Böbrek koruyucu ameliyatın hangi tümörlerde öne çıktığını, yerleşim ve boyutun karara nasıl girdiğini, birden fazla tümörde izlenen yolu anlatıyorum. Böbrek işlevinin karardaki ağırlığını da ele alıyorum.
Robotik böbrek koruyucu ameliyat, böbrekten güvenle çıkarılabilecek, sağlam doku sınırı bırakmaya elverişli ve böbreğin büyük bölümünü yerinde bırakmaya olanak tanıyan tümörlerde tercih edilir. Bu tanım ilk bakışta yalnız boyutla ilgiliymiş gibi görünür, oysa kararın içine en az üç bilgi birden girer. Tümörün böbrek içindeki yerleşimi, boyutu ve kişinin böbrek işlevi bu bilgilerin başında gelir. Böbreğin dış kenarına yakın, dışa doğru kabarmış küçük tümörler bu ameliyata en uygun grubu oluşturur. Böbreğin orta bölümünde, ana damarlara ve idrar toplayan yapılara gömülü tümörlerde ise karar çok daha ayrıntılı bir değerlendirme gerektirir. Tümörün büyük olması tek başına engel oluşturmaz, çünkü belirleyici olan boyuttan çok tümörün çevre yapılarla ilişkisidir.
Bu kararı kişiyle birlikte verirken görüntüleri ekranda açar ve tümörün böbrek içindeki yerini üç boyutlu olarak gösteririm. Kişilerin büyük bölümü böbreğinin korunmasını ister ve bu isteği başından belirtir. Buna karşılık her tümör korunarak çıkarılmaya uygun değildir ve zorlama bir karar kanser kontrolünü zayıflatır. Bu nedenle sınırları baştan açıkça çizerim. Bu yazıda tümörün yerleşiminin neden belirleyici olduğunu, boyut için bir sınır bulunup bulunmadığını, birden fazla tümörde izlenen yolu, böbreğin tamamen alınmasıyla arasındaki seçimi ve böbrek işlevinin karardaki ağırlığını anlatıyorum. Ameliyatın basamaklarını, hastanede kalış süresini ve sonrasındaki iyileşmeyi merak eden kişiler için böbrek dokusunun korunarak tümörün çıkarılması konusundaki sayfa kapsamlı bilgi sunar.
Robotik Böbrek Koruyucu Ameliyatta Tümörün Yerleşimi Neden Önemlidir?
Robotik böbrek koruyucu ameliyatta tümörün yerleşimi, ameliyatın teknik güçlüğünü ve geride kalacak doku miktarını doğrudan belirlediği için önem taşır. Böbrek, dıştan içe doğru kabuk bölümü, öz bölümü ve idrarın toplandığı boşluklardan oluşur. Dış kabuk bölümünde yer alan ve yüzeyden kabarmış tümörler, çevrelerinde ince bir sağlam doku bırakılarak kolayca çıkarılır. Bu tümörlerde idrar toplayan yapılar açılmadığı için onarım da hızlı tamamlanır. Böbreğin derinine doğru uzanan tümörlerde ise toplayıcı yapıların açılması kaçınılmaz olur. Açılan bu yapıların ayrıca dikilmesi gerekir ve bu basamak ameliyat süresini uzatır. Böbreğin ön yüzündeki tümörlere ulaşmak, arka yüzündekilere göre daha kolaydır. Arka yüzdeki tümörlerde böbreğin döndürülmesi gerekir ve bu manevra ek zaman ister. Üst uçtaki tümörlerde dalak, karaciğer ve böbrek üstü bezi komşuluğu ayrıca değerlendirilir. Alt uçtaki tümörler ise idrar borusuna yakınlığı nedeniyle dikkat gerektirir.
Yerleşimi tarif etmek için görüntüleme üzerinden puanlama sistemleri kullanılır. Bu sistemlerde tümörün boyutu, dışa doğru kabarıklığı, böbreğin ön ya da arka yüzünde bulunması, kutuplara uzaklığı ve toplayıcı yapılara mesafesi ayrı ayrı değerlendirilir. Elde edilen puan, ameliyatın kolay, orta ya da zor grubunda yer aldığını gösterir. Bu değerlendirmeyi ameliyat planını kurarken her kişide yaparım. Zor grupta yer alan tümörlerde kan akımının durdurulacağı süre daha uzun olur. Bu nedenle bu kişilerde ek önlemler önceden planlanır. Yalnız tümörü besleyen damar dalının kapatılması, bu önlemlerin başında gelir. Böylece böbreğin geri kalanı kan almaya devam eder ve hücreler oksijensiz kalmaz. Ameliyat sırasında kullanılan ultrason, tümör sınırlarının ve damar dallarının görülmesini sağlar. Bu bilgiler bir araya geldiğinde ameliyatın haritası çıkarılmış olur.
Yerleşimin bir başka sonucu, onarım sonrasında idrar akışının etkilenme olasılığıdır. Böbrek havuzuna çok yakın yerleşen tümörlerde dikiş hattı toplayıcı yapıların hemen kenarına denk gelir. Bu bölgedeki iyileşme sırasında oluşan doku, idrarın geçişini bir miktar daraltabilir. Ortaya çıkan tablo, doğuştan gelen ve böbrek ile idrar borusunun birleşim yerindeki darlık tablosuna benzer bulgular verir. Bu nedenle havuza yakın tümörlerde ameliyat sırasında idrar borusuna geçici bir stent yerleştirilmesini tercih ederim. Stent, iyileşme döneminde idrar akışını güvence altına alır ve birkaç hafta sonra çıkarılır. Ameliyat sonrasında yan ağrısı ve böbrekte şişme görülmesi durumunda görüntüleme tekrarlanır. Erken dönemde saptanan bir daralma, çoğu zaman basit bir girişimle çözülür. Geç fark edilen daralma ise böbrek işlevinde kalıcı kayba yol açabilir. Bu nedenle havuza yakın tümörlerde takip daha sık aralıklarla yürütülür.
Robotik Böbrek Koruyucu Ameliyatta Tümör Boyutu İçin Sınır Var mıdır?
Robotik böbrek koruyucu ameliyatta tümör boyutu için kesin bir üst sınır bulunmaz, ancak boyut büyüdükçe ameliyatın güçlüğü ve geride kalacak doku miktarı belirgin biçimde değişir. Dört santimetrenin altındaki tümörler bu ameliyatın en uygun grubunu oluşturur. Bu grupta böbrek dokusunun büyük bölümü yerinde kalır ve onarım sorunsuz tamamlanır. Dört ile yedi santimetre arasındaki tümörlerde karar, yerleşime ve kişinin böbrek işlevine göre verilir. Dışa doğru kabarmış ve dış kenarda duran bu boyuttaki bir tümör çoğu zaman korunarak çıkarılabilir. Aynı boyutta ancak böbreğin ortasına gömülü bir tümörde ise durum bambaşkadır. Yedi santimetrenin üzerindeki tümörlerde koruyucu yaklaşım yalnız seçilmiş kişilerde gündeme gelir. Tek böbreği bulunan kişilerde bu sınır çok daha esnek uygulanır. Bu kişilerde amaç, böbreğin bir bölümünü kurtararak süzme işlevinin sürmesini sağlamaktır. Bu nedenle boyutu tek başına bir ölçüt olarak kullanmam.
Boyutun önemi yalnız teknik güçlükten kaynaklanmaz. Tümör büyüdükçe kapsül dışına taşma ve çevre yağ dokusuna uzanma olasılığı artar. Bu durumda çevresinde sağlam bir doku sınırı bırakmak güçleşir. Çıkarılan dokunun kenarında hücre kalması, takibin sıkılaştırılmasını gerektirir. Büyük tümörlerde kan akımının durdurulacağı süre de uzar. Uzayan süre, böbrek hücrelerinde geçici ya da kalıcı hasara yol açabilir. Bu nedenle büyük tümörlerde soğutma gibi ek önlemler planlanır. Kanama olasılığı da boyutla birlikte artar, çünkü tümörün beslendiği damar sayısı çoğalır. Bütün bu etkenler bir araya geldiğinde ameliyatın risk dengesi değişir. Kararı bu dengeyi kişiyle açıkça konuşarak veririm.
Böbrekte saptanan her kitle de tümör değildir. Görüntülemede rastlanan basit kistler tedavi gerektirmez ve yalnız izlenir. Kalın duvarlı, içinde bölmeler bulunan ve kontrast madde tutan karmaşık kistler ise kanser kuşkusu taşır. Bu kistler kendi içinde bir sınıflandırmaya göre gruplandırılır ve yüksek gruptakilerde ameliyat gündeme gelir. Küçük kitlelerin bir bölümünün patoloji incelemesinde iyi huylu çıktığı bilinir. Bu olasılık, böbreğin bütünüyle alınmasından kaçınmak için güçlü bir gerekçe oluşturur. Kuşkulu kitlelerde ameliyattan önce iğne biyopsisi de değerlendirilebilir. Biyopsi kararını kitlenin görünümüne ve kişinin genel durumuna göre veririm. İleri yaşta ve ağır eşlik eden hastalığı bulunan kişilerde küçük kitleler için izlem programı da bir seçenek oluşturur. Bu programda kitlenin boyutu belirli aralıklarla ölçülür ve büyüme hızı kaydedilir.
Robotik Böbrek Koruyucu Ameliyat Birden Fazla Tümörde Uygulanabilir mi?
Robotik böbrek koruyucu ameliyat birden fazla tümörde uygulanabilir ve bu durum özellikle kalıtsal yatkınlık taşıyan kişilerde sık gündeme gelir. Aynı böbrekte birden çok odak bulunması alışılmadık bir tablo değildir. Odakların tamamı aynı seansta çıkarılmaya çalışılır. Her odak için ayrı bir sağlam doku sınırı bırakılması gerekir. Odak sayısı arttıkça geride kalan doku miktarı azalır ve onarım hattı uzar. Bu nedenle çok odaklı ameliyatlarda kan akımının durdurulma süresi daha dikkatli yönetilir. Odakların birbirine yakın olduğu durumlarda tek bir çıkarım yeterli olabilir. Böbreğin farklı kutuplarına dağılmış odaklarda ise ayrı ayrı çalışılır. Ameliyat sırasında kullanılan ultrason, gözle görülmeyen derindeki odakların bulunmasını sağlar. Bu inceleme olmadan yapılan ameliyatlarda küçük odakların atlanması söz konusu olur.
Kalıtsal yatkınlık taşıyan kişilerde yaklaşım baştan farklı kurulur. Bu kişilerde yaşam boyunca yeni odaklar gelişme olasılığı yüksektir. Böbreğin her ameliyatta bir bölümünün kaybedilmesi, yıllar içinde süzme işlevini ciddi biçimde azaltır. Bu nedenle bu kişilerde her odak saptandığı anda ameliyat edilmez. Belirli bir boyuta ulaşana kadar izlem sürdürülür ve ameliyatlar gruplandırılır. Böylece girişim sayısı azaltılır ve doku korunur. Genetik değerlendirme, bu planın kurulmasında yol gösterir. Ailede genç yaşta böbrek tümörü öyküsü bulunan kişilerde genetik danışma isterim. Aile bireylerinin taranması da bu sürecin parçasıdır. Bu kişilerde takip yıllar boyunca aynı merkezde sürdürüldüğünde görüntüler karşılaştırılabilir hâle gelir.
İki böbrekte birden tümör bulunan kişilerde plan daha da ayrıntılı kurulur. Bu tabloda iki böbreğin aynı seansta ameliyat edilmesi çoğu zaman uygun olmaz. Ameliyatlar arasına birkaç hafta ile birkaç ay arasında bir süre konur. Hangi böbreğin önce ameliyat edileceği, tümörün özelliklerine ve böbreklerin işlevine göre belirlenir. Genellikle daha çok doku kurtarılabilecek böbrek ikinci sıraya bırakılır. İlk ameliyattan sonra böbrek işlevi yeniden ölçülür ve ikinci ameliyatın zamanı buna göre planlanır. İşlevde belirgin düşüş saptanırsa ikinci ameliyat ertelenir. Bu süre içinde tansiyon ve kan şekeri kontrolü sıkılaştırılır. İki taraflı hastalıkta ekip çalışması ayrı bir önem taşır ve böbrek hekimiyle birlikte karar verilir. Kişinin bu takvimi baştan bilmesi, sürece uyumunu belirgin biçimde artırır.
Robotik Böbrek Koruyucu Ameliyat ile Böbreğin Tamamen Alınması Arasında Nasıl Seçim Yapılır?
Robotik böbrek koruyucu ameliyat ile böbreğin tamamen alınması arasındaki seçim, kanserin eksiksiz çıkarılması ile böbrek işlevinin korunması arasındaki denge gözetilerek yapılır. Bu dengede kanser kontrolü her zaman önce gelir. Tümör güvenle çıkarılamayacaksa böbreğin tamamının alınması doğru karardır. Ana damarları saran, toplardamarın içine uzanan ya da böbreğin büyük bölümünü kaplayan tümörlerde koruyucu yaklaşım uygun olmaz. Çevre yağ dokusuna ve komşu organlara yayılmış tümörlerde de aynı durum geçerlidir. Bu tablolarda böbreğin çevre dokusuyla birlikte çıkarılması gerekir. Karar bazen ameliyat sırasında değişir ve koruyucu yaklaşımla başlanan bir ameliyat tamamlayıcı çıkarımla sonlanır. Bu olasılığı ameliyattan önce açıkça anlatırım. Kişinin bu durumu önceden bilmesi, sonrasındaki görüşmeyi çok kolaylaştırır. Kararın gerekçesini ameliyat notunda ayrıntılı olarak yazarım.
Kişinin genel durumu da seçimi etkileyen ana başlıklardan biridir. Diğer böbreği sağlam ve işlevi iyi olan bir kişide böbreğin tamamının alınması daha kolay tolere edilir. Buna karşılık tek böbreği bulunan, iki böbreğinde birden hastalık olan ya da böbrek işlevi sınırda seyreden kişilerde koruyucu yaklaşım öne çıkar. Şeker hastalığı ve uzun süreli yüksek tansiyon, böbreklerin yıllar içinde yıpranmasına yol açar. Bu kişilerde bugün sağlam görünen diğer böbrek, ilerleyen yıllarda yükü taşıyamayabilir. Genç kişilerde de korunan doku, uzun yaşam süresi boyunca değer kazanır. Ağır kalp ve akciğer hastalığı bulunan kişilerde ise ameliyat süresinin kısa tutulması öncelik hâline gelir. Bu durumda böbreğin kapalı yöntemle bütünüyle çıkarılması daha kısa süren ve daha az kanama riski taşıyan bir seçenek oluşturur. Seçenekleri karşılaştırmalı bir tabloyla anlatmayı tercih ederim. Kararın kişiyle birlikte verilmesi, sonraki sürece bağlılığı artırır.
Seçimde göz ardı edilen bir başka başlık ise takip yüküdür. Böbrek dokusu korunan kişilerde aynı böbrekte yeni bir odak gelişme olasılığı sürer. Bu nedenle takip görüntülemeleri daha sık aralıklarla yapılır. Böbreğin tamamı alınan kişilerde ise takip yatağı ve karşı böbreği hedefler. İki durumda da takip yıllar boyunca sürdürülür. Takip görüntülemelerinde kontrast madde kullanımı böbrek işlevine göre ayarlanır. İşlevi azalmış kişilerde kontrastsız yöntemler ve ultrason öne çıkar. Takibin hangi aralıklarla yapılacağını patoloji sonucuna göre belirlerim. Kenarda hücre kalmış kişilerde ilk yıllarda aralıklar kısa tutulur. Takvimi yazılı olarak vermek, kontrollerin aksamasını önler. Kontrolleri düzenli sürdüren kişilerde olası bir değişiklik erken dönemde yakalanır.
Robotik Böbrek Koruyucu Ameliyat Kararında Böbrek Fonksiyonu Nasıl Değerlendirilir?
Robotik böbrek koruyucu ameliyat kararında böbrek fonksiyonu, kan tahlilleri ve gerektiğinde her iki böbreğin ayrı ayrı ölçüldüğü incelemelerle değerlendirilir. İlk basamakta kandaki atık madde düzeyi ölçülür ve bu değerden süzme hızı hesaplanır. Süzme hızı, böbreklerin dakikada ne kadar kanı temizlediğini gösteren temel ölçüttür. Bu hesaplamada yaş, cinsiyet ve vücut ölçüleri de kullanılır. İdrarda protein kaybı olup olmadığı ayrıca araştırılır. Protein kaybı, böbrek dokusunda süregen bir hasarın işareti olabilir. Bu bulgular bir arada değerlendirildiğinde kişinin böbrek yedeği ortaya çıkar. Yedeği geniş olan kişilerde doku kaybı daha kolay tolere edilir. Yedeği sınırlı olan kişilerde ise her milimetre doku değer kazanır. Bu nedenle ameliyat planını doğrudan bu ölçümler üzerine kurarım.
Kandaki tek bir değere bakmak çoğu zaman yanıltıcı olur. Kas kütlesi düşük kişilerde bu değer olduğundan iyi görünebilir. Bu nedenle ölçümü süzme hızıyla birlikte yorumlarım ve ayrıntıyı kişiye anlatırım. Değerlendirmenin nasıl yapıldığını merak eden kişiler için böbreklerin süzme gücünü gösteren kan tahlilleri konusundaki sayfa açıklayıcı bir kaynak oluşturur. İki böbreğin ayrı ayrı katkısının bilinmesi gerektiğinde sintigrafi devreye girer. Bu inceleme, her böbreğin toplam işleve ne kadar katkı verdiğini yüzde olarak değil oransal bir dağılım olarak gösterir. Tümörlü böbreğin katkısı düşükse koruyucu yaklaşımın kazancı azalır. Katkısı yüksekse dokunun korunması daha da anlam kazanır. Bu inceleme özellikle tek böbrekli ve iki taraflı hastalığı bulunan kişilerde istenir. Ameliyattan sonra aynı ölçümler tekrarlanır ve değişim kaydedilir. Böylece kararın doğruluğu nesnel biçimde değerlendirilmiş olur.
Ameliyat sonrasında böbrek işlevinin korunması için alınacak önlemler de karar aşamasında konuşulur. İlk günlerde kan değerlerinde hafif yükselme görülmesi beklenen bir durumdur ve çoğu kişide kendiliğinden düzelir. Bu dönemde yeterli sıvı alınması, böbreğin toparlanmasını destekler. Böbreğe yük bindiren bazı ağrı kesicilerden kaçınılması gerekir. Tansiyonun düzenli ölçülmesi ve hedef değerlerde tutulması uzun dönemde en belirleyici adımdır. Kan şekerinin kontrolü de aynı ölçüde önem taşır. Tuz tüketiminin azaltılması ve kilo kontrolü kalan dokuyu korur. Sigaranın bırakılması, böbrek damarlarının korunması açısından ayrıca gereklidir. Kontrollerde kan değerleri belirli aralıklarla ölçülür ve eğilimi izlenir. Değerlerde kalıcı bozulma saptanan kişilerde böbrek hekimiyle ortak takip başlatılır.
Robotik böbrek koruyucu ameliyatın tercih edildiği tümörler, güvenli bir sağlam doku sınırıyla çıkarılabilen ve böbreğin büyük bölümünü yerinde bırakmaya olanak tanıyan tümörlerdir. Bu kararda tümörün böbrek içindeki yerleşimi çoğu zaman boyutundan daha belirleyici olur. Birden fazla odak bulunması koruyucu yaklaşıma engel oluşturmaz ve özellikle kalıtsal yatkınlık taşıyan kişilerde bu yaklaşım öne çıkar. Böbreğin tamamen alınmasıyla arasındaki seçim, kanser kontrolü ile böbrek işlevinin korunması dengesine göre yapılır. Ameliyat öncesinde ölçülen süzme hızı ve gerektiğinde yapılan ayrı böbrek değerlendirmesi, bu dengenin sayısal zeminini oluşturur.
1 Böbrekte Rastlantısal Bulunan Küçük Kitle Hemen Ameliyat Edilmeli midir?
2 Ameliyattan Önce İğne Biyopsisi Gerekir mi?
3 Ameliyat Sırasında Kan Akımı Neden Durdurulur?
4 Ameliyattan Sonra Dren Ne Kadar Kalır?
5 Patoloji Sonucunda Kenarda Hücre Kalması Ne Anlama Gelir?
6 Böbrek Koruyucu Ameliyat Sonrası İdrar Rengi Kaç Günde Berraklaşır?
7 Böbrek Tümörü Ameliyatından Sonra Diyaliz Gerekir mi?
8 Böbrek Ameliyatından Sonra Koşu ve Ağırlık Çalışmasına Ne Zaman Başlanır?
9 Tek Böbrekle Yaşamak Günlük Düzeni Değiştirir mi?
10 Ameliyat Öncesinde Hangi Görüntüleme İstenir?
11 Böbrek Tümörü Kalıtsal Olabilir mi?
12 Takip Görüntülemeleri Hangi Aralıklarla Yapılır?
13 Ameliyattan Sonra Beslenmede Değişiklik Gerekir mi?
14 Ameliyat Açık Yönteme Çevrilebilir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov