Prostat kanserinde ışın tedavisinin bağırsak üzerindeki etkilerini, şikâyetlerin ne zaman başladığını, makattan kanamada izlenen yolu ve koruyucu jel uygulamasını anlatıyorum.
Prostat kanserinde ışın tedavisi bağırsak şikâyetine yol açabilir, çünkü prostat bezi kalın bağırsağın son bölümüyle neredeyse duvar duvara komşudur. Bu komşuluk, prostata yöneltilen ışının bir bölümünün makat bölgesindeki bağırsak duvarına da ulaşmasına neden olur. Şikâyetlerin ortaya çıkıp çıkmayacağı, uygulanan yönteme, ışının hedeflenme hassasiyetine ve kişinin bağırsak yapısına göre değişir. Günümüzde kullanılan planlama yöntemleri sayesinde bu şikâyetler eskiye göre çok daha seyrek görülür. Yine de tedavi kararı verilirken bu olasılığın açıkça konuşulması gerekir. Prostat kanseri tedavisinde amaç yalnız hastalığın kontrol altına alınması değil, bağırsak ve idrar işlevlerinin de korunmasıdır.
Muayenehanede ışın tedavisi seçeneğini konuşurken kişilerin en çok sorduğu konu idrar ve cinsel işlev olur. Bağırsak tarafı ise çoğu zaman tedavi başladıktan sonra gündeme gelir. Oysa bu başlığın baştan konuşulması, tedavi sırasında yaşananların beklenen bir durum olduğunu bilmeyi sağlar. Hastalığın genel özelliklerini, evrelerini ve tedavi seçeneklerini toplu olarak anlatan prostat bezinden gelişen kötü huylu tümör konusundaki sayfa temel çerçeveyi verir. Bu yazıda ise tedavi sırasında görülen şikâyetleri, bağırsak yakınmalarının ne zaman başladığını, makattan kanama geliştiğinde izlenen yolu, tedavi öncesindeki bağırsak hazırlığını ve koruyucu jel uygulamasını anlatıyorum.
Prostat Kanserinde Işın Tedavisi Sırasında Hangi Şikâyetler Görülür?
Prostat kanserinde ışın tedavisi sırasında en sık görülen şikâyetler idrar ve bağırsakla ilgili olanlardır ve bunların büyük bölümü tedavi bittikten sonraki haftalarda geriler. Bağırsak tarafında ilk fark edilen bulgu, dışkılama sıklığının artmasıdır. Dışkının yumuşaması ve gün içinde birkaç kez tuvalete çıkma ihtiyacı bu dönemde sık görülür. Makat bölgesinde yanma, batma ve dolgunluk hissi eşlik edebilir. Dışkılama sırasında ıkınma isteğinin artması ve bağırsağın tam boşalmadığı duygusu da tarif edilir. Gaz çıkarma sıklığının artması ve karında şişkinlik hissi bu tabloya eklenir. Bazı kişilerde dışkıda az miktarda sümüksü salgı görülür. İdrar tarafında ise sık idrara çıkma, ani sıkışma ve idrar yaparken yanma öne çıkar. Bu iki grup şikâyet çoğu zaman aynı dönemde ortaya çıkar, çünkü ışın alanı her iki organı birden içine alır. Halsizlik ve yorgunluk, tedavinin ilerleyen haftalarında belirginleşen bir başka bulgudur. Şikâyetlerin şiddeti kişiden kişiye büyük fark gösterir ve bir bölümü tedaviyi neredeyse şikâyetsiz tamamlar.
Şikâyetlerin düzeyini etkileyen etkenler önceden değerlendirilir. Daha önce karın ya da leğen bölgesinden ameliyat geçirmiş kişilerde yapışıklıklar nedeniyle bağırsak hareketleri kısıtlanmış olabilir. İltihabi bağırsak hastalığı bulunanlarda şikâyetler daha belirgin seyreder. Hemoroit ve makat çatlağı gibi sorunlar da tabloyu ağırlaştırır. Şeker hastalığı ve damar hastalıkları, doku iyileşmesini yavaşlatan etkenler arasında yer alır. Işın tedavisiyle birlikte hormon etkisini azaltan ilaçların kullanılması da genel yorgunluğu artırır. Bu tedavinin nasıl uygulandığını ve olası yan etkilerini ayrıntılı olarak anlatan hormon etkisini azaltan ilaç tedavisi konusundaki sayfa bu başlığı ayrıca ele alır. Sigara kullanımı, doku kanlanmasını bozduğu için şikâyetlerin uzamasına katkıda bulunur. Tedavi süresince beslenme düzeninin ayarlanması da şikâyetleri belirgin biçimde hafifletir. Baharatlı yiyeceklerin, kızartmaların ve kafeinli içeceklerin azaltılması bu dönemde yararlı olur. Lifin aşırı artırılması ise bazı kişilerde şişkinliği ve sıklığı çoğaltabilir. Bu nedenle beslenme önerilerini kişinin yaşadığı şikâyete göre kurarım.
Tedavi süresince izlenmesini istediğim başlıkları kişiye yazılı olarak veririm. Bu başlıklar şunlardır:
- Gün içindeki dışkılama sayısı ve dışkının kıvamı
- Makat bölgesinde yanma, batma ya da dolgunluk hissi
- Dışkıda kan ya da sümüksü salgı görülmesi
- Gün içindeki idrara çıkma sayısı ve gece kalkışları
- İdrar yaparken yanma ve ani sıkışma atakları
- Yorgunluğun günlük yaşamı ne ölçüde kısıtladığı
Bu kaydın her hafta gözden geçirilmesi, şikâyetlerin gidişini nesnel biçimde gösterir. Kişinin belleğine dayanan anlatımlar çoğu zaman son birkaç günü yansıtır. Yazılı kayıt ise tüm tedavi dönemini bir arada görmeyi sağlar. Şikâyetlerin arttığı haftalarda beslenme ve ilaç düzeni buna göre güncellenir. Kaydın kısa tutulması ve her gün aynı saatte doldurulması sürdürülebilirliği artırır. Yanında bulunan bir yakının bu kaydı desteklemesi de düzenin korunmasına katkı sağlar. Bu izlem, tedaviye ara verme kararının da doğru zamanda alınmasını sağlar.
Prostat Işın Tedavisinden Sonra Bağırsak Şikâyetleri Ne Zaman Başlar?
Prostat ışın tedavisinden sonra bağırsak şikâyetleri iki ayrı dönemde başlar ve bu iki dönemin nedenleri birbirinden farklıdır. Erken dönem şikâyetleri, tedavinin ikinci ya da üçüncü haftasından itibaren ortaya çıkar. Bu dönemde bağırsak yüzeyindeki hücreler ışının etkisiyle geçici olarak zedelenir. Yüzeyin yenilenmesi hızlı olduğu için şikâyetler tedavi bittikten sonraki haftalarda kademeli olarak geriler. Çoğu kişide bu geri dönüş bir ile üç ay içinde tamamlanır. Geç dönem şikâyetleri ise tamamen farklı bir mekanizmayla gelişir. Bu şikâyetler tedaviden aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkabilir. Nedeni, bağırsak duvarındaki küçük damarların zamanla incelmesi ve doku kanlanmasının azalmasıdır. Damar yapısındaki bu değişiklik, yüzeyde kolay kanayan ince damarcıkların oluşmasına yol açar. Geç dönemde en sık görülen bulgu, dışkıyla karışmayan taze kanamadır. Dışkılama sıklığının kalıcı olarak artması ve acil tuvalete yetişme ihtiyacı da bu dönemde görülebilir. Çok daha seyrek olarak bağırsak duvarında daralma ve derin yara gelişebilir.
İki dönemin ayrılması, izlenecek yolu doğrudan belirler. Erken dönem şikâyetlerinde amaç, tedavi tamamlanana kadar kişinin rahat ettirilmesidir. Bu dönemde beslenme düzenlemesi, bağırsağı yumuşatan ya da sıklığı azaltan ilaçlar ve bölgesel bakım yeterli olur. Tedaviye ara verilmesi ise ancak çok belirgin şikâyetlerde gündeme gelir. Geç dönem şikâyetlerinde ise değerlendirme daha ayrıntılı yapılır. Bu dönemde ortaya çıkan kanamanın ışına bağlı olduğu varsayılmaz ve başka nedenler araştırılır. Hemoroit, makat çatlağı ve kalın bağırsağın kendi hastalıkları aynı bulguyu verebilir. Bu nedenle geç dönem kanamalarında genel cerrahi ya da gastroenteroloji değerlendirmesi istenir. Şikâyetlerin ne zaman başladığı, ne sıklıkta yaşandığı ve günlük yaşamı ne ölçüde kısıtladığı ayrıntılı olarak kaydedilir. Kişinin tuttuğu basit bir günlük, gidişatı görmeyi çok kolaylaştırır. Bu kayıt sayesinde tedaviye yanıt da nesnel biçimde izlenir.
Geç dönem şikâyetlerinin sıklığı, uygulanan tekniğe göre belirgin biçimde değişir. Işın demetinin hedefe göre biçimlendirildiği ve her seans öncesinde konumun görüntüyle denetlendiği yöntemlerde bağırsak duvarının aldığı doz düşük kalır. Daha eski tekniklerde ise alan daha geniş tutulduğu için şikâyetler daha sık görülürdü. Bu nedenle yıllar önce tedavi görmüş kişilerin deneyimleri bugünkü tabloyu yansıtmaz. Kişilerin çevrelerinden duydukları anlatılar çoğu zaman bu eski dönemden gelir. Bu farkı görüşmede açıkça anlatmayı tercih ederim. Beklentinin güncel bilgiyle kurulması, tedavi kararının da kaygıyla değil bilgiyle verilmesini sağlar. Uygulanacak tekniğin ayrıntıları ise radyasyon onkolojisi uzmanıyla yapılan görüşmede ele alınır.
Prostat Işın Tedavisinde Makattan Kanama Görülürse Ne Yapılır?
Prostat ışın tedavisinde makattan kanama görülürse önce kanamanın kaynağı araştırılır ve ışına bağlı olduğu doğrulandığında kademeli bir tedavi planı uygulanır. İlk adım, kanamanın niteliğinin sorgulanmasıdır. Dışkı yüzeyinde görülen taze kırmızı kan, çoğu zaman makata yakın bölgeden gelir. Dışkıyla karışmış koyu renkli kan ise daha yukarıdaki bir bölümü düşündürür. Kanamanın miktarı, sıklığı ve kansızlık yapıp yapmadığı değerlendirilir. Kan sayımı ve demir düzeyleri bu aşamada istenir. Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde ilaç düzeninin gözden geçirilmesi gerekir. Kanamanın kaynağını görmek için makat bölgesinin kameralı aletle incelenmesi planlanır. Bu incelemede ışına bağlı değişiklikler, yüzeyde ince ve kolay kanayan damarcıklar olarak görülür. Aynı inceleme, hemoroit ve polip gibi başka nedenleri de ortaya çıkarır. Kalın bağırsağın tamamının değerlendirilmesi, yaş grubuna göre ayrıca gerekebilir. Bu basamaklar tamamlanmadan tedaviye başlanması doğru olmaz.
Tedavi, kanamanın şiddetine göre kademeli olarak planlanır. Hafif ve seyrek kanamalarda beslenme düzenlemesi ve kabızlığın giderilmesi çoğu zaman yeterli olur. Sert dışkının yüzeydeki damarcıkları zedelemesi, kanamayı tetikleyen en sık nedendir. Bu nedenle dışkının yumuşak tutulması tedavinin temelini oluşturur. Bölgesel uygulanan ilaçlar ve oturma banyoları yakınmaları azaltır. Süregelen kanamalarda kameralı inceleme sırasında kanayan damarcıkların dağlanması uygulanabilir. Bu işlem birkaç seansta tekrarlanabilir ve çoğu kişide kanamayı belirgin biçimde azaltır. Basınçlı oksijen tedavisi, seçilmiş kişilerde doku iyileşmesini desteklemek için değerlendirilir. Kansızlık gelişen kişilerde demir desteği ve gerektiğinde kan verilmesi gündeme gelir. Derin yara ve bağırsak darlığı gelişen çok seyrek durumlarda cerrahi girişim gerekebilir. Bu aşamaların her birinde karar, genel cerrahi ve radyasyon onkolojisi uzmanlarıyla birlikte verilir. Kanamanın uzun süre göz ardı edilmemesi, tedavinin erken ve basit basamaklarla çözülmesini sağlar.
Kanama yaşayan kişilerin günlük yaşamında yapacağı küçük değişiklikler de tabloyu hafifletir. Tuvalette uzun süre oturmak ve ıkınmak, yüzeydeki damarcıklara doğrudan baskı yapar. Bu nedenle tuvalet süresinin kısa tutulmasını öneririm. Lifin kademeli olarak artırılması ve sıvı alımının yeterli olması dışkıyı yumuşatır. Ağır kaldırma ve karın içi basıncı artıran hareketlerden kaçınılması yerinde olur. Kabızlık yapan ilaçlar kullanılıyorsa bunların gözden geçirilmesi gerekir. Demir desteği kullanan kişilerde dışkının sertleşmesi ayrıca değerlendirilir. Bu basit önlemler, ileri girişim gereksinimini çoğu kişide ortadan kaldırır.
Prostat Işın Tedavisi Öncesinde Bağırsak Hazırlığı Neden İstenir?
Prostat ışın tedavisi öncesinde bağırsak hazırlığı, prostatın her seansta aynı konumda bulunmasını sağlamak için istenir. Prostat bezi, arkasında duran bağırsağın doluluk durumuna göre öne ve arkaya doğru yer değiştirir. Bağırsak gazla ya da dışkıyla dolu olduğunda prostat öne itilir. Bu yer değiştirme, planlanan ışın alanının hedefi tam olarak örtmemesine yol açar. Hedef kaydığında hem tümörün bir bölümü yeterli dozu almayabilir hem de bağırsak duvarı gereğinden fazla etkilenebilir. Bu nedenle her seansta benzer bir doluluk düzeyi hedeflenir. Hazırlık genellikle basit önlemlerden oluşur ve seans öncesinde bağırsağın boşaltılması istenir. Gaz yapan yiyeceklerin tedavi süresince azaltılması da aynı amaca hizmet eder. Kabızlığı bulunan kişilerde dışkı yumuşatıcı düzen tedaviye başlamadan önce kurulur. Mesanenin belirli bir doluluk düzeyinde tutulması da aynı planlamanın parçasıdır. Dolu mesane, ince bağırsakları alanın dışına iterek onların korunmasını sağlar. Planlama sırasında çekilen görüntüler bu koşullar sağlanarak elde edilir. Prostatın sınırlarının ve tümörün yerinin ayrıntılı olarak görülmesinde prostatın ayrıntılı manyetik rezonans incelemesi önemli katkı sağlar. Her seans öncesinde alınan görüntülerle konumun doğruluğu yeniden denetlenir.
Hazırlığın kişiye doğru anlatılması da sonucu doğrudan etkiler. Seans saatinin her gün aynı olması, bağırsak düzeninin oturmasını kolaylaştırır. Sabah saatlerine alınan randevularda tuvalet düzeninin kurulması genellikle daha kolay olur. Kişiden seans öncesinde ne yiyip içtiğini kaydetmesini isterim. Bu kayıt, hangi besinin gaz yaptığını kısa sürede ortaya çıkarır. Bağırsak hazırlığının yapılamadığı günlerde görüntüleme ekibi durumu değerlendirir ve gerektiğinde seans kısa süre ertelenir. Prostatın içine yerleştirilen küçük işaretleyiciler de konumun her seansta doğrulanmasını sağlayan yöntemlerden biridir. Bu ayrıntıların tamamı, tedavinin hem etkili hem de güvenli biçimde uygulanmasına hizmet eder.
Prostat Işın Tedavisinde Koruyucu Jel Uygulaması Ne İşe Yarar?
Prostat ışın tedavisinde koruyucu jel uygulaması, prostat ile bağırsak arasına geçici bir mesafe koyarak bağırsak duvarının aldığı ışını azaltmaya yarar. İki organ arasındaki boşluk normalde çok incedir ve bu yakınlık ışının bağırsağa ulaşmasını kaçınılmaz kılar. Jel, torba ile makat arasındaki bölgeden ince bir iğneyle bu aralığa verilir. Uygulama görüntüleme eşliğinde ve kısa süren bir işlemle tamamlanır. Verilen madde jel kıvamında olduğu için iki organı birbirinden birkaç milimetre uzaklaştırır. Bu küçük mesafe, bağırsak duvarının aldığı dozu belirgin biçimde düşürür. Jel belirli bir süre yerinde kalır ve sonrasında vücut tarafından kendiliğinden emilir. Uygulama her kişide gerekmez ve seçilmiş kişilerde planlanır. Daha önce leğen bölgesine ışın almış, bağırsak hastalığı bulunan ve yüksek doz planlanan kişilerde katkısı daha belirgindir. İşlemin kendine özgü seyrek sorunları da bulunur ve bunlar önceden konuşulur. Bölgede geçici ağrı, iğne yerinden hafif kanama ve nadiren enfeksiyon görülebilir. Jelin yanlış planda verilmesi ise istenmeyen bir durum oluşturur ve deneyim gerektirir.
Bağırsak yan etkilerinden kaçınılması gereken kişilerde tedavi seçeneği de baştan gözden geçirilir. Hastalığın prostat içinde sınırlı kaldığı ve belirli bir bölgede toplandığı seçilmiş kişilerde bölgesel yaklaşımlar gündeme gelebilir. Prostatın tamamını ışınlamadan yalnız kanserli bölgenin hedeflendiği odaklanmış ses enerjisiyle yapılan bölgesel tedavi bu yaklaşımın örneklerinden biridir. Cerrahi tedavi de bağırsak açısından farklı bir yan etki dağılımına sahiptir. Bu nedenle seçim yapılırken yöntemlerin yalnız hastalık üzerindeki etkisi değil, yaşam kalitesine yansıması da konuşulur. Kişinin bağırsak alışkanlıkları, daha önce geçirdiği ameliyatlar ve eşlik eden hastalıkları bu kararda yer alır. Tedavi kararı üroloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle verilir. Tercihin kişiye ait olması için tüm seçeneklerin anlaşılır biçimde anlatılması gerekir. Tedavi sonrasında izlem, kan belirteci ölçümleri ve kontrol muayeneleriyle sürdürülür. Bağırsak şikâyetleri de bu kontrollerde ayrıca sorgulanır. Kişinin şikâyetini dile getirmekten çekinmemesi, sorunun erken çözülmesini sağlar. Kontrol görüşmelerinde bağırsak alışkanlıklarını ayrı ayrı sorarım, çünkü bu başlık kendiliğinden gündeme getirilmez. Dışkılama sayısı, dışkının kıvamı, kanama olup olmadığı ve tuvalete yetişme güçlüğü tek tek sorgulanır. Şikâyetin günlük yaşamı ne ölçüde kısıtladığı da aynı görüşmede değerlendirilir. Yanıtların yazılı olarak kaydedilmesi, bir sonraki kontrolde karşılaştırma yapmayı sağlar. Bu düzenli sorgulama, geç dönemde ortaya çıkan sorunların erken yakalanmasına da katkıda bulunur.
Prostat kanserinde ışın tedavisi bağırsak şikâyetine yol açabilen, ancak bu şikâyetlerin büyük bölümü geçici olan bir tedavi yöntemidir. Erken dönemde görülen dışkılama sıklığı, yanma ve dolgunluk hissi tedavi bittikten sonraki haftalarda geriler. Geç dönemde ortaya çıkan kanama ise ayrı bir değerlendirme gerektirir ve kaynağı araştırılmadan ışına bağlanmaz. Tedavi öncesinde yapılan bağırsak hazırlığı, her seansta prostatın aynı konumda bulunmasını sağlayarak hem hedefin doğru örtülmesine hem de bağırsağın korunmasına katkıda bulunur. Seçilmiş kişilerde uygulanan koruyucu jel, iki organ arasına konan birkaç milimetrelik mesafeyle bağırsak duvarının aldığı dozu azaltır. Bu başlıkların tedavi kararı verilmeden önce konuşulması, kişinin süreci beklentisiyle birlikte yönetmesini sağlar. Şikâyetlerin gizlenmeden paylaşılması ise sorunun en basit basamakta çözülmesine olanak tanır.
1 Prostat Işın Tedavisi Kaç Seansta Tamamlanır?
2 Işın Tedavisi Sırasında Çalışmaya Devam Edilebilir mi?
3 Işın Tedavisi Sırasında Beslenme Nasıl Olmalıdır?
4 Işın Tedavisinden Sonra İdrar Şikâyetleri Ne Kadar Sürer?
5 Işın Tedavisi Cinsel İşlevi Etkiler mi?
6 Tedaviden Sonra Kan Belirteci Nasıl İzlenir?
7 Işın Tedavisi Sırasında Hemoroit Şikâyeti Artar mı?
8 Işın Tedavisinden Önce Hangi Değerlendirmeler Yapılır?
9 Işın Tedavisi Sırasında Ara Verilmesi Gerekir mi?
10 Prostat İçine Yerleştirilen Kaynakla Yapılan Tedavide Bağırsak Etkilenir mi?
11 Işın Tedavisinden Sonra Kolonoskopi Yapılabilir mi?
12 Bağırsak Şikâyetlerinde Hangi Uzmana Başvurulur?
13 Işın Tedavisinden Sonra Dışkı Kaçırma Görülür mü?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Prostate Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Prostate Cancer Treatment www.cancer.gov
- Prostate Cancer Screening www.cancer.gov
- Prostate-Specific Antigen (PSA) Test www.cancer.gov
- Prostate Cancer medlineplus.gov
- Prostate Tests www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “prostate cancer radical prostatectomy oncologic outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov