Böbrek taşı ağrısının nasıl başladığını, neden kasığa vurduğunu, sırt ağrısından hangi bulgularla ayrıldığını ve bulantıyla kusmanın nedenini anlatıyorum.
Böbrek taşı ağrısı, çoğu kişide hiçbir uyarı vermeden aniden başlayan, dalgalar hâlinde şiddetlenip hafifleyen ve kişiyi bir türlü rahat bir duruş bulamayacak kadar huzursuz eden bir ağrıdır. Ağrı genellikle sırtın alt yan bölgesinde, kaburgaların hemen altında ortaya çıkar ve birkaç dakika içinde dayanılmaz bir düzeye ulaşır. Ağrının şiddeti sabit kalmaz, kasılma dalgalarıyla birlikte artar ve bir süre sonra kısmen geriler. Bu dalgalanma taş ağrısının en tipik özelliğini oluşturur. Ağrı ilerledikçe kasığa, cinsel organa ve erkeklerde torbaya doğru yayılabilir. Bulantı, kusma, terleme ve sık idrara çıkma isteği ağrıya sık eşlik eder. Kişi yatakta döner, ayağa kalkar, yürür ve hiçbir konumda rahatlamayı başaramaz.
Bu tabloyu acil servislerde ve muayenehanede en sık karşılaştığım durumlardan biri olarak görürüm. Hastaların önemli bir bölümü daha önce hiç böyle bir ağrı yaşamamış olur ve ağrının kaynağını bağırsak ya da bel sorunu sanır. Ağrının nerede başladığı, hangi yöne yayıldığı ve nasıl bir seyir izlediği ise tanıya doğrudan yol gösterir. Bu nedenle muayenede ağrının hikâyesini ayrıntılı olarak dinlerim. Bu yazıda taş ağrısının neden kasığa ve torbaya vurduğunu, sırt kaynaklı ağrılardan hangi bulgularla ayrıldığını, bulantı ile kusmanın neden eşlik ettiğini, konum değişikliğinin ağrıyı etkileyip etkilemediğini ve kadınlarda ağrının nasıl hissedildiğini anlatıyorum. Taşın oluşum nedenleri, belirtileri ve tedavi seçenekleri konusunda genel bilgi gerektiğinde idrar yollarında taş oluşumu konusundaki sayfa ayrıntılı bir çerçeve sunar.
Taş Ağrısı Neden Kasığa ve Testise Vurur?
Taş ağrısı, böbrek ile idrar borusunu besleyen sinirlerin kasık ve torba bölgesini besleyen sinirlerle aynı omurilik düzeyine ulaşması nedeniyle kasığa ve testise vurur. Böbrekten gelen ağrı uyarıları omuriliğe belirli bir seviyeden girer ve beyne oradan iletilir. Aynı omurilik seviyesine kasık derisinden, torbadan ve uyluk iç yüzünden gelen uyarılar da ulaşır. Beyin uyarının tam olarak hangi organdan geldiğini ayırt edemez ve ağrıyı bu bölgelerin tümüne yayılmış gibi algılar. Bu duruma yansıyan ağrı adı verilir ve taş hastalığının en bilinen özelliklerinden birini oluşturur. Ağrının yayıldığı bölge, taşın idrar borusu boyunca bulunduğu yere göre de değişir. Böbreğe yakın bölgedeki taşlarda ağrı daha çok yan bölgede ve sırtta hissedilir. İdrar borusunun orta bölümüne inen taşlarda ağrı karnın alt yan kısmına kayar. Mesaneye yakın bölgeye ulaşan taşlarda ise ağrı kasığa, cinsel organa ve torbaya belirgin biçimde yansır. Bu son aşamada sık idrara çıkma isteği ve idrar yaparken yanma da tabloya eklenir. Hastaların bir bölümü bu şikâyetleri idrar yolu enfeksiyonuyla karıştırır. Ağrının yer değiştirmesi aslında taşın aşağı doğru ilerlediğini gösteren yararlı bir bilgidir.
Ağrının torbaya vurması erkeklerde çoğu zaman yanlış bir yöne bakılmasına yol açar. Hastalar ağrıyı testis kaynaklı sanır ve torbayı sıkıştıran bir sorun olduğunu düşünür. Muayenede torba ve testisler normal bulunur, ağrı ise yan bölgeye bastırıldığında belirginleşir. Bu ayrım muayenenin en önemli basamaklarından birini oluşturur. Torbada gerçek bir hassasiyet bulunması ve testisin elle muayenesinde ağrı ortaya çıkması durumunda başka nedenler araştırılır. Ani başlayan, çok şiddetli ve torbanın kendisinde yoğunlaşan bir ağrı ise gecikmeden değerlendirilmesi gereken bir tablodur. Kadınlarda ise yansıyan ağrı kasığa ve büyük dudaklara doğru uzanır. Ağrının yayılma yönü, taşın hangi düzeyde takıldığını tahmin etmeye yardımcı olur. Bununla birlikte yalnızca ağrının yeri üzerinden kesin bir karar vermem. Görüntüleme yapılmadan taşın yeri ve boyutu hakkında kesin bir şey söylenemez. Tomografi ya da ultrason bulguları, ağrının hikâyesiyle birleştiğinde tanı netleşir. Ağrının kasığa vurması tek başına taş anlamına da gelmez. Kasık fıtığı, bel kaynaklı sinir sıkışmaları ve kadınlarda yumurtalık kaynaklı sorunlar da benzer bir yayılım gösterebilir. Bu nedenle hikâyenin tamamı değerlendirilir.
Taş Ağrısı Sırt Ağrısından Nasıl Ayırt Edilir?
Taş ağrısı, sırt ağrısından en belirgin biçimde ağrının seyri ve kişinin ağrı sırasındaki davranışıyla ayırt edilir. Taş ağrısı dalgalar hâlinde gelir, birkaç dakika içinde en şiddetli düzeyine ulaşır ve sonra kısmen geriler. Bel ve sırt kaynaklı ağrılar ise çoğu zaman daha yavaş başlar ve gün içinde sabit bir düzeyde seyreder. İkinci ayırt edici bulgu, ağrının hareketle olan ilişkisidir. Kas ve omurga kaynaklı ağrı öne eğilmekle, ağırlık kaldırmakla ve belirli hareketlerle artar, dinlenmekle azalır. Taş ağrısı ise hareketle belirgin biçimde değişmez ve dinlenmekle geçmez. Üçüncü bulgu, kişinin ağrı sırasındaki duruşudur. Bel ağrısı olan kişiler ağrıyı artırmamak için hareketsiz kalmayı tercih eder. Taş ağrısı olan kişiler ise sürekli hareket eder, yürür ve rahatlatan bir konum arar. Dördüncü ayırt edici başlık, ağrıya eşlik eden idrar şikâyetleridir. İdrarda kanama, sık idrara çıkma isteği ve idrar yaparken yanma taş lehine yorumlanır. Ateş ve titreme eklendiğinde ise tablo aciliyet kazanır ve aynı gün değerlendirme gerekir. Beşinci başlık, ağrının geçmişteki benzerleriyle karşılaştırılmasıdır. Daha önce taş düşürmüş kişiler ağrıyı çoğu zaman ilk dalgada tanır ve aynı şikâyeti tarifler. Bel ağrısı öyküsü bulunan kişilerde ise ağrının bilinen bel ağrısından farklı bir nitelik taşıyıp taşımadığı sorgulanır. Ağrının süresi de ayrımda yardımcı olur, çünkü bel kaynaklı ağrılar günlerce sabit bir düzeyde sürebilir.
Muayenede bu ayrımı destekleyen bulgular ayrıca araştırılır. Sırtın alt yan bölgesine elin kenarıyla hafifçe vurulduğunda ortaya çıkan derin ağrı, böbrek kaynaklı bir sorunu düşündürür. Omurga üzerine ve kas dokusuna yapılan baskıyla ortaya çıkan yüzeysel hassasiyet ise kas ve iskelet kaynaklı ağrıya işaret eder. Bacakta uyuşma, güç kaybı ve ayak bileğinde zayıflık gibi bulgular sinir sıkışmasını düşündürür. Bu bulgular taş ağrısında görülmez. Ağrının başlangıç saati de değerlendirmede yol gösterir. Taş ağrısı çoğu zaman gece yarısı ya da sabaha karşı başlar, çünkü idrar bu saatlerde daha yoğunlaşır. Uzun bir araba yolculuğu, yoğun terleme ve az su içilen günler ağrının ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Tanının netleşmesi için idrar tahlili ve görüntüleme istenir. İdrarda mikroskobik kanama saptanması taş olasılığını güçlendirir, ancak bulunmaması taşı dışlamaz. Görüntülemede taşın yeri, boyutu ve böbrekte şişme olup olmadığı ortaya konur. Böbrekte belirgin bir şişme saptandığında ya da tek böbreği bulunan kişilerde böbreklerin süzme gücünü gösteren kan testi de istenir. Bu aşamada böbreğin süzme gücünü gösteren kan tetkiki tıkanıklığın böbrek üzerindeki etkisini ortaya koyar. Bütün bu basamaklar birlikte değerlendirildiğinde ayrım güvenle yapılır.
Taş Ağrısına Bulantı ve Kusma Neden Eşlik Eder?
Taş ağrısına bulantı ve kusma, böbrek ile bağırsakların sinir bağlantılarının ortak olması ve ağrının vücutta yaygın bir tepki başlatması nedeniyle eşlik eder. Böbrek ve idrar borusu, sindirim organlarıyla aynı sinir ağından uyarı alır. İdrar borusunda ani bir gerilme oluştuğunda bu uyarı sindirim sistemine de yansır. Mide ve bağırsak hareketleri yavaşlar, mide boşalması gecikir ve bulantı ortaya çıkar. Ağrının şiddeti arttıkça bu tepki belirginleşir ve kusma başlayabilir. İkinci neden, ağrının vücutta yol açtığı genel gerilim yanıtıdır. Kan basıncı ve nabız yükselir, terleme artar ve kişide belirgin bir huzursuzluk gelişir. Bu yanıt da bulantıyı derinleştirir. Üçüncü neden, idrar borusundaki tıkanıklığın bağırsak hareketlerini yavaşlatmasıdır. Karında şişkinlik ve gaz çıkaramama bu nedenle tabloya eklenebilir. Bulantı ve kusma bazı kişilerde ağrıdan daha rahatsız edici hâle gelir. Kusmanın sürmesi sıvı kaybına yol açar ve idrar daha da yoğunlaşır. Yoğunlaşan idrar ise ağrının sürmesini kolaylaştırır ve kısır bir döngü oluşur.
Bu döngünün kırılması tedavinin ilk hedefini oluşturur. Ağrının hızla kontrol altına alınması bulantıyı da belirgin biçimde azaltır. Ağızdan sıvı alamayan kişilerde damar yoluyla sıvı verilmesi gerekir. Damar yolundan verilen sıvı hem kaybı karşılar hem de ilaçların hızlı etki göstermesini sağlar. Ağrısı geçen ve ağızdan sıvı alabilen kişiler çoğu zaman evde izlenebilir. Ateş, titreme ve idrar yaparken belirgin yanma eklendiğinde ise durum farklıdır. Tıkanıklığın üzerine eklenen bir enfeksiyon hızlı ilerleyen bir tablo oluşturur ve gecikmeden müdahale gerektirir. Tek böbreği bulunan kişilerde ve her iki tarafta birden ağrı tarifleyenlerde de bekleme süresi kısa tutulur. Kusması kontrol altına alınamayan kişilerde ağrı kesicilerin ağızdan alınması mümkün olmaz. Bu kişilerde tedavi damar yolundan sürdürülür ve gerekirse hastaneye yatış planlanır. Ağrısı tekrarlayan, taşı düşmeyen ve idrar akışı engellenen kişilerde girişim gündeme gelir. Taşın boyutuna ve yerleşimine göre uygun olgularda idrar yolundan girilerek yapılan taş ameliyatı değerlendirilir. Girişim kararı ağrının şiddetine değil, taşın durumuna ve böbreğin korunmasına göre verilir. Bulantısı sürüp giden kişilerde beslenmenin hafif ve bölünmüş öğünlerle sürdürülmesi uygun olur. Ağır ve yağlı yiyecekler mide boşalmasını daha da geciktirir ve bulantıyı artırır. Küçük yudumlarla ve sık aralıklarla su içilmesi ise çoğu kişide daha iyi tolere edilir. Kusmanın kanlı hâle gelmesi ve karında yaygın bir hassasiyetin ortaya çıkması ise farklı bir nedeni düşündürür. Bu ayrımın hastaya anlatılması, gereksiz bir aceleciliğin önüne geçer.
Taş Ağrısı Pozisyonla Değişir mi?
Taş ağrısı pozisyonla belirgin biçimde değişmez ve bu özellik onu kas ile omurga kaynaklı ağrılardan ayıran en pratik bulgulardan birini oluşturur. Hastalar ağrı sırasında yan yatar, dizlerini karnına çeker, ayağa kalkar ve odada yürür. Bu çabaların hiçbiri ağrıyı gerçek anlamda hafifletmez. Rahatlama hissi çoğu zaman birkaç saniye sürer ve ağrı dalgası yeniden yükselir. Bel fıtığına bağlı ağrıda ise durum farklıdır ve kişi ağrıyı azaltan bir konum bulabilir. Karın içi organ iltihaplarında da hasta hareketsiz kalmayı tercih eder, çünkü hareket ağrıyı artırır. Taş ağrısında görülen sürekli hareket etme davranışı bu nedenle dikkat çekicidir. Bazı hastalar sıcak uygulamanın ağrıyı bir miktar hafiflettiğini söyler. Sıcak uygulama idrar borusunun kas tabakasındaki kasılmayı gevşetir ve geçici bir rahatlama sağlayabilir. Bununla birlikte sıcak uygulama ağrının nedenini ortadan kaldırmaz. Ateşi bulunan kişilerde sıcak uygulamadan kaçınılması gerekir. Konum değişikliğinin ağrıyı geçirmemesi, hastanın gereksiz yere hareket ederek yorulmasına da yol açar.
Ağrının seyrinde konumdan çok zaman belirleyici olur. Taş idrar borusunda ilerledikçe ağrının yeri değişir ve şiddeti dalgalanır. Taş mesaneye ulaştığında ağrı büyük ölçüde geçer ve yerini sık idrara çıkma isteğine bırakır. Bu aşamada hastaların bir bölümü taşın düştüğünü düşünür ve kontrolü aksatır. Oysa taş mesaneden dışarı atılana kadar süreç tamamlanmış sayılmaz. Ağrının tümüyle geçmesi her zaman iyi bir haber de değildir. Uzun süre tıkalı kalan bir idrar borusunda sinir uçları duyarsızlaşabilir ve ağrı azalabilir. Bu durumda böbrekteki şişme sessizce sürer ve böbrek zarar görebilir. Bu nedenle ağrısı geçen hastalardan da kontrol görüntülemesini yaptırmalarını isterim. Hareket etmenin taşın düşmesini hızlandırdığı yönünde yaygın bir inanış bulunur. Yürümek ve hafif hareket etmek genel olarak yararlıdır, ancak zıplamanın ya da merdiven inmenin taşı düşürdüğü gösterilmemiştir. Bol su içmek de ağrı krizi sırasında değil, ağrı geçtikten sonra yararlı olur. Kriz sırasında aşırı sıvı alınması böbrekteki basıncı artırarak ağrıyı şiddetlendirebilir. Bu ayrıntıyı hastalarıma ayrıntılı olarak anlatırım.
Kadınlarda Taş Ağrısı Farklı mı Hissedilir?
Kadınlarda taş ağrısı temelde aynı biçimde hissedilir, ancak ağrının yayıldığı bölge ve karıştığı hastalıklar erkeklerden farklıdır. Ağrı yine sırtın alt yan bölgesinde başlar ve dalgalar hâlinde ilerler. Taş aşağı indikçe ağrı karnın alt bölümüne ve kasığa yayılır. Erkeklerde torbaya vuran ağrı, kadınlarda büyük dudaklara doğru uzanır. Bu yayılım kadınlarda daha az bilindiği için ağrı çoğu zaman jinekolojik bir soruna bağlanır. Yumurtalık kisti, yumurtalık çevresindeki iltihaplı durumlar ve adet dönemine bağlı kasılmalar benzer bir ağrı yapabilir. Bu nedenle kadınlarda taş tanısı bazen gecikir. İdrar yolu enfeksiyonunun kadınlarda daha sık görülmesi de ayrımı güçleştirir. İdrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma isteği her iki durumda da bulunabilir. Ayrımı yapabilmek için idrar tahlili ve görüntüleme birlikte değerlendirilir. Gebelik döneminde ise değerlendirme tümüyle farklı bir çerçevede yürütülür. Bu dönemde ışın içermeyen yöntemler tercih edilir ve tedavi seçenekleri buna göre planlanır. Gebelikte büyüyen rahmin idrar yollarına yaptığı baskı da böbrekte doğal bir genişlemeye yol açar. Bu genişlemenin taşa bağlı bir tıkanıklıktan ayrılması ayrı bir deneyim gerektirir. Gebelikte ortaya çıkan yan ağrısının erken doğum sancısıyla karışması da mümkündür. Bu nedenle gebelerde değerlendirme kadın doğum hekimiyle birlikte yürütülür.
Kadınlarda taş hastalığının bir başka özelliği, enfeksiyonla ilişkisinin daha sık olmasıdır. İdrar yolu enfeksiyonlarının tekrarladığı kadınlarda bazı taş türleri daha kolay oluşur. Bu taşlar hızlı büyür ve böbrek havuzunu dolduracak boyutlara ulaşabilir. Ateşli enfeksiyonların tekrarladığı kadınlarda bu nedenle görüntüleme yapılması gerekir. Taşın enfeksiyonla birlikte bulunması tedavinin aciliyetini de değiştirir. Tekrarlayan enfeksiyon ve tekrarlayan ağrı öyküsü bulunan kadınlarda taşın yeniden oluşma eğilimi araştırılır. Bu değerlendirmede idrar ve kan tetkikleriyle birlikte beslenme alışkanlıkları da gözden geçirilir. Yeniden taş oluşumunu önleme çabası konusunda taşın yeniden oluşma eğilimi başlığı ayrıntılı bir çerçeve sunar. Kadınlarda su tüketiminin gün içine yayılması ve idrarın uzun süre tutulmaması koruyucu etki sağlar. Adet dönemindeki ağrılarla karışan şikâyetlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi de gecikmeyi önler. Ağrının her ay aynı dönemde tekrarlaması jinekolojik bir nedeni düşündürür. Ağrının dönemden bağımsız olarak ve ani biçimde başlaması ise taş lehine yorumlanır. Bu ayrımın yapılabilmesi için şikâyetlerin tarihleriyle birlikte not edilmesini isterim.
Böbrek taşı ağrısı, ani başlayan, dalgalar hâlinde seyreden ve kişiyi rahat bir konum bulamayacak kadar huzursuz eden bir ağrı olarak tanımlanır. Ağrının yan bölgeden kasığa doğru yayılması, sinir bağlantılarının ortak olmasından kaynaklanır ve taşın ilerlediğini gösterir. Sürekli hareket etme davranışı, hareketle artmayan seyir ve idrar şikâyetlerinin eşlik etmesi bu ağrıyı bel kaynaklı ağrılardan ayırır. Bulantı ile kusma tabloyu ağırlaştırır, sıvı kaybına yol açar ve tedavide ayrıca ele alınır. Ateş, titreme, idrar yapamama ve dinmeyen kusma durumunda değerlendirmenin aynı gün yapılması gerekir. Ağrının geçmesi taşın düştüğü anlamına gelmediği için kontrol görüntülemesinin aksatılmaması önem taşır.
1 Taş Ağrısı Ortalama Ne Kadar Sürer?
2 Ağrı Kesici Almak Taşın Düşmesini Engeller mi?
3 Taş Düştüğü Anda Hissedilir mi?
4 İdrarda Kan Görülmesi Her Zaman Taş Anlamına Gelir mi?
5 Taş Ağrısı Sırasında Bol Su İçmek Doğru mudur?
6 Taş Ağrısında Hangi Durumda Acile Gitmek Gerekir?
7 Küçük Taşlar Büyük Taşlardan Daha mı Çok Ağrıtır?
8 Böbrekte Taş Olduğu Hâlde Neden Hiç Ağrı Olmayabilir?
9 Taş Ağrısı Sırasında Sıcak Uygulama Yapılabilir mi?
10 Ağrı Geçtikten Sonra Kontrole Gitmek Gerekir mi?
11 Taş Ağrısı Karın Ağrısıyla Karışır mı?
12 Aynı Anda İki Yanda Birden Ağrı Olur mu?
13 Taş Ağrısı Gece Neden Daha Sık Başlar?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Eating, Diet, & Nutrition for Kidney Stones www.niddk.nih.gov
- Kidney Stones medlineplus.gov
- Urinary Tract Imaging www.niddk.nih.gov
- Cystoscopy & Ureteroscopy www.niddk.nih.gov
- Ureteral Disorders medlineplus.gov
- Literatür taraması: “ureteroscopy versus shock wave lithotripsy outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov