Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara Pzt.-Cuma 09.00 – 17.00 · Cmt. 09.00 – 16.00
Prof. Dr. Hasan Biri • Üroloji Uzmanı · Üroonkoloji ve Robotik Cerrahi
Prostat

Prostat Kanseri Taraması Kaç Yaşında Başlamalıdır?

Prostat kanseri taramasına başlama yaşını riske göre belirliyorum. Taramanın kaç yaşına kadar sürdürüldüğünü, aralığın neye göre seçildiğini ve taramanın olası zararlarını anlatıyorum.

23 Eylül 2026 Prostat Prof. Dr. Hasan Biri
Prostat kanseri taramasına başlama yaşını riske göre belirliyorum. Taramanın kaç yaşına kadar sürdürüldüğünü, aralığın neye göre seçildiğini ve taramanın olası zararlarını anlatıyorum.

Prostat kanseri taraması çoğu erkekte elli yaşında, ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde ise kırk beş yaşında başlamalıdır. Birinci derece akrabalarında genç yaşta tanı konmuş erkeklerde bu yaşı biraz daha öne çekerim. Afrika kökenli erkeklerde de hastalık daha erken ortaya çıkabildiği için tarama kırklı yaşların ortasında gündeme gelir. Başlama yaşını belirlerken tek bir sayıya değil, kişinin risk tablosuna bakarım. Tarama kavramı burada şikâyeti olan bir erkeğin muayenesini değil, hiçbir şikâyeti bulunmayan bir erkeğin düzenli değerlendirmesini anlatır. Bu ayrım, taramanın neden tartışılan bir konu olduğunu da açıklar.

Prostat kanseri uzun yıllar sessiz kalabildiği için belirtileri beklemek erken tanı şansını azaltır. Öte yandan her erkeğin aynı yaşta ve aynı sıklıkta test yaptırması da gerekmez. Taramanın yararı ile olası zararı arasındaki denge, kişinin yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir. Bu yazıda taramanın kaç yaşına kadar sürdürüldüğünü, yaşam beklentisinin karara nasıl girdiğini, taramanın olası zararlarını ve tarama aralığının neye göre belirlendiğini anlatıyorum. Hastalığın belirtileri, risk etkenleri ve tanı basamakları hakkında ayrıntı gerektiğinde, prostat kanserinin belirtileri ve tanı basamakları konusundaki sayfa yol gösterir.

Prostat Taraması Kaç Yaşına Kadar Sürdürülür?

Prostat taraması çoğu erkekte yetmiş yaşına kadar sürdürülür ve bu yaştan sonra karar, takvim yaşına değil kişinin genel sağlık durumuna göre verilir. Taramanın amacı, tedavi edildiğinde kişiye yarar sağlayacak bir hastalığı zamanında yakalamaktır. Prostat kanserlerinin bir bölümü çok yavaş büyür ve yıllarca sağlık sorununa dönüşmez. İleri yaşta saptanan yavaş seyirli bir tümör, kişinin yaşamı boyunca hiçbir şikâyete yol açmayabilir. Böyle bir tümörün bulunması, gereksiz kaygıya ve gereksiz girişimlere yol açar. Bu nedenle taramayı sonlandırma kararı, tanının kişiye ne kazandıracağı sorusuna verilen yanıta dayanır. Yetmiş yaşını geçmiş, genel durumu iyi ve başka ciddi hastalığı bulunmayan bir erkekte taramayı sürdürürüm. Kalp yetmezliği, ileri akciğer hastalığı ya da ileri böbrek yetmezliği gibi durumlar varsa taramayı sonlandırırım. Yatağa bağımlı ve günlük işlerini kendi başına yürütemeyen erkeklerde de tarama gündemden çıkar. Karar verirken hastanın ilaç listesini, hastaneye yatış öyküsünü ve yürüme mesafesini de sorarım. Bu bilgiler, tek başına doğum tarihinden çok daha anlamlı bir tablo ortaya koyar.

Taramanın sonlandırılması, kontrolden tamamen çıkmak anlamına gelmez. İdrar yakınmaları, kemik ağrısı ya da idrarda kan gibi bulgular ortaya çıktığında yaş ne olursa olsun değerlendirme yapılır. Bu durumda yapılan inceleme tarama değil, şikâyete yönelik bir araştırma sayılır. Daha önce test değerleri istikrarlı biçimde düşük seyretmiş ve muayenesi normal kalmış erkeklerde taramayı daha erken sonlandırabilirim. Altmış yaşındaki ölçümün düşük bulunması, sonraki yıllarda hastalık gelişme olasılığının sınırlı olduğunu gösterir. Bu bilgi, gereksiz test tekrarlarının önüne geçer. Buna karşılık değerleri yıllar içinde yükselme eğilimi gösteren erkeklerde takibi daha ileri yaşlara taşırım. Ailesinde genç yaşta tanı konmuş bireyler bulunan erkeklerde de üst yaş sınırını esnetirim. Taramayı bırakma kararını hastayla açıkça konuşurum ve gerekçesini anlatırım. Gerekçesi anlatılmadan kesilen bir takip, hastada terk edilmişlik duygusu yaratır. Kararın birlikte verilmesi, sonraki yıllarda hastanın kontrollere olan güvenini korur.

Üst yaş sınırı konusunda katı bir kural koymamayı tercih ederim. Yetmiş beş yaşında olup düzenli yürüyen, kronik hastalığı bulunmayan bir erkekle aynı yaştaki bir kalp hastasının tablosu birbirinden çok farklıdır. Bu iki erkeğe aynı takvimi uygulamak yanlış sonuçlar doğurur. Sınırı belirlerken hastanın kendi beklentilerini de sorarım. Bazı erkekler olası bir tanıyı bilmek ister, bazıları ise ileri yaşta girişim düşünmediğini baştan söyler. İkinci gruptaki bir erkekte testi sürdürmek yalnızca kaygı üretir. Kararın hastanın tercihiyle birlikte verilmesi, takibi anlamlı kılar. Bu yaklaşım, taramanın kişiye özel bir uygulama olarak yürütülmesini sağlar.

Tarama Kararında Yaşam Beklentisi Neden Önemlidir?

Tarama kararında yaşam beklentisi önemlidir, çünkü prostat kanserinin saptanmasından yarar görebilmek için kişinin hastalığın ilerleyebileceği süre kadar yaşamayı sürdürmesi gerekir. Prostat kanseri çoğu erkekte yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Prostat içinde sınırlı kalan bir tümörün şikâyet yaratacak bir noktaya gelmesi yıllar alabilir. Yaşam beklentisi on yılın altında olan bir erkekte, yavaş seyirli bir tümörün bulunması yarar sağlamaz. Bu erkekte tanı yalnızca kaygı, ek tetkik ve gereksiz girişim getirir. Buna karşılık yaşam beklentisi uzun olan bir erkekte aynı tümör zamanla sorun yaratabilir. İşte bu nedenle tarama kararını yaşam beklentisi üzerinden kurarım. Yaşam beklentisini hesaplarken takvim yaşının yanında eşlik eden hastalıkları da değerlendiririm. Şeker hastalığı, kalp damar hastalığı, akciğer hastalığı ve böbrek yetmezliği bu değerlendirmenin ana başlıklarıdır. Sigara kullanımı, beden kütlesi ve hareket düzeyi de tabloya katkı sağlar. Aynı yaştaki iki erkeğin yaşam beklentisi bu etkenler nedeniyle birbirinden çok farklı olabilir.

Yaşam beklentisi, tarama kararının yanında tedavi kararını da doğrudan etkiler. Uzun yaşam beklentisi olan ve tümörü saldırgan bulunan bir erkekte kesin tedavi öne çıkar. Bu erkeklerde seçenekler arasında robotik yöntemle prostatın tamamen çıkarılması ve ışın tedavisi yer alır. Yaşam beklentisi daha kısa olan erkeklerde ise girişimin getireceği yan etkiler öne geçer. İdrar kaçırma ve sertleşme sorunu gibi sonuçlar, kısa bir süre için göze alınmaz. Bu erkeklerde hastalık yakın takiple izlenir ve gerektiğinde ilaç tedavisi gündeme gelir. Yaşam beklentisini hastayla konuşmak ilk bakışta zor görünse de, açık bir anlatım çoğu erkekte rahatlama sağlar. Kararın gerekçesini anlayan hasta, test yaptırmamayı ihmal olarak görmez. Bu konuşmayı yaparken kesin bir süre söylemem, çünkü bireysel öngörüler her zaman yanılma payı taşır. Bunun yerine kazanç ile olası zarar arasındaki dengeyi anlatırım. Böylece karar, sayılara değil kişinin kendi önceliklerine dayanır.

Yaşam beklentisi kavramı, taramanın hangi erkeklerde yarar sağladığını açıklayan pratik ölçütlerden biridir. Bir tümörün sorun yaratabilmesi için önce büyümesi, sonra prostat dışına taşması ve ardından başka organlara ulaşması gerekir. Bu basamakların tamamı yavaş seyirli bir tümörde uzun yıllar alır. Aynı süre, saldırgan bir tümörde çok daha kısa olabilir. Bu nedenle yaşam beklentisi ile tümörün davranışını birlikte değerlendiririm. Tümörün davranışını gösteren bilgiler ise ancak tanı konduktan sonra elde edilir. Tarama aşamasında elimde yalnızca kişinin yaşı, risk etkenleri ve genel sağlık durumu bulunur. Bu üç bilgiyi doğru kullanmak, gereksiz tanıyı baştan önleyen sağlam bir yol oluşturur. Hastanın sürece ortak edilmesi de kararın kalıcı olmasını sağlar.

Prostat Taramasının Zararı Olabilir mi?

Prostat taramasının zararı olabilir ve bu zarar en çok gereksiz tanı, gereksiz biyopsi ve gereksiz tedavi biçiminde ortaya çıkar. Kandaki belirteç düzeyi yalnızca kanserde yükselmez. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu, yakın zamanda yapılmış muayene ve uzun bisiklet yolculukları da değeri yükseltebilir. Yüksek çıkan bir sonuç, kanser tanısı anlamına gelmez ancak hastada belirgin kaygı yaratır. Bu kaygı, sonraki tetkikler tamamlanana kadar haftalarca sürebilir. Değerlendirme sonucunda biyopsi gerektiğinde bu işlemin kendine özgü riskleri devreye girer. Biyopsi sonrası kanama, ağrı ve enfeksiyon görülebilir ve nadiren hastaneye yatış gerekebilir. Taramanın ikinci zararı, yaşam boyu sorun çıkarmayacak yavaş seyirli tümörlerin saptanmasıdır. Bu tümörlerin bir kısmı hiçbir zaman belirti vermeyecekken, tanı konduğu için tedavi edilebilir. Gereksiz tedavi ise idrar kaçırma ve sertleşme sorunu gibi kalıcı sonuçlar bırakabilir. Bu zararların tamamı, taramanın doğru kişiye ve doğru yaşta uygulanmasıyla azaltılabilir.

Zararı azaltmanın ilk yolu, tek bir yüksek sonuca dayanarak karar vermemektir. Ölçümü aynı laboratuvarda ve uygun bir aralıkla tekrarlarım. Muayeneden, bisiklet yolculuğundan ve cinsel ilişkiden sonraki günlerde yapılan ölçümler yanıltıcı olabilir. İkinci yol, biyopsi kararını görüntüleme sonucuyla birlikte vermektir. Prostat manyetik rezonans incelemesi şüpheli alanı gösterir ve gereksiz biyopsilerin önüne geçer. Şüpheli alan saptanmadığında bazı erkeklerde biyopsiyi erteleyerek takibi sürdürürüm. Üçüncü yol, tanı konduktan sonra her tümöre aynı tedaviyi uygulamamaktır. Düşük riskli ve prostat içinde sınırlı tümörlerde hemen tedavi yerine düzenli izlem programı seçilebilir. Uygun bulunan bazı erkeklerde prostatın tamamı yerine yalnızca tümörlü bölgenin hedeflendiği yöntemler de değerlendirilir ve odaklanmış ultrason enerjisiyle uygulanan fokal tedavi bu yaklaşımın örneklerinden biridir. Böylece tarama, zararı sınırlanmış bir araca dönüşür. Taramanın olası zararlarını hastayla önceden konuşmak da sürecin ayrılmaz parçasıdır.

Taramanın zararı yalnızca tıbbi başlıklarla sınırlı değildir. Yüksek çıkan bir sonuç, tekrar ölçüm beklenirken kişinin uyku düzenini ve iş yaşamını da etkileyebilir. Bu dönemi kısaltmak için tekrar ölçüm tarihini baştan veririm. Hastanın ne zaman, hangi sonucu öğreneceğini bilmesi kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Biyopsi kararı verildiğinde işlemin nasıl yapılacağını ve sonrasında nelerin beklendiğini ayrıntılı olarak anlatırım. Beklenen bulgular önceden bilindiğinde, işlem sonrası görülen hafif kanama telaş yaratmaz. Zararı azaltmanın son halkası, tanı konduktan sonra tedavi kararının aceleye getirilmemesidir. Prostat kanserinde birkaç haftalık bir düşünme süresi çoğu tabloda sorun yaratmaz. Bu süre, hastanın seçenekleri anlaması ve kendi önceliklerini belirlemesi için kullanılır.

Şikâyeti Olmayan Erkek Neden Test Yaptırmalı?

Şikâyeti olmayan erkek test yaptırmalıdır, çünkü prostat kanseri erken dönemde belirti vermez ve belirtilerin ortaya çıkması hastalığın ilerlediğini gösterir. Prostat kanserlerinin büyük bölümü bezin dış kenarına yakın bölgede başlar. Bu bölge idrar kanalından uzakta kaldığı için tümör büyüyene kadar idrar akışını etkilemez. Bu nedenle erken evredeki bir tümör ağrıya, kanamaya ya da idrar akımında bozulmaya yol açmaz. Kişi kendini tamamen sağlıklı hissederken prostatın içinde tanı konabilecek bir tümör bulunabilir. Günümüzde tanı konan prostat kanserlerinin önemli bir kısmı, şikâyeti bulunmayan erkeklerde yapılan kan testi ya da muayene sırasında saptanır. Erken dönemde yakalanan hastalıkta seçenekler daha geniştir ve tedavinin yan etkileri daha azdır. Belirtiler ortaya çıkana kadar beklemek ise hastalığın prostat dışına taşmış olma olasılığını artırır. İdrar şikâyetlerinin çok büyük bölümü zaten kanserden değil, iyi huylu prostat büyümesinden kaynaklanır. Bu durum, şikâyeti olan erkeklerin rahatlamasına ve şikâyeti olmayan erkeklerin gevşemesine yol açar. Oysa iki tablo da aynı değerlendirmeyi gerektirir.

Şikâyeti olmayan bir erkekte değerlendirme kan testi ve parmakla yapılan muayeneyle başlar. Bu iki inceleme birbirinin yerine geçmez ve birlikte yapıldıklarında daha fazla bilgi verir. Kan değeri normal olan bazı erkeklerde muayenede ele gelen sertlik tabloyu değiştirebilir. Şüphe doğduğunda görüntüleme aşamasına geçilir ve prostatın içindeki şüpheli alan araştırılır. Bezin büyüklüğünü ve yapısını değerlendirmek için istenen prostat ultrasonu bu aşamada yol gösterici bilgiler sağlar. Bütün bu basamaklar, biyopsi kararının daha sağlam verilmesini sağlar. Test yaptırma kararı verilirken erkeğin bu süreci baştan bilmesi önemlidir. Sürecin ilk basamağı kanser tanısı değil, yalnızca bir değerlendirmedir. Bu çerçeveyi anlatmadığımda, yüksek çıkan tek bir sonuç gereksiz bir paniğe yol açabilir. Anlatımın açık olması, erkeklerin kontrole düzenli gelmesini de kolaylaştırır. İlk testin yapıldığı yaş kadar, sonrasında takibin sürdürülmesi de belirleyicidir.

Şikâyeti olmayan erkeklerin bir bölümü kontrole eşinin ısrarıyla gelir. Bu erkeklerde ilk görüşmede testin ne anlattığını ve ne anlatmadığını açıkça aktarırım. Testin amacı kanser ilan etmek değil, ileri inceleme gerekip gerekmediğini anlamaktır. Bu çerçeve kurulduğunda erkeklerin çoğu takibe düzenli devam eder. Kontrolü erteleyen erkeklerde ise gecikme çoğu zaman korkudan kaynaklanır. Korkuyu azaltmanın yolu, sürecin basamaklarını önceden anlatmaktan geçer. Muayeneye çekince duyan erkeklerde işlemi kısaca tarif etmek de kabulü kolaylaştırır. İlk kontrolün tamamlanması, sonraki yılların takibini belirgin biçimde rahatlatır.

Tarama Aralığı Neye Göre Belirlenir?

Tarama aralığı, ilk ölçümde elde edilen belirteç düzeyine, kişinin yaşına, aile öyküsüne ve muayene bulgularına göre belirlenir. Tek bir aralık bütün erkekler için uygun değildir. İlk ölçümü düşük bulunan ve ailesinde hastalık bulunmayan erkeklerde aralığı iki yıla kadar açabilirim. Ölçümü eşik değere yakın seyreden erkeklerde ise yıllık takip tercih edilir. Değeri yıllar içinde yükselme eğilimi gösteren erkeklerde aralık daha da kısalır. Bu erkeklerde değişim hızı, tek bir ölçümün kendisinden daha anlamlı bilgi verir. Ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde aralığı baştan kısa tutarım. Kalıtsal yatkınlık düşündüren gen değişiklikleri saptanmışsa takip daha da sıklaştırılır. Muayenede ele gelen sertlik ya da düzensizlik varsa aralık beklenmeden ileri inceleme yapılır. İdrar yolu enfeksiyonu geçirmiş erkeklerde ölçümü hemen tekrarlamak yerine birkaç hafta beklerim. Erken yapılan tekrar, iltihaba bağlı yüksekliği kanser gibi değerlendirmeye yol açabilir. Bu nedenle aralık kadar ölçüm zamanlaması da önem taşır.

Tarama aralığını belirlerken prostat hacmini ve idrar şikâyetlerini de dikkate alırım. Büyük bir prostatta belirteç düzeyi kanser olmadan da yüksek seyredebilir. Bu durumda değerin bez hacmine oranlanması daha doğru bir yorum sağlar. Belirtecin serbest bölümünün toplam değere oranı da karara katkı verir. Bütün bu hesaplamalar, aralığın gereksiz yere kısaltılmasını önler. Takip sırasında ölçümler istikrarlı seyrediyorsa aralığı kademeli olarak açarım. Ölçümlerde dalgalanma varsa tabloyu yeniden değerlendirir ve nedenini araştırırım. Hastanın kaygı düzeyi de aralığı etkileyen etkenlerden biridir. Aşırı kaygılı bir erkekte çok sık test yapmak kaygıyı beslediği için yarar sağlamaz. Böyle bir durumda testin ne anlattığını anlatmak, test sıklığını artırmaktan daha etkili olur. Aralığın her kontrolde yeniden gözden geçirilmesi, takibi kişiye özel hâle getirir. Sabit bir takvim yerine değişebilen bir takvim kullanmak, hem gereksiz testi hem de gecikmiş tanıyı önler.

Aralığı belirlerken hastanın önceki sonuçlarını bir arada görmek büyük kolaylık sağlar. Bu nedenle erkeklerden bütün ölçümlerini tarihleriyle birlikte saklamalarını isterim. Farklı laboratuvarlarda yapılan ölçümler arasında küçük farklar bulunabilir ve bu farklar yanlış yoruma yol açabilir. Mümkün olduğunda takibin aynı laboratuvarda sürdürülmesini öneririm. Ölçüm sonuçlarını grafik hâlinde izlemek, değişim hızını çok daha net gösterir. Değişim hızının yükselmesi, tek bir yüksek sonuçtan daha önemli bir uyarı sayılır. Bu durumda aralığı kısaltır ve görüntüleme basamağını öne alırım. Takip sırasında prostat büyümesine bağlı yeni idrar şikâyetleri ortaya çıkarsa değerlendirme kapsamı genişletilir. Böylece tarama, tek bir hastalığa değil prostat sağlığının bütününe bakan bir izleme dönüşür.

Prostat kanseri taramasına başlama yaşı, kişinin risk tablosuna göre belirlenir ve çoğu erkekte elli yaş bu sınırı oluşturur. Taramanın sürdürülmesi ise takvim yaşından çok genel sağlık durumuna ve yaşam beklentisine bağlıdır. Taramanın gereksiz tanı ve gereksiz tedavi gibi olası zararları, doğru zamanlama ve aşamalı değerlendirmeyle azaltılabilir. Şikâyeti olmayan erkeklerde düzenli kontrol, hastalığın sessiz seyri nedeniyle belirleyici bir rol üstlenir. Takip aralığını her kontrolde yeniden gözden geçirmek, tarama kararını kişiye özel hâle getirir.

Merak Edilenler
1 Prostat Taramasında Hangi Testler Yapılır?
Taramanın temelini kandaki prostata özgü belirtecin ölçümü ve parmakla yapılan muayene oluşturur. Bu iki inceleme birbirinin yerine geçmez ve birlikte yapıldıklarında daha fazla bilgi verir. Şüphe doğduğunda prostat manyetik rezonans incelemesi gündeme gelir. Kesin tanı ise yalnızca prostattan alınan doku örneklerinin incelenmesiyle konur.
2 Kan Testi Normal Çıkarsa Kanser Olmadığı Kesin midir?
Normal çıkan bir kan değeri kanser olmadığını kesin olarak göstermez. Bazı tümörler belirteç düzeyini yükseltmeden gelişebilir. Bu nedenle parmakla yapılan muayene de değerlendirmenin ayrılmaz parçasıdır. Muayenede sertlik ya da düzensizlik saptandığında kan değeri normal olsa bile ileri inceleme yapılır.
3 Test Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ölçümden önceki birkaç gün içinde uzun bisiklet yolculuğundan kaçınılması uygun olur. Cinsel ilişki ve boşalma da değeri geçici olarak yükseltebilir. Parmakla yapılan muayene, sonda takılması ve prostata yönelik girişimlerden sonra ölçüm ertelenmelidir. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren kişilerde ölçüm için birkaç hafta beklenmesi gerekir.
4 Prostat Büyümesi ile Prostat Kanseri Aynı Şey midir?
İyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanseri birbirinden farklı hastalıklardır. Büyüme, bezin idrar kanalını saran iç bölümünde gelişir ve idrar şikâyetlerine yol açar. Kanser ise çoğunlukla bezin dış kenarına yakın bölgede başlar ve uzun süre şikâyet vermez. Bir erkekte bu iki durum aynı anda da bulunabilir.
5 Babasında Prostat Kanseri Olan Erkek Kaç Yaşında Test Yaptırmalıdır?
Birinci derece akrabasında prostat kanseri bulunan erkeklerde teste kırklı yaşların ortasında başlanması uygun olur. Akrabaya genç yaşta tanı konmuşsa bu yaş biraz daha öne çekilir. Hastalığı taşıyan akraba sayısı arttıkça takip de sıklaştırılır. Ailede meme, yumurtalık ya da pankreas kanserinin bulunması da değerlendirmeye katılır.
6 Tarama Sırasında Biyopsi Her Zaman Gerekir mi?
Biyopsi taramanın rutin bir parçası değildir ve yalnızca şüphe doğduğunda gündeme gelir. Kan değeri yüksek bulunan her erkekte doğrudan biyopsiye geçilmez. Ölçümün tekrarlanması ve görüntüleme yapılması, gereksiz biyopsilerin önüne geçer. Biyopsi kararı, bütün bulgular bir araya getirildikten sonra verilir.
7 Prostat Manyetik Rezonans İncelemesi Neden İstenir?
Bu inceleme prostatın içinde kanser açısından şüpheli bir alan bulunup bulunmadığını gösterir. Şüpheli alanın yeri, biyopside hangi bölgelerden örnek alınacağına yön verir. Şüpheli alan saptanmadığında bazı erkeklerde biyopsi ertelenebilir. İnceleme sonucu, kanser olasılığını derecelendiren bir puanlama sistemiyle raporlanır.
8 Parmakla Yapılan Muayene Zorunlu mudur?
Muayene kan testinin sağlayamadığı bilgileri verdiği için değerlendirmenin önemli bir parçasıdır. Bezin büyüklüğü, kıvamı ve yüzeyindeki düzensizlikler bu yolla anlaşılır. İşlem birkaç saniye sürer ve çoğu erkekte ağrıya yol açmaz. Muayeneyi kabul etmeyen erkeklerde değerlendirme eksik kalır ve bu durum hastayla açıkça konuşulur.
9 Prostat Kanseri Taraması İdrar Şikâyeti Olanlarda da Yapılır mı?
İdrar şikâyeti bulunan erkeklerde yapılan inceleme tarama değil, şikâyete yönelik bir araştırma sayılır. Bu erkeklerde de aynı testler kullanılır, ancak amaç farklıdır. Şikâyetlerin çok büyük bölümü iyi huylu prostat büyümesinden kaynaklanır. Yine de kanser olasılığını dışlamak için değerlendirme eksiksiz yapılır.
10 Beslenme ile Prostat Kanseri Riski Azaltılabilir mi?
Beslenmenin prostat kanseri riski üzerindeki etkisi yaş ve aile öyküsü kadar belirgin değildir. Fazla kilo ve hareketsiz yaşam ile hastalık arasında ilişki olabileceğini düşündüren gözlemler bulunur. Hayvansal yağdan zengin ve lifi az bir beslenme düzeninin riski artırabileceği ileri sürülmüştür. Herhangi bir vitamin ya da takviyenin hastalığı önlediği ise gösterilememiştir.
11 Tarama Sonucu Yüksek Çıkarsa Ne Yapılır?
Yüksek çıkan tek bir sonuçla karar verilmez ve ölçüm uygun bir aralıkla tekrarlanır. Tekrar ölçüm aynı laboratuvarda yapıldığında karşılaştırma daha güvenilir olur. Aradaki dönemde enfeksiyon ya da girişim öyküsü sorgulanır. Yükseklik sürerse muayene bulguları ve görüntüleme sonucuyla birlikte ileri adım planlanır.
12 Prostat Kanseri Taraması Ağrılı Bir İşlem midir?
Taramanın kan testi bölümü sıradan bir kan alma işlemidir ve ek bir rahatsızlık yaratmaz. Parmakla yapılan muayene kısa sürer ve çoğu erkekte ağrı oluşturmaz. Rahatsızlık hissi daha çok gerginlikten kaynaklanır ve işlem anlatıldığında azalır. Ağrı yaratabilecek tek basamak biyopsidir ve bu işlem uyuşturma altında yapılır.
13 Taramayı Bırakan Erkek Hiç Kontrole Gelmemeli midir?
Taramanın sonlandırılması kontrolden tamamen çıkmak anlamına gelmez. İdrar yakınmaları, kemik ağrısı ya da idrarda kan gibi bulgular ortaya çıktığında değerlendirme yapılır. Bu değerlendirme tarama değil, şikâyete yönelik bir inceleme sayılır. Yaş ne olursa olsun yeni ortaya çıkan bulgular araştırılmadan bırakılmaz.

Kaynakça

Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.

  1. Prostate Cancer—Patient Version National Cancer Institute (NCI) www.cancer.gov
  2. Prostate Cancer Treatment National Cancer Institute (NCI) www.cancer.gov
  3. Prostate Cancer Screening National Cancer Institute (NCI) www.cancer.gov
  4. Prostate-Specific Antigen (PSA) Test National Cancer Institute (NCI) www.cancer.gov
  5. Prostate Cancer MedlinePlus — U.S. National Library of Medicine medlineplus.gov
  6. Prostate Tests National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) www.niddk.nih.gov
  7. Literatür taraması: “prostate cancer radical prostatectomy oncologic outcomes” PubMed — U.S. National Library of Medicine pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
Tıbbi inceleme: Yayımlanma tarihi: 23 Eylül 2026
Tıbbi İkinci Görüş

Elinizdeki raporlar için ikinci bir değerlendirme

Daha önce yapılmış tetkik ve raporlarınızla ilgili ikinci görüş almak isterseniz, muayene randevusu oluşturabilirsiniz. Randevu günü ve saati sekreterlik tarafından telefonla belirlenir.

Hemen Ara WhatsApp Randevu Al