Üreter darlığının tomografi raporunda hangi ifadelerle anlatıldığını, darlığın yeri ile uzunluğunun ne anlama geldiğini ve genişleme tarifinin neyi gösterdiğini açıklıyorum. Stentli dönemde raporun nasıl okunacağını da ele alıyorum.
Üreter darlığı, tomografi raporunda çoğunlukla darlığın bulunduğu bölüm, darlığın uzunluğu, darlığın üst tarafındaki genişlemenin derecesi ve darlığa yol açabilecek bir kitle bulunup bulunmadığı belirtilerek tarif edilir. Rapor yazan hekim, idrar borusunu üç bölüme ayırarak konumu bildirir. Bu bölümler böbreğe yakın üst bölüm, damarların üzerinden geçtiği orta bölüm ve mesaneye giriş noktasına yakın alt bölümdür. Darlığın hangi bölümde bulunduğu, tedavi yönteminin seçilmesinde ilk basamağı oluşturur. Raporda ayrıca darlığın üst tarafındaki idrar borusunun ve böbrek havuzunun ne ölçüde genişlediği tarif edilir. Bu tarifin ardından böbrek dokusunun kalınlığı ve kontrast maddenin böbrekten ne hızla atıldığı değerlendirilir.
Raporunu elinde tutarak gelen kişilerin çoğu bu cümlelerden hiçbir şey anlamadığını söyler. Raporlar meslektaşlar arasındaki iletişim için yazıldığı için gündelik dilden uzak durur. Ben raporu ekranda açar, görüntüyle birlikte satır satır okur ve her ifadenin karşılığını gösteririm. Bu görüşmeden sonra kişinin kendi tablosunu anlattığını çok sık görürüm. Bu yazıda darlığın yerinin nasıl bildirildiğini, uzunluğunun neden önemli olduğunu, tomografide görülmeyen darlıklarda hangi incelemenin yapıldığını, genişleme tarifinin ne anlattığını ve stent takılıyken raporun nasıl okunacağını anlatıyorum. Hastalığın nedenlerini, belirtilerini ve tedavi seçeneklerini merak eden kişiler için idrar borusunun daralmasına yol açan tablolar konusundaki sayfa ayrıntılı bilgi sunar.
Üreter Darlığı Raporunda Darlığın Yeri Nasıl Belirtilir?
Üreter darlığı raporunda darlığın yeri, idrar borusunun üç bölümünden hangisinde bulunduğu ve komşu anatomik yapılara göre konumu belirtilerek bildirilir. Üst bölüm, böbrek havuzunun idrar borusuna geçtiği noktadan başlar ve leğen kemiğinin girişine kadar uzanır. Orta bölüm, idrar borusunun leğen kemiğine giren büyük damarların üzerinden geçtiği kısa alanı kapsar. Alt bölüm ise leğen boşluğu içindeki seyri ve mesane duvarına giriş noktasını içerir. Raporda bu bölümler çoğu zaman proksimal, orta ve distal sözcükleriyle anılır. Konumun daha kesin bildirilmesi için omurga seviyeleri de kullanılır. Bel omurlarının hangi hizasında darlık bulunduğunun yazılması, girişim planlanırken yol gösterir. Bazı raporlarda darlığın böbrek havuzuna ya da mesaneye olan uzaklığı santimetre cinsinden verilir. Bu ölçüm, kapalı yöntemle yapılacak girişimin hangi aletle yürütüleceğini belirler. Bu nedenle konumu belirten cümleyi her zaman ayrıntılı biçimde okurum.
Darlığın yeri, olası nedeni konusunda da ipucu verir. Alt bölümdeki darlıklar çoğunlukla leğen bölgesi ameliyatlarından ve ışın tedavisinden sonra gelişir. Rahim ve kalın bağırsak ameliyatları bu bölgeyi doğrudan ilgilendirir. Orta bölümdeki darlıklar büyük damarlara ve lenf bezlerine komşuluk nedeniyle dışarıdan basıya bağlı olabilir. Üst bölümdeki darlıklar ise çoğu zaman taş hastalığı ve taş işlemleriyle ilişkilidir. Uzun süre aynı noktada sıkışıp kalan bir taş, duvarı iltihaplandırarak yara dokusu oluşturur. Böbrek nakli yapılan kişilerde darlık, nakil böbreğin idrar borusunun mesaneye bağlandığı noktada gelişir. Bu kişilerde rapor farklı bir anatomik düzen üzerinden okunur. Raporda darlığın çevresinde kitle, büyümüş lenf bezi ya da sertleşmiş doku bulunup bulunmadığı ayrıca belirtilir. Bu bilgi, darlığın iyi huylu bir yara dokusundan mı yoksa dışarıdan basıdan mı kaynaklandığını ayırt etmemi sağlar.
Raporlardaki adlandırma kişiler tarafından sık sık karıştırılır. Üreter sözcüğü, böbrekten mesaneye uzanan idrar borusunu anlatır. Üretra sözcüğü ise mesaneden dışarıya uzanan idrar kanalını karşılar. İki sözcük yazılış olarak birbirine benzediği için karışıklık yaratır. Oysa mesane çıkışından sonraki kanalda gelişen darlık bambaşka bir tablodur ve bambaşka bir tedavi gerektirir. Üreter darlığında şikâyet çoğunlukla yan ağrısı ve böbrekte şişme biçiminde ortaya çıkar. Diğerinde ise idrar akımının incelmesi ve işemenin uzaması öne çıkar. Bu ayrımı görüşmenin başında anlatırım ve kişinin kafasındaki karışıklığı gideririm. Raporda geçen diğer terimleri de aynı sadelikte açıklarım. Hidronefroz sözcüğü böbrekteki şişmeyi, hidroüreter sözcüğü ise idrar borusundaki genişlemeyi anlatır. Bu iki terimin birlikte yazılması, tıkanıklığın idrar borusu düzeyinde olduğunu gösterir.
Üreter Darlığı Raporunda Darlığın Uzunluğu Neden Önemlidir?
Üreter darlığı raporunda darlığın uzunluğu, tedavi yönteminin seçilmesini doğrudan belirlediği için önem taşır. Kısa darlıklar ile uzun darlıklar bambaşka yaklaşımlar gerektirir. Bir santimetrenin altında kalan kısa darlıklarda kapalı yöntemler gündeme gelir. Bu yöntemlerde idrar kanalından ilerletilen aletlerle darlık balonla genişletilir ya da içten kesilir. İşlem kısa sürer, kesi açılmaz ve kişi hızla günlük yaşamına döner. Buna karşılık kapalı yöntemlerde darlığın yeniden gelişme olasılığı yüksek seyreder. Birkaç santimetreyi aşan uzun darlıklarda ise kapalı yöntemlerden kalıcı sonuç beklenmez. Bu darlıklarda idrar borusunun darlıklı bölümünün çıkarılması ve sağlam uçların yeniden birleştirilmesi gerekir. Uzunluk arttıkça uçların gerginlik oluşmadan birleştirilmesi güçleşir. Bu durumda mesanenin yukarı doğru asılması ya da doku ekleme teknikleri devreye girer.
Uzunluğun ölçülmesi göründüğü kadar kolay değildir. Tomografide idrar borusunun tamamı tek bir kesitte görünmez ve ölçüm birden çok kesit üzerinden yapılır. Bu nedenle üç boyutlu yeniden yapılandırma görüntüleri istenir. Bu görüntülerde idrar borusu baştan sona düz bir hat hâline getirilerek ölçülür. Darlığın başlangıç ve bitiş noktalarının net görülmesi, kontrast maddenin bu bölümü doldurmasına bağlıdır. Böbrek işlevi azalmış kişilerde kontrast madde yeterince atılmaz ve sınırlar belirsiz kalır. Bu durumda ölçüm gerçekte olduğundan kısa ya da uzun çıkabilir. Bu nedenle raporda verilen uzunluğu her zaman diğer incelemelerle karşılaştırırım. Ameliyat kararı yalnız tek bir ölçüme dayanarak verilmez. Kesin ölçüm çoğu zaman idrar yoluna doğrudan kontrast madde verilerek çekilen filmlerle sağlanır.
Uzunluk kadar darlığın niteliği de karara girer. Işın tedavisinden sonra gelişen darlıklarda çevre dokunun kan akımı bozulmuştur. Bu dokularda kısa bir darlık bile kapalı yöntemlere iyi yanıt vermez. Aynı durum, karın arka duvarındaki dokuların sertleşmesiyle seyreden nadir hastalıkta da geçerlidir. Taşa bağlı gelişen kısa darlıklar ise kapalı yöntemlerden daha çok yarar görür. Raporda darlık bölgesindeki duvar kalınlığının belirtilmesi bu ayrımda yardımcı olur. Kalınlaşmış ve kontrast madde tutan bir duvar, tümör olasılığını akla getirir. Bu bulgu görüldüğünde değerlendirme doğrudan başka bir yöne kayar. İdrar borusunun kendi tümörleri, dışarıdan görüntüyle kesin olarak ayırt edilemez. Bu nedenle kuşkulu her olguda doku örneği alınması gerekir. Raporda darlık bölgesinin kontrast madde tuttuğunun yazılması da ayrıca değerlendirilir. Tutulum, canlı bir dokunun varlığını düşündürdüğü için yara dokusundan ayrılır. Bununla birlikte iltihabi süreçler de kontrast madde tutabilir. Bu nedenle tek bir bulguya dayanarak tümör kararı vermem. Bulguların tamamı bir araya getirildikten sonra kameralı inceleme planlanır. Bu sıralamayı kişiye baştan anlatmak, bekleme dönemindeki kaygıyı da azaltır.
Üreter Darlığı Tomografide Görülmezse Hangi Tetkik Yapılır?
Üreter darlığı tomografide görülmezse ilk olarak idrar yoluna doğrudan kontrast madde verilerek çekilen filmler istenir, ardından gerektiğinde idrar borusunun içi kameralı aletle incelenir. Tomografinin darlığı gösterememesinin birkaç nedeni bulunur. En sık neden, böbrek işlevinin azalmış olması ve kontrast maddenin idrarla yeterince atılmamasıdır. İdrar borusu kontrast maddeyle dolmadığında iç çapı değerlendirilemez. İkinci neden, incelemenin uygun zamanlamayla yapılmamasıdır. Kontrast madde verildikten sonra görüntülerin hangi dakikada alınacağı sonucu doğrudan etkiler. Üçüncü neden ise darlığın çok kısa olması ve kesit aralıklarının arasına denk gelmesidir. Bağırsak gazları ve hareket de görüntü kalitesini bozar. Bu nedenlerin hangisinin söz konusu olduğunu görüntüleri inceleyerek belirlerim. Gerekirse inceleme uygun protokolle yeniden yapılır.
İdrar yoluna doğrudan kontrast madde verilmesi iki yoldan gerçekleştirilir. Birinci yolda mesaneye kameralı aletle girilir ve idrar borusunun ağzından yukarı doğru kontrast madde verilir. Bu yöntem darlığın alt sınırını net biçimde gösterir. İkinci yolda böbreğe ciltten yerleştirilmiş ince bir tüp aracılığıyla yukarıdan kontrast madde verilir. Bu yöntem ise darlığın üst sınırını ortaya koyar. İki yöntem aynı seansta birlikte uygulandığında darlığın tam uzunluğu ölçülür. Bu ölçüm, onarım ameliyatının planlanmasında en güvenilir bilgiyi oluşturur. Filmler sırasında idrar borusunun kasılma hareketleri de izlenir. Kasılmanın darlık bölgesinde durması, dokunun esnekliğini yitirdiğini gösterir. Bu bulgu, kapalı yöntemlerden alınacak yanıtı öngörmeye yardımcı olur.
Görüntüleme tek başına yeterli olmadığında doğrudan bakış devreye girer. İdrar kanalından ilerletilen ince bir aletle idrar borusunun içi baştan sona izlenir. Bu incelemede darlığın görünümü, uzunluğu ve çevresindeki dokunun durumu doğrudan değerlendirilir. Şüpheli bir alan görüldüğünde aynı seansta doku örneği alınır. İşlem sırasında idrar örneği de ayrı olarak toplanır ve hücre incelemesine gönderilir. Bu nedenle idrar borusunun kameralı aletle incelenmesi hem tanıyı kesinleştirir hem de tedavi planını belirler. İşlem genellikle kısa süren bir anestezi altında yapılır. İnceleme sonrasında idrar borusunda ödem gelişebileceği için geçici bir stent yerleştirilebilir. Tümör kuşkusu bulunan her darlıkta bu inceleme kaçınılmaz hâle gelir. Görüntülemede masum görünen bir darlığın altından tümör çıkması alışılmadık bir durum değildir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan darlıklarda incelemeyi ertelemem.
Üreter Darlığı Raporunda Üreterin Genişlemesi Ne Anlatır?
Üreter darlığı raporunda idrar borusunun genişlemesi, darlığın üst tarafında idrarın biriktiğini ve akışın engellendiğini anlatır. Genişlemenin nerede başlayıp nerede bittiği, tıkanıklığın düzeyini doğrudan gösterir. Genişleme böbrek havuzuyla sınırlıysa tıkanıklık havuz çıkışındadır. Genişleme idrar borusunun belirli bir noktasına kadar sürüp orada kesiliyorsa darlık tam o noktadadır. Bu nedenle genişlemenin bittiği yeri raporda özellikle ararım. Genişlemenin derecesi de belirli basamaklarla tarif edilir. Hafif derecede genişlemede yalnız böbrek havuzu hafifçe dolgun görünür. Orta derecede genişlemede havuzla birlikte toplayıcı boşluklar da belirginleşir. İleri derecede genişlemede böbrek dokusu incelmiş ve böbrek içi bir kese görünümü almıştır. Bu son tablo, uzun süredir devam eden bir tıkanıklığı gösterir.
Genişlemenin derecesi tek başına böbreğin işlevini göstermez. Belirgin biçimde genişlemiş bir böbrek yine de iyi çalışıyor olabilir. Buna karşılık az genişlemiş bir böbrekte işlev ileri düzeyde bozulmuş olabilir. Bu nedenle genişleme tarifiyle yetinmem ve böbrek dokusunun kalınlığını ayrıca değerlendiririm. İncelmiş bir doku, kalıcı hasarın işaretidir. Kontrast maddenin böbrekten ne hızla atıldığı da raporda yer alır. Geç atılım, böbreğin zorlandığını gösterir. Kesin ölçüm için ise böbrekleri ayrı ayrı değerlendiren sintigrafi istenir. Bu inceleme, her böbreğin toplam işleve katkısını ve boşalma hızını ortaya koyar. Onarım ameliyatının değip değmeyeceği kararında bu bilgi belirleyici olur. Katkısı çok düşük ve tekrarlayan enfeksiyon kaynağı olan böbreklerde yaklaşım farklılaşır.
Genişleme her zaman tıkanıklık anlamına da gelmez. Bol sıvı aldıktan sonra çekilen görüntülerde idrar yolları bir miktar dolgun görünebilir. Mesanesi dolu olarak incelemeye giren kişilerde de genişleme abartılı görünür. Bu nedenle incelemenin mesane boşaltıldıktan sonra tekrarlanmasını isterim. Gebelikte ise büyüyen rahmin basısına bağlı genişleme sık görülür ve çoğu zaman tedavi gerektirmez. Doğuştan geniş idrar yolu bulunan kişilerde de tıkanıklık olmadan genişleme görülür. Daha önce çekilmiş görüntülerle karşılaştırma yapılması bu ayrımı kolaylaştırır. Bu nedenle eski filmlerin getirilmesini her zaman isterim. Değişmeden duran bir genişleme ile yeni ortaya çıkan bir genişleme bambaşka anlamlar taşır. Karşılaştırma yapılmadan verilen kararlar çoğu zaman gereksiz girişimlere yol açar. Genişlemenin hangi tarafta olduğu da raporda açıkça belirtilir. Tek taraflı genişlemede karşı böbreğin durumu ayrıca değerlendirilir. Sağlam böbrek yükü üstlendiği için kan değerleri normal görünmeyi sürdürür. Bu nedenle kan tahlilinin normal çıkması darlığı dışlamaz.
Üreter Darlığı Raporu Stent Takılıyken Nasıl Yorumlanır?
Üreter darlığı raporu stent takılıyken farklı bir gözle okunur, çünkü stent hem görüntüyü değiştirir hem de darlığın gerçek durumunu gizler. Stent, böbrekten mesaneye uzanan ve iki ucu kıvrık ince bir borudur. Yerinde durduğu sürece idrar hem borunun içinden hem de çevresinden akar. Bu nedenle stentli dönemde çekilen görüntülerde böbrekteki şişme büyük ölçüde gerilemiş görünür. Şişmenin gerilemesi darlığın düzeldiği anlamına gelmez. Stentin çevresindeki idrar borusu, boru tarafından gerildiği için gerçek çapından daha geniş görünür. Bu nedenle darlığın uzunluğu stentli dönemde güvenilir biçimde ölçülemez. Onarım ameliyatı planlanan kişilerde ölçümü stent çıkarıldıktan sonra yaptırırım. Stent çıkarıldıktan birkaç hafta sonra çekilen görüntüler gerçek durumu yansıtır. Bu bekleme süresi, doku ödeminin çözülmesine de olanak tanır.
Stentli dönemde raporda aranan bilgiler de farklılaşır. Stentin iki ucunun doğru konumda durup durmadığı ilk sırada yer alır. Üst ucun böbrek havuzunda, alt ucun mesane içinde kıvrılmış olması gerekir. Ucun kayması, stentin işlev görmemesine yol açar. Stent yüzeyinde kabuklanma ve taş oluşumu da raporda belirtilir. Uzun süre kalan stentlerde bu birikim belirginleşir ve çıkarma işlemini güçleştirir. Bu nedenle stentin belirlenen aralıklarla değiştirilmesi zorunludur. Değiştirilmesi unutulan stentler böbreğin yeniden şişmesine ve enfeksiyona yol açar. Kişiye stentin değiştirilme tarihini yazılı olarak veririm ve takvime işlemesini isterim. Stentin nasıl yerleştirildiğini ve bu dönemde nelere dikkat edileceğini merak eden kişiler için böbrekten mesaneye uzanan ince stent uygulaması konusundaki sayfa yol gösterir. Stentli dönemde yaşanan yan ağrısı ve sık idrara çıkma şikâyetleri de bu sayfada ayrıntılı olarak ele alınır.
Stent çıkarıldıktan sonraki değerlendirme ayrı bir basamak oluşturur. Çıkarmadan birkaç hafta sonra ultrason tekrarlanır ve böbrekteki şişmenin geri gelip gelmediği izlenir. Şişme yeniden ortaya çıkıyorsa darlık sürüyor demektir. Şişme görülmüyorsa geçici bir tıkanıklığın çözüldüğü düşünülür. Bu değerlendirmeyi yalnız şikâyete bakarak yapmam, çünkü darlıkların önemli bir bölümü sessiz seyreder. Ağrısı olmayan bir kişide böbrek sessizce işlev kaybına uğrayabilir. Bu nedenle taş işlemi ve leğen bölgesi ameliyatı geçirmiş kişilerde kontrol ultrasonunu şikâyet beklemeden isterim. Kontrolde şişme saptanan kişilerde sintigrafi ile böbrek işlevi ölçülür. Erken dönemde saptanan darlıklarda böbreğin kurtarılma olasılığı belirgin biçimde yüksektir. Geç fark edilen darlıklarda ise kalıcı kayıp kaçınılmaz hâle gelir.
Üreter darlığı tomografi raporunda darlığın yeri, uzunluğu, üst taraftaki genişlemenin derecesi ve çevre dokunun durumu üzerinden tarif edilir. Darlığın hangi bölümde bulunduğu olası nedeni, uzunluğu ise seçilecek tedavi yöntemini gösterir. Genişlemenin derecesi tıkanıklığın düzeyini ortaya koyar, ancak böbreğin işlevini tek başına yansıtmaz. Tomografinin darlığı gösteremediği durumlarda idrar yoluna doğrudan kontrast madde verilmesi ve kameralı inceleme devreye girer. Stent takılıyken çekilen görüntüler gerçek durumu gizlediği için kesin ölçümün stent çıkarıldıktan sonra yapılması gerekir.
1 Tomografi Çekilirken Kontrast Madde Zorunlu mudur?
2 Manyetik Rezonans Tomografinin Yerini Tutar mı?
3 Böbrekteki Şişme Her Zaman Tıkanıklık Anlamına mı Gelir?
4 Sintigrafi Neden İstenir?
5 Darlık Kendiliğinden Düzelir mi?
6 Stent Takılıyken Günlük Yaşam Nasıl Sürdürülür?
7 Stent Ne Kadar Sürede Değiştirilir?
8 Darlık Nedeniyle Böbrek Kaybedilir mi?
9 Taş İşleminden Sonra Kontrol Ne Zaman Yapılır?
10 Işın Tedavisinden Yıllar Sonra Darlık Gelişebilir mi?
11 Raporda Geçen Hidronefroz Ne Demektir?
12 Her İki Böbrekte Birden Darlık Görülebilir mi?
13 Kontrol Görüntülemesi Hangi Aralıklarla Tekrarlanır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Vesicoureteral Reflux (VUR) www.niddk.nih.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “ureteropelvic junction obstruction pyeloplasty outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “upper tract urothelial carcinoma management” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov