İdrar yolu enfeksiyonunda antibiyotik seçimini belirleyen ölçütleri, böbrek yetmezliğinin ve gebeliğin bu seçimi nasıl değiştirdiğini anlatıyorum. Daha önce kullanılan ilacın neden yeniden seçilmediğini de ele alıyorum.
İdrar yolu enfeksiyonunda antibiyotik; enfeksiyonun idrar yollarının hangi bölümünde olduğuna, hastanın böbrek işlevlerine, gebelik durumuna, alerji öyküsüne, daha önce kullandığı ilaçlara ve bölgedeki direnç durumuna göre seçilir. Bu ölçütlerin tamamı aynı anda değerlendirilir ve tek bir ölçüt tek başına kararı belirlemez. Mesaneyle sınırlı kalan basit bir enfeksiyonda amaç, idrarda yüksek yoğunluğa ulaşan ve kısa sürede etki gösteren bir ilacın seçilmesidir. Enfeksiyon böbreğe ulaştığında ise ilacın yalnızca idrarda değil, böbrek dokusunda da yeterli düzeye ulaşması gerekir. İdrar yolu enfeksiyonu tedavisinde yapılan en sık hata, her hastaya aynı ilacın aynı sürede verilmesidir. Aynı şikâyetle gelen iki hastaya çoğu zaman farklı ilaçlar öneririm ve bunun nedenini muayenede ayrıntılı olarak anlatırım. Bu açıklama, hastanın tedaviye uyumunu da belirgin biçimde artırır.
Antibiyotik seçimi yalnızca bakteriyi öldürmekle ilgili bir karar değildir. Seçilen ilacın bağırsak florasını ne ölçüde etkilediği, ileride direnç gelişimine ne kadar katkı verdiği ve hastanın günlük yaşamını nasıl etkilediği de karara girer. Gereksiz geniş etkili ilaçların kullanılması, sonraki enfeksiyonlarda elimizde kalan seçenekleri azaltır. Bu nedenle dar etkili ve idrar yollarında yoğunlaşan ilaçları öncelikli olarak değerlendiririm. Bu yazıda ilk seçenek ilaçların neye göre belirlendiğini, böbrek yetmezliğinin ve gebeliğin seçimi nasıl değiştirdiğini, daha önce kullanılan bir ilacın neden yeniden seçilmediğini ve tek doz tedavinin hangi hastalara uygun olduğunu anlatıyorum. Hastalığın belirtileri, tanı basamakları ve genel tedavi yaklaşımı konusunda idrar yollarında gelişen mikrobik iltihap sayfası ayrıntılı bilgi verir.
İdrar Yolu Enfeksiyonunda İlk Seçenek İlaçlar Neye Göre Belirlenir?
İdrar yolu enfeksiyonunda ilk seçenek ilaçlar, enfeksiyonun basit ya da komplike olmasına, bölgede en sık üreyen bakterilere ve bu bakterilerin direnç durumuna göre belirlenir. Basit enfeksiyon, idrar yollarında yapısal bir sorunu bulunmayan ve gebe olmayan kadınlarda mesaneyle sınırlı kalan enfeksiyondur. Bu grupta enfeksiyona yol açan bakterilerin büyük bölümü bağırsak kökenlidir ve hangi bakterinin üreyeceği çoğu zaman önceden tahmin edilebilir. Bu nedenle basit enfeksiyonlarda kültür sonucu beklenmeden tedaviye başlanabilir. İlk seçenek olarak, idrarda yüksek yoğunluğa ulaşan ve bağırsak florasını görece az etkileyen ilaçları tercih ederim. Bu ilaçların bir başka üstünlüğü, direnç oranlarının yıllar içinde düşük seyretmesidir. Enfeksiyonun mesaneyle sınırlı kalması durumunda ilacın kan düzeyinden çok idrardaki düzeyi önem taşır. Böbrek enfeksiyonunda ise durum tersine döner ve dokuya iyi geçen ilaçlar öne çıkar. Yalnızca idrarda yoğunlaşan bir ilacın böbrek enfeksiyonunda kullanılması, tedavinin yetersiz kalmasına yol açar. Bu ayrımın doğru yapılması, tedavi başarısını belirleyen ilk adımdır. Ateş, titreme ve yan ağrısı bulunan bir hastada tedaviyi bu nedenle farklı planlarım.
Bölgesel direnç durumu, ilk seçenek ilacın belirlenmesinde en az hastanın özellikleri kadar belirleyicidir. Aynı ilaç bir bölgede yıllardır etkili kalırken başka bir bölgede belirgin direnç gösterebilir. Bu nedenle kendi hastalarımdan gelen kültür sonuçlarını düzenli olarak gözden geçiririm. Direnç oranı yükselen ilaçları ilk seçenek listesinden çıkarırım. Komplike enfeksiyonlarda ise tahmin yürütmek doğru değildir ve tedaviye kültür alındıktan sonra başlanır. Erkeklerde, sonda kullananlarda, taş ya da tıkanıklığı bulunanlarda ve şeker hastalarında enfeksiyon bu gruba girer. Bu hastalarda geniş etkili bir ilaçla başlanır ve kültür sonucuna göre daralan bir tedaviye geçilir. Tedavinin daraltılması, hem direnç gelişimini azaltır hem de yan etki olasılığını düşürür. Hastanın alerji öyküsü de seçimi doğrudan etkiler ve daha önce döküntü ya da nefes darlığı yaşadığı bir ilaç grubu tamamen dışlanır. Kullanmakta olduğu diğer ilaçlarla etkileşim de göz önünde bulundurulur. Kan sulandırıcı, kalp ritmi ilacı ya da bağışıklığı baskılayan bir ilaç kullanan hastalarda seçenekler daralır. Böyle durumlarda ilacı seçerken ilgili branşla görüşmeyi tercih ederim. Bütün bu ölçütlerin birlikte değerlendirilmesi, birkaç dakikalık bir muayene ile değil ayrıntılı bir öyküyle mümkün olur. Hastanın daha önce hangi ilaçtan yarar gördüğünü de not alırım. Bu kayıt, sonraki ataklarda doğru seçeneğe hızla ulaşmamı sağlar.
İdrar Yolu Enfeksiyonunda Böbrek Yetmezliği İlaç Seçimini Nasıl Değiştirir?
İdrar yolu enfeksiyonunda böbrek yetmezliği ilaç seçimini kökünden değiştirir, çünkü antibiyotiklerin büyük bölümü böbrekten atılır ve süzme kapasitesi azaldığında ilaç vücutta birikir. Biriken ilaç, işitme kaybı, denge bozukluğu, sinir sistemi belirtileri ve böbrek hasarının derinleşmesi gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle böbrek işlevleri azalmış hastalarda doz miktarını ve dozlar arasındaki süreyi ayrı ayrı düzenlerim. Bazı ilaçlarda tek doz azaltılırken bazılarında doz aynı kalır ve aralık uzatılır. Bir kısım ilaç ise böbrek işlevleri belirli bir düzeyin altına indiğinde hiç kullanılmaz. Süzme kapasitesinin sayısal olarak bilinmesi bu hesabın temelini oluşturur ve kan tahlilindeki değerler bu amaçla kullanılır. Böbrek işlevlerinin izlenmesinde kullanılan değerlerin nasıl yorumlandığı konusunda süzme hızını gösteren kan değerleri sayfası ayrıntılı bilgi verir. Yalnızca tek bir kan değerine bakarak doz ayarı yapmak doğru değildir. Yaş, kas kütlesi, beslenme durumu ve sıvı dengesi bu değerlerin yorumlanmasını etkiler. Zayıf ve ileri yaştaki hastalarda böbrek işlevi göründüğünden daha düşük olabilir. Bu nedenle doz hesabını hastanın tüm bilgileriyle birlikte yaparım.
Böbrek işlevleri azalmış hastalarda ikinci bir güçlük, idrarda yeterli ilaç düzeyine ulaşılamamasıdır. Yalnızca idrarda etki gösteren ilaçlar, süzme kapasitesi düştüğünde idrara yeterince geçemez ve etkisiz kalır. Bu nedenle bu gruptaki hastalarda dokuya iyi geçen ilaçları tercih ederim. Tek böbreği bulunan ya da böbreğinin bir bölümü çıkarılmış hastalarda da aynı dikkat gerekir. Tümörün çevresindeki sağlam dokuyla birlikte alındığı ve böbreğin büyük bölümünün korunduğu ameliyatlar sonrasında süzme kapasitesi bir miktar azalabilir. Bu hastalarda ilaç dozunu ameliyat öncesi değerlere göre değil, güncel tahlile göre belirlerim. Diyaliz tedavisi gören hastalarda ise ilacın diyalizle vücuttan uzaklaşıp uzaklaşmadığı ayrıca değerlendirilir. Bazı ilaçların diyaliz seansından sonra verilmesi gerekir. Bu hastalarda tedaviyi nefroloji ekibiyle birlikte planlarım. Böbrek işlevleri azalmış hastalarda enfeksiyonun daha ağır seyretme eğilimi de vardır. Bu nedenle tedaviye yanıtın izlenmesi ve gerektiğinde erken dönemde değişiklik yapılması önem kazanır. Tedavi süresi de bu grupta çoğu zaman uzun tutulur. Sıvı alımının artırılması önerisi ise kalp ya da böbrek yetmezliği bulunan hastalarda dikkatli verilir. Sınırsız su tüketimi bu hastalarda ödem ve nefes darlığına yol açabilir. Bu nedenle günlük sıvı miktarını hastaya sayı vermeden değil, günlük yaşamına uyacak biçimde tarif ederim.
Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonunda Hangi Antibiyotikler Kullanılamaz?
Gebelikte idrar yolu enfeksiyonunda bebeğin gelişimine zarar verebilen, kıkırdak ve kemik gelişimini etkileyen, diş yapısını bozan ve yenidoğanda sarılığı ağırlaştıran ilaç grupları kullanılamaz. Gebelikte ilaç seçimi, anne ile bebeğin birlikte düşünülmesini gerektirir ve bu nedenle seçenekler belirgin biçimde daralır. Bazı ilaç grupları gebeliğin hiçbir döneminde kullanılmaz. Bazıları ise yalnızca belirli haftalarda sakınca taşır ve gebeliğin son döneminde kesilir. Doğuma yakın dönemde verilen bazı ilaçlar, yenidoğanın kanındaki maddelerin dengesini bozarak sarılığı ağırlaştırabilir. Bu nedenle gebelik haftasını her reçete öncesinde öğrenirim. Gebelikte kullanılabilen ilaç grupları sınırlı olduğu için kültür ve antibiyogram bu dönemde daha da önem kazanır. Gebelikte idrarda bakteri üremesi, şikâyet bulunmasa bile tedavi edilir. Bu yaklaşım, gebe olmayan kadınlardaki yaklaşımdan tamamen farklıdır. Gebelikte tedavi edilmeyen bakteri üremesi, böbrek enfeksiyonuna ve erken doğuma yol açabilir. Bu nedenle gebelik takibinde idrar kültürü düzenli olarak istenir. Kültürün gebeliğin erken haftalarında bir kez mutlaka alınması gerekir.
Gebelikte enfeksiyonun neden sıklaştığı da bilinmesi gereken bir konudur. Gebelikte hormonların etkisiyle idrar boruları genişler ve idrar akışı yavaşlar. Büyüyen rahim idrar borularına ve mesaneye bası yapar. Bu iki etken bir araya geldiğinde bakterilerin böbreğe ulaşması kolaylaşır. Gebelikte böbrek enfeksiyonu, gebe olmayan kadınlara göre daha ağır seyreder ve çoğu zaman hastanede tedavi gerektirir. Bu nedenle gebelerde ateş ve yan ağrısını asla ertelemem. Gebelikte tedavi süresi de çoğu zaman daha uzun tutulur ve tek doz tedavi tercih edilmez. Tedavi bittikten sonra idrarın temizlendiğinin kültürle doğrulanması gerekir. Bakteri üremesi tekrarlayan gebelerde, gebeliğin geri kalanında koruyucu bir tedavi gündeme gelebilir. Emzirme döneminde de ilaç seçimi benzer bir dikkatle yapılır, çünkü ilaçların bir bölümü süte geçer. Anne sütüne geçen miktarın bebeği etkileyip etkilemeyeceği her ilaç için ayrı değerlendirilir. Bu dönemde bitkisel karışımların da kontrolsüz kullanılmaması gerekir. Doğal olduğu düşünülen pek çok ürünün gebelikteki etkisi bilinmemektedir. Gebelikte ilaç kullanımı konusunda kadın doğum hekimiyle birlikte karar vermeyi tercih ederim. Ortak karar, hem annenin hem de bebeğin güvenliğini birlikte gözetmeyi sağlar.
İdrar Yolu Enfeksiyonunda Daha Önce Kullanılan İlaç Neden Tekrar Seçilmez?
İdrar yolu enfeksiyonunda daha önce kullanılan ilaç, aynı bakterinin o ilaca karşı direnç kazanmış olma olasılığı yüksek olduğu için kısa bir süre içinde yeniden seçilmez. Bir antibiyotik kullanıldığında yalnızca hedef bakteri değil, bağırsakta ve idrar yollarında bulunan diğer bakteriler de etkilenir. Bu ilaca dirençli bakteriler hayatta kalır ve ortamda çoğalmaya başlar. Yeni bir enfeksiyon geliştiğinde etken, çoğu zaman bu dirençli bakterilerden biridir. Aynı ilacın yeniden verilmesi bu durumda tedavinin yetersiz kalmasına yol açar. Bu nedenle hastanın son aylarda hangi antibiyotikleri kullandığını mutlaka sorarım. Diş hekimi, göğüs hastalıkları ya da başka bir branş tarafından verilen ilaçlar da bu listeye girer. Hastaların bir bölümü bu ilaçları hatırlamadığı için eczane kayıtlarına bakmalarını isterim. Son birkaç ay içinde kullanılmış bir ilaç grubu, yeni tedavide genellikle dışlanır. Bu süre bakterinin türüne ve kullanılan ilaca göre değişir. Kültür sonucunun elde bulunması, bu kararı çok daha kolaylaştırır.
Daha önce kullanılan ilacın tekrar seçilmemesinin bir başka nedeni, tedavinin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığının bilinmemesidir. Hastaların önemli bir bölümü şikâyetleri geçtiğinde ilacı bırakır. Yarım bırakılan tedavi, bakterilerin tamamının ortadan kalkmamasına ve hayatta kalanların dirençli hâle gelmesine yol açar. Kısa süre sonra ortaya çıkan şikâyetler, yeni bir enfeksiyon değil aynı enfeksiyonun sürmesi olabilir. Bu iki durumun ayrılması için kültür sonuçlarının karşılaştırılması gerekir. Üreyen bakterinin türü ve direnç yapısı bu karşılaştırmanın temelini oluşturur. Aynı bakterinin tekrar tekrar üremesi, idrar yollarında bakterilerin saklandığı bir odak bulunduğunu düşündürür. Taş, mesane duvarındaki cepler, mesanede kalan idrar ve prostat iltihabı bu odakların başında gelir. Böyle bir odak varlığında antibiyotik değiştirmek tek başına çözüm sağlamaz. Odağın görüntüleme ile araştırılması ve giderilmesi gerekir. Bu nedenle tekrarlayan enfeksiyonlarda her atakta kültür alınmasını isterim. Kültür sonuçlarının bir dosyada saklanması, sonraki tedavileri belirgin biçimde kolaylaştırır. Hastalara bu kayıtları yanlarında taşımalarını öneririm. Geçmiş kültürlerin elde bulunması, acil başvurularda da doğru ilacın hızla seçilmesini sağlar. Telefonundaki bir fotoğraf bile bu amaç için yeterli olur. Küçük bir düzen, tedavinin gidişini belirgin biçimde değiştirir.
İdrar Yolu Enfeksiyonunda Tek Doz Tedavi Hangi Hastalara Uygundur?
İdrar yolu enfeksiyonunda tek doz tedavi, idrar yollarında yapısal bir sorunu bulunmayan, gebe olmayan ve enfeksiyonu mesaneyle sınırlı kalan genç kadınlara uygundur. Bu hasta grubunda enfeksiyon yüzeysel kalır ve bakteri yükü görece düşüktür. İdrarda uzun süre yüksek yoğunlukta kalan bir ilacın tek seferde verilmesi, bu durumda yeterli olabilir. Tek doz tedavinin en belirgin üstünlüğü, hastanın ilacı yarım bırakma olasılığının ortadan kalkmasıdır. Bağırsak florasının daha az etkilenmesi de bu yaklaşımın bir başka kazanımıdır. Buna karşılık tek doz tedavi her hastada uygun değildir ve yanlış hastada uygulandığında enfeksiyonun derinleşmesine yol açar. Ateşi, titremesi ya da yan ağrısı olan hiçbir hastada tek doz tedavi düşünülmez. Erkeklerde de bu yaklaşım uygulanmaz, çünkü erkeklerdeki enfeksiyonlar komplike kabul edilir ve prostat dokusu da etkilenmiş olabilir. Gebelerde, sonda kullananlarda ve şeker hastalarında da tek doz tedavi yetersiz kalır. Şikâyetleri birkaç günden uzun süredir devam eden kadınlarda da bu yaklaşımı tercih etmem. Tek doz tedavi sonrasında şikâyetlerin tamamen geçmemesi, tedavinin yeniden planlanmasını gerektirir.
Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde tek doz tedavi hiçbir koşulda uygun değildir. Bu grupta enfeksiyon hızla derinleşir ve genel duruma yansıyan bir tabloya dönüşebilir. Kortizon kullanan, organ nakli geçirmiş ve kemoterapi alan kişiler bu gruba girer. Vücutta fazla kortizol üretimine yol açan hormonal bozukluklar da bağışıklığı benzer biçimde baskılar ve böbreğin üzerindeki bezde gelişen oluşumlar bu tablonun nedenlerinden biridir. Böyle bir hastada tekrarlayan ve geç iyileşen enfeksiyonlar, altta yatan hormonal sorunun ilk işareti olabilir. Bu nedenle sık enfeksiyon geçiren, kilo alan ve tansiyonu yükselen hastalarda ek değerlendirme isterim. Şeker hastalarında da kan şekerinin yüksek seyretmesi enfeksiyonun ağırlaşmasını kolaylaştırır. Bu hastalarda antibiyotik tedavisiyle birlikte kan şekerinin düzenlenmesi gerekir. Tek doz tedavinin uygun olmadığı hastalarda tedavi süresi birkaç günden bir haftaya kadar uzayabilir. Böbrek enfeksiyonlarında bu süre daha da uzun tutulur. Tedavi süresinin kısaltılması, hastanın işine gelen ancak enfeksiyonun tekrarlamasına yol açan bir karardır. Süreyi belirlerken hastanın şikâyetlerini değil, enfeksiyonun yerini ve hastanın risk grubunu esas alırım. Tedavi bitiminde kontrol gerekip gerekmediğini de aynı ölçütlere göre belirlerim. Tek doz tedavi uygulanan kadınlarda şikâyetlerin birkaç gün içinde tamamen geçmesi beklenir. Şikâyetlerin sürmesi durumunda kültür alınmasını ve tedavinin yeniden düzenlenmesini isterim.
İdrar yolu enfeksiyonunda antibiyotik seçimi, tek bir kurala indirgenebilecek bir karar değildir. Enfeksiyonun yeri, hastanın böbrek işlevleri, gebelik durumu, alerji öyküsü, son aylarda kullandığı ilaçlar ve bölgedeki direnç durumu bu kararın parçalarını oluşturur. Böbrek işlevleri azalmış hastalarda doz ayarı, gebelerde ise ilaç grubunun kendisi belirleyici hâle gelir. Daha önce kullanılan bir ilacın kısa süre içinde yeniden seçilmemesi, direnç gelişiminin önüne geçer. Tek doz tedavi ise yalnızca dar bir hasta grubunda anlam taşır ve yanlış hastada uygulandığında tedaviyi zora sokar. Hastanın kendi kültür kayıtlarını saklaması ve kullandığı ilaçları not etmesi, bu kararın doğru verilmesini kolaylaştırır. Bu başlıkların tamamı, antibiyotiğin reçeteye yazılmadan önce hastaya göre düşünülmesi gerektiğini gösterir.
1 İdrar Yolu Enfeksiyonunda Antibiyotik Kaç Gün Kullanılır?
2 Şikâyetler Geçtiğinde Antibiyotik Bırakılabilir mi?
3 İdrar Kültürü Sonucu Çıkmadan Tedaviye Başlanır mı?
4 Antibiyotik Kullanırken Bol Su İçmek Gerekir mi?
5 Bitkisel Ürünler Antibiyotiğin Yerini Tutar mı?
6 Antibiyotik Sonrası Mantar Enfeksiyonu Neden Gelişir?
7 Kültürde Bakteri Ürediği Hâlde Şikâyet Yoksa Tedavi Gerekir mi?
8 Tedaviden Sonra Kontrol İdrar Tahlili Gerekir mi?
9 Sonda Kullanan Kişilerde Antibiyotik Seçimi Farklı mıdır?
10 Çocuklarda Antibiyotik Seçimi Erişkinden Farklı mıdır?
11 Antibiyotik Direnci Neden Artıyor?
12 Antibiyotiğe Rağmen Ateş Düşmezse Ne Yapılır?
13 Damar Yoluyla Tedavi Hangi Durumlarda Gerekir?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Bladder Infection (Urinary Tract Infection—UTI) in Adults www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Infections medlineplus.gov
- Kidney Infection (Pyelonephritis) www.niddk.nih.gov
- Urinalysis: MedlinePlus medlineplus.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “recurrent urinary tract infection women prevention” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “acute pyelonephritis management adults” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov