Prostat biyopsisi raporundaki derece grubunun ne anlattığını, risk gruplarının nasıl kurulduğunu ve evre ile derece arasındaki farkı anlatıyorum. Rapordaki diğer satırların anlamını da tek tek açıklıyorum.
Tümör derece grubu, prostat biyopsisinde alınan dokudaki kanser hücrelerinin mikroskop altındaki görünümüne göre belirlenen ve hastalığın ne ölçüde saldırgan davranabileceğini gösteren bir sınıflandırmadır. Bu sınıflandırma birden beşe kadar uzanan beş gruptan oluşur. Birinci grup, hücrelerin normal prostat dokusuna en çok benzediği ve yavaş seyreden hastalığı tanımlar. Beşinci grup ise hücrelerin normal yapıdan tamamen uzaklaştığı ve hızlı ilerleme eğilimi gösteren hastalığı işaret eder. Derece grubu, patoloğun dokudaki iki baskın örüntüyü ayrı ayrı değerlendirmesi ve bu değerlendirmeleri birleştirmesiyle elde edilir. Bu tek satır, tedavi planının kurulmasında en ağırlıklı bilgilerden birini oluşturur. Bununla birlikte derece grubu tek başına okunduğunda eksik bir tablo verir.
Raporunu elinde tutarak gelen kişilerin çoğu, ilk olarak bu satırdaki sayıyı sorar. Sayının anlamını bilmeden yapılan yorumlar ise gereksiz kaygıya ya da tersine yanlış bir rahatlamaya yol açar. Ben raporu her zaman baştan sona okuyarak ve satırları birbirine bağlayarak anlatırım. Derece grubunun yanına kandaki değer, muayene bulgusu, görüntüleme sonucu ve tutulan parça sayısı eklendiğinde ortaya bütünlüklü bir tablo çıkar. Bu yazıda risk gruplarının nasıl kurulduğunu, evre ile derece arasındaki farkı, biyopsi derecesinin ameliyattan sonra neden değişebildiğini, tutulan parça sayısının önemini ve patoloji raporundaki diğer satırların anlamını anlatıyorum. İşlemin nasıl yapıldığını, hazırlık basamaklarını ve sonrasındaki süreci merak eden kişiler için prostattan doku örneği alınması konusundaki sayfa ayrıntılı bilgi sunar.
Prostat Kanserinde Risk Grupları Nasıl Belirlenir?
Prostat kanserinde risk grupları, kandaki değer, biyopsideki derece grubu ve muayene ile görüntülemede saptanan yaygınlığın birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Bu üç bilgi bir araya getirildiğinde hastalık düşük, orta ve yüksek risk başlıkları altında toplanır. Düşük risk grubunda kandaki değer sınırlı düzeyde yükselmiştir, derece grubu birdir ve hastalık bez içinde küçük bir alanla sınırlı kalmıştır. Orta risk grubunda bu ölçütlerden biri ya da birkaçı daha yüksek düzeydedir. Yüksek risk grubunda ise kandaki değer belirgin biçimde yüksektir, derece grubu dörde ya da beşe ulaşmıştır ya da hastalık bezin dışına taşmıştır. Orta risk grubu kendi içinde de ikiye ayrılır ve bu ayrım tedavi kararını doğrudan etkiler. Ayrımda tutulan parça sayısı ile baskın örüntünün hangisi olduğu belirleyici rol oynar. Baskın örüntünün daha düşük dereceli olduğu bir tablo ile daha yüksek dereceli olduğu bir tablo aynı sayıya ulaşsa bile farklı seyreder. Bu nedenle rapordaki sıralamayı ayrıntılı biçimde değerlendiririm. Risk grubu, tedavi seçeneklerinin listesini belirleyen ilk basamağı oluşturur.
Risk grubunun belirlenmesi tek seferlik bir işlem değildir. Görüntüleme sonuçları eklendiğinde grup değişebilir ve plan yeniden kurulur. Manyetik rezonans incelemesi, bezin dışına taşma ve meni keseciklerine ulaşma açısından ek bilgi verir. Kemiklere ve lenf bezlerine yayılım kuşkusu bulunan kişilerde ileri görüntüleme yöntemleri devreye girer. Bu incelemelerin sonucu risk grubunu yukarı taşıyabilir. Tersine, görüntülemede sınırlı bir hastalık saptanması grubu aşağı çekebilir. Ailede prostat kanseri öyküsü bulunan kişilerde genetik değerlendirme de gündeme gelir. Kişinin yaşı ve eşlik eden hastalıkları ise risk grubunun kendisini değiştirmez, ancak seçilecek yöntemi etkiler. Bu nedenle risk grubunu belirledikten sonra kişinin genel durumunu ayrıca değerlendiririm. İki bilginin birleşmesiyle tedavi seçenekleri kişiye özgü biçimde daralır.
Risk grubu, tedavi seçeneklerinin hangi sırayla konuşulacağını belirler. Düşük risk grubundaki kişilerin bir bölümünde hemen girişim yapılmaz ve düzenli aralıklarla yakın izlem programı yürütülür. Bu programda kandaki değer belirli aralıklarla ölçülür, görüntüleme tekrarlanır ve gerektiğinde yeniden doku örneği alınır. Orta ve yüksek risk grubundaki kişilerde ise girişim öne çıkar. Bu gruplarda bezin tamamının çıkarılması ya da ışın tedavisi başlıca seçenekleri oluşturur. Cerrahi seçeneği konuşurken prostat bezinin kapalı yöntemle bütünüyle alınması işleminin basamaklarını ayrıntılı olarak anlatırım. Yüksek risk grubunda tedavi çoğu zaman tek bir yöntemle sınırlı kalmaz ve ek tedaviler planlanır. Lenf bezlerinin de değerlendirilmesi bu grupta gündeme gelir. Kişinin beklentisi, çalışma düzeni ve yan etkilere bakışı da karara girer. Bütün seçenekleri yazılı olarak vermek, kararın sağlıklı verilmesini sağlar.
Evre ile Derece Arasındaki Fark Nedir?
Evre ile derece arasındaki fark, evrenin hastalığın nerede ve ne kadar yayıldığını, derecenin ise hücrelerin ne kadar bozulduğunu anlatmasıdır. İki kavram sık sık birbirine karıştırılır ve raporu okuyan kişiler bunları aynı bilgi sanır. Evre bir haritaya benzer ve hastalığın coğrafi sınırlarını çizer. Bez içinde kalan, kapsülü aşan, meni keseciklerine ulaşan ve komşu organlara uzanan hastalık farklı evrelerle tanımlanır. Lenf bezlerine ve uzak organlara yayılım da evrenin ayrı başlıklarını oluşturur. Derece ise mikroskobun altındaki görünüme bakar ve hücrelerin normal yapıdan ne kadar uzaklaştığını ölçer. Bez yapısını koruyan hücreler düşük dereceli, bez yapısını yitirip dağınık biçimde yayılan hücreler yüksek dereceli kabul edilir. Bu nedenle küçük bir tümör yüksek dereceli olabilir, geniş bir tümör ise düşük dereceli çıkabilir. İki bilginin birlikte okunması tablonun doğru anlaşılmasını sağlar. Yalnız birine bakmak, tedavi kararında ciddi yanılgılara yol açar.
Evre belirlenirken birden fazla kaynaktan yararlanılır. Parmakla yapılan muayene, bezdeki sertliği ve düzensizliği ortaya koyar. Manyetik rezonans incelemesi kapsül dışına taşmayı ve komşu yapılara uzanmayı gösterir. Yüksek risk grubunda kemik ve lenf bezleri ayrıca araştırılır. Bu aşamada belirlenen evreye klinik evre adı verilir. Ameliyat yapılan kişilerde çıkarılan dokunun incelenmesiyle elde edilen evre ise patolojik evre olarak adlandırılır. İki evre arasında fark çıkması alışılmadık bir durum değildir. Görüntüleme yöntemleri mikroskobik düzeydeki yayılımı gösteremez ve bu nedenle klinik evre gerçek durumu bir miktar hafif gösterebilir. Patolojik evrenin daha yüksek çıkması, ek tedavi gereksinimini gündeme getirir. Bu olasılığı ameliyattan önce anlatmak, sonrasındaki görüşmeyi çok daha kolay hâle getirir.
Derecenin belirlenmesi de kendi içinde basamaklar taşır. Patolog önce dokudaki en yaygın örüntüyü saptar, ardından ikinci sırada gelen örüntüyü belirler. İki örüntünün bir araya getirilmesiyle derece grubu ortaya çıkar. Baskın örüntünün hangisi olduğu, toplam aynı olsa bile seyri değiştirir. Biyopside az miktarda da olsa yüksek dereceli bir örüntü görülmesi ayrıca not edilir. Bu ayrıntı, tedavi seçiminde ağırlıklı biçimde değerlendirilir. Derece grubunun bir ile beş arasında sıralanması, eski sayısal sistemin yarattığı kafa karışıklığını da azaltmıştır. Kişiler artık raporlarında doğrudan bir grup numarası görür. Bu numaranın hangi seyri anlattığını sade bir dille açıklamak, kaygıyı belirgin biçimde azaltır. Evre ve derece birlikte konuşulduğunda kişi kendi tablosunu anlayarak karar verir.
Biyopsi Derecesi Ameliyat Sonrası Değişir mi?
Biyopsi derecesi ameliyat sonrasında değişebilir ve bu değişim alışılmadık bir durum oluşturmaz. Biyopsi, bezin tamamından değil yalnız iğnenin ulaştığı alanlardan örnek alır. Prostat bezi ceviz büyüklüğünde bir organdır ve içinde birden fazla odak bulunabilir. İğne, en yüksek dereceli odağa isabet etmemiş olabilir. Ameliyattan sonra bezin tamamı incelendiğinde daha yüksek dereceli bir alan ortaya çıkabilir. Bu duruma derece yükselmesi adı verilir. Daha seyrek olarak ters yönde bir değişim de görülür ve çıkarılan dokuda derece daha düşük bulunur. İkinci durumda biyopside rastlanan küçük yüksek dereceli odak bezin bütününü yansıtmamıştır. Bu iki olasılığı ameliyat kararından önce ayrıntılı biçimde anlatırım. Beklenmeyen bir sonucun sonradan açıklanması, kişide güven sorunu yaratır.
Değişim olasılığını azaltmanın yolu örneklemeyi daha doğru yapmaktan geçer. Rastgele alınan örneklerde iğneler bezin belirli bölgelerine standart bir düzenle yerleştirilir. Bu düzen, bezin ön bölümündeki odakları çoğu zaman kaçırır. Görüntüleme rehberliğinde yapılan örneklemede ise manyetik rezonans incelemesinde işaretlenen şüpheli alan doğrudan hedeflenir. İki görüntünün üst üste bindirilmesiyle yapılan görüntü eşleştirmeli örnek alma yöntemi, şüpheli alandan örnek alınma olasılığını belirgin biçimde artırır. Bu yöntemle elde edilen derece grubu, ameliyat sonrası sonuca daha yakın çıkar. Hedefe yönelik örneklerin yanında standart örneklerin de alınması gerekir. Yalnız hedefe yönelik örnek alınması, başka bölgelerdeki odakların gözden kaçmasına yol açar. Örnek sayısı, bezin hacmine ve daha önce yapılan işlemlere göre belirlenir. Daha önce örnek alınmış ve sonucu temiz çıkmış kişilerde yaklaşım farklılaşır. Bu kişilerde görüntüleme rehberliğindeki örnekleme öne çıkar.
Derecenin değişmesi tedavi planını da etkiler. Ameliyat sonrası raporda derece yükselmişse takip programı sıklaştırılır. Kandaki değerin ölçüm aralıkları kısaltılır ve ek tedavi olasılığı daha yakından izlenir. Çıkarılan dokunun kenarlarında tümör bulunması da benzer bir etki yaratır. İzlem programındaki kişilerde ise yeniden alınan örnekte derecenin yükselmesi programın sonlandırılmasını gerektirir. Bu nedenle izlem programı yürütülen kişilerde belirli aralıklarla yeniden örnek alınır. Derecenin sabit kalması, programın güvenle sürdürülebileceğini gösterir. Kişiye bu basamakları takvim hâlinde yazılı olarak veririm. Belirsizliğin azalması, izlem programına uyumu doğrudan artırır. Programı aksatan kişilerde ise değişimin geç fark edilmesi söz konusu olur.
Kaç Parçada Kanser Çıktığı Neden Önemlidir?
Kaç parçada kanser çıktığı, hastalığın bez içindeki yaygınlığını gösterdiği için önem taşır ve derece grubunun yanında okunması gereken temel bilgiyi oluşturur. Biyopside bezin farklı bölgelerinden çok sayıda örnek alınır ve her örnek ayrı ayrı incelenir. Raporda kaç örnekte kanser görüldüğü ve her örnekte kanserin ne kadarlık bir bölümü tuttuğu belirtilir. Tek bir örnekte ve küçük bir alanda görülen kanser ile örneklerin çoğunda görülen kanser bambaşka tablolar oluşturur. Yaygınlık arttıkça hastalığın bez dışına taşma olasılığı da yükselir. Bu nedenle tutulan parça sayısı risk grubunun belirlenmesine doğrudan girer. Aynı derece grubuna sahip iki kişi, tutulan parça sayısı nedeniyle farklı risk gruplarında yer alabilir. Tutulan parçaların bezin hangi bölgesinde olduğu da ayrıca değerlendirilir. İki yanda birden tutulum bulunması, tek yanlı tutuluma göre daha yaygın bir hastalığı gösterir. Bu bilgilerin tamamı raporun ayrıntılı biçimde okunmasını gerektirir.
Tutulum yüzdesi, her örnekteki kanserli alanın uzunluğuna bakılarak belirlenir. Patolog örneğin toplam uzunluğunu ve kanserin kapladığı bölümü ayrı ayrı ölçer. Küçük bir alanda görülen düşük dereceli kanser, izlem programı için uygun bir tablo oluşturabilir. Örneğin büyük bölümünü kaplayan kanser ise girişim gerektirir. Ölçümün doğru yapılabilmesi için örneklerin ayrı kaplarda ve bölge adı yazılarak gönderilmesi gerekir. Bu ayrıntıya işlem sırasında özellikle dikkat ederim. Örneklerin karışması, hastalığın haritasının çıkarılmasını olanaksız kılar. Bezin hangi bölgesinde ne bulunduğunun bilinmesi, sinirlerin korunması kararında da yol gösterir. Tümörün sinir demetine yakın olduğu tarafta koruma kararı yeniden değerlendirilir. Bu nedenle biyopsi raporunu ameliyat planını kurarken yeniden açarım.
Tutulan parça sayısı, girişim türünün seçiminde de belirleyici olur. Hastalığın bezin tek bir bölgesinde ve sınırlı bir alanda bulunduğu seçilmiş kişilerde bezin tamamı yerine yalnız hastalıklı bölge hedeflenebilir. Bu yaklaşımda ameliyatsız uygulanan odaklı tedavi yöntemi gündeme gelir ve uygunluk kararı doğrudan tutulan parçaların dağılımına bağlanır. Bezin iki yanında birden tutulum bulunan kişilerde bu yaklaşım uygun olmaz. Görüntülemede tek bir şüpheli alan bulunması ve biyopsinin bu alanı doğrulaması aranan koşulları oluşturur. Odaklı tedavi sonrasında takibin daha sıkı yürütülmesi gerekir, çünkü bezin geri kalanı yerinde kalır. Takipte kandaki değer ölçülür ve belirli aralıklarla görüntüleme tekrarlanır. Gerektiğinde yeniden doku örneği alınır. Bu yaklaşımın her kişi için uygun olmadığını baştan açıkça belirtirim. Seçeneklerin tamamını konuşmadan tek bir yöntemi öne çıkarmak doğru olmaz.
Prostat Patoloji Raporunda Başka Neye Bakılır?
Prostat patoloji raporunda derece grubunun dışında sinir kılıfı tutulumu, damar ve lenf kanallarına yayılım, bez dışına taşma, cerrahi sınır durumu ve varsa lenf bezlerinin sonucu değerlendirilir. Sinir kılıfı boyunca ilerleme, tümörün bezin dışına çıkmak için kullandığı yollardan birini gösterir. Bu bulgu biyopsi raporunda görüldüğünde ameliyat planında sinirlerin korunması kararı yeniden ele alınır. Damar ve lenf kanallarına yayılım, hastalığın uzak bölgelere ulaşma eğilimini yansıtır. Bu bulgunun varlığı takip programının sıklaştırılmasını gerektirir. Bez dışına taşma, çıkarılan dokunun incelenmesiyle kesinleşir ve evrenin yükselmesine yol açar. Meni keseciklerinin tutulması ayrı bir başlık olarak raporda yer alır. Cerrahi sınır durumu ise çıkarılan dokunun kenarında tümör bulunup bulunmadığını belirtir. Kenarda tümör görülmesi, geride hücre kalmış olabileceğini düşündürür. Bu durumda ek tedavi seçenekleri kişiyle birlikte konuşulur.
Raporda ayrıca kanser dışı bulgular da yer alır. Prostat dokusunda iltihabi değişiklikler sık görülür ve tedavi gerektirmeyebilir. Yüksek dereceli öncü lezyon olarak tanımlanan değişiklikler, kanser olmasa da yakın takip gerektirir. Atipik küçük bez toplulukları saptandığında ise örneklemenin belirli bir süre sonra tekrarlanması istenir. Bu bulgular kişilere çoğu zaman anlatılmaz ve raporda gözden kaçar. Oysa her biri sonraki adımları belirler. Bezin hacmi de raporda yer alır ve kandaki değerin yorumlanmasında kullanılır. Büyük bir bezde kandaki değerin bir miktar yüksek çıkması beklenen bir durumdur. Bu nedenle değeri bez hacmine oranlayarak yorumlarım. Raporun tamamını okumadan verilen kararlar eksik kalır.
Raporun kişiye anlatılma biçimi de sürecin bir parçasıdır. Raporu ekranda açar ve satırları sırayla göstererek açıklarım. Kişinin yanında bir yakınının bulunması, bilginin akılda kalmasını kolaylaştırır. Görüşmede konuşulanların kısa notlar hâlinde yazılması da yararlı olur. Kişilerin bir bölümü ikinci bir patoloji değerlendirmesi ister ve bu isteği doğal karşılarım. Doku bloklarının başka bir merkeze gönderilmesi mümkündür ve derece grubunda farklı yorum çıkabilir. İkinci değerlendirme, özellikle sınırda kalan tablolarda karar vermeyi kolaylaştırır. Raporun bir kopyasının kişide bulunması, sonraki başvurularda zaman kazandırır. Tedavi kararını aynı görüşmede vermek zorunda olmadığını da özellikle belirtirim. Birkaç gün düşünme süresi, kararın sahiplenilmesini sağlar.
Prostat biyopsisi raporundaki derece grubu, hastalığın ne ölçüde saldırgan davranabileceğini gösteren en ağırlıklı bilgiyi oluşturur. Bununla birlikte bu satır tek başına okunduğunda eksik bir tablo verir ve yanlış yorumlara yol açar. Kandaki değer, muayene bulgusu, görüntüleme sonucu ve tutulan parça sayısı derece grubunun yanına eklendiğinde risk grubu ortaya çıkar. Evre hastalığın nerede olduğunu, derece ise hücrelerin ne durumda olduğunu anlatır ve ikisi birlikte okunur. Raporun bütününü anlayan kişiler tedavi kararına çok daha güvenli biçimde katılır.
1 Biyopsi Sonucu Temiz Çıkarsa Kanser Kesin Olarak Yok mudur?
2 Derece Grubu Bir Olan Hastalık Hemen Tedavi Edilmeli midir?
3 Prostat Biyopsisinde Patoloji Sonucu Kaç Günde Çıkar?
4 İkinci Bir Patoloji Görüşü Almak Doğru mudur?
5 Kandaki Değerin Yüksekliği Her Zaman Kanseri mi Gösterir?
6 Biyopsiden Sonra İdrarda ve Menide Kan Görülmesi Beklenir mi?
7 Manyetik Rezonans İncelemesi Biyopsinin Yerini Tutar mı?
8 Ailede Prostat Kanseri Varsa Derece Grubu Daha Yüksek mi Çıkar?
9 Biyopsi Kanserin Yayılmasına Yol Açar mı?
10 Rapordaki Sinir Kılıfı Tutulumu Ne Anlama Gelir?
11 Prostat Hacmi Neden Raporda Yer Alır?
12 İzlem Programında Ne Sıklıkla Kontrol Yapılır?
13 Beslenme ve Yaşam Düzeni Derece Grubunu Etkiler mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Prostate Cancer—Patient Version www.cancer.gov
- Prostate Cancer Treatment www.cancer.gov
- Prostate Cancer Screening www.cancer.gov
- Prostate-Specific Antigen (PSA) Test www.cancer.gov
- Prostate Cancer medlineplus.gov
- Prostate Tests www.niddk.nih.gov
- Literatür taraması: “prostate cancer radical prostatectomy oncologic outcomes” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov