Prostat büyümesi şikâyetlerinin kişiden kişiye neden farklı seyrettiğini, büyümenin yerleşiminin ve mesane hassasiyetinin rolünü anlatıyorum. Aynı hacimde farklı akım değerleri çıkmasının nedenlerini de açıklıyorum.
Prostat büyümesi şikâyetleri her erkekte aynı değildir, çünkü şikâyetlerin şiddetini belirleyen asıl etken prostatın hacmi değil, idrar kanalındaki daralmanın derecesi ve mesanenin bu daralmaya verdiği tepkidir. Muayenehanede birbirine yakın hacimde prostatı bulunan iki erkeğin tamamen farklı tablolarla geldiğini sık görüyorum. Bir erkek küçük sayılabilecek bir prostatla gece birkaç kez uyanır, bir başkası belirgin biçimde büyümüş bir prostatla neredeyse hiçbir sıkıntı yaşamaz. Bu farkı anlaşılır kılan üç ayrı katman bulunur ve değerlendirmeyi bu katmanlar üzerinden yaparım. Birinci katman prostatın hangi bölgeden büyüdüğüdür. İkinci katman mesane kasının yıllar içinde ne ölçüde değiştiğidir. Üçüncü katman ise kişinin sıvı alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve eşlik eden hastalıklarıdır.
Şikâyetlerin kişiden kişiye değişmesi, tedavi kararının tek bir ölçüte bağlanamayacağını da gösterir. Prostat hacmi tek başına ne ameliyat gerekçesi oluşturur ne de şikâyetlerin ilerideki seyrini önceden söyler. Aynı şekilde şikâyetlerin hafif olması, mesanenin ve böbreklerin sorunsuz çalıştığı anlamına gelmez. Bu nedenle değerlendirmede kişinin anlattıklarına ve ölçülebilir bulgulara birlikte bakarım. Bu yazıda şikâyetlerin şiddetini belirleyen etkenleri, büyümenin yerleştiği bölgenin yarattığı farkı, mesane hassasiyetinin rolünü, aynı hacimde neden farklı akım değerleri çıktığını ve şikâyeti bulunmayan erkekte tedavi gerekip gerekmediğini sırasıyla anlatıyorum. Hastalığın tanımı, belirtileri ve tedavi basamakları konusunda geniş bilgi gerektiğinde prostat büyümesi sayfası ayrıntılı bir çerçeve sunar.
Prostat Büyümesinde Şikâyetlerin Şiddetini Belirleyen Etkenler Nelerdir?
Prostat büyümesinde şikâyetlerin şiddetini belirleyen etkenler, idrar kanalındaki direncin derecesi, mesane kasının gücü ve duyarlılığı, gece üretilen idrar miktarı ve kişide bulunan diğer hastalıklardır. Bu etkenlerin her biri tek başına da şikâyet oluşturabilir, ancak çoğu erkekte birkaçı bir arada bulunur. Direnç, büyüyen dokunun idrar kanalını ne ölçüde sıkıştırdığına bağlıdır ve doku kanala yakın bir bölgede geliştiğinde aynı hacimle çok daha fazla direnç oluşur. Mesane kasının gücü ise bu direncin karşılanıp karşılanamayacağını belirler. Güçlü bir mesane, belirgin bir direnci uzun yıllar boyunca sessizce yener ve kişi hiçbir şikâyet duymaz. Yaşla birlikte mesane kası zayıfladığında ise orta düzeyde bir direnç bile belirgin şikâyete dönüşür. Gece üretilen idrarın miktarı prostattan tamamen bağımsız bir etkendir ve bacaklarda gün boyu biriken sıvının yatar konumda dolaşıma dönmesiyle artar. Kalp yetmezliği, uyku apnesi, şeker hastalığı ve böbrek hastalıkları bu miktarı belirgin biçimde yükseltir. Soğuk algınlığı ilaçları ve bazı alerji ilaçları idrar kanalındaki kasları kasarak şikâyetleri birkaç saat içinde ağırlaştırabilir. İdrar söktürücü kullanan bir erkekte ilacın alındığı saat, gece uyanma sayısını doğrudan belirler. Sinir sistemini etkileyen hastalıklar mesanenin kasılma düzenini bozarak tabloyu tamamen değiştirebilir. Bütün bu etkenler birlikte değerlendirildiğinde iki erkeğin aynı prostat hacmiyle neden farklı yaşadığı anlaşılır hâle gelir.
Kişisel alışkanlıklar da tabloyu şekillendirir ve bu alışkanlıklar çoğu zaman gözden kaçar. Akşam saatlerinde içilen çay, kahve ve alkol hem idrar üretimini artırır hem de mesaneyi doğrudan uyarır. Günlük sıvının tamamını akşam saatlerine sıkıştıran bir erkekte gece uyanma sayısı kaçınılmaz olarak yükselir. Kabızlık, dolu bağırsağın mesaneye baskı yapması nedeniyle sıkışma hissini belirginleştirir. Masa başında uzun süre hareketsiz oturmak bacaklarda sıvı birikimini artırarak gece idrar miktarını yükseltir. Mesleği gereği tuvalete uzun süre gidemeyen kişilerde mesane sürekli aşırı dolar ve kas yapısı zamanla değişir. Uzun yol sürüşü ve soğukta çalışma da şikâyetleri geçici olarak ağırlaştırır. Kilo fazlalığı ve hareketsiz yaşam, hem gece idrar üretimini hem de mesane duyarlılığını olumsuz etkiler. Şikâyetlerin gerçek kaynağını görebilmek için hastalarıma birkaç gün boyunca içtikleri sıvıyı ve yaptıkları idrarı saat saat yazmalarını öneririm. Bu basit kayıt, şikâyetin prostattan mı yoksa günlük düzenden mi kaynaklandığını çoğu zaman tek başına ortaya koyar. Kaydı inceledikten sonra yapılan küçük düzenlemeler bazı erkeklerde ilaca gerek kalmadan rahatlama sağlar.
Prostatın Büyüdüğü Bölge Şikâyetleri Nasıl Değiştirir?
Prostatın büyüdüğü bölge şikâyetleri doğrudan değiştirir, çünkü idrar kanalını çepeçevre saran iç bölgeden gelişen büyüme, dışa doğru gelişen büyümeye göre çok daha fazla tıkanıklık oluşturur. Prostat, idrar kanalını saran iç bölge ile dışta kalan çevresel bölgeden oluşur. İyi huylu büyüme ağırlıklı olarak iç bölgede gelişir, ancak bu gelişimin yönü kişiden kişiye değişir. Bazı erkeklerde doku dışa doğru genişler ve idrar kanalına neredeyse hiç baskı yapmaz. Bu erkeklerde ultrasonda büyük bir hacim ölçülmesine karşın idrar akımı korunur. Bazı erkeklerde ise doku kanalın kendisine doğru büyür ve küçük bir hacim artışı bile kanalı belirgin biçimde daraltır. Orta lop adı verilen ve mesane boynundan mesanenin içine doğru uzanan bir çıkıntı bulunduğunda tablo daha da değişir. Bu çıkıntı, mesane boynunda bir kapak gibi davranarak idrar akışını kesintiye uğratır. Orta lobu bulunan erkeklerde ani idrar tıkanması ve mesanede artık idrar kalması daha sık ortaya çıkar. Yan lopların birbirine bastırarak kanalı ince bir yarık hâline getirdiği erkeklerde ise akım belirgin biçimde zayıflar. Bu nedenle prostatı değerlendirirken hacim ölçümüyle yetinmez, dokunun mesane içine doğru uzanıp uzanmadığına da bakarım.
Büyümenin yerleşimi, tedavi seçiminde de belirleyici rol oynar. Dışa doğru büyümüş ve idrar kanalını sıkıştırmayan bir prostatta şikâyetlerin kaynağı çoğu zaman mesanedir. Bu erkeklerde yalnız kanalı rahatlatmaya yönelik yaklaşımlar beklenen faydayı vermez. Mesane boynuna doğru uzanan bir çıkıntı bulunduğunda ise kanalı gevşeten ilaçlar sınırlı fayda sağlar ve girişimsel tedavi daha erken gündeme gelir. Mesane boynunun kendisinin dar olduğu genç erkeklerde prostat hacmi normal sınırlarda kalmasına rağmen belirgin tıkanıklık görülebilir. Prostat iltihabı bulunan erkeklerde şikâyetler hacimle orantısız biçimde ağırlaşır ve tedavi bu yönde planlanır. Bütün bu ayrıntılar makattan yapılan ultrason ve gerektiğinde mesanenin kamerayla incelenmesi sırasında ortaya çıkar. Şikâyetleri ölçülebilir bir bulguyla eşleştirmek için çoğu erkekten idrar akımının ölçüldüğü test isterim. Bu ölçüm, büyümenin yerleşimiyle ilgili ilk ipuçlarını da verir. Bulguların tamamı bir araya geldiğinde tedavi seçeneklerini hastayla birlikte konuşurum.
Büyümenin yerleşimi zaman içinde de değişebilir ve bu değişim şikâyetlerin seyrini belirler. Bazı erkeklerde yıllar boyunca dışa doğru ilerleyen büyüme bir dönemden sonra kanala doğru yönelir. Şikâyetlerin uzun süre sabit kaldıktan sonra kısa sürede ağırlaşması çoğu zaman böyle bir değişimi gösterir. Prostat dokusunun kıvamı da önem taşır, çünkü kas ve bağ dokusundan zengin bir prostat aynı hacimde daha sert bir direnç oluşturur. Salgı bezlerinden zengin ve yumuşak yapıdaki bir prostatta ise kanal daha kolay açılır. Bu fark, kanalı gevşeten ilaçlara verilen yanıtı da bir ölçüde açıklar. Sert yapılı prostatlarda kas gevşetici etkiden beklenen fayda daha belirgin olur. Yumuşak ve çok büyük prostatlarda ise dokuyu küçülten ilaçlar tedavinin ağırlık merkezini oluşturur. Doku yapısı ile yerleşim birlikte değerlendirildiğinde tedavi planı çok daha isabetli kurulur.
Mesane Hassasiyeti Prostat Büyümesi Şikâyetlerini Nasıl Etkiler?
Mesane hassasiyeti prostat büyümesi şikâyetlerini belirgin biçimde ağırlaştırır ve pek çok erkekte asıl rahatsızlık kaynağı prostatın kendisi değil, aşırı duyarlı hâle gelmiş mesanedir. Mesane, yıllar boyunca artmış bir dirence karşı çalıştığında kas duvarı kalınlaşır. Kalınlaşan kas esnekliğini bir ölçüde yitirir ve az miktarda idrarla bile kasılmaya başlar. Bu kasılmalar kişiye ani ve ertelenemeyen bir sıkışma hissi olarak yansır. Sıkışma hissi, zayıf akımdan çok daha fazla rahatsızlık verir ve günlük yaşamı tuvalete göre planlamaya zorlar. Bazı erkeklerde kasılmalar gece belirginleşir ve uykunun tekrar tekrar bölünmesine yol açar. Mesane duvarındaki sinir uçlarının duyarlılığı da bu süreçte artar. Duyarlılık arttığında mesane, yeterince dolmadan dolduğu bilgisini sinir yoluyla iletir. Şeker hastalığı ve nörolojik hastalıklar bu duyarlılığı prostattan bağımsız olarak değiştirebilir. Mesane duvarında gelişen küçük cepler de boşalmayı güçleştirerek şikâyetleri ağırlaştırır. Bu nedenle depolama şikâyetleri baskın olan erkeklerde sorunun ne kadarının prostattan, ne kadarının mesaneden kaynaklandığını ayırt etmeye çalışırım.
Mesane kaynaklı şikâyetlerin ayırt edilmesi, tedavi beklentisini de gerçekçi hâle getirir. Yalnız prostata yönelik bir tedavi uygulandığında akım düzelir, ancak sıkışma hissi bir süre daha devam edebilir. Bu durumu girişim öncesinde anlatmadığımda hastalar sonucu yetersiz sayabilir. Mesane kasındaki değişikliklerin bir bölümü tıkanıklık giderildikten sonra aylar içinde geriler. Uzun yıllar boyunca sürmüş ağır bir tıkanıklıkta ise geri dönüş kısmi kalabilir. Depolama şikâyetleri baskın olan erkeklerde mesaneyi yatıştıran ilaçlar tedaviye eklenebilir ve bu ekleme idrar akımı yeterliyse güvenle yapılır. Mesanede kalan idrar miktarı yüksek olan erkeklerde ise bu ilaçlar dikkatle kullanılır. Ani sıkışmaya idrarda kan ya da idrar yaparken yanma eşlik ettiğinde tabloyu yalnızca prostata bağlamam doğru olmaz. Böyle bir durumda mesanenin ayrıca incelenmesi gerekir, çünkü şikâyetlerin arkasından mesane tümörü çıktığında tedavi tamamen değişir ve mesane içine uygulanan ilaç tedavisi gündeme gelir. Sigara içen ve ileri yaştaki erkeklerde bu olasılığı her zaman akılda tutarım. İdrar tahlili ve gerektiğinde idrar sitolojisi bu ayrımın ilk basamağını oluşturur.
Mesane hassasiyetini değerlendirirken günlük yaşamdan gelen ipuçlarına da bakarım. Evden çıkmadan önce tuvalete gitme alışkanlığı, yolculuk planlarını tuvalet duraklarına göre kurma ve kalabalık bir salonda kapıya yakın oturmayı tercih etme gibi davranışlar sıkışma hissinin ağırlığını gösterir. Soğuk havada ve su sesi duyulduğunda sıkışmanın belirginleşmesi de mesane duyarlılığına işaret eder. Kişinin bir seferde yaptığı idrar miktarının düşük olması, mesanenin küçük hacimlerde kasıldığını ortaya koyar. Bu bulgular işeme günlüğünde açıkça görülür. Asitli ve baharatlı gıdalar ile kafeinli içeceklerin şikâyetleri belirgin biçimde artırdığını söyleyen erkeklerde mesane kaynaklı bir bileşen bulunur. Bu kişilerde beslenme düzenindeki küçük değişiklikler bile gözle görülür bir rahatlama sağlar.
Aynı Prostat Hacminde Neden Farklı İdrar Akım Değerleri Görülür?
Aynı prostat hacminde farklı idrar akım değerleri görülür, çünkü akım hızı yalnız kanaldaki dirence değil, mesane kasının o direnci yenmek için ürettiği güce ve ölçüm anındaki idrar miktarına da bağlıdır. Akım ölçümü, mesanenin ürettiği basınç ile kanalın gösterdiği direncin ortak sonucudur. Güçlü bir mesane, belirgin bir daralmayı bile yenerek akımı normale yakın tutabilir. Zayıflamış bir mesane ise hafif bir daralmada bile düşük değerler üretir. Bu nedenle düşük bir akım değeri tek başına tıkanıklığın kanıtı sayılmaz. Ölçüm sırasında mesanede bulunan idrar miktarı da sonucu doğrudan etkiler. Çok az idrarla yapılan ölçümlerde akım yapay olarak düşük çıkar ve bu ölçüm yorumlanmaz. Aşırı dolu bir mesaneyle yapılan ölçümlerde ise kas fazla gerildiği için değer yine düşük bulunabilir. Kişinin ölçüm sırasındaki gerginliği, tuvalet ortamına alışamaması ve ıkınması da sonucu değiştirir. Günün farklı saatlerinde yapılan ölçümler arasında da belirgin fark çıkabilir. Bu nedenle ölçümü çoğu erkekte birden fazla kez tekrarlarım.
Akım değerini doğru yorumlamak için ölçümü hep başka bulgularla birlikte değerlendiririm. İdrar yaptıktan sonra mesanede kalan idrar miktarı, akım değerinin anlamını belirgin biçimde değiştirir. Akımı düşük olmasına rağmen mesanesi tamamen boşalan bir erkekte tablo çoğu zaman daha iyi huyludur. Akımı orta düzeyde olmasına karşın mesanesinde belirgin miktarda idrar kalan erkekte ise mesane kasının zayıfladığından kuşkulanırım. Ölçümde akım eğrisinin biçimi de bilgi verir. Kesik kesik ve dalgalı bir eğri, kişinin ıkınarak idrar yaptığını gösterir. Uzun süren ve alçak bir düzlük çizen eğri ise kanalda sabit bir darlığı düşündürür. İdrar kanalı darlığı bulunan erkeklerde prostat hacmi küçük olmasına rağmen akım belirgin biçimde düşer. Şikâyetlerin kaynağı bu ölçümlerle netleşmediğinde mesanenin basınç ve akım ilişkisini ölçen ayrıntılı bir inceleme isterim. Tedaviye karar verirken tek bir sayıya değil, bu bulguların tamamına bakarım.
Akım ölçümünün tekrarlanması, tedavi sonrasının değerlendirilmesinde de yol gösterir. Tedaviden önce ve sonra aynı koşullarda yapılan ölçümler, değişimin gerçek olup olmadığını ortaya koyar. Kişinin kendini iyi hissetmesine rağmen ölçümde düzelme görülmemesi, şikâyetlerin asıl kaynağının mesane olduğunu düşündürür. Ölçüm düzeldiği hâlde şikâyetlerin sürmesi de aynı yönde bir bulgu oluşturur. Bu nedenle ölçüm sonuçlarını hastayla birlikte ve önceki değerlerle karşılaştırarak konuşurum. Ölçümün yapıldığı cihazın ve ortamın aynı kalması karşılaştırmayı güvenilir kılar. Farklı merkezlerde yapılan ölçümler arasında küçük farklar çıkması beklenen bir durumdur. Bu farkların tedavi kararını tek başına değiştirmesine izin vermem. Karar, şikâyetlerin ağırlığı ve bulguların bütünü göz önünde tutularak verilir.
Prostat Büyümesi Olup Şikâyeti Bulunmayan Erkekte Tedavi Gerekir mi?
Prostat büyümesi olup şikâyeti bulunmayan erkekte tedavi çoğu zaman gerekmez ve bu erkeklerde düzenli takip yeterli olur. Büyümenin kendisi tedavi edilmesi gereken bir durum değildir, çünkü tedavi kararını hacim değil, kişinin yaşadığı sıkıntı ve ölçülebilir bulgular belirler. Şikâyeti bulunmayan bir erkeğe ilaç başlamak, yan etki riskini gereksiz yere üstlenmek anlamına gelir. Buna karşılık şikâyetin bulunmaması, hiçbir sorunun bulunmadığı anlamına da gelmez. Bazı erkekler şikâyetlerine yıllar içinde alışır ve zayıflamış akımı olağan sayar. Bu kişilere gece kaç kez uyandıklarını ve tuvalete yetişmekte zorlanıp zorlanmadıklarını ayrı ayrı sorarım. Sessiz seyreden bazı tablolarda mesanede sürekli olarak belirgin miktarda idrar kalır ve bu durum böbreklere basınç olarak yansır. Böbrek işlevlerinde bozulma, mesane taşı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve tekrarlayan idrar tıkanması saptandığında şikâyet olmasa bile tedavi gerekir. Büyümüş prostatın yüzeyindeki damarlardan kaynaklanan tekrarlayan kanamalar da girişim gerekçesi oluşturur. Bu nedenle şikâyeti bulunmayan erkekte de muayene, idrar tahlili ve mesanede kalan idrarın ölçümü yapılır. Kan tahlilinde böbrek işlevlerine bakılması da bu değerlendirmenin ayrılmaz parçasıdır.
Takip aralığını kişinin yaşına, prostat hacmine ve ilk bulgularına göre belirlerim. Şikâyeti bulunmayan ve bulguları normal olan erkeklerde yılda bir kez yapılan bir kontrol çoğu zaman yeterlidir. Bu görüşmelerde akşam sıvı alışkanlıkları, kabızlık ve kullanılan ilaçlar gözden geçirilir. Kilo kontrolü ve düzenli yürüyüş, şikâyetlerin ilerleme hızını yavaşlatan basit ama etkisi belirgin önlemlerdir. Şikâyetler zamanla ortaya çıktığında ve yaşam kalitesini bozmaya başladığında ilk basamak olarak ilaçla yürütülen prostat tedavisi değerlendirilir. İlaçların etkisini görmek için birkaç hafta ile birkaç ay arasında bir süre gerekir ve bu süreyi hastaya baştan anlatırım. Takip sırasında şikâyetlerin ağırlaşması, mesanede kalan idrarın artması ya da tekrarlayan enfeksiyon ortaya çıkması tedaviyi bir basamak ileri taşır. Şikâyeti bulunmayan erkekte yapılan düzenli kontrol, aynı zamanda prostat kanseri açısından da değerlendirme olanağı sağlar. Böylece hem gereksiz tedaviden kaçınılır hem de sessiz ilerleyen sorunlar zamanında fark edilir.
Prostat büyümesi şikâyetlerinin her erkekte farklı seyretmesi, hastalığın tek bir sayıyla anlatılamayacağını gösterir. Büyümenin yerleştiği bölge, mesane kasının yıllar içinde geçirdiği değişim ve kişinin günlük alışkanlıkları tabloyu birlikte belirler. Bu nedenle değerlendirmeyi hacim ölçümüyle sınırlamaz, şikâyetleri ölçülebilir bulgularla birlikte yorumlarım. Şikâyeti ağır olan bir erkekte hacim küçük olabilir, şikâyeti bulunmayan bir erkekte ise sessiz bir sorun ilerliyor olabilir. Tedavi kararını kişinin yaşadığı sıkıntıya, bulgularına ve beklentilerine göre birlikte veririm.
1 Prostat Hacmi Küçük Olan Erkekte Şikâyetler Neden Ağır Olabilir?
2 İdrar Akım Testi Öncesinde Ne Kadar Su İçilmelidir?
3 Orta Lop Ne Anlama Gelir?
4 Şikâyet Puanı Formu Neyi Ölçer?
5 İşeme Günlüğü Kaç Gün Tutulmalıdır?
6 Soğuk Algınlığı İlaçları İdrar Şikâyetlerini Neden Artırır?
7 Mesanede Kalan İdrar Miktarı Kaç Kez Ölçülür?
8 Depolama Şikâyetleri ile Boşaltma Şikâyetleri Nasıl Ayrılır?
9 Akşam Saatlerinde Sıvı Kısıtlaması Herkese Uygun mudur?
10 Prostat Şikâyetleri Mevsime Göre Değişir mi?
11 Ani Sıkışma Hissi Tedaviden Sonra Hemen Geçer mi?
12 Uyku Apnesi Gece İdrara Kalkmayı Etkiler mi?
13 İdrar Kanalı Darlığı Prostat Büyümesiyle Karışır mı?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Enlarged Prostate (Benign Prostatic Hyperplasia) www.niddk.nih.gov
- Prostate Problems www.niddk.nih.gov
- Enlarged Prostate medlineplus.gov
- Prostate Diseases medlineplus.gov
- Urinary Retention www.niddk.nih.gov
- Urodynamic Testing www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “benign prostatic hyperplasia surgical treatment outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov