Tekrarlayan böbrek taşında analizin neden her yeni taşta yinelendiğini, taşın nasıl biriktirileceğini ve sonucun beslenmeyi nasıl yönlendirdiğini anlatıyorum. Analiz yapılamadığında izlenen yolu da açıklıyorum.
Tekrarlayan böbrek taşında taş analizi yenilenir, çünkü aynı kişide yıllar içinde oluşan taşların içeriği değişebilir ve eski bir analiz sonucuna göre kurulan önleyici plan yeni taşta yanlış yöne gidebilir. İlk taşın içeriği o dönemdeki idrar kimyasını yansıtır. Beslenme düzeni, kullanılan ilaçlar, kilo değişimleri ve geçirilen hastalıklar yıllar içinde idrarın kimyasını değiştirir. İdrar kimyası değiştiğinde çöken kristalin türü de değişir. Bu nedenle on yıl önce düşürülen bir taşın içeriği, bugün oluşan taş hakkında güvenilir bilgi vermez. Analizin yenilenmesi, önleyici planın güncel duruma göre kurulmasını sağlar. Bu basit inceleme, tekrarların önlenmesinde en belirleyici adımlardan birini oluşturur.
Muayenehanede taş düşüren kişilere önce eski analiz sonuçlarını sorarım. Pek çok kişi taşını hiç sakladığını hatırlamaz ya da analize gönderilmediğini söyler. Oysa taşın kendisi, hastalığın nedenini doğrudan gösteren tek somut örnektir. Kan ve idrar incelemeleri değerli bilgiler verir, ancak taşın içeriği kadar doğrudan bir yanıt sunmaz. Bu yazıda taşın türünün zaman içinde neden değiştiğini, düşen taşın nasıl biriktirileceğini, analiz sonucunun beslenmeyi nasıl yönlendirdiğini, enfeksiyon kaynaklı taşların nasıl ayırt edildiğini ve analiz yapılamadığında izlenen yolu sırasıyla anlatıyorum. Hastalığın genel çerçevesi ve tekrarın nedenleri için tekrarlayan böbrek taşı sayfası ayrıntılı bilgi sunar.
Tekrarlayan Böbrek Taşında Taşın Türü Zamanla Değişir mi?
Tekrarlayan böbrek taşında taşın türü zamanla değişebilir ve bu değişim, kişinin yaşam düzenindeki ve sağlık durumundaki değişikliklerle doğrudan ilişkilidir. Taş, idrarda çözünmüş hâlde bulunan maddelerin doygunluğu aştığında çökmesiyle oluşur. Hangi maddenin çökeceğini idrarın asitlik derecesi, hacmi ve içindeki koruyucu maddelerin düzeyi belirler. Bu üç etkenin herhangi biri değiştiğinde çöken kristalin türü de değişir. İdrar sürekli asidik hâle geldiğinde ürik asit kristalleri ön plana çıkar. İdrar alkali tarafa kaydığında ise kalsiyum fosfat ve enfeksiyon kaynaklı taşlar gelişir. Kilo alımı, insülin direnci ve şeker hastalığı idrarı asidik hâle getirerek türü kaydırır. Kronik bağırsak hastalıkları ve bağırsağa yönelik ameliyatlar oksalat emilimini artırarak kalsiyum oksalat taşlarına zemin hazırlar. Uzun süren ishal, vücudun bikarbonat kaybetmesine yol açarak idrardaki koruyucu sitratı düşürür. Bazı ilaçlar da idrar kimyasını doğrudan etkileyerek yeni bir taş türünün oluşmasına neden olur. Bu nedenle her yeni taşı, bir önceki taşın devamı değil, ayrı bir örnek olarak ele alırım.
Türün değişmesi tedavi planını baştan sona etkiler. Kalsiyum oksalat taşı için kurulan bir beslenme düzeni, ürik asit taşı gelişen bir kişide beklenen faydayı vermez. Ürik asit taşlarında asıl hedef idrarın asitliğini azaltmaktır ve bu hedef sitrat içeren ilaçlarla sağlanır. Kalsiyum taşlarında ise tuzun azaltılması ve idrar kalsiyumunun düşürülmesi ön plana geçer. Enfeksiyon taşlarında hedef tamamen farklıdır ve taşın tümüyle temizlenmesi ile enfeksiyonun kontrol altına alınması gerekir. Kalıtsal bir bozukluğa bağlı taşlarda çok daha yoğun bir önleme programı uygulanır. Bu programların birbirinin yerine kullanılması, kişinin yıllarca yanlış bir düzeni sürdürmesine yol açar. Yanlış yönlendirilmiş bir önleme programı, yalnız fayda sağlamamakla kalmaz, bazı durumlarda taş oluşumunu hızlandırır. Örneğin kalsiyumlu gıdaların gereksiz yere kesilmesi bağırsakta oksalat emilimini artırır. Bu nedenle her yeni taşta taşın içeriğinin belirlendiği inceleme yeniden istenir. Sonuç, önceki analizle karşılaştırılarak yorumlanır.
Türün değişip değişmediği bazı ipuçlarıyla önceden de sezilebilir. Taşın tomografide ölçülen yoğunluğu, içeriği hakkında kaba bir fikir verir. Düşük yoğunluklu taşlar çoğu zaman ürik asit içerir ve bu taşlar düz karın grafisinde görülmez. Yüksek yoğunluklu ve düzgün yüzeyli taşlar ise kalsiyum içeren taşları düşündürür. Böbreğin toplayıcı sistemini hızla dolduran ve dallanan taşlar enfeksiyonla ilişkili olabilir. İdrar tahlilinde görülen kristal türü de yol gösterici olur. İdrarın asitlik derecesi tek başına önemli bir ipucu oluşturur. Buna karşılık bu bulguların hiçbiri analizin yerini tutmaz. Yalnız görüntüleme bulgularına dayanarak kurulan bir plan, kişiyi gereksiz kısıtlamalara sokabilir. Bu nedenle ipuçlarını yalnız analiz gelene kadar geçici bir yön belirlemek için kullanırım. Analiz sonucu geldiğinde planı gerekirse baştan yazarım.
Tekrarlayan Böbrek Taşında Düşen Taş Nasıl Biriktirilir?
Tekrarlayan böbrek taşında düşen taşı biriktirmenin en pratik yolu, idrarın ince gözenekli bir süzgeçten geçirilmesi ve yakalanan parçanın kuru bir kapta saklanmasıdır. Taş çoğu zaman beklenmedik bir anda ve ağrının kesildiği sırada düşer. Bu anı kaçırmamak için süzgeç kullanımına ağrı başladığı günden itibaren başlanmalıdır. Eczanelerde bu amaç için üretilmiş süzgeçler bulunur ve bunlar kullanımı en kolay seçeneği oluşturur. Bulunamadığında ince dokulu bir tülbent ya da kahve filtresi de aynı işi görür. İdrar her seferinde süzgeçten geçirilir ve süzgeç ışığa tutularak incelenir. Taşlar çoğu zaman kum tanesi büyüklüğünde olduğu için dikkatli bakmak gerekir. Yakalanan parça su ile hafifçe durulanır ve kâğıt havlu üzerinde kurutulur. Kuruyan parça küçük ve temiz bir kaba ya da katlanmış bir kâğıda konur. Kabın üzerine tarih yazılması, birden fazla taş düşüren kişilerde karışıklığı önler. Parçalar kontrol randevusuna getirildiğinde incelemeye gönderilir.
Biriktirme sırasında yapılan bazı hatalar analizin sonucunu bozar. En sık karşılaştığım hata, taşın su ya da alkol dolu bir şişede saklanmasıdır. Sıvı içinde bekleyen taşın yüzeyi çözünür ve dış katmanlarda bulunan bilgi kaybolur. İkinci hata, taşın yapışkan bant ya da pamuk üzerine konmasıdır. Bant ve pamuk lifleri taşa yapışarak incelemeyi güçleştirir. Üçüncü hata, taşın parmakla ezilerek ya da kırılarak incelenmeye çalışılmasıdır. Taşın katmanlı yapısı, oluşum sürecini gösteren değerli bilgiler taşır ve bu yapı bozulmamalıdır. Çok küçük parçaların atılması da sık yapılan bir hatadır, çünkü modern yöntemlerle çok az miktardaki örnekten bile sonuç alınabilir. Birden fazla parça yakalandığında hepsinin saklanması en doğru yaklaşımdır. İşlem sırasında toplanan parçalar ise doğrudan incelemeye gönderildiği için hastaya bir iş düşmez. Ses dalgalarıyla kırma sonrasında düşen kum benzeri tanecikler de biriktirilmelidir.
Biriktirme alışkanlığını kalıcı hâle getirmek, tekrarlayan taşı olan kişiler için ayrı bir kazanç sağlar. Bu kişilere evde ve işyerinde birer süzgeç bulundurmalarını öneririm. Seyahate çıkarken süzgecin çantaya konması da yararlı olur. Ağrı atağı yaşayan kişilerin acil servise giderken süzgecini yanına alması, taşın kaybolmasını önler. Hastanede yapılan tuvalet kullanımlarında taşın fark edilmeden gitmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle başvuru sırasında sağlık personeline taşın saklanması gerektiği söylenmelidir. Düşen taşın fotoğraflanması analizin yerini tutmaz, ancak boyut hakkında fikir verir. Taşın rengi ve yüzey yapısı da kaba bir bilgi sunar. Sarımsı ve pürüzsüz taşlar çoğu zaman ürik asit içerir. Koyu renkli ve dikenli yüzeyli taşlar ise kalsiyum oksalatı düşündürür. Bu gözlemleri analiz sonucuyla birlikte yorumlarım.
Tekrarlayan Böbrek Taşında Analiz Sonucu Diyeti Nasıl Yönlendirir?
Tekrarlayan böbrek taşında analiz sonucu diyeti doğrudan yönlendirir, çünkü her taş türünde azaltılması ve korunması gereken besin öğeleri birbirinden farklıdır. Kalsiyum oksalat taşı saptanan kişilerde tuzun azaltılması ilk basamağı oluşturur, çünkü fazla tuz idrarla atılan kalsiyumu yükseltir. Aynı kişilerde oksalattan çok zengin gıdaların aşırı tüketilmemesi istenir. Buna karşılık kalsiyumlu gıdaların kesilmesi doğru değildir ve bu noktayı hastalarıma özellikle vurgularım. Besinlerle alınan kalsiyum bağırsakta oksalatı bağlayarak emilimini azaltır ve koruyucu bir etki gösterir. Ürik asit taşı saptanan kişilerde ise kırmızı et, sakatat ve deniz ürünlerinin sınırlanması gerekir. Bu kişilerde idrarın asitliğini azaltan besinler ve içecekler öne çıkar. Kalsiyum fosfat taşlarında hayvansal proteinin azaltılması ve idrarın aşırı alkali hâle gelmesinin önlenmesi hedeflenir. Sistin taşlarında sıvı alımı çok daha yüksek tutulur ve tuz belirgin biçimde kısıtlanır. Enfeksiyon taşlarında beslenmenin rolü sınırlıdır ve asıl hedef taşın tamamen temizlenmesidir. Bu nedenle beslenme önerisi vermeden önce analiz sonucunu beklemeyi tercih ederim.
Beslenme düzenini kurarken kişinin alışkanlıklarını da hesaba katarım. Uygulanamayan bir liste, birkaç hafta içinde terk edilir ve hiçbir katkı sağlamaz. Bu nedenle önerileri birkaç somut değişiklikle sınırlı tutar ve zamanla genişletirim. Sıvı alımı bütün taş türlerinde ortak ve en temel önlemi oluşturur. İdrarın gün boyunca açık renkli kalması, hedefin tutturulduğunu gösteren pratik bir ölçüttür. Sıvının güne yayılması, sıcak ortamlarda ve egzersiz sırasında artırılması gerekir. Gece idrarının aşırı yoğunlaşmaması için yatmadan önce de bir miktar sıvı alınması uygun olur. Şekerli ve kolalı içeceklerin azaltılması bütün taş türlerinde yararlıdır. Narenciye meyvelerinin beslenmeye eklenmesi, idrardaki koruyucu sitratı artırır. Sebze ve meyveden zengin, tuzu ve hayvansal proteini sınırlı bir düzen çoğu kişide iyi sonuç verir. Kilo fazlalığının azaltılması da idrar kimyasını olumlu yönde değiştirir.
Beslenme değişikliklerinin etkisini ölçmek de planın bir parçasıdır. Önerilerin uygulanmaya başlanmasından birkaç ay sonra idrar incelemesi tekrarlanır. Bu incelemede idrar hacmi, kalsiyum, oksalat, ürik asit ve sitrat düzeyleri değerlendirilir. Değerler hedefe yaklaşmışsa düzen aynen sürdürülür. Değişiklik görülmemişse önerilerin uygulanıp uygulanmadığı konuşulur. Uygulandığı hâlde değer düzelmeyen kişilerde ilaç tedavisi gündeme gelir. İdrar kalsiyumu yüksek olanlarda bu değeri düşüren ilaçlar kullanılır. Sitratı düşük olanlarda idrarı alkali hâle getiren ilaçlar tedaviye eklenir. Kandaki kalsiyum yüksekliği saptanan kişilerde paratiroid bezlerinin çalışması ayrıca araştırılır. Bu araştırmanın sonucu, beslenme düzeninin ötesinde bir tedavi gerektirebilir. Böylece beslenme ve ilaç tedavisi birbirini tamamlayan iki basamak hâline gelir.
Tekrarlayan Böbrek Taşında Enfeksiyon Kaynaklı Taş Nasıl Ayırt Edilir?
Tekrarlayan böbrek taşında enfeksiyon kaynaklı taş, hızlı büyümesi, böbreğin toplayıcı sistemini dallanarak doldurması ve idrarın sürekli alkali bulunmasıyla ayırt edilir. Bu taşlar, idrardaki üreyi parçalayarak idrarı alkali hâle getiren bakteriler tarafından hazırlanan bir ortamda oluşur. Bakteriler taşın içine yerleşir ve taş bir bakteri deposu hâline gelir. Bu nedenle antibiyotik tedavisi taşı tamamen temizlemeden kalıcı sonuç vermez. Taşın yüzeyi çoğu zaman gözenekli ve kolay ufalanan bir yapı gösterir. Tomografide yoğunluk değeri orta düzeyde bulunur ve taş kısa sürede belirgin biçimde büyür. İdrar tahlilinde bol miktarda iltihap hücresi ve tipik kristaller görülür. İdrarın asitlik derecesi ölçümlerde sürekli alkali tarafta kalır. İdrar kültüründe üreyen bakterinin türü tanıyı destekler. Kadınlarda, idrar yollarında yapısal farklılık bulunanlarda ve kalıcı sonda kullanan kişilerde bu taşlar daha sık görülür. Tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu öyküsü de güçlü bir ipucu oluşturur.
Enfeksiyon kaynaklı taşların yönetimi diğer taş türlerinden ayrılır. Bu taşlarda hedef, taşın en küçük parçasının bile geride bırakılmamasıdır. Geride kalan bir parça, içindeki bakterilerle birlikte taşın yeniden büyümesine yol açar. Bu nedenle işlem sonrasında kontrol görüntülemesi daha ayrıntılı planlanır. Taş temizlendikten sonra idrar kültürü belirli aralıklarla tekrarlanır. İdrarın alkali hâlden çıkması, tedavinin sonuç verdiğini gösteren bir bulgudur. Tekrarlayan enfeksiyonun altında yatan bir yapısal sorun bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılır. Böbreğin ne ölçüde çalıştığını değerlendirmek gerektiğinde böbreklerin ayrı ayrı işlevini ölçen sintigrafi istenir. Uzun süre enfeksiyon taşı taşıyan böbreklerde işlev belirgin biçimde azalmış olabilir. İşlevini büyük ölçüde yitirmiş bir böbrek, sürekli enfeksiyon kaynağı hâline gelebilir. Böyle durumlarda tedavi planı tamamen farklı bir çerçevede kurulur.
Enfeksiyon kaynaklı taşların önlenmesi de ayrı bir çaba gerektirir. Bu kişilerde idrar yolu enfeksiyonlarının erken tanınması büyük önem taşır. Ateş, idrar yaparken yanma ve idrarın kötü kokması uyarıcı bulgular arasında yer alır. Şikâyet ortaya çıktığında idrar kültürü alınmadan tedaviye başlanması doğru olmaz. Kültür sonucu, uygun antibiyotiğin seçilmesini sağlar. Bol sıvı alınması bakterilerin idrarla temizlenmesine katkı sağlar. Kabızlığın önlenmesi ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi de koruyucu etki gösterir. Kalıcı sonda kullanan kişilerde sondanın düzenli aralıklarla değiştirilmesi gerekir. Bu önlemler taşın yeniden oluşmasını geciktirir. Buna karşılık kalıcı sonucu belirleyen asıl adım, taşın tamamen temizlenmesidir.
Tekrarlayan Böbrek Taşında Analiz Yapılamazsa Hangi Testlere Başvurulur?
Tekrarlayan böbrek taşında analiz yapılamadığında kan tahlilleri, tam idrar tahlili, gün boyunca toplanan idrarın incelenmesi ve görüntüleme bulguları birlikte kullanılır. Taş ele geçmediğinde bu testler, taşın türü hakkında dolaylı ama değerli bilgiler verir. Kan tahlillerinde kalsiyum, fosfor, ürik asit, potasyum ve bikarbonat düzeyleri ölçülür. Kanda kalsiyum yüksek bulunduğunda paratiroid hormonu ayrıca değerlendirilir. Böbrek işlevlerini gösteren testler hem tanıya hem de ilaç seçimine katkı sağlar. Tam idrar tahlilinde idrarın asitlik derecesi ve görülen kristal türleri incelenir. Sürekli asidik bir idrar ürik asit taşını, sürekli alkali bir idrar ise fosfat ve enfeksiyon taşlarını düşündürür. Gün boyunca toplanan idrarda hacim, kalsiyum, oksalat, ürik asit, sitrat, sodyum ve magnezyum ölçülür. Günlük farklılıkları dengelemek için bu incelemenin bazı kişilerde iki kez yapılması istenir. İncelemenin taş atağı geçtikten sonra ve olağan beslenme düzeni sürdürülürken yapılması gerekir. Sistin taşından kuşkulanılan kişilerde idrarda sistin atılımı ayrıca araştırılır.
Görüntüleme bulguları da bu değerlendirmenin ayrılmaz parçasını oluşturur. Tomografide ölçülen yoğunluk, taşın kaba yapısı hakkında fikir verir. Düz karın grafisinde görülmeyen bir taş, ürik asit içeriğini güçlü biçimde düşündürür. Taşın böbrek içindeki yerleşimi ve dallanma biçimi de tür hakkında bilgi taşır. Böbrekte yapısal bir farklılık ya da idrarın göllenmesine yol açan bir durum bulunup bulunmadığı aynı incelemede görülür. Tomografide taş dışında bir kitle saptandığında değerlendirme tamamen farklı bir yöne girer ve böbrekte kitle olarak beliren kanser olasılığı öncelikle ele alınır. Böyle bir bulgu, taş araştırmasının sırasını değiştirir. Bütün bu testler bir araya getirildiğinde taş oluşumunun nedeni çoğu kişide belirlenebilir. Belirlenen nedene göre sıvı, beslenme ve gerektiğinde ilaç planı kurulur. Yeni bir taş düştüğünde ise analiz ilk fırsatta yapılır ve plan güncellenir. Bu nedenle taşın saklanması konusundaki hatırlatmayı her görüşmede yinelerim.
Tekrarlayan böbrek taşında analizin yenilenmesi, önleyici planın doğru temele oturmasını sağlar. Aynı kişide yıllar içinde oluşan taşların içeriği değişebildiği için eski bir sonuç bugünkü taşı açıklamaya yetmez. Düşen taşın süzgeçle yakalanması ve kuru biçimde saklanması, bu değerlendirmenin en kolay ama en çok ihmal edilen adımını oluşturur. Analiz sonucuna göre kurulan beslenme ve ilaç planı, tekrarlar arasındaki süreyi uzatır ve yeni girişim gereksinimini azaltır. Taş ele geçmediğinde ise kan ve idrar incelemeleriyle görüntüleme bulguları birlikte kullanılarak aynı hedefe yaklaşılır.
1 Taş Analizi Ne Kadar Sürede Sonuçlanır?
2 Bir Taşın İçinde Birden Fazla Madde Bulunur mu?
3 Kaç Taş Düşüren Kişide Ayrıntılı İnceleme Gerekir?
4 İdrar Toplama İncelemesi Nasıl Yapılır?
5 Analiz Sonucu Kalıtsal Bir Hastalığı Gösterebilir mi?
6 Aynı Kişide İki Ayrı Türde Taş Bulunabilir mi?
7 İlaç Kullanımı Taşın İçeriğini Etkiler mi?
8 Vitamin Takviyeleri Taş Riskini Artırır mı?
9 Taş Analizi Kaç Yılda Bir Yenilenmelidir?
10 Taş Analizi Yenilendikten Sonra Önleyici İlaç Değiştirilir mi?
11 Sıcak İklimde Çalışmak Taş Türünü Değiştirir mi?
12 Yeni Düşen Taş Analize Gönderildikten Sonra Kontrol Ne Zaman Planlanır?
13 Böbrekte Kalan Sessiz Taşlar Analiz Gerektirir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Eating, Diet, & Nutrition for Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Kidney Stones medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Literatür taraması: “ureteroscopy versus shock wave lithotripsy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov