Testis kanseri, testislerde sperm üretiminden sorumlu hücrelerden gelişen ve özellikle genç erkeklerde görülen bir kanser türüdür. Hastalığın en sık ilk belirtisi, testiste fark edilen ve çoğu zaman ağrı yapmayan bir sertlik ya da şişliktir. Testis kanseri, erken dönemde tanı konduğunda ve uygun şekilde tedavi edildiğinde iyileşme şansı çok yüksek olan kanserler arasında yer alır. Bu nedenle genç erkeklerin testislerini düzenli olarak kendileri muayene etmesi ve fark ettikleri değişiklikleri beklemeden değerlendirtmesi büyük önem taşır.
Bu yazıda testis kanserinin ne olduğunu, belirtilerini, hangi yaşlarda görüldüğünü, ağrısız sertliğin önemini, inmemiş testisle ilişkisini, kendi kendine muayeneyi, tanı sürecini, evrelerini ve tedavi seçeneklerini ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Testis Kanseri Nedir?
Testis kanseri, testislerin içinde sperm hücrelerine dönüşecek öncül hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalarak kötü huylu bir tümör oluşturmasıdır. Testisler, torba içinde yer alan ve hem sperm hem de erkeklik hormonu olan testosteron üreten iki organdır. Testis kanserlerinin büyük çoğunluğu, sperm üreten kanalcıkların içindeki öncül hücrelerden köken alır. Bu tümörler kendi içinde seminom ve seminom dışı tümörler olarak iki ana gruba ayrılır. Seminom türündeki tümörler genellikle daha yavaş büyür, ışın tedavisine ve kemoterapiye oldukça duyarlıdır ve biraz daha ileri yaşlarda görülür.
Seminom dışı tümörler ise daha genç yaşta ortaya çıkma, daha hızlı büyüme ve daha erken yayılma eğilimi gösterir ve çoğu zaman birden fazla hücre türünü bir arada içerir. Testis kanserlerinin daha küçük bir kısmı, testosteron üreten hücrelerden ya da destek hücrelerinden gelişir. İleri yaştaki erkeklerde testiste görülen kitlelerin önemli bir bölümü ise testisten değil, vücudun başka bir yerinden kaynaklanan lenfomalardır. Testis kanseri genellikle tek testiste gelişir, ancak bir testisinde kanser geçirmiş kişilerde diğer testiste de tümör gelişme olasılığı bulunur.
Tüm kanserler içinde seyrek görülmesine karşın genç erkeklerde en sık rastlanan katı tümörlerden biridir. Testis kanseri lenf yolları aracılığıyla önce karın arka duvarındaki lenf bezlerine, daha sonra akciğer gibi uzak organlara yayılabilir, ancak ileri evrelerde bile uygun tedaviyle kontrol altına alınma şansı yüksektir.
Testis Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Testis kanseri belirtileri arasında en sık görüleni, testisin içinde elle fark edilen ve genellikle ağrı yapmayan sert bir kitle ya da şişliktir. Bazı erkekler testislerinden birinin eskisine göre büyüdüğünü, sertleştiğini ya da şeklinin değiştiğini fark eder. Torbada ağırlık hissi ve kasıkta ya da karnın alt kısmında künt bir ağrı ya da çekilme hissi de görülebilir.
Testisin çevresinde sıvı birikmesi, testisin kendisinin elle değerlendirilmesini zorlaştırarak tümörün fark edilmesini geciktirebilir. Tümörün içinde kanama olduğunda testiste aniden başlayan ağrı ve şişlik ortaya çıkabilir ve bu durum iltihap ya da burulma ile karışabilir.
Bazı testis tümörleri hormon benzeri maddeler salgıladığı için memelerde büyüme ya da hassasiyet görülebilir. Hastalık karın arka duvarındaki lenf bezlerine yayıldığında bel ya da sırt ağrısı, karında dolgunluk ve iştahsızlık ortaya çıkabilir. Akciğerlere yayılım geçmeyen öksürüğe, nefes darlığına ve nadiren kanlı balgama yol açabilir. Boyunda ele gelen lenf bezi, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik de ileri evrede görülebilecek belirtiler arasındadır.
Bazı erkeklerde testis tümörü hiçbir şikâyet olmadan, çocuk sahibi olamama nedeniyle yapılan incelemelerde saptanır. Belirtilerin çoğu testisin iyi huylu hastalıklarında da görülebileceği için testiste fark edilen her değişikliğin üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Testis Kanseri Hangi Yaşta Görülür?
Testis kanseri en sık ergenlik döneminden sonra genç erişkinlik yıllarında ve orta yaş öncesinde görülür ve bu yaş grubundaki erkeklerde en sık rastlanan katı tümörlerden biridir. Hastalığın genç erkekleri etkilemesi, bu yaş grubunun kendi sağlığına gösterdiği ilginin sınırlı olabilmesi nedeniyle tanının gecikmesine yol açabilir. Seminom dışı tümörler daha çok ergenlik sonrası ve genç erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Seminom türündeki tümörler ise ortalama olarak biraz daha ileri yaşlarda, genç erişkinliğin sonları ile orta yaşın başlarında daha sık görülür.
Testis kanseri çocukluk döneminde nadirdir ve bu dönemde görülen tümörler erişkinlerdekinden farklı türlerdedir. İleri yaştaki erkeklerde testiste saptanan kitlelerin önemli bir kısmı testis kaynaklı öncül hücre tümörleri değil, lenfoma gibi başka kanserlerdir. Bu nedenle testiste kitle saptanan kişinin yaşı, olası tümör türü hakkında hekime ilk ipucunu verir. Yaşa göre değişen tümör türleri, tanıda istenen tümör belirteçlerinin yorumlanmasında ve tedavi planlamasında da dikkate alınır.
Genç yaşta görülmesi, tedavi sürecinde doğurganlığın korunmasını da önemli bir konu hâline getirir. Hastalığın görüldüğü yaş aralığı göz önünde bulundurularak ergenlik döneminden itibaren erkeklere kendi kendine testis muayenesinin öğretilmesi önerilir. Hangi yaşta olursa olsun testiste fark edilen yeni bir sertlik ya da büyüme ertelenmeden değerlendirilmelidir.
Testiste Ağrısız Sertlik Kanser Belirtisi midir?
Testiste ağrısız sertlik, testis kanserinin en tipik belirtisidir ve testisin kendi dokusu içinde fark edilen sert bir kitle aksi kanıtlanana kadar kanser olasılığı açısından değerlendirilir. Testis kanserlerinin büyük çoğunluğu ağrı yapmadan büyüdüğü için ağrının olmaması kişiyi yanlış bir şekilde rahatlatabilir. Torba içinde ele gelen her şişlik ise kanser değildir ve birçok iyi huylu durum da benzer şikâyetlere yol açabilir. Testisin arkasında yer alan ve spermlerin olgunlaştığı epididim adlı yapıda gelişen kistler, yumuşak ve testisten ayrı hissedilen şişlikler oluşturur.
Testisin çevresinde sıvı birikmesiyle oluşan su fitiği, torbanın tamamında yumuşak ve düzgün bir şişliğe neden olur. Torba içindeki toplardamarların genişlemesi, özellikle ayakta belirginleşen ve solucan torbası gibi hissedilen bir şişlik yapar. Epididim ya da testis iltihabı ise genellikle ağrı, kızarıklık ve bazen ateşle birlikte seyreder. Bu durumlardan farklı olarak testis kanseri çoğunlukla testisin kendi içinde, sert ve düzensiz bir nodül ya da testisin tamamında sertleşme şeklinde hissedilir. İltihap düşünülerek verilen antibiyotik tedavisine rağmen kısa sürede düzelmeyen şişlikler mutlaka ultrasonla değerlendirilmelidir.
Torba ultrasonu, kitlenin testisin içinde mi dışında mı olduğunu ve katı mı yoksa sıvı dolu mu olduğunu kolaylıkla ayırt eder. Testiste ağrısız sertlik fark eden bir erkeğin birkaç hafta beklemeden üroloji muayenesine başvurması, erken tanı için en önemli adımdır.
İnmemiş Testis Öyküsü Kanser Riskini Artırır mı?
İnmemiş testis öyküsü, testis kanseri riskini artırır ve bu durum testis kanseri için bilinen en önemli risk faktörüdür. Testisler anne karnındaki gelişim sırasında karın içinde oluşur ve doğuma yakın dönemde kasık kanalından geçerek torbaya iner. Testislerden birinin ya da her ikisinin torbaya inmeden karın içinde ya da kasık kanalında kalması inmemiş testis olarak adlandırılır. Uygun sıcaklıkta olmayan ortamda kalan testiste sperm üreten hücrelerin gelişimi bozulur ve bu hücrelerde ileride kansere dönüşebilecek değişiklikler oluşabilir.
İnmemiş testis öyküsü olan erkeklerde kanser riski en çok inmemiş olan testiste artar, ancak normal inmiş olan diğer testiste de risk bir miktar yükselir.
Bu durum, inmemiş testisin yalnızca yer sorunu değil, testis gelişimini etkileyen daha genel bir bozukluğun parçası olabileceğini düşündürür. İnmemiş testisin bebeklik döneminde erken yaşta ameliyatla torbaya indirilmesi, kanser riskini azaltır ve doğurganlığın korunmasına katkı sağlar. Ergenlik döneminden sonra indirilen testislerde kanser riski, erken yaşta indirilenlere göre daha yüksektir. Testisin torbaya indirilmesi riski tamamen ortadan kaldırmaz, ancak testisi elle muayene edilebilir bir konuma getirerek olası bir tümörün erken fark edilmesini sağlar. Karın içinde kalan ve hiç indirilmemiş testislerde gelişen tümörler muayeneyle hissedilemediği için geç fark edilebilir.
Bu nedenle inmemiş testis öyküsü olan tüm erkeklerin düzenli olarak kendi kendine testis muayenesi yapması ve şüpheli bir değişiklikte vakit kaybetmeden başvurması önerilir. Ailesinde testis kanseri bulunanlar, daha önce bir testisinde kanser geçirenler, testisleri küçük olan ve çocuk sahibi olmakta zorlanan erkekler de risk grubunda yer alır.
Testis Kanseri Kendi Kendine Nasıl Fark Edilir?
Testis kanseri, ayda bir kez sıcak bir duşun ardından torba derisi gevşemişken her testisin parmaklar arasında nazikçe yuvarlanarak sertlik, yumru ya da büyüme açısından incelenmesiyle kendi kendine fark edilebilir. Sıcak suyla gevşeyen torba derisi, testislerin daha kolay ve rahat hissedilmesini sağlar. Muayeneye başlamadan önce ayna karşısında torbada görünür bir şişlik ya da şekil değişikliği olup olmadığına bakılabilir. Her testis ayrı ayrı ele alınır ve başparmak ile işaret ve orta parmaklar arasında hafif bir baskıyla yuvarlanarak tüm yüzeyi incelenir.
Sağlıklı bir testisin yüzeyi düzgündür ve kıvamı sıkı ancak esnektir. Testisin arka ve üst kısmında hissedilen yumuşak, kıvrımlı yapı spermlerin taşındığı epididimdir ve bu yapının hissedilmesi normaldir. Testislerden birinin diğerinden biraz daha büyük ya da daha aşağıda olması da normal kabul edilir. Testisin içinde pirinç tanesi ya da nohut büyüklüğünde sert bir nokta, düzensiz bir yumru, testisin bir bölümünde ya da tamamında sertleşme dikkat edilmesi gereken bulgulardır. Testisin boyutunda son muayeneye göre belirgin büyüme ve torbada ağırlık hissi de not edilmelidir.
Düzenli yapılan muayene, kişinin kendi testislerinin normal yapısını tanımasını ve yeni gelişen bir değişikliği kolayca fark etmesini sağlar. Kendi muayenesinde herhangi bir değişiklik fark eden kişinin endişe edip beklemek yerine kısa süre içinde üroloji uzmanına başvurması gerekir, çünkü fark edilen değişikliklerin çoğu iyi huylu olsa da kesin ayrım ancak muayene ve ultrasonla yapılabilir.
Testis Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?
Testis kanseri, fizik muayene, torba ultrasonu ve kanda tümör belirteçlerinin ölçülmesiyle güçlü biçimde düşünülür ve kesin tanı kasıktan yapılan kesiyle çıkarılan testisin patolojik incelemesiyle konur. Hekim önce şişliğin ne zaman fark edildiğini, ağrı olup olmadığını, inmemiş testis öyküsünü ve ailede testis kanseri bulunup bulunmadığını sorgular. Muayenede her iki testis, epididimler, torba içi yapılar, kasık bölgesi, karın, memeler ve boyundaki lenf bezleri değerlendirilir. Torba ultrasonu, kitlenin testisin içinde olup olmadığını, katı ya da kistik yapısını ve karşı testisin durumunu gösteren temel görüntüleme yöntemidir.
Kanda ölçülen tümör belirteçleri, bazı testis tümörlerinin salgıladığı maddelerin düzeyini göstererek tanıya, tümör türünün tahminine ve takibe katkı sağlar. Testis kanserinden şüphelenildiğinde torba derisinden iğneyle ya da kesiyle biyopsi yapılmaz, çünkü bu işlem tümör hücrelerinin torba derisine ve farklı lenf yollarına yayılmasına yol açabilir. Bunun yerine kasıktan yapılan bir kesiyle testis, sperm kanalı ve damarlarla birlikte yüksekten çıkarılır. Çıkarılan testisin patolojik incelemesi tümörün türünü, testis içindeki yayılımını ve damar ya da lenf kanallarına ilerleyip ilerlemediğini ortaya koyar.
Ameliyattan sonra tümör belirteçleri yeniden ölçülerek düşüş hızı değerlendirilir. Hastalığın yayılımını belirlemek için karın, leğen ve göğüs bölgesinin görüntülenmesi yapılır. Patoloji sonucu, tümör belirteçleri ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilerek hastalığın evresi ve risk grubu belirlenir.
Testis Kanseri Evreleri Nelerdir?
Testis kanseri evreleri, hastalığın testiste sınırlı olup olmamasına, karın arka duvarındaki lenf bezlerine ya da uzak organlara yayılıp yayılmamasına ve ameliyat sonrası tümör belirteçlerinin düzeyine göre üç temel aşamada değerlendirilir. Birinci evrede kanser yalnızca testiste ve çevresindeki yapılarda sınırlıdır, lenf bezlerinde ve uzak organlarda yayılım yoktur. Birinci evredeki tümörlerde, testis içindeki damar ya da lenf kanallarına ilerleme olup olmadığı gibi özellikler, gizli yayılım riskini tahmin etmek için kullanılır. İkinci evrede kanser, testisin lenf akımının ilk ulaştığı karın arka duvarındaki lenf bezlerine yayılmıştır.
Bu evre, tutulan lenf bezlerinin büyüklüğüne göre kendi içinde alt gruplara ayrılır. Üçüncü evrede ise kanser akciğer, karaciğer, beyin, kemik ya da uzak lenf bezleri gibi bölgelere yayılmış ya da ameliyattan sonra tümör belirteçleri belirgin biçimde yüksek kalmıştır. Testis kanserinde tümör belirteçlerinin düzeyi, diğer birçok kanserden farklı olarak evreleme ve risk sınıflamasının doğrudan bir parçasıdır. Yayılmış hastalıkta tümörün türü, yayılım yerleri ve belirteç düzeylerine göre hastalar iyi, orta ve kötü risk gruplarına ayrılır. Risk grubu, uygulanacak kemoterapinin yoğunluğunu ve süresini belirler.
Testis kanserinin önemli bir özelliği, ileri evrelerde bile kemoterapiye çok iyi yanıt vermesidir. Evre ve risk grubu, hastaya uygulanacak izlem, kemoterapi, ışın tedavisi ya da ek ameliyat seçeneklerinin belirlenmesinde temel yol göstericidir.
Testis Kanseri Tanısında Hangi Testler İstenir?
Testis kanseri tanısında torba ultrasonu, kanda tümör belirteçleri, karın ve leğen bölgesi tomografisi, göğüs görüntülemesi ve gerektiğinde manyetik rezonans ile diğer kan tahlilleri istenir. Testis ultrasonu, torbada fark edilen şişliğin testisin içinden mi kaynaklandığını, katı mı sıvı dolu mu olduğunu ve damarlanmasını göstererek testis kanserinden şüphelenilmesinde ilk ve temel incelemedir. Ultrason aynı zamanda karşı testisin durumunu ve testis içindeki küçük kireçlenmeleri de değerlendirir. Kanda ölçülen tümör belirteçleri arasında alfa-fetoprotein, Beta-hCG ve laktat dehidrogenaz yer alır.
Bu belirteçler ameliyattan önce ölçülür ve ameliyattan sonra belirli aralıklarla tekrarlanarak düşüş hızları değerlendirilir. Alfa-fetoprotein yüksekliği seminom dışı bir tümör bileşenini düşündürürken saf seminomlarda bu belirteç genellikle yükselmez. Belirteçlerin normal olması testis kanserini dışlamaz, çünkü tümörlerin bir kısmı bu maddeleri salgılamaz. Karın ve leğen bölgesinin kontrastlı tomografisi, karın arka duvarındaki lenf bezlerine yayılım olup olmadığını gösterir.
Göğüs tomografisi ya da akciğer grafisi, akciğerlere yayılımı araştırır. Belirteçleri çok yüksek olan ya da nörolojik şikâyeti bulunan hastalarda beyin manyetik rezonansı, kemik ağrısı olanlarda kemik taraması eklenebilir. Tedavi öncesinde böbrek işlevleri, kan sayımı ve testosteron düzeyi de değerlendirilir ve çocuk sahibi olmayı düşünen erkeklerde meni analizi yapılarak sperm dondurma planlanır.
Testis Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Testis kanseri tedavisi, tümörün türüne, evresine, tümör belirteçlerinin düzeyine ve risk grubuna göre seçilir. Başlıca seçenekler şunlardır:
- kasık yoluyla testisin çıkarılması,
- aktif izlem,
- kemoterapi,
- ışın tedavisi,
- karın arka duvarındaki lenf bezlerinin ameliyatla çıkarılması.
Tedavinin ilk ve temel adımı, tümörlü testisin sperm kanalı ve damarlarıyla birlikte çıkarıldığı testis alma ameliyatıdır. Bu ameliyat hem kesin tanıyı sağlar hem de birinci evredeki tümörlerin önemli bir kısmında tek başına yeterli tedavi olabilir. Ameliyat sırasında ya da daha sonra, isteyen hastalarda boşalan torbaya testis şeklinde ve boyutunda bir protez yerleştirilebilir.
Çocuk sahibi olmayı düşünen erkeklerde ameliyattan ve özellikle kemoterapi ya da ışın tedavisinden önce spermlerin dondurularak saklanması önerilir. Birinci evre tümörlerde, tekrar riski düşük hastalarda düzenli muayene, tümör belirteçleri ve görüntülemeyle yapılan aktif izlem tercih edilebilir. Tekrar riski yüksek görülen birinci evre hastalarda kısa süreli kemoterapi uygulanabilir ve seminom türündeki bazı tümörlerde ışın tedavisi de seçenekler arasındadır. Karın arka duvarındaki lenf bezlerine yayılmış ya da uzak organlara ulaşmış hastalıkta birden fazla ilacın birlikte kullanıldığı kemoterapi temel tedavidir.
Kemoterapiden sonra karında küçülmeyen lenf bezi kitleleri kalırsa, özellikle seminom dışı tümörlerde bu kitlelerin ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Seçilmiş seminom dışı erken evre tümörlerde, karın arka duvarındaki lenf bezlerinin boşalma sinirlerini koruyan bir teknikle çıkarılması da bir seçenek olabilir. Tek testisi olan ya da her iki testisinde küçük tümörü bulunan seçilmiş hastalarda, testisin yalnızca tümörlü bölümünün çıkarıldığı testis koruyucu ameliyat değerlendirilebilir.
Tedavi süresince tümör belirteçlerinin düzenli olarak ölçülmesi, uygulanan tedaviye verilen yanıtın izlenmesini sağlar. Tedavi sonrasında tekrarların büyük çoğunluğu ilk yıllarda görüldüğü için bu dönemde sık, sonrasında daha seyrek aralıklarla muayene, tümör belirteçleri ve görüntülemeyle takip yapılır ve tüm tedavi seçenekleri hastayla ayrıntılı olarak konuşularak birlikte belirlenir.
1 Testis Kanseri Çocuk Sahibi Olmayı Engeller mi?
2 Testis Kanseri Ameliyatsız Tedavi Edilebilir mi?
3 Testis Kanseri Tedavisinde Hangi İlaç Grupları Kullanılır?
4 Testis Kanseri Tedavisinden Önce Sperm Dondurulmalı mı?
5 Testis Kanseri Nedeniyle Tek Testisle Yaşam Etkilenir mi?
6 Testis Kanseri ile Benzer Belirti Veren Hastalıklar Hangileridir?
7 Testis Kanseri Tekrarlarsa Nasıl Anlaşılır?
8 Testis Kanseri Risk Grubunda Kimler Vardır?
9 Testis Kanseri Göğüs Büyümesine Neden Olur mu?
10 Testis Kanserinde Seminom ve Seminom Dışı Türler Arasındaki Fark Nedir?
11 Testis Kanseri Ameliyatında Testis Protezi Takılabilir mi?
12 Testis Kanseri Evrelemesinde Hangi Görüntüleme Kullanılır?
13 Testis Kanseri Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?
14 Testis Kanseri Diğer Testiste de Gelişir mi?
15 Testis Kanseri Hangi Organlara Yayılır?
16 Testis Kanseri Testosteron Düzeyini Etkiler mi?
Kaynakça
Bu sayfadaki bilgiler hazırlanırken yararlanılan uluslararası kaynaklar aşağıda listelenmiştir.
- Testicular Cancer www.cancer.gov
- Treatment for Testicular Cancer www.cancer.gov
- Testicular Cancer medlineplus.gov
- Male Infertility medlineplus.gov
- Literatür taraması: “testicular germ cell tumour management” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- Literatür taraması: “retroperitoneal lymph node dissection testicular cancer” pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
- The Urinary Tract & How It Works www.niddk.nih.gov