Prostat kanserinde yaşın tedavi seçimini nasıl etkilediğini, genç ve ileri yaştaki erkeklerde planın neden farklı kurulduğunu ve yaşa rağmen tedavi gerektiren bulguları anlatıyorum.
Prostat kanserinde tedavi seçimini hastanın yaşı doğrudan değil, yaşın getirdiği beklenen yaşam süresi ve genel sağlık durumu üzerinden etkiler. Kimlik bilgisindeki sayı tek başına hiçbir kararı belirlemez; altmış beş yaşındaki iki erkek için tamamen farklı planlar kurulabilir. Belirleyici olan, kişinin önündeki yılların hastalığın doğal seyrine göre ne kadar uzun olduğudur. Prostat kanserlerinin önemli bir bölümü yavaş ilerler ve sorun yaratacak düzeye ulaşması yıllar alır. Önünde uzun yıllar bulunan bir erkekte bu süre hastalığın ilerlemesine yeter, bu nedenle tedavi daha kararlı biçimde önerilir. Eşlik eden ağır hastalıkları bulunan ve beklenen yaşam süresi sınırlı olan bir erkekte ise tedavinin getireceği yük, sağlayacağı yararı aşabilir. Bu hesabı her hasta için ayrı ayrı yaparım.
Yaş konusunun bu kadar sık sorulmasının nedeni, hastaların çevrelerinden birbirine benzemeyen bilgiler duymasıdır. Bir kişiye ameliyat önerilirken benzer yaştaki bir başkasına yalnız izlem önerilmesi kafa karışıklığı yaratır. Oysa iki kişinin hastalık derecesi, kan değerleri ve genel sağlık durumu birbirinden farklıdır. Tedavi seçimi, tek bir ölçüte değil, birbirini tamamlayan birkaç bilginin birlikte yorumlanmasına dayanır. Kişinin kendi önceliği de bu denklemin içinde yer alır ve kararın önemli bir parçasını oluşturur. Bu yazıda yaş dışındaki belirleyicileri, genç yaştaki erkekte planın neden farklı kurulduğunu, ileri yaşta ameliyatın neden her zaman ilk seçenek olmadığını ve yaşa bakılmaksızın tedavi gerektiren bulguları anlatıyorum. Hastalığın tanı basamakları ve evrelendirme yöntemleri konusunda geniş bilgi gerektiğinde prostatta gelişen kötü huylu tümörler başlıklı sayfa kapsamlı bir çerçeve sunar.
Prostat Kanserinde Yaş Dışında Hangi Etkenler Tedavi Seçimini Belirler?
Prostat kanserinde yaş dışında tedavi seçimini belirleyen etkenler, hastalığın risk grubu, kandaki değer, biyopsideki tümör derecesi, görüntüleme bulguları ve kişinin eşlik eden hastalıklarıdır. Risk grubu, bu bilgilerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan ve kararın çatısını kuran bir sınıflamadır. Kandaki değerin yüksekliği, hastalığın bez dışına taşma olasılığı hakkında fikir verir. Biyopside hücrelerin mikroskop altındaki görünümüne göre verilen derece grubu ise tümörün ne kadar saldırgan davrandığını gösterir. Kaç örnekte tümör bulunduğu ve her örnekteki tutulum oranı, hastalığın bez içindeki yaygınlığını ortaya koyar. Manyetik rezonans incelemesi tümörün yerini, bez kapsülüne olan uzaklığını ve dışa taşma bulgusu bulunup bulunmadığını gösterir. Bezin hacmi de plan üzerinde etkilidir, çünkü çok büyük bezlerde bazı yöntemlerin uygulanması güçleşir. Kişinin idrar yakınmalarının şiddeti bir başka belirleyicidir; ileri derecede yakınması olan bir erkekte ışın tedavisi yakınmaları geçici olarak artırabilir. Daha önce leğen bölgesine ışın tedavisi uygulanmış kişilerde seçenekler belirgin biçimde daralır. Bağırsak hastalığı bulunanlarda da ışın tedavisinin yan etkileri daha belirgin seyredebilir. Kan sulandırıcı kullanımı ve geçirilmiş karın ameliyatları ise cerrahi planı etkiler.
Kişinin kendi beklentisi bu listeye eklenmesi gereken son ve önemli başlıktır. Bazı erkekler için idrar kontrolünün korunması, bazıları için cinsel işlevin sürdürülmesi öncelik taşır. Bu önceliği bilmeden yapılan bir plan, tıbbi olarak doğru olsa bile kişiyi memnun etmez. Kimi erkek tümörün vücudundan çıkarılmasını ister ve izlem seçeneğiyle huzur bulamaz. Kimi erkek ise ameliyatın getireceği dönemi hiç yaşamak istemez ve başka yolları tercih eder. Bu tercihleri karara katmak, tedaviye uyumu doğrudan artırır. Kişinin kontrollere düzenli gelebilme durumu da özellikle izlem kararında belirleyici olur. Uzak bir yerleşimde yaşayan ve düzenli gelmesi güç olan bir kişide izlem güvenli bir seçenek olmaktan çıkar. Bütün bu bilgileri topladıktan sonra seçenekleri tek tek anlatır ve her birinin beklenen yararını ve olası sonuçlarını açıkça belirtirim. Bezin hacmini ve yapısını değerlendirmek için istenen makattan yapılan prostat ultrasonu bu planlamanın teknik ayağını tamamlar. Karar görüşmesine eşin ya da bir yakının katılması, bilginin evde yeniden konuşulmasını kolaylaştırır. Kararı aynı gün vermek zorunlu değildir ve düşünme süresi tanınması çoğu kişide daha sağlıklı bir sonuç doğurur. Seçenekleri kısa notlar hâlinde yazılı olarak veririm ve kişinin bunları evde yeniden okumasını isterim. Sorularını bir kâğıda yazarak ikinci görüşmeye gelmesi, konuşmanın çok daha verimli geçmesini sağlar. İlk görüşmede aktarılan bilginin önemli bir bölümünün akılda kalmadığını yıllar içinde gördüm. Bu nedenle aynı konuları ikinci görüşmede tekrar ele almaktan kaçınmam.
Genç Yaşta Görülen Prostat Kanserinde Tedavi Neden Farklı Planlanır?
Genç yaşta görülen prostat kanserinde tedavi, kişinin önünde uzun yıllar bulunduğu ve hastalığın bu süre içinde ilerlemeye zamanı olduğu için daha kararlı biçimde planlanır. Elli yaşındaki bir erkekte saptanan ve yavaş ilerleyen bir tümör bile otuz yıl içinde sorun yaratacak düzeye ulaşabilir. Bu nedenle genç erkeklerde hastalığın kalıcı olarak kontrol altına alınması hedeflenir. Planın ikinci özelliği, tedavinin getireceği sonuçların uzun yıllar taşınacak olmasıdır. İdrar kontrolü ve cinsel işlevle ilgili değişiklikler genç bir erkeğin yaşamını çok daha uzun süre etkiler. Bu nedenle cerrahi planda sinirlerin korunmasına yönelik teknikler, uygun bulunan kişilerde özellikle gözetilir. Koruma kararı, tümörün sinir demetlerine olan uzaklığına göre verilir ve kanserin eksiksiz çıkarılması her zaman öncelikli kalır. Genç erkeklerde doğurganlık konusu da plana ayrıca girer. Bezin çıkarıldığı ameliyatlardan sonra boşalma sırasında meni gelmez ve bu değişiklik kalıcıdır. Çocuk sahibi olma planı bulunan kişilerde tedaviye başlamadan önce sperm saklanması konuşulur. Bu konuşmayı kişinin yaşı ne olursa olsun, plan varsa mutlaka yaparım. Sperm saklama işleminin tedavi takvimini geciktirmeyecek biçimde planlanması da mümkündür.
Genç yaşta tanı konan erkeklerde kalıtsal yatkınlık olasılığı da değerlendirilir. Ailesinde erken yaşta prostat kanseri bulunan ya da meme ve yumurtalık kanserlerinin kümelendiği ailelerden gelen kişilerde bu olasılık artar. Gerekli görüldüğünde genetik danışmanlık istenir ve sonucun aile bireyleri açısından anlamı konuşulur. Genç erkeklerde tedavi sonrasındaki takip süresi de uzundur ve bu süre baştan anlatılır. Takibin yıllarca sürdürüleceğini bilen kişi, kontrolleri aksatmaz. Çalışma yaşamı bu grupta ayrı bir başlık oluşturur; tedavinin iş takvimine göre planlanması gerekir. Masa başı çalışan kişilerin işe dönüşü birkaç hafta içinde mümkün olurken bedenen ağır çalışanlarda süre uzar. Tedavi seçenekleri arasında bezin tamamen çıkarıldığı yöntem genç erkeklerde sık tercih edilir ve bezin robot yardımıyla bütünüyle çıkarılması bu grupta önde gelen seçeneklerden biridir. Işın tedavisi de uygun bulunan kişilerde değerlendirilir, ancak uzun yıllar sonrasına ait sonuçlar konuşulurken bu grupta ek başlıklar gündeme gelir. Bezin yalnız hastalıklı bölümüne yönelen yöntemler seçilmiş kişilerde uygulanır ve bu yöntemlerin takibi daha sıkı yürütülür. Hangi yol seçilirse seçilsin, ikinci bir tedavi gerektiğinde önünün açık kalması gözetilir. Genç bir erkekte bu ayrıntı, uzun yıllara yayılan planın en önemli parçasını oluşturur.
İleri Yaştaki Erkekte Prostat Kanserinde Ameliyat Neden Her Zaman Önerilmez?
İleri yaştaki erkekte prostat kanserinde ameliyat her zaman önerilmez, çünkü işlemin getireceği yük ile sağlayacağı yarar arasındaki denge bu yaş grubunda değişir. Ameliyat genel anestezi altında ve uzun süre baş aşağı eğimli bir pozisyonda yapılır. Bu pozisyon kalp ve akciğer üzerine ek bir yük bindirir ve ağır kalp yetmezliği ya da ileri akciğer hastalığı bulunan kişilerde uygun olmaz. Anestezi süresinin uzaması, eşlik eden hastalıkları bulunan kişilerde ek sorunlara yol açabilir. İdrar kontrolünün geri kazanılması da yaş ilerledikçe daha uzun sürer ve kapatıcı kas yapısının gücü bu süreci belirler. Ameliyattan sonra günlük yaşama dönüş süresi bu grupta uzar. Yavaş ilerleyen bir hastalıkta, yaşamının doğal seyri içinde başka nedenlerle sınırlı bir süre bulunan kişide ameliyatın katkısı sınırlı kalır. Bu durumda ışın tedavisi, hormon tedavisi ya da düzenli izlem daha uygun seçenekler oluşturur. Işın tedavisi ameliyata göre daha az zorlayıcıdır, ancak haftalara yayılan seanslara düzenli gelmeyi gerektirir. Ulaşım zorluğu bulunan kişilerde bu ayrıntı önceden konuşulur. Hormon tedavisi ise hastalığın yayıldığı durumlarda ön plana çıkar.
Bu açıklamaların hiçbiri yaşın tek başına ameliyata engel olduğu anlamına gelmez. Yetmiş yaşında, düzenli yürüyen, kendi işlerini gören ve eşlik eden hastalığı bulunmayan bir erkekte ameliyat uygun bir seçenek olabilir. Buna karşılık altmış yaşında, ağır kalp hastalığı bulunan ve günlük yaşamında desteğe gereksinim duyan bir erkekte aynı karar verilmez. Bu nedenle takvim yaşına değil, kişinin biyolojik durumuna bakarım. Değerlendirmede yürüme mesafesi, merdiven çıkabilme durumu, kilo kaybı ve kullanılan ilaç sayısı gibi somut ölçütleri kullanırım. Anestezi uzmanının yaptığı değerlendirme bu kararın ayrılmaz parçasıdır. Bezin yalnız hastalıklı bölümüne yönelen ve daha az zorlayıcı olan yöntemler de bu grupta gündeme gelebilir; odaklanmış ses dalgalarıyla yapılan ameliyatsız tedavi seçilmiş kişilerde değerlendirilir. Düşük dereceli ve sınırlı hastalığı bulunan ileri yaştaki erkeklerde ise belirli aralıklarla yapılan izlem çoğu zaman en uygun yol olur. Bu izlem, kan değerinin ölçülmesi ve muayeneden oluşur ve gerektiğinde görüntülemeyle desteklenir. İzlem kararı verilen kişiye bunun bir ihmal değil, bilinçli bir seçim olduğunu ayrıntılı olarak anlatırım. Bu açıklama yapılmadığında kişi kendini tedavi edilmemiş hisseder ve kaygı duyar. İzlem sırasında hangi bulgunun tedaviye geçişi gerektireceğini de önceden anlatırım. Kontrol tarihlerini yazılı olarak verir ve her kontrolde aynı ölçütleri yeniden değerlendiririm.
Prostat Kanserinde Tedavi Kararında Yaşa ve Genel Sağlığa Neden Bakılır?
Prostat kanserinde tedavi kararında yaşa ve genel sağlığa birlikte bakılır, çünkü bu iki bilgi kişinin önündeki yılların uzunluğunu ve tedavinin yükünü taşıyabilme gücünü birlikte gösterir. Hastalığın çoğu biçiminin yavaş ilerlemesi, bu hesabı zorunlu kılar. Bir tedavinin yararının ortaya çıkması yıllar alırken, yan etkileri ilk aylarda yaşanır. Önünde uzun yıllar bulunan kişide bu denge yararın lehine döner. Sınırlı bir süre bulunan kişide ise yan etkiler yaşamın önemli bir bölümünü kaplar. Bu nedenle beklenen yaşam süresi, karar sürecinde açıkça konuşulması gereken bir kavramdır. Süreyi tahmin ederken yalnız yaşa değil, eşlik eden hastalıkların sayısına ve ağırlığına bakarım. Şeker hastalığı, kalp yetmezliği, ileri böbrek hastalığı ve akciğer hastalıkları bu tahmini doğrudan etkiler. Kişinin günlük işlerini bağımsız yapabilmesi, hareket kapasitesi ve beslenme durumu da aynı ölçüde önemlidir. Ruhsal durum ve sosyal destek de hesaba katılan başlıklar arasındadır. Yalnız yaşayan ve desteği bulunmayan bir kişide ameliyat sonrası dönemin planlanması ayrıca ele alınır.
Bu değerlendirmenin bir başka yararı, gereksiz tedavilerin önüne geçmesidir. İleri yaşta yapılan incelemelerde saptanan bazı küçük ve düşük dereceli odaklar, kişinin yaşamı boyunca hiçbir sorun yaratmayabilir. Bu odakların tedavi edilmesi, kişiye yarar sağlamadan yan etki yükler. Bu nedenle hangi hastalığın tedavi gerektirdiğini ayırt etmek, tanıyı koymak kadar önemlidir. Tersi de geçerlidir; yüksek dereceli bir hastalık ileri yaşta olsa bile ele alınmadan bırakılmaz. Karar sürecinde kişinin kendi değerlendirmesini de dinlerim ve seçeneklerin sonuçlarını sade bir dille anlatırım. Bilgi aktarımının anlaşılır olması, kişinin karara gerçekten katılmasını sağlar. Kararın yazılı olarak özetlenmesi ve bir sonraki kontrolde yeniden gözden geçirilmesi de yararlı olur. Kişinin durumu zaman içinde değiştiğinde plan da yeniden ele alınır. İzlem altındaki bir kişide hastalık ilerlediğinde tedaviye geçilir; tedavi planlanan bir kişide genel durum bozulduğunda ise plan yeniden değerlendirilir. Bu esneklik, kararın bir kerelik ve geri dönülmez bir seçim olmadığını gösterir. Kişiye bu durumu baştan anlattığımda karar verme süreci belirgin biçimde rahatlar. Verilen kararın gerekçelerini dosyasına da yazarım, böylece sonraki kontrollerde aynı çerçeveden devam ederiz. Farklı bir hekime başvurması durumunda da bu notlar süreci kolaylaştırır.
Prostat Kanserinde Yaşa Rağmen Tedaviyi Zorunlu Kılan Bulgular Nelerdir?
Prostat kanserinde yaşa rağmen tedaviyi zorunlu kılan bulgular, hastalığın saldırgan davrandığını ya da çevre yapıları etkilemeye başladığını gösteren bulgulardır. Biyopside yüksek derece grubu saptanması bu bulguların başında gelir, çünkü bu tümörler kısa sürede ilerleme eğilimi taşır. Kandaki değerin kısa aralıklarla ve belirgin biçimde yükselmesi de aynı anlama gelir. Görüntülemede tümörün bez kapsülünü aştığının ya da meni keseciklerine ulaştığının saptanması ileri değerlendirmeyi gerektirir. Lenf bezlerinde büyüme görülmesi tedavi planını doğrudan değiştirir. Kemiklerde saptanan yayılım bulguları, kişinin yaşı ne olursa olsun tedavi gerektirir. Bel, kalça ve sırt bölgesinde geçmeyen ve geceleri artan ağrı bu açıdan uyarıcı bir yakınmadır. Tümörün idrar yolunu tıkaması ve idrar yapmanın güçleşmesi de gecikmeye izin vermeyen bir durumdur. Böbreklerden gelen idrar kanallarının tıkanması sonucunda böbreklerde şişme gelişmesi, böbrek işlevini tehdit eder. Tekrarlayan ve durmayan idrar kanaması da girişim gerektirir. Omurgaya yayılan hastalığın sinirlere baskı yapması ise acil değerlendirme gerektiren bir tablodur.
Bu bulguların varlığında tedavinin amacı da değişebilir. Erken evrede hedef hastalığın kalıcı kontrolüyken, yayılmış hastalıkta hedef yakınmaların giderilmesi ve hastalığın yavaşlatılması olur. Bacaklarda güçsüzlük, uyuşma ve idrar kontrolünde ani bozulma ortaya çıktığında değerlendirme aynı gün yapılmalıdır. İdrar yolunun tıkandığı kişilerde önce akışın sağlanması gerekir ve bunun için uygun bir girişim uygulanır. Böbreklerdeki şişmenin giderilmesi, diğer tedavilerin uygulanabilmesinin de ön koşuludur. Kemik ağrısı bulunan kişilerde ağrıya yönelik tedaviler planın parçası hâline gelir. Bu tabloların hiçbirinde yaş, tedaviden vazgeçme gerekçesi olarak kullanılmaz. Uygulanacak yöntemin yoğunluğu ise kişinin genel durumuna göre ayarlanır. İleri yaştaki bir kişide daha az zorlayıcı seçenekler tercih edilir, ancak hastalık ele alınmadan bırakılmaz. Bu kişilerde tedavinin yükü, aile ve bakım desteği de gözetilerek planlanır. Seanslara ulaşım, ilaçların düzenli kullanımı ve kontrollerin aksatılmaması bu planın pratik ayağını oluşturur.
Prostat kanserinde yaş, tedavi seçiminin tek başına belirleyicisi değildir ve asıl ölçüt kişinin beklenen yaşam süresi ile genel sağlık durumudur. Genç erkeklerde hastalığın ilerlemesine uzun bir zaman bulunduğu için plan daha kararlı kurulur ve tedavinin uzun yıllar taşınacak sonuçları ayrıntılı olarak konuşulur. İleri yaşta ise ameliyatın getireceği yük ile sağlayacağı yarar arasındaki denge gözetilir ve daha az zorlayıcı seçenekler öne çıkar. Hastalığın saldırgan davrandığını gösteren bulgular ortaya çıktığında ise yaşa bakılmaksızın tedavi gündeme gelir. Kararı hastalığın özellikleri, kişinin genel durumu ve kendi öncelikleri bir arada değerlendirilerek birlikte veririz.
1 Prostat Kanseri Her Erkekte Aynı Hızda mı İlerler?
2 Tedaviye Başlamak İçin Ne Kadar Süre Beklenebilir?
3 Işın Tedavisi Ameliyatın Yerini Tutar mı?
4 Tedaviden Sonra Cinsel Yaşam Nasıl Etkilenir?
5 İzlem Kararı Verilen Kişide Kontroller Nasıl Yapılır?
6 Hormon Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanır?
7 Prostat Kanseri Ailede Varsa Tarama Ne Zaman Başlamalıdır?
8 Tedaviden Sonra PSA Değeri Ne Olmalıdır?
9 Beslenme ve Spor Tedavi Sürecini Etkiler mi?
10 İleri Yaşta Tanı Konan Herkes Tedavi Görmeli midir?
11 Tedavi Kararında İkinci Görüş Almak Doğru mudur?
12 Ameliyattan Sonra İdrar Kontrolü Ne Zaman Düzelir?
13 Eşlik Eden Hastalıklar Tedaviyi Ertelemeyi Gerektirir mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Prostate Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Prostate Cancer Treatment www.cancer.gov
- Prostate Cancer Screening www.cancer.gov
- Prostate-Specific Antigen (PSA) Test www.cancer.gov
- Prostate Cancer medlineplus.gov
- Prostate Tests www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “prostate cancer radical prostatectomy oncologic outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov