Prostat büyümesinin hangi yaşta başladığını, bezin normal büyüklüğünü ve büyümenin yıllar içindeki hızını anlatıyorum. Genç yaştaki şikâyetlerin kaynağını ve aile öyküsünün etkisini de ele alıyorum.
Prostat büyümesi mikroskobik düzeyde çoğu erkekte kırklı yaşlarda başlar, şikâyet oluşturacak düzeye ise genellikle kırk beş ile elli yaşından sonra ulaşır. Bu iki tarihin birbirinden ayrılması, konunun doğru anlaşılması açısından önemlidir. Prostat dokusundaki hücre artışı yıllar önce sessizce başlar ve uzun süre hiçbir belirti vermez. İdrar akımının zayıflaması, gece idrara kalkma ve ıkınma ihtiyacı ise bu sürecin çok daha ileri bir aşamasında ortaya çıkar. Prostat büyümesi, erkeklerin büyük çoğunluğunda yaşla birlikte gelişen ve kanserle hiçbir ilgisi bulunmayan iyi huylu bir değişimdir. Altmışlı yaşlarda erkeklerin yarısından fazlasında bu değişimin izleri bulunur ve yetmişli yaşlardan sonra neredeyse tüm erkeklerde görülür.
Muayenehaneye gelen erkeklerin önemli bir bölümü şikâyetlerini yıllarca yaşlanmanın doğal bir sonucu sayar. Gece bir ya da iki kez uyanmayı olağan kabul eden, idrar akımının zayıflamasına alışan ve tuvalet düzenine göre gün planlayan hastalar hiç de az değildir. Bu alışma süreci, hastalığın fark edilmesini geciktiren en önemli etkendir. Eşlerin ya da çocukların uyarısıyla başvuran hastaların sayısı hiç de az değildir. Şikâyetlerin yavaş yavaş artması, kişinin kendi durumunu geçmişiyle karşılaştırmasını da güçleştirir. Bu nedenle muayenede şikâyetlerin ne zaman başladığını değil, beş yıl öncesine göre nasıl değiştiğini sorarım. Bu yazıda prostat bezinin normal büyüklüğünü, genç yaşta görülen şikâyetlerin kaynağını, bezin her yıl ne kadar büyüdüğünü, bu büyümenin neden yaşla ilgili olduğunu ve aile öyküsünün süreci nasıl etkilediğini anlatıyorum. Hastalığın belirtileri, tanı basamakları ve tedavi seçenekleri konusunda iyi huylu prostat büyümesi sayfası ayrıntılı bilgi verir.
Prostat Bezi Normalde Ne Kadar Büyüklüktedir?
Prostat bezi normalde genç bir erkekte ceviz büyüklüğündedir ve yirmi gram dolayında bir ağırlık taşır. Bez, mesanenin hemen altında yer alır ve idrar kanalının başlangıç bölümünü çepeçevre sarar. Bu konum, bezdeki her büyümenin idrar akışını doğrudan etkilemesinin nedenini açıklar. Prostat, ergenlik döneminde hızla büyüyerek yetişkin boyutuna ulaşır. Yirmili yaşların ortasından itibaren ise çok daha yavaş ilerleyen ikinci bir büyüme dönemi başlar. Bu ikinci dönem yıllar boyunca sessizce sürer ve orta yaşın sonlarında fark edilir bir düzeye gelir. İleri yaştaki erkeklerde prostat hacmi ilk hâlinin birkaç katına ulaşabilir. Bezin büyüklüğü ultrasonla ölçülür ve bu ölçüm karından ya da makattan yapılabilir. Makattan yapılan ölçüm daha kesin sonuç verir ve tedavi planı yapılırken tercih edilir. Parmakla yapılan muayene ise bezin yaklaşık büyüklüğü ve kıvamı hakkında hızlı bir fikir verir. Muayenede elle değerlendirilen bölüm, bezin makata bakan arka yüzeyidir.
Prostatın büyüklüğü ile şikâyetlerin şiddeti arasında her zaman doğrudan bir ilişki bulunmaz. Görece küçük bir prostat belirgin şikâyetlere yol açabilirken çok büyük bir prostat daha hafif şikâyetlerle seyredebilir. Bu şaşırtıcı durumun nedeni, büyümenin bezin hangi bölgesinde geliştiğidir. İyi huylu büyüme en çok idrar kanalını doğrudan saran iç bölgede gelişir ve bu bölgedeki küçük bir artış bile kanalı belirgin biçimde daraltır. Bezin dış bölgesine doğru büyüyen prostatlar ise idrar kanalını daha az etkiler. Mesane kasının bu dirence verdiği tepki de şikâyetlerin şiddetini belirler. Uzun süre dirence karşı çalışan mesane kalınlaşır ve az miktarda idrarla bile kasılma eğilimi gösterir. Bu nedenle tedavi kararını prostatın ölçüsüne değil, şikâyetlerin yaşam kalitesine etkisine göre veririm. Ölçülen hacim ise tedavi yöntemini seçerken yol gösterir. Prostatın büyük olması, kanser açısından bir gösterge de oluşturmaz. Kanser çoğunlukla bezin dış bölgesinde başlar ve erken dönemde idrar kanalına baskı yapmaz. Bu iki hastalığın birbirinden ayrılması için yapılan değerlendirme konusunda prostat bezinin kötü huylu hastalığı sayfası ayrıntılı bilgi verir. Aynı erkekte her iki durumun birlikte bulunabileceğini de hastalara ayrıca anlatırım. Bu nedenle idrar şikâyetiyle gelen bir erkekte kanser olasılığını da ayrıca değerlendiririm. Muayene ve kan testinin birlikte yapılması, bu değerlendirmenin temelini oluşturur.
Genç Yaşta Prostat Büyümesi Görülür mü?
Genç yaşta prostat büyümesi seyrek görülür ve kırk yaşın altındaki erkeklerde idrar şikâyetlerinin kaynağı çoğu zaman başka bir sorundur. Bu yaş grubunda mikroskobik düzeyde başlayan değişimler henüz idrar kanalını daraltacak düzeye ulaşmamıştır. Buna karşılık genç erkekler de idrar akımında zayıflama, sık idrara çıkma ve yanma şikâyetleriyle başvurabilir. Bu şikâyetlerin en sık nedeni prostat iltihabıdır ve bu tablo her yaşta görülebilir. Prostat iltihabında makat çevresinde ve kasıkta ağrı, boşalma sırasında rahatsızlık ve idrar yaparken yanma öne çıkar. İkinci sık neden, idrar kanalında gelişen darlıktır. Geçirilmiş enfeksiyonlar, kateter uygulamaları ve bölgeye alınan darbeler bu darlığın nedenleri arasında yer alır. Üçüncü neden ise mesanenin aşırı aktif çalışmasıdır ve bu durum genç erkeklerde de sık görülür. Sinir sistemi hastalıklarına bağlı mesane sorunları da bu yaş grubunda akılda tutulur. Bu nedenle genç bir erkekte idrar şikâyetlerini doğrudan prostat büyümesine bağlamam. Ayrıntılı bir öykü, muayene ve basit tetkikler çoğu zaman doğru tanıyı ortaya koyar. İdrar tahlili ve idrar akım testi bu değerlendirmenin ilk basamağını oluşturur.
Genç yaşta gerçekten prostat büyümesi saptanan erkekler de vardır ve bu grup ayrı bir dikkat gerektirir. Ailesinde erken yaşta prostat ameliyatı geçirmiş yakınları bulunan erkeklerde büyüme daha erken başlayabilir. Fazla kilolu, hareketsiz yaşayan ve kan şekeri yüksek seyreden genç erkeklerde de bu durum daha sık görülür. İnsülin direnci ve metabolik bozukluklar, prostat hücrelerinin çoğalmasını hızlandıran hormonal bir ortam oluşturur. Bu nedenle genç yaşta saptanan büyümede metabolik değerlendirme de yaparım. Kan şekeri, kan yağları ve bel çevresi ölçümü bu değerlendirmenin parçalarıdır. Bu grupta yaşam tarzı düzenlemeleri, ilaç tedavisinden önce gelen bir basamağı oluşturur. Kilo verilmesi, düzenli yürüyüş ve akşam saatlerinde sıvı alımının azaltılması çoğu genç hastada belirgin rahatlama sağlar. Kafein ve alkol tüketiminin sınırlandırılması da mesane üzerindeki uyarıyı azaltır. Genç erkeklerde tedavi seçilirken cinsel işlevler ve boşalmanın korunması ayrıca önemsenir. Bu nedenle ilaç seçiminde yan etki profilini hastayla ayrıntılı olarak konuşurum. Genç yaşta başlayan ve yıllar içinde ilerleyen şikâyetlerde düzenli takip planı oluştururum. Erken başlayan bir sürecin izlenmesi, ileride gelişebilecek sorunların önüne geçer. Genç hastalarda takip aralıklarını şikâyetlerin gidişine göre belirlerim. Şikâyetleri hafif seyreden erkeklerde yıllık bir kontrol çoğu zaman yeterli olur.
Prostat Her Yıl Ne Kadar Büyür?
Prostat her yıl çok küçük bir miktar büyür ve bu artış erkeklerin büyük bölümünde yılda bir gramı geçmez. Bu ölçek, hastaların beklediğinden çok daha yavaş bir hızı ifade eder. Büyüme hızı kişiden kişiye belirgin farklılık gösterir ve bazı erkeklerde prostat yıllarca aynı büyüklükte kalır. Başlangıçtaki hacim, sonraki yıllardaki büyüme hızını etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Hacmi zaten büyük olan prostatlarda yıllık artış da daha fazla olur. Kan testinde ölçülen PSA değeri, prostat hacmi hakkında dolaylı bir fikir verir ve büyüme eğilimini tahmin etmekte kullanılır. Yaşla birlikte artan hormonal etkiler bu büyümenin temel itici gücünü oluşturur. Büyümenin sessiz ilerlemesi, yıllar içinde fark edilmemesinin nedenidir. Şikâyetlerin ortaya çıkması ise büyüme hızıyla değil, mesanenin bu dirence ne kadar dayandığıyla ilgilidir. Bazı erkeklerde mesane kası yıllarca iyi bir tepki verir ve şikâyet oluşmaz. Bazı erkeklerde ise mesane erken yorulur ve küçük bir daralma bile belirgin şikâyet yaratır. Bu farkın nedeni mesane kasının yapısı ve kişinin genel sağlık durumudur.
Büyümenin hızını etkileyen değiştirilebilir etkenler de bulunur. Kilo fazlalığı, hareketsizlik ve insülin direnci büyümeyi hızlandıran başlıca etkenlerdir. Düzenli fiziksel etkinlik, prostat hacmindeki artışı yavaşlatan basit bir yöntemdir. Sebze ve lif ağırlıklı beslenme düzeni de bu süreçte olumlu katkı verir. Sigaranın bırakılması ve kan şekerinin düzenlenmesi ayrıca önerdiğim adımlardır. Buna karşılık cinsel yaşamın sıklığının ya da geçirilmiş bir vazektominin prostat büyümesini etkilemediği bilinmektedir. Bu konudaki yanlış inanışlar hastalarda gereksiz kaygı yaratır. Prostat hacminin belirli aralıklarla ölçülmesi, takibin bir parçasıdır ve tedavi kararında kullanılır. Küçük ve orta hacimli prostatlarda kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar öne çıkar. Çok büyük hacimli prostatlarda ise bezin tamamen çıkarılması gerekebilir ve bu ameliyat günümüzde küçük kesilerle de yapılabilir. Karın duvarındaki birkaç delikten yürütülen ve robot yardımıyla gerçekleştirilen prostat ameliyatı bu gruptaki hastalarda seçenekler arasında yer alır. Hacim ölçümünün yıllar içinde aynı yöntemle yapılması, karşılaştırmanın doğru olmasını sağlar. Farklı yöntemlerle yapılan ölçümler arasındaki farklar hastaları yanıltabilir. Bu nedenle ölçüm raporlarının saklanmasını isterim. Ölçümün hangi yöntemle yapıldığının rapora yazılması da gerekir. Eski raporların getirilmesi, büyümenin gerçek hızını görmemi sağlar. Tek bir ölçüm ise yalnızca o anki durumu gösterir ve gidiş hakkında bilgi vermez.
Prostatın Büyümesi Neden Yaşla İlgilidir?
Prostatın büyümesi yaşla ilgilidir, çünkü bezin gelişimini yöneten hormonal denge yıllar içinde değişir ve bu değişim hücre çoğalmasını uyarır. Erkeklik hormonu olan testosteron, prostat dokusunun içinde daha güçlü etkili bir biçime dönüştürülür. Bu dönüşümü sağlayan enzim, prostat hücrelerinin çoğalmasını doğrudan uyaran maddeyi üretir. Bu dönüşümü doğuştan yapamayan erkeklerde prostat büyümesinin gelişmemesi, hormonun bu süreçteki rolünü açıkça gösterir. Yaşla birlikte kandaki testosteron düzeyi azalır, ancak prostat içindeki dönüşüm sürer. Aynı dönemde kadınlık hormonlarının erkek vücudundaki oranı göreli olarak artar. Bu iki hormonun oranındaki değişimin de büyümeye katkı verdiği düşünülmektedir. Yaşlanmayla birlikte hücrelerin ölüm programındaki aksamalar da tabloya eklenir. Normalde belirli bir süre sonra ortadan kalkması gereken hücreler dokuda birikir. Bu birikim, bezin hacminin yıllar içinde artmasına yol açar. Yaşlanmayla birlikte dokudaki bağ dokusu oranının artması da bezin sertleşmesine ve direncin yükselmesine neden olur.
Hormonal etkiler tek başına tabloyu açıklamaz ve başka mekanizmalar da sürece katılır. Yaşla birlikte dokuda artan düşük düzeyli iltihabi süreçler, hücre çoğalmasını uyaran maddelerin salgılanmasını artırır. Metabolik bozukluklar da bu iltihabi ortamı besler. İnsülin direnci bulunan erkeklerde prostat büyümesinin daha belirgin seyretmesi bu bağlantıyla açıklanır. Damar sertliği nedeniyle prostat dokusuna giden kan akımının azalması da doku yapısını değiştirebilir. Sinir sisteminin bezdeki kas liflerine gönderdiği uyarıların artması, büyüme olmadan da direncin yükselmesine yol açar. Bu nedenle ilaç tedavisinde bezi küçültmeye yönelik ilaçların yanında kasları gevşeten ilaçlar da kullanılır. Yaşla ilgili bu süreçlerin tamamı yavaş ilerler ve durdurulamaz. Buna karşılık hızının yavaşlatılması mümkündür ve yaşam tarzı bu noktada devreye girer. Erkeklerin elli yaşından itibaren düzenli kontrol yaptırması, sürecin izlenmesini sağlar. Şikâyet olmasa bile yapılan bu kontroller, hem büyümenin hem de eşlik edebilecek diğer sorunların erken fark edilmesini sağlar. Kontrolün içeriği yaşa ve aile öyküsüne göre belirlenir. Bu planın kişiye özel yapılması, gereksiz tetkiklerin de önüne geçer. Her kontrolde aynı tetkiklerin tekrarlanması gerekmez. Şikâyetlerde değişiklik olmayan erkeklerde muayene ve basit testler yeterli olur.
Babasında Prostat Büyümesi Olanda Daha Erken mi Başlar?
Babasında prostat büyümesi bulunan erkeklerde şikâyetler daha erken yaşta başlayabilir ve daha belirgin seyredebilir. Ailesinde erken yaşta prostat ameliyatı geçirmiş yakını olan erkeklerde bu eğilim daha da netleşir. Kalıtsal yatkınlık, prostat dokusunun hormonlara verdiği yanıtı ve hücre çoğalma hızını etkiler. Bu yatkınlığı taşıyan erkeklerde bez daha hızlı büyür ve şikâyetler kırklı yaşlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle muayenede yalnızca babayı değil, erkek kardeşleri ve amcaları da sorarım. Aile öyküsünde ameliyat geçirilmiş olması, sürecin ağırlığı hakkında önemli bir bilgi verir. Ameliyat yaşı ne kadar erkense yatkınlığın ağırlığı da o kadar belirgindir. Aile öyküsü bulunan erkeklerde düzenli kontrolleri daha erken yaşta başlatırım. Bu kontroller kırk yaşından itibaren planlanabilir ve şikâyet olmadan da sürdürülür. Erken başlayan takip, mesanenin zarar görmeden korunmasını sağlar. Buna karşılık aile öyküsü bulunması, hastalığın kesinlikle gelişeceği anlamına gelmez. Aile öyküsü olmayan pek çok erkekte de büyüme erken yaşta ortaya çıkabilir.
Aile öyküsü sorgulanırken prostat kanseri de ayrıca sorulur, çünkü bu iki hastalık aynı erkekte birlikte bulunabilir. Ailede prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerde tarama yaşı öne çekilir ve PSA takibi daha yakın aralıklarla yapılır. Erken evrede saptanan ve bezin sınırlı bir bölümünde bulunan kanserlerde, tüm bezi hedef almayan tedaviler de gündeme gelebilir. Yüksek yoğunluklu ses dalgalarının tümörlü bölgeye odaklandığı ve ses dalgalarıyla yapılan odaklanmış prostat tedavisi bu seçenekler arasında değerlendirilir. Bu nedenle aile öyküsünü iki ayrı başlıkta kaydederim. İyi huylu büyüme öyküsü takip planını, kanser öyküsü ise tarama planını belirler. Aile öyküsünün bilinmemesi de sık karşılaştığım bir durumdur. Babası ya da yakınları hakkında bilgisi olmayan hastalardan aileleriyle konuşmalarını isterim. Bu bilginin sonraki kontrollerde getirilmesi, planın güncellenmesini sağlar. Kalıtsal yatkınlık taşıyan erkeklerde yaşam tarzı düzenlemeleri daha da önem kazanır. Kilo kontrolü, düzenli hareket ve kan şekerinin dengelenmesi bu grupta belirgin katkı sağlar. Yatkınlığın değiştirilememesi, sürecin hızının da değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Erken fark edilen ve izlenen bir süreç, çok daha rahat yönetilir. Aile öyküsünü bilen erkekler kontrollere de daha düzenli gelir. Bu düzen, tedavi gerektiğinde kararın zamanında verilmesini sağlar. Zamanında verilen bir karar, mesanenin kalıcı olarak zarar görmesini önler.
Prostat büyümesi, erkeklerin büyük çoğunluğunda kırklı yaşlarda sessizce başlayan ve orta yaşın sonlarında şikâyet oluşturan iyi huylu bir değişimdir. Bezin normal büyüklüğü genç erkeklerde ceviz kadardır ve yıllar içinde yavaş bir artış gösterir. Şikâyetlerin şiddeti bezin ölçüsüne değil, büyümenin hangi bölgede geliştiğine ve mesanenin verdiği tepkiye bağlıdır. Genç yaşta görülen idrar şikâyetlerinin kaynağı ise çoğu zaman prostat iltihabı, idrar kanalı darlığı ya da mesanenin aşırı aktif çalışmasıdır. Bu ayrımın doğru yapılması, gereksiz tedavilerin önüne geçen en önemli adımdır. Aile öyküsü bulunan erkeklerde sürecin daha erken başlaması nedeniyle kontrollere erken yaşta başlanması uygun olur. Aile öyküsünün kanser açısından da sorgulanması, tarama planının doğru kurulmasını sağlar. İdrar yapma alışkanlığında değişiklik fark eden her erkeğin, yaşı ne olursa olsun değerlendirilmesini öneririm.
1 Prostat Büyümesi Her Erkekte Görülür mü?
2 Prostat Büyüklüğü Şikâyetlerin Şiddetini Belirler mi?
3 Kaç Yaşından Sonra Prostat Kontrolü Yaptırılmalıdır?
4 Bisiklet Kullanmak Prostatı Büyütür mü?
5 Cinsel Yaşamın Sıklığı Prostat Büyümesini Etkiler mi?
6 Prostat Büyümesi Kilo ile İlişkili midir?
7 Gece Kaç Kez İdrara Kalkmak Normal Kabul Edilir?
8 Prostat Büyümesinde Su Tüketimi Kısıtlanmalı mıdır?
9 Soğuk Havada İdrar Şikâyetleri Neden Artar?
10 Prostat Büyümesi Böbrekleri Etkiler mi?
11 PSA Değeri Prostat Büyümesinde de Yükselir mi?
12 İdrar Akım Testi Nasıl Yapılır?
13 Kabızlık İdrar Şikâyetlerini Artırır mı?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Enlarged Prostate (Benign Prostatic Hyperplasia) www.niddk.nih.gov
- Prostate Problems www.niddk.nih.gov
- Enlarged Prostate medlineplus.gov
- Prostate Diseases medlineplus.gov
- Urinary Retention www.niddk.nih.gov
- Urodynamic Testing www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “benign prostatic hyperplasia surgical treatment outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov