelerden sonuç alınamadığında yöntemi zamanında değiştirmek, böbreği gereksiz yükten korur. Bu kararı görüntüleme bulgularını hastayla birlikte inceleyerek ve yaşam düzenini de hesaba katarak veririm.
1 Taşın Sertliği İşlem Öncesinde Nasıl Ölçülür?
2 Böbreğin Alt Boşluğundaki Taşlar Neden Daha Zordur?
3 Seanslar Arasında Ne Kadar Beklenir?
4 Kapalı Taş Ameliyatında Kesi Yapılır mı?
5 İşlemden Önce İdrar Kültürü Neden İstenir?
6 Taş Kırma Sonrası İdrarda Kan Ne Kadar Sürer?
7 Tek Böbreği Olan Kişilerde Yöntem Değişir mi?
8 Çok Sayıda Küçük Taş Varsa Hangi Yöntem Uygundur?
9 İşlem Sonrası Ne Zaman Kontrol Görüntülemesi Gerekir?
10 Kalıntı Parçalar Her Zaman Temizlenmeli midir?
11 Çocuklarda Taş Kırma Yaklaşımı Farklı mıdır?
12 Taş Tedavisinden Sonra Beslenme Nasıl Düzenlenir?
13 İki Yöntem Aynı Seansta Birlikte Uygulanır mı?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Eating, Diet, & Nutrition for Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Kidney Stones medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Literatür taraması: “ureteroscopy versus shock wave lithotripsy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov