Testis kanserinin hangi yaş aralığında yoğunlaştığını, çocukluk ve ileri yaş dönemindeki farklarını, risk taşıyan öyküleri ve ailesel durumda takibin nasıl kurulduğunu anlatıyorum.
Testis kanseri en sık ergenliğin bitiminden orta yaşın başlangıcına uzanan dönemde, yani yirmili ve otuzlu yaşlardaki erkeklerde görülür. Erkeklerde saptanan kanserlerin büyük bölümü altmış yaşından sonra ortaya çıkar, bu hastalık ise hayatın en üretken yıllarında kendini gösterir. Muayenehanemde testiste sertlik yakınmasıyla başvuran erkeklerin önemli bir bölümü üniversite çağında ya da iş hayatının ilk yıllarında bulunur. Tümörün türü de yaşa göre değişir; hızlı büyüyen türler daha genç erkeklerde, yavaş seyirli türler ise otuzlu yaşların sonlarında ve kırklı yaşlarda daha sık ortaya çıkar. Çocukluk çağında hastalık seyrek görülür ve o dönemdeki tümörler erişkinlerdekinden farklı bir hücre yapısı taşır. İleri yaşta testiste saptanan kitlelerin önemli bir kısmı ise testisin kendi üretken hücrelerinden değil, kan ve lenf sisteminden köken alır. Yaş bu nedenle tanının ilk basamağında hekime yol gösteren en pratik bilgilerden biridir.
Yaş bilgisini yalnız bir istatistik olarak görmem; muayene sırasında testiste sert bir kitle saptadığım anda ilk düşündüğüm konu hastanın yaşıdır. Yirmi beş yaşındaki bir erkekte saptanan kitle ile altmış beş yaşındaki bir erkekte saptanan kitle, elde benzer hissedilse bile farklı tanı yollarına yönlendirilir. İstenecek kan tetkikleri, görüntülemenin sırası ve ameliyat kararının aciliyeti bu nedenle değişir. Yaş ayrıca doğurganlığın korunması konusunu doğrudan ilgilendirir ve tedavi planının ilk basamağına yerleşir. Genç bir erkekte sperm saklama konusunu tedaviye başlamadan önce mutlaka konuşurum, ileri yaştaki bir erkekte ise öncelik sırası çoğu zaman farklı kurulur. Bu yazıda hastalığın genç erişkinlerde neden yoğunlaştığını, çocukluk ve ileri yaş dönemindeki farklarını, çocukluk dönemi öykülerinin riski nasıl değiştirdiğini ve ailesinde bu hastalık bulunan erkeklerde takibin nasıl planlandığını anlatıyorum. Hastalığın belirtileri, evreleri ve tedavi basamakları konusunda geniş bilgi gerektiğinde testiste gelişen kötü huylu tümörler başlıklı sayfa ayrıntılı bir çerçeve sunar.
Testis Kanseri Genç Erişkinlerde Neden Daha Sık Görülür?
Testis kanseri genç erişkinlerde daha sık görülür, çünkü hastalığın çıkış noktası olan öncül hücreler anne karnındaki gelişim sırasında yanlış bir yola girer ve ergenlikle birlikte hızlanan hormonal uyarı bu hücreleri çoğalmaya iter. Testisin içinde sperm üretiminden sorumlu hücre grubu, vücuttaki en hızlı bölünen hücreler arasında yer alır. Ergenlikte testosteron ve ona eşlik eden hormonların düzeyi yükseldiğinde bu bölünme hızı en yüksek düzeyine ulaşır. Anne karnında normal olgunlaşmasını tamamlamamış bir hücre grubu varsa, bu dönemdeki hızlı çoğalma sırasında kontrolden çıkar. Hastalığın ergenlikten önce değil de ergenlikten sonraki yıllarda ortaya çıkmasının temel açıklaması budur. Tümörün gelişmeye başlaması ile elle fark edilecek büyüklüğe ulaşması arasında aylar, bazen birkaç yıl geçer. Bu nedenle yirmili yaşlarda saptanan bir tümörün temeli çoğu zaman çok daha erken bir döneme dayanır. Hızlı büyüyen tümör türleri de daha çok bu yaş aralığında ortaya çıkar ve birkaç hafta içinde belirgin boyut değişikliği yapar. Yavaş seyirli türler ise ortalama olarak birkaç yaş daha ileride görülür ve daha uzun süre sessiz kalır. Testisleri normalden küçük olan, ergenliği gecikmiş ya da çocuk sahibi olmakta zorlanan genç erkeklerde bu hücresel bozukluğun daha sık bulunduğunu görüyorum. Boy uzunluğunun fazla olması da bazı araştırmalarda risk ile ilişkilendirilen özellikler arasında sayılır.
Hastalığın genç erkeklerde yoğunlaşmasının ikinci bir yüzü de tanının gecikmesidir. Bu yaş grubundaki erkeklerin büyük bölümü kendini sağlıklı kabul eder ve yıllardır hiçbir hekime başvurmamış olur. Testiste fark edilen sertlik ağrı yapmadığı için aciliyet duygusu oluşmaz ve başvuru haftalarca ertelenir. Bazı genç erkekler durumu utanç konusu sayar, bazıları ise kitlenin kendiliğinden geçeceğini düşünür. Askerlik, sınav ya da iş başvurusu gibi nedenlerle yapılan muayenelerde hastalığın tesadüfen saptandığı hastalar da az değildir. Gecikmenin en somut sonucu, tümörün karın arka duvarındaki lenf bezlerine ulaşmış olarak yakalanmasıdır. Erken dönemde yakalanan tümörlerde tedavi çoğu kez tek bir ameliyatla sınırlı kalır, oysa yayılım geldikten sonra ilaç tedavisi de devreye girer. Bu nedenle ergenlik çağındaki erkeklere kendi kendine muayeneyi öğretmeyi bir korunma adımı olarak görüyorum. Ayda bir kez ılık duştan sonra yapılan kısa bir kontrol, kişinin kendi testis yapısını tanımasını sağlar. Elle fark edilen bir sertlikte ilk basamak torba bölgesinin ultrasonla incelenmesi olur ve bu inceleme kitlenin testis içinde mi dışında mı bulunduğunu birkaç dakikada ortaya koyar. Genç yaşta konan tanının bir avantajı da bu dönemde böbrek, akciğer ve kalp işlevlerinin genellikle iyi durumda bulunmasıdır. Tedavinin yoğun basamakları gerektiğinde bu durum planlamayı kolaylaştırır. Yaşın getirdiği asıl zorluk tıbbi değil, ruhsaldır; çünkü hastalık eğitim, evlilik ve çocuk sahibi olma planlarının tam ortasına denk gelir.
Testis Kanseri Çocukluk Çağında da Ortaya Çıkar mı?
Testis kanseri çocukluk çağında da ortaya çıkar, ancak bu dönemde çok daha seyrek görülür ve tümörlerin türü erişkinlerdekinden belirgin biçimde ayrılır. Çocuklarda testis tümörleri en çok yaşamın ilk üç yılında ve ikinci olarak ergenliğe geçiş döneminde saptanır. Küçük çocuklarda görülen tümörlerin önemli bir bölümü, erişkinlerde nadir olan sarı kese hücrelerinden gelişen türdür. Bu tümörler kanda belirli bir proteinin yükselmesine yol açar ve bu yükseklik tanıda önemli bir ipucu oluşturur. Bebeklerde aynı proteinin doğal olarak yüksek bulunabileceğini bilmek gerekir, çünkü ilk aylarda değerin yorumlanması yaşa göre yapılır. Çocuklarda torbada saptanan şişliklerin çoğu ise kötü huylu değildir; sıvı birikmesi, damar genişlemesi ve iyi huylu kist türleri çok daha sık görülür. Bu nedenle ailenin fark ettiği her şişlik için doğrudan kanser düşüncesine gitmem. Çocukta tümörün en tipik bulgusu, testisin bir bölümünde sert ve ağrısız büyümedir. Bebeklerde bu değişikliği çoğu zaman bez değiştirme sırasında anne fark eder. Büyük çocuklarda ise şişlik utanç nedeniyle bir süre saklanabilir ve ancak okul muayenesinde ortaya çıkar. Çocuklarda görülen tümörlerin bir bölümü hormon salgılar ve erken tüylenme, ses kalınlaşması ya da meme bölgesinde büyüme gibi bulgularla kendini belli eder.
Çocukluk çağındaki değerlendirme yöntemi de erişkinden farklı yürütülür. İlk basamakta yine ultrason yapılır, ancak çocukta kitlenin sınırları ve testis dokusunun ne kadarının korunduğu daha ayrıntılı ölçülür. Çocuklarda tümörlerin önemli bir kısmı iyi huylu çıktığı ve testisin tamamının alınması gerekmediği için, ameliyat planı testis dokusunu koruyacak biçimde kurulur. Bu yaklaşımın amacı, çocuğun ileride hem hormon üretimini hem de doğurganlığını koruyabilmesidir. Kanda ölçülen değerler bu kararı doğrudan etkiler ve kanda bakılan tümör belirteç düzeyleri ameliyat öncesinde mutlaka istenir. Belirteç değerlerinin normal bulunması küçük çocuklarda iyi huylu bir kitle olasılığını güçlendirir. Ergenlik dönemine giren gençlerde ise tablo hızla erişkin tipine döner ve tümörlerin çoğu artık erişkinlerde görülen türlerden oluşur. Bu geçiş dönemindeki gençlerin çocuk yaş grubu gibi değil, genç erişkin gibi değerlendirilmesi gerekir. Çocuklarda tedavi kararı üroloji ve çocuk onkolojisi birimlerinin birlikte çalışmasıyla verilir. Uygulanacak ilaç tedavisinin dozları çocuğun kilosuna ve böbrek işlevlerine göre ayarlanır. Tedaviden sonra büyüme, ergenlik gelişimi ve hormon düzeyleri yıllarca izlenir. Çocukluk çağında tedavi gören bir erkekte ergenlik sonrasında doğurganlık değerlendirmesi ayrıca planlanır. Ailelerin en sık sorduğu konu, kardeşlerde benzer bir sorunun görülüp görülmeyeceğidir. Çocuk yaş grubunda görülen tümörlerin büyük bölümü ailesel bir özellik taşımaz ve kardeşler için özel bir tarama programı gerekmez.
Testis Kanseri İleri Yaşta Görüldüğünde Değerlendirme Nasıl Değişir?
Testis kanseri ileri yaşta görüldüğünde değerlendirme kökten değişir, çünkü altmış yaşından sonra testiste saptanan kitlelerin önemli bir bölümü testisin kendi üretken hücrelerinden değil, kan ve lenf sisteminden gelişen tümörlerden oluşur. Bu ayrım yalnız akademik bir ayrıntı değildir; tanı yolu, ameliyat kararı ve tedavi planı bu noktada tamamen farklı ilerler. Lenf sisteminden gelişen tümörlerde testis çoğu zaman hızlı büyür, her iki tarafta birden görülebilir ve ağrısız sertlik kısa sürede belirginleşir. Bu hastalarda gece terlemesi, ateş, halsizlik ve kilo kaybı gibi genel bulguların sorgulanması önem taşır. Muayenede boyun, koltuk altı ve kasık bölgesindeki lenf bezleri de ayrı ayrı değerlendirilir. Kan sayımı ve biyokimya sonuçlarında beklenmeyen değişiklikler bu olasılığı güçlendirir. Görüntüleme planı da genişletilir ve karın ile göğüs bölgesi birlikte incelenir. Tanı kesinleştiğinde tedavi büyük ölçüde ilaç tedavisi üzerine kurulur ve ameliyatın rolü sınırlı kalır. İleri yaşta yavaş seyirli türden gerçek bir testis tümörü de görülebilir, ancak bu tablo çok daha seyrektir. Yaşlı bir erkekte tümör belirteçlerinin yorumlanması da farklıdır, çünkü karaciğer hastalıkları ve başka kanserler bu değerleri etkileyebilir. Bu nedenle ileri yaşta tek bir kan değerine dayanarak karar vermem.
İleri yaştaki hastada eşlik eden hastalıklar tedavi planının ikinci belirleyicisi olur. Şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, kalp hastalığı ve işitme kaybı gibi durumlar, kullanılacak ilaçların seçimini ve dozunu doğrudan etkiler. Böbrek işlevleri sınırda olan bir hastada ilaç tedavisinin basamakları yeniden düzenlenir. İşitme kaybı bulunan hastalarda tedavi öncesinde odyometri istenir ve tedavi süresince tekrarlanır. Ameliyat kararı verildiğinde anestezi açısından ek değerlendirmeler yapılır ve kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilaç düzeni önceden planlanır. Tümörlü testisin kasık yoluyla çıkarılması ileri yaşta da aynı teknikle yapılır ve tümörlü testisin kasıktan alınması hem kesin tanıyı hem de ilk tedavi basamağını sağlar. Doğurganlık kaygısı bu yaş grubunda çoğu zaman gündeme gelmez, bunun yerine hormon dengesi ön plana çıkar. Tek testisi kalan ileri yaştaki erkeklerde testosteron düzeyinin tedaviden sonra ölçülmesi gerekir. Düşük değerler halsizlik, kas kaybı ve ruhsal çöküntü gibi belirtilerle kendini gösterir ve bu tablo uygun biçimde ele alınır. İleri yaştaki hastada takip aralıkları da hastanın genel durumuna göre düzenlenir. Görüntüleme sıklığının artırılması her hastada yarar sağlamaz ve gereksiz ışın yükü oluşturur. Bu nedenle takip programını hastanın yaşına, hastalığın türüne ve eşlik eden sorunlarına göre kişiye özel kurarım. Hastanın kendi önceliklerini de bu programın içine katarım, çünkü ileri yaşta yaşam düzeninin korunması tedavi kadar önemlidir.
Testis Kanseri Riski Hangi Çocukluk Dönemi Öyküsünde Artar?
Testis kanseri riski, testisin doğumdan sonra torbaya yerleşmediği ve kasık bölgesinde ya da karın içinde kaldığı çocukluk öyküsünde belirgin biçimde artar. Testisler anne karnındaki gelişim sırasında karın içinde oluşur ve doğuma yakın dönemde kasık kanalından geçerek torbaya ulaşır. Bu yolculuğun tamamlanmaması durumunda testis, vücut sıcaklığının daha yüksek olduğu bir ortamda kalır. Yüksek sıcaklık sperm üreten hücrelerin olgunlaşmasını bozar ve bu hücrelerde ileride tümöre dönüşebilecek değişiklikler bırakır. Riskin artışı yalnız o testisle de sınırlı kalmaz; torbaya normal biçimde yerleşmiş olan diğer testiste de risk bir miktar yükselir. Bu ayrıntı, sorunun basit bir yer değişikliğinden ibaret olmadığını, testis gelişimini bütünüyle etkileyen daha geniş bir bozukluğun parçası olabileceğini gösterir. Çocukluk döneminde erken yaşta yapılan düzeltme ameliyatı riski azaltır ve testisi elle muayene edilebilir bir konuma getirir. Ergenlikten sonra düzeltilen testislerde risk daha yüksek kalır. Karın içinde kalmış ve hiç düzeltilmemiş testislerde gelişen tümörler elle hissedilemediği için çok geç fark edilir. Bu öyküye sahip erkeklere kendi kendine muayeneyi ve düzenli kontrolü ayrıntılı biçimde anlatırım. Aynı bölgede geçirilmiş fıtık ameliyatı öyküsü de kayıtlara mutlaka geçirilir.
Çocukluk dönemine ait başka bazı öyküler de riski değiştirir. Testislerin normalden küçük kalması, ergenliğin gecikmesi ve ses değişiminin geç olması bu başlıklar arasında yer alır. Ergenlik döneminde testis gelişimi takip edilmemiş erkeklerde bu bilgiler çoğu zaman aile tarafından hatırlanır. Doğumsal olarak idrar yolunun ya da üreme organlarının gelişiminde farklılık bulunan erkekler de daha yakın izlenir. Çocuklukta geçirilen ilaç ya da ışın tedavileri testis dokusunu etkileyebilir ve bu öykü ayrı olarak sorgulanır. Erişkin yaşta çocuk sahibi olmakta zorlanan erkeklerde yapılan incelemelerde tümörün tesadüfen saptanması seyrek değildir. Sperm sayısı belirgin biçimde düşük olan erkeklerde bu nedenle torba ultrasonunu isterim. Risk taşıyan bir öykü bulunması hastalığın mutlaka gelişeceği anlamına gelmez ve bu erkeklerin büyük çoğunluğunda tümör hiç ortaya çıkmaz. Buna karşılık bu grupta farkındalığın yüksek tutulması erken tanıyı sağlar. Risk öyküsü bulunan genç erkeklere yılda bir kez muayene ve gerektiğinde ultrason öneririm. Kanda tümör belirteçlerinin tarama amacıyla düzenli ölçülmesini ise doğru bulmam, çünkü bu değerler tümör bulunmadan yükselmez ve gereksiz kaygı yaratır. Riskin en doğru yönetimi, kişinin kendi bedenini tanıması ve değişiklikte gecikmeden başvurmasıdır.
Testis Kanseri Ailede Görülmüşse Takip Nasıl Planlanır?
Testis kanseri ailede görülmüşse takip, düzenli kendi kendine muayene ve belirli aralıklarla yapılan üroloji değerlendirmesi üzerine kurulur. Babasında ya da kardeşinde bu hastalık bulunan erkeklerde risk topluma göre yüksektir ve kardeşlerdeki artış babaya göre daha belirgindir. Buna karşılık riskin yükselmesi, bu erkeklerin çoğunda hastalığın gelişeceği anlamına gelmez. Ailesinde öykü bulunan erkeklere ilk olarak ergenlik döneminden itibaren aylık muayene alışkanlığını kazandırırım. Muayenenin nasıl yapılacağını poliklinikte tarif eder, sağlıklı testis dokusunun ve arkasındaki kanal yapısının elde nasıl hissedildiğini anlatırım. Yılda bir kez yapılan hekim muayenesi bu programın ikinci ayağını oluşturur. Ultrasonun her yıl tekrarlanması gerekmez, ancak muayenede şüpheli bir bulgu varsa vakit kaybedilmeden istenir. Testisleri küçük olan ya da doğurganlık sorunu bulunan kişilerde ultrason aralığını kısaltırım. Genetik test bu hastalıkta günlük uygulamada yaygın biçimde kullanılmaz, çünkü tek bir gen değişikliğiyle açıklanan bir tablo söz konusu değildir. Ailede birden fazla kişide hastalık görülmüşse değerlendirme daha ayrıntılı yapılır. Bu ailelerde erkek çocukların ergenlik gelişiminin bir hekim tarafından izlenmesi yerinde olur.
Takip programının işe yaraması için ailenin bilgiyi açık biçimde paylaşması gerekir. Pek çok ailede geçirilmiş bir testis ameliyatı yıllarca konuşulmadan kalır ve gençler kendi risklerini bilmez. Bir testisinde daha önce tümör saptanmış erkeklerde kalan testisin takibi ayrıca önem kazanır, çünkü bu grupta karşı tarafta tümör gelişme olasılığı bulunur. Bu hastalarda muayene ve ultrason aralıklarını daha sık tutarım. Takip sırasında en çok karşılaştığım sorun, gereksiz kaygının günlük yaşamı bozmasıdır. Her küçük hassasiyette acile başvuran gençlere normal yapıların elde nasıl hissedildiğini yeniden gösteririm. Testisin arkasındaki kıvrımlı kanal yapısının ve torbadaki damar genişlemelerinin tümörle karıştırılması oldukça sık görülür. Doğru bilgi, hem gecikmeyi hem de gereksiz paniği aynı anda önler. Takip planını yazılı olarak veririm ve bir sonraki kontrol tarihini kişinin kendi takvimine not etmesini isterim. Ailesinde öykü bulunan erkeklerde sigara ve çevresel etkenler konusunda ek bir kısıtlama gerekmez, çünkü bu hastalıkta yaşam tarzının etkisi sınırlıdır. Buna karşılık genel sağlık kontrollerinin aksatılmaması her yaş için geçerli bir öneri olarak kalır.
Testis kanserinin yaş dağılımı, bu hastalığı erkeklerde görülen diğer kanserlerden ayıran en belirgin özelliktir. Yirmili ve otuzlu yaşlardaki erkeklerde hastalık en yoğun biçimde görülür, çocukluk çağında seyrek kalır ve ileri yaşta çoğu zaman farklı bir tümör türü karşımıza çıkar. Testisin torbaya yerleşmediği çocukluk öyküsü, riski en çok artıran durum olarak öne çıkar ve bu öyküye sahip erkeklerin düzenli takip edilmesi gerekir. Ailesinde hastalık bulunan erkeklerde takip, aylık kendi kendine muayene ile yıllık hekim değerlendirmesinden oluşan basit bir düzenle yürütülür. Hangi yaşta olursa olsun testiste yeni fark edilen bir sertlik, birkaç hafta beklenmeden değerlendirilmelidir.
1 Testis Kanseri Yirmili Yaşlardan Önce Görülebilir mi?
2 Testiste Ele Gelen Her Sertlik Kanser midir?
3 Testis Kanseri Riski Taşıyan Genç Erkek Muayeneyi Hangi Aralıkla Yapmalıdır?
4 Testis Kanseri İki Taraflı Görülür mü?
5 Testis Tümörü Ağrı Yapar mı?
6 Testis Alındıktan Sonra Cinsel Yaşam Etkilenir mi?
7 Tedaviden Sonra Çocuk Sahibi Olmak Mümkün müdür?
8 Torbaya Protez Yerleştirilmesi Mümkün müdür?
9 Tümör Belirteçleri Normalse Kanser Dışlanır mı?
10 Testise Alınan Darbe Kanser Nedeni Olur mu?
11 Testis Kanseri Kan Tahlilinde Rastlantıyla Saptanır mı?
12 Tedavi Sonrası Takip Kaç Yıl Sürer?
13 Spor Yapmak ya da Ağırlık Kaldırmak Risk Oluşturur mu?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Testicular Cancer www.cancer.gov
- Treatment for Testicular Cancer www.cancer.gov
- Testicular Cancer medlineplus.gov
- Male Infertility medlineplus.gov
- Literatür taraması: “testicular germ cell tumour management” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “retroperitoneal lymph node dissection testicular cancer” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov