İdrar yolu enfeksiyonunun böbreğe çıktığında ortaya koyduğu belirtileri, hastaneye yatış ölçütlerini, damardan tedavinin gerekçesini ve böbrekte iz bırakma olasılığını anlatıyorum.
İdrar yolu enfeksiyonu böbreğe çıktığında tablo mesaneyle sınırlı bir enfeksiyondan tamamen ayrılır ve titremeyle yükselen ateş, yan ağrısı, bulantı ve belirgin halsizlik ortaya çıkar. Bu tablo böbrek dokusunun iltihaplanması anlamına gelir ve vakit kaybedilmeden değerlendirme gerektirir. Bakteriler mesaneden idrar borularıyla yukarı ilerleyerek böbreğe ulaşır. Böbrek dokusuna yerleşen bakteriler kan dolaşımına da geçebilir ve tüm vücudu ilgilendiren ağır bir tabloya yol açabilir. Tedavi edilmeyen ya da geç tedavi edilen olgularda böbrek dokusunda kalıcı iz oluşabilir. İdrar yollarında bir tıkanıklık bulunduğunda ise tablo saatler içinde ağırlaşır. Bu nedenle ateşle birlikte yan ağrısı tarifleyen hiçbir hastayı ertesi güne bırakmam.
Mesane enfeksiyonuyla böbrek enfeksiyonu arasındaki fark, yalnız şikâyetlerin şiddetiyle ilgili değildir. Mesane enfeksiyonu çoğu hastada ayakta ve kısa süreli bir tedaviyle düzelir. Böbrek enfeksiyonu ise daha uzun süreli tedavi gerektirir ve hastaların bir bölümünde hastanede damar yoluyla ilaç verilmesini zorunlu kılar. Şikâyetlerin ayırt edilmesi bu nedenle hastanın kendi başvuru kararını da doğrudan etkiler. Ateşin tek başına ölçülmesi bile evde yapılabilecek en değerli adımdır. Enfeksiyonun genel çerçevesi, alt ve üst idrar yolu ayrımı ve tanı basamakları konusunda ayrıntı gerektiğinde idrar yolu enfeksiyonu konusundaki sayfa yol gösterir. Bu yazıda enfeksiyonun böbreğe çıktığını gösteren belirtileri, hastaneye yatış ölçütlerini, damardan tedavinin gerekçesini, böbrekte kalıcı iz oluşma olasılığını ve taşla birlikte görülen enfeksiyonda acil boşaltmanın önemini anlatıyorum.
İdrar Yolu Enfeksiyonunun Böbreğe Çıktığı Hangi Belirtilerden Anlaşılır?
İdrar yolu enfeksiyonunun böbreğe çıktığı, titremeyle yükselen ateşin ve yan bölgedeki ağrının ortaya çıkmasından anlaşılır. Basit mesane enfeksiyonlarında yüksek ateş beklenmez ve kişinin genel durumu çoğunlukla iyi kalır. Ateşin belirgin biçimde yükselmesi ve titremeyle gelmesi tabloyu doğrudan böbrek yönüne çeker. Ağrı, bel ile kaburgaların birleştiği bölgede hissedilir ve çoğu zaman tek taraflıdır. Bu ağrı sürekli ve künt bir nitelik taşır ve hareketle belirgin biçimde artmaz. Böbrek bölgesine hafifçe vurulduğunda ağrı duyulması muayenedeki en değerli bulgudur. Bulantı ve kusma tabloya sık eşlik eder ve ağızdan ilaç alınmasını güçleştirir. İştahsızlık, belirgin halsizlik ve kırgınlık hissi de aynı dönemde ortaya çıkar. Mesane enfeksiyonuna ait yanma ve sık idrara çıkma bazı hastalarda tabloya eşlik ederken bazılarında hiç görülmez. Bu nedenle yanma bulunmaması, enfeksiyonun böbrekte olmadığını göstermez. İdrarın bulanıklaşması ve kötü kokması da sık bildirilen bulgulardır. Şikâyetlerin birkaç saat içinde hızla ağırlaşması ise tablonun ilerlediğini gösterir. Ateşin evde ölçülerek kaydedilmesi, başvuru kararını kolaylaştıran en basit adımdır. Ölçümün günde birkaç kez ve aynı yöntemle yapılması karşılaştırmayı sağlar. Ateş düşürücü ilaç alındıktan sonra yapılan ölçüm ise gerçek durumu yansıtmaz. Bu nedenle ilaç öncesindeki ölçümlerin not edilmesi gerekir.
Belirtilerin her hastada aynı biçimde ortaya çıkmadığını da bilmek gerekir. İleri yaştaki kişilerde ateş belirgin olmayabilir ve tablo yalnız bilinç bulanıklığı, halsizlik ya da düşme ile kendini gösterebilir. Bağışıklığı baskılanmış kişilerde de ateş yanıtı zayıf kalabilir. Şeker hastalarında sinir iletimi etkilendiği için ağrı duyusu azalabilir ve tablo sessiz seyredebilir. Küçük çocuklarda açıklanamayan ateş, huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve kusma tek bulgu olabilir. Gebelerde büyüyen rahmin baskısı idrar akışını yavaşlattığı için enfeksiyon daha kolay yukarı çıkar. Sonda kullanan kişilerde ise yalnız ateş ya da idrarın bulanıklaşması görülebilir. Erkeklerde ateşe makat ve kasık bölgesinde ağrı eşlik ediyorsa prostatın da etkilendiği düşünülür. Tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı, hızlı nefes alıp verme ve idrar miktarında belirgin azalma ise acil müdahale gerektiren bulgulardır. Bu bulguların varlığında doğrudan acil servise başvurulması gerekir ve ertesi güne bırakılması hiçbir koşulda doğru olmaz. Değerlendirmede ultrason erken dönemde istenir ve böbrekte şişme, taş ya da apse araştırılır. Ultrasonda görülen sıvı dolu yapıların bir bölümü zararsızdır ve böbrekte rastlanan basit sıvı keseleri ile apse ayrımının yapılması gerekir.
Böbreğe Çıkan İdrar Yolu Enfeksiyonunda Hastaneye Yatış Ne Zaman Gerekir?
Böbreğe çıkan idrar yolu enfeksiyonunda hastaneye yatış, genel durumun bozulduğu, ağızdan ilaç alınamadığı ve idrar yollarında tıkanıklık saptandığı durumlarda gerekir. İlk ölçüt, hastanın genel durumudur. Tansiyon düşüklüğü, nabız yükselmesi, bilinç bulanıklığı ve hızlı nefes alıp verme enfeksiyonun kana yayıldığını düşündürür. Bu bulgular saptandığında tedavi hastanede ve gecikmeden başlatılır. İkinci ölçüt, kusma nedeniyle ağızdan ilaç ve sıvı alınamamasıdır. Bulantısı geçmeyen bir hastada ilacın emilimi güvenilir olmaz. Üçüncü ölçüt, idrar yollarında tıkanıklık bulunmasıdır ve bu durum tek başına yatış gerekçesidir. Dördüncü ölçüt, gebelik durumudur ve gebelerde böbrek enfeksiyonu çoğu zaman hastanede tedavi edilir. Beşinci ölçüt, tek böbreği bulunmak ya da böbrek nakli geçirmiş olmaktır. Altıncı ölçüt, kontrolsüz şeker hastalığı ve bağışıklığı baskılayan tedavi görmektir. Yedinci ölçüt, ayakta başlanan tedaviye birkaç gün içinde yanıt alınamamasıdır. Sekizinci ölçüt, kişinin yalnız yaşaması ve evde izlenmesinin güvenli olmamasıdır. Bu ölçütlerden herhangi birinin bulunması, evde tedavi seçeneğini ortadan kaldırır.
Yatış gerekmeyen hastalarda ise ayakta tedavi güvenle uygulanabilir. Genel durumu iyi olan, ateşi yüksek olsa bile sıvı ve ilaç alabilen hastalar bu gruba girer. Bu hastalarda tedaviye başlamadan önce mutlaka idrar kültürü alınır. Kültür sonucu çıkana kadar geniş etkili bir tedaviyle başlanır ve sonuca göre düzenleme yapılır. Ayakta izlenen hastalara ilk kontrolün ne zaman yapılacağı açıkça söylenir. Çoğu hastada iki ile üç gün içinde yeniden değerlendirme yapılması uygun olur. Bu kontrolde ateşin seyri, ağrının azalıp azalmadığı ve genel durumun gidişi değerlendirilir. Hastaya hangi bulgularda beklemeden başvuracağı da yazılı olarak verilir. Ateşin düşmemesi, ağrının artması, kusmanın başlaması ve idrar miktarının azalması bu bulguların başında gelir. Kan tahlillerinde iltihap belirteçleri ve böbrek işlevleri de değerlendirilir. Bu ölçümler, enfeksiyonun böbreği ne ölçüde etkilediğini nesnel olarak ortaya koyar. Değerlendirmenin ayrıntısı için böbreğin süzme işlevini gösteren kan testleri başlıklı sayfa yol gösterir. Kan tahlilinin tedavi sırasında tekrarlanması, bozulmanın düzelip düzelmediğini gösterir. Böbrek işlevinde bozulma saptanan hastalarda kullanılan ilaçların dozları yeniden ayarlanır. Bu ayarlamanın yapılmaması, ilaçların vücutta birikmesine ve yeni sorunlara yol açar.
Böbreğe Çıkan İdrar Yolu Enfeksiyonunda Damardan Tedavi Neden Tercih Edilir?
Böbreğe çıkan idrar yolu enfeksiyonunda damardan tedavi, ilacın kana hızla ve tam dozda geçmesini sağladığı için tercih edilir. Böbrek dokusunun iltihaplandığı bir tabloda ilacın dokuya ulaşan miktarı belirleyici rol oynar. Ağızdan alınan ilaçların emilimi mide ve bağırsak koşullarına bağlıdır. Bulantı ve kusmanın bulunduğu bir hastada bu emilim güvenilir olmaz. Damardan verilen ilaç ise doğrudan dolaşıma karışır ve doku düzeyine kısa sürede ulaşır. Enfeksiyonun kana yayıldığı durumlarda bu hız yaşamsal önem taşır. İkinci gerekçe, damardan tedavinin hastanın yakından izlenmesini sağlamasıdır. Ateşin seyri, tansiyon, nabız ve idrar miktarı bu dönemde düzenli olarak kaydedilir. Üçüncü gerekçe, damardan sıvı desteğinin aynı anda verilebilmesidir. Yeterli sıvı alımı böbreğin kanlanmasını korur ve ilaçların atılımını destekler. Dördüncü gerekçe, dirençli bakterilerde ağızdan kullanılabilecek seçeneklerin sınırlı kalmasıdır. Bu durumda damardan verilen ilaçlar çoğu zaman tek geçerli yolu oluşturur.
Damardan tedavinin süresi hastadan hastaya değişir ve ateşin seyrine göre belirlenir. Ateşin düşmesi ve genel durumun düzelmesi çoğu hastada birkaç gün içinde gerçekleşir. Bu noktadan sonra tedavi ağızdan alınan ilaçlarla sürdürülür. Toplam tedavi süresi, mesane enfeksiyonlarına göre belirgin biçimde uzun tutulur. Sürenin kısa kesilmesi, enfeksiyonun kısa süre içinde yeniden alevlenmesine yol açar. Bu nedenle şikâyetler geçse bile tedavinin tamamlanması gerekir. Tedavi sırasında kültür sonucu geldiğinde ilaç düzeni yeniden gözden geçirilir. Etken bakterinin duyarlı olduğu en dar etkili ilaca geçilmesi tercih edilir. Bu yaklaşım, dirençli bakterilerin gelişmesini sınırlayan temel ilkedir. Ateşin birkaç gün içinde düşmediği hastalarda tedavi yetersizliği ya da altta yatan bir engel düşünülür. Böyle durumlarda görüntüleme yinelenir ve apse ya da tıkanıklık araştırılır. Kan kültürü alınması da bu hastalarda değerlendirmeyi güçlendirir ve etkenin kana geçip geçmediğini ortaya koyar. Tedavi tamamlandıktan sonra kontrol idrar incelemesinin yapılması, enfeksiyonun tamamen temizlendiğini doğrular. Damardan tedaviden ağızdan tedaviye geçiş kararı da belirli ölçütlere dayanır. Ateşin belirli bir süre boyunca yükselmemesi, bulantının geçmesi ve genel durumun düzelmesi bu ölçütlerin başında gelir. Kan tahlillerinde iltihap belirteçlerinin gerilemesi de geçişi destekler. Geçiş yapıldıktan sonra hastanın birkaç gün daha izlenmesi güvenliği artırır. Taburcu edilen hastaya kalan tedavi süresi ve kontrol tarihi yazılı olarak verilir. Tedavinin evde kendi kararıyla kesilmesi, enfeksiyonun kısa sürede yeniden alevlenmesine yol açar.
Böbreğe Çıkan İdrar Yolu Enfeksiyonu Böbrekte Kalıcı İz Bırakır mı?
Böbreğe çıkan idrar yolu enfeksiyonu, özellikle geç tedavi edilen ve tekrarlayan olgularda böbrek dokusunda kalıcı iz bırakabilir. İltihap sırasında böbreğin süzme birimlerini çevreleyen doku zarar görür. Erken ve uygun tedavi uygulandığında bu zarar çoğu hastada geri döner. Tedavinin geciktiği durumlarda ise iyileşme yara dokusuyla gerçekleşir. Yara dokusu süzme işlevi taşımadığı için o bölge kalıcı olarak devre dışı kalır. İzlerin küçük ve sınırlı kaldığı hastalarda böbrek işlevi genel olarak korunur. Geniş ve çok sayıda iz bulunan hastalarda ise böbreğin işlev payı azalır. Bu azalma uzun dönemde kan basıncı yüksekliğine katkıda bulunabilir. Çocukluk çağında geçirilen tekrarlayan ateşli enfeksiyonlar bu açıdan ayrı bir öneme sahiptir. Gelişmekte olan böbrek dokusu iltihaba karşı daha duyarlıdır. Bu nedenle çocuklarda ateşli enfeksiyonların ayrıntılı araştırılması gerekir. Tıkanıklığın eşlik ettiği enfeksiyonlarda ise iz oluşma olasılığı belirgin biçimde artar.
İz oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi belirli bir süre bekleme gerektirir. Enfeksiyon döneminde yapılan görüntülemeler iltihabı gösterir, ancak kalıcı izi ayırt edemez. Bu nedenle değerlendirme enfeksiyonun tamamen düzelmesinden aylar sonra yapılır. Böbrek dokusundaki iz ve işlev kaybını gösteren en duyarlı yöntem sintigrafidir. İncelemenin ayrıntısı için böbrek dokusunu ve işlev payını gösteren sintigrafi başlıklı sayfa yol gösterir. Bu inceleme her iki böbreğin işlev payını ayrı ayrı ortaya koyar. Ultrason ise böbrek boyutundaki küçülmeyi ve dış hattaki düzensizliği göstererek dolaylı bilgi verir. Kan tahlillerinde böbrek işlevlerinin izlenmesi de takibin parçasıdır. İdrarda protein varlığının araştırılması, uzun dönemde gelişebilecek hasarın erken işaretini verir. Kan basıncının düzenli ölçülmesi bu hastalarda ihmal edilmemesi gereken bir başlıktır. İz saptanan kişilerde tekrarlayan enfeksiyonların önlenmesi çok daha önemli hâle gelir. Koruyucu önlemlerin ve altta yatan nedenin düzeltilmesinin bu hastalarda öncelik taşıması gerekir. Böbrek işlevinde azalma saptanan kişilerde ilaç dozlarının da buna göre ayarlanması şarttır. İz bırakma olasılığını azaltan en somut adım, tedaviye erken başlanmasıdır. Ateşle birlikte yan ağrısı tarifleyen kişilerin aynı gün başvurması bu nedenle önemlidir. İkinci adım, tedavinin yeterli süre boyunca eksiksiz uygulanmasıdır. Üçüncü adım, altta yatan taş ya da tıkanıklığın düzeltilmesidir. Bu üç adımın birlikte uygulandığı hastalarda kalıcı iz oluşumunun belirgin biçimde azaldığını görüyorum.
Taşla Birlikte Görülen Böbrek Enfeksiyonunda Acil Boşaltma Neden Gerekir?
Taşla birlikte görülen böbrek enfeksiyonunda acil boşaltma, tıkalı bir böbrekte antibiyotiğin tek başına yeterli olmaması nedeniyle gerekir. İdrar yolu bir taşla tıkandığında enfekte idrar böbrek içinde birikir. Biriken idrar basınç oluşturur ve bu basınç böbrek dokusunu hızla zorlar. Kan dolaşımıyla böbreğe ulaşan antibiyotik, tıkalı ve basınç altındaki bu bölüme yeterince geçemez. Sonuçta bakteriler birikmiş idrarın içinde çoğalmayı sürdürür. Artan basınç aynı zamanda bakterilerin kan dolaşımına geçmesini kolaylaştırır. Bu nedenle tablo saatler içinde yaşamı tehdit eden bir enfeksiyona dönüşebilir. Ateş, titreme ve yan ağrısının birlikte bulunduğu taş hastalarında bu olasılık her zaman akılda tutulur. Değerlendirmede ultrason ve gerektiğinde tomografi hızla yapılır. Böbrekte şişme saptandığında boşaltma kararı vakit kaybedilmeden verilir. Bu karar, taşın kesin tedavisinden tamamen bağımsız olarak alınır. Enfeksiyon döneminde taşın kırılmaya çalışılması ise tabloyu ağırlaştırır. Taşın boyutu ve yeri bu aşamada kararı değiştirmez. Küçük bir taş bile kanalı tam olarak tıkadığında aynı riski oluşturur.
Boşaltma için iki temel yol bulunur ve seçim hastanın durumuna göre yapılır. Birinci yol, idrar kanalının içinden yerleştirilen ince bir stentle tıkanıklığın köprülenmesidir. Bu yöntemde kesi yapılmaz ve idrar böbrekten mesaneye yeniden akmaya başlar. İkinci yol, böbreğe dıştan yerleştirilen ince bir boşaltma borusuyla idrarın doğrudan dışarı alınmasıdır. Bu yöntem, idrar kanalından ilerlemenin mümkün olmadığı durumlarda tercih edilir. Her iki yöntem de kısa sürer ve genel durumu bozuk hastalarda bile uygulanabilir. Yöntem seçiminde taşın yeri, böbreğin durumu ve hastanın kan değerleri birlikte gözetilir. Boşaltmadan sonra alınan idrar örneğinin kültüre gönderilmesi tedaviyi yönlendirir. Ateş çoğu hastada boşaltmayı izleyen bir iki gün içinde belirgin biçimde düşer. Taşın kesin tedavisi ise enfeksiyon tamamen düzeldikten sonra ayrı bir seansta planlanır. Bu bekleme süresi çoğu hastada birkaç haftayı bulur. Boşaltma yapılan hastalarda stentin ya da borunun çıkarılma tarihi baştan belirlenir. Bu tarihin hastaya yazılı olarak bildirilmesi, unutulmaya bağlı sorunların önüne geçer. Tek böbreği bulunan hastalarda ise boşaltma kararı çok daha erken alınır. Boşaltmadan sonraki dönemde hastanın yakından izlenmesi gerekir. Ateşin yeniden yükselmesi, borunun ya da stentin tıkandığını düşündürür. İdrar miktarında ani azalma da aynı yönde bir bulgudur. Boşaltma borusu taşıyan hastalara bakımın nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak anlatılır. Torbanın düzenli boşaltılması ve giriş bölgesinin temiz tutulması bu bakımın temelini oluşturur. Bu dönemde bol sıvı alınması ve idrarın açık renkte tutulması da yararlı olur.
İdrar yolu enfeksiyonunun böbreğe çıkması, mesaneyle sınırlı bir enfeksiyondan tamamen ayrı bir tablodur ve gecikmeye izin vermez. Titremeyle yükselen ateş ile yan ağrısının birlikte bulunması, bu tablonun en tanıdık işaretidir. Genel durumu bozulan, ağızdan ilaç alamayan ve idrar yollarında tıkanıklık saptanan hastalarda tedavi hastanede ve damar yoluyla yürütülür. Erken ve yeterli süreli tedavi, böbrek dokusunda kalıcı iz oluşmasını büyük ölçüde önler. Taşla birlikte görülen enfeksiyonlarda ise tıkalı böbreğin acilen boşaltılması, tedavinin en belirleyici adımını oluşturur.
1 Böbrek Enfeksiyonunda Ateş Kaç Günde Düşer?
2 Tedaviye Rağmen Ateş Sürerse Ne Düşünülür?
3 Böbrek Enfeksiyonunda Hangi Görüntüleme İstenir?
4 Gebelikte Böbrek Enfeksiyonu Nasıl Yönetilir?
5 Şeker Hastalarında Tablo Neden Daha Ağır Seyreder?
6 Böbrek Enfeksiyonu Tekrarlar mı?
7 Yan Ağrısı Her Zaman Böbrekten mi Kaynaklanır?
8 Tedavi Sonrası Kontrol Kültürü Yapılmalı mıdır?
9 Böbrek Apsesi Nasıl Tedavi Edilir?
10 Bol Su İçmek Böbrek Enfeksiyonunda Yararlı mıdır?
11 Ağrı Kesici Kullanımı Böbreği Etkiler mi?
12 Tek Böbrekli Kişide Enfeksiyon Neden Daha Riskli Olur?
13 Enfeksiyon Sonrası Ne Zaman İşe Dönülür?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney (Renal Cell) Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Renal Cell Cancer Treatment www.cancer.gov
- Kidney Cancer medlineplus.gov
- Kidney Cyst medlineplus.gov
- Kidney Biopsy www.niddk.nih.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “renal cell carcinoma partial nephrectomy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov