Prostat büyümesinde ameliyatın ertelenmesinin sonuçlarını, kararı geciktiren etkenleri, bekleme döneminde izlem düzenini ve ameliyatın artık ertelenemeyeceğini gösteren bulguları anlatıyorum.
Prostat büyümesinde ameliyatın ertelenmesi, hastaların bir bölümünde hiçbir soruna yol açmazken bir bölümünde mesanede ve böbreklerde geri dönüşü olmayan değişikliklere zemin hazırlar. Bu ayrımı belirleyen şey, bekleme kararının hangi bulgular üzerine verildiğidir. Şikâyetleri hafif, mesanesi boşalabilen ve böbrek işlevleri normal olan bir hastada beklemek güvenlidir. Buna karşılık mesanede belirgin miktarda idrar kalan ya da böbreklerinde şişme saptanan bir hastada bekleme doğrudan risk oluşturur. Bu nedenle erteleme kararını hastanın rahatsızlık düzeyine değil, ölçülebilir bulgulara dayandırırım. Beklemenin süresi de baştan belirlenir ve süresiz bir erteleme hiçbir hastada doğru olmaz. Bekleme dönemi, tedavisiz geçen bir dönem değil, planlı bir izlem dönemidir.
Muayenehanemde ameliyat kararını erteleyen hastaların gerekçelerini yıllardır dinliyorum. Bu gerekçelerin bir bölümü tamamen anlaşılabilirdir ve tıbbi olarak da desteklenebilir. Bir bölümü ise korkuya ya da yanlış bilgiye dayanır ve zamanla hastaya zarar verir. Erteleme isteğinin arkasındaki gerçek nedeni bulmak, çoğu zaman görüşmenin en önemli parçasıdır. Cinsel yaşamla ilgili kaygı, iş düzeni, aile içindeki bakım yükü ve eşlik eden hastalıklar bu nedenlerin başında gelir. Hastalığın kendisi, belirtileri ve tedavi basamakları konusunda ayrıntı gerektiğinde iyi huylu prostat büyümesi konusundaki sayfa yol gösterir. Bu yazıda ameliyat kararını geciktiren etkenleri, bekleme döneminde izlem düzenini, gecikmenin mesane işlevi üzerindeki etkisini, ilaç düzeninin güçlendirilmesini ve ameliyatın artık ertelenemeyeceğini gösteren bulguları anlatıyorum.
Prostat Büyümesinde Ameliyat Kararını Geciktiren Etkenler Nelerdir?
Prostat büyümesinde ameliyat kararını geciktiren etkenlerin başında hastanın kendi çekinceleri, eşlik eden hastalıklar ve şikâyetlerin yavaş ilerlemesi gelir. Hastaların önemli bir bölümü ameliyat sonrasında cinsel yaşamın etkilenmesinden çekinir. Bu çekincenin en sık kaynağı, boşalmanın niteliğinde ortaya çıkabilen değişikliktir. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra meninin dışarı çıkmak yerine mesaneye geri kaçması sık görülen bir durumdur. Bu değişikliğin sertleşme işleviyle ilgisi bulunmaz, ancak çoğu hasta ikisini birbirine karıştırır. Kaygının kaynağını açıkça konuştuğumda hastaların bir bölümünün kararı hızla değişir. İkinci sıradaki etken, kan sulandırıcı kullanımı ve kalp hastalığı gibi eşlik eden sorunlardır. Bu hastalarda ameliyat öncesi hazırlık daha ayrıntılıdır ve ilgili bölümlerle görüşülmesi gerekir. Hazırlık süreci uzadıkça hastanın motivasyonu da azalabilir. Üçüncü etken, şikâyetlerin yıllar içinde çok yavaş artmasıdır. Yavaş ilerleyen şikâyetlere hastalar alışır ve durumu olağan kabul eder. Dördüncü etken, ilaç tedavisiyle sağlanan kısmi rahatlamadır ve bu rahatlama kararı sürekli erteletir.
Erteleme isteğinin bir bölümü ise doğrudan tıbbi gerekçelere dayanır. Yakın zamanda geçirilmiş kalp olayı, kontrolsüz kan şekeri ve aktif bir enfeksiyon ameliyatın ertelenmesini gerektirir. Bu durumlarda erteleme geçicidir ve altta yatan sorun düzeltildiğinde takvim yeniden kurulur. Hastanın çalışma düzeni de kararın zamanlamasını etkiler. Yoğun bir iş dönemine ya da aile içinde bakım gerektiren bir tabloya denk gelen ameliyatlar çoğu zaman ertelenir. Bu tür ertelemelerde yeni tarihin görüşme sırasında belirlenmesini isterim. Belirsiz bırakılan bir erteleme, çoğu hastada yıllara yayılan bir gecikmeye dönüşür. Bir başka etken, hastanın çevresinden duyduğu olumsuz anlatımlardır. Tanıdıklarından duyduğu tek bir olumsuz deneyim, hastanın kararını uzun süre kilitleyebilir. Bu durumda yöntemin ayrıntılarını ve hastanın kendi durumunu ayrı ayrı anlatmak gerekir. Yaş da erteleme kararında sık öne sürülen bir gerekçedir. İleri yaş tek başına ameliyata engel oluşturmaz ve karar, genel sağlık durumuna bakılarak verilir. Bir diğer etken, hastanın ameliyat sonrası iyileşme süresini olduğundan uzun sanmasıdır. Kapalı yöntemlerde hastanede kalış süresi çoğu hastada birkaç günle sınırlı kalır. Günlük yaşama dönüş de birkaç hafta içinde tamamlanır. Bu bilgilerin baştan verilmesi, iş kaygısıyla verilen ertelemelerin önemli bölümünü ortadan kaldırır. Sonda takılı geçirilecek sürenin kısa olduğunun anlatılması da hastayı rahatlatır. Bu gerekçelerin her biri ayrı ayrı ele alındığında hastaların çoğu net bir karara ulaşır.
Ameliyatı Ertelenen Hastada Prostat Büyümesi Nasıl İzlenir?
Ameliyatı ertelenen hastada prostat büyümesi, belirli aralıklarla yapılan muayene, şikâyet değerlendirmesi ve basit tetkiklerle izlenir. İzlem aralığını hastanın risk düzeyine göre belirlerim. Şikâyetleri hafif ve bulguları güven verici olan hastalarda yılda bir kontrol yeterli olabilir. Mesanede idrar kalan ya da şikâyetleri ilerleyen hastalarda ise kontroller birkaç ayda bire kadar sıklaştırılır. Her kontrolde şikâyetlerin şiddeti aynı ölçekle değerlendirilir. Bu değerlendirmede şikâyetleri puanlayan standart soru formu kullanılır ve puanların zaman içindeki yönü izlenir. Puanın tek bir ölçümü değil, ölçümler arasındaki değişim anlam taşır. İkinci basamak, idrar akım testiyle akış hızının ölçülmesidir. Akım hızındaki düşüş, tıkanıklığın ilerlediğini gösteren nesnel bir bulgudur. Üçüncü basamak, idrar yaptıktan sonra mesanede kalan idrar miktarının ultrasonla ölçülmesidir. Bu ölçümün giderek artması, mesanenin yorulmaya başladığını düşündürür. Dördüncü basamak, böbrek işlevlerinin kan tahlilleriyle izlenmesidir.
İzlem yalnız tetkiklerden oluşmaz ve hastanın kendi gözlemleri de aynı ölçüde değerlidir. Gece kaç kez idrara kalkıldığı, idrarın kesik kesik gelip gelmediği ve tuvalete yetişme güçlüğü her kontrolde sorulur. Bazı hastalara birkaç gün süreyle işeme günlüğü tutmalarını öneririm. Bu günlükte idrar miktarları ve saatleri kaydedilir ve gece idrarının payı ortaya çıkar. Günlük, şikâyetin prostattan mı yoksa gece artan idrar üretiminden mi kaynaklandığını ayırmayı sağlar. İzlem döneminde yaşam düzenine ilişkin öneriler de sürdürülür. Akşam saatlerinde sıvı alımının azaltılması, kahve ve alkolün sınırlanması ve yatmadan önce idrar yapılması bu önerilerin başında gelir. Kabızlığın önlenmesi de mesane üzerindeki baskıyı azaltır. Soğuk algınlığı için kullanılan bazı hazır ilaçların idrar yapamama tablosunu tetikleyebileceğini hastaya önceden anlatırım. Bu uyarı, acil başvuruların önemli bir bölümünü önler. İzlem sırasında idrarda kan görülmesi ya da idrar yolu enfeksiyonu gelişmesi ayrıca değerlendirilir. Kontrollerde prostat kanseri olasılığı da ihmal edilmeden ele alınır. Kan belirteci ölçümü ve parmakla muayene bu değerlendirmenin parçasıdır. İzlem sonuçlarının bir dosyada toplanması da karşılaştırmayı kolaylaştırır. Akım hızı, kalan idrar miktarı ve şikâyet puanının yıllara göre sıralanması eğilimi görünür kılar. Tek bir ölçümde görülen bozulma çoğu zaman geçici olabilir. Bu nedenle kararı üst üste gelen iki ölçüme bakarak veririm. Ölçümlerin aynı koşullarda yapılması da güvenilirliği artırır. İdrar akım testinin yeterli mesane doluluğuyla yapılması bu koşulların başında gelir. İzlemin bu kadar düzenli yürütülmesi, ameliyat zamanının kaçırılmamasını sağlar.
Prostat Büyümesinde Ameliyatın Gecikmesi Mesane İşlevini Kalıcı Olarak Bozar mı?
Prostat büyümesinde ameliyatın gecikmesi, tıkanıklığın ileri düzeyde ve uzun süreli olduğu hastalarda mesane işlevini kalıcı olarak bozabilir. Mesane, idrarı dışarı atarken karşılaştığı dirence karşı çalışan bir kastır. Direnç arttığında bu kas önce kalınlaşır ve gücünü artırmaya çalışır. Kalınlaşma dönemi aslında mesanenin uyum sağlama çabasını gösterir. Bu dönemde kas aşırı duyarlı hâle gelir ve az miktarda idrarla bile kasılmaya başlar. Ani sıkışma, sık idrara çıkma ve gece uyanma bu duyarlılığın sonucudur. Direncin yıllarca sürmesi durumunda kas dokusu yerini yavaş yavaş bağ dokusuna bırakır. Bağ dokusu kasılma yeteneği taşımadığı için mesane gücünü yitirmeye başlar. Bu aşamadan sonra tıkanıklık giderilse bile mesane tam olarak boşalamayabilir. Mesane duvarında zayıf noktalar ve dışa doğru ceplenmeler de gelişebilir. Bu ceplerde biriken durgun idrar, enfeksiyon ve taş oluşumuna zemin hazırlar. Sonuçta ameliyat yapılsa bile şikâyetlerin bir bölümü sürebilir.
Bu sürecin ne kadar sürede geliştiğini kesin olarak söylemek mümkün değildir. Bazı hastalarda mesane yıllarca dirence karşı çalışır ve işlevini korur. Bazı hastalarda ise birkaç yıl içinde belirgin bozulma gelişir. Bu farkın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kişisel yatkınlık ve eşlik eden hastalıklar rol oynar. Şeker hastalığı ve sinir sistemi hastalıkları mesane kasının dayanıklılığını azaltır. Bu hastalarda bekleme süresinin daha kısa tutulması gerekir. Gecikmenin bir başka sonucu, yüksek mesane basıncının böbreklere yansımasıdır. Böbreklerde şişme ve kan tahlillerinde böbrek işlevinde bozulma bu yansımanın işaretleridir. Böbrek işlevindeki kayıp erken dönemde geri kazanılabilir, ancak geç dönemde kalıcı olur. Bu nedenle böbreklerdeki şişme saptandığında ameliyat kararını ertelemem. Ameliyatın zamanında yapıldığı hastalarda mesane işlevi çoğu zaman belirgin biçimde toparlanır. Toparlanmanın tamamlanması bazı hastalarda birkaç ay sürer ve bu süre hastaya baştan anlatılır. Ameliyattan hemen sonra süren sıkışma şikâyetlerinin geçici olduğunu bilmek, hastanın sabrını da artırır. Mesane işlevindeki bozulmanın erken işaretlerini tanımak da bu noktada değer kazanır. İdrar akımının giderek zayıflaması ve ıkınma gereksiniminin artması ilk işaretler arasında yer alır. İdrarın bittiğini sandıktan sonra süren damlama da aynı yönde bir bulgudur. Gündüz tuvalete yetişme güçlüğünün başlaması ise depolama işlevinin bozulduğunu gösterir. Bu şikâyetlerin kontrolde açıkça anlatılması, kararın zamanında verilmesini sağlar. Hastaların bir bölümü bu şikâyetleri utanç duyduğu için aktarmaz ve tablo geç fark edilir.
Ameliyat Ertelenirken Prostat İlacı Düzeni Güçlendirilebilir mi?
Ameliyat ertelenirken prostat ilacı düzeni pek çok hastada güçlendirilebilir ve bu düzenleme bekleme döneminin daha rahat geçmesini sağlar. İlaç tedavisinin temelinde iki ana grup bulunur. Birinci grup, idrar kanalındaki ve prostat çevresindeki kasları gevşeterek akımı hızla rahatlatır. Bu grubun etkisi çoğu hastada birkaç gün ile birkaç hafta içinde hissedilir. İkinci grup, prostatı zamanla küçülterek tıkanıklığı azaltır ve etkisi aylar içinde ortaya çıkar. Prostat hacmi belirgin biçimde büyük olan hastalarda ikinci grubun eklenmesi anlamlı katkı sağlar. İki grubun birlikte kullanılması, tek başına kullanımlara göre daha belirgin rahatlama sağlayabilir. Depolama şikâyetleri ön planda olan hastalarda mesaneyi gevşeten ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Bu ekleme yapılırken mesanede kalan idrar miktarı yakından izlenir. Kalan idrarın artması durumunda ilaç düzeni yeniden gözden geçirilir. Düzen değişikliğinden sonra hastayı birkaç hafta içinde yeniden değerlendiririm. İlaçla yürütülen bu güçlendirme, ameliyat gereğini ortadan kaldırmaz ancak süreyi kazandırır.
İlaç düzeninin sınırlarını da hastaya açıkça anlatmak gerekir. Bu ilaçlar prostatın yapısal daralmasını ortadan kaldırmaz ve etkileri kullanıldıkları sürece sürer. Tedavinin bırakılması durumunda şikâyetler çoğu hastada geri döner. İlaçların kendine özgü yan etkileri de bulunur ve bu yan etkiler bekleme kararını etkileyebilir. Ayakta sersemleme, burun tıkanıklığı ve boşalmayla ilgili değişiklikler sık bildirilen etkilerdir. Prostatı küçülten grupta cinsel istekte azalma ve meme dokusunda hassasiyet görülebilir. Yan etkiler nedeniyle tedaviyi sürdüremeyen hastalarda bekleme süresi doğal olarak kısalır. İlaç düzeninin güçlendirilmesine rağmen şikâyetleri sürmeyen hastalarda girişimsel tedaviler gündeme gelir. Prostat hacmi büyük olan ve kan sulandırıcı kullanan hastalarda lazer enerjisiyle yapılan prostat ameliyatı öne çıkan seçenekler arasında yer alır. Yöntem seçimi prostat hacmine, eşlik eden hastalıklara ve hastanın tercihlerine göre yapılır. İlaç tedavisinin uzun süre sürdürüldüğü hastalarda kontrollerin aksatılmaması çok önemlidir. Tedaviye rağmen sessizce ilerleyen bir tıkanıklık ancak düzenli ölçümlerle fark edilir. Bu nedenle ilaç kullanan hastalarda da mesanede kalan idrar ve böbrek işlevleri belirli aralıklarla ölçülür. İlaçların düzenli kullanılması da sonucu doğrudan etkiler. Şikâyeti azalınca ilacı kendi kararıyla bırakan hastalarda tablo kısa sürede geri döner. Kullanım saatinin sabit tutulması, yan etkilerin daha iyi tolere edilmesini sağlar. Ayakta sersemleme yaşayan hastalarda ilacın akşam alınması çoğu zaman sorunu çözer. Yeni başlanan her ilacın etkisinin birkaç hafta içinde değerlendirilmesi gerekir.
Prostat Büyümesinde Hangi Bulgu Ameliyatın Artık Ertelenemeyeceğini Gösterir?
Prostat büyümesinde ameliyatın artık ertelenemeyeceğini gösteren bulguların başında tekrarlayan idrar yapamama atakları, böbrek işlevlerinde bozulma ve mesanede sürekli idrar kalması gelir. İdrarın hiç yapılamadığı ve sonda takılmasını gerektiren atak, ilk kez yaşandığında bile ciddi bir uyarıdır. Bu atağın tekrarlaması durumunda beklemenin hiçbir gerekçesi kalmaz. İkinci bulgu, kan tahlillerinde böbrek işlevlerinin bozulmasıdır. Bu bozulmanın nedeni çoğu zaman mesanedeki yüksek basıncın böbreklere yansımasıdır. Ultrasonda böbreklerde şişme saptanması aynı tablonun görüntüsel karşılığıdır. Üçüncü bulgu, mesanede sürekli olarak belirgin miktarda idrar kalmasıdır. Kalan idrar hem enfeksiyona hem de taş oluşumuna zemin hazırlar. Dördüncü bulgu, prostat büyümesine bağlı gelişen mesane taşıdır. Beşinci bulgu, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarıdır ve bu enfeksiyonlar çoğu zaman durgun idrarla ilişkilidir. Altıncı bulgu, büyümüş prostatın yüzeyindeki damarlardan kaynaklanan ve tekrarlayan kanamadır. Bu bulguların herhangi biri saptandığında ameliyat takvimini öne alırım ve gerekçeyi hastaya ayrıntılı olarak anlatırım.
Bu bulguların yanında hastanın yaşam kalitesi de karar üzerinde belirleyici rol oynar. Gecesi tuvalete kalkmakla bölünen, gündüzü yorgunlukla geçen ve günlük düzenini tuvalete göre kuran bir hastada beklemenin anlamı kalmaz. İlaç tedavisine rağmen süren şikâyetler de aynı sonuca götürür. Yan etkileri nedeniyle ilaç kullanamayan hastalarda ise seçenek zaten sınırlıdır. Ömür boyu ilaç kullanmak istemeyen hastaların girişimsel tedaviyi tercih etmesi de geçerli bir gerekçedir. Karar verildikten sonra yöntem seçimi ayrı bir görüşmede ele alınır. Orta büyüklükteki prostatlarda idrar kanalı yoluyla yapılan kapalı ameliyat uzun yıllardır uygulanan bir yaklaşımdır. Çok büyük prostatlarda farklı yöntemler gündeme gelir ve seçim ayrıntılı değerlendirmeyle yapılır. Ameliyat öncesinde mesanenin gücünü ölçen testler bazı hastalarda istenir. Bu testler, şikâyetlerin tıkanıklıktan mı yoksa mesane zayıflığından mı kaynaklandığını ayırır. Ayrımın yapılması, ameliyattan beklenen sonucun gerçekçi biçimde anlatılmasını sağlar. Mesane gücünü yitirmiş hastalarda ameliyat şikâyetlerin tamamını ortadan kaldırmayabilir. Bu bilginin baştan paylaşılması, hasta ile hekim arasındaki güveni de korur. Ameliyat tarihinin belirlenmesinde hastanın çalışma ve aile düzeni de gözetilir. Hazırlık tetkiklerinin tamamlanması çoğu hastada birkaç haftayı aşmaz. Bu süre içinde ilaç tedavisi kesintisiz sürdürülür ve şikâyetler izlenir. Tarih belirlendikten sonra ertelemelerin önüne geçmek için hazırlık adımlarını yazılı olarak veririm.
Prostat büyümesinde ameliyatın ertelenmesi, doğru ölçütlerle verilen ve süresi belirlenen bir karar olduğunda güvenle uygulanabilir. Bekleme dönemi, düzenli muayene, akım ölçümü, mesanede kalan idrar takibi ve böbrek işlevlerinin izlenmesiyle yürütülür. İlaç düzeninin güçlendirilmesi bu dönemin daha rahat geçmesini sağlar, ancak yapısal daralmayı ortadan kaldırmaz. Tekrarlayan idrar yapamama, böbrek işlevinde bozulma, mesane taşı ve sürekli kalan idrar gibi bulgular ortaya çıktığında beklemenin hiçbir gerekçesi kalmaz. Zamanında verilen karar, mesane işlevinin korunmasını ve ameliyattan beklenen sonucun alınmasını sağlar.
1 Ameliyatı Ertelemek Prostat Kanseri Riskini Artırır mı?
2 Bekleme Döneminde Sonda Takılması Gerekir mi?
3 Ameliyat Ertelenirken Su Tüketimi Azaltılmalı mıdır?
4 Mesanede Kalan İdrar Miktarı Ne Sıklıkta Ölçülmelidir?
5 Erteleme Kararı Sonradan Değiştirilebilir mi?
6 Soğuk Algınlığı İlaçları Neden Sakıncalıdır?
7 Bekleme Döneminde İşeme Günlüğü Neden İstenir?
8 Ameliyattan Sonra Gece İdrara Kalkma Tamamen Geçer mi?
9 Ameliyat Öncesinde Mesane Basınç Testi Herkese Yapılır mı?
10 Kan Sulandırıcı Kullanan Hastada Ameliyat Ertelenmeli midir?
11 Prostat Hacmi Büyüdükçe Ameliyat Zorunlu Hâle Gelir mi?
12 Bekleme Döneminde Egzersiz Yararlı mıdır?
13 Ameliyat Sonrası Şikâyetlerin Tamamı Ortadan Kalkar mı?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Enlarged Prostate (Benign Prostatic Hyperplasia) www.niddk.nih.gov
- Prostate Problems www.niddk.nih.gov
- Enlarged Prostate medlineplus.gov
- Prostate Diseases medlineplus.gov
- Urinary Retention www.niddk.nih.gov
- Urodynamic Testing www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “benign prostatic hyperplasia surgical treatment outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov