İyi huylu prostat büyümesinin kansere dönüşüp dönüşmediğini, iki hastalığın bezin hangi bölgelerinde geliştiğini ve büyümüş prostatta kanserin nasıl atlanmadığını anlatıyorum.
İyi huylu prostat büyümesi kansere dönüşmez ve bu iki hastalık birbirinden tamamen ayrı süreçlerdir. Büyüme, bezin idrar kanalını saran iç bölümündeki hücrelerin yaşla birlikte sayıca artmasıyla gelişir ve bu hücreler kötü huylu bir yapıya geçmez. Kanser ise bezin genellikle dış kabuğuna yakın bölümündeki hücrelerde ortaya çıkan ayrı bir hastalıktır. İki tablo arasındaki en sık karıştırılan nokta, ikisinin de aynı yaş döneminde sık görülmesidir. Altmış yaşındaki bir erkekte büyümenin bulunması olağandır, aynı yaşta kanserin de saptanabilmesi bu nedenle bir dönüşüm izlenimi yaratır. Oysa bu birliktelik nedensellik değil, aynı yaşın getirdiği iki ayrı durumun yan yana bulunmasıdır. Poliklinikte bu soruyu haftada birkaç kez duyarım ve yanıtı her seferinde bezin yapısı üzerinden anlatırım.
Bu bilginin pratik bir sonucu da vardır. İyi huylu büyüme kansere dönüşmediği için, yıllardır idrar yakınması yaşayan bir erkek kanser korkusuyla yaşamak zorunda değildir. Buna karşılık büyümenin bulunması kanserden koruduğu anlamına da gelmez ve iki durum aynı bezde birlikte bulunabilir. Bu nedenle idrar yakınması nedeniyle izlenen erkeklerde kanser açısından değerlendirmeyi ayrı bir başlık olarak sürdürürüm. Yakınmaların şiddetiyle kanser olasılığı arasında da doğrudan bir ilişki kurulmaz; ileri derecede idrar zorluğu çeken bir erkekte kanser bulunmayabilir, hiç yakınması olmayan bir erkekte ise saptanabilir. Bu yazıda iki hastalığın bezin hangi bölgesinde geliştiğini, iyi huylu büyüme için yapılan ameliyatın kanser riskini değiştirip değiştirmediğini, alınan dokuda kanser saptandığında izlenen yolu ve büyümüş bir bezde kanserin nasıl gözden kaçırılmadığını anlatıyorum. Hastalığın tanı basamakları ve tedavi seçenekleri konusunda geniş bilgi gerektiğinde prostat bezinde gelişen kötü huylu hastalık başlıklı sayfa ayrıntılı bir çerçeve sunar.
İyi Huylu Büyüme ile Kanser Prostatın Aynı Bölgesinde mi Gelişir?
İyi huylu büyüme ile kanser prostatın çoğunlukla farklı bölgelerinde gelişir ve bu ayrım iki hastalığın neden bu kadar farklı seyrettiğini açıklar. Prostat bezi, idrar kanalını halka gibi saran bir iç bölüm ile bu bölümü dıştan kuşatan daha kalın bir dış bölümden oluşur. Yaşla birlikte ortaya çıkan iyi huylu büyüme, idrar kanalına en yakın olan iç bölümde gelişir. Bu bölümün genişlemesi kanalı sıkıştırır ve idrar akışını zorlaştırır. İdrar akımında zayıflama, gece sık idrara kalkma ve tam boşaltamama duygusu bu nedenle ortaya çıkar. Kanserin büyük bölümü ise bezin dış bölümünde, yani idrar kanalından uzak bir alanda başlar. Bu alan idrar kanalını sıkıştırmadığı için kanser erken evrede hiçbir yakınma yaratmaz. Hastalığın sessiz seyretmesinin temel nedeni budur. Dış bölümün makattan yapılan muayenede parmakla hissedilebilir olması ise tanıda önemli bir avantaj sağlar. Muayenede saptanan sertlik ya da düzensizlik, tam da kanserin en sık geliştiği bölgeye denk gelir. İç bölümden kaynaklanan kanserler de görülür, ancak bunların sayısı çok daha azdır.
Bu anatomik ayrım günlük uygulamada birçok kararı etkiler. Manyetik rezonans incelemesinde bezin bölümleri ayrı ayrı değerlendirilir ve şüpheli alanın hangi bölümde bulunduğu raporda belirtilir. Dış bölümde saptanan şüpheli odaklar daha yakından ele alınır. Biyopsi yapılırken de örnekler ağırlıklı olarak dış bölümden alınır. İyi huylu büyüme nedeniyle yapılan ameliyatlarda ise yalnız idrar kanalını daraltan iç bölüm temizlenir ve dış kabuk yerinde bırakılır. Bu nedenle ameliyattan sonra bezin kanser gelişebilecek bölümü büyük ölçüde korunur. İki hastalığın belirtileri de bu ayrıma bağlı olarak farklılaşır. İdrar yakınmaları büyümenin işaretidir, kemik ağrısı ve kanlı idrar gibi bulgular ise ileri evredeki kanserde gündeme gelir. Kanserin idrar yakınması yapması için ya iç bölüme doğru büyümesi ya da hastalığın ilerlemiş olması gerekir. Erken evrede yakınma yaratmayan bir hastalığın nasıl fark edileceği sorusu bu noktada anlam kazanır. Yanıt, kan tahlili ve muayeneyle yürütülen düzenli değerlendirmede saklıdır. İdrar yakınması bulunan erkeklerde bu değerlendirme zaten yapılır, yakınması olmayanlarda ise belirli bir yaştan sonra planlanması gerekir. İki hastalığın ayrı bölgelerde gelişmesi, birinin diğerine dönüşmediğinin en somut göstergesidir.
Prostat Ameliyatı Kanser Riskini Azaltır mı?
Prostat ameliyatı, iyi huylu büyüme nedeniyle yapıldığında kanser riskini azaltmaz ve ameliyat olmuş bir erkeğin takibi aynı biçimde sürdürülmelidir. Bunun nedeni, iyi huylu büyüme için yapılan ameliyatlarda bezin tamamının değil, yalnız idrar kanalını daraltan iç bölümünün temizlenmesidir. Kanserin en sık geliştiği dış kabuk bu ameliyatlarda yerinde kalır. Kabuk yerinde kaldığı sürece kanser gelişme olasılığı da ortadan kalkmaz. Bu ayrım, hastaların en çok yanıldığı konulardan biridir; pek çok kişi ameliyattan sonra artık kontrol gerekmediğini düşünür. Oysa ameliyat geçirmiş erkeklerde de kan tahlili ve muayene belirli aralıklarla sürdürülmelidir. Ameliyattan sonra kandaki değerde düşüş görülür, çünkü bu değeri üreten doku miktarı azalmıştır. Düşüşün miktarı çıkarılan doku hacmiyle orantılıdır. Bu nedenle ameliyattan birkaç ay sonra ölçülen değer yeni bir başlangıç noktası olarak kabul edilir. Takipte asıl önemli olan mutlak sayı değil, bu yeni değerin zaman içinde nasıl değiştiğidir. Düzenli yükselme gösteren bir değer, ameliyat geçmişi ne olursa olsun ayrıntılı değerlendirme gerektirir.
Prostatı küçültmek için kullanılan ilaç grubu da benzer bir yanılgıya yol açar. Bu ilaçlar bez dokusunu küçültürken kandaki değeri de belirgin biçimde düşürür. İlaç kullanan bir erkekte ölçülen değerin olduğu gibi yorumlanması yanıltıcı olur ve gerçek düzeyin daha yüksek olduğu hesaba katılmalıdır. Bu durumu bilmeyen kişilerde kanser tanısı gecikebilir. Bu nedenle kullanılan tüm ilaçları kan tahlilini yorumlamadan önce sorgularım. İlacın kanserden koruyup korumadığı ayrı bir tartışma konusudur ve bu grup ilaçlar koruma amacıyla verilmez. Ameliyat kararı da hiçbir zaman kanserden korunma gerekçesiyle alınmaz; karar yalnız idrar yakınmalarının şiddetine ve böbrek açısından oluşan riske dayanır. İdrar yapamama nöbeti geçiren, mesanesinde taş oluşan ya da tekrarlayan enfeksiyon yaşayan erkeklerde ameliyat gündeme gelir. Bu ameliyatların hangi yöntemle yapılacağı bezin büyüklüğüne ve kişinin genel durumuna göre belirlenir. Ameliyat sonrasında takip aralıklarını yazılı olarak veririm ve kişinin bunu bir kez daha duymasını sağlarım. Kanser saptanan erkeklerde ise tedavi tamamen farklı bir planla yürütülür ve bezin bütünüyle çıkarıldığı robot yardımıyla yapılan kapalı prostat ameliyatı bu planın seçeneklerinden biri olarak değerlendirilir.
Ameliyatla Alınan Dokuda Kanser Çıkarsa Ne Olur?
Ameliyatla alınan dokuda kanser çıkarsa panik yaratacak bir durum oluşmaz ve izlenecek yol, saptanan odağın derecesine ve yaygınlığına göre belirlenir. İyi huylu büyüme nedeniyle çıkarılan doku her zaman patoloji incelemesine gönderilir. Bu incelemede küçük bir bölüm kişide, beklenmeyen biçimde kanser odakları saptanır. Bu tabloya rastlantısal olarak saptanan kanser adı verilir ve saptanan odaklar çoğunlukla küçüktür. İlk yapılan değerlendirme, odağın çıkarılan doku içinde ne kadar yer kapladığının belirlenmesidir. İkinci değerlendirme, hücrelerin mikroskop altındaki görünümüne göre verilen derece grubudur. Küçük hacimli ve düşük dereceli odaklarda çoğu zaman ek bir tedavi gerekmez ve yakın izlem yeterli olur. Bu izlem, belirli aralıklarla yapılan kan tahlili ve muayeneden oluşur. Daha geniş alana yayılmış ya da yüksek dereceli odaklarda ise ileri değerlendirme yapılır. Bu durumda manyetik rezonans incelemesi istenir ve gerektiğinde bezin kalan bölümünden biyopsi alınır. Elde edilen bulgulara göre tedavi seçenekleri kişiyle birlikte konuşulur.
Rastlantısal olarak saptanan kanserde tedavi kararı birkaç ek etkene dayanır. Kişinin yaşı ve genel sağlık durumu bu etkenlerin başında gelir. Beklenen yaşam süresi uzun olan ve yüksek dereceli odak saptanan erkeklerde tedavi daha kararlı biçimde önerilir. İleri yaştaki ve eşlik eden hastalıkları bulunan erkeklerde ise izlem çoğu zaman daha uygun bir yol olur. Tedavi gerektiğinde bezin tamamen çıkarılması bir seçenek olarak değerlendirilir, ancak daha önce geçirilmiş ameliyat nedeniyle doku sınırları silikleşmiş olabilir. Bu durum işlemi teknik olarak zorlaştırır ve ameliyatı yapacak ekibin bunu bilmesi gerekir. Işın tedavisi de bu grupta sık başvurulan seçenekler arasında yer alır. Bezin yalnız hastalıklı bölümüne yönelen tedaviler ise seçilmiş kişilerde gündeme gelir ve odaklanmış ses dalgalarıyla yapılan ameliyatsız tedavi bu grupta değerlendirilir. Hangi yol seçilirse seçilsin, kişiye durumun ayrıntısını sade bir dille anlatırım. Rapor elinde kalan ve ne anlama geldiğini bilmeyen kişilerde kaygı gereksiz yere büyür. Rastlantısal olarak saptanan odakların büyük bölümünün sessiz seyrettiğini, bu nedenle hemen bir girişim gerekmediğini açıkça belirtirim. Bu bilgi, kişinin izlem kararına uyum sağlamasını da kolaylaştırır. İzleme alınan kişilerde kontrol tarihlerinin aksatılmaması ise kararın temel koşulu olarak kalır. Kontrole gelmeyen kişilerde izlem güvenli bir seçenek olmaktan çıkar ve bu durumu baştan anlatırım. Bu nedenle patoloji raporunu birlikte okur ve her satırın karşılığını açıklarım. Takip planını da aynı görüşmede yazılı olarak veririm.
Büyümüş Prostatta Kanser Nasıl Atlanmaz?
Büyümüş prostatta kanserin atlanmaması, kan değerinin bezin hacmine göre yorumlanmasına, makattan yapılan muayenenin ihmal edilmemesine ve gerektiğinde görüntülemeye başvurulmasına bağlıdır. Büyük bir bezde doğal olarak daha fazla doku bulunur ve bu doku kana daha fazla madde salgılar. Bu nedenle büyük prostatı olan bir erkekte kan değerinin bir miktar yüksek bulunması beklenen bir durumdur. Değerin doğrudan yüksek kabul edilmesi gereksiz biyopsilere yol açar. Değerin bez hacmine bölünerek hesaplanması, bu ayrımı yapmamı sağlayan pratik bir yöntemdir. Kandaki serbest bölümün toplam değere oranı da ek bilgi verir. Bu ölçümlerden daha değerli olan ise değerin zaman içindeki seyridir. Yıllar içinde düzenli biçimde yükselen bir değer, mutlak sayısı ne olursa olsun dikkat gerektirir. İdrar yolu enfeksiyonunun, sonda uygulamasının ve yakın zamanda yapılan girişimlerin değeri geçici olarak yükselttiğini de hesaba katarım. Bu nedenle tek bir yüksek sonuca dayanarak karar vermem ve ölçümü uygun bir aralıktan sonra tekrarlarım. Makattan yapılan muayene ise hiçbir tahlilin yerini tutmaz ve bezin dış yüzeyindeki sertliği doğrudan gösterir.
Şüphe sürdüğünde bir sonraki basamak görüntülemedir. Çok parametreli manyetik rezonans incelemesi, bezin içindeki şüpheli alanları ayrı ayrı derecelendirerek gösterir. Bu inceleme büyük bezlerde ayrıca değer kazanır, çünkü rastgele alınan örnekler geniş bir hacimde odağı kaçırabilir. Görüntülemede işaretlenen alandan hedefe yönelik örnek alınması, tanı doğruluğunu belirgin biçimde artırır. Biyopsi kararı verilirken kişinin yaşı, genel durumu ve daha önceki sonuçları birlikte değerlendirilir. Önceki biyopsisi olumsuz çıkan ancak değeri yükselmeyi sürdüren erkeklerde inceleme tekrarlanır. Prostatı küçülten ilaç kullanan erkeklerde değerin yorumlanmasında ayrı bir hesap yapılır. İdrar yakınması nedeniyle ameliyat planlanan her erkekte, ameliyattan önce kanser açısından değerlendirmenin tamamlanmasını isterim. Yakınmaların kaynağı ve tedavi seçenekleri konusunda ayrıntı gerektiğinde idrar kanalını daraltan iyi huylu bez büyümesi başlıklı sayfa bu basamakları ayrıca açıklar. Ameliyat sonrasında gelen patoloji raporu da bu değerlendirmenin son halkasını oluşturur. Bu basamakların birlikte yürütülmesi, büyük bir bezde kanserin gözden kaçma olasılığını en aza indirir. Kişinin önceki yıllara ait tahlil sonuçlarını yanında getirmesi de bu değerlendirmeyi kolaylaştırır. Elimde yalnız tek bir sonuç bulunduğunda yorum yapmam güçleşir, çünkü seyri göremem. Bu nedenle sonuçların bir dosyada toplanmasını ve her kontrole getirilmesini isterim. Farklı laboratuvarlarda yapılan ölçümler arasında küçük farklar bulunabileceğini de hesaba katarım. Kişiye bu süreci bir kerelik bir işlem değil, yıllara yayılan bir takip olarak anlatırım.
Prostat Büyümesi ve Kanseri Aynı Anda Bulunabilir mi?
Prostat büyümesi ve kanseri aynı bezde aynı anda bulunabilir ve bu birliktelik seyrek görülen bir durum değildir. İki hastalık da yaş ilerledikçe sıklaşır, bu nedenle altmış yaşını geçmiş erkeklerde bir arada saptanmaları olağandır. Birliktelik, birinin diğerine yol açtığı anlamına gelmez ve iki süreç bezin farklı bölümlerinde bağımsız olarak yürür. Bu tabloda en sık karşılaşılan sorun, yakınmaların birbirini gölgelemesidir. İdrar zorluğu çeken bir erkek, yakınmasını büyümeye bağlar ve kanser olasılığını gündemine almaz. Kanserin erken evrede yakınma yaratmaması bu gölgelemeyi güçlendirir. Bu nedenle idrar yakınmasıyla başvuran her erkekte kanser değerlendirmesini ayrı bir başlık olarak yürütürüm. İki hastalığın birlikte bulunduğu durumlarda tedavi planı da ikisini birden gözetecek biçimde kurulur. Bezin tamamen çıkarıldığı bir ameliyat yapıldığında idrar yakınmaları da ortadan kalkar, çünkü daralmaya yol açan doku bezle birlikte alınır. Işın tedavisi seçildiğinde ise idrar yakınmalarının tedavi sırasında bir süre artabileceği önceden anlatılmalıdır. Çok büyük bezlerde bazı tedavi yöntemlerinin uygulanması teknik olarak güçleşir ve seçenekler buna göre daralır.
Tedavi sıralaması da bu birliktelikte önem taşır. İdrar yakınması çok şiddetli olan ve aynı zamanda kanser saptanan erkeklerde hangi sorunun önce ele alınacağına birlikte karar veririz. İdrar yapamama nöbeti yaşayan bir kişide öncelik idrar akışının sağlanmasıdır. Bunun için geçici bir çözüm uygulanır ve kanser tedavisi kısa süre sonra planlanır. Kanser tedavisi için ışın tedavisi düşünülen kişilerde, idrar yakınmalarını azaltan bir girişim önceden yapılabilir. Bu sıralama kişiye özel kurulur ve tek bir kalıp bulunmaz. Kanser tedavisi tamamlandıktan sonra idrar yakınmalarının seyri de ayrıca izlenir. İdrar kontrolüyle ilgili sorunlar bu dönemde farklı bir başlık olarak ele alınır ve pelvik taban egzersizleri programa eklenir. Kişinin idrar akımı, gece kalkma sayısı ve mesanesini tam boşaltıp boşaltmadığı bu dönemde düzenli olarak sorgulanır. Gerektiğinde idrar akım hızının ölçülmesi ve mesanede kalan idrar miktarının görüntülenmesi tabloyu netleştirir. İki hastalığın birlikte bulunması, kişinin tedavi sürecini daha dikkatli planlamayı gerektirir, ancak sonucu kendiliğinden olumsuz etkilemez.
İyi huylu prostat büyümesi kansere dönüşmez ve iki hastalık bezin çoğunlukla farklı bölümlerinde, birbirinden bağımsız olarak gelişir. Büyüme nedeniyle yapılan ameliyatlarda bezin dış kabuğu yerinde kaldığı için bu ameliyat kanserden korumaz ve takibin aynı biçimde sürdürülmesi gerekir. Çıkarılan dokuda rastlantısal olarak kanser saptandığında izlenecek yol, odağın derecesine ve yaygınlığına göre belirlenir ve çoğu kişide yakın izlem yeterli olur. Büyümüş bir bezde kanserin atlanmaması, kan değerinin bez hacmine göre yorumlanmasına ve muayeneyle görüntülemenin birlikte kullanılmasına bağlıdır. İki hastalığın aynı bezde birlikte bulunabileceğini akılda tutmak, gecikmeyi önleyen en sade kuraldır.
1 Prostat Büyümesi Olan Erkekte Kanser Taraması Gerekli midir?
2 PSA Değeri Yüksek Çıkınca Kanser Kesin midir?
3 Prostat Büyümesi Kendiliğinden Geçer mi?
4 Ailesinde Prostat Kanseri Olan Erkekte Büyüme Daha mı Riskli Seyreder?
5 Prostat Biyopsisi Kanseri Yayar mı?
6 İdrarda Kan Görülmesi Kanser Belirtisi midir?
7 Prostat Ameliyatından Sonra PSA Takibi Sürer mi?
8 Cinsel Etkinlik PSA Değerini Etkiler mi?
9 Prostat Kanseri Erken Evrede Belirti Verir mi?
10 Beslenme Prostat Sağlığını Etkiler mi?
11 Prostat Büyümesi İçin Kullanılan İlaçlar Kanseri Gizler mi?
12 Kanser Saptanan Her Erkekte Ameliyat Gerekir mi?
13 Gece Sık İdrara Kalkmak Her Zaman Prostattan mı Kaynaklanır?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Enlarged Prostate (Benign Prostatic Hyperplasia) www.niddk.nih.gov
- Prostate Problems www.niddk.nih.gov
- Enlarged Prostate medlineplus.gov
- Prostate Diseases medlineplus.gov
- Urinary Retention www.niddk.nih.gov
- Urodynamic Testing www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “benign prostatic hyperplasia surgical treatment outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov